SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 4

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı kapılar kapatılabilir. Ama insan, kendi içinde açtığı kapıyı kapatmak için daha uzun bir yol yürümek zorundadır.

4 Kasım 2026 - 06:09
4 Kasım 2026 - 06:09 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  7
SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 4

Gülce gözlerini kapattı. Bu kez cevap vermedi. Hızla giyinip evden çıktı. Sabah soğuğu yüzüne çarptığında nefesi buğulandı. Ama içindeki sıkıntı dinmedi. Caddenin köşesindeki telefon bayisine girerken adımlarını daha da hızlandırdı. Görevli kadına yaklaştı.

“Bu numarayı kapattırmak istiyorum.”

Kadın kısa bir an yüzüne baktı. Sonra hiçbir şey sormadan işlemleri başlattı.

Gülce başını eğdi. Numara kapatılırken ekrandaki birkaç işlem satırını izledi. Sonunda görevli telefonunu ona uzattı.

“İşleminiz tamamlandı.”

Gülce telefonu aldı.

“Teşekkür ederim.”

Dışarı çıktığında bir süre olduğu yerde durdu. Safa'yla arasındaki tek bağ artık yoktu. Ama içindeki ses hâlâ oradaydı. Numarayı kapatabilirdi. Dün geceyi silemezdi.

Eve döndüğünde kapıyı sessizce açtı. Fırat hâlâ uyuyordu. Gülce yatak odasının kapısında durdu. Uyuyan kocasına baktı. Fırat’ın yüzündeki yorgunluk uykuda bile belli oluyordu. Gülce’nin gözleri doldu. Bir adım atmak istedi. Atamadı. Başını eğdi.

“Keşke…” diye fısıldadı.

Sesi o kadar kısıktı ki kendisinden başka kimse duymadı.

“Keşke hiç bunlara karışmasaydım.”

Salona geçti. Koltukta oturup ellerini birbirine kenetledi. Telefon numarasını kapatmıştı. Safa'yla bütün bağını kopardığını sanıyordu. Ama insanın içinde çalan bazı telefonlar vardı. Onları susturmanın bir tuşu yoktu. Gülce başını ellerinin arasına aldı. İlk kez aynaya bakmadan da kendini görebiliyordu. Gördüğü kadın, dün geceki kadın değildi. Kibri kırılmıştı. Geriye yalnızca yaptığı şeyle baş başa kalan bir kadın kalmıştı.

Gülce bunu o sabah öğrendi:

Bazı kapılar kapatılabilir. Ama insan, kendi içinde açtığı kapıyı kapatmak için daha uzun bir yol yürümek zorundadır.

Fırat, son günlerde Gülce’ye baktığında bir şeylerin değiştiğini görüyordu. Eskisi gibi konuşmuyor, eskisi kadar gülmüyordu. Evde yürürken bile omuzları düşüktü. Bir akşam onu mutfakta buldu. Gülce elindeki boş fincana bakıyordu.

“Gülce?”

İrkilip başını kaldırdı.

“İyi misin?”

Gülce cevap vermek istedi. Dudakları aralandı ama kelimeler çıkmadı. Sonunda başını eğdi.

“İyi hissetmiyorum.”

Fırat yanına oturdu.

“Doktora gidelim.”

Gülce yavaşça başını salladı.

“Doktorun yapabileceği bir şey yok.”

“Neden?”

Gülce ellerine baktı.

“Bu… Başka bir tür kırgınlık.”

Fırat onu anlamaya çalıştı.

“Bana anlatabilirsin.”

Gülce cevap vermedi. 

Günler böyle geçti. Fırat her “İyiyim” sözünün ardında başka bir şey olduğunu hissediyor ama ne olduğunu anlayamıyordu.

Bir gece yanına oturup doğrudan sordu:

“Benden sakladığın bir şey mi var?”

Gülce’nin nefesi kesildi. Parmaklarını birbirine geçirdi.

“Keşke…” dedi güçlükle.

“Keşke anlatabilseydim.”

Fırat bir süre ona baktı.

“Ne oldu sana?”

Gülce gözlerini kaçırdı.

“Bilmiyorum.”

Oysa biliyordu. Sadece söyleyemiyordu.

Ertesi günün akşamı Fırat eve geldiğinde ev her zamankinden daha sessizdi. Ceketini çıkarıp askıya astı. Salondaki sehpanın üzerinde katlanmış bir kâğıt gördü. El yazısını tanıdı. Gülce.

Kâğıdı açtı. Birkaç kelime vardı:

“Olmuyor Fırat. Artık seninle yaşayamıyorum. Her şey bitti. Gidiyorum.”

