<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Abdulaziz ADAKAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/yazaraaziz02</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Abdulaziz ADAKAN</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>ZAMAN YOLCUSUYUM</title>
<link>https://fikirizleri.com/ben-bir-zaman-yolcusuyum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ben-bir-zaman-yolcusuyum</guid>
<description><![CDATA[ ​&quot;Ben bir zaman yolcusuyum... Dünya durağında misafir, ukbaya yürüyen bir kervanın yolcusu.&quot; Ruhun fani dünyadaki seyri ve hakikate olan yolculuğudur. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202610/image_870x580_6acd01f4d0c36.webp" length="31766" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 18:51:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bir zaman yolcusuyum!</p>
<p>​Başı da sonum da yazılmıştır Levh-i Mahfuz'da!</p>
<p>Kutsal değilim ama Rabb'im ruhundan üflemiş bana.</p>
<p>Eşref-i mahluk ve yeryüzünün halifesiyim,</p>
<p>Bundandır tek değerim...</p>
<p>​Ben bir zerreyim, engin bir rahmetin tecellisiyim.</p>
<p>Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Geçen yıllar aman tanımaz bana!</p>
<p>Hükmüm geçmez giden yıllara,</p>
<p>Bir tuğla arasında bir kürek harç olsam yeter bana!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Savaşım nefsimle, rekabetim içimledir,</p>
<p>Düşmana bile merhametim vardır,</p>
<p>Her akşam başımı yastığa koymadan,</p>
<p>Her sabah gözlerimi dünyaya açtığımda</p>
<p>Hamd ve sena ederim!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Alışmayın, bağlanmayın bana,</p>
<p>Sonra da "Neden bizi bıraktın?" diye ağıtlar yakmayın mezarımın başında!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Hızla dönen akrebe, yelkovana sözüm geçmez benim.</p>
<p>Durmadan ve akın akın ukbaya yürüyen bir kervanın parçasıyım,</p>
<p>Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Daveti olmayan ani bir kararın eli ayağı bağlı mahkûmuyum ben!</p>
<p>Çoğunun sınırsız ve ölümsüz gördüğü bu fani dünyada,</p>
<p>Allah'ın nefesi sınırlı bir garip kuluyum!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Kalıbımı senin için, kalbimi beni yaratan için süslerim.</p>
<p>Etten kemiktenim, düşersem canım acır,</p>
<p>Üzülürsem suratım asılır,</p>
<p>Sevinirsem yüzüm güler,</p>
<p>Kızarsam kaşım çatılır.</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Bir zamanlar herkesin gelip geçtiğini bildiğim bir yolun yolcusu...</p>
<p>Bazen işler iyi gider, bazen bu yolda ayağım takılır düşerim.</p>
<p>Hendeklere yuvarlayanlar da vardır, uçurumun kenarından çekip kurtarmak isteyen de!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Seferdir görevim, zafer benden değildir.</p>
<p>Emir büyük yerden:</p>
<p>"Sana ölüm gelinceye kadar Rabb'ine ibadet et!"</p>
<p>O'na (c.c.) kul olabilmek ne büyük saadet!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Yaratan O'dur, yaşatan O'dur,</p>
<p>Yol O'nun, yolcu O'nun (c.c.)...</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Kibir ve gurur benim ne haddime!</p>
<p>Düşmanlığım zalim nefsime,</p>
<p>Ezel ve ebed Sultanınadır dönüşüm benim!</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Ne geçmişe ne geleceğe hükmüm geçmez benim,</p>
<p>Hastalığımın da şifamın da kaynağı Allah'tır,</p>
<p>Yürüten de durduran da rahat veren de süren ve süründüren de O'dur!</p>
<p>​Duadır benim ekmeğim, suyum, azığım...</p>
<p>"Ol!" deyince olduran, "Öl!" deyince öldüren O'dur!</p>
<p>Hakimiyet Allah'ındır, bu aciz sadece bir kuldur!</p>
<p>Yaradan'adır kulluğum, O'dur benim son umudum.</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Dur durak nedir bilmem,</p>
<p>"Yoruldum" deyip köşeme çekilemem!</p>
<p>Musalla taşıdır uzandığım yer,</p>
<p>Kabirdir uyuyacağım son mekân.</p>
<p>​Ben bir zaman yolcusuyum...</p>
<p>​Ya rahmet ya azap: yılan, akrep veya çıyan!</p>
<p>​✍🏻 Şiir Yürekli Roman Yazarı</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GEÇ KALMIŞ BİR MEKTUP &amp;2 | CANIM ANNEM!</title>
<link>https://fikirizleri.com/gec-kalmis-bir-mektup-2-canim-annem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gec-kalmis-bir-mektup-2-canim-annem</guid>
<description><![CDATA[ Canım annem!

Doyamadım gül yüzüne. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6abd57e66aa47.webp" length="32760" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 06:44:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Özlemek, Gurbet&#039;te Geçen Bir Ömür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Annem...</p>
<p>Canım annem!</p>
<p>Doyamadım gül yüzüne,</p>
<p>Yüzümü güldüren iki çift sözüne,</p>
<p>Senden ayrı geçen bu kaçıncı senem?</p>
<p>Yara bere içinde kaldı bu garip sinem!</p>
<p>Annem...</p>
<p>Bir evlâdın kendini en güvende hissettiği liman,</p>
<p>Anne kucağıdır, baba ocağıdır...</p>
<p>Sesine, soluğuna hasretle geçen,</p>
<p>Sılaya özlemle geçen bu kaçıncı gurbetim!</p>
<p>Hayatımdaki ilk kadın sendin annem,</p>
<p>Dünyadaki senmişsin en büyük hazinem!</p>
<p>Cennetin ayaklarının altına serildiği annem!</p>
<p>Derd-i maişet kopardı beni senden,</p>
<p>İlden ile sürgün yedim, sürüldü, süründüm canım annem!</p>
<p>Sırtımda taşısam, dokuz aylık hakkını bile ödeyemem!</p>
<p>Annem!</p>
<p>Boğazına takılan her lokmada,</p>
<p>Uykusuz geçen her gecede,</p>
<p>Yüreğine bir tarifsiz ateş düştüğünde,</p>
<p>Hemen telefona sarılıp arardın,</p>
<p>İyi olup olmadığımı öğreninceye kadar,</p>
<p>"Bir şey var, doğruyu söyle, " der. </p>
<p>"Bir şeyim yok." deyinceye kadar kılı kırk yarardın. </p>
<p>Yere düşsem kaldırır, akan kanımı durdurur, dizimi sen sarardı. </p>
<p>Ateşler içinde yandığım gecelerde,</p>
<p>Baş ucumda durur, içten içe duâ eder, ağlardın. </p>
<p>Hüzün etrafımı çepeçevre sardığında,</p>
<p>Başımı dizlerine koyar, şefkatle saçımı okşardın.</p>
<p>Saçındaki aklar, yüzündeki çizgiler, yaşadığın zor günlerin silinmez izleriydi. </p>
<p>Anne, baban, eşin, gelin, çocuklar, torunlar ve ben...</p>
<p>Gözünden sakınır, gözün gibi bakardın,</p>
<p>Sen yorulduğun halde herkes mutlu olsun diye yine de çırpınırdı, çabalardın. </p>
<p>Defalarca düşer, yine de ayağa kalkardın. </p>
<p>Sevdim, sevincimle sevindin,</p>
<p>Ayrıldım, hüznümü paylaştın benle. </p>
<p>Senden sonra artık işim olmaz gelenle gidenle. </p>
<p>Annem!</p>
<p>En son hasta yatağında biçare ve konuşmaya mecâlin kalmamışken gördüm seni,</p>
<p>Kıymetini bilemedim, affet beni!</p>
<p>Binlerce kilometre öteden sesleniyorum sana, </p>
<p>Bu mektubu bir nedâmet ve af dilekçesi olarak yazıyorum sana.</p>
<p>Özrümü kabul et annem,</p>
<p>Belki de benden önce ya da sonra ulaşır bu mektup sana.</p>
<p>Yanında olamadım, dizlerinin dibinde duramadım,</p>
<p>Ne olur güzel annem, hakkını helal et biricik evladına. </p>
<p>Biliyor musun canım annem... </p>
<p>Anasız, babasız, kardeşiz, eşsiz, dostsuz,</p>
<p>Seninle birlikte ben de yaşlandım, ben de aylarca hastalandım. </p>
<p>Sonra zoraki sabretmeyi öğrendim... </p>
<p>Düştüğüm yerden kalkmayı, kendime sarılmayı...</p>
<p>Bu dünya ayrılık yeriymiş, geçte olsa öğrendim!</p>
<p>Canım annem ilk öğretmenim sendin,</p>
<p>Dini, imanı, ana-baba ve kul hakkını sen öğrettin,</p>
<p>Her şeyi senin şefkâtinle, duânla atlattım. </p>
<p>Şimdi sen yoksun diye dert, keder, hüzün sardı etrafımı... </p>
<p>Kaldıramayacağım kadar ağır enkâzlar altında kaldım!</p>
<p>Canım annem!</p>
<p>Varlığında da yokluğunda da önce Allah'a sonra senin hayır duâlarına sığındım. </p>
<p>Son olarak;</p>
<p>Her namazımda, Yaradan'a her el açtığımda sen varsın canım annem... </p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pişman Ettiniz</title>
<link>https://fikirizleri.com/pisman-ettiniz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/pisman-ettiniz</guid>
<description><![CDATA[ Ben miyim? ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68cd8218c289a.webp" length="29330" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 10:33:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmek istedim, pişman ettiniz.</p>
<p>Gitmek istedim, yoluma engeller koydunuz. </p>
<p>Susmak istedim, kan kusturdunuz. </p>
<p>Konuşunca kötü ve kaba ben mi oldum? </p>
<p>Şimdi de eserinizi beğenmiyorsunuz, öyle mi?</p>
<p></p>
<p>Bir tas çorba, bir parça ekmek ve bir damla huzur...</p>
<p>Çok bir şey istemedim gelenlerin hızlı göçtüğü bu fâni ve fena dünyadan!</p>
<p>İhanet, kahpelik, yalan dolan neymiş öğrendim çok sonradan.</p>
<p>Aşktır bunun adı gözü kördür dedim. </p>
<p>Sevgi, iyilik ve umutla hayallerimi besledim. </p>
<p>Ne zaman yalnız ve biçare kalsam yâre yöneldim. </p>
<p>Derdimin dermanı derdimin içindeymiş geç de olsa öğrendim!</p>
<p>Hak'tan gayrısına tapmadım. </p>
<p>Doğru durdum, doğru yürüdüm, doğrularla oldum. </p>
<p>Çizgimi bozmadım, yolumdan sapmadım. </p>
<p>Telafîsi mümkün olmayan bir hata yapmadım. </p>
<p>Allah'tan başkasına Allah diye tapmadım!</p>
<p>Gece gündüz demeden çalıştım didindim;</p>
<p>Yoruldum ama asla pes etmedim!</p>
<p>Kendimden geçtim, ömrümü hayra adadım. </p>
<p>Şimdi yolun yarısında dön diyorsun, döneceğim sanıyorsun, öyle mi?</p>
<p></p>
<p>Sen açken, ben tok uyumadım. </p>
<p>Bir yarayı sarmadan yerimde bir an olsun durmadım. </p>
<p>Ağlamaktan göz pınarımda yaş bırakmadım. </p>
<p>Ezildim, üzüldüm ama bir kula asla kul olmadım!</p>
<p>Hiç kimseyi yarı yolda koymadım. </p>
<p>Şimdi adı kötüye çıkan, benim öyle mi?</p>
<p>Zalimle el sıkışmadım, mazlumun yanında durdum. </p>
<p>Hicret ettim, ilden ile sürüldüm. </p>
<p>Kan, barut, gözyaşı gördüm. </p>
<p>Gâmsız, kedersiz, tasasız, yarasız;</p>
<p>Rahat uyku alıyor sandın, öyle mi?</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Şey Zamanında Güzeldir</title>
<link>https://fikirizleri.com/her-sey-zamaninda-guzeldir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/her-sey-zamaninda-guzeldir</guid>
<description><![CDATA[ Saat ve zaman kavramı, hayatı disiplinli, dengeli ve anlamlı bir şekilde sürdürmenin temelini oluşturur. Telafisi imkânsız olan zamanın ve sağlığın değerini bilerek günü çalışma, dinlenme ve kişisel gelişime adilce bölmek hem maddi hem de manevi sağlığın anahtarıdır. Her şeyin muayyen bir vakti olduğunu unutmadan, ertelemeden ve farkındalıkla yaşamak pişmanlığın önüne geçecek en büyük kazançtır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6aa5f9334b84e.webp" length="43024" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 10:16:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Saat kavramı yere ve zamana göre değişiklik arz eder. Daha ilk çağlardan itibaren birçok iş saate göre belirlenirdi. Saat demek düzen, disiplin ve planlı yaşam demektir.</p>
<p>​Saat ile birlikte anlam taşıyan dakika, saniye veya salise de büyük önem taşımaktadır. Bazen çabuk geçmesini arzu ederiz bazen de hiç bitmesin isteriz. Bir hastanın yaşam mücadelesi ameliyat masasındaki hayati önem taşıyan saniyelere bağlıdır. Bir insan sevdiğine veya sevdiği bir şeye kavuşacağı için akrep ve yelkovanın birbiriyle yarışmasını ister âdeta. Saatler o kadar hızlı ilerlesin ki umduğuna kavuşsun. Bazen de insan dakikaların hatta saniyelerin bile geçmesini istemez. Örneğin vatanından, toprağından, anadan, yardan ayrılacağını bilen biri o anın gelmesini hiç istemez. Oysaki doğanın kanunu bu; iyi veya kötü o saat tik tak sesleriyle işlemeye devam edecek. Bu işleyiş kimileri için ıstırap olurken kimileri için de sevinç, sürur kaynağı olacaktır. Saat kavramı asırlardır önemini koruyan bir unsurdur. İşe veya okula gideceğimiz zamandan hayır ve şer günlerde insanoğlu belli bir saat dilimini baz alır. İslam Peygamberi sıhhatle birlikte boş vaktin de faydalı işlerde değerlendirilmesini teşvik ve tavsiye etmiştir:</p>
<p>​"Sağlığınızın ve boş vaktinizin kıymetini biliniz. Zira sağlık hastalık gelmeden, boş vakitte işler üst üste gelmeden anlaşılmaz, kıymeti tam olarak bilinmez." buyurmuştur.</p>
<p>​Sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da zamanı taksim eden dinimiz, 24 saati dilimlere ayırmıştır. 8 saat çalışma, 8 saat uyku, 8 saati de ailesiyle, sevdikleriyle beraber vakit geçirerek, spor yaparak veya herhangi bir hobiyle uğraşarak geçirilmesi gereken değerli zamanlardır.</p>
<p>​Hem maddi hem de manevi sağlığımız bu saate göre hareket etmeye bağlıdır.</p>
<p>​"Ağaç yaşken eğilir." buyuran atalarımız da her şeyin vaktinde olması gerektiğini vurgulamaktadır. İnsanoğlunun en büyük hatası sağlığının, boş vakitlerinin kıymetini tam olarak anlayamamasıdır. Bir ömür boş işlerle kendisine verilen saatleri heba ederek harcayan bizler, hem dünya hem de ahiret sermayesi olan en elzem şeyleri kaçırabiliyoruz. Ve unutulmamalıdır ki dün geri gelmiyor! Bu yüzden anın kıymetini bilerek yaşamaya gayret etmeliyiz. Birkaç saniye veya dakika nefes alıp vermek için servet harcayan insanlar gördüm. Doktoru tarafından 3 ay, 6 ay ömrü kaldığını duyan ve bunu bir ganimet gibi gören genç-yaşlı hastalar gördüm. Ölümü bile önümüzden bir tabut geçmeden aklının ucundan geçirmeyen özellikle genç nesillerin kumar masalarında, içki sofralarında, varoşlarda, sokak aralarında uyuşturucu maddeler tüketerek, internet kafelerde, bilgisayar başında, telefonlarda saatlerce hareketsiz oturarak heba ettiği bu zamandan korkmamak ve endişe duymamak elde değil!</p>
<p>​Saat kavramının içini örneklerle doldurmak mümkündür ancak dikkat çekmek istediğim konu; planlı, programlı, yerinde ve zamanında yapılan veya yapılmayan şeylerin getirisi götürüsüdür. Maddi ve manevi hastalıkların da bu hastalıkların şifası da her şeyi zamanında yapmaktır.</p>
<p>​Bu konuyla ilgili güzel bir söz vardır: "Bugünün işini yarına bırakma!"</p>
<p>​Askerlik zamanında güzeldir. Evlilik zamanında güzeldir. Okumak zamanında güzeldir. Uyumak veya uyanmak zamanında güzeldir. Hatta sevmenin de kızmanın da bir zamanı vardır. Mesela zamanında gelmeyen özrün veya pişmanlığın faydası yoktur. Zamanında ödenmeyen borcun, vaktinde kılınmayan namazın bir anlamı olmadığı gibi. Şakanın da gerçeğin de bir zamanı vardır. Dünyanın her neresine giderseniz gidin saat kavramı sizi çepeçevre kuşatmıştır. Falan saat, filan saat...</p>
<p>​Futbol maçlarından en sevdiğimiz dizilere kadar her şeyin bir saati vardır.</p>
<p>​Yaşamın da ölümün de muayyen bir saati vardır ve bu saat bugüne kadar hiç şaşmamıştır. Ölüm vakti gelince onu ne bir salise geriye ne de ileriye çekebilirsiniz. Aslında saat kavramının hayatımıza girmesinin en önemli sebebi her an Yaradan'ın huzuruna çıkacakmış gibi hayatımızı planlı bir şekilde sürdürmektir.</p>
<p>​Etrafımızda da görüldüğü üzere ruhumuz can kafesinden ayrıldıktan sonra pişmanlığın hiçbir faydası yoktur.</p>
<p>​Makul düşünebilen insanlar için zamanında hareket etmek hayati bir meseledir.</p>
<p>​Zamanını en verimli şekilde kullanabilenlerden olmayı tercih ve temenni edelim. </p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HERŞEY GEÇİYOR DA İZİ KALIYOR</title>
<link>https://fikirizleri.com/hersey-geciyor-da-izi-kaliyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hersey-geciyor-da-izi-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ne acılar ne ayrılıklar ne hüzünler biriktirdi bu garip yürek! ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a8c7d776231c.webp" length="15468" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:21:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Maziden Kalan, Yarım Kalan Sızı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Saçlarımdaki aklar o günlerden bana hatıra,</p>
<p>Merhamet yoksa ha insana anlattın ha bir katıra!</p>
<p>Yaşadığım o zor yıllar sığmaz birkaç satıra.</p>
<p>Sadece gülüp geçilen bir şey değil bu;</p>
<p>Ne acılar ne ayrılıklar ne hüzünler biriktirdi bu garip yürek!</p>
<p>Sırılsıklam âşık olan bir yürek vardı,</p>
<p>Şimdilerde kuru bir vahaya döndü!</p>
<p>Sevmekte güzeldi beklemekte,</p>
<p>Aşk ateşi umutlarla beraber söndü!</p>
<p>Sadece dünya dönmüyormuş geçte olsa anladım,</p>
<p>İyilikler kötülüğe,sevgiler nefrete,tebessümler ağlamaya,sadakat ise ihanete dönüyormuş!</p>
<p>Anladım ve çok ağladım;</p>
<p>Meğerse bu zamanın adamı olmak en büyük imtihanmış!</p>
<p>Ansız ve amansız terk edilince anlıyormuş;</p>
<p>Herkes sevilmez,özlenmez ve her şeye rağmen beklenmezmiş!</p>
<p>Keşke zamanında bir durduran olsaymış,</p>
<p>Bu benim hikâyem işte bir varmış bir yokmuş...</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ah İstanbul Aziz Şehir!</title>
<link>https://fikirizleri.com/ah-istanbul-aziz-sehir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ah-istanbul-aziz-sehir</guid>
<description><![CDATA[ Ne güzel hayallerle başlamıştı,
Her adımı sevgi, iyilik ve umutla atılmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a809b508f9ca.webp" length="23012" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 08:02:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Bitmeyen Şiir Yarım Kalan Sızı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>AZİZ İSTANBUL </p>
<p>Ah İstanbul!</p>
<p>​Hayallerimi süsleyen şehir...</p>
<p>Bugün sana tepeden baktım yine...</p>
<p>Sen de işittin mi duyduklarımı,</p>
<p>Aldın mı hasret dolu selamımı,</p>
<p>Hissettin mi içimde kaynayan okyanusları,</p>
<p>Gördün mü gözümden akan yaşları?</p>
<p>​Bir yanım çocuk gibi şen şakraktı,</p>
<p>Bir yanım hüzün sarmalı...</p>
<p>Artık bilemiyorum;</p>
<p>Fırtınalar kopan şu yüreğimde neyi tutmalı, neyi salmalı.</p>
<p>​Bir kanadı kırık kuş gibiyim şimdi;</p>
<p>Gönlümce uçamıyorum işte,</p>
<p>Uçsam da yere çakılırım, kırılır diğer kolum kanadım,</p>
<p>Bir oyuncak gibi sağa sola dağılır, parçalarım!</p>
<p>​Ah İstanbul!</p>
<p>Neler yaşandı ve bitti caddelerinde, sokaklarında.</p>
<p>Kimler geldi, kimler geçti,</p>
<p>Ne gidenler ne dünler,</p>
<p>Geri gelmiyor artık!</p>
<p>​Bilmiyorum, Aziz İstanbul, bilmiyorum...</p>
<p>Ben bittim de;</p>
<p>Ne güzel hayallerle başlamıştı,</p>
<p>Her adımı sevgi, iyilik ve umutla atılmıştı.</p>
<p>Bu uzun hikâyenin sonu nasıl biter, bilmiyorum!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gurbet Neydi?</title>
<link>https://fikirizleri.com/gurbet-neydi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gurbet-neydi</guid>
<description><![CDATA[ Olmayacak duâya &quot;Âmin&quot; dememeyi, gidenlerin gölgesinde yaşamanın hiçbir faydası olmadığını gurbet öğretti bana. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a643d706f29f.webp" length="30428" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:43:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Gurbet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Ben gurbeti satır aralarından değil, bizzat yaşayarak öğrendim.</p>
<p>Kalemimden sadece mavi mürekkep değil çoğu zaman yüreğimden kan damlattım gurbetin her kelimesine.</p>
<p>Acıyı, sevgiyi, ayrılığı, hüznü, karanlığı bile kıskandıran yalnızlığı dört duvar arasında hissederek öğrendim.</p>
<p>Bağrımı kurşun gibi delerek ciğerimi her gün biraz daha söndüren bakışların sahibini bu gurbette tanıdım, bu yollarda kaybettim.</p>
<p>Gurbette öğrendim ben, hasta yatağında bir tas çorbaya hasret kalmayı,</p>
<p>Yarin ismini sayıklayarak kan ter içinde uyanmayı,</p>
<p>Gözyaşları ile yastığımı ıslatmayı,</p>
<p>Gurbette öğrendim ben güçlü olmayı, güçlükle de olsa ayakta durmayı!"</p>
<p>Gurbet bana mesken oldu, ben gurbete revân,</p>
<p>Hıçkırıklarla ağladığım günler de oldu,</p>
<p>Kahkahayla güldüğüm, etrafıma sahte gülücükler dağıttığım anlar da!</p>
<p>Gurbete isteyerek gitmedim, beni sevdiklerim, güvendiklerim, asla bunu yapmaz şunu yapmaz dediklerim itti.</p>
<p>Vefâyı da, cefayı da gurbet illerinde öğrendim;</p>
<p>Sevdayı da, nefreti de, unutmayı da gurbet öğretti bana!</p>
<p>Gurbette öğrendim ben paylaşmayı, yardımlaşmayı, sır tutmayı, sabırla dinlemeyi, beklemeyi...</p>
