Küllerinden Doğan Anka: 29 Ekim Destanı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bir milletin bağımsızlık mücadelesini ve Cumhuriyet’in ilanıyla doğan özgürlük umudunu anlatan manzum bir destan.

29 Ekim 2026 - 12:03
29 Ekim 2026 - 12:03 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  3
Küllerinden Doğan Anka: 29 Ekim Destanı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,

Bir koca milletin can çekiştiği o kara devran içinde…

Gök kubbeyi sarmışken düşmanın kapkara isi,

Her evden yükselirken anaların feryadı, sessiz sesi.

Toprak yorgun, nehirler küskün, memleket baştan başa yarmış,

Umut dersen, bir kırık kağnının tekerinde gizlenen kadarmış.

“Bitti.” demişler bu destan, “Bu çınar kökünden söküldü birden.”

Bilmezler ki asil ruhlar, vazgeçmez ezelî hürriyetinden.

Derken bir şafak vakti, Samsun’un ufkundan bir güneş doğmuş,

Mavi gözlü bir lider, o karanlık sisleri kalbiyle boğmuş.

Demiş: “Esaret bize haram, bu millet zincire vurulmaz asla!

Ya istiklal ya ölüm! Yürüyün o mukaddes yola imanla!”

Genci, yaşlısı, kadını, kızı düşmüşler kutsal yollara,

Siper etmişler göğüslerini, can vermişler o meçhul yıllara.

Karanlık devler saldırmış da dört bir yandan haince,

Millet kenetlenmiş tek bir yürek, tek bir can olup ölünce.

Gün gelmiş, o büyük cenk bitmiş, lakin her yer duman ve karmış,

Yıkılan bir enkazın ortasında yeni bir dünya kurmak varmış.

İşte o ekim ayının yirmi dokuzuncu gecesinde,

Bir büyük müjde yankılanmış Ankara’nın gür nefesinde.

Demiş ki Gazi: “Efendiler! Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!”

Bu öyle bir kelammış ki anlamışlar: “Biz artık hür gideceğiz!”

O gün doğmuş Cumhuriyet, egemenlik milletin tacı olmuş,

Karanlıklar içinden güçlü, asil ve pak bir vatan doğmuş.

Fakir çocuğun mektebi, kimsesizlerin kimsesi sığınağıymış,

Bu toprakların ebediyen sönmeyecek hürriyet çırağıymış.

Anlamış ki cihan; betondan kaleler, tanklar, tüfekler değil,

En büyük güç, bir milletin özgürlüğe duyduğu o kutsal meyil.

Bugün o şanlı günün asırlık gölgesinde yürürken bizler,

Yürekte aynı heyecan, gözlerde o mavi ufuktan var izler.

Geçmişin o şanlı sızısı, bugün bilge bir sükûnete ve güce dönüyor,

Cumhuriyet meşalesi, bu vatanda ebediyen hiç sönmüyor.

Meğer o çekilen çileler, dökülen o mübarek kanlar gizlice,

Kendi küllerinden doğmayı öğretmiş bu millete her gece.

Gerçek hürriyet; esaret zincirini kırıp bağımsızlık sancağını kapıp,

Kendi kaderini kendi yazdığın o ilk saniyede başlarmış, dünyayı yakıp…

Gökten üç elma düşmüş, tüm vatanı canından aziz bilenler muradına ersin:

Biri, bu cennet vatanı bize miras bırakan o mavi gözlü büyük lidere ve aziz şehitlere,

Biri, göğsünü siper edip bağımsızlık ateşini harlayan kahraman analara, babalara,

Biri de Sevda Ormanı’nın bu en şanlı, en gururlu manzum destanını kalbiyle dinleyenlere…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

İlkim MK Mısralarda huzur, hikâyelerde hakikat arayan; kalemini vicdanın ve özlemin emrine vermiş bir yazar. Geçmişin izlerini geleceğin satırlarına taşıma gayretinde bir edebiyatsever.