YAZMAKTAN MAKSAT NE ?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yazmaktan maksat ne?

2 Kasım 2026 - 07:50
2 Kasım 2026 - 07:50 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  2
YAZMAKTAN MAKSAT NE ?
Kalemle yazmayı, dil'le konuşma'yı nasip edene binlerce şükür!

Yazı icâd edildiğinden beri insanların en önemli iletişim araçları'ndan(means of communication) biri olarak kullanılmış ve günümüz'de de bu şekilde devam etmektedir.Arapça'da "yazmak" fiili كَتَبَ (ketabe) kelimesi ile ifade edilir.Tarihsel kaynaklar'da matbaanın icâd edilmesiyle birlikte yavaş yavaş insan hayatına giren telgraf, daktilo, posta, fax, masa ve dizüstü bilgisayarlar...

Özellikle kalemle yazmanın cezbedici bir özelliği vardır.Günümüzde ilkokul sıralarında başlayıp üniversite sıralarında bize eşlik ederek devam eden bu yolculuk hayatımızın vaz geçilmez bir parçası haline gelmiştir.Tutanaklar, dilekçeler, hesap defterleri, ceza makbuzları, kaldırımları işgal eden afişler ve elden düşmeyen broşürleri, düğün, sünnet, askerî kutlamalar, taziye ilânları ve en önemlisi şehirleri aşıp, kıtalar arasında yolculuk yapan mektuplar, özellikle diplomatik kimlik taşıyan hassas mektuplar.

Hiç düşündünüz mü?

Yazmaktan maksat ne?

Şu kesin,  tarihin hiçbir döneminde insanlar iş olsun diye yazmamışlardır. Kâğıdın üzerinde yürüyen kalemin önemli bir amacı vardır, o da duygu ve düşünceleri karşı tarafa iletmektir. Bu duygu bazen acılar içinde kıvranan bir insanın feryâdı olabileceği gibi, sevincini haykırarak değil de kelimelerin gölgesine sığınarak ileten bir insanın kaleminden dökülen satırlar da olabilir.

Edebiyat yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü edebiyatta araç lisân iken, yazılı edebiyatta kalemdir. Kimi içinde birikmiş veya anlık hâlet-i ruhiyesini harfler aracılığıyla anlatırken, kimisi de bunu bir resmin tuvaline işleyerek anlatır. Bir roman yazarı bazen sayfa sayısı 500 ile 1000 arasında olabilen sayfalarla okuyucuya bir mesaj verirken, bir hikâye kitabı yazarı en azı 30-50 veya 100 sayfayı ancak doldurabilecek yazılar hazırlar.

Şiir de edebiyatın en önemli parçasıdır, yazar aynı satırların okurların farklı dünyalara kapı aralayabileceği yoğun bir duyguyla en azı 1-2 satır yazarak kalemine yön verebilir. Edebiyatın ortak noktası farklı kapılar açarak, insanı düşünmeye sevk etmesidir. Bir roman ve hikâyeden ders ve ibret alabilen Okuyucu, birkaç satırlık bir şiirden tebessüm edebilir veya gözyaşlarına boğulabilir.

"İyi de buraya kadar her şey normal ancak sorumuzun cevabını hâlâ alamadık." dediğinizi duyar gibiyim. Dinimizin ilk buyruğu "ikra" yani oku''dur.Oku emrinin muhatabı bizleriz. Her birimiziz. 

Okumaktan maksat sadece diksiyon geliştirmek değil, okuyup anlamak, anladıklarımızın üzerine bir şeyler bina edip öncellikle iç dünyamızı keşfetmek, güzelleştirmekle başlayıp, insanların hayatlarına sevgi ve iyilikle dokunmak, iç dünyalarına faydalı, sağlıklı, doğru olan duygu ve düşünceleri aktarmaktır. En önemlisi de bunu yaparken sağı solu kırmadan, dağıtmadan, dökmeden yapabilmektir. Biz buna sağduyulu davranmak diyebiliriz. Günümüzde bunu başarabilenlerin sayısı on parmağı geçmez.