<p>Herkes uyurken geceleri beni gören, duyan, bilen güçlü bir varlığın huzurunda kıyamda durmayı, inim inim inlemeyi, secdeye varmayı, dua dua gözyaşı dökmeyi gurbetteki yalnızlığımda öğrendim.</p>
<p>Düşene uzanan el olmayı,</p>
<p>İnsanların dertleriyle dertlenmeyi gurbette öğrendim ben.</p>
<p>Sabrı, öfkeyi, hiddeti, şefkat ve merhameti gurbet öğretti bana, her şeyi...</p>
<p>Ben gurbetten değil, gurbetin benden aldıklarından rahatsızım.</p>
<p>Gurbet belki zordu belki ateşten bir kordu,</p>
<p>Birçok şeyi anlamamda bana en iyi yardımcı yine gurbet oldu.</p>
<p>Sorgulamayı, soru sorup cevap bulmayı gurbetteki yalnızlığımda öğrendim.</p>
<p>Bin nâsihatin veremediğini gurbet verdi bana hayatın en büyük mesajını.</p>
<p>Aslında hepimiz birer gurbetçiyiz, öz yurdundan uzak ve oraya hasret birer ahiret yolcusuyuz.</p>
<p>Bu dünyanın sahibi değil misafiriyiz her birimiz! Dedim ya gurbetteyiz vuslata erinceye kadar adımız gurbetçi.</p>
<p>Kırk yıllık hatır da alınır, kırk yıllık dostlar da kaybedilir bu illerde.</p>
<p>Olmayacak duâya "Âmin" dememeyi, gidenlerin gölgesinde yaşamanın hiçbir faydası olmadığını gurbet öğretti bana."</p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LÂ MEKÂNIM BEN</title>
<link>https://fikirizleri.com/la-mekanim-ben</link>
<guid>https://fikirizleri.com/la-mekanim-ben</guid>
<description><![CDATA[ Dünyaya ait beklentilerden uzak duran bir gönlün; yazıyla, şiirle ve hakikat arayışıyla sürdürdüğü iç yolculuğu anlatan tasavvufi bir şiir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a59ac3847550.webp" length="31624" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:57:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Lâ mekân, bé-mekân</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Lâ-mekânım...</p>
<p>Yerim yurdum yoktur benim,</p>
<p>Kon! buraya, kal desen de ben buralarda duramam!</p>
<p>Her kelimen bağrımıza bir kurşun gibi işliyor;</p>
<p>Acı acı yazıp söylemeyi artık bıraksan, desen de,</p>
<p>Ben acı acı mırıldandığım türkülerimle,şiirlerimle varım;</p>
<p>Kalemimden bazen ab-ı hayat bazen de kan dökülür kâğıda...</p>
<p>Yazmadan, söylemeden, paylaşmadan duramam!</p>
<p>Lâl olsa da dilim yine de konuşur kalemim.</p>
<p>Suskunluğum küskünlük değil yorgunluk'tur,</p>
<p>Konuşmam küstahlık ve bilmişlik taslamak değil,</p>
<p>Emr-i bil-maruf ve nehy-i anil-münkerdir.</p>
<p>Uykusuz gezdiğim geceler çoktur,</p>
<p>Hiçkimseden dünya nâmına bir beklentim yoktur!</p>
<p>Mecnun olur çöllere düşerim,</p>
<p>Yunus olur, il'den ile gezerim...</p>
<p>Dedim ya;</p>
<p>Mekânsızım ben...</p>
<p>Yerim yurdum yoktur benim,</p>
<p>Ben bir garip dervişim;</p>
<p>Ne beklediğim vardır ne de bekleyenim!</p>
<p>Kendi söküğümü kendim dikerim,</p>
<p>Kendi yaramı yine kendim sararım...</p>
<p>Göklerden çok yerlere dalar gözlerim,</p>
<p>Ben de gelecek mutlak günü beklerim...</p>
<p>Ben bir garip dervişim;</p>
<p>Ne tahtım ne tacım vardır;</p>
<p>Bir tas çorba,bir bardak su, bir de yamalı bir hırka,</p>
<p>Buncağızdır azığım benim..."</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı,</p>
<p>Abdulaziz ADAKAN</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YARIM KALAN ŞİİR</title>
<link>https://fikirizleri.com/yarim-kalan-siir-4104</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yarim-kalan-siir-4104</guid>
<description><![CDATA[ &quot;İşte o gün vazgeçtim seni sevmekten, çabalamaktan, sabırla beklemekten...&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a4f4bd621f1f.webp" length="31552" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 14:14:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Kavram, Özlemek, Yorulmak...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>YARIM KALAN ŞİİR </p>
<p>"Soranlara öldü!" diyorum. Oysa hâlâ bilmediğim bir yerlerde nefes alıp vermeye devam ediyorsun.</p>
<p>Aslında yalan da söylemiş olmuyorum hani;</p>
<p>Sen benim için artık bir ölüden farksızsın!</p>
<p>Ayrılıkla ölümü bir kefeye koysan aynı acıyı verir insana.</p>
<p>Onun için derler ya türküde de: "Ayrılık olmasaydı, ölüm olsaydı!"</p>
<p>Ölüm olsaydı; zira ayrılık acısı ölümden farksızdı!</p>
<p>En çok da vedalar değil de söylenmemiş, boğazında düğümlenen yarım kalan sözler acıtırmış insanı.</p>
<p>Oysaki anlatacak, haykıracak o kadar çok şey vardı ki!</p>
<p>Sustum, susturuldum, birçok şeyi sineme attım.</p>
<p>Anladım ki değmezmiş iyi niyetlerle atılan o zor adımlar. Yılanı deliğinden çıkarır sözler.</p>
<p>Anladım ki değmezmiş uykusuz geçen uzun geceler, edilen dualar, dökülen yaşlar...</p>
<p>İnsanın hayalleriyle, umutlarıyla oynamanın ne demek olduğunu sen öğrettin bana!</p>
<p>Acıyı yazıyorum; zira dertten, kederden, hüzünden başka bir şey bırakmadın bana!</p>
<p>Ben ölçüsüz sevgimin bedelini öderken;</p>
<p>Sen layık olmadığın aşkın hesabını vereceksin!</p>
<p>Alkışla kendini;</p>
<p>Yarınsız, yarım bir adam bıraktın ardından!</p>
<p>İşte o gün vazgeçtim seni sevmekten, çabalamaktan, sabırla beklemekten...</p>
<p>Kendimi, seni, etrafımdaki her şeyi suyun akışına bıraktım;</p>
<p>Artık deli rüzgâr nereye eserse!"</p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlk Aşklar Böyledir!</title>
<link>https://fikirizleri.com/ilk-asklar-boeyledir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ilk-asklar-boeyledir</guid>
<description><![CDATA[ İlk aşkları özel kılan ona yüklediğiniz derin manalardır, asırlar geçse de onları unutulmaz kılan da bu özellikleridir vesselâm... ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a39a242390b4.webp" length="20138" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:20:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>İlk aşklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İlk aşklar veya sevgili neden önemlidir?</p>
<p>Bir duyguyu tatmadan ne anlama geldiğini bilemezsiniz. Bu duyguların en güzeli de aşk ve sevgidir. İlkler her zaman önemli ve özeldir. İlk aşkım aynı köyde, aynı sıralarda okuduğum, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen teni siyaha yakın esmer bir kız olan amcamın baldızıydı. Beraber ağlar beraber gülerdik... Benim için çok özeldi, bazen geçtiği topraklı yola güller sererdim, sırf ona söylemek için gece gündüz şiir veya türkü ezberlerdim. Onun için gösterdiğim çabaya hayran kalır, mutlu olurdu. Ben onun sesini duyunca hemen balkona koşardım, o da benim gibiydi. Birbirimizi görmeden edemezdik. Gören ona sırılsıklam aşık olduğumu yaptığım çılgınlıklardan hemen anlardı. Hemen hemen tüm köylü onu sevdiğimi ve büyüyünce onunla yuva kurmak istediğimi çok iyi bilirdi ve bu durumu kıskananlar bile vardı aralarında. İlkokuldan sonra okumadı bir daha, bense eğitim hayatıma ilçede devam ediyordum. Onu görmek için hafta sonunu iple çekiyordum. Onun için kavga bile ediyor, bazen dövüyor bazen de dövülüyordum. O benim ilk aşkımdı, onun için her şeyi yapmaya razıydım. Bu can Allah'a ait olmasaydı, öl! deseydi uğruna ölecek kadar seviyordum. Kendi rızasıyla ablasının yükü hafiflesin diye ağır işlerin altına giriyordu. Bazen sırtında su bidonu taşıyordu, tâ uzaklardan doldurup getirdiği... Ben ona kıyamazdım, onu bu hâlde görünce oyunumu yarıda bırakıp yükünü omuzlamak için ona doğru koşardım. Onun da olduğu oyunlar terapi gibi gelirdi bana. Bazen düşer dizlerini kanatırdı, ben bez, çaput ne varsa yırtar yarasını sarardım. Daha ilkokul sıralarında; "Beni asla bırakma!" derdi. Elimi tuttuğunda, bırakmak istemezdi. Bazen aylarca yaylada kalırdı, o zaman tuşlu telefonum bile yoktu. Ondan haber alabilmek için sık sık köye inen çobanın gelmesini beklerdim. Bazen de ona doğru giden traktörleri durdurup yaylaya giderdim. O benim ilk gülümdü ve son olmasını diliyordum ahirete kadar. Köyden taşındığımızda 15 yaşındaydım, ilkokul sıralarında fecî bir trafik kazası geçirmiştim, bununla birlikte hafıza kaybı ve unutkanlık da baş göstermişti. O bütün bunlara rağmen beni seviyordu ve bırakmamaya kararlıydı. Ancak Ortaokula hazırlanırken bir pazar sabahı köy sofrasında her iki kulağım birden duymamaya başladı, bunu ilk farkeden de kendisiyle dalga geçtiğimi düşünen merhum babamdı. Ancak bunun bir şaka olmadığını hastaneye gidip 15 gün boyunca ilaç, iğne ve serum tedavisi uygulayan doktorun; "Oğlunuzun bir kulağı aynen bir ölüyü toprağa gömmek gibidir, onu Amerika'daki bir professöre bile götürseniz iyileşmesi mümkün değildir" sözleriyle ortaya koymuştu.</p>
<p>O köyde kalmaya devam ederken; ben şehir merkezine taşınmıştım. Uzun zamandır görüşemiyorduk ancak amcam, yengem ve o beni ziyarete gelmişti. Ben sol kulağı tamamen kapanan, sağ kulağıyla yarım yamalak hayatına devam etmek zorunda olan bir insandım artık. Doktorluk, öğretmenlik veya din adamı... Hayallerim yok olmuştu. Varsa yoksa bu hâlimle hayata nasıl tutunacağımdı. Çocukluk aşkımı kendimden uzaklaştırmak için ona hakâret bile ettim, zira onun da benim yüzümden acı çekmesini istemedim. Son kez hasta yatağımda elimi tutarken sert bir şekilde elini uzaklaştırıp; "Ne yaptığını sanıyorsun sen!" diye bağırdığımda ne yapacağını saşırmış, son söz olarak içim kan ağlayarak, benden vazgeç dediğim o yaşlarda elleriyle gözlerinden akan yaşları sildiğine şahit olmama rağmen aldırış etmeden ona son kez göz ucuyla baktım. İlk aşklar her zaman kalıcı iz bırakır demiştim. Gerçekten öyle olduğunu yaşayarak öğrendim! Üzerinden yıllar geçmiş, düşe kalka yol alırken tüm zorluklara rağmen üniversite okurken, evlenmiştim 5 yıl öncesi birlikte çalıştığımız yerdeki o kadınla.</p>
<p>İlk aşkım ve aman vermeyen psikolojik ve fiziksel hastalıklar yüzünden aşka, evliliğe tövbe etmiştim, tâ ki bir iş ilânının yönlendirdiği kapıyı açan o kızı görünceye kadar!</p>
<p>Öyle böyle evliydim artık!</p>
<p>Bir gün İstanbul'daki amcaoğlumun evlâdını kaybettiğini öğrendim ve uçakla gittiğim bu şehirde, bir piknik organizasyonunda yıllarca yüzünü görmediğim ve 2 çocuğu olduğunu, amcamın oğlu ile evlenip İstanbul'a taşındığını öğrendim. Evet,onu görünce kalbimin titremediğini söyleyemem. Ancak o benden sonra evlenmişti. Ben her ne kadar bu şoku atlatmaya çalışsam da, ne kadar mesafeli dursam da o sürekli bana yaklaşıp hâl diliyle adeta sitem ediyordu: "Neden bunu yaptın bize! Bu adamla senin yüzünden evlendim!" der gibiydi. Beni konuşturuyor, bir şeyler duymak istiyordu ancak kocası balkonda diğerleriyle birlikte bizi izliyordu. Bir ara lavaboya koştum ağlamaklı bir hâlde, parmaklarımı ısırıyordum sesim, çığlığım duyulmasın diye. Bir yandan aynaya bakıyor bir yandan da gözyaşlarımı silmeye çalışıyordum. Sonradan öğrendiğim kadarıyla eşiyle mutlu olmamasına rağmen 2 çocuğun hatrına ve rızası olmamalarına rağmen ailesini terk ettiği için gidecek yeri de olmadığından bu adama sabrediyordu. Tıpkı yıllarca bana kan kusturan eşim gibi! Amca oğlumla vedâlaşırken o da ordaydı ve yaşaran gözlerinden de okunuyordu biraz daha kal değişi. Ancak o artık bir başkasının nikâhlı karısıydı, üstelik ben de yeminimi unutmuş gibi hayatımın geri kalanını cehenneme çevirecek bir kadınla evliydim.</p>
<p>Belki de inanmayacaksınız ama ne çocukken ne de onunla birlikte büyürken elini tutup gözlerine sevgiyle bakmaktan öteye gitmeyecek kadar saf ve temiz duygularla sevmiştim Songül'ü!</p>
<p>O da tüm engellerime rağmen bu hâlimi bildiği için sevmişti beni. Ancak yıllar ve yollar bizi bizden koparıp başka ellere yar etmişti.</p>
<p>Ben yıllar sonra türlü türlü hakâret ve mahkeme kararı ile yıllarca birlikte olduğum eşimden ayrıldıktan bir yıl sonra o da eşini kalp krizi sonucu kaybetmişti. İkimiz de yalnızdık artık. Niye yalan söyleyeyim bir ara merâk eder benim ne hâlde olduğumu öğrenmek için numaramı bir şekilde alır, arar diye beklemedim değil ancak hayat ikimizi de bir daha birbirimizle konuşamayacak kadar yormuş ve susturmuştu...</p>
<p>Yalnızlığın ne kadar ağır bir şey olduğunu en iyi bilenlerden biri olarak ona sadece duâ edebilirdim.</p>
<p>Bunu söylerken utanıyorum ama yalnızlık kaderimde varmış, galiba yalnız geldiğim ve A'dan Z'ye her şeyimi kaybettiğim bu dünyadan yine yalnız göçeceğim!</p>
<p>Son olarak şunu söylemek istiyorum sizlere:</p>
<p>Her ne pahasına olursa olsun sizi seven insanları yarım bırakmayın! Hasta da olsanız, ölüm döşeğinde de olsanız, borcunuz, harcınız bile olsa sevdiklerinizi yarı yolda bırakmayın!</p>
<p>Hele hele beşik kertmesi misali bir çocukluk aşkınız varsa, onun elini asla bırakmayın!</p>
<p>Hayatımın en özel dönemleri çocukluk aşkımla geçti. En güzel hayalleri onunla kurdum. En güzel duyguları onunla tattım. O gül o kadar değerliydi ki Uzun Bir Hikâye adlı romanımda bile ona yer vermiştim. Maziye dönüp baktığımda en büyük "keşke" lerimden biri de ilk aşkımdır. Keşke tüm hastalıklara ve zorluklara rağmen onun elini hiç bırakmasaydım!</p>
<p>İlk aşkları özel kılan ona yüklediğiniz derin manalardır, asırlar geçse de onları unutulmaz kılan da bu özellikleridir vesselâm...</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Bir Hikâye &amp;Gerçek Bir Hayat Hikâyesi</title>
<link>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye-gerccek-bir-hayat-hikayesi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye-gerccek-bir-hayat-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Uzun Bir Hikâye ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a300eff94159.webp" length="58520" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 19:08:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Uzun Bir Hikâye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Kitap Bir Hayat...</p>
<p>"Bir ayna aldım elime. Aynadaki ben'e, Ali ismini verdim. Ali'nin anlatamadıklarını ben size anlatmaya karar verdim.Öyle ya; hayatta böyle bir şey değil miydi?Anlatamadıklarımızı anlatmaya korktuklarımızı veya cesaret edemediklerimizi anlatan bir tercümana ihtiyaç duymuyor muyduk?"</p>
<p>Giriş sayfasına bu satırları işlediğim, Uzun Bir Hikâye'yi yazmaya başladığımda saçlarım simsiyahtı, bu roman bittiğinde ise ağarmadık tel kalmadı saçımda.</p>
<p>İmtihan yeni başlıyor; Uzun Bir Hikâye!</p>
<p>Uzun Bir Hikâye dediğime bakmayın, aslında çok da uzun değil ancak okuyanlar üzerinde tesiri uzun sürecek bir hikâye olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu hikâyeden bir kesitle başlıyorum...</p>
<p>Bu da romanı bilmeyenlerle kısa bir tanışma faslı olsun.</p>
<p>Benim adım Abdulaziz. Etrafımdakiler her ne kadar Aziz diye hitâp etseler de ben bundan hâyâ ederim, zira Aziz ve Celil olan yalnızca Allah'tır, ben sadece O'nun biricik kuluyum! Arkadaşım bir iş teklifinde bulundu, gittim, görüştüm ve şu an için başka bir seçenek olmadığı için kabul ettim. Saffet; ismi gibi temiz bir yüreğe sahipti. Aktardı o. Yurtdışından kozmetik ürünler getirtmişti, benim görevim tanıtım ve pazarlamaydı.Hiç unutmam; yıl 2010 ve bir cuma günü bir nisan yağmurunda ıslanırken damat gibi giyinmiş kravatımı takmış, elimde siyah iş çantası kaldırımda yürüyordum. Lise mezunuydum, üstelik İngilizce bölümünü bitirmiştim ve diksiyonum da çok güzeldi. İnsanlar benimle sohbet etmekten keyif alırdı. Hızlı adımlarla esnafa doğru yürürken bir yandan da uzun bir süre sonra doğru dürüst bir iş bulmanın ve adam gibi maaş almanın oldukça zor olduğu bu şehirde arkadaşım bana iş getirmişti, şükrederek girdiğim birçok dükkân oldu, herşey güzel gidiyordu.Tâ ki yıllardan beri tanıdığım, öğrencilik yıllarımda selâm verip o güzel tostunu yemeden geçemediğim butik bakkal, Sami abi'ye uğrayıp çantamdaki ürünleri tanıtıncaya kadar. Bu ürünlerden biri saniyeler içinde tüy döken bir kozmetik ürünüydü. Test etmek için buraya gelmeden önce elime sürüp olumlu bir sonuç aldığım bir markaydı, Paris Casanova adlı ürün...</p>
<p>Sami abi lavaboda birkaç saniye bekledikten sonra, Aziz hani bir şey değişmedi, tüy müy dökülmedi, bunu kim sana verdiyse sahtekâr demesine ramak kala: "Abi sus lütfen! Yıllardır beraber yer, içeriz. Bu adam beş vakit namaz kılan biri. Kimseyi kandırmaz, kandıramaz!" dedim.</p>
<p>Kaderin bir cilvesi olsa gerek, ürün artık şanssızlık eserimi yoksa başka bir şeyden dolayımı hakkaten o adamın üzerinde işe yaramamıştı. En kötüsü; sen de mi Aziz kardeş sen de mi insanları kandırmaya çalışıyorsun? Biz sana güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz!" lâfı olmuştu. Adeta kan beynimden fışkırmıştı. Özür mözür iflâh etmezdi.O gün ilk iş günümdü. Boynum büküldü, hüzünlüydü yüreğim.</p>
<p>Aktara geldiğim gibi şu ifadeler çıktı ağzımdan:</p>
<p>"Arkadaşlarımı ve bana olan güvenlerini kaybetmektense işimi kaybederim daha iyi!."</p>
<p>Heyecan ve umutla aldığım çantayı şimdi biraz şüphe biraz da hüzünle masasına bırakıp çıktım ordan.</p>
<p>Üzerimdeki takım elbise hâlâ duruyordu. Bir elim cebimde bakışlarım kaldırım taşlarındaydı. Bir yere gelinceye kadar başım hep öndeydi. Bu memlekette insanlar karın tokluğuna, asgâri ücretin altında ve sigortasız çalıştırılıyordu!</p>
<p>İşi kaybetmek gelecek ile ilgili hayallerimi de yok ediyordu, bu düşünceler beynimi kemirirken, su almak için bir markete doğru yürüdüm ve kaldırımın kenarındaki direkte bir iş ilânı gözüme çarptı: "Bay bayan anketörler aranıyor. "Dikkatimi çekmişti bu ilân. İşin ilginç tarafı; ilandaki adres 100 m ilerde bir iş hanındaydı. Fakirin ekmeği umuttur derler ya, işte yeni bir umut belirdi gönlümde.</p>
<p>Aşka, sevgiye, evliliğe tövbe etmiştim. Gençllik yıllarımı mahveden sol kulak total işitme kaybı yüzünden özgüvenim zedelenmiş, evlenme hayali kurduğum amcamın baldızı, çocukluk ve okul arkadaşımla kendi rızamla, o kadar sevmeme rağmen; yollarımı ayırmıştım. Hasta yatağımda elimi sıkı sıkıya tutan o kızı benden vazgeçmesi için hayatımda yapmadığım bir şeyi yapmıştım ona: Kalbini kırmıştım. Çocukluğum ve gençliğim çok ağır imtihanlarla geçti:</p>
<p>7 yaşında feci bir trafik kazası ve buna bağlı olarak belki de bir ömür sürecek bir hafıza kaybı ve unutkanlık...</p>
<p>Akabinde 15 Mayıs 2000'de aniden ortaya çıkan ve doktorun artık bir ölüyü toprağa koyarsın ya işte kulağın da o şekilde diyerek hüznümü, hayal kırıklığımı artıran, yaşama sevincimi azaltan sol kulak total işitme kaybı geri kalan ömrüme eşlik etmişti. Benim tek aşkım, sevgim, umudum bunca zorluğa rağmen sabırla, iyilikle ve umutla yanlış bir şey yapmadan hayatta kalma mücadelesi vermekti. Artık kendimden başkasını düşünecek, hayatımda başka birine yer verecek gücüm ve hayalim kalmamıştı. Söz vermiştim kendime; Asla! İşte o gün büyük sözün çetin imtihanlarından birini yaşıyor ve yaşayacaktım!</p>
<p>Aşka tövbe etmiştim ta ki ilândaki iş başvurusu için çaldığım kapıyı açan o kadını görünceye kadar."...</p>
<p></p>
<p>Devamı Uzun Bir Hikâye adlı roman kitabı'nda.</p>
<p>Uzun Bir Hikâye -Gerçek Bir Hayat Hikâyesi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Olmuyor İşte</title>
<link>https://fikirizleri.com/olmuyor-iste</link>
<guid>https://fikirizleri.com/olmuyor-iste</guid>
<description><![CDATA[ Olmuyor ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a2dda6b6394a.webp" length="50782" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:35:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Olmuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Olmuyor...</p>
<p>Bir sis bulutu çöktü üstüme, dağılmaz oldu,</p>
<p>Gözyaşlarımı salsam olmuyor, saklasam olmuyor.</p>
<p>Özlem kor bir ataş gibi yakar bağrımı,</p>
<p>Arasam olmuyor, aramasam olmuyor.</p>
<p>Bahaneler çok gitmek için;</p>
<p>Kansan olmuyor, kanmasan olmuyor,</p>
<p>Anlamak için dakika değil bir ömür verdim sana,</p>
<p>Artık dinlesem olmuyor, dinlemesem olmuyor.</p>
<p>Yine hazan mevsiminde soldu yapraklarım,</p>
<p>Tükendi umutlarım, bitti sevinçlerim, güzel hayallerim...</p>
<p>Tebessümü senden öğrenen de ben,</p>
<p>Ayrılığı, acıyı, özlemi, hasreti öğreten de yine sen.</p>
<p>Sağda solda arar oldu gözlerim,</p>
<p>Bir daha dönemezsin ki maziye, biliyorum.</p>
