YAZAR OLMAK: KELİMELERİN ARDINDAKİ GÖRÜNMEYEN MÜCADELE

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yazar olmak…

2 Kasım 2026 - 19:48
 0  11
YAZAR OLMAK: KELİMELERİN ARDINDAKİ GÖRÜNMEYEN MÜCADELE

YAZAR OLMAK: KELİMELERİN ARDINDAKİ GÖRÜNMEYEN MÜCADELE

Yazar olmak…

Dışarıdan bakıldığında ne kadar güzel, ne kadar anlamlı bir uğraş gibi görünür. Bir kitap yazmak, adını bir eserin kapağında görmek, düşüncelerini insanlarla buluşturmak…

Peki, bu hayalin arkasında neler yaşandığını kaç kişi bilir?

Bir yazarın hayatı yalnızca kâğıt ve kalemden ibaret değildir. Bazen bir cümlenin başında saatlerce beklemek, bazen anlatmak istediğini kelimelere sığdıramamak, bazen de yazdıklarını defalarca silip yeniden yazmaktır.

Yazar, çoğu zaman kendi içinde uzun yolculuklara çıkar. Başkalarının görmediği ayrıntıları görür, duyulmayan sesleri duyar, yaşanmamış gibi görünen acıları yüreğinde hisseder. Kimi zaman bir insanın gözyaşından bir hikâye çıkarır, kimi zaman yıllardır unutulmayan bir hatırayı satırlara taşır.

Ancak yazmak, mücadelenin yalnızca başlangıcıdır.

Bir eseri tamamlamak kadar onu okura ulaştırmak da zordur. Yayınevi arayışları, baskı masrafları, dağıtım sorunları, tanıtım çalışmaları ve maddi imkânsızlıklar… Nice yazar, tamamladığı eserini yayımlatabilmek için büyük çabalar harcar. Kimi imkân bulamadığı için bekler, kimi kendi olanaklarıyla yol almaya çalışır.

Kitabı yayımlanan yazarın mücadelesi de bitmez. Çünkü bu kez başka bir sorun karşısına çıkar: Okura ulaşabilmek.

Bir kitabın raflarda yer alması, okunacağı anlamına gelmez. Bazen büyük emeklerle hazırlanan bir eser sessizliğe gömülür. Tanıtım imkânı bulamayan, yeterince desteklenmeyen yazarlar, seslerini duyurabilmek için kendi çabalarıyla yollar arar.

Üstelik her yazarın arkasında güçlü bir destek, geniş bir çevre veya maddi olanaklar yoktur. Kimi evinin bir köşesinde, kimi gecenin sessizliğinde, kimi de günlük yaşamın bütün sorumlulukları arasında yazmaya çalışır.

Bütün bunlara rağmen kalemini bırakmaz.

Çünkü yazmak onun için yalnızca bir uğraş değil, kendini ifade etmenin, yaşadıklarını ölümsüzleştirmenin ve geleceğe bir iz bırakmanın yoludur.

Bir de yazarların emeğine yaklaşım meselesi var. Bir kitabı okumadan eleştirmek, bir eseri yalnızca kapağına bakarak değerlendirmek, verilen emeği görmezden gelmek ne kadar doğru olabilir?

Elbette her eser beğenilmek zorunda değildir. Her okurun farklı bir zevki, her yazarın farklı bir anlatım biçimi vardır. Ancak eleştiri de takdir de önce emeğe saygıyla başlamalıdır.

Yazarların en büyük beklentilerinden biri çok satmak ya da herkes tarafından tanınmak olmayabilir. Bazen tek bir okurun kitabını okuyup duygularını paylaşması, bazen bir cümlesinin bir insanın hayatına dokunması bile bütün yorgunluğunu unutturabilir.

Yazar Haftası, işte tam da bu noktada bize önemli bir sorumluluğu hatırlatıyor: Yazarları yalnızca özel günlerde hatırlamak yerine, onların üretme çabasına yıl boyunca destek olmak.

Kitap satın almak, okumak, tavsiye etmek, bir yazarın eserini paylaşmak ve emeğini takdir etmek küçük gibi görünen ama büyük anlam taşıyan davranışlardır.

Unutmayalım ki edebiyat yalnızca yazarların değil, okurların da katkısıyla yaşar. Okunmayan kitaplar sessiz kalır, desteklenmeyen kalemler yorulur, paylaşılmayan hikâyeler hak ettiği yolculuğa çıkamaz.

Bu Yazar Haftası'nda, adı duyulmuş ya da henüz keşfedilmemiş, ilk kitabını yazan ya da yıllardır kalemini elinden bırakmayan bütün yazarlara seslenmek istiyorum:

Kaleminize, emeğinize ve hayallerinize sahip çıkın. Çünkü her eser bir iz, her yazar anlatılmayı bekleyen bir dünyanın sahibidir.

Ve sevgili okurlar…

Bir kitabı elinize aldığınızda yalnızca sayfalarını çevirmediğinizi unutmayın. O sayfaların arasında bir insanın hayalleri, uykusuz geceleri, emeği ve belki de kimseye anlatamadığı mücadelesi vardır.

Bir yazarı yaşatan yalnızca yazdığı eserler değil, o eserlere uzanan okur yürekleridir.

Ayşe Küçükışık

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.