Fırat uzun süre kâğıda baktı. Sonra buruşturdu.

“Bunca yıl sonra bir notla mı?” diye mırıldandı.

Öfkesi birkaç saniye sürdü. Yerini çaresizliğe bıraktı. Masaya tutundu.

“Gülce… Yapma bunu bize.”

Telefonuna sarıldı. Numarayı çevirdi.

“Aç Gülce…

Ne olur aç.”

Telefonu açmadı Gülce. 

Birkaç dakika sonra arayan Gülce’nin erkek kardeşi Baran’dı.

“Gülce ablam bizde,” dedi.

“Merak etme. Ailesinin yanında.”

Fırat gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı.

“Tamam…”

Sesi kısıktı.

“İyi olsun yeter.”

Telefon kapandı. Fırat koltuğa oturdu. Mutfakta yarım bırakılmış kahve fincanı duruyordu. Sandalyenin üzerinde Gülce’nin hırkası vardı. Evde Gülce yoktu ama ondan kalan her şey yerli yerindeydi.

Fırat elindeki kâğıdı yeniden açtı. Bu kez öfkeyle değil, anlamaya çalışarak okudu.

“Ne oldu bize, Gülce?”

Cevap yoktu.

Kâğıdı masanın üzerine bıraktı. O gece Fırat ilk kez şunu düşündü:

Gülce’nin gidişi bir kararın sonucu değildi yalnızca.

Sanki uzun zamandır içinde taşıdığı bir şey, sonunda onu evden çıkmaya zorlamıştı. Fırat, o şeyin ne olduğunu bilmiyordu.

Gülce o sabah yatağından öyle bir fırladı ki kendi nefesinden ürktü. Midesi bulanıyordu. Bir eliyle ağzını kapatırken diğer eliyle duvara tutundu. Aynaya baktığında yüzünün bembeyaz olduğunu gördü.

Kapı açıldı. Annesi Şefika Hanım telaşla içeri girdi.

“Gülce? Kızım, neyin var?”

Gülce yalnızca başını sallayabildi.

Annesi birkaç saniye yüzüne baktı.

“Giyin. Hastaneye gidiyoruz.”

Gülce itiraz etmedi. Hastanede tahliller yapıldı. Sonuçları beklerken Gülce’nin parmakları annesinin elinden ayrılmadı.

Doktorun odasına girdiklerinde Şefika Hanım kızının elini sıktı. Doktor sonuçlara baktı. Sonra başını kaldırdı.

“Gülce Hanım…”

Gülce’nin kalbi hızlandı.

“Tahlilleriniz temiz. Fakat…”

Doktor kısa bir an durdu.

“Hamilesiniz.”

Gülce’nin yüzünden kan çekildi.

“Ne?”

“Hamilesiniz.”

O tek kelime odadaki bütün sesleri susturdu. Gülce’nin zihni bir anda bir ay öncesine gitti. Safa. O gece. Kapının kapanışı. Sabahın sessizliği.

Gözlerini kapattı.

“Yoksa…”

Devamını getiremedi.

Şefika Hanım kızına baktı. Önce şaşkınlık, sonra sevinç belirdi yüzünde. Fakat Gülce’nin yüzündeki ifadeyi görünce o sevinç yerini endişeye bıraktı.

“Gülce?”

Gülce cevap vermedi. Sadece karnına elini koydu. İçinden tek bir cümle geçti:

Ya babası Fırat değilse?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç Zeynep Kıvanç, 1986 Bartın Amasra doğumlu yazar ve şairdir. 3 çocuk annesi olan Kıvanç, İstanbul'da yaşamaktadır. Geçmişte elinden alınan eğitim haklarını açık öğretimden geri almak için mücadele etmekte ve eğitimi için elinden gelenin en iyisini yapmaktadır. Kıvanç'ın çeşitli sitelerde birçok edebi yazısı yayınlanmakta ve edebiyat dünyasını zenginleştirmektedir. Edebiyat dünyasına kattığı şiirleri ve yazıları ile Fikir İzleri'ne katılım sağlamaktadır. 3 adet yayınevinden çıkan eseri bulunmaktadır. Birbirinden farklı ve güzel konularla kalemini zenginleştiren Kıvanç, edebiyata duyduğu derin tutkusuyla yaşamını sürdürmektedir. Basılı olan eserleri; Mavi Elbiseli Gazze, Dört Duvar Arasındaki Beşinci Adım ve Kırık Zamanlar Günlüğü'dür