<p>Bırakıp gitmek çare olsaydı keşke, her şeyi ve herkesi, bir kalemde silebilseydim.</p>
<p>Gitsen olmuyor, gitmesen olmuyor.</p>
<p>Bir urgan ya da bir mermi...</p>
<p>Kafana sıksan olmuyor, sıkmasan olmuyor,</p>
<p>Ne yaptıysam hiç kimse geçemedi senin yerine,</p>
<p>Evet desem olmuyor, hayır desem olmuyor.</p>
<p>Seninle bir zamanlar el ele yürüdüğümüz bu sokaklarda,</p>
<p>Şimdi sensiz yürüyorum, var mısın yok musun bilmeden!</p>
<p>Oturup çay içtiğimiz sahil kenarında,</p>
<p>Yine o bankta sessiz ve sensiz uçan martıları izliyorum...</p>
<p>Keşke diyorum, bahçendeki ağacın dalına konan bir kuş da ben olsaydım.</p>
<p>Sen görmek istemezdin belki,</p>
<p>Ben seni her görmek istediğimde o dala konsaydım.</p>
<p>Yaşamak için sevmek gerekiyormuş,</p>
<p>Sevsem olmuyor, sevmesem olmuyor.</p>
<p>Güvensem olmuyor, yalancının biriydin desem olmuyor, yeniden denesem olmuyor.</p>
<p>Bazen konuşup bazen susmak gerekiyor,</p>
<p>Sussan olmuyor, susmasan olmuyor.</p>
<p>Geriye onca hatıradan bir tek resim kaldı;</p>
<p>Yırtsan olmuyor, yaksan olmuyor.</p>
<p>Bir kâğıt gibi buruşturup çöpe attın güzel yıllarımı;</p>
<p>Ahh! etsem olmuyor, sineye çeksem olmuyor.</p>
<p>Sorup dururlar neden, nasıl, ne içini,</p>
<p>Anlatsan olmuyor, anlatmasan olmuyor.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler: &amp;quot;Özlemek ve Yorulmak!</title>
<link>https://fikirizleri.com/Kavram</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Kavram</guid>
<description><![CDATA[ Kavram, özlemek, yorulmak... ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a2865f0cd10f.webp" length="47196" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:22:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Kavram, Özlemek, Yorulmak...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı sözcükler vardır onları söylemek de duymak da insana tarifsiz duygular yaşatır:</p>
<p>"Özlemek ve yorulmak.</p>
<p>Özledim, yoruldum..."</p>
<p>Kısa ama derin anlamlar ifade eder, zira bunları söyleten yaşanmışlıklar vardır.</p>
<p>Onu ilk kez özlediğimi, sevdiğimi ve onunla evlenmek istediğimi söylediğim Lolan Aile Çay Bahçesi'nden 2011 depremine kadar yüzüne, sözüne veya bir mesajına hasret kaldığım beş yıl içinde anlamıştım. Sadece özlemedim ki ilk görüşte kor bir ateş gibi bağrımı delen o bakışların sahibini... Beş yıl beş asır gibi geldi!</p>
<p>(Allah hiç kimseyi sevdiklerinden ayırmasın ve onlarla imtihan etmesin!)</p>
<p>Ta ki depremde merak edip ona ulaşmak için sağdan soldan rica minnet yeni telefon numarasına ulaşıp yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için gönderdiğim ve iyi olduğunu öğrenmenin adeta cansız bedenime ruhumun tekrar iade edilmiş gibi hissettiğim ilk mesajıma cevap gelene kadar!</p>
<p>Hani derler ya: "Özlemek de aşktandır" diye. Ben kör kütük aşıktım ve en kötüsünün ise alışmak olduğunu bu uzun sureli ayrılıktan öğrenmiştim.</p>
<p>Onun için bana "Sevmek mi daha zor alışmak mı diye sorsanız -ki soruyorlar- ben tereddüt etmeden 'alışmak' derim. Belki de yıllar sonra ayrıldığımızdan beri dinmek bilmeyen acımın, kederimin sebebi deliler gibi sevmek değil, sanki hiç yanımdan ayrılmayacak gibi sesine, yüzüne, ellerimden telefon düşmeden gelecek bir gönül okşayıcı mesajına alışmış olmamdı.</p>
<p>5 yıl tanışma süresi ve 9 yıllık bir evlilikten sonra istesem de istemesem de hem kendi isteğiyle hem aile ve mahkemenin zoruyla ayrıldık birbirimizden, tamamen!</p>
<p>Mahkemeye başvurmadan önce aramızda geçen diyaloglar peşi sıra geliyordu ancak hiçbiri şu sözcüğün anlattıklarını anlatamazdı : "Yoruldum!"</p>
<p>Evet yorulmuştu, yorulmuştuk!</p>
<p>Çünkü kader hiç ummadığımız bir anda aşılması imkânsız olmasa da hayatımızı zehir-zemberek edecek zorluklarla imtihan ediyordu ve ikimizi de sabrın artık sona geldiği bir noktaya getirmişti. Ben: "Yapma, etme, kıyma sevdamıza, kıyma aşkımıza, biz severek evlendik bizi sonsuz bir karanlığa mahkûm etme diye neredeyse ayağına kapanacak noktaya gelmiştim ancak kader onu da yıllarca acılarını sinemde taşıdığım diğer kayıplara eklemişti tüm çırpınışlarıma rağmen.</p>
<p>"Aziz, ben yoruldum. Bu sıradan bir iş değildi ki tutup da şu köşeye çekil, sandalyeni çek otur dinlen, sonra devam edersin, denilebilecek kadar basit bir durum hiç değildi.</p>
<p>Ben yoruldum: Artık dayanamam. Sana bir şans daha veremem. Biz aynı evde, aynı sofra başında oturamayız. Ne sen ne de ben bir daha el ele tutuşamayız, göz göze bakamayız. Bugünden sonra sen sensin, ben benim, artık biz diye bir şey söz konusu değil!</p>
<p>Bir birimize: "Seni seviyorum. Herşeyimsin. Sevgimiz dün, bugün, yarın... Seni kördüğüm gibi seviyorum diyemeyeceğiz. Sen ayrı bir diyarda ben başka bir diyarda olacağız...</p>
<p>Bu ayrılığın ve sözün ağırlığını satırlara dökmüştüm bile:</p>
<p>"Ellerin başka ellerde, gözlerin başka gözlerde,</p>
<p>Gönlünde başka biri, omuzunda elin biri,</p>
<p>Bitti diyorsun, bitirmek kolay mı?</p>
<p>Unut diyorsun, unutmak kolay mı?</p>
<p>Onca yılı, onca anıyı çöpe at diyorsun,</p>
<p>Atmak kolay mı?</p>
<p>Resimlerimi yak diyorsun,</p>
<p>Yakmak kolay mı?</p>
<p>Unut diyorsun ya,</p>
<p>Unutmak kolay mı?"</p>
<p></p>
<p>Evet iki yorgun beden ve kalp öyle bir ayrıldı ki geriye ne bir albüm kaldı ne bir ses ne de bir mesaj. Ben o sözü duyuncaya kadar sabırla, aşkla, azimle mücâdele etmeye devam ediyordum, ancak o can alıcı söz bir kurşun gibi yuvasından çıkmış göğsüme saplanmıştı.</p>
<p>O günden sonra ben de yoruldum!</p>
<p>Yıllarca tüm zorluklara rağmen hayatın tüm yükünü omuzlamayı başarmış, belli bir yol katetmiştim...</p>
<p>Ancak herşeyimi kaybetmiş gibi en büyük kaybımı yaşadıktan sonra ne o eski ben kaldı ne sevgi ne yaşama sevinci ve hevesi...</p>
<p>Her şeye rağmen duyduğum o can alıcı sözün acısının aynısını başkası çekmesin diye ayakta durmaya mecâlim kalmasa da "Yoruldum!" demiyorum.</p>
<p>Bazı kelimeler kısa olsa da muhteva bakımından ağır anlamlar ifade eder, işte o kelimeleri anlamlı kalan yaşanmışlıklarla irtibatlı olmasıdır.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sitâre&amp;apos;m!</title>
<link>https://fikirizleri.com/sitarem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sitarem</guid>
<description><![CDATA[ Sitâre&#039;m ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a12eb0d51b2c.webp" length="49016" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 May 2026 15:17:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sitare</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Ciltler dolusu cümle kurabilirim ama konu sana gelince lâl oluyor diller, titriyor kalem tutan eller, kan rengine bürünüyor mavi mürekkepler...</p>
<p>Sen deyince akan sular donuyor,gözyaşları sular seller gibi akıyor...</p>
<p>Sen varlığınla şâd olduğum, yokluğunla kahrolduğum...</p>
<p>Sen herkes için bir şey, benim için her şeydin ey Sitâre'm!</p>
<p>Seninle buldum yolumu, sensiz kaybettim sağımı solumu.</p>
<p>Karanlık dünyama doğan ay gibiydin.</p>
<p>Şiirler senin için yazılınca, besteler senin için yapılınca güzeldi,</p>
<p>Anlamsız dünyamın en güzel çiçeği sendin,</p>
<p>Bir zamanlar gülşene çevirdiğin yüreğimi,</p>
<p>Şimdi kapanmak bilmeyen yaralar sardı!</p>
<p>Varlılığın, tebessümün, sözlerin sevgi, umut ve esin kaynağı,</p>
<p>Adeta öksüz ve yetimâne bıraktığın gönlümün artık yok ki bir sığınağı, dayanağı...</p>
<p>Meğer nefes senmişsin, bu dünyada biraz daha durmak için heves senmişsin,</p>
<p>Şimdi ben sensiz nasıl avutayım deli gönlümü ey Sitâre'm!"</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OD, Aşk Ateşi</title>
<link>https://fikirizleri.com/odask-atesi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/odask-atesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0d9d4b17691.webp" length="18040" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 14:46:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Aşk oduna yanmak ve Ona varmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Odun gibi sert kalpleri aşk 'od'uyla yumuşatan Mevlâ,</p>
<p>Beytin olan bu kalbi de aşkın ile doldur.</p>
<p>Servet, şehvet ve şöhret sarhoşu olan,</p>
<p>Şu nefs-i emmâre'yi aşkın ile öldür!</p>
<p>Yunus eyle, beni benden al,</p>
<p>Mevlânâ misillü Şems'in ateşine sal.</p>
<p>Kulluk libâsına bürüdüğün bu alemde,</p>
<p>Hüküm verdiğin gün isyana ve nisyâna düşmeden ruhumu al,</p>
<p>Ne makam ne mevkî,</p>
<p>Ne yat isterim ne kat,</p>
<p>Yokluk sofrasındadır rahmet ve doyumsuz tat,</p>
<p>Beni de salihlerin arasına kat!</p>
<p>Bir elim kalbimde bir elim tespihte,</p>
<p>Hak Allah, Hû Allah deyu deyu dilimi döndür.</p>
<p>Seni unutturan ihsânı dünyayı verseler istemem,</p>
<p>Sana varmayan yola revan eylemem!</p>
<p>Sen olmayan dua'ya Âmin de demem!</p>
<p>Ey aşıkları pervâne gibi döndüren,</p>
<p>Zalimin belini kıran, küfrün ateşini bir bir söndüren,</p>
<p>Sekarât-ı mevt'te de yönümü Sana döndür!</p>
<p>Çıkmaz sokaklarda umudum Sensin,</p>
<p>Karanlık yollarda ışığım Sensin,</p>
<p>Hiçlikten alıp varlık elbisesi giydiren Sensin,</p>
<p>Diriyi öldüren, ölüyü dirilten Sensin,</p>
<p>Ey herşeyin maliki!</p>
<p>Ol! deyince olduran Sensin,</p>
<p>Son nefeste iman nurûyla öldür!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolculuk 4. Bölüm(Son)</title>
<link>https://fikirizleri.com/yolculuk-4boelumson</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yolculuk-4boelumson</guid>
<description><![CDATA[ Yol ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_698890038e589.webp" length="21764" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yolculuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1,5 ay oldu gittiğimde bir daha asla dönmem dediğim baba ocağında. Giderken acı hatıralar bırakmıştım arkamda. Neler yaşamamıştım ki bu dört duvar arasında. Liseye, üniversiteye, sonu hazan olan bir evlilik... Acılarını yıllarca çektiğim ilk  kayıpların adresi... Uzaklaşınca unuturum sanmıştım. Nerelere gitmedi ki bu yorgun ayaklar, nerelere kanat çırpmadı ki. İstemesem de bir müddet daha acılarla yoğrulmuş bu evde kalmalıydım. Ancak üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen yaşadığım zorluklar karşılıyordu beni bu evin her köşesinde. Bir yandan geçmişin ızdırap veren yönü bir yandan da 15-20 yıldır mücadele ettiğim hastalıkların her sene nüksetmesi... Bu sene daha fazla yorgun düştüm yakamı bir türlü bırakmayan ve vücudumun bağışıklık ve direncini kıran hastalıklar yüzünden. Akkuyu'da yeniden bağırsak ve kana bulaşan enfeksiyonlar ne Konya'da ne de Bosna Hersek'te yakamı bıraktı. İğneler, ultrasonlar, serumlar ve bedenimin yüzde yetmişine ağır hasar veren antibiyotikler... Yıllardır gitmediğim hastane, başvurmadığım doktor kalmadı. Her seferinde ultrason, elle muayene, serum ve antibiyotiklerle döndüm hastanelerden. Doktora göre ya üşütmüşüm ya da B12, Demir ve magnezyum eksikliği kaynaklıymış. Aslında bakarsanız sağlık konusunda benden titizini bulamazsınız. Ancak tüm hassasiyetime rağmen her sene günlerce süren, bazen ayını tamamlayan enfeksiyonlar geçirdim. Öyle ki böbreklerimin sancısından iki büklüm olduğum günler ölüp ölüp tekrar dirildiğim günlerdi! Bu hastalığın 15-20 yıllık bir hikâyesi vardır. İşte bugün yine musallat oldu, yine uzun kuyruklar yine çaresiz bekleyişler ve ilaçlar için harcanan paralar...</p>
<p>Sizce de ilginç değil mi?</p>
<p>20 yıldır hiçbir devlet hastanesinin koyamadığı teşhisi yine o hastanelerden birinde hastalara özel bakan doktorun ortaya koyması.</p>
<p>Allah'tan yurtdışında kazandığım bir miktar para vardı, yoksa beni yerlerde süründüren sancının prostatif iltihap olduğunu öğrenemeyecek ve ciddi bir tedavi sürecine geçemeyecektim! O kadar zor bir rahatsızlık ki, yerinizde duramıyor, günlük hayatınız darmadağın oluyor.</p>
<p>Özel doktor gerekli testleri yaptıktan sonra sürekli salımlı bir ilaç yazdı daha önceki meslektaşlarından farklı olarak sadece bir ilaç yazdı. Yan etkileri de kaçınılmaz olarak baş gösteren bu ilaç kabızlığa neden oluyor, bundan dolayı da basur rahatsızlığına kapı aralıyor.</p>
<p>Bu günlerde evden dışarı çıkamıyorum.</p>
<p>Ben ki yerinde duramayan, saatlerce yol yürüyen adam bir aydan fazladır dışarı çıkamıyorum. Zira kan kaybıyla birlikte tansiyon da düşüyor. Bu da her an her yerde düşüp bayılma riskini artırıyor.</p>
<p>Bu durum başı ağrımayan birine baş ağrısını anlatmaya benziyor...</p>
<p>Ya da hayatında diş sızısı çekmeyen birine diş sancısını anlatmaya benziyor.</p>
<p>Anlatırlar: Eskiden zengin bir padişah varmış. Bu padişah yediği, içtiği bir şey yüzünden kaç gündür ayak yoluna gidemiyor, acılar içinde kıvranıyormuş. Veziri ünlü bir hekim bulmuş, padişaha getirmiş. Hekim çarenin önce Allah'ta sonra da yapacağı ilaçta olduğunu söylemiş.</p>
<p>Padişah o kadar çok acı çekiyormuş ki hekim dünyayı istese vermeye hazırmış.</p>
<p>-Padişahım, dermanınız elimdeki şu bir bardak suda, ancak bir şartım var: Malınızın tamamını bana vereceksiniz, şart bu.</p>
<p>-Sana ancak yarısını veririm, anlaştık mı?</p>
<p>-O hâlde ben de suyun yarısını içmenize müsaade ederim.</p>
<p>Padişah suyun yarısını içince yavaş yavaş bir rahatlama hissi yaşamış.</p>
<p>-Padişahım eğer tamamen iyileşmek, bu durumdan kurtulmak istiyorsanız, diğer yarısını da içmeniz gerekir.</p>
<p>Padişah yaşadığı rahatlıkla suyun şifa olduğuna kanaat getirip tüm malımı sana veriyorum, yeter ki şu suyu bana ver deyince hekim şu cevabı verir:</p>
<p>"Biz dervişiz, dünya malında gözümüz yok. Malın senin olsun. Sana ait olan her şeyi istedim, istedim çünkü dünya varlığının değerinin bir bardak su kadar anlamlı olmadığını anla.</p>
<p>Padişah neler olup bittiğini anlamadan derviş çoktan kaybolmuştur.</p>
<p>Artık bir derviş gibi yaşamanın vakti geldi de geçiyor...</p>
<p>Rabbanî âlimler 40'ından sonra bastonla dolaşmayı adet hâline getirmişlerdir. 40 sayısı oldukça önemlidir. Zira Hz.Muhammed'e peygamberlik vazifesi 40 yaşında verilmiştir. Bir gün bir alim zat'a sordum: Hocam neden bastonla dolaşıyorsunuz diye. Hocam şöyle yanıt verdi:</p>
<p>"Bu peygamber efendimizin sünnetidir. İkinci sebebi de enâniyet, yani benlik ve kibir davasını bir kenara bırakıp acziyetini dile getiren bir semboldür. Gençliğine ve sağlığına aldanmadan her zaman yüce bir varlığın desteğine muhtaçlığın ifadesidir."</p>
<p>Kaybetmeden değerini bilemediğimiz şeylerden biri de hiç şüphesiz sağlığımızdır. Sağlığımızın değerini anlamak ve sağlığımızı korumak için hastane hastane dolaşmayı beklemeyin.</p>
<p>Bugün o padişah gibi neyim var neyim yok ortaya koyardım yeter ki eski sağlığıma kavuşabilseydim, ancak doktorların bile çaresiz kaldığı bu maraz benimle ölünceye kadar gelecek! Hastane ve doktorlara gide gele adeta bir yarım doktor oldum. Boyun düzleşmesiyle 4 yıl önce tanıştım. Boynumdaki iki fıtığın da mezara kadar arkadaşım olduğunu yine orda öğrendim... İki defa aynı yerden çatlayan ayağımın sancısıyla çalışıp ayakta durmaya çalıştım. 15 yaşından itibaren adeta başımı kaldırmadan okuduğum kitaplar sayesinde gözlük takmaya başladım. Migrene yakın kronik sinüzit ile genç yaşlarda tanıştım. Bu evde seher vakitlerine kadar uykusuz kalmayı öğrendim. Yine kalemle kağıtla etrafımdaki kuru kalabalıklardan çok haşir neşir oldum.</p>
<p>Genç kardeşlerim benden abi nasihâtı istediklerinde onlara özellikle iki şey tavsiye ederim;</p>
<p>Birincisi; Sağlığınızın kıymetini bilin!</p>
<p>İkincisi; Boş vaktinizi iyi değerlendirin!</p>
<p>Sağlığınız için para harcamaktan korkmayın!</p>
<p>Boş vakitlerinizi en elzem olan işlerle meşgul olarak doldurun.</p>
<p>İki önemli ameliyat geçirdim. İkisinde de sevdiklerimle, dostlarımla helalleştim. Uzun süren bu operasyonlardan sonra gözümü açabildiğime, dudaklarımın kıpırdayabildiğine inanamıyordum bile. Ölümle burun buruna geldiğim talihsiz olayların başı var sonu yok...</p>
<p>Ancak her seferinde bana hayat bahşeden,yaşatan ve öldüren Allah'ın bir ders ve ibret tablosu olmam için ömrüme bereket kattığı kanaatine vardım.</p>
<p>Evet ,bu yolculukta öğrendiklerimi, yaşadıklarımı, iyi kötü hayatımı şekillendiren en önemli hadiseleri paylaşmakkta ısrar etmemim asıl sebebi buydu.</p>
<p>Hep şuna gaye edindim;</p>
<p>Sözümle, kalemimle geride güzel ve anlamlı izler bırakarak göçmek...</p>
<p>Bir aydan fazladır öz yurdumdayım. Camii 100 metre ilerde ve mübalağasız hemen hemen her gün bir ölünün selâsı veriliyor bazen de üç dört kişinin birden... Bunların içinde daha dün top koşturduğumuz bir arkadaşta olabiliyor daha dün beraber çay içip yemek yediğimiz bir akraba da...</p>
<p>Yarın sabah selâsı okunanlardan biri ben de olabilirim!.</p>
<p>Ölümü temenni etmeyen ancak bu zamanın insanı olmanın en büyük imtihan olduğuna zuhur eden hadiselere bizzatihi şahit olan biri olarak inananlardanım.</p>
<p>İyiyle kötünün, ışıkla karanlığın birbirine girdiği bu ateşten kor zamanda hakkı ve sabrı tavsiye etmenin hem bedenimizde hem de ruhumuzda meydana getirdiği ağırlıkları taşımaya, yolun sonuna gelmişken pes etmeden hedefe doğru yürümeye devam ediyoruz...</p>
<p>"Yol O'nun, yolcu O'nun.</p>
<p>İz O'nun, biz O'nun..."</p>
<p>Eninde sonunda bitecek bu yolculukta geriye bu satırlar kalacak.</p>
<p>Faniyiz, gökkubede hoş bir sadâ bırakmak dileriz.</p>
<p>Yol bittiğinde birçok şeyin kıymeti yeni yeni anlaşılacak, bugün anlamsız görünen kelimeler o zaman anlam kazanacak...</p>
<p>Bu satırlar kimine göre bir mektup kimine göre bir vedâ...</p>
<p>Her iki durumda da yolunun ne zaman, nerede ve nasıl sonlanacağını bilmeyen bir yolcunun kaleminden dökülen satırlar...</p>
<p>Yolumuz da âkibetimiz de hayrolsun.</p>
<p></p>
<p>Yolculuk 4. Bölüm(Son)</p>
<p></p>
<p>~SON</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendini Tanı İyilikle Harekete Geç</title>
<link>https://fikirizleri.com/kendini-tani-iyilikle-harekete-gec</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kendini-tani-iyilikle-harekete-gec</guid>
<description><![CDATA[ İyilik ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a005f5f5e4da.webp" length="6878" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 13:37:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Kendini Tanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı şeyler durup dururken olmaz. Yağmurun yağması için bulutların sıcak ve soğuk olarak birbirine temas etmesi gerekir. Depremler durup dururken meydana gelmez. Yer altındaki fay hatlarının kırılması gerekir. Bir kuş tek kanatla uçamaz, her iki kanadının da sağlam olması gerekir. İnsan, tabiat ve hayvanat su içmeden yaşayamaz. Ateş yanıcı ve yakıcı bir maddedir, ancak ateş olmazsa ısınamayız... Güneş ve gece lambası olmazsa karanlıkta kalırız. Şu muazzam kâinatta 4 temel element vardır: Toprak, su, hava ve ateş.</p>
<p>1.Toprak:</p>
<p> İstikrarı, katılığı ve temel yapıyı temsil eder.</p>
<p>2.Su: Duygusal derinliği, uyumu ve akışkanlığı temsil eder.</p>
<p>3.Hava: Zihinsel hareketliliği, iletişimi ve düşünceyi temsil eder.</p>
<p>4.Ateş: Enerjiyi, tutkuyu, iradeyi ve dönüşümü temsil eder.</p>
<p>Bunlardan biri eksik olsa yaşam dediğimiz şey olmazdı. Kâinat o kadar kusursuz yaratılmıştır ki ancak Yaratıcının müsaade ettiği kadar kâinat ve içindekileri kavrayabiliriz. Kâinatın yaratılışı kadar insan ve hayvanın da yaratılışı mucizelerle doludur. İnsan su ve toprak karışımı balçıktan (çamurdan) yaratılmıştır. İnsanoğlunun fıtratında sevgi kadar nefrette vardır. Zira yeryüzünde ilk katliâmı Adem'in (as) oğlu Kâbil kardeşi Hâbil'i öldürerek yapmıştır.</p>
<p>Meşhur bir söz vardır: "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" diye. Şu soruyu sorarak başlamak istiyorum: "Sizce günümüzde cereyan eden olağanüstü durumlar bir tesadüf mü yoksa komplo teorisinin birer parçası mı?"</p>
<p>Depremler, savaşlar, salgın hastalıklar ve hızlı ölümler... Aile bağlarının git gide çözülmesi, toplumun gündemine bomba gibi düşen haberler, sokakta birbirini hiç tanımayan insanların taşlı sopalı kavgaları, ekseriyetle aldatma, ihânet, gösteriş ve boşanmaların konu edindiği gündüz kadın programları, yerli yabancı dizi ve sinemalar... Yazımın başında bir şeylerin olması için başka bir şeyin olması gerektiğini ifade etmemin asıl sebebi buydu aslında. Bu saydıklarımdan yola çıkarak açık bir şekilde ifade etmeliyim ki, bu yaşananlar ve yaşanmakta olan büyük hâdiselerin hiç birisi tesâdüf değildir. Allahın kanunlarına baş kaldıran ve yeryüzünü kaosa sürükleyen ortak akıl şeytâni plânları devreye sokarak dünyayı kendi istedikleri kadar insan ve robotlarla geleceğe hazırlamak istiyorlar. Robot çağında dünya nüfusunun aşağıya çekilmesi için her yöntemi deniyorlar: Salgın hastalıklar, savaşlar, sosyo-ekonomik krizler, hızlı ölümler... Bugün her yere giren internet ve telefonlardan tutun yapay zekâ uygulamalarına, sağlıktan gıdaya, eğitime kadar her şey bu senaryoya zemin hazırlamaktadır. Hastaneler eskiye kıyasla hınca hınç dolmaktadır. Kanser çeşitleri adeta hortlamaktadır.Yediğimiz içtiğimiz hiç bir şey doğal ve sağlıklı değildir. Süt ve süt ürünleri bedenimizi toplamak yerine güçten düşürmektedir. İlaç lobisi önce insanları hasta etmekte sonra da onlara antibiyotik ağırlıklı türlü türlü ilaçlar satmaktadır. Çarşı pazarda fiyatlar artırılmakta ve insanımızın hem ekonomik gücünü hem de psikolojik durumunu kötüleştirmektedir. Hastalık ve ölümler durup dururken gerçekleşmez, bir sebep lâzımdır. Günümüzde ise bu sebepler azımsanmayacak kadar çoktur: Sağlıklı beslenememe, düzensiz uyku, çarpık ilişkiler, saatlerce başımızı gömdüğümüz sosyal medya mecraları, sağlıksız gıdalar ve içecekler, sinir, stres gibi tüm vücut fonksiyonlarını etkileyen unsurlar, ekonomik yetersizlik bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bu saydığım konular insanların hem aile içindeki hem de yaşamak zorunda olduğu toplumdaki durumunu ciddi anlamda etkilemektedir. İntihar veya intihar girişimleri bunu doğrulamaktadır.</p>
<p>Borç batağına düşen insanlar dişiyle tırnağıyla kazandığı evinden edilmek isteniyor bu yeni dünya düzeninde! Düşünün ki, ev sahibi bankaya borcunu ödemek için evini satıyor ve kiracı durumuna düşüyor... Ne kadar acı bir tablo değil mi?</p>
<p>Aynı tablo kiracı için de geçerlidir. Dün 10 liraya oturduğu eve bugün 30 lira isteniyor, kiracı semt semt, sokak sokak dolaşıp "Acaba bana uygun bir ev bulabilir miyim, çoluk çocukla altına gireceğimiz bir çatı bulabilecek miyim?" diyerek kara kara düşünüyor.</p>
<p>Zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu bir ortamda adâlet ve merhamet kimin umurunda!</p>
<p>İşte böyle dehşetli bir ortamda ayakta tutunmaya çalışıyoruz, hakkı hakikâti bas bas haykırmaya, en azından bir çift sözle anlatmaya çalışıyoruz...</p>
<p>Her hafta açılan semt pazarında aramızda aynen şöyle bir konuşma geçti;</p>
<p>-Abi, Allah aşkına bir kg domates 120 lira olur mu? Bu insanlar ne yiyecek, ne içecek?</p>
<p>-Ben orasını bilmem, benim de çoluk çocuğum var, ben nasıl yaşıyorsam onlar da yaşar.</p>
<p>-Abi, tarladan alıyorsunuz 10'a,15'e tezgâhta satıyorsunuz 100'e 120'ye... Bu nasıl bir ticarettir, bu nasıl helal kazançtır. Bana bunları anlatma, ayrıca kendini haklı çıkarmak için de Allahın ve peygâmberimizin adını anma!</p>
<p>Ben de esnâfım ve iyi de bir insan tüccârıyım, poşetteki domatesleri boşaltabilirsin, Allah'ın adını kirli ve haram ticaretine karıştırdığın için senden hiçbir şey almıyorum!</p>
<p>Bu sadece bir örnek sevgili okur...</p>
<p>Sonra da kalkıp şikâyet ve isyan ediyoruz,başımıza gelen belâ ve musibetlere...</p>
<p>Dünya'yı değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz. Attığımız adımlar ne kadar isâbetli?</p>
<p>İnsanlar bizden emin mi?</p>
<p>Ticaretimiz helal mi haram mı?</p>
<p>Aile ve toplum içindeki hâl ve hareketlerimiz birer güzel örnek oluşturuyor mu?</p>
<p>Doğru sözlü olmayı doğru işler yapmayı başarabiliyor muyuz?</p>
<p>Ne için öğreniyoruz ne için okuyoruz ne için harıl harıl çalışıyoruz?</p>
<p>Bu dünyaya ne için geldik, nasıl gidiyoruz?..</p>
<p>İnsanlık ve kulluktan nasibimizi alabiliyor muyuz?</p>
<p>Hakkı hak bilip yaklaşmak, bâtılı batıl bilin uzaklaşmak hayatımızın neresinde kalıyor?</p>
<p>Bize bahsedilen emanetlere ne kadar sahip çıkabiliyoruz?</p>
<p></p>
<p>Hayatımızdaki bu hızlı döngünün cevapları bu sorularda gizlidir.</p>
<p>Bizler büyük bir medeniyetin çocuklarıyız, Bize boş hesaplar peşinde koşmak yakışmaz. Her birimiz bir ucundan tutarak bu medeniyeti ayakta tutan birer sütun olmalıyız. Ancak o zaman alıp verdiğimiz nefes göğsümüze bir yük olarak binmez. Ancak o zaman yaptığımız her işte manevî huzur iklimine girebiliriz.</p>
<p>Unutmayın;</p>
<p>Ateş her türlü yanar ve yakar, asıl mesele ise o duman hangi sebeple çıkıyordur.</p>
<p>Attığımız her adım bizi biraz daha iyiliğe ve güzelliğe çıkarsın.</p>
<p>Kendine bir iyilik yap, bu iyilik sadece geçici dünyamızda değil ebedî ahiret yurdunda da sana fayda sağlasın.İki taraf arasında sıkışırsan, sen iyiliği tercih et. İç dünyanı keşfetmeden dış dünyanı anlayamaz, açıklayamazsın bunca hayret verici olayları...</p>
<p>Sen Allah'ın bir tanesisin.Yeryüzünün halifesisin.</p>
<p>Her şey zıttıyla vardır, ya iyi ya kötü...</p>
<p>Ya aydınlık ya karanlık...</p>
<p>Kötülük ve karanlık ruhlu insanlardan uzak durmalısın. Sebep-sonuç ilişkisi içinde tezahür eden olayların iyi tarafında olmaya gayret et.</p>
<p>Zira dünyamızı karanlığa boğan her şeyin altında kötülük yatmıyor mu!?</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mutlu Musun Şimdi?</title>
<link>https://fikirizleri.com/mutlu-musun-simdi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/mutlu-musun-simdi</guid>
<description><![CDATA[ Mutlu musun şimdi ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f849c2a7f92.webp" length="47972" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 05 May 2026 10:30:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün mutlaka karşılaşacağız,</p>
<p>Ya dünyada ya ukbâda...</p>
<p>Ya yüzüstü bıraktığın gibi hasta yatağımda ya da her şeyin bittiği mezarımın başında.</p>
<p>Her iki durumda da sana soracağım iki soru var;</p>
<p>Beni böyle görmekten mutlu musun şimdi?</p>
<p>Benden sonra kurduğun sahte dünyanda mutlu musun şimdi?</p>
<p>Güya zafer kazandın, mutlu musun şimdi!</p>
<p>Elim de kalkamaz artık, dilim de kıpırdayamaz bu dar yerde...</p>
<p>İstersen rahmetle an istersen lânetle!</p>
<p>Kul hakkı öyle ödenmez parayla, çekle, senetle...</p>
<p>İmkânsız bir aşkın meyvesiydin sen,</p>
<p>Ezber bozan bir sevdanın zorlu imtihanıydın sen...</p>
<p>Uğruna nelerden vazgeçmedim ki?</p>
<p>Kimlerle kavga edip, kimlere kafa tutmadımki?</p>
<p>Evim, barkım, tüten ocağım, kalbimde yanan kor...</p>
<p>Dünüm, bugünüm, yarınım, ışığım...</p>
<p>Umut'la koştuğum,sevgi'yle coştuğum...</p>
<p>Yüzündeki küçük bir tebessüm için;</p>
<p>Kilometrelerce yürüdüğüm, canımı hiçe saydığım,</p>
<p>Saçım ağarmış, belim bükülmez olmuş,</p>
<p>Adımlarım yavaşlamış, nefesim daralmış,</p>
<p>Hazana çevirdiğin gül bahçesinde güllerim bir bir kurumuş,</p>
<p>Sevgiye olan inancım sarsılmış,</p>
<p>Işıklar sönmüş, her yanım kapkaranlık olmuş...</p>
<p>Yarım kalan buluşmalar, sorulmamış hesaplar mahşere kalmış...</p>
<p>Dünyamı cehenneme çevirdin,</p>
<p>Hayallerimi suya düşürdün,</p>
<p>Direncimi kırdın, yarınlarımı çaldın,</p>
<p>Sahiden mutlu musun şimdi!?</p>
<p>Ne çok sabrettim ne çok direndim oysa,</p>
<p>Anladım artık boşunaymış tüm çabalar...</p>
<p>Beklemeler, umutlar, yorgunluklarım...</p>
<p>Ardına bile bakmadın, bir vedâ bile etmedin!</p>
<p>Hikâyenin sonunda yarım yamalak bir adam bıraktın,</p>
<p>Mutlu musun şimdi?</p>
<p>Son kez soruyorum sana;</p>
<p>Türlü türlü eziyetler ettin bana,</p>
<p>Küstürdün sevgiye, iyiliğe, inanca, umuda dair ne varsa,</p>
<p>Mutlu musun şimdi?</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolculuk 3. Bölüm</title>
<link>https://fikirizleri.com/yolculuk-3boelum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yolculuk-3boelum</guid>
<description><![CDATA[ Her yolculuk bir imtihandır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f4fec522550.webp" length="9154" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 22:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yolculuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün biraz daha kırgın uyandım sabaha. Zaten her gün biraz daha çöktüğünü hissedebiliyordum bedenimin. Her yer rengârenk ve cıvıl cıvıldı. Kuşlar ötüyor, kuzular meleşiyor, çicekler açıyordu ama ben tüm güzelliklere rağmen bir türlü mutlu olamıyordum, hep bir tarafım eksik kalıyordu...</p>
<p>Ailece yaptığımız kahvaltıdan sonra balkona çıkıp hava almak ve kendime gelmek istiyordum. Karşımda tüm heybetiyle bana bakan Erek Dağı'nın fısıldayacakları vardı anlaşılan. Adeta "Bana bak adam, ben senden daha yaşlıyım, nice depremler, savaşlar, yağışlar, seller gördüm, tüm bunlara rağmen hâlâ dimdik ayaktayım" diyordu; yaşama sevincini ve geleceğe dair umutlarını bir bir yitirmek üzere olan bana "Düştüğün yerden kalk ve yoluna daha inançlı ve kararlı bir şekilde devam et!"diye serin esen rüzgârla birlikte kulağıma fısıldıyordu.</p>
<p>Bir müddet Said Nursî gibi âlimleri,  Allah dostlarını misafir etmiş Erek Dağı bugünkü yolculuğumun ilk durağıydı.</p>
<p>Aramızda birkaç kilometre mesafe vardı, buna rağmen tüm heybetiyle karşımda duruyordu. Bahar gelmiş, havalar ısınmış, ancak üzerindeki kar kütlesi hâlâ yerinde duruyordu. Bu dağ o kadar soğuğa, toprağını ezip geçen insana, üzerindeki kara, sağdan soldan üstten atılan çöp yığınlarına rağmen şikâyet etmiyor, heybetini kaybetmiyordu. Üstelik kar kütleleri havalar iyice ısınınca eriyip hayvanlar, insanlar ve bitkiler için âb-ı hayat sunan bir çeşmeye dönecekti. Dağ, taş, ağaçlar, çiçekler, böcekler, kuşlar...Her birinin bir vazifesi ve mürebbibi vardı. Dağlar sadece yere çivilenmiş, depremlerin etkisini en aza indirmek için görevlendirilmemişti, onun bir vazifesi de insanlara yaşam sunan suyun kaynağını üzerinde taşımak ve vakti gelince o suları derelere, ırmaklara, barajlara, yer altı kaynaklarına akıtmaktı. Yükü ağır olmasına rağmen, şikâyet etmiyor, aksine Rahmet-i İlahi'ye vesile oluyordu. Benim de yüküm ağırdı, dağlar kadar olmasa da.</p>
<p>ALLAH (cc) Hâşr suresi'nde, 21. ayette dağların bile altına girmekten korkttuğu yükün ağırlığını şöyle buyurmuştur: "Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın tepesine indirseydik, sen onu Allah korkusundan başını eğip paramparça olduğunu görürdün. Biz bu misâlleri insanlara veriyoruz ki, etraflıca düşünüp gerekli dersi alsınlar."</p>
<p>Evet, şu anda sabrederek yoluma devam etmemi Kur-an ayetlerinin bir parçası olan dağlar söylüyordu. Dağların bile altına girmekten korkttuğu bu sorumluluğu insan olarak ben de almıştım. Ok yaydan çıkar gibi, söz ağızdan çıkmıştı Elest bezminde, yaratılan tüm ruhlar Kalû belâ, yani; "Evet, Sen bizim rabbimizsin." demişlerdi. Bizler verdiğimiz bu sözün imtihanını vermek için bir müddet dünyada kalacaktık. Sözünün gereği gibi yaşayanlar mükâfât görecek; gereği gibi yaşamayanlar ise imtihan sonucunda cezaya çarpıtılacaktı. Bu ağırlık hem bedenimi hem de ruhumu yorarken; "Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirâh suresi). Allah hiç kimseye taşıyamayacağı yük yüklemez. (Amennerresulü). Bu ayetler ezberlemek için kafa patlattığım ve nihayetinde dilime pelesenk olmuş, her sıkıntıda, her çıkmazda, her yorgunlukta okumayı âdet hâline getirdiğim, bana maddî ve manevî güç kazandırdığına iman ettiğim ve şahit olduğum güzel duâlardı.</p>
<p>Yine ruhum ferâhlamıştı biraz da olsa, hem ders almıştım hem de bugün beni ayakta tutacak dozu...</p>
<p>Bu kısa tefekkürden sonra yine attım kendimi dışarıya. Bu sefer eski okulumun yolunu değil, başka bir yerden gitmeyi tercih ettim Elimde tespih, dilimde zikir vardı. Lâ ilahe illallahu'l-Fettah. Lâ ilahe illallah'ul-Tevvab.</p>
<p>Lâ ilahe illallah'ul-Vehhab.</p>
<p>Lâ ilahe illallah'ul-Rezzak...</p>
<p>Sırayla dönüyordu tespih elimde peşi sıra gelen bu zikirlerle. Rahman ve Rahim, Hay ve Kayyum olan Rabbİm yaşattığı onca zorlukla birlikte beni duâlar vesilesiyle kendine çekmişti. Duâsız yapamıyordum artık. Özellikle çarşı pazara çıkınca mutlaka duâlarla çıkardım. Zira ortalık hem gözün hem gönlün kolaylıkla kayabileceği manzaralarla doluydu... Elimdeki tespih zikrime vesile olduğu gibi, dilimden düşmeyen dualarda Rabbime yönelmeme, Onu (cc) hatırımda tutmaya vesileydi. Zira Onu her daim anan kolay kolay günaha, hataya düşmezdi. Aslında sohbet edecek kimsem yoktu; zira yıllarca şehir dışında yaşamıştım, eski dost ve ahbaplar ya dünyalarını değiştirmişti ya da memleketlerini...</p>
<p>Merkeze doğru giderken kendimi yorgun ve sanki aniden düşecekmiş gibi hissettim, o an anladım ki düşük olan kan değerlerim tansiyonumu yine düşürüyordu. Daha önce uğradığım çiğköftecide yemeğimi yedikten sonra eve dönüş yoluna girdim. Uzun yıllarıma şahit olan bu caddede iki dostum, sırdaşım vardı. Hem dinlenmek hem de sohbet edip dualarını almak için dükkânlarına uğradım. Saim abi ve kardeş gibi sevdiği ortağı bu dükkânda çok güzel ağırladılar beni. Saim ve Rüstem abiler karşılıklı olarak aynı ismi taşıyan dükkânlar açmışlardı. Her ikisinde de Beyda market tabelasını görünce içimden acaba demeden duramadım. Ancak işler düşündüğüm gibi değilmiş, abiler siparişlere yetişkeyince bir şube daha açmışlar ve böylelikle iki koldan hizmet sunuyormuşlar.</p>
<p>Önce beni Saim abi davet etti, görüşmeyeli 13 yıl olmuştu, yine de hem dükkânından hem de simasından tanımıştım onu. Çay teklif etti, elimde su olduğu için kabul etmedim. Sohbet, muhabbet...Eskiler ve yeniler...Aile, çoluk-çocuk deyince ister istemez eski sayfalar açıldı. Olanları öğrenince;</p>
<p>"Vay dostum, vah kardeşim, demek ki o kadar zor geçen çocukluk ve gençlik yetmiyormuş gibi şimdi de evliliğinde de rahat yüzü görmedin, öylemi?" derken, bir yandan da nemli gözlerle perişan hâlime, dağınık saç ve sakalıma bakıyordu.</p>
<p>"Allah sabır versin kardeş. Herkesin bir imtihanı var, senin de buymuş demek ki. Sen okumuş adamsın, okul, medrese görmüş adamsın, biliyorsun ki; Allah dilemezse hiç kimse insana fayda vermez ve yine Allah dilemezse hiç kimse insana zarar veremez. Her şey Allahın emriyle ve izniyle olur. Sabret, bak geçmişte peygâmberler bile türlü türlü zorluklarla imtihan edilmişler. Ama bu imtihana sabredenler kazanmış, isyân edenler de kaybetmişlerdir. Sen sabret ki, kurtuluşa eresin!"</p>
<p>Ahiret dostlarım, ihvân kardeşlerim hiçbir zaman bana doğru yoldan ve doğruluktan başka bir şey tavsiye etmediler. Bugün hâlâ onlara selâm verebiliyorsam, bu güzelliklere vesile oldukları içindir.</p>
<p>Saim abi çok üzülmüştü ancak neredeyse ağlayacak gibi olduğumdan kendini tutuyordu.</p>
<p>Sarılıp duasını aldıktan sonra caddenin karşı tarafındaki Rüstem abi'ye de uğramasam ayıp olurdu. Her ikisinin de üzerimde emekleri çoktur. Rüstem abi diğer ortağına göre biraz daha çökmüştü. Selamlaşıp içeri girdiğimde o da tanımıştı beni. Oturduğu yüksek tabureye beni yönlendirirken, "Estağfirullah abi, orası tezgâh ve senin yeriné deyince; "Biz hem dünyada hem ahirette kardeşiz. Bu dükkanın da sahibi değil, emanetçisiyiz" deyince Rüstem abinin o eski mütevâzı hayatından taviz vermediğini bir kez daha gördüm. Hayatıma giren her insan ve yasadığım her bir olay yolculuğumun bir parçası olmuştu: Kimi Allah'ın gönderdiği imtihan vesilesiydi kimi hayata yeniden bağlanmamı sağlayan güzel yürekli insanlardı. İşte bu gönül adamları bugün yine sabretmemi, doğru yoldan ayrılmamamı, dünyanın geçici lezzetleri uğruna ebed yurdu ahiretimi mahvetmememi öğütlüyor ve art arda güzel duâlar ediyordu.</p>
<p>Allah'a binlerce kez şükürler olsun ki, hayatım boyunca kötü ve kötülüğe sevk eden insanlarla arkadaşlık kurmadım!</p>
<p>Sevgili okuyucu, buraya özellikle her namazından sonra okumayı alışkanlık haline getirdiğim bir duayı bırakıyorum, belki bir gün bu duâ ile duâ etmek istersin:</p>
<p>"Ya Rabbi!</p>
<p>Dünyada da ahirette de beni sevdiklerinle; Salih ,sâdık, zâkir ve şâkir kullarınla birlikte hâşreyle."</p>
<p>Sohbet ve havada uçuşan dûalarla birlikte üzerinde dumanı tüten çayımızı içerken; selâmsız sabahsız bana doğru gelen birini gördüm. Hareketleri çok tuhaftı. Müşteri olmadığını Rüstem abi "oğlum" deyince anladım.</p>
<p>Tanışmak istedim ürkek bir şekilde elimi uzattığım bu gençle. Daha selâm vermeden bir tuhaflık sezmiştim onda. Konuşmanın ilerlediği sırada yanılmadığımı anladım.</p>
<p>Adı Yusuf. Yaşı 25. Ortaokul sıralarında türlü türlü yaramazlıklar ve akabinde sigarayla başlayan, uyuşturucu ile devam eden alışkanlık ve girdiği bataklık yüzünden aklını yitiren, önce babasının sevgi, sabır ve mücadelesiyle sonra da antidepresanlarla ayakta durmaya çalışan genç bir adam... Hastalığı yüzünden ortaokulu bırakmış, askerliğini aldığı çürük raporu ile yapamamış ve evlenip yuva kuramamış Yusuf!</p>
<p>Aslında çok zekiymiş, ancak uyuşturucu onun da ailesinin de hayatını karartmıştı. Rüstem abi, her ne kadar abini zorlama, dese de her defasında bana "Abi sen ne iş yapıyorsun, öğretmen misin?" diye sorup biraz dinlendikten sonra bu seferde "Abi ne okudun?" diye sorup tekrar bir müddet bekliyor ve yine "Abi sen kimsin?"  diye sorularını arttırıyordu.Ben huyuna, suyuna göre gidip cevap versem de, zavallı Yusuf aynı soruları bir daha bir daha soruyordu. Rüstem abi, onu zorla benden uzaklaştarırken, gözlerimin nemlendiğini, boynumun çaresizce eğildiğini görüp "Bu da bize hem Allahın emaneti hem de imtihanı. Çok şükür!." deyince kısa bir süre önce kaleme aldığım, "Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler" adlı romanımda konu edindiğim ve Yusuf gibi kötü arkadaş ve yanlış kararlar sonucu hayatı kararan Selim geldi aklıma. Evet sırf çocuk ve gençlerimizin hayat yolculuğunda doğru arkadaşlar bulmalarına ve doğru kararlar alarak hareket etmelerine bir nebzede olsa katkım olsun diye yazmıştım, ancak bu adı güzel yüzü güzel ama bahtı kara delikânlıyı görünce daha çok çalışmam, daha çok kalbe dokunmam gerektiğini bir kez daha anlamış oldum. Bu iş bir tane kitap çıkarmakla olmayacak kadar büyümüştü artık. Her ne olursa olsun daha çok Yusuf'a ulaşmam gerekirdi.</p>
<p>O anki hüznümü bir anda dağıtmıştı Rüstem abi'nin metanetli duruşu!</p>
<p>Tekrarladı yine sadece dişleri görünecek kadar tebessüm ederek; "O benim hem emanetim hem de imtihanım."</p>
<p>Son zamanlarda yaptığım işleri anlatıp kitapların adreslerini de gösterdikten sonra helalleşerek ve karşılıklı dûalarla ayrıldım ordan.</p>
<p>"Bugünkü kısa süren yolculuğumda ne öğrendin," diye sorarsanız "Sabrı, şükrü, tüm zorluklara rağmen hayatın bir nefes alıp verme süresi kadar da olsa yaşamaya değer olduğunu öğrendim" derdim.</p>
<p>Ben de Yusuf'u yoldan çıkararak bu hâle getiren vicdansız çetelerle karşı karşıya geldim, onlardan biri olmayı kabûl etmediğim için çok dayak yedim, dayak attım. Yusuf'un hayallerini, gençliğini, umutlarını çalan bu zihniyet hâlâ okullarımızda, mahalle ve sokak kenarlarında zehir saçmaya devam ediyor! Ben iki grup arasında tercihimi mütedeyyin insanlardan yana kullanmasaydım, şimdi Yusuf'tan daha beter bir hayatın kurbanı olarak hem kendime hem de aileme çok büyük zararlar vermiştim. Bugün her ilde, her mahallede iyilerle tanışıp kısa zamanda anlaşıp kaynaşıyorsam, o gün tüm zorluklara ve zorbalıklara rağmen tercihimi iyilerden ve iyliklerden yana kullandığım içindi.</p>
<p>Tanıştığım o güzel insanlar bana her zaman şöyle derdi: "Âlimle oturup kalkarsan âlim olursun. Zalimle oturup kalkarsan zalim olursun!"</p>
<p>Ve yine Peygâmber Efendimiz'den öğrendiğim şu hadis-i şerifleri ömrüme ışık oldu: "Kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Bülbül güle, karga çöplüğe götürür. Bu dünyada kimi severseniz, ahirette de onlarla birlikte hâşrolunursunuz."</p>
