KAYBOLMADIN, SADECE BAŞKALARININ YOLUNDA YÜRÜMEKTEN YORULDUN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Başkalarının beklentileriyle yaşamak insanı yorar. Kaybolmak ve yavaşlamak bir başarısızlık değil, kişinin kendi yolunu bulması için gereken ilk farkındalık adımıdır.

10 Ekim 2026 - 18:41
10 Ekim 2026 - 18:41 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  8
KAYBOLMADIN, SADECE BAŞKALARININ YOLUNDA YÜRÜMEKTEN YORULDUN

KAYBOLMADIN, SADECE BAŞKALARININ YOLUNDA YÜRÜMEKTEN YORULDUN

​Kaybolmak kötü bir şey değildir. Bazen insanın kendi yolunu bulabilmesi için önce kaybolması gerekir. İnsana çocukluktan itibaren kaybolmaması tembihlenir. Yoldan çıkmaması, uslu durması ve herkesin yürüdüğü güvenli rotada kalması istenir. Bu telkinle büyüyen insan, kalabalıkların yürüdüğü yolu kendi yolu zanneder. Bu yol güvenlidir. Mantıklıdır. Onaylanır ve alkışlanır. Fakat yolun sonuna gelindiğinde beklenen tatmin gelmez. Onun yerine derin bir yorgunluk başlar. Bu yorgunluğun sebebi yolun uzunluğu değildir. İnsanı asıl yoran şey, kendine ait olmayan bir yolu uzun süre yürümektir. Birçok insanın hayatındaki önemli kararlar başkalarının beklentisine göre şekillenir. Okunacak bölüm, yapılacak iş, yaşanacak şehir ve kurulacak hayat çoğu zaman çevrenin mantığına göre belirlenir. İnsan da kaybolmamak adına bu hazır haritayı takip eder. Harita hatalı değildir. Sadece o harita başkasının hedefine aittir. Bu yüzden varılan her noktada bir yabancılık hissi oluşur. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür, fakat içsel bir eksiklik hissi devam eder. Eksik olan şey yolun kendisi değil, kişinin o yolun içinde olmamasıdır. Başkalarının yolunda yürümenin iki net sonucu vardır.

​Birincisi, hızlı yorulmaktır. İnsanın sevmediği, istemediği bir hayatı taşıması ağır bir yüktür. Sabahları hissedilen isteksizliğin kaynağı çoğu zaman tembellik değil, taşınan yanlış yükün ağırlığıdır.

​İkincisi, varamamaktır. Ne kadar emek verilirse verilsin, o yol insanı başkasının varmak istediği yere götürür. Kişinin kendi varmak istediği yere değil. Durmak, yavaşlamak ve yorulduğunu fark etmek bir başarısızlık değildir. Bu durum bir farkındalık anıdır. İnsanın ilk defa kendi yolunu aramaya başladığı andır. Kendi yolunu bulmak büyük planlar gerektirmez. Üç temel odak, yönü yeniden belirler.

​Birinci odak, beklentiden arınmaktır. Hayatı başkalarının onayından ve beğenisinden arındırmaktır. Dış sesler sustuğunda, insanın gerçekten ne yapmak istediği netleşir. Bu netlik, kişisel yolun başlangıç noktasıdır.

​İkinci odak, enerji veren şeyi bulmaktır. İnsanı neyin yorduğunu herkes bilir. Asıl önemli olan, neyin enerji verdiğini bulmaktır. Üretmek, yazmak, yürümek, öğrenmek veya sessiz kalmak olabilir. İnsana enerji veren detay, doğru istikametin işaretidir.

​Üçüncü odak, bugüne yatırım yapmaktır. Geleceğe dair büyük adımlar yerine, bugün sadece kendisi için bir zaman aralığı ayırmaktır. Başkalarının beklentisinden uzak, sadece kendinize ayırdığınız bir saat. Her gün tekrarlanan bu bir saat, zamanla kişinin kendi yoluna dönüşür. Yanlış yolda olan insan, kaybolduğunu fark etmez ve aynı hızla yürümeye devam eder. Kaybolduğunu fark eden insan ise durur, fark eder ve yön değiştirir. Bu durum bir kayboluş değildir. Bu durum, insanın kendine ve kendi hedefine doğru attığı ilk adımdır. Bazen haritanın karışmasına izin vermek gerekir. Çünkü kendi yolunu bulan herkes, bir zamanlar kaybolmayı göze almış olandır.

​Bugün kendine izin ver. Biraz kaybol. Biraz yolunu şaşır. Çünkü kendi yolunu ancak kaybolmayı göze alanlar bulur.

​Fikriye Kaya

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fikriye Kaya Merhaba, ben Fikriye Kaya. Aynı Film Kaç Kez Oynar adlı kitabımın yazarıyım ve kişisel gelişim konularında yazılar kaleme alıyorum. Hayatı ve insan ruhunu kelimelerle keşfetmeyi, okuyucuların kendi iç dünyalarını fark etmelerini sağlamayı seviyorum. Yazmak benim için sadece bir tutku değil, paylaşmak, ilham vermek ve okuyucularla bir bağ kurmak biçimidir. Her eserimde, okuyuculara düşünmeye, sorgulamaya ve kendi yolculuklarını fark etmeye davet eden bir pencere açmayı amaçlıyorum. Kelimelerin gücüne inanıyor, her hikayede hem duyguyu hem de düşünceyi buluşturmayı öncelik veriyorum.