ODA -5

Mayıs 3, 2025 - 14:42
Mayıs 3, 2025 - 18:27
 2  779
ODA -5

Ben hayatımdaki her bir anı o kocaman evin odalarına yerleştirmiş ve odalarda bu sahneleri yaratmıştım. Kimi odada mutlu kiminde korku, endişe, bir diğerinde ise acı ve üzüntüyü yaşamışım. Şimdi düşünüyorum da mutlu olduğum oda sayısı çok az. Bu lanet evin içinde kaybolmuşum. İçeriden dışarıya çıkamamışım. Harry’nin beni alıp götürdüğü gemi yolculuğunu bile bir oda da yaşıyordum. Kısır döngü içinde odadan odalara koşup duruyordum. İçine girdiğim sarmal beni zincirlemiş ve o kördüğümü açamıyordum. Aslında sorun belki ben değil, bu evdi. 27 odalı bu ev.

 

Heyecan içinde Suzi’yi bekledim. O gelmeden olacaklar için bir A ve bir de B planı yapmalıydım. Yukardaki ranzalarımızın bulunduğu odaya çıktım. Yemek saatlerinde kimse olmazdı. Az sonra Suzi kapıda belirdi. Heyecandan yerinde duramıyordu. Bayan Annabel’in onu doktora götüreceğini ve bacağını iyileştireceğini söyledi. Hızla yanıma çektim. Sessizce kendisine;

-Sen de inandın mı? Bak Suzi benim içimde hiç te iyi olmayan hisler var. Bayan Annabel’in bize ne zaman iyilik yaptığını gördün? Bu işte bir iş var. Hemen heyecan yapma. Sen yıllardır bacağından hastaydın. Ne zaman seninle ilgilendi?  Bak bana, hastalığımın tedavisi var. Ama ilacı benim için almıyor. Neymiş çok pahalıymış. Benim bildiğim bizim ilaç masraflarını devlet zaten ödüyor. Ama bu paralar nereye gidiyor sence? Ortada ne tedavi var ne de para. Devletin bize her ay gönderdiği harçlıkları bile vermiyorlar. Suzi’nin bütün sevinci boğazında kaldı. Durgunlaştı. Yüzü asıldı.

- Eee neden o zaman bana böyle söylediler?

Bak suzi bunların peşine düşüp iyi bir şey için giden bazı çocuklardan bir daha haber alınamadı, biliyorsun. Ne olduklarını sorduklarımızda ya evlat edinildi. Ya da başka bir yurda gönderildi, cevabını sürekli işitiyorduk. Başka yurda gönderildi dedikleri çocukların tüm eşyaları burada kalıyordu, Daha sonra kızıl sakal gelip hepsini toplayıp dışarda bahçede yakıyordu. Hatırlıyor musun? Suzi başını istemsizce salladı. Senin bir şekilde Bayan Annabel ile dedikleri yere gitmemen gerekiyor. 

-Peki ne yapıcaz?

-Ne mi yapıcaz? Bu akşam bu iğrenç yerden tüyeceğiz. Suzi’nin gözleri faltaşı gibi açıldı.

Ağzı açık kalmıştı. Kekeleyerek;

-Ama nasıl? Hem kaçsak ta nereye gideceğiz?

-Nereye olursa olsun. Buradan daha iyi bir yer olacağı garanti.

-Ama Suzi sen hastasın ben ise sakat . Bu halimizle nasıl kaçacağız?

-Ben her şeyi planladım. Akşam yemeğinden sonra planımı uygulamaya koyacağız.

-Ben çok korkuyorum Marry Ann.

-Ben de korkuyorum. Ancak şu an korkunun ecele faydası yok. Bu sefer bunu yapamazsak bir daha bu delikten çıkamayacağız. Ha çıkarız çıkmasına ama cesedimizden kalanlarla. Diğerlerine olanlar bizim de başımıza gelebilir. Bunu göze almalıyız.

-Bak Suzi, her gece bu adaya ufak bir motor yanaşır. Binanın en üstünde kaldığımız için bu kattaki tuvaletin penceresinden gece gelen motoru görmüştüm. Sonraki geceler hep takip ettim. Her gece sabaha doğru dört sularında kıyıya yanaşır. Gece bir şeyler bırakır. Yine bir şeyler alır. Ne alıp götürdüğünü hep merak ettim. Ama hiç öğrenemedim. Eğer bu akşam yemekten sonra buradan kaçabilirsek, o tekneye gizlice binebiliriz.