<p>Evet, tabii ki gözlerimi dünyaya açtığım günden beri gün yüzü görmemiştim, bu doğru. Ancak ömrüm boyunca yanlış insanlarla oturup kalkmamıştım. Eşkiyayı Evliya yapan yollarla yolcularla hâşir- neşir olmuştum. Bu güzel insanlar sayesinde ne beni uçurumun kenarına getiren sebeplerden dolayı bir kez olsun intihar etmeyi düşündüm ne de olağanüstü zorluklarla mücâdele azmimi kaybettim. Beni birçok insandan ayıran en önemli özellikler bunlardı.</p>
<p>Defalarca kırılmış ve kırıldığım yerden filizlenerek yeniden çıkmayı başarmiştım imtihan sahasına, başka bir deyişle er meydanına!</p>
<p>Yaşadığım zorlukların ne tarifi mümkün ne de sabrı...</p>
<p>Eyyüb değildim, nerede biter sabrım bilemem.</p>
<p>Yusuf değilim, kör kuyularda ne kadar hayatta kalabilirim bilmiyorum.</p>
<p>Peygâmber Efendimiz gibi ne kadar hicret edebilirim küfür, günâh ve imansızlık bataklığından ve bu imanını şeytanın eline bırakanlardan, onu da bilemiyorum, doğrusu.</p>
<p>Bildiğim tek şey varsa, o da her insan gibi ben de bir garip yolcuydum ve bir yolculuğun içindeydim.</p>
<p>Bu yolculukta iyiyi ve iyi insanları da gördüm kötüyü ve kötü insanları da.</p>
<p>Ve bu öğrenme süreci yolculuk sona erinceye kadar devam edecek...</p>
<p>Bu yeni yaşım bana çok şey öğretti. Hareketlerim kısıtlandı. Başımla birlikte dizlerinin de ağrımaya başladı...Dünyaya olan sevgimin nefrete dönüştüğünü meselâ; her insana kolay kolay güvenmiyorum artık. Adımlarımı daha temkinli atmaya başladım...Sen iyileşmek istemedikçe hiçbir doktor ve ilaç seni iyileştiremez!</p>
<p>Verdiğin her kararın hem bu dünyada hem ahirette mutlaka bir karşılığı olduğunu...</p>
<p>Bu fâni ve fenâ dünyanın iyilere fazla geldiğini...</p>
<p>Allah'ın sevdiği kullarına sıkıntı verdiğini...</p>
<p>İnsanın gerçek dostu ve yardımcısının yalnızca Allah olduğunu...</p>
<p>Hiçbir kulun Allah kadar cömert ve merhametli olamayacağını...</p>
<p>Her zorlukla birlikte mutlaka bir kolaylığın da olduğunu...</p>
<p>Her zerresiyle kulun yalnızca Allah'ı sevmesi ve yalnızca Onu razı etmesi gerektiğini...</p>
<p>Gerçek dostluk ve aşkın yalnızca Allah'a yaklaştıran bir dostluk ve aşk olabileceğini...</p>
<p>Hastalık ve zorlukların Allah'a yönelmek ve çokça zikreden kul olmak için bizlere verildiğini...</p>
<p>Zulüm ile abad olanların sonunun berbat olduğunu...</p>
<p>Sadece Musa'dan yana olmanın savaşı kazandıramayacağını...</p>
<p>Savaşmanın da gerektiğini...</p>
<p>Zorluk ve mücâdele olmadan hiçbir şeyin elde edilemeyeceğini...</p>
<p>İman etmedikçe cennete giremeyeceğimiz, birbirimizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamayacağımızı...</p>
<p>Kalbin tasdik etmediğini dilin söylemesinin hiçbir anlamı olmadığını...</p>
<p>Sevgisini iddia edenin ispatla yükümlü olduğunu...</p>
<p>Hiçbir amelin birlik ve beraberlik içinde yaşamaktan daha güçlü olmadığını...</p>
<p>Bu geçici dünyaya sadece bir ahiret tarlası olarak bakmadıkça gerçek manada huzura eremeyeceğimizi...</p>
<p>Kendi nefsimize sahip çıkmadan başka insanların hayatlarına iyillikerle, güzelliklerle dokunamayacağımızı...</p>
<p>Ve daha neler neler öğretmişti bu yol...</p>
<p></p>
<p>Yolculuk 3. Bölümden...</p>
<p>Not: Bu hikâye'nin devamı gelecektir...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolculuk 2. Bölüm</title>
<link>https://fikirizleri.com/yolculuk-2boelum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yolculuk-2boelum</guid>
<description><![CDATA[ Yolculuk ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69f0e3777e481.webp" length="20454" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 00:31:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Anlam arayışı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yolculuk 2. Bölüm</p>
<p>Cezaevine git-gel sekiz sefer attık o gün. Son ikinci seferde ellerinde büyük poşetler ve çantalar, üzerinde eski elbiseler olan birkaç mahkûm da vardı. Yanımda oturan adamın sürekli öksürdüğünü ve bunun son beş günde artarak devam ettiğini, ne kadar söylese de görevlillerin onu hastaneye götürmediğini söyleyen bu adamın hâl-hareketlerinden de çok sinirli olduğu belli oluyordu. Kaptanın da desteğiyle ve bünyem de salgın hastalıklara karşı hassas olduğundan onun yanından kalkmak için ayaklandım, ancak o adam kendisi kalkıp başka bir yere oturdu. Bize hastaneyi sorarken bile sert bir şekilde konuşuyordu, sözleri isyân kokuyordu. Belki de gidecek yeri, kendisini bir daha kabûl edecek bir kimsesi ya da hastaneye gidecek beş kuruş parası yoktu; kim bilir. Yanında oturduğu adam da İran'lı bir uyuşturucu taciriymiş, yıllarca hapiste yatmış ve o gün tahliye olmuştu, doğru dürüst Türkçe konuşamıyordu bile. Zor belâ ne demek istediğini anlamıştım. Yüksekova'ya giden minibüs durağını soruyordu, kaptana durumu izah edip en yakın durakta inmesine yardımcı olmasını söyledim. Bu adamın da yüzünde yaşama sevinci kalmamış, yerini kin ve öfke almıştı.</p>
<p>Ben bile gördüklerimden, duyduklarımdan etkilenirken; rutin işi bu olan kaptan kim bilir ne hâldeydi?</p>
<p>Onlarca durak, binlerce yolcu ve bir birinden farklı hikâyeler...</p>
<p>Bazen yaşlı bir amca bazen bastonlu bir teyze. Bazen ayakkabısı yırtılmış bir öğrenci bazen tekerlekli sandalyeye mahkûm bir genç bazen elbisesi yıpranmış bir dilenci...Beni o gün en çok yakın olduğum cezaevi ve ordaki mahkûmlar etkilemişti. O anda aklıma şu söz geldi: "Ölülerin hâlini anlamak için mezarlıkları; hastaların hâlini anlamak için hastaneleri; hapistekilerin hâlini anlamak için hapishaneleri ziyaret edin."</p>
<p>Hastanede, hiçbir şeyin sağlıktan daha önemli olmadığını anlayacaksınız. </p>
<p>Hapishanede, özgürlüğün en değerli şey olduğunu göreceksiniz. </p>
<p>Mezarlıkta, hayatta canınızı sıkan hiçbir şeyin önemi olmadığı, bugün üzerinde yürüdüğümüz toprağın yarın çatımız olacağını anlayacaksınız.</p>
<p>"Hayatı doyasıya yaşayın."</p>
<p>O gün sanki ensemden kan alınmış gibiydim. İkindi namazını yıllarca tedavi olmak için gidip geldiğim, bazen tedavi olmak için mescidinde sabahladığım Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kılmak için hastane durağında indim ve yine o mescide koştum. Belki abdest alırsam, kendimi biraz toparlarım diye düşünüyordum. Hastane bahçesinde mahşer kalabalığı vardı. Dışarıdaki kantin ve polikliniklerin önü tıklım tıklımdı. Eli, ayağı alçılı çocuklar, tekerlekli sandalyede bekleyen ağzında maske olan 60'lı, 70'li amcalar, teyzeler...Elini kolunu kaybedenler, bir gözü görmeyenler, kulaklarına işitme cihazı bağlananlar...Önümde duran şu kantinde o kadar çok oturmuştum ki, bazen kendim için bazen yoğun bakımdaki hastalar için. Defalarca acil servisine gelmiştim burada. 1,1,5 kiolmetre ötede okuduğum üniversitedeyken, aşırı kan kaybı yaşamış ve hemoglobin 7, tansiyonum da 9'a düştüğünden bir hafta sonra ameliyat kararıyla kendimi yine bu hastanenin ameliyat masasında bulmuştum. Narkoz verilmeden önce doktora söylediğim son sözümü bile dün gibi hatırlıyordum: "Önce Allah'a sonra size emanetim." Evet ekseriyetle acı dolu hatıralar vardı bu hastanede. 2000'de ani işitme kaybı sonucunda, sol kulak total işitme kaybı yaşadığımı ve Amerika'da ameliyat olsam bile bir daha asla iyileşmeyeceğini öğrendiğim yer de; merhum babamın mide kanseri olduğunu öğrenip sular seller gibi gözümden akan yaşlara şahit olan yerde bu hastaneydi. Rahmetli babamı 2009'da son muayenesinde geçirdiği mide kanaması sonucu kaybetmiştim, acısı hâlâ taptaze. Hastaneler zorluklarla geçen hayatımın en önemli parçasıdır. Her hastane ayrı bir hikâye barındırıyor...Kimi zaman saatlerce yürüyerek kimi zaman bir hayırseverin arabasına binerek şifa bulmak için gelip gittiğim yerlerden biri de hastanelerdir.</p>
<p>"Ne alaka" dediğinizi duyar gibiyim ama orada tanıdık bir yüz aradı durdu nemli gözlerim. Yavaş adımlarla kalabalığı yarıp meccide gitmek üzere merdivenlerden aşağı indim. Kan tahlilleri, MR, Röntgen, Odyometri, Ortopedi...</p>
<p>Onlarca, belki de yüzlerce kez inip çıkmıştım bu merdivenlerden!</p>
<p>Uzun bir koridor, büyük ecza depoları, yemekhane, mescidin hemen yanında ölülerin yıkandığı gasilhâne ve cesetler çürümesin diye yapılmış soğuk bir oda: Morg!</p>
<p>Tadilattan sonra duvarlara sağlıkla, hastalık ve ölümle ilgili yazılar bulunan tablolar çivilenmişti koridor duvarlarına, en meşhuru ise hepimizin bildiği ama sık sık unuttuğu, "Her nefis(canlı) ölümü tadacaktır." Ayetiydi. Namaz için hazırlanırken lavaboda yine engel olamadım göz yaşlarıma. İkindi namazından önce iki rekat namaz kılıp yaralı yüreğimle Yâsin açıp okudum ve başta Peygâmber Efendimizin(sav) ruh-i saadetleri başta olmak üzere tüm ölmüşlerimizin ruhları için 1 Fatiha ve 3 İhlâs ekleyerek hediye ettim. Ellerim semâda gözlerim yaşlıydı. Öylesine geçmişim ki kendimden sessiz çığlıklarımı duymuştu benim gibi Kur'an okuyan bir adam.</p>
<p>Oturduğu yerden öyle bir duâ etti ki gören Hızır (as) geldi derdi:</p>
<p>"Gözyaşını seccadeye akıtan sıkıntın her neyse Allah rahmetiyle gidersin, gönlüne inşirâh ve ferahlık verip döktüğün her bir damlayı günahlarına keffâret eylesin."</p>
<p>Yol O'nun (cc). Yolcu O'nun (cc)... Yaşatan da öldüren de O'dur (cc). Veren de alan da O'dur (cc).</p>
<p>İyilere iyiliğinin mükâfatını; kötülere kötülüğünün cezasını verecek olan yine O'dur (cc).</p>
<p>Ben gerçekten çok sevmiştim ve yıllardır çektiklerimi hak ettiğimi düşünmüyordum ama isyân da etmiyordum, sadece kendime kızıyordum, şikâyetim olsa olsa acizliğimin ikrarı niteliğindeydi. Bazen Hızır gibi imdadıma yetişen iyi insanlar olmuştu bazen Şeytan gibi beni yolumdan alıkoymaya çalışan kötü insanlar...</p>
<p>Bazıları kendimi bulmamı sağlamıştı, bazıları ise beni benden etmişti; tıpkı severek, türlü türlü cefâ ve ezalar çekerek evlendiğim ve acımadan sırtını dönüp giden o zalim ve vicdânsız gibi!</p>
<p>Evet hayat bir yolculuktu ve her durakta ayrı bir hikâye saklıydı...Bazı hikâyeler uzun bazısı kısaydı. Bazıları ise sadece acılar, ayrılıklar barındırıyordu tıpkı benim hikâyem gibi...Yerde bir karınca ezilse acırdı benim yüreğim, yumuşak kalpliydim ama beni yıllarca sömürmeye çalışan zalim insanlara şunu da göstermeliydim artık: "Yeter artık bana çektirdikleriniz!"</p>
<p>Merhametliysem kim söyledi uysal koyun olduğumu?</p>
<p>Biliyor musunuz, geç de olsa bu tavrı ortaya koyduğum için etrafımda hiçbir dostum kalmamıştı. Ben insanları memnun etmek için gelmemiştim dünyaya. Bunu çok iyi bilmeme rağmen yine de kırılmasınlar, üzülmesinler, küsmesinler, beni yalnızlığa terk etmesinler diye yıllarca sabrettim.</p>
<p>Ki yıllarca bir dört duvar arasında soğuk bir odada yalnızlığa terk edilen de yine bendim!</p>
<p>O zamanlar benim de bugün cezaevinde gördüğüm o mahkûmlardan bir farkım yoktu.</p>
<p>Onlar içerde ben ise dışarıda hapistim!</p>
<p>Sabrımın karşılığını insanlardan göremedim.</p>
<p>"Balık bilmese de Hâlık bilsin yeter." Ben bu sabrın mükafâtını er ya da geç alacağıma olan inancımı hâlâ koruyorum...Beni ayakta tutan da bu inançtır.</p>
<p>Son seferimizde sırf akşam namazını kılalım diye yine cezaevine sürdük otobüsü. Kantin kapalı cezaevi karanlıktı. Cezaevine yönelip sanki sesimizi duyacaklarmış gibi, "Allah hepinizi kurtarsın," diyerek uzaklaştık oradan.</p>
<p>Yolda hâlâ düşünüyordum ki, kaptan sırası bitmesine rağmen aniden frene basıp durdu. Belli ki araba yoktu o saatte. Adam içeri gelir gelmez duâ etmeye başladı: "Allah, peygâmber sizden razı olsun, bir saattir bu soğukta araba bekliyordum, sen de durmasaydın, soğuktan donacaktım." Kaptan biraz takılmak istedi ve şöyle dedi: "Bak abi, bu otobüsün sırası bitti. Eğer ceza yazarlarsa, sana keserim bilesin."</p>
<p>Adam para uzattığı anda kaptan eliyle uzaklaştırıp "Koy onu cebine, insanlık öldü mü?" diye yanıt verdi. "Kimsin, necisin?" gibi soruların cevabı canımı çok fenâ acıtmıştı.</p>
<p>"Ben bir akrabamın yanında lokantanın fırınında ekmek ustasıyım. Geçen sene göğsümden ameliyat oldum. Biraz iyiydim ama bugün yine film çektirdim, hastalığım yine tekrar etmiş, yeniden ameliyat olmam gerekiyormuş. Bana dûa edin."</p>
<p>Adamın sık sık göğsüne bastırdığını görüyordum. İçten içe bir ahh! çektikten sonra ona sabır ve mücadeleyi elden bırakmaması için telkinde bulundum.</p>
<p>Adam poşetinden ekmek çıkarıp ne olur hayır demeyin parayı almadınız bari bu pideleri alın deyince, kaptana döndüm; o da ayıp olmasın diye al der gibi kafasını salladı. İki gündür yediğim ekmeğin sahibi göğüs kanseri abimize duâ ediyorum... ALLAH (cc) evlatlarına, eşine bağışlasın. Bir gün içinde gördüklerim, yaşadıklarım bana ne kadar az şükrettiğimi de göstermişti.</p>
<p>Bu memleketin her bir köşesinde ayrı bir hikâye vardı...</p>
<p>Attığım her adımda geçmişimle yüzleşmek zorunda kalıyordum, her durakta yeni bir şey öğreniyordum, adeta hayat bana durmadan ders veriyordu. Hem de çok ibretlik derslerdi bunlar...</p>
<p>Beni en çok yoran ve üzense her insanın kolay kolay kaldıramayacağı bu dersleri, en aciz düştüğüm ihtiyarlığa adım atarken alıyor olmam. Her şeye rağmen bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmamdı.</p>
<p></p>
<p>Not:Bu hikâyenin devamı gelecek...</p>
<p>Yolculuk 2. Bölümün sonu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolculuk 1.Bölüm</title>
<link>https://fikirizleri.com/yolculuk-1boelum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yolculuk-1boelum</guid>
<description><![CDATA[ Yolculuk ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69f0e3777e481.webp" length="20454" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 20:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yolculuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih 27 Nisan 2026 Pazartesi.</p>
<p>Yurtdışından döneli epey zaman olmuştu. Ailemle onca zamanın hasretini çıkarıyorduk. Evin bazı ihtiyaçları; hazırlanması gereken içinde annemin imkânları nispetinde soğan, domates, biber, fasülye gibi sebzeleri ekmeğe hazırla(n)dığı bahçe, annemin hastane ve ilaçları, iğne ve serumlar derken bir ayı devirmiştim işte. Yurtdışına gitmek üzere her an gelebilecek bir telefonla hareketlenebilirdim, yurtdışından geldiğimde ilk iş elbiselerimi yıkayıp sanki hiç dokunulmamış gibi özenle bavuluma yerleştirmek oldu. Bu yüzden telefonu yanımdan hiç ayırmadım. Doğup büyüdüğüm, babamın yokluğunu her an hissettiğim bu evdeki sınırlı günleri iyi değerlendirmeye çalışıyordum: Kitap okuyor, sık sık nisan ayının yağmurlu ve karla karışık havasına rağmen dışarıya çıkıp derin derin nefes alıyor, hem web siteleri için hem de romanım için çeşitli yazılar yazıyordum. Herkes kendi dünyasında, kimse kimseyle ilgilenmiyordu.Yaşadığım onca badireden sonra bu kalabalıklar içindeki yalnızlık ceza mıydı yoksa bir mükafât mı? bilmiyordum ama yine böyle bir yalnızlığın içinde bocalayıp duruyordum.</p>
<p>Bu arada çok şanslıydım; mahallenin her iki sokağında da birer camii vardı ve bana çok yakındı.</p>
<p>Cuma namazından sonra Hüsnü amcanın çocukları, Hasan, Mustafa ve torunuyla musafalaştıktan sonra eski bakkal ve çok sevdiğim Hüsnü amcayı sordum. Hasan gerilerde bir yeri üzgün bir şekilde işaret ederek "İşte orada, seni tanıyabilirse tabi" deyince ben de çok üzülmüştüm. Zira elini sıkıp öptüğüm bu adam beni tanıyamayacak kadar yorgundu.  Alzheimer olduğunu ögrendiğimde adeta sarsılmıştım. Hey gidi Hüsnü bakkal, seni böyle mi görecektim yıllar sonra! Halılar kirlenmesin diye ters çevirdiği bastonuyla camiden çıkarken, gelecekteki ben geçti gözümün önünden. Dolu gözlerle eşlik edip yolcu ettikten sonra boşalan camiye geri dönüp olduğum yere çöktüm.</p>
<p>Ve hem onun için hem kendim ve ailem hem de insanlık için duâ etmeye devam ettim, bu hâl akşam namazına kadar devam etti. Akşam namazını cemaatle kıldıktan sonra düşünceli bir hâlde eve vardım...</p>
<p>Ve her zamanki gibi uygulamayı açıp kaldığım yerden romanı okumaya devam ettim...</p>
<p>Artık tek gayem, geçen zamana güzel anılar pekiştirmekti. Kaçınılmaz bir sona yaklaşırken, artık daha temkinli ve kararlı adımlar atmam gerekiyordu.</p>
<p>Yaşadıklarım bunu iyice kavratmıştı bana!</p>
<p>Her zaman yaptığım gibi yalnızlığımı Onunla paylaşıyor, secdeleri uzatıp ağlıyordum. Zira ağlamak her zaman iyi geliyordu ruhuma. Hem kalbim kasvetten kurtuluyor hem de yumuşuyordu. Duâ etmek ise manevî bir terapi gibi geliyordu bana. Eskisi gibi sohbetlere katılamıyordum artık, zira bedenim de yılların acısını çıkarıyordu benden. Kalbim ritmini değiştirmişti, bozuk bir akort gibi işaret veriyordu.</p>
<p>Kan değerlerim düşmüş, onunla birlikte birden kalkmamla yere çökmem bir oluyordu, belli ki ihtiyarlık alâmetleri baş göstermişti, ancak ben yine de direniyordum.Yarım kalan hayallerim vardı...Kaderin bana yapabileceği en büyük kötülük hayallerimi gerçekleştirmeden hayatıma son noktayı koymasıydı!</p>
<p>Sohbet meclislerine gidemiyordum demiştim, aslında gönülden bağlı olduğum bu yerlere gitmememin ya da gidemememin de kendimce makûl sebepleri vardı. Bizim buralar alım ve hocalarla doludur, her biri ilim ve irfân pınarı olan bu zatlar, yaşarken de öldükten sonra da ilhâm kaynağı olmayı, gönüllere yerleşmeyi ve hayır dualarla anılmayı başarmıştır.</p>
<p>Evde oturup beklemekten çok sıkıldığım zamanlarda evimize dönen ilk kavşakta Sofubaba Camii ve Türbesi vardır. Camii bahçesi içindeki mezarlık düşünülenin aksine, huzur verir bana, zira orada dünyalık ve dünyalık telâş biter, ruh ve kalp ahirete ve sahibine dönüktür.</p>
<p>Orada çok tefekkür ederim, namaz kılmayı, dünya ve ahiret saadeti için uzun uzadıya duâ etmeyi çok severim. Bütün çıkmazlara, tıkanıklıklara, meşâkketlere, yorgunluk ve yalnızlıklara, acı ve ayrılıklara rağmen; seni hakkıyla bilen, hakkıyla duyan, hakkıyla gören bir varlığın olduğunu hissetmek yaşama sevincinizi ve mücâdele azminizi biraz daha artırıyor. En azından ben kısa veya uzun vadeli bunalım ve çöküntülerimin şifasını bu şekilde arayarak buluyorum.</p>
<p>Sofubaba manevî bir koku yayar hissedebilmeyi başaranlara.Ben orada gül kokusu, cennet kokusunu alırım ve o atmosferin hâlet-i ruhiyesine karışırım, uzun bir yolculuğa dalarım...</p>
<p>Artık ne olmuşların ne de olacakların durumu beni endişelendirir veya korkutur, ben o anda kalmaya çalışırım ve :"Keşke bu bir rüya olsa ve ben hiç uyanıp zulmün, adaletsizliğin, vicdânsızlığın, ihanetin, nankörlük ve şükürsüzlüğün olduğu bu dünyaya bir daha gözlerimi açmasam" diye içimden geçiririm.</p>
<p>Bu mekânlarda çok duâ etmişimdir, en çokta daha fazla yara almamak için duâ etmişimdir;</p>
<p>Yıllar sonra yine aynı memleketin camisinde şu kelimeler döküldü dilimden: "Ya Rabbi, bana insanların gerçek yüzünü göster."</p>
<p>Nasıl içten dilediysem, o gece rüyamda onu gördüm...Bana onun hakkında önemli bilgiler veriyordu onun olduğu yeri işaret eden aksakallı dede!</p>
<p>Ağlayarak uyandım ve lavaboya koştum, hasta annem dahil hiç kimse hıçkırarak ağladığımı görmemeliydi, duymamalıydı. Onunla fırtınalar kopararak ayrılmıştık, üzerinden iki sene geçmişti.</p>
<p>O geceyle birlikte yeniden kalbime dinmek bilmeyen bir hüzün ve gözlerimde bulutlar toplanmıştı.</p>
<p>Bir gün sonra...</p>
<p>Telefon çaldı akşam saatlerinde, tabi ben kara bulutlar dağılsın diye elimdeki Android uygulamasından indirdiğim kitapları sırasıyla okuyordum. Arayan teyzemin torunuydu. Teyzem vefat edeli çok olmuştu, ancak onun merhameti sayesinde bıraktığı insanlarla selamı sabahı asla kesmedim. Kısa bir hâl hatır sorduktan sonra benim için en çok üzülen ve duâ eden bu adam kısa bir selamlaşmadan sonra canımın sıkıldığını hissederek kaptanlığını yaptığı belediye otobüsünde kendisine refakat etmemi, yol arkadaşı olmamı ve kitaplarım hakkında bilgi alıp tanıtım için birkaç yere başvurmamız gerektiği konusunda sohbet etmek üzere çalıştığı yere davet ediyordu. Hayır demedim tabii. Liseyi okuduğum yoldan gitmeyi tercih ettim. Hem evimize 5 dk. mesafedeki bu okulda anılarım vardı hem de yüzleşmem gereken hakikâtler...Ne zaman bu okulun önünden geçsem, bir müddet ya bir bankta otururum ya da çimlere...Okul düz liseden Anadolu lisesine dönmüş, giriş çıkışları bile değişmiş zamanla tıpkı benim de değiştiğim gibi. Zaten hangimiz değişime engel olabiliriz ki!</p>
