Bir Nefes Kadar Yakın

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Annesini kaybettikten sonra derin bir yalnızlığa gömülen Murat, hayatla bağını neredeyse tamamen koparmış bir halde günlerini mekanik bir sessizlik içinde sürdürmektedir. Bir akşam yağmur altında bulduğu çaresiz bir yavru kedi, onun hayatında beklenmedik bir kırılma noktası olur.

24 Şubat 2026 - 16:55
24 Şubat 2026 - 16:55 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  48
Bir Nefes Kadar Yakın

Bir Nefes Kadar Yakın

Murat, evine her akşam aynı sessizlikle giriyordu. Kapıyı açtığında onu karşılayan ne bir ses vardı ne de bir hareket. Ayakkabılarını kapının yanına bırakıyor, ışığı yakmadan salona geçiyor, koltuğa oturup öylece tavana bakıyordu. Annesini kaybedeli altı ay olmuştu ama ev, sanki onu yıllardır bekliyormuş gibi bomboştu. Zaman ilerliyor ama Murat olduğu yerde kalıyordu.

Bir akşam işten dönerken apartmanın önünde küçük bir kalabalık gördü. Yağmur yağıyordu. Kaldırımın kenarında, karton bir kutunun içinde titreyen bir yavru kedi vardı. Islak tüyleri birbirine yapışmış, gözleri korkuyla açılmıştı. İnsanlar bakıyor, üzülüyor ama dağılıyordu. Murat da bakıp geçecekti. Hep yaptığı gibi.

Ama kedi o anda miyavladı.

Ses çok zayıftı, neredeyse bir nefes gibiydi. Murat’ın içinde bir şey koptu. Annesinin hastane odasında duyduğu o kırılgan sesleri hatırladı. Yardım isteyen ama gücü kalmamış sesleri.

Eğildi. Kedi kaçmadı. Sadece baktı. Murat ceketini çıkarıp kediyi sardı. O an verdiği karar, belki de aylar sonra verdiği ilk gerçek karardı.

Eve geldiklerinde Murat, kediyi banyoda kuruttu. Bir kaba süt koydu ama kedi içmedi. Onun yerine Murat’ın eline sokuldu. Küçücük kalbi hızla atıyordu. Murat uzun zamandır ilk kez bir canlının varlığını bu kadar yakından hissediyordu.

— Tamam, dedi fısıltıyla. Buradayım.

Kediye “Nefes” adını verdi. Çünkü onu bulduğu anda, sanki kendi nefesini yeniden hatırlamıştı.

Günler geçtikçe ev değişti. Sabahları alarmdan önce uyanmaya başladı Murat çünkü Nefes yüzüne patisiyle dokunuyordu. Akşamları eve aceleyle geliyordu çünkü biri onu bekliyordu. Murat farkında olmadan yemek yemeye, pencereleri açmaya, perdeleri toplamaya başladı. Evin içine hayat sızıyordu.

Ama asıl değişim Murat’ın içinde oluyordu.

Bir gece Murat yine karanlık düşüncelerle koltuğa çöktüğünde, Nefes sessizce yanına geldi. Murat’ın göğsüne tırmandı, başını kalbinin üstüne koydu. Mırıldanmaya başladı. Ritmik, sakin bir ses. Murat’ın nefesi yavaşladı. Gözlerinden yaşlar süzüldü ama bu kez kaçmadı. Ağladı. Uzun zamandır ilk kez.

— Yalnız değilim, dedi kendi kendine. Ve buna gerçekten inandı.

Bir süre sonra Murat, annesinin odasına girebildi. Önceden kapıyı bile açamıyordu. Nefes, odanın ortasına kadar ilerledi, etrafı kokladı, sonra pencerenin önüne oturdu. Güneş içeri doldu. Murat, annesinin sevdiği çiçeği suladı. İlk kez acı, boğazında düğüm olmadan durabildi.

Aylar sonra Murat bir barınakta gönüllü olmaya başladı. İnsanlara hep aynı şeyi söylüyordu:
— Ben bir kediyi kurtardığımı sanıyordum. Meğer o beni kurtarmış.

Nefes şimdi hâlâ Murat’ın yanında. Büyüdü, güçlendi. Ama Murat bilir: Asıl büyüyen, onun kalbidir. Çünkü bazen bir hayvan, bir insana yol göstermez; ona yeniden yaşamayı öğretir. Ve bu sevgi, sessiz ama sonsuzdur.

 

Dosyalar

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow