ZONGULDAK’TA YİNE ATEŞ DÜŞTÜ OCAĞA

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bir ekmek uğruna yerin altına inen madencilerin yarım kalan hikâyesi…

23 Ekim 2026 - 23:56
 0  3
ZONGULDAK’TA YİNE ATEŞ DÜŞTÜ OCAĞA

ZONGULDAK’TA YİNE ATEŞ DÜŞTÜ OCAĞA

Bir ekmek uğruna yerin altına inen madencilerin yarım kalan hikâyesi…

Bazı haberler vardır, insanın yüreğine dokunmakla kalmaz; orada derin bir yara açar.

23 Ekim 2026’da Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması, hepimizi derin bir üzüntüye boğdu. Üç madencimiz hayatını kaybetti, beş işçimiz yaralandı.

Yine bir ocak söndü, yine yuvalara ateş düştü.

Oysa o sabah madene inen her işçinin kendine göre bir hayali, evinde kendisini bekleyen sevdikleri vardı. Kimi çocuğunun geleceği için çalışıyordu, kimi evinin geçimini sağlamak için. Belki akşam eve döndüğünde ailesiyle oturacağı sofrayı, çocuklarının yüzündeki gülümsemeyi düşünüyordu.

Fakat hayat, bazen insanın bütün hayallerini bir anda yarım bırakıyor.

Yerin metrelerce altında karanlıkla mücadele eden madenciler, alın terleriyle ekmeklerini kazanırken aileleri de yeryüzünde onları bekler. Her vardiyanın sonunda açılan bir kapı, duyulan bir ayak sesi, sevgiyle söylenen bir hoş geldin vardır. O kapıdan içeri giremeyen bir babanın, eşin ya da evladın yokluğu ise geride kalanların yüreğinde kapanmayan bir yaraya dönüşür.

Bugün üç madenci ailesi, sevdiklerinin yokluğuyla yüzleşmek zorunda kaldı. Birileri babasını, birileri eşini, birileri evladını kaybetti. Her birinin hikâyesi ayrı, acısı ortak…

Madencilik, büyük emek ve cesaret isteyen bir meslek. Ancak hiçbir emekçinin hayatı, kazandığı ekmekten daha değersiz değildir. Hiçbir aile, sevdiklerinin işten sağ salim dönüp dönmeyeceği korkusuyla yaşamak zorunda kalmamalıdır.

Bu nedenle madenlerde iş güvenliği, gerekli denetimler ve alınması gereken önlemler yalnızca kâğıt üzerinde kalan kurallar olmamalıdır. Her işçinin can güvenliği, her şeyin önünde tutulmalıdır. Yaşanan her facia, aynı zamanda insan hayatını korumak için yapılması gerekenleri yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatır.

Zonguldak’ın kara kömürü, nice madencinin alın terini taşır. Fakat o kömürün ardında kalan acıları yalnızca bir gün hatırlayıp sonra unutmak, kaybettiklerimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye yetmez.

Bugün hayatını kaybeden madencilerimizi anarken geride kalan ailelerini de düşünmeliyiz. Çünkü yas, haberlerin gündemden düşmesiyle sona ermez. Bir çocuğun babasına duyduğu özlem, bir eşin boş kalan yanına bakışı, bir annenin evladının sesini arayışı yıllarca sürer.

Kömür karadır; ama o kömürü çıkaran ellerin emeği, hayatımızı aydınlatır.

Dileğimiz, hiçbir madencimizin evinden helalleşerek çıkmak zorunda kalmaması; her vardiyanın sağ salim tamamlanması ve her işçinin sevdiklerine kavuşmasıdır.

Zonguldak’ta hayatını kaybeden madencilerimiz Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya’yı rahmetle anıyorum. Ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyor, yaralı işçilerimize acil şifalar temenni ediyorum.

Unutmayalım: Bir madencinin hayatı yalnızca kendisine ait değildir. Onu bekleyen bir ailesi, yarınlara dair umutları ve yarım bırakılmaması gereken bir hikâyesi vardır.

Ayşe Küçükışık

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.