<p>O kısacık yolu adımlarken neler neler geçti önümden...</p>
<p>Bir hafta önce harita mühendisi olduğunu öğrendiğim bir çiğköfteciye uğradım. Selam verdim, biraz sohbet ettik, yazar olduğumu biliyordu, bir entelektüel üslubuyla hemşehrim olduğunu öğrendiğim bu insanla çay eşliğinde verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Kaptanla buluşma saatimiz gelmediğinden orada zamanımı din, iman, ahlâk, ticaret gibi konulara temâs ederek değerlendirdiğimi düşünüyorum...</p>
<p>Aradan yarım saat geçmeden kaptan buluşma yerine varmak üzere olduğunu haber verince hemen vedâlaşıp ayaklandığım gibi hızlı adımlarla buluşma noktasına gittim. Memleket ne kadar değişmişti böyle. Depremden sonra minaresi yıkılan Hz.Ömer camii özellikle öğrencilik yılllarımı saklayan anılarla dolu bir yerdi benim için. Uzun zaman önce yıkım kararı verilen o camiiden eser kalmamıştı, yerine yeni bir cami inşaatı yapmışlardı.Yer olmadığı için eşiğinde namaza durduğum kapı, nefes almak için üzerinde oturduğum bank...</p>
<p>Her şey ya yok olmuş ya da değiştirilmişti.Tıpkı akıp giden hayatım gibi etrafımdaki insanlar da mekânlar da değişmişti, değişiyordu...</p>
<p>Buluşma yerinde yeni banklardan birine oturduk hem sohbet ettik hem de dumanı üzerinde tüten çayımızı içtik. Saatine baktı, beklediği şoförün gelmesine daha vardı. "Biraz yürüyelim" dedi ve muhafazakâr insanların alışveriş yaptığı bir dükkana götürdü. Burası hemen hemen her şeyin bir arada olduğu kocaman bir alış veriş merkeziydi.</p>
<p>Ne olduysa o basamaklardan birkaç adım atarak aşağı indiğim o anda oldu, korkttuğum başıma gelmişti: O veya onun silüeti artık ne derseniz deyin, birkaç adım ötede ellerinde kırtasiye malzemeleri, kahverengi uzun pardesü ve elinde konuştuğu telefonla göz gözeydik şimdi! Bu memlekete geldiğim gün ya onunla ya da onu yakından tanıyan biriyle göz göze gelmekten korkmuştum. Zira unutmak ve unutulmak istiyordum, bir süre şehir dışına ve yurtdışına çıkma sebebim buydu, ancak kader yine onu bir hançer gibi yaralı yüreğime saplamayı başarmıştı. Bir süre yürür adımlarla baktıktan sonra kaptanın kolundan tutup yönümüzü değiştirdim. Kaptan neye uğradığını şaşırmıştı ve ilk sorduğu soru: "O muydu?" oldu. Kaptan da biliyordu yüreğimdeki yangının çok kolay sön(e)meyeceğini, ancak yine de birine benzettiğimi, onu bir daha hiç görmeyecek kadar benden uzak olduğuna inandırmak için elinden geleni yapıyordu.Tezgâhın arkasında mahalleden eski tanıdıklarımla sohbet ederek bu atmosferden sıyrılmaya çalıştım, ancak gel görki; sanki benim kokumu almış, sesimi duymuş gibi yeniden gözümün görebileceği bir yerden geçti. Durgunluk ve çaresizliğime bir de şiddetli bir baş ağrısı eşlik etti ve derin bir kuyuda yeniden binlerce soruyla boğuşmaya başladım.</p>
<p>Kaptan kafam dağılır diye davet etmişti, ancak yaşadığım tarifsiz acı için kendini suçluyordu. İlk bir saatlik yolculuktan son yolculuğa kadar bu hâlden sıyrılmayı başaramadım. Belki çok uzaklardaydı, belki evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı ama ben hâlâ onun hayaliyle mi yatıp kalkıyordum? Bu olacak şey miydi; yuvamı yıkan, hayatımı darmadağın eden,beni sürgün yemiş gibi memleketi'mden uzaklaştıran o değil miydi!</p>
<p>İnanın bunu neden yaşadığımın yanıtını ben de bilmiyorum.Ancak çok iyi bildiğim bir şey vardı o da geçmişe takılıp kalmak yolumu kapatmaktan, beni kör kuyulara hapsetmekten başka işe yaramayacaktı. Işıklarda bindik şoför değisti, garaja gittik, öğlen namazını kılıp çay içtik yine. Çok konuşmak yerine sadece dinlemeyi tercih etmiş ve içten içe bu günkü daveti kabul ettiğim için kızmaya başlamıştım kendime.</p>
<p>Otobüs hareket saatinde ön koltuğa oturdum, hemen kaptanın arkasında, sağ camın önünde...</p>
<p>Her durak ayrı bir hikâye ayrı bir gözlem...</p>
<p>İlk yolcumuz tekerlekli sandalyede hayata tutunmaya çalışan 40-50 yaşlarında bir amcaydı. Kapıyı binecek şekilde ayarlayıp içerideki yerine yolcu ettim. Teşekkürü dilinden düşürmedi yol boyunca. Kim bilir o sandalyede ne yaşanmışlıklar ne hayaller gizliydi. Umudun ete kemiğe bürünmüş bir hâliydi, şükretmeyi dilinden düşürmeyen bu adamın vakârlı duruşu.</p>
<p>İnenler binenler derken,bir sonraki durakta tesettürlü ve yaşlı bir teyze bindi otobüse. Ben oturuyordum, ancak onun oturacak boş bir koltuğa ihtiyacı olduğunu hissederek yerimi vermek istedim ve aldığım cevap hayatımın en büyük derslerinden, edebin, hâyânın, hürmetin git gide kaybolduğu bir toplumda, bir örtülü hanımefendiden almış oldum: "Orası sizin yeriniz. Ben sizi ordan kaldırırsam hem ayıp olur hem de hak geçer. Siz oturun, lütfen!"</p>
<p>Bunu söyleyen cahil bir insan da değildi. Okumuş ve kendini geliştirmişti. Bunu duyunca çok utandım ve ısrarla yerimi vermeyi başardım. İneceği son durakta yineledi: Hakkınızı helal edin. Yerinizi işgâl ettim ve duâ ederek oracıkta indi.</p>
<p>Kaptan yerimi verip ayakta kaldığım için içten içe kızıyordu, çünkü benim akrabamdı ve rahatımın bozulmasını istemiyordu. Ancak ben hem huzurlu hem düşünceliydim...</p>
<p>Bu arada söylemeyi unuttum, yolculuğumuz cezaevine, evet evet, yanlış duymadınız hani şu mahkûmların yattığı cezaevi.</p>
<p>Cezaevinden içeri girince insan hem üzülüyor hem de ürperiyor.</p>
<p>Kahvaltıyı geç yapmama rağmen, birlikte yemek yememiz için ısrar ediyordu. Elimi yıkayıp çıktığım sırada garson masanız hazır diye sesleniyordu. Kaptan misafirini aç bırakmak istemiyordu. Biz yoldayken yemeklerimizin hazırlanmasını söylemişti. Güveçte köfte ve her etli yemeğin yanında olmazsa olmazımız soğan ezmesi inanılmaz güzeldi.</p>
<p>Ayranımı da bitirdikten sonra masadaki yazıya takıldı gözüm, aynen şöyle yazıyordu: "Burada çalışanlar rehabilete edilerek topluma yeniden kazandırmaya çalıştığımız mahkûmlardır. Bir kusurlarını, eksiklerini görürseniz, anlayışla karşılamanızı rica ederiz." Bir cezaevine oradaki kader mahkûmlarına ilk defa bu kadar yakındım. Masamızı hazırlayan, ekmeğimizi, suyumuzu getiren o insanların boştayken neler hissettiklerini, nerelere dalıp dalıp gittiklerini tahmin edebiliyordum. Kimisi sevdiklerini, eşini, çocuklarını, anne babasını özlerken; kimisi de bulaştığı suçların acısını, vicdân azabıyla ödüyordu. Kimisi kandırılmış kimisi bir anlık öfkesine yenilmiş tetiğe dokunmuş, bıçak sallamış, kimisi alışkanlık üzere veya çoçukları daha iyi bir hayat yaşasın diye kaçakçılık ve uyuşturu gibi suçlarından hüküm giymiş kimisi iftiraya ve hâkerete uğramış kimisi de başka birinin suçunu üstlenmişti.</p>
<p>O gözlerde hem korku vardı hem hüzün vardı hem de bugün yarın özgürlüğüne kavuşma umudu...</p>
<p></p>
<p>Not:Bu hikâyenin devamı gelecek...</p>
<p>Yolculuk 1.Bölüm'den...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teknoloji ve İletişim&amp;siz&amp;lik!</title>
<link>https://fikirizleri.com/teknoloji-ve-iletisim-siz-lik</link>
<guid>https://fikirizleri.com/teknoloji-ve-iletisim-siz-lik</guid>
<description><![CDATA[ İletişim ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69ecb67d9c0db.webp" length="39806" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 15:48:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>İletişim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1,5-2 milyon yıl önce ateşin keşfedilmesi'yle birlikte insanlar duman yoluyla birbirlerine haber verirlerdi. Bulundukları yerleri, avlarını ve yaklaşan tehlikeleri vs.</p>
<p>O günden bugüne değişen toplumlar ve teknolojik gelişmelerle insanların birbiriyle iletişim kurabilecekleri birçok yöntem ortaya çıktı. Kâğıdın icâdıyla ortaya çıkan mektup, zarf, telgraf ve fax bunlara örnek olarak gösterilebilir...</p>
<p>Her toplum kendi döneminde birbirinden farklı araçlarla iletişim hâlinde olmuşlardır. Zira iletişim bireyler arasındaki en önemli faktörlerden biridir.</p>
<p>Günümüzde teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmekte olduğunu, buna karşın karşılıklı iletişimin zafiyeti söz konusu olduğunu da gözlemlemekteyiz.</p>
<p>Akıllı telefonlar, diz üstü ve masa üstü bilgisayarlar, tabletler bireyler arasındaki gerçek iletişim yollarını tıkamıştır.</p>
<p>Ebeveyn-birey, akraba ve dostlar arasındaki bağlar gitgide zayıflamış, gerçek hayat kendini sanal aleme teslim etmiştir.</p>
<p>Bunun en bariz örneği saatlerce elimizden düşür(e)mediğimiz android telefonlardır.</p>
<p>Telefon, 7 Mart 1876'da Alexander Graham Bell tarafından icât edildiğinde sadece birkaç tuşu olan ankesörlü bir şey olarak ortaya çıktı. O zamanki şartlarda iki farklı noktada sadece bir birilerine "alo" diyecek kadar önem arz etmekteydi. Bugün ise telefonlar radyo ve televizyon gibi kullanılmakta, birbirinden farklı sosyal medya platformlarını içinde barındıran, sadece tuşla değil sesli komutla hareket eden, ev, iş, okul, araba, dağ, bayır gibi yerlerde rahatlıkla cepte taşınabilen ve kullanıbilen bir kutu olarak karşımıza çıkıyor...</p>
<p>Son zamanlarda yapay zekâ ile daha ileriye giden bu harika icâdın birçok işimizi kolaylaştığı göz ardı edilemez elbette. Ancak yemekte bir nimettir, fakat fazlası mideye zarardır.İlaç şifadır, iyileştirir, ancak dozunu aştığımızda, doktor tavsiyesine uygun kullanılmadığında fayda değil, vücuda zarar verir!</p>
<p>Telefonu da bu saydıklarım ile bir tutmamım esas sebebi de bundan kaynaklanıyor. Sanal alemdeki iletişim ve bitmeyen paylaşım ve akış bir çatı altında yaşayan insanların muhabbetlerini, çay ve yemek sofrasındaki birlikteliklerini sabote etmektedir. Zamanla birbirine yabancılaşan insanlar birbirlerini dinlemiyor, anlamıyor...</p>
<p>Bizler eskiden okuldan gelir gelmez anne babamıza koşardık. Onlar bizi dizleri dibine oturtur, yemekler hazırlanırken; "Oğlum veya kızım bugün okulda ne öğrendin anlat bakalım" derlerdi. Biz de anlatırdık, bazen gülerdik bazen ağlardık, ama mutlaka konuşurduk. Bugün olduğu gibi içimize kapanmazdık. Sevse de kızsa da anne babanın öptüğü yerde de vurduğu yerde de gül açardı! İlk telefonum tuşluydu, melodileriyle oynayarak eğlenen, gülen öğrencilerdik, ama mutluyduk.</p>
<p>Bugün ilkokul çağındaki çocukların bile elinde akıllı telefonlar var, ama gerçek dostlukları,  samimi sohbet ve muhabbetleri yok! Sahte kimliklerle açılan hesapların içinde her gün biraz daha gerçek kimliğinden, bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaşmaktadırlar. Hem zihinleri hem bedenleri hem de ruhları günden güne hastalanmaktadır. Daha birkaç gün önce zihnine ölüm düşüncesi kodlanan bir çocuk yüreğimizi parçalayarak okulda katliâm gibi bir silahlı saldırı gerçekleştirmedi mi!?</p>
<p>Sanal dünyanın cazibesine kapılan sosyal medya fenomenleri canlı yayında hayatına son vereceğini doğrudan veya dolaylı olarak rahatlıkla milyonlara izletebiliyor. 7'den 70'e her yaştan insan tiktok'ta millî ve manevî değerlerimizi ayaklar altına alan programlara imza atabiliyor.</p>
<p>İşte bu da iletişim kanallarını ciddi anlamda tıkayan bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Başka bir şey de televizyon tabi ki.</p>
<p>Medya, telefon, televizyon, magazin, kadın programları kuşağı, diziler...</p>
<p>En çok sevdiğimiz dizilerde bile aşırı tüketime, hangi yoldan olursa olsun zengin olmaya teşvik eden yaşam biçimleri ve çarpık ilişkilere özendiren birbirinden farklı programlar...</p>
<p>Çatışma, milyonların ekran başında tanık oldukları bir adamın kafasını delip onu kanlar içinde bırakan kan dondurucu sahneler!...</p>
<p>Ve bunu izleyen, çocuklarına da izleten ebeveynler!</p>
<p>Allah aşkına, söyler misiniz bana:</p>
<p>Durum böyleyken nasıl olur da sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir aile, sağlıklı bir iletişim ortamı hazırlayabiliriz!?</p>
<p>Geleceğe emin adımlarla ve güvenle nasıl ilerleyebiliriz!</p>
<p>İletişimin gerçeklerden koparılıp sanal, yapay ve sahte bir mecraya hapsedildiği bir ortamda konuşacak bir muhatap bulamazsınız.</p>
<p>O daldan o dala atlayan bazı kuşlar gibi saatlerce- ki bu bazen 6-7 saati de bulabiliyor- o platformdan bu platforma atlayarak boşu boşuna hebâ ediyoruz gittiğinde bir daha gelmeyecek olan en güzel, en verimli saatleri ve bundan da önemlisi sadece sağlığımızı değil bir zaman sonra sevdiklerimizi de kaybedebiliyoruz maalesef.</p>
<p>Karşısında muhatap bulmayan insanlar kim olursa olsun sizden soğur ve dinlenmediği, anlaşılmadığı, konuşmadığı ortamlardan uzaklaşma plânları yapar.</p>
<p>Oysa siz kafasını toprağa gömen deve gibi o kutuya gömerseniz kafanızı zamanla birçok şeyin elinizden kayıp gittiğini müşahede edersiniz.</p>
<p>Vakit varken; seven sevdiğini söylesin, özleyen özlediğini...</p>
<p>Selâm verin eşinize, eve gelen eşinizi kapıda karşılayıp, hoşgeldin deyin ona.</p>
<p>Çocuklarınızı çok ihmâl etmediniz mi?</p>
<p>Aynı sofra etrafında bir tas sıcak çorba içmeyi özlemediniz mi?</p>
<p>Çocuğunuzun ödevine yardım etmekten göğsünüzün kabardığı, çocuğunuzun "teşekkür ederim anneciğim, teşekkür ederim babacağım" diyerek yanağınıza kondurduğu sıcacık buseyle, yüzünüzün güldüğü günleri özlemediniz mi?</p>
<p>İletişim belki özlediğimiz, özendiğimiz bir şey olarak çok gerilerde kaldı belki. 21.yüzyıl bizi yönlendiriyor olsa da iletişimin gerçek frekansını yani kendi iç dünyamızı yeniden fabrika atlyarlarına döndürmek için çabalamamız gerekir.</p>
<p>İletişim günümüzün en önemli sorunlarından biri hâline geldi. Zira hiç kimse birbirini dinlemiyor, anlamıyor veya anlamak istemiyor. Psikiyatr ve psikologlar hınca hınç dolmaktadır. Aynı yastığa baş koyan insanlar bile kendi başlarına ortak bir paydada bulaşamıyor. İş ortakları da böyledir, ebeveyn ile evlat; evlat ile ebeveyn arasındaki ilişki de böyledir.</p>
<p>Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarırken; zehir zemberek, saçma sapan cümleler sarf ederek, muhatabımızı inciterek sağlıklı diyalog kuramıyoruz.</p>
<p>Dikkat edin, yine en ufak bir tartışmada bile medya dilini kullanır olduk: Argo kelimeler, rencide eden üstü kapalı söylemler...</p>
<p>Meydana gelen uzun kırgınlıklar, kızgınlık ve küslükler...</p>
<p>Umutulmamalıdır ki;</p>
<p>İnsan cüzî iradesini istediği şekilde kullanabilir.</p>
<p>Küçük bir tavsiye;</p>
<p>Siz ne olursa olsun tatlı dilinizle gönülden gönüle muhabbet köprüleri kurmaya çalışın.</p>
<p style="text-align: left;">Bireysel çabalar toplumsal başarıları da beraberinde getirecektir.</p>
<p></p>
<p style="text-align: left;">Abdulaziz ADAKAN </p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geç Kalmış Bir Mektup</title>
<link>https://fikirizleri.com/gec-kalmis-bir-mektup-3149</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gec-kalmis-bir-mektup-3149</guid>
<description><![CDATA[ Mektup Serzeniş ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e4f46e5bdfe.webp" length="34340" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Keşke sevgi sözcükleri dökülseydi kalemimden,</p>
<p>Karanlığı dağıtan bir ışık olsaydı yarınlara,</p>
<p>Ama bu gece karanlık yüzlere, yalan sevgilere sadece sitem var...</p>
<p>Duymak istemeyeceğin şeyler duyacaksın bu gece;</p>
<p>Aheste aheste dokunacak kalbine ağzımdan çıkan her bir hece!</p>
<p>Yaş 42!</p>
<p>Yolun yarısından iki fazla işte,</p>
<p>Bir 'ah' tır, 'ant' tır, 'serzeniş' tir, 'ahuzar' dır benimki.</p>
<p>En son duyacağın kişi belledin belki de onun için çok şaşıracak ve eğer hâlâ katı ve karanlık değilse vicdânın,</p>
<p>"Bu eseri ben mi yaptım?" diyeceksin!</p>
<p>''Bu sözleri hak edecek ne yaptım?" diyeceksin!</p>
<p>Sırtını dayama bana, sözümü asla atma yabana,</p>
<p>Arkanda duracak dağ değilim artık; sana yaslanan da yıkılır, dağılır, ufalanır zaten!</p>
<p>Artık kaldıramam hakâreti, ihâneti, acıyı, ayrılığı...</p>
<p>Eyyub'un sabır taşı da değilim,</p>
<p>Kaldıramaz, çatlar yüreğim!</p>
<p>Gideceğim dediğin her gün keskin bir hançer saplandı göğsüme,</p>
<p>O acıyı benden başka duyan olmadı!</p>
<p>Bir omuz aradım durdum;</p>
<p>Gözümün yaşını silen olmadı!</p>
<p>Acımadın, arkana bile bakmadın, bakmadın seller gibi akan yüzüme!</p>
<p>Ne bir yüz, ne bir söz, ne bir mesaj...</p>
<p>Sana dair hiçbir şey istemiyorum artık,</p>
<p>Sadece çok eski bir resmin kaldı elimde,</p>
<p>Hani eskiden cebimde, tam da kalbimin üzerinde taşıdığım...</p>
<p>Kinimi, nefretimi haykırmak için atmadım, yakmadım!</p>
<p>Tıpkı senin de istediğin gibi oldum!</p>
<p>Arsız, yarsız, yersiz, yurtsuz...</p>
<p>Gurbetleri mesken tuttum,</p>
<p>Duramaz oldum her adımı sen kokan bu diyarlarda,</p>
<p>Ne olur bir daha çıkma karşıma!</p>
<p>Yokluğunla terbiye ettiğin beni,</p>
<p>Kanadı kırık bir kuş gibi bıraktın,</p>
<p>Daha ne olsun bir kanadımla çırpınıyorum işte,</p>
<p>Merâk etme; ölmedim henüz, bir daha sorma, soruşturma, arama,</p>
<p>Yeterince tuz bastın kapanmak bilmeyen yarama.</p>
<p>Rüyama bile gelme, istemem, artık çok geç,</p>
<p>Seni hiçbir şekilde katmak istemiyorum yarınlarıma!</p>
<p>Bana miras bıraktın yalnızlığı, öfkeyi, uykusuz geceleri,</p>
<p>Boşluğa bakan gözleri...</p>
<p>Dört duvar zindanım oldu,</p>
<p>Kalem, kâğıt sırdaşım oldu...</p>
<p>Odam acı acı inleten ağıtlarla doldu...</p>
<p>Koklamaya kıyamadığım güllerim bir bir soldu!</p>
<p>Üzerine uzandığım çayır çimenler,</p>
<p>Gecenin karanlığında seyrettiğim ay ve yıldızlar...</p>
<p>Ne yediğim bir lokma ekmek ne içtiğim bir damla su...</p>
<p>Başım önde yürüdüğüm bu caddelerin kaldırımları...</p>
<p>Hiçbir şey tat vermiyor artık...</p>
<p>Ne mazide kalan anılar ne aldığım nefes...</p>
<p>Sayende sevgi, aşk, umut, güven ve merhamet nedir unuttum,</p>
<p>Sevmek mi?</p>
<p>Bir daha asla!</p>
<p>Yaşamak mı?</p>
<p>Buna da yaşamak denirse tabi!</p>
<p>Bu şehir kimine roman kimine şiir oldu...</p>
<p>Bu şehir kimine bal kimine zehir oldu...</p>
<p>Nasibimize amansız ve dermansız bir aşkın zehirini içmek düştü...</p>
<p>Papatya falına da inanmıyorum artık;</p>
<p>Nasıl da aldanmışım sevdiğine inanarak,</p>
<p>Başkasının hatrı kalmasın diye parçalara ayırdığın bir süs eşyası gibi davrandın bana,</p>
<p>En sonradan öğrendim senin için bir "takıntı" olduğumu...</p>
<p>Sevmek bedel isterdi, en ağır şekilde ödedim hem canımla hem malımla!</p>
<p>Seni soranlara "öldü" diyorum,</p>
<p>Artık bir ölüden farkın yok senin!</p>
<p>Yüzüme açılan kapıya da kırgınım,</p>
<p>"Allah seni sevdiğine kavuştursun" diyen çiçekçi ablaya da, dilenci çocuğa da,</p>
<p>Gecenin karanlığını yırtan içler dolusu 'Amin'lerim vardı öncesinde senin adın geçen.</p>
<p>Seni deliler gibi seven biri vardı, hem de uğruna serdengeçen!</p>
<p>Bir an görmek için gecenin en karanlık anında,</p>
<p>Saatlerce yürüdüğüm yollara da,</p>
<p>Karşıma çıkaran bahta da küskünüm hebâ edilen onca yıllara da!</p>
<p>Affetmek mi?</p>
<p>Hesabım yarım kaldı mahşerde tamamlanmak üzere!</p>
<p>Hani söz vermiştin bir otobüs seyahatinde.</p>
<p>Bu yolculuk keşke hiç bitmese demiştin; elimi sımsıkı tutarken,</p>
<p>Ben seninle mutluyum demiştin hani,</p>
<p>Bensiz mutluluk pozları veriyormuşsun şimdilerde.</p>
<p>Yıktığın bir devin üstüne sahte bir dünya kurdun,</p>
<p>Yaktığın bir yüreğin iki cihanda da âhını aldın!</p>
<p>Herkes sustu diye sen kendini hep haklı gördün,</p>
<p>Sahte ve gösterişli dünyanda mutluluk aradın,</p>
<p>İyi ki ölüm var dedirten dünyanın sana yar olacağını mı sandın!</p>
<p>Dünya yıkılmadan koptu</p>
<p>Kıyâmetim,</p>
<p>Ben seni sonsuz kudrete havâle ettim!</p>
<p>Ben seni sonsuz kudrete havâle ettim!.</p>
<p></p>
<p><strong><em>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 </em></strong></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilir Misin?</title>
