Deprem

Ocak 28, 2026 - 17:44
Nisan 10, 2026 - 23:43
 0  31
Deprem
Sessiz Çığlıklar
Deprem

6 Şubat: Saatin Durduğu, Kalbin Konuştuğu Gün

O gece, zaman bir daha eskisi gibi akmadı.

Takvimler 6 Şubat’ı gösterdiğinde, saatler 04.17’de durdu.

Ama aslında duran saatler değil, insanlığın nefesiydi.

Uyku ile ölüm arasındaki o ince çizgide yakalandı şehirler.

Duvarlar konuştu, zemin öfkeyle sarsıldı,

annelerin duaları yarım kaldı,

çocukların rüyaları karanlığa düştü.

Deprem bir doğa olayıydı belki,

ama yaşanan bir insanlık sınavıydı.

Bir Gecede Yetim Kalan Şehirler

Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep…

Her biri bir kalp gibi attı o an.

Ve her biri aynı anda acıyla kasıldı.

Bir ev çöktüğünde sadece beton yıkılmaz.

Bir hayatın geçmişi, hayalleri, fotoğrafları,

bayramlıkları, duvardaki saat,

bir köşede asılı duran umutlar da enkaz altında kalır.

O gece:

Anneler çocuklarının isimlerini haykırdı,

Babalar elleriyle beton kazıdı,

Kardeşler kardeşlerinin sesini dinleyerek sabaha ulaştı,

Bazıları ise sessizliğe emanet edildi.

Enkaz Altında Kalan Sessizlik

En ağır ses, sessizlikti.

Bir çocuğun “buradayım” diyememesi,

bir annenin cevapsız duası,

bir babanın dizlerinin üzerine çöküp susması…

O sessizlik,

televizyonlardan değil,

kalplerimizin tam ortasından yayıldı.

Ve biz öğrendik ki;

insan bazen ağlayamaz,

sadece donar.

Dayanışmanın Ayağa Kalktığı Yer

Ama karanlığın en koyu anında,

bir ışık yandı.

Bir el uzandı başka bir ele.

Tanımayanlar tanıdık oldu.

Bir ekmek bölündü,

bir battaniye paylaşıldı,

bir “yalnız değilsin” sözü umut oldu.

O gün anladık:

İnsan, insana merhem olabiliyordu.

Gençler enkaz başında sabahladı,

kadınlar çorba kaynattı,

yaşlılar dua etti,

çocuklar oyuncaklarını paylaştı.

Ve acının içinden,

kardeşlik çıktı.

Gidenler ve Kalanlar

Bazıları gitti…

İsimleri mezar taşlarına yazıldı,

ama kalplerimizden silinmedi.

Bazıları kaldı…

Ama artık eskisi gibi değildi.

Geceleri uyanan,

en ufak seste irkilen,

hayata tutunmaya çalışan insanlar kaldı.

Deprem bitti denildi,

ama depremzedelerin içindeki sarsıntı bitmedi.

Unutmamak Bir Sorumluluktur

6 Şubat’ı anmak,

sadece bir tarih hatırlamak değildir.

Bu;

İhmali hatırlamaktır,

Sorumluluğu hatırlamaktır,

Daha sağlam bir vicdan inşa etmektir.

Unutursak,

aynı acılar yeniden yazılır.

Hatırlarsak,

belki bir can kurtulur.

Son Söz

6 Şubat bize şunu öğretti:

Evler yıkılabilir,

şehirler çöker,

ama merhamet yıkılmamalı.

Ve biz,

enkazın başında edilen her dua kadar

insan kalabildiğimiz sürece,

kaybettiklerimize borcumuzu ödeyebiliriz.

Ruhları şad olsun.

Kalanlara sabır,

gidenlere rahmet olsun.

6 Şubat – Enkazdan Yükselen İnsanlık

Bazı tarihler vardır, takvimde durmaz…

Kalpte durur.

6 Şubat da onlardan biridir.

O gece uyku, insanı terk etti.

Toprak öfkeyle silkindi,

şehirler bir anlığına nefessiz kaldı.

Saatler 04.17’de durdu

ama acı, akmaya devam etti.

