ALMANYA TRENİ 16. CI BÖLÜM – KOMŞU KÖYDE YENİ HAYAT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

"Demek ailemiz büyüyor…”

11 Ağustos 2026 - 17:17
11 Ağustos 2026 - 17:17 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 2  52
ALMANYA TRENİ   16. CI BÖLÜM – KOMŞU KÖYDE YENİ HAYAT

ALMANYA TRENİ

16. Cİ BÖLÜM – KOMŞU KÖYDE YENİ HAYAT

Komşu köye taşınmalarının üzerinden birkaç ay geçmişti.

İlk günler hem Memduh hem de Şakire için yabancılık duygusuyla geçmişti. Alıştıkları köy geride kalmış, şimdi bambaşka insanların yaşadığı küçük bir yerleşimde yeni bir hayat kurmaya çalışıyorlardı.

Kiraladıkları ev, Memduh’un çalışacağı dükkânın hemen arkasındaydı. Kerpiçten yapılmış, iki odalı, küçük ama sıcak bir evdi. Penceresinin önünde yaşlı bir dut ağacı vardı. Yaz akşamları gölgesi avlunun yarısını kaplıyor, serinliği evin içine kadar ulaşıyordu.

Memduh her sabah ezandan önce uyanıyordu.

Sessizce hazırlanıyor, Şakire ile Gülfem’i uyandırmamaya özen göstererek evden çıkıyordu. Dükkânın tahta kepengini açıyor, çalışma tezgâhını temizliyor, aletlerini tek tek yerine diziyordu.

Çekiç…

Biz…

İğne…

Mumlu ip…

Deri parçaları…

Çocukluğundan beri elinin alışık olduğu her şey yeniden hayatının bir parçası olmuştu.

İlk günlerde dükkâna gelen pek olmuyordu.

Memduh kapının önüne küçük bir tabure çıkarıyor, geçen insanlara selam veriyor, sabırla müşteri bekliyordu.

Bir sabah yaşlı bir çiftçi elinde eski çizmeleriyle içeri girdi.

“Evlat,” dedi.

“Bunları atmaya kıyamadım.”

“Tamir olur mu?”

Memduh çizmeleri uzun uzun inceledi.

“Olur amca.”

“Allah’ın izniyle eskisinden sağlam olur.”

Yaşlı adam gülümsedi.

“O zaman sana emanet.”

Memduh çizmeleri büyük bir özenle söküp yeniden dikti. Derisini yağladı, tabanını sağlamlaştırdı.

Ertesi gün yaşlı adam çizmelerini görünce şaşkınlığını gizleyemedi.

“Ben yenisini aldın sandım.”

Dedi.

Memduh mahcup bir tebessüm etti.

“Mesleğimiz bu.”

O günden sonra köyde onun adı yavaş yavaş duyulmaya başladı.

“Memduh Usta iyi iş çıkarıyor.”

Diyenlerin sayısı arttıkça dükkânın kapısı daha sık çalınır oldu.

Şakire de yeni hayatına alışmaya çalışıyordu.

Sabah erkenden kalkıyor, evi toparlıyor, senit ve oklavasını çıkarıp yufka açıyor, sacın üzerinde ekmek pişiriyor, ardından küçük bahçedeki birkaç sebzeyi suluyordu.

Komşu kadınlar zamanla uğramaya başlamıştı.

Kimi bir tas yoğurt getiriyor, kimi yeni pişirdiği çöreği ikram ediyordu.

“Yabancılık çekme kızım.”

Diyorlardı.

“Burası da senin köyün artık.”

Bu sözler Şakire’nin içini biraz olsun rahatlatıyordu.

Akşamları Memduh dükkânı kapatıp eve geldiğinde yorgun oluyordu ama yüzünde huzurlu bir gülümseme eksik olmuyordu.

Bir akşam sofrada sessizce yemek yerlerken Şakire birden lokmasını bıraktı.

Elini ağzına götürdü.

Yüzü solmuştu.

Memduh telaşlandı.

“İyi misin?”

Şakire derin bir nefes aldı.

“İyiyim…”

“Birden midem bulandı.”

Memduh dikkatle eşine baktı.

Son günlerde sabahları da aynı hâli yaşıyordu.

Şakire birkaç lokmadan sonra sofradan kalkıyor, sonra yeniden dönüyordu.

Fatma Ana’nın yıllar önce söylediği söz aklına geldi.

“Kadınlar bazen böyle olur…”

“Yeni bir can haber verir.”

Memduh o gece uzun süre düşündü.

Ertesi gün köyün yaşlı ebesi eve uğradı.

Şakire’yi dikkatlice muayene etti.

Sonra yüzünde sıcak bir tebessüm belirdi.

“Hayırlı olsun.”

Dedi.

“Allah nasip ederse bu ev yine bebek sesi duyacak.”

Şakire utangaç bir gülümsemeyle başını eğdi.

Memduh ise bir an olduğu yerde kaldı.

Sonra sessizce ellerini yüzüne kapattı.

Şükür dolu gözlerle eşine baktı.

“Demek ailemiz büyüyor…”

Diye fısıldadı.

Şakire başını kaldırdı.

“İnşallah sağlıkla kucağımıza alırız.”

O akşam evin içi bambaşka bir sevinçle dolmuştu.

Memduh, küçük evlerinin kapısına çıkıp gökyüzüne baktı.

Ay, ince bir hilâl gibi gecenin karanlığında parlıyordu.

İçinden sessizce dua etti.

“Allah’ım…”

“Bana çalışacak güç ver.”

“Çocuklarımı kimseye muhtaç etme.”

Evlerinin içinden Şakire’nin sesi geldi.

“Memduh…”

“Çay hazır.”

Memduh gülümsedi.

İçeri girdi.

O küçük evde büyük hayaller kuruluyordu.

Henüz kimse bilmiyordu…

Hayat, onlara yeni bir evlat hazırlarken, aynı zamanda yıllar sonra verecekleri en büyük kararın da ilk adımlarını sessizce atıyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.