Bizim bile okuduğumuzda içimizde kin, nefret ve gayr-ı ihtiyari yazan kişiye buğz ettiğimiz yazılar olmuyor mu?

Oluyor elbette.

Peki, bir şeyler karalarken neye dikkat etmeliyiz?

Birincisi ve en önemlisi: Ne için yazıyorum?

Bir insan bunu okuduğunda hayatında ne gibi değişiklikler olabilir?

Affedersiniz, müstehcen tahayyüller içeren bir yazı sadece insanın en önemli kontrol mekanizmasıyla çalışan nefsini kötülüğe sevk etmekten, ahlâkını bozmaktan öteye geçmez, aynı zamanda toplumun geneline yayılan bir huzursuzluğun da başlangıç noktası olabilir. 

Bir cinayet romanı, aklının ucundan bile geçmeyen birinin öldürme içgüdüsünü ortaya çıkarabilir. Bir soygun hikâyesi insanı para kazanma hırsına ve hırsızlığa sevk edebilir.

Dini bir yazı, hikâye, Roman, makâle vs.

Bir insanın tövbesine, geçmişte yaptığı günahlardan nedâmet duyup bir İmam, âlim, arif olmasının kapısını aralayabilir.

Şaşalı bir hayatı, lüks yaşam biçimini, çalışmadan da para üstüne para konarak, helal-haram bilmeden yaşayan bir insanın hikâyesini konu edinmek, başka bir insanı bu düşünceyle hareket ederek, çalışarak değil, hayatla kumar oynayarak yaşamanın rahatlığına, konforuna itebilir ve bu yeni hikâyenin kahramanının sonunu acı bir şekilde getirebilir.

Ki; günümüz dünyasında bunun yüzlerce belki de binlerce örneğini bulmak mümkündür.

İyilik ve yardımlaşmaya atıfta bulunan bir eser başka bir insanın iyileşmesine, toplumun yararına olan bir takım girişimlerde ön ayak olmasını sağlayabilir...

Ama tüm bu saydıklarını, bir olasılıktan ibaret diyebilirsiniz sevgili okurlarım!

Unutmayalım;

Herkes niyetinin ve gayretinin karşılığını alır. Hızla değişen ve dönüşen baş döndürücü teknoloji çağında artık okumakta ,yazmakta ,bilgiye ulaşmakta ,bilgiyi aktarmakta gayet kolay hâle geldi. Bunun bir nimet olduğunun şuuruyla hareket edebilen insanlar olmaya çalışabiliriz. Karınca kararınca bir takım çalışmalarla bunu gerçekleştirmek bizim parmak uçlarımızın arasında. Bizler taş üstünde taş bırakmayan değil, aksine,taş üstüne taş koyabilen kişiler olmaya niyet ve gayret edelim. Madem herbirimizin eli kalem tutuyor, bunu iyiliğe, güzelliğe, sevgiye, kardeşliğe, umuda giden bir yolun önünü açmak için ve insan hayatını zorlaştıran türlü türlü engelleri aşmak için kullanalım. Evlerimizin önünü çer çöple doldurmak çok kolay, önemli olan her bireyin ilk önce gönül hânesini çer çöpten arındırabilmesidir.

Bir gönül iyileşince bir aile de bir toplumda ,bir kurumda, bir coğrafyada sükûnet bulur, refaha kavuşur. Beyinle gönül arasında görev yapan bir şey vardır, bunun adı da vicdândır.

Bir insana fayda sağlamak tüm insanlara fayda sağlamak; bir insana zarar vermekte ,tüm insanlığa zarar vermekle eşdeğer görülmüştür.

Kıymetli kalemdâşlarım!

Vicdânları harekete geçirmeyen hiçbir sözün kıymet-i harbiyesi yoktur.

Yazarken, bir şeyler çizerken, lütfen bu son cümlemi hatırlayın, diyerek kaleme gönül vermiş tüm dostlarımın 1 Kasım Yazarlar Gününü kutluyor, kaleminizin mürekkebi hiç kurumasın diliyorum.

Sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Abdulaziz ADAKAN nâm-ı diğer;

Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."