Kalbin Basireti

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnsanları dış görünüşleri, zenginlikleri veya meslekleriyle yargılamak yerine kalpleriyle görebilmek, hayatı huzurlu kılacak en temel erdemdir. Zira basiret sahibi bir bakış açısı, maddi yargıların ötesine geçerek insana ve evrene sevgiyle yaklaşmayı sağlar.

29 Ekim 2026 - 13:15
29 Ekim 2026 - 13:15 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  4
Kalbin Basireti
Aydınlık bir kütüphane köşesinde, masada oturan bilge bir gözlemcinin içten gelen basiretli nazarı, gölgedeki figürün kalbine doğru süzülen altın rengi bir ışık huzmesiyle somutlaşıyor. Doğal ışığın ve sıcak tonların hâkim olduğu bu anın derinliğinde, gözlemcinin bakışı karşıdakinin yüzeydeki görüntüsünü aşarak kalbindeki parlayan, karmaşık ve saf bir özü, yani gönül gözünün hakikatini, bir ışık motifi olarak açığa çıkarıyor.

Kalbin Basireti

İnsanlar olarak çoğu zaman birbirimizin dış görünüşüne, yüzüne, giydiğimiz kıyafetlere ve üzerimizdeki hâle bakarak hemen karar veririz. Bir kişinin cüzdanındaki paraya, hangi mesleği yaptığına, oturduğu eve ya da zenginliğine ve fakirliğine bakarak onu yargılarız. Oysa asıl önemli olan, kişinin kalbidir. Eğer insanlara kalbiyle bakabilsek, dış görünüşü bir kenara bırakabilsek bu hayat çok daha güzel ve huzurlu olmaz mıydı?

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde bu yanlışı çok sık yaparız. Okul sıralarında, sokaklarda, mahallede ve çevremizde insanları dış görünüşlerine göre değerlendiririz. Kimin ne kadar parası olduğunu ya da hangi işi yaptığını konuşuruz. Bu durum, insanları haksız yere üzmemize ve kalplerini kırmamıza yol açar. Yanlış insanlarla tanışmamızın ve sonrasında pişman olmamızın en büyük nedeni de hep bu dış kabuğa aldanmamızdır. Keşke herkes birbirine karşı daha açık, saf ve anlaşılır olabilseydi. O temiz kalbi görebilsek ne kimsenin canı yanardı ne de geride pişmanlıklar kalırdı.

Bu durumun eski dildeki karşılığı, dış görünüşten yani suretten öze ve manaya geçmektir. Buna tasavvufi dilde gönül gözüyle bakmak ya da kalbin basireti denir. Kelime anlamı olarak basiret, gerçeği görebilme ve olayların arkasındaki asıl yüzü sezebilme yetisidir. Yeryüzünde var olan her insan, doğası gereği kıymetlidir. Hayatın akışı içinde bu gerçeği unutmamak gerekir. Doğal ve evrensel dengenin temeli, insanı insan olduğu için sevmektir.

Bu düşüncenin tam zıttı ise maddeye aşırı bağlanmak, kibirli olmak ve insanları sadece parası ya da malı mülkü ile değerlendirmektir. Dış görünüşe tapınmak, insanları sınıflandırmak ve kalpleri hiçe saymak hem kişiye hem de çevreye büyük bir zarar verir. Bu bencil ve sığ düşünce tarzı, insanı yalnızlaştırır ve hayatın gerçek anlamından uzaklaştırır.

Oysa insan olmanın en güzel yanı, karşımızdakini hiçbir çıkar gözetmeden olduğu gibi kabul etmektir. Konunun özünü anlatan güzel bir sözde denildiği gibi: “Gözün gördüğü geçicidir, kalbin gördüğü kalıcıdır.” Yeryüzünde barış içinde yaşamak, birbirimizin kalbini kırmamak ve hayattan tat almak için bu sade gerçeği hatırlamak zorundayız. Çevremize ve evrene sevgiyle bakmayı öğrendiğimiz zaman pişmanlıklar yerini huzura bırakır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2020 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.