<link>https://fikirizleri.com/bilir-misin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bilir-misin</guid>
<description><![CDATA[ Bilir misin ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_694ba3f432c6f.webp" length="32016" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:26:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevda ateşten gömlektir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hançer saplanmışçasına kanıyor yüreğim,</p>
<p>Gündüz suskunları oynuyor, gece ağlıyor gözlerim.</p>
<p>Kaç mevsim geçti üzerinden hâlâ loş ışık altında, pencerenin önünde yol gözlerim.</p>
<p>Anlatsam kim yazabilir, kim okuyabilir?</p>
<p>Derin duygularımı; dert, keder, özlem, kırgınlıklarım ve sadece birer hayal olarak kalan birbirinden güzel umutlarımı, kim anlayacak?</p>
<p>Boşa geçen ömre mi yanayım?</p>
<p>Her seferinde aldanan ve aldatılan kalbime mi kızayım?</p>
<p>Anlatsam kim yazabilir, kim dayanabilir, kim anlayabilir birkez doğup bin kere öldüğümü?</p>
<p>Sorsanız; iyiyim...</p>
<p>Nerden bileceksiniz ki hergün çaresizce "iyi ki ölüm var!" dediğimi.</p>
<p>Sessizliğimden hiçbir şey anlamadınız, avazım çıktığı kadar bağırsam kaç para eder?</p>
<p>Anlatsam kim yazacak, kim okuyacak?</p>
<p>Ömrümce acılarla, ayrılıklarla sınandığımı!</p>
<p>Neşter vurulmuşçasına oydular; sevgi, umut ve merhamet dolu yüreğimi,</p>
<p>Genç yaşta beyaz karlar yağdırdılar saçlarıma,</p>
<p>Set çektiler iyiliğe giden yollarıma.</p>
<p>Soldurdular güllerimi,</p>
<p>Küstürdüler beyaz güvercinlerimi,</p>
<p>Söndürdüler tüten ocağımı.</p>
<p>Anlatsam kim yazabilir, kim okuyabilir, kim dayanabilir?</p>
<p>Sahi yalnız ve yardımsız ayakta ve hayatta kalma mücadelesi nedir, bilir misin?</p>
<p>Nasıl olsa ocağın tütüyor, değil mi?</p>
<p>Sevdiklerinin yüzünü görebiliyor, ellerini tutabiliyorsun.</p>
<p>Anlatsam kim yazacak, kim okuyacak, kim anlayacak neler biriktirdiğimi, neler çektiğimi?</p>
<p>Uzadıkça uzayan sürgün ve gurbetlerimi...</p>
<p>Yüreğimi söküp alsaydın eline, yüreğin dayanamazdı göreceklerine, duyduklarına...</p>
<p>Onunla atıp duran kalbimin onsuz atmıyor olduğuna.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p>Not:</p>
<p>Bu; 2025'in son şiiridir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TOPLUM NEDEN VE NASIL BOZULUR?</title>
<link>https://fikirizleri.com/toplum-neden-ve-nasil-bozulur</link>
<guid>https://fikirizleri.com/toplum-neden-ve-nasil-bozulur</guid>
<description><![CDATA[ Toplum ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_6959764e3c46c.webp" length="8932" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:26:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Toplum Aile Birey Kültür Eğitim Ekonomi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Toplumu toplum yapan önemli parametreler vardır. Bunlar veya bunlardan herhangi biri eksik olduğunda toplumun değiştiğini gözlemleriz: Aile, eğitim, ahlâk, kültür, ekonomi...Bir toplumda aile bozulursa o toplum da bozulur, zira aile toplumun meydana gelmesindeki en önemli unsurdur. Akrabalık bağıyla birbirine bağlı bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan aile bir toplumun temelini oluşturur.Toplumu çökertmek istiyorsanız önce aile kurumunu zayıflatmanız gerekir.Tek dişi kalmış canavar, Batı'nın ezelden beri izlediği parçala -böl ve yut politikası bu şekilde yürümektedir ve bu acımasız amaca yöneliktir. Millî ve manevî değerlerinden uzaklaştırılan her birey sırasıyla aile kurumuna, sonra da toplumu ayakta tutan diğer noktalara zarar vermektedir. Baş döndürücü bir hızla gelişen teknolojiyle akıllı telefonları elinden düşürmeyen ve internetteki her şeye doğruluk payı biçen, izlediklerini kontrol altına alamayan, zamanının en verimli saatlerini sanal kumar ve şans oyunları oynayarak hebâ eden çocuk ve gençlerimizin ne kendilerine ne aile ve topluma bir faydası olabilir.İyi eğitilmemiş, tarih ve kültür dersi almamış bir ailede yetişen çocuk ve gençlerimizin toplumun felâketini hazırladığını unutmamalıyız! Renkli ekranlarla daha cazip bir hâle gelen gâyr-ı ahlakî TV programları, yerli-yabancı dizi veya sinemaların bağımlısı veya esiri olan bir nesil bir topluma gelecek vaad edemez! Toplum farklı parametrelerden oluşur, demiştik aynen bir köprünün tek bir ayağı bile yıkılsa, o köprünün dengesi bozulur ve tamir edilmezse o köprü yavaş yavaş yıkıma ugrar.Toplum da bu şekilde değerlendirilebilir. İkincisi; eğitim. Eğitimsiz veya eğitilmemiş insan en tehlikeli insandır.Doğru malûmatlarla desteklenmeyen zihinler, kalpler yanlışı doğru; doğruyu da yanlış bilerek absürt bir yaşam tarzı ortaya koyar. Bu yanlışlar zaman geçtikçe kalıplaşan bir inanç, gelenek hâlini alır, topluma lânse edilen bu şeyler yüzünden de bir toplum esas değerlerine ters düşen hâl ve hareketlerde bulunarak kendine özgü şeyleri kaybeder: Dil, din, ırk, gelenek ve görenekler vs.</p>
<p>Toplumun bozulması veya çöküş sebeplerinden biri de sosyo-ekonomik durumdur. Zira günümüzde de artık dünyanın kâbul ettiği, dillendirdiği bir tehlike alârm vermektedir: Hızlı ölümler ve hızla azalan veya tüm çabalara, ısrarlara, kampanya ve desteklere rağmen artmayan nüfus!</p>
<p>Bu da ulusları tehdit eden bir unsurdur, zira sanayi devrimi'nden 80'lı, 90'lı yıllara kadar gelen bolluk ve bereket küresel denklemlerin de değişmesiyle beraber yerini kıtlık, açlık, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, kuraklık, sussuzluk, savaş, salgın ve hastalıklar, hızlı ölümler gibi insanın yaşam standartlarını ciddi anlamda olumsuz etkileyen şeylere bırakmış durumdadır. Eskiden 1 tarlada yetişen buğdayla 10 çocuk yetiştirebilen insanlar vardı. Şimdi ise tarım ve hayvancılık faaliyetlerini geride bırakıp başta metropoller olmak üzere büyük şehirlere göçen insanlar oturduğu evin kirasını zor ödeyecek hâle geldi/getirildi. Ekonomik sorunlar yüzünden evlilik ve doğum oranları yarı yarıya düşmektedir. Adaletsiz gelir dağılımı insanların geleceğe dair umutlarını söndürmüş durumdadır! Boşanan gençlerin evlenenlere oranla rekor kırdığı bu vâhim tabloda özelde aileler genelde toplumun kimyasıyla oynanmış, bu da beraberinde psikolojik olarak çöküntüye, karamsarlığa, umutsuzluk ve kaygı bozukluğu gibi hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Peki, bir toplumu o umut vaadeden günlere nasıl döndürebiliriz?</p>
<p>Eğitim politikasına yeni bir nefes getirilmesi gerekir. Sokaklar diplomalı işsizlerle dolup taşmamalıdır. Gelir dağılımı hakkâniyetli bir şekilde yapılmalıdır. İnsanların hayatını zorlaştıran kurum-kuruluş-esnâf,tüccar kim olursa olsun bunlar başta olmak üzere; tüm fırsatçılara ağır cezalar uygulanmalı ve denetimler arttırılmalı, denetimler adam gibi yapılmalıdır. Zira; insanların asgâri yaşam standartlarını arttırmak için devletin yaptığı yıllık zammın da bir faydası olmuyor. Devlet işçiye, emekçiye belli oranlarda zam yapsa da, bu gözü para hırsıyla dönmüş insanların ve sektörlerin ürünlere yaptığı zammın miktarını karşılamıyor.</p>
<p>Bir diğeri; Ahlâk.</p>
<p>RTÜK caydırıcı önlemlerle, özellikle gündüz yayınlanan saçma sapan kadın programlarına yasak getirmeli, ebeveynler çocuklarının televizyon ve internetteki denetimini arttırmalıdır. Okullarda "Ortak Değerlere Karşı Sorumluluklarımız" dersi ilkokul çağından itibaren tüm öğrencilere verilmelidir!</p>
<p>Tarih çarpıtılarak anlatılmamalıdır. Çocuk ve gençlerin atalarına olan sevgisini, saygısını ve emanetlerine sımsıkı sarılacakları bir eğitim politikasına gidilmelidir.</p>
<p>Toplumun düzelmesi için herkes sihirli bir değnek veya olağanüstü bir mucize bekliyor, oysa herkesin evvela evinin önündeki çöpü temizlemesi gerekiyor.</p>
<p>Netice itibariyle; maddî ve manevî olarak çökmüş bir toplumun uzun vaadede ayakta durması mümkün değildir.Tarihte böyle toplumların birçok örneği vardır.Bu yüzden hepimizin elini taşın altına koyması gerektiğini birkez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.Ve yine unutulmamalıdırki; Hepimiz bir yolculuktayız ve aynı gemideyiz. Bu gemi batarsa, hepimiz batarız.</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deyimlerin Bize Öğrettiği Şeyler: Mum Gibi Olmak!</title>
<link>https://fikirizleri.com/deyimlerin-bize-ogrettigi-seylermum-gibi-olmak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/deyimlerin-bize-ogrettigi-seylermum-gibi-olmak</guid>
<description><![CDATA[ Mum gibi ol ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69d8278120df6.webp" length="12328" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 01:32:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Mum, nûr, ışık, faide...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hz.Mevlânâ'nın "Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez" sözü, bilgi, sevgi ve iyiliğin paylaşıldıkça azalmadığını, aksine çoğaldığını ve yayıldığını vurgular. Bu ifade, cömertlik ve başkalarına yardım etmenin, kişinin kendi değerinden veya imkânlarından eksiltmediği, bilakis manevi bir zenginlik kattığı mesajını taşır. Mevlânâ'nın öğretileri bize paylaşmanın, dayanışmanın önemini vurgular. Etrafımıza ışık saçmak için önce mum gibi yanmamız gerekir. İyilik yapmayı, fedakârlığı, cömertlik gibi ulvî değerleri ahmâklık, enâyilik gibi gösteren bir sistemin esâreti altında yaşamaya ve bu güzellikleri yaşatmaya çalışıyoruz. Kötülük her kişinin, iyilik er kişinin işi ve marifetidir. İyiliğe adanan gönüllere selâm olsun! Yanmak kolay değildir, mum gibi olmadan insanın çevresine ışık saçması hiç de kolay değildir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hayat zorluk temelleri üzerine bina edilmiştir. Çalışmadan, didinmeden, yorulmadan hiçbir şey elde edilmez. Bırakın başkasına el uzatmayı, ön ayak olmayı, kendine bile faydası olmaz insanın. Mevlana'nın: "Hamdım, Piştim, Yandım" sözü, insanın manevi yolculuğunu ve tasavvufî olgunlaşma sürecini özetleyen üç temel aşamadır. Hamdım; cahillik ve benlik hâlini, Piştim; eğitim ve nefs terbiyesi ile olgunlaşmayı, Yandım ise ilahi aşkla ego ve benlikten tamamen sıyrılarak Hakk'a teslim olmayı temsil eder. Mum kıvamına gelinceye dek geçen sürede 'hamlık' dan 'yanma' ya kadar birçok zahmetler, zorluklar, imtihanlar gelir başına. Sabır da kolay değildir. Gerek kendi iç dünyasıyla gerekse kendi dışındaki olağanüstü durumlara maruz kalınır. Bu hengâme içerisinde gösterilen tepki ya olgunlaşma sürecine destek olur ya da bu süreci tıkayan bir hâl alır. Güneş hergün bizlere ısı ve ışık verirken sönmüyor,  durulmuyor, bıkmıyor, şikâyet etmiyor. Güneş muntazaman verdiği ısı ve ışıktan da hiçbir şey kaybetmiyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bulutlar tüm canlılara hayat kaynağı olan yağmur damlalarını yeryüzüne indirmekten bir an olsun vazgeçmiyor...</strong></em></p>
<p><em><strong>Arı şifa kaynağı olan balı yapmaya, deve, inek, koyun gibi mübârek hayvanlar bize etini, sütünü veya derisini sunmaya devam ediyor .</strong></em></p>
<p><em><strong>Hayat ve ölüm kendisi için yaratılan insan ise tam tersini yapmakta ısrar ediyor...</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaratılan diğer tüm varlıklar insana hizmet ederken, Allah'ın verdiği görevi layığıyla yerine getirirken; insanoğlu bilerek bozuyor, yakıyor, yıkıyor...</strong></em></p>
<p><em><strong>Oysa yeryüzündeki en şerefli varlık ve diğer varlıklara en çok rahmet vesilesi olması gereken insan ırkıdır...</strong></em></p>
<p><em><strong>İnsanoğlu fıtratı itibariyle kazanmaya odaklı, kaybetmekten korkan, geçim sıkıntısından komşusunu, ailesini,dost ve ahbaplarını unutan birine dönüşebiliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Mevlânâ gibi eski zatların kaybetmekten korktukları tek şey Allah'ın sevgisi ve Allah'ın rızası...</strong></em></p>
<p><em><strong>Onları diğergâm ve fedakâr yapan en önemli şey yüreklerindeki imandı. "Hakiki İmanı elde eden kainâta meydan okur." Hakiki imanı elde eden elindekini paylaşınca aç kalacağından korkmaz.</strong></em></p>
<p><em><strong>Aksine ehl-i iman; gidenin yerinin daha hayırlısıyla dolacağından asla tereddüt etmez.</strong></em></p>
<p><em><strong>İman insanı kâmil yapar. İnsan-ı kâmil başkasının derdini dert edinendir. İnsan-ı kâmil kendisini dinî ve fennî bilgilerle donatmadan başkasının karanlık dünyasına ışık taşıyamayacağının farkındadır. Bunun için gece gündüz demeden hem kendi nefislerini terbiye etmek hem de başka insanların hayatlarına güzelliklerle, iyiliklerle dokunabilmek için çalışırlar.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bir ağaç meyve vermek için nasıl uzun bir süreçten geçiyorsa, daha fidanken sulanmasından budanmasına, ordan da meyve vermesine kadar, insan da etrafını güzelliklerle donatmak için maddî ve manevî değerlerle beslenmelidir. Bilhassâ manevî olgunluğa eriş(e)memiş bir insanın başkası için fedakârlık yapması, nefsini ona feda etmesi mümkün olmaz. Zira bu güzel vâsıflar ruhanî bir şeydir. Kalp ve ruhu beslemeden, bazı çetin sınavlardan geç(e)emeden, kısaca mum gibi erimeden etrafımıza ışık saçamayız. Verdikçe azalan değil artan bazı şeyler vardır: Sevgi, muhabbet, rızık...</strong></em></p>
<p><em><strong>Semâvi dinler veren elin alan elden hayırlı olduğunu belirtir, paylaşmaya teşvik eder. İnfâk etmenin belâ ve musibetleri engelleyeceğinden, giden malın yerine daha bereketli bir şeyin geleceğini, kul verdikçe Allah'ın da kuluna bolluk ve bereket vereceğini bildirir...</strong></em></p>
<p><em><strong>Niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun bilgi ve beceri kazanmadıkça faydalı insan olamayız. Hâmlıktan da kurtulacak mücâdeleyi vermedikçe kendi kabuğumuzu kırmadıkça başkasına hiçbir zaman faydamız dokun(a)maz!</strong></em></p>
<p><em><strong>İnsan başka gönüllere dokunmak için evvela kendi gönül dünyasını inşa ve ihyâ etmelidir. Kalp bir et parçasıdır, gönül ise bambaşka bir alemdir. Bu aleme güzel tohumlar ekilirse dışarıya taşacak, yeryüzünde neşv-ü nema bulacak meyveler de o nispette güzel olur, dokunduğu yüreklere nûr olur, rahmet olur, huzur ve bereket olur...</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </strong></em></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bizi Ayakta Tutan Değerlerimizdir!</title>
<link>https://fikirizleri.com/bizi-ayakta-tutan-degerlerimizdir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bizi-ayakta-tutan-degerlerimizdir</guid>
<description><![CDATA[ Değerlerimiz ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69c70fffb3f3b.webp" length="44102" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 02:26:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Değerler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Değerlerinizi hiçe sayarak değer kazanamazsınız, aksine; değerlerini değersizleştirmeye azmedenleri zaman, kültür ve tarih değersizleştirir, geçmişin karanlık ve kokuşmuş çöplüğüne atar. Tarihte birçok örneği vardır bunların. Nice firâvunlar taçlarından, tahtlarından, şöhretleri'nden, konfor alanından uzaklaşmamak için mukâddes olan ne varsa ayaklar altına aldı. Kimi ben tanrıyım dedi kimi dünyanın hâkimi benim...Kimi de tanrının oğlu olduğunu iddiâ ederek insanları kendine hizmetçi, cariye, köle hâline getirdi. Sonra ne oldu? İbrâhim'in davetini kabul etmeyen Nemrut onu ateşe atarak hakikâtin sesini ve arkasından giden tebâsını susturmaya çalışırken; Allah Nemrut'un burnundan girip tüm vücuduna nüfuz eden küçücük bir sinekle onu öldürdü, saltanatını başına yıktı!.</p>
<p>Bıkmadan usanmadan yaptığı davet sebebiyle Firavun, Hz.Musa'yı ve ona tabi olan diğer müslümanları yok etmek için atlı birliklerle Kızıldeniz'i geçmeye çalışırken Allah o zalimi de ordusuyla birlikte denizin dibine gömdü, saltanatına son verdi. Allah'a, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmayanlar, ne kadar da âsi olmanın, inkâr etmenin, tabi olmamanın, inançsızlığın geçici rahatlığını yaşasalar da onları hem dünyada hem de ahirette çetin azaplar beklemektedir. 21.yüzyıl'da Kur'an, hâdis, namaz, hac, oruç, başörtüsü vs değerlerimize saldıran zihinlerin tarihte birçok emsâli olan atalarının izinden gittiği gayet açık.</p>
<p>Kur-an'a orta çağ karanlığı! diyen, Peygâmber'e fütursuzca hakâret eden, Namaza eski bir bedevî geleneği, Hâdislere uydurma diyen, farz olan Hacc ibadetine de İngilizleri finanse eden küresel ortaklık diyenlerin yanında sünnet olan sakala, sarık ve cübbeye de saldırmak, hakâret etmek adet hâline geldi. Vatanını, bayrağını, milletini sevenlerin beslendiği kaynak inançlarıdır. Değerlerimize saldırmayı özgürlük kapsamında gören bir düşünce yapısıyla karşı karşıya kalmak ne kadar acınası vâhim bir durumdur. İnsan varlığını borçlu olduğu değerleriyle neden barışık yaşa(ya)maz?</p>
<p>Gençliğim bu zor sorunun cevabını arayışla geçti, zira benim de gururuma dokunan bir inanç düşmanlığı söz konusu! Aile içindeki yanlış insanlar, düşünceler ve konuşmalar. Yanlış veya çok yetersiz bir eğitim sistemi. Yanlış arkadaş seçimi...Sebeb-sonuç ilişkisine baktığımızda değerlerine düşman bireylerin türemesinde ilk sırayı ebeveynler alır, zira hayattaki ilk eğitim ailede alınır. Uzmanların şunu kanıtladığını duymuşsunuzdur: "Bebek anne karnındayken öğrenmeye başlar, duyar-hisseder, onun için sadece sigara alkol kullanımı noktasında değil, konuşulanlara da dikkat etmek gerekir."</p>
<p>Bir insanı değersizleştiren de değerlerine düşman eden de anne babadır. Ebeveyn çocuğunu millî ve manevî değerlerine uygun bir şekilde yetiştirmemişse, yıllar sonra dizini dövmek hiçbir şey değiştirmez. Millî manevî değerlerine düşman insanları ya sokaklarda sarmaş dolaş görürsünüz ya içki sofralarında kadehlerini tokuştururken.Ya uyuşturucu operasyonlarıyla elleri kolları bağlanırken ya da bıçaklı-silahlı bir eyleme kalkışırken.Ya ağzı dili olmayan hayvanlara eziyet ederken ya da bir kadına veya küçük bir çocuğa saldırırken!..Camilerimize, inancımıza saldıranların put veya putçukların önünde secde etmesi ne kadar da doğal karşılanır oldu, değil mi? Hergün haberlerini almaktan büyük üzüntü duyduğum şeylerin biri bitmeden biri başlıyor...Falancanın oğlu, filancanın kızı ya satanist ya ateist ya deist ya mecusî olmuş. Nerde? Okuduğu üniversitede veya lisede! Geçen gün kan donduran bir haberle karşılaştım, haberde birçok kedinin kuyruk ve bacakları koparılmıştı, bu insanlık dışı olayın sebebi daha da iğrenç, çünkü bunu yapanlar bu uzuvları düzenledikleri âyinlerde kullanıyormuş!</p>
<p>Bu tüyleri ürperten durum bile temelden sarsılan bir inancın nelere mâl olduğunu açık bir şekilde göstermiyor mu sizce?</p>
<p>Bu örnekler bile değerleriyle, kutsallarıyla ezeli bir savaş içinde olanların ne kadar tehlikeli bir insana dönüştüklerini, toplumu ne kadar rahatsız edebilecekleri hakkında oldukça önemli mesajlar veriyor, tabi dinleyebilene, dert edinebilene, anlayabilene!</p>
<p>Değerleriyle barışık olmadan varlıklarını sürdürebileceklerini sananlar çok acı tablolarla karşılaştı ve karşılaşıyor.</p>
<p>Değerlerimiz bilime, teknojiye, felsefeye, matematiğe,</p>
<p>astronomiye düşmanmış gibi lânse edildi yıllarca.Bu safsataya inananlar da otomatikman değerlerimize düşman oldular ve kendilerini tatmin edici yollara başvurdular, bunun içinde ne din vardı ne iman ne de ahlâkî normlar ve etik kurallar!</p>
<p>Böylelikle sadece yaşadıkları gibi inanmaya başlayan yığınlar oluştu zamanla. Nefislerini tatmin etmek ve günü kurtarmak için yaşayan bir nesil!</p>
<p>Hırsızlığın, arsızlığın, güven ortamının yok olmasının, ticaret ahlâkının bozulmasının ve aile kurumunun giderek çöküntüye uğramasının, hem yerden hem gökten rahmetin kesilmesinin, helâl haram dengesinin bozulmasının esâs sebeplerinden biri de değersizleştirilen değerlerimizdir.</p>
<p>Hristiyan ve Yahudiler değerleri için dünyayı kasıp kavurmaya devam ederken bizdeki bu değerlerimize karşı düşmanlığın sebepleri üzerinde düşünmemiz, analizler yapmamız, birtakım önlemler almamız gerekmiyor mu sizce?</p>
