Kapatın Şehrin Işıklarını

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
18 Nisan 2026 - 19:10
18 Nisan 2026 - 19:10 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  39
Kapatın Şehrin Işıklarını

Tanıdık bir ses kulağımda, 

tanıdık bir koku burnumda,

tanıdık bir hayal zihnimin en kuytu yerinde.

Gözlerimi kapatıyorum.

Bir şehrin yağmurla parlayan kaldırımlarında, kendime sarılmış hâlde duruyorum.

 İnsan bazen kalabalığın ortasında bile yalnız kalabiliyor; o yalnızlıkla konuşuyorum. Sonra onu görüyorum. Küçük bir kız çocuğu…

 Sokağın en dip köşesinde, sessizliğe sığınmış; gözlerinde büyümemiş bir korku, yüzünde söylenmemiş cümleler var.

Göz göze geliyoruz. Zaman aramızdan çekiliyor. Yıllardır birbirimizi bekliyormuşuz gibi, kelimesiz bir tanışıklıkla bakıyoruz. Elinden tutuyorum.

 Etrafımızdan akıp giden insanlar var; hep bir yerlere yetişmeye çalışan, önünü göremeyecek kadar aceleci…

Biz o hengâmenin içinden çekilip birbirimize sığınıyoruz.

Bir insanın bir başkası tarafından görülmesinin ne büyük bir şifa olduğunu hatırlatıyor bana bakışı.

Şarkılar söylüyorum ona, şiirler fısıldıyorum. İçimde uzun zamandır kayıp olan çocuk, sessizce uyanıyor; toprağın çatlağından çıkan bir çiçek gibi.

Dans ediyoruz. Yağmurdan ağırlaşmış elbiselerimizle, şehrin inatçı taşlarına rağmen…

O kokusunu savuruyor gecenin içine, ben cümlelerimi dudaklarının kıyısına bırakıyorum.

Ama şehir affetmiyor. Gürültüsüyle bastırıyor sesimizi, ışıklarıyla gözümüzü kör ediyor.

Bir an geliyor, tanıdık sesi duyamıyor, tanıdık kokuyu alamıyorum. Kayboluyorum.

Ve içimde kalan son güçle bağırıyorum:

 “Kapatın şehrin ışıklarını.

Susturun şehrin gürültüsünü.

Şarkımı duyamıyorum.”

 Yorgun yüzler dönüyor bize doğru. Kalabalıktan yorulmuş olanlar, kalplerinin kapısını bir anlığına aralıyor.

Gözlerinde sakladıkları ateşle, içlerinde susturdukları müzikle dansımıza katılıyorlar.

 Dünya bir saniyeliğine hafifliyor. Gürültü çekiliyor, ışıklar sönüyor. Tanıdık şarkılar yeniden duyuluyor, tanıdık kokular geri geliyor.

“Kapatın şehrin ışıklarını” diyorum yeniden. İçimdeki küçük kız ürkmesin diye.

Çünkü bazı anlar vardır; biterse insan bir daha kendini bulamaz.

 İşte o anlardan birinde, küçük kızımın kulağına usulca bir nasihat ipliği bağlıyorum:

“Hayat bir şarkıysa, onu bozmaya çalışma. Her ritmini öğren, her duraklamasında bekle. Ve cesaretin yettiği yere kadar, korkmadan dans et.”

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Elif Hanne Çocukluğundan beri bulduğu her satıra tutunan, İnsanlardan nefesi daraldıkça kalem ve defterlerine sığınan, iç seslerin izini süren naçizane bir kalem.