HASTA HAKLARI GÜNÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

HER HASTA SAYGIYI, HER İNSAN ŞEFKATİ HAK EDER

26 Ekim 2026 - 16:15
 0  3
HASTA HAKLARI GÜNÜ

HASTA HAKLARI GÜNÜ: HER HASTA SAYGIYI, HER İNSAN ŞEFKATİ HAK EDER

Sağlık, insanın yaşamındaki en kıymetli hazinelerden biridir. İnsan sağlığını kaybettiğinde yalnızca bedeninin iyileşmesini değil; anlaşılmayı, güven duymayı, kendisine saygı gösterilmesini ve insan onurunun korunmasını da ister. İşte Hasta Hakları Günü, bütün bu değerleri yeniden hatırlamak için önemli bir fırsattır.

Bir hastane odasında bekleyen insanı düşünelim… Belki korkuyordur, belki aldığı bir haberin etkisiyle ne yapacağını bilemiyordur. Belki de kendisini ifade etmekte zorlanıyor, sorularına cevap arıyor ya da sevdiklerinden uzakta iyileşmeye çalışıyordur. Böyle zamanlarda bir doktorun açıklayıcı sözü, bir hemşirenin şefkatli yaklaşımı, bir sağlık çalışanının içten gülümsemesi hastanın yüreğine umut olabilir.

Çünkü sağlık hizmeti yalnızca hastalığı teşhis etmek ve tedavi uygulamak değildir. Aynı zamanda insanı anlamak, kaygılarını önemsemek ve ona değerli olduğunu hissettirmektir.

Hasta olmak, insanın haklarını kaybetmesi demek değildir.

Her hasta; dili, dini, kökeni, yaşı, ekonomik durumu ya da sosyal konumu ne olursa olsun eşit ve saygılı sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir. Hastalığı ve tedavisi hakkında anlaşılır bilgi edinmeli, mahremiyetinin korunmasını bekleyebilmeli, tıbbi karar süreçlerine katılabilmeli ve kendisine yönelik uygulamalarda insan onuruna uygun bir yaklaşım görmelidir.

Hastanın soruları küçümsenmemeli, endişeleri görmezden gelinmemeli, acısı sıradanlaştırılmamalıdır. Bazen bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, karşısındaki kişinin onu gerçekten dinlemesidir.

Elbette sağlık çalışanlarının da ağır sorumluluklar taşıdığını unutmamalıyız. Yoğun çalışma koşulları, zamanla yarışılan acil durumlar ve büyük bir emek gerektiren meslekleri içinde onlar da insandır. Hasta haklarını korumak kadar sağlık çalışanlarının emeğine, güvenliğine ve mesleki onuruna saygı göstermek de önemlidir. Sağlıklı bir sağlık sistemi, ancak karşılıklı saygı ve güvenle güçlenebilir.

Ancak hiçbir yoğunluk, hastanın insan olduğunu unutturacak bir davranışa gerekçe olmamalıdır. Sağlık hizmetinde bilgi kadar vicdanın, tecrübe kadar merhametin de yeri vardır.

Hasta hakları, yalnızca hastanelerin duvarlarında yazılı kalan kurallar değildir. Bunlar, insan yaşamına verilen değerin göstergesidir. Bir hastanın mahremiyetini korumak, ona doğru bilgi vermek, onamını gözetmek ve ayrımcılık yapmadan yaklaşmak; insan olmanın ve mesleki sorumluluğun gereğidir.

Unutmayalım ki bugün sağlıklı bir şekilde yürüdüğümüz koridorlarda yarın bir hasta yakını olarak bekleyebilir, bir hastane odasında iyileşmeyi umut edebiliriz. Hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz. Bu nedenle başkasının yaşadığı zorluğa duyarsız kalmamalı, herkesin bir gün desteğe ve anlayışa ihtiyaç duyabileceğini hatırlamalıyız.

Hasta haklarını savunmak, yalnızca hastaları korumak değildir; hepimizin daha güvenli, daha adil ve daha insancıl bir sağlık ortamında yaşamasını savunmaktır.

Çünkü hastanelerde yalnızca hastalıklar tedavi edilmez; insanın umudu da iyileşmeye ihtiyaç duyar.

Hasta Hakları Günü vesilesiyle dileğimiz; hiçbir hastanın kendisini çaresiz, değersiz ya da yalnız hissetmediği, her sorunun anlayışla karşılandığı, her insanın onurunun korunduğu bir sağlık sistemidir.

Unutmayalım:

Bir insanın hastalığı bedenini yorabilir ama hiç kimsenin onurunu incitmeye hakkımız yoktur.

Sağlıkta insanı merkeze alan, haklara saygı duyan ve merhameti elden bırakmayan bir dünya dileğiyle…

Hasta Hakları Günü kutlu olsun.

Ayşe Küçükışık

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.