BEN SENİ ÇOK...

edebiyat, deneme, aşk

Nisan 1, 2025 - 16:02
Nisan 3, 2025 - 12:39
 0
BEN SENİ ÇOK...

BEN SENİ ÇOK...

Ben seni çok...

Ben seni çoktan daha çok... Ama öyle böyle değil, acayip çok...

Birgün yine böyle ömürden cımbızla seçilecek bir gün... Zaten sorsalar; onunla geçen günlerin mi, diğer yaşadığın ömür mü diye; ya biz bir kez görmüş olmanın ölmeye değer olduğu bir aşkla sahiplenmişiz de bakmayın işte. “Seven ne yapmaz demişiz de” ama işte fırsat vermemiş sevdiceğimiz ki yapalım edelim onu mutlu edebilmek için her bir şeyi... Çok çılgın bir seviş olmuş bizimkisi... Haa, zamane aşkları gibi mesaj yolu beklerken gözümüz telefon ekranında akşamı da etmişiz, akşamdan sabahı da... Öyle zamanlar olmuş ki yazdığım mesaja cevap gelecek diye bir hafta, iki hafta, hafta üstüne hafta... derken anlamışız anlamamız gereken şeyleri...

Ne diyorduk; ömürden cımbızlanası bir gün; ne yapıp ettiğimiz çok da önemli değil; çünkü ne yapsan derin anlamlar kazanıyor, hatıralara kazınıyor; kanırta kanırta hem de... O yanımda ve eli elimde... Bense rüyada mıyım, cennette miyim, şapşal bir hâlde miyim, ayık mıyım, sarhoş muyum... Bildiğim tek şey, o an dünyadaki tek mutlu adam benim. Başkalarının mutluluğu benimkinin yanında çok sahte ve sönük kalır... İşte çokları bilmez; deliler gibi özlemenin ardından bakışların birbirine dokunmasını.

Kaldırımda yürüyor öyle; ama bana doğru... Sanki ben de ona doğru gidiyor gibiyim. Giyinmiş, süslenmiş etmiş; hepsi benim için. Ama öyle bir yürüyor ki vallahi tuğla gibi bir divan yazar koyardım ortaya da yine eksik kalırdı. Fuzûlî’yi şairliğe küstürür, Cemal Süreya’yı yeni baştan âşık ettirirdim birilerine. Şimdi ben ömrümce o yürüyüşü görebilseydim, cennetin varlığı anlamını yitirirdi sonra. Ondan kısmet olmadı diye de düşünüyorum bazen!

El ele de yürüdük birkaç defa ama bakın bu aramızda sır kalsın. Sarıldığımızı hiç demem. Zaten henüz sarılmanın vermiş olduğu duyguyu yazabilecek bir üsluba erişemedim. Ve sanırım erişilmez bir lisan gerekli bunun için.

Bakışı mı dedi birileri? Oraya hiç girmeyelim be! Ben onun bana bakıyor olmasının yaşattığı duyguyu, bana baktığı anda bakışlarımla ona anlatmaya çalıştım da her defasında gözlerim titredi.

Kaşların kemandır, kirpiğin oktur / Vallahi sevgilim böyle bir aşk yoktur.

İşte ben seni çok... Çoktan daha çok... Acayip manyak/çılgınca çok...

Eskiye rağbetten, geçmişe duyulan özlemden ibaret olamayacak kadardı benim aşkımız. “Seviyorum ulaaan! “ diye de bağırdım ya la, dağ bayır. Ama bağırttırıyordu zalim beyâ, taa ki içimin şu derin sessizliğine teslim olana kadar.

Canım her şeyim... Her şeyimlerin bile eksik kalacağı kadar çok çok sevdiğim... Ben seni...

Öyle işte.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Bünyamin Çoban Siyahlar İçinde Gelen, Bir Dağ Evinde Akşamüstü, Macera Takımı Hazine Avında kitaplarının yazarı.