Bin Gün Sonra

Mart 5, 2026 - 22:05
Mart 8, 2026 - 12:12
 0  8
Bin Gün Sonra

Bugün alkolsüz geçen bin günü geride bıraktım.

Bunu yazarken hala biraz tuhaf hissediyorum. Çünkü bir zamanlar bir hafta bile uzak kalmanın zor göründüğü bir şeyden, şimdi bin gün uzak kalabiliyor olmak bana hala şaşırtıcı geliyor. Eskiden alkol hayatımın doğal bir parçasıydı. En azından ben öyle düşünüyordum. Günün yorgunluğunu almak için, arkadaşlarla sohbeti renklendirmek için, bazen de sadece alışkanlıktan. Bir kadeh derken fark etmeden o kadeh hayatın merkezine yerleşebiliyor.

İnsan çoğu zaman bunun ne zaman değiştiğini tam olarak fark etmiyor. Çünkü bağımlılık çoğu zaman gürültülü değil, sessiz ilerliyor. Küçük alışkanlıklarla başlıyor, küçük bahanelerle devam ediyor. Ve bir gün dönüp baktığınızda hayatınızın bazı alanlarının yavaş yavaş daraldığını görüyorsunuz.

Benim için de farkındalık tam olarak böyle başladı. Bir gün durup kendime şu soruyu sordum.

''Ben gerçekten nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?''

O gün aldığım karar hayatımı bir anda değiştirmedi ama bir yön verdi. Remisyon romantik bir hikaye değil. İlk günler zor oluyor. Akşamları, stresli bir günün sonunda o eski alışkanlık kendini hatırlatıyor. Ama zamanla insan başka bir şey fark ediyor. Alkolsüz yaşam aslında eksik bir yaşam değilmiş. Tam tersine daha berrak, daha sakin ve daha gerçek bir yaşam. Sabahları daha net bir zihinle uyanmak, duyguları bastırmadan yaşayabilmek, insanlarla gerçekten bağlantı kurabilmek. Bunların değeri zamanla daha iyi anlaşılıyor.

Bugün bin günü geride bırakırken şunu çok net söyleyebilirim. Değişim büyük bir kararın değil küçük ama sürekli kararların sonucu. ''Bugün de içmeyeceğim.'' İyileşme tam olarak böyle başlıyor. 

Bir gün, sonra bir gün daha. Ve o günler biriktiğinde insan fark etmeden çok uzun bir yolu geride bırakmış olabiliyor. Eğer bu yazıyı okuyan biri şu anda kendisiyle mücadele ediyorsa şunu bilsin isterim. Değişim mümkün ama çoğu zaman düşündüğümüz gibi büyük adımlarla değil küçük ama kararlı adımlarla geliyor. Benim için bin gün böyle geçti.

Belki de bu yazı, birinin ilk gününe küçük bir ışık olur.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mehmet Emre YILMAZ Yazmak, benim için yalnızca kelimeleri bir araya getirmek değil; insanın kendine, geçmişine ve başkalarına doğru yaptığı bir yolculuktur. Romanlarımda, denemelerimde ve kişisel gelişim yazılarımda; insanın iç çatışmalarını, değişim arzusunu ve iyileşme ihtiyacını ele alıyorum. Her satırda, okurla bir bağ kurmak, düşünmeye ve hissetmeye alan açmak istiyorum. Sosyal temalara dokunan hikâyelerim, bireysel deneyimlerle toplumsal gerçekliği buluşturmayı amaçlıyor. Çünkü inanıyorum ki, bir hikâye bazen bir hayata ışık tutabilir..