Bir anne, çocuğunun adını haykırdı karanlığa.

Bir baba, elleri kan içinde betona sarıldı.

Bir çocuk, oyuncağını bırakmadan sustu.

Deprem geldiğinde

yalnızca binalar yıkılmadı;

hayatlar yarım kaldı.

Enkaz altı sadece beton değildi.

Fotoğraflar vardı orada,

bayram sabahları,

askıda kalmış kahkahalar,

“yarın yaparız” denilen hayaller…

Ve bir sessizlik çöktü.

Öyle ağırdı ki,

insanın içinden konuştu.

Ama tam da orada,

küllerin arasından

insanlık doğruldu.

Tanımayanlar birbirinin adını ezberledi.

Bir çorba kazanı, bir şehri ısıttı.

Bir battaniye, bir kalbi hayatta tuttu.

Bir “buradayım” sözü,

bir ömre tutunma sebebi oldu.

Acının içinden kardeşlik çıktı.

Çünkü insan,

en çok karanlıkta

insan olur.

Gidenler oldu…

Adları mezar taşlarına yazıldı

ama dualardan silinmedi.

Kalanlar oldu…

Geceleri hâlâ irkilen,

en küçük seste yüreği sarsılan,

ama yine de hayata tutunanlar…

Deprem geçti denildi.

Ama bazı kalplerde

hiç bitmedi.

6 Şubat’ı anmak,

yalnızca yas tutmak değildir.

Bu;

hatırlamaktır,

sorumluluktur,

bir daha aynı acıyı yaşamamak için

vicdanı diri tutmaktır.

Unutmak ihanettir.

Hatırlamak ise bir duadır.

Ve biz,

enkazdan çıkarabildiğimiz her merhametle

kaybettiklerimize biraz daha yaklaşırız.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Esin Tarakçıoğlu Esin Tarakçıoğlu Biyografi Doğum ve Eğitim 1971 yılında Ankara’da doğan Esin Tarakçıoğlu, eğitimini Ankara Yenimahalle Yunus Emre İlköğretim ve Ortaokulunda tamamladı; Lise eğitimini ise Yunus Emre Kız Meslek Lisesi’nde sürdürdü . Şair ve Yazar Yanı Deneme ve şiir türlerinde eserler yazan Tarakçıoğlu, yazılarını önce internet platformlarında paylaşmaya başlamış; duyguları şiirsel bir dille dile getiren güçlü kalemiyle dikkat çekti . "Hayattan Esintiler" İsimli Eseri İlk kitabı Hayattan Esintiler, Alaska Yayınları tarafından yayımlanan, anı, şiir ve denemenin harmanlandığı dokunaklı bir eser. İçeriğinde inişli çıkışlı bir hayatın içinden süzülen umut ve yeniden doğuş temaları yer alıyor . Bu kitabında, bir “Anka Kuşu” gibi küllerinden yeniden doğuşunu anlatan yazar, okuyucularına kendi hayatında yaşadığı kırgınlıkları, acıları ve zorlukları cesaretle aşılabilir öyküsünü sunuyor. Amacı; özellikle benzer deneyimlerden geçmiş kişilere umut olmak ve onları yeni bir başlangıca cesaretlendirmek . Edebi Tarz ve Mesaj Yazıları sade, akıcı ve samimi bir dille kaleme alan Tarakçıoğlu, okuyucularına bir sohbet havası içinde yaşamın içinden kesitler sunar. Şiirlerini ve denemelerini iç içe işler; ilhamını yaşadıkları ve yüreğindeki umut duygusundan alır . Toplumsal ve Kültürel Faaliyetler Esin Hanım, edebiyatın yanı sıra toplumsal sorumluluk alanlarında da aktif rol alıyor. Türkiye Yazarlar Birliği Aksaray İl Temsilciliği görevini yürütürken, “Karda Açan Kardelen Çiçekleri” Derneği Başkanı olarak, kimsesiz çocuklar, gençler, kadınlar ve engelliler gibi dezavantajlı grupların sesi olmayı amaçlayan çalışmalarda bulunuyor .