Suzi sessizce beni dinliyordu. O kadar masum ve aynı zamanda korkmuş bakışları vardı ki. O küçücük kafasının içinde benim söylediklerimi nasıl algılıyordu? Bilemiyordum.

-Peki, dedi Suzi. Anladım. Ama biz buradan gidiyoruz, diyelim. Peki, geriye kalan çocuklar ne olacak?

Başımdan aşağıya kaynar su dökülmüş, aynı zamanda sert bir kayaya çarpmış gibi afalladım. Evet diğer çocukları hiç düşünmemiştim. Bencil davranmıştım. Buradaki sefilliği sadece biz yaşamıyorduk. Yurtta kalan tüm çocukların kaderi de bizimki ile aynıydı.

-Tamam haklısın. Ama bu kadar çocukla nasıl kaçabiliriz. Hem tekne de almaz. Suzi istemsizce başını eğdi. Peki, o zaman ne yapacağız, planın ne söyle.

-Biliyorsun bir şeye itiraz ettiğimde beni bodrum kattaki mahzene hep atıyorlar. Hım mm şimdi düşünüyorum da gelir giderken mahzenin baş tarafında garip sesler, bazen yalvarmalar, bazen de çığlıklar geliyordu. O seslerin benim gibi cezalandırıp mahzene kapatılmış çocuklara ait olduğunu hep düşündüm. Her neyse, kızıl sakal beni aşağı sürükleyerek götürdüğünde bodrumda bir kapının açık olduğunu fark ettim. Geçerken içeride büyük pervanelerin olduğu havalandırma sistemini gördüm. Kızıl sakal bodrumdaki telefonda, Bayan Annabel ile görüşürken ben içerideki odayı inceliyordum. Eğer bir kaçış yolu arıyorsak ön kapıdan değil, o havalandırma tünelinden geçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Orası mutlaka dışarı açılan bir tünele bağlanıyordur. İkimizde sıska ve ufak tefeğiz. Pekâlâ, o dev pervanelerin arasından rahatlıkla geçip çıkabiliriz. Suzi,

-İyi de dev pervaneler hareket halinde değil mi? Biz nasıl hareket halinde olan pervanelerin arasından geçeriz. Bizi parçalar. Tanrı Korusun, deyip elleriyle kendini sardı ve titredi.

-Ben onu da düşündüm sen merak etme bu pervaneler dönüşlerini 6 kez yapıp duruyor ve tekrar geriye sarıp çalışıyor. O durma aralığında ilk önce sen geçeceksin. Sonraki seferde de ben geçeceğim. Suzi tekrar başıyla onayladı. Şimdi bize düşen sessizce akşamı beklemekti.

Akşam yemeğinden sonra tüm çocuklara bulaşıkları yıkattıran kızıl sakal hızla yanıma gelip yakamdan çekiştirerek sen de müdire hanımın odasını temizleyeceksin. Diyerek beni sürüklemeye başladı. Giriş katta bulunan Bayan Annabel’in odasını hiç görmemiştim. Elime bir süpürge ve bez veren kızıl sakal;

-Bana bak! Bal dök, yala olacak buralar, tamam mı? Elini de çabuk tutacaksın, deyip oda da bulunan sallanan sandalyeye oturdu ve kendini bir ileri bir geri sallamaya başladı. Kızıl sakalın beni odaya boş bir çuval gibi fırlatmasından sonra, kafamı kaldırıp merakla etrafı incelemeye başladım. İlk gördüğüm şey şöminenin üstündeki koca geyik kafası oldu.  Oldukça ürktüm. Çirkin kadının çirkin odası. Masasını temizlerken üzerinde bulunan resim çerçevesine gayr-ı ihtiyari bakmış bulundum. Fotoğrafta bulunan Bayan Annabel’in yanındakini görünce donup kaldım. İnanamıyorum. Olamaz . Gördüğüm hayal ötesi bir şey olabilir mi. Hayıııııır !  Harry’nin bu fotoğraftaki işi ne?     DEVAM EDECEK.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow