Erkek Olmanın Görünmez Yükü

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Sırtındaki görünmez taşların ağırlığını hiç sorguladın mı? Erkek olmak, yük taşımak mı, yoksa o zincirleri kırmanın cesareti mi?

18 Haziran 2025 - 20:02
18 Haziran 2025 - 20:02 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  760
Erkek Olmanın Görünmez Yükü

Erkek olmak, ne garip bir mesele. Toplum sana bir rol biçiyor: güçlü ol, yıkılma, ağlama, her şeyi sırtla. Ama kimse sormuyor, “Bu yükü taşımak zorunda mısın?” Sanki doğduğun an, omuzlarına bir taş yığını koyuyorlar. Baban, “Erkek adam ağlamaz,” diyor. Mahalledeki abiler, “Korkma, atıl!” diye gaz veriyor. Reklamlar, filmler, sosyal medya... Hepsi bir ağızdan bağırıyor: “Erkek dediğin böyle olur!” Peki, ya sen öyle olmak istemiyorsan? Ya o taşlar altında ezildiğini hissediyorsan?

Bu yük, görünmez. Kimse konuşmuyor, çünkü konuşmak bile “zayıflık” sayılıyor. Gözyaşlarını yutuyorsun, çünkü “erkekler ağlamaz.” Öfkeni bastırıyorsun, çünkü “kontrolsüz” sanarlar. Sevdiklerin için dimdik duruyorsun, ama içten içe soruyorsun: “Benim için kim duracak?” İşte bu, erkek olmanın en ağır paradoksu: Herkesi taşımak zorundasın, ama kimse seni taşımayı düşünmüyor.

Bir an dur ve düşün: En son ne zaman gerçekten hissettiklerini söyledin? Bir dosta, ailene, hatta kendine? Çoğu erkek için bu soru, bir aynaya bakmak gibi. Yansımanı görüyorsun, ama ona dokunamıyorsun. Toplumun “erkeklik” tanımı, seni bir kalıba sıkıştırıyor: kahraman ol, kurtarıcı ol, asla yorulma. Ama kahramanlar da yorulur, knk. Superman bile kryptonitten kaçıyor.

Peki, ne yapacaksın? O taşları sırtından atmak kolay değil, ama bir yerden başlamak lazım. İlk adım, o görünmez yükü fark etmek. Mesela, babanın sana söylediği “Güçlü ol” lafını düşün. O söz, seni korumak için miydi, yoksa onun kendi korkularını mı yansıtıyordu? Belki de baban, kendi babasından aynı yükü miras aldı. Bu bir zincir, ve sen o zinciri kırabilirsin.

Erkek olmak, sadece yük taşımak değil. Başkalarının yükünü paylaşmak, ama aynı zamanda kendi yükünü de hafifletmek. Birine “Ben iyiyim” demek yerine, “Aslında pek iyi değilim” diyebilmek. Bu, zayıflık değil, cesaret. Gerçek güç, o taşları sırtında taşımakta değil, onları yere bırakıp “Ben buyum” diyebilmekte.

Sorular bırakıyorum aklında: Senin sırtındaki taşlar neler? Kimin için taşıyorsun onları? Ve en önemlisi, o yükü paylaşmaya cesaretin var mı? Erkek olmak, belki de bu soruları sormakla başlar. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Nazlıcan Nazlı Nazlıcan Nazlı: Kelimelerin Cesur Yolcusu Nazlıcan Nazlı, kalemiyle kimliğin ve toplumun çatışmasını cesurca sorgulayan bir deneme yazarı. Gerçek Ben: Kimliğin ve Toplumun Çatışması ile okuru içsel bir yolculuğa davet eden Nazlıcan, hayatın sıradan anlarında saklı derin anlamları keşfetmeyi seviyor. Halay eşliğinde duygusal şarkılara eşlik eden enerjik ruhu, yazılarında da kendini gösteriyor; çünkü onun için yazmak, zincirleri kırmak ve özgür bir ses bulmak demek. Peki, Nazlıcan’ın kalemi sıradaki hangi gerçeği gün yüzüne çıkaracak?