ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ – Bir Vatanın Ağıdı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı türküler vardır, tek bir yüreğin değil, bir milletin suskunluğunu anlatır.

21 Ekim 2026 - 15:27
 0  2
ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ – Bir Vatanın Ağıdı

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ – Bir Vatanın Ağıdı

Bazı türküler vardır,

tek bir yüreğin değil,

bir milletin suskunluğunu anlatır.

Çanakkale Türküsü,

bir cephede kalan gençliğin,

yarım kalan sevdaların,

anasına kavuşamayan oğulların sesidir.

Bu türküde sadece ölüm yoktur;

bekleyiş vardır,

umut vardır,

ve geri dönmeyecek olanların sessizliği…

Her dizesinde bir annenin duası,

her ezgisinde toprağa düşen bir can saklıdır.

O yüzden bu türkü söylendiğinde

insanın sesi değil,

yüreği titrer.

Bu hikâye,

bir destanı anlatmaz yalnızca;

bedelini ömürlerle ödemiş

bir vatanın hatırlatmasıdır.

1914 sonbaharında bir sabah, Seyfullah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Çanakkale Sultanisinin avlusunda tek başına yürüyordu. Güneşin ilk ışıkları taş duvarların arasından süzülüyor, avlunun zeminine altın sarısı lekeler bırakıyordu. Sabah serinliği henüz dağılmamıştı ama havada başka bir ağırlık vardı. Yaklaşan bir şeyin sessizliği…

Kalbi hem heyecan hem de korku ile doluydu. Sokaklardan geçen askerlerin ayak sesleri, nal seslerine karışıyor; marşlar rüzgarla birlikte okulun avlusuna kadar ulaşıyordu. Seyfullah her adımda duruyor, dinliyordu ve kulağında durmadan aynı türkü çınlıyordu.

“Çanakkale içinde aynalı çarşı…”

Sözler küçük kalbine ağır geliyordu. Henüz on bir yaşındaydı. Ama gözlerinde, çocukluğuna sığmayacak kadar büyük bir gölge vardı. Küçücük bedeninde, koca bir ülkenin kaygısını taşıyordu sanki.

Durdu.

Başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Bulutlar ağır ağır ilerliyordu.

İçinde bir şey düğümlendi.

Kalemi eline aldı.

Masaya oturdu, titreyen parmaklarıyla annesine mektup yazmaya başladı.

Kardeşlerine…Evine…

“Anneciğim, kısa zaman önce sokaklardan askerler geçmeye başladı. Kimileri at sırtında, kimileri develerle. Top arabaları mekkareler onlara eşlik ediyor. Savaş çıkacağını söylediler. İngiliz ve Fransız gemilerinin boğazda dolaştığını duyduk. Yakında İstanbul’a gideceğiz, ama ben bunu göremeyeceğim. Oysa görmek isterdim. Sonunda size kavuşacağımı biliyorum.”

Kalemi yavaşça indirdi, elleri titrerken derin bir nefes aldı. Etraf sessizleşmişti; rüzgar eski taş duvarların üzerinden esiyor, savaşın yaklaşan ayazını hissettiriyordu.

Mektubun sonuna geldi:

“Babamın ve siz anneciğimin ellerinden öperim. Kardeşlerime selam ederim.

 Oğlunuz Seyfullah.”

Mektubu zarfa yerleştirdi, masanın üstüne bıraktı. Gözleri uzaklarda askerlerin yürüdüğü çarşıya takıldı. O an, türkü bir kez daha yankılandı kulaklarında. Her notasında hem gurur hem de korku.

Her kelimede bir annenin yüreği, bir çocuğun masumiyeti ve bir ülkenin kaderi…

O türkü artık yalnızca ezgi değildi.

Savaşın, ayrılığın ve gençliğin yarım kalışının sesiydi.

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ (ANONİM)

Çanakkale Türküsü, savaşın acılarını ve

kahramanlıklarını anlatan etkileyici sözlere sahiptir.

İşte türkünün en bilinen dizeleri:

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni

Of gençliğim eyvah

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.