<p>Değerlerimiz bir binanın yapı taşları gibidir. Herbir parçası binanın ayakta kalabilmesini sağlar. Değerlerimizle oynamak isteyenlerin bu temelin altına dinamit yerleştirmesine müsaade edilmemelidir, aksi takdirde hepimiz bu binanın enkâzı altında can çekişiriz.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLAŞMAK KADER Mİ TERCİH Mİ?</title>
<link>https://fikirizleri.com/kalabaliklar-icinde-yalnizlasmak-kader-mi-tercih-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kalabaliklar-icinde-yalnizlasmak-kader-mi-tercih-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yalnızlık ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69bf836be54d3.webp" length="19100" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 08:53:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hani bir söz vardır: "Kuru kalabalıklar içinde kaybolmaktansa yalnız kalıp kendimle yüzleşmeyi tercih ederim. "Yalnızlık ALLAH'a mahsustur"derler. Peki; dağa çekilip tek başına yaşama imkânı veya lüksü olmayan sosyal bir insan neden yalnızlığı tercih eder?</p>
<p>Yalnızlık çoğu kez kendinle yüzleşme, muhasebe ve muhakeme aracı olarak görülür. Örneğin; gayet doğal olan ağlama eylemini yüreği dertle dolup taşan bir birey kalabalıklar içinde gerçekleştiremez, gözyaşlarını rahatlıkla akıtamaz. Bunun nedeni de ağladığını görenlerin kendisini zayıf bir yaratık olarak tanımlama korkusudur. Oysa fıtrî bir ihtiyaçtır ağlamak. Âlimlerimiz çok gülmek kalbi öldürürken; ağlamak kalbi yumuşatır, merhameti celbeder, buyurmuşlardır. Hiç unutmam: Hem sınav kaygısı hem de uğradığım bir hakaret beynimden kan fışkırırcasına üzmüş, sarsmıştı beni. İçimde biriken ôfkeyi dışa vursam, taş üstüne taş kalmazdı, kanayan nice yaram vardı hem sevdiklerimden hem de dost bildiklerimden hatıra kalan. Kırılmasın, üzülmesin diye defalarca kırılan ve haddinden fazla üzülen ben. Kimse anlamak istemiyordu, bu yüzden ne dilimi yormak ne de aciz olduğumu göstererek onları memnun etmek istemedim. Üniversite öğrencisiydim, zeki ve donanımlı bir talebeydim, ancak en büyük talihsizliği dost kazanmak için gösterdiğim olağanüstü mücadelelerde yaşadım. Yalnızken öfkemi serbest bıkakıyor, bağırıp çağırarak duvarları yumrukluyordum, bunu dışarıda yapamazsınız: Size aklî melâikelerini kaybetmiş, damgasını hemen vururlar. O günün gecesinde ise arkadaşlarla çay -sohbet-muhabbet derken aklıma birden evlenmek üzereyken ayrıldığım kız geldi, nerdeyse isyan edecektim artık. Gözümden birkaç damla yaş döküldü, arkadaşım anlamadı bile. Erek dağı karşımda duruyordu. Hızlı adımlarla kilometrelerce uzakta olan dağa doğru yürüdüm, çok zorlu bir süreçti, tepesine kadar çıkıp bağırmak istedim, ancak dağ uzaktaydı, sönük ışıkların arasında yolun yarısına kadar yürümüş, defalarca; Yeter artık! diye bağırmıştım, yara bere içinde ve avazım çıktığı kadar bağırdım! Evet avazım çıktığı kadar! Gönül yarası vücudunuzda kırılan veya bir müddet sonra iyileşen bir çizik değildir. Biliyor musunuz, bazı yaralar uzun yıllar geçmez. Yalnızlığın sebeplerinden biri de anlaşılamamaktır. Geleceğe yön veren duygu ve düşüncelerinizin önemsenmemesidir. Ben yalnızlığı en derin duygularla yaşayan biri olarak insanları dinlemeyi öncelik hâline getirdim, dinlemeden anlayamazsınız, anlamadan çözüm üretemez, bir gönle şifa olamazsınız!</p>
<p>Yıl 2026!</p>
<p>Artık dilime pelesenk olmuş bir söz vardır: "21.yüzyıl yalnızlığın zirvesidir. "Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji bu yalnızlığın bir diğer nedenidir. Teknolojiyle birlikte insanlarda oluşan lüks yaşama düşüncesi başka bir nedendir. Haddinden fazla özgür olmak isteyen insanların bu sevgili olabilir eş olabilir, hiç farketmez ayrılmalarının sebeplerinden birisi...Yuvalar hızla yıkılıyor, ocaklar sönüyor... Birbirlerine canım, kardeşim, ahiretliğim, ilk göz ağrım, herşeyim diyenlerin bile birbirlerini rahatlıkla kandırabildikleri, güven ve sadâkat noktasında ciddi kırılmaların yaşandığı bu dönemde yalnızlık çoğu zaman bir tercih meselesi olabiliyor.Geçmişte ağzı yanan,farklı entrikâlarla acıları deneyimleyen, insanları buna göre konumlandıran, notunu ona göre veren çoğu insan yalnızlığın bir selâmet ve güvende kalma aracı olduğuna inanarak kitlelerden uzaklaşma kararı almıştır. Bazı insanlar doğuştan veya sonradan meydana gelen fiziksel ve zihinsel engellerinden dolayı yalnızlığa terk edilirken; bazı insanlar daha fazla hayalkırıklığı yaşamamak için birileriyle arasına mesafe koymak zorunda kalır. Öte yandan;</p>
<p>evimizdeki bilgisayarlar ve elimizden hemen hemen hiç düşmeyen akıllı telefonlar yüzünden gerçek duygular ve muhabbet ortamı da tamamen sanal bir düzen üzerine kurulmuştur. Bugünki tabirle; yapay bir hâle gelmiş ve getirilmiştir. Bireyler eğlenceye ve aşırı tüketime teşvik edilirken, aileler hep birlikte bir sofranın başında ağız tadıyla bir tas çorba içemez hâle geldi. İletişimsizlik öyle bir boyuta ulaştı ki, artık aynı evde yan odadan eşler birbirinden bir şey isterken telefonla yazışıyorlar. Şurda hemfikir olalım: teknoloji hayatımızı kolaylaştıran önemli bir şey ve fayda eksenli kullanıldığında çok güzel şeyler ortaya çıkabiliyor. Bazı uygulamalarda karşımıza çıkıyor işte: İnsanın yıllar önce ölmüş anne babasıyla canlıymışçasına kucaklaşması gibi. Artık birçoğumuzun vaz geçemediği yapay zekâ gündelik işlerimizi kolaylaştırıyor. Ancak her ilacın bir yan etkisi de vardır: Her şeyin fazlası, abartılması fayda değil zarar verir. İnsanı yalnızlığa sevkeden temel sebeplerin üzerine gidilmeli, toplumu inşâ eden ve ayakta tutan aile kurumunun daha fazla tahribata uğramasının önüne geçecek ciddi kurallar ortaya konulmalıdır. Eğer bu çalışmalar yürütülmezse çökmüş ve kokuşmuş bir toplum meydana gelir. Herşeyden önce insanları bir çatı altında toplayacak birtakım teşebbüslerde bulunulmalıdır. Gerçek gücün birlik ve beraberlik ruhunu diri tutmakta olduğunu unutmayalım.</p>
<p>Tüketim çılgınlığı, teknoloji bağımlılığı ve aşırı özgürlük düşüncesinin açtığı yaralar tamir edilemez boyutlarda. Her birey kendinden sorumludur, toplumdan önce kendimize bir çeki düzen verelim, ailelerimize sahip çıkalım. Yıkıcı ve sarsıcı ayrılıkların önüne geçelim!İnsanları bizden nefret ederek uzaklaşacakları sebepleri ortadan kaldırmak zorundayız!</p>
<p>Sevdiklerinizi, çevrenizdeki insanları yalnızlığa alışacak hâle getirmeyin. Onları dinleyin,</p>
<p>anlayın, sevin...Yalnızlık birçok şeyle boğuşmaktır aslında. Zorda kalmadıkça, zorlanmadıkça hangimiz yalnız yaşayıp yalnız ölmeyi tercih edebiliriz ki!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p>~Serdengeçti</p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler: Medeniyet!</title>
<link>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettigi-seylermedeniyet</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettigi-seylermedeniyet</guid>
<description><![CDATA[ Türk İslâm Medeniyeti ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69b6a6e8c2ba5.webp" length="38204" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 15:33:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Medeniyet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türk İslâm medeniyeti o kadar güzel temeller üzerine binâ edilmiştir ki, her sözü çerçeveleyip duvarlara asmayı gerektirir. Bu incelikler silsilesi asırlar geçtikçe kıymeti daha da anlaşılıyor. Bu güzel ve anlamlı sözlerden biri de şudur:</p>
<p>"Her geceyi Kadir, her gördüğünü de Hızır bil."</p>
<p>Bu dünyaya sadece midelerini doyurmak için gelmediğinin şuurunda olan mümtaz insanlar, kalp ve ruhlarını da doyurmanın devamlı Allah'ı zikrederek ve geçici dünya ni'metlerine aşırı muhabbet duymanın önüne geçmek için mutlak gerçek olan ölümü hatırlamaktan geçtiğini çok iyi biliyorlardı. "Her geceyi Kadir bil" derken devamlı ibadet hâlinde ve nerden, ne zaman geleceği -derecesi ki bu amele göre değişir, bazen 10, bazen 70, bazen 700 derece sevaplı gün ve ameller vardır- gizli tutulan sevapların izinden git, mesajını vermektedir. Onun içindir ki; Kadir gecesi mübârek ramazan ayı'nın son on gününde gizlidir. Allahü Teâlâ'nın murâdı kullarının devamlı ibadet, zikir ve taat hâlinde olmalarıdır.</p>
<p>"Her gördüğünü Hızır bil" derken de karşındaki senin gibi etten, kemikten yaratılmıştır, Allah kendi ruhundan ona da üflemiştir. Senin ondan bir üstünlüğün söz konusu değildir. Hor ve hâkir görme hakkın yoktur! Üstünlük mal, makam ve menâsıbdan ibaret değildir. Bir gün titreyerek Peygâmber Efendimiz'in önünde duran adama, Efendimiz şöyle demişti:</p>
<p>"Bir kuru ekmek yiyen kadının oğluyum.</p>
<p>Korkma(sakin ol),ben de senin gibi bir insanım."</p>
<p></p>
<p>Güzel ahlâk enâniyeti de ortadan kaldırır, empati kurmayı kolaylaştırır. Kral da olsa, paşa da olsa, ağa da olsa her şeyden önce bir damla nutfeden yaratıldığını hatırlatır.</p>
<p>Nice cevherler yamalı giysiler içinde saklıdır. Maddenin ön plânda tutulduğu âsrımızda, bu nasihâtlere aslında ne kadar çok ihtiyacımız var, değil mi? Takvanın bizim yaratana karşı sorumluluklarımızı yerine getirerek, emir ve yasaklarına uymakla elde edileceğini ne çabuk unuttuk!</p>
<p>Eskiler unutmadılar, bu yüzden asırlar geçmesine rağmen hem kulaklara küpe, gönüllere şifa olan nasihâtleri hem de kendileri unutulmadılar.</p>
<p>Yaşadılar, yaşattılar ve günümüze kadar ulaştırdılar. İncelik neydi sahi?</p>
<p>Kuşu ölen bir çocuğa taziyede bulunan son peygamber güzel ahlâk ve incelik konusunda bize bir şeyler anlatmıyor mu?</p>
<p>Karıncanın yuvası bozulmasın diye koca orduyu durdurup, yolunu değiştiren Süleyman merhamet ve incelik konusunda bize bir şeyler hatırlatmıyor mu?</p>
<p>Orta çağ karanlığında toprağa diri diri gömülen kız çocuklarını alıp evlerinin sultanı yapan ve "Kadınlar size Allah'ın emanetidir" diyen medeniyetin adıdır İslâm.</p>
<p>Hayâsıyla, ilmiyle, sadâkatiyle, sabrıyla, takvasıyla bugüne ve geleceğe ışık tutan güzel insanların nasihâtlerine kulak vermenin zamanı gelmedi mi sahi?</p>
<p>Ahlâk-ı hasene, yani en güzel ahlâk ve o ahlâkın menbaı olan Kur'an ve onunla amel eden peygâmberler, sahabeler, evliyâlar, âlimler...</p>
<p>Geçmiş bir toplumun hafızasıdır. Geçmişini unutan geleceğine yön veremez. Din, dil, kültür, edebiyat, sağlık, ilim, bilim, tarih, coğrafya, felsefe, matematik konusunda bizlere rehber olan nice İslâm âlimleri vardır. Onlar her sözü ve hareketi ile insanı dünyada da ahirette de sıkıntılardan kurtaracak formüller elde etmiş ve bizlere hazır bir şekilde sunmuşlardır. Bizlere düşen ise bu emanetlere sımsıkı sarılıp yolumuza devam etmektir.</p>
<p>Allah dostları "Edeb Ya Hû!" derken eline, diline, beline hâkim ol, mesajını verirken; Bu da Geçer ya Hû" diyerek herşeyin geçici olduğu bir dünyada yaşadığımızı hatırlatır.</p>
<p>Türk İslâm medeniyeti ve onun temsilcileri adâlet'in, merhametin, güzel ahlâkın, iyiliğin, cesaretin, mücâdelenin, sabrın,</p>
<p>şükrün, iktisâtın, kanaâtin, elini eteğini dünyadan çekmeden, gönlün devamlı Allah ile beraber olmanın yolunu öğretir.</p>
<p>Bu nedenle bizi biz yapan bu değerlere karşı yabancılaşmamamız, aksine hayatımızın mihenk taşları hâline getirmemiz gerekir.</p>
<p>Tek dişi kalmış batı her gün yeni biri ortaya çıkan envaî çeşit arsızlıklarıyla, adâletsizlik ve ahlâksızlıklarıyla boğuşup yok olmaya doğru giderken, yükselen bir güneşimiz var: Türk İslâm medeniyeti.</p>
<p>Ve dünyanın umudu bu medeniyette!</p>
<p>Kıymeti kaybedilmeden anlaşılamayan nice ni'metler var. Bu ni'metlerin kıymetini bilmeliyiz ki çökmüş, kokuşmuş, bitmiş, tükenmiş nice toplumlar gibi tarihin çöplüğüne atılmayalım!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SERMAYE NEDİR?</title>
<link>https://fikirizleri.com/sermaye-nedir-2852</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sermaye-nedir-2852</guid>
<description><![CDATA[ Sermaye ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ad8a0ec4bb6.webp" length="13772" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:13:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sermaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar sermayeyi sadece paradan, puldan ibâret görüyor. Peki nedir bu sermaye kavramı?</p>
<p>Sermayenin başka bir manası var mıdır?</p>
<p></p>
<p>Sermaye, bir işletmenin mal veya hizmet üretimi, faaliyetlerini sürdürmesi ve büyümesi için ihtiyaç duyduğu nakit para, makine, bina, hammadde gibi maddi varlıklar ile fikri mülkiyet haklarını kapsayan finansal kaynakların tümüdür. Ticari faaliyetin temelini oluşturan, ortaklar tarafından konulan para veya paraya çevrilebilir değerlerin tümüdür. </p>
<p></p>
<p>Bir işe teşebbüs edildiğinde adama şunu sorarlar;</p>
<p>"Sermayen var mı veya yeterli mi bu işe?"</p>
<p>Bir girişimci veya küçük bir işletme kendi konum ve barındırdığı içerik sebebiyle belli bir sermayeye ihtiyaç duyar. Üç,beş... Bir yerlerde birikmişi yoksa o işe -çok istese bile- kalkışamaz, mahallede butik bir dükkân bile açamaz. Dünyadaki maddî ihtiyaçlarını karşılamak için; yeme-içme, gezip tozma, tatile çıkma, hastane, iyi bir eğitim, spor aktiviteleri, evlilik gibi şeyler için insanlar sermaye biriktirirler. Hatta insanlar arasında bazı günler için biriktirilen altın, gümüş, para için ortaya çıkan bir kavram bile var: Kötü gün dostu...</p>
<p>Sermayeyi insanların gözünde değerli kılan, ihtiyaç anındaki özel durumudur.</p>
<p>Binlerce işçi çalıştıran bir iş adamı da, dört kişilik bir aileye bakan bir ebeveynin de bir miktar sermayesi yani parası olması gerekir. Sermayen yoksa ne ev alabilirsin ne araba ne arsa...</p>
<p>Daire-i meşrûa' da kazanılan paradan hiçbir zarar gelmez. Aksine o para değerlidir, değer kazanır ve umulur ki, birçok yaraya ilaç gibi gelir, merhem olur.</p>
<p></p>
<p>Peki ahiret sermayesi nedir?</p>
<p></p>
<p>Ahiret sermayesi, insanın bu dünyada işlediği salih ameller, iman, güzel ahlak, ibadetler ve Allah rızası için yaptığı tüm hayırlı işlerin toplamıdır. Dünya hayatının sonunda sonsuz ahiret yurdunu kazanmak için biriktirilen bu değerler, ebedi mutluluğun yegâne kaynağı ve hesabı verilen yegâne yatırımdır. </p>
<p>Ahiret Sermayesinin Temel Unsurları:</p>
<p>İman ve Takva: Kalpteki samimi inanç ve Allah korkusu ile yasaklardan sakınmak.</p>
<p>Salih Ameller: Allah'ın razı olduğu, insanlara faydalı her türlü iyi ve güzel iş.</p>
<p>İbadetler: Namaz, oruç, zekat gibi farz ve nafile ibadetler.</p>
<p>Güzel Ahlak: Dürüstlük, yardımseverlik, sabır ve adalet gibi ahlaki değerler.</p>
<p>Sadaka-i Cariye: Ölümden sonra da sevabı devam eden kalıcı hayırlar (okul, çeşme, ilim, hayırlı evlat). </p>
<p>Özetle, insan dünyadaki kısıtlı ömrünü ve imkanlarını kullanarak bu ebedi sermayeyi oluşturur. Kur'an-ı Kerim'de, "Allâh'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasîbini unutma!" (el-Kasas, 77) ayetiyle bu denge vurgulanmıştır. </p>
<p>Ayette farklı isimlerle adlandırılan nâsip ahiret sermayesini de kapsamaktadır. Yani dünyadan elini eteğini çekme, ancak ahiret için de bir birikim yapmayı ihmâl etme, mesajı verilmektedir bize.</p>
<p>Tebessüm etmekte bir sermayedir, insanları rahatsız edici bir taşı, dikeni yoldan kaldırmakta, bir yetimin saçını okşayıp, cebine harçlık koymakta, ilim ve irfân öğrenmek, öğrendikleriyle amel etmekte, insanlara iyilik yapıp sıkıntılarını gidermekte,</p>
<p>İmtihanlar karşısında gösterdiğin sabır ve mücadele de...</p>
<p>Say say bitmez...</p>
<p>Nasıl ki; maddî ihtiyaçların karşılanması birikim sonucu elde edilen para, altın, gümüş, döviz gibi bir sermayeyle mümkündür, ahireti kazanmakta manevî bir sermayeyi kazanmakla mümkündür. Bu sermayeyi biriktirmenin yolu sadece namaz kılıp oruç tutmakla sınırlandırılamayacak kadar çoktur ve bu da yaratıcının insanlara sunduğu bir lütuftur.</p>
<p>İnsan dünyalık için çalışıp didinmeden, ilmini geliştirmeden belli bir merhaleye gelemiyorsa, ahiret için herhangi bir sermayesi olmayanlar da ahiret yurdunda cenneti ve hiçbir güzelliği göremeyecekler. Hiçbir müslümana dünyalık sermayeniz olmasın, yemeyin, içmeyin demiyoruz, ancak geçici dünya için gösterdiğin; dışarda kalmamak, nâmerde muhtaç olmayacak, aç kalmayacak, günlük ihtiyaçlarını karşılayacak sermayeye önem atfettiğin gibi ahiret için de bir hurma çekirdeği kadar da olsa sermaye biriktir.</p>
<p>Ve sermayenin küçüğüne büyüğüne bakmadan semereni doldur. Unutma küçük görülen öyle hatalar vardır ki, insan o yüzden azap yolu cehenneme gider. Öyle küçük iyilik ve güzellikler de vardır ki sırf o sebepten iyilik, güzellik ve mükâfat yurdu cennete götürür.</p>
<p>Bu yazıyı okuyan güzel insan, sakın unutma!</p>
<p>Alıp verdiğimiz bir nefesin bile hakkını veremezken, bizi yaratan ahiret gününe eli boş gitmememiz için her türlü bahaneyi önümüze sunmuş, büyük küçük dememiş, yeterki gücün kadar çalış, demiştir. Bu kadar merhametli bir ilâhın emri kulak ardı edilebilir mi hiç?</p>
<p>Ûsülsüz vusûl olur mu hiç?</p>
<p></p>
<p>Sevgi, saygı, ve iyilik daima yoldaşın olsun.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Hicrân Yarası/Ayrılık Mektubu</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-hicran-yarasiayrilik-mektubu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-hicran-yarasiayrilik-mektubu</guid>
<description><![CDATA[ Hicrân Yarası ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69a4017ce2cf4.webp" length="34660" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 12:07:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Hicrân Yarası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Gönül kimi severse güzel odur" dediler.</p>
<p>Gönlüme ismini nâkşettiler,</p>
<p>Elimde değildi, bilmeden oldu...</p>
<p>Bu deli gönül, bu uslanmaz gönül sana meğilliydi, sana meftun..</p>
<p>"Gözün gördüğünü gönül sever" dediler.</p>
<p>Gönlüme koca bir ateş düşürdüler,</p>
<p>Deli divane değildim ama çöllere düşürdüler...</p>
<p>Ben seni uzaktan da olsa görmeyi nimet bildim;</p>
<p>Sana gelen yollarda yorulmayı, nefes nefese kalmayı,</p>
<p>Senin için kopardığım güllerden,</p>
<p>Elime batan dikenleri bile sevdim.</p>
<p>Zambakları koklarken tebessüm etmeni;</p>
<p>Rüzgârda savrulan saçlarını,</p>
<p>Bana bakarken ışıldayan gözlerini,</p>
<p>Duâ ederken ismimi seslice söylemeni,</p>
<p>Alabora olan gemilere, yakılan yıkılan limanlara inat, ayakta durmanı, mücadele eden ruhunu sevdim.</p>
<p>Bir zaman durduktan sonra kopup gittin dünyamdan.</p>
<p>İşte o an küçük kıyamet çöktü başıma.</p>
<p>Sen bir daha dönmeyecek bir yolculuğa çıktın,</p>
<p>Ben seni yine de sevdim.</p>
<p>Yine acıttın garip yüreğimi ama yine de;</p>
<p>Hayalini sevdim...</p>
<p>Hatıralarını sevdim...</p>
<p>Bana verdiğin mavi tülbenti aldım kokladım; adeta kokun yayıldı odama.</p>
<p>Varla yok arasında bir ömür işte...</p>
<p>Hayaller ve gerçeklerin ortasında kalakaldım.</p>
<p>Her şey bir bir bitiyor,ömür de öylece akıp gidiyor,</p>
<p>Koca bir enkâz bıraktın garip yüreğimde,</p>
<p>Ben bıkmadan usanmadan yine de sen dedim.</p>
<p>Hatıralarla yaşamak buruk olsa da;</p>
<p>Kahve fincanını tutuşunu, mahcubiyetle oturuşunu,</p>
<p>Yemek yemeni, çay içmeni, kitap okumanı...</p>
<p>Ben seninle geçen saliseleri bile özledim!</p>
<p>Resmine baktım, sensiz hâlime baktım, ağladım,</p>
<p>Ben yandım eller yanmasın derler ya;</p>
<p>Sevmenin de bir bedeli varmış yaşayarak anladım.</p>
<p>Sevmenin bedelini yanarak ödedim.</p>
<p>Ben seni deliler gibi sevdim,</p>
<p>Sen ise takıntılı bir âşık diye karaladın,</p>
<p>Sahte bir dünya kurdun, sahte dostlar edindin,</p>
<p>Özgürlük ninnileri fısıldandı kulaklarına,</p>
<p>Uçuruma giden, uçuruma sürükleyen dostlarına kandın.</p>
<p>Sen beni karanlık kuyulara atarken,</p>
<p>Ben sadık kaldım sözüme.</p>
<p>İyi günde de kötü günde de diye başlayan ahdime,</p>
<p>Saygı duydum; sabrettim, direndim kötülük fısıldayan nefsime.</p>
<p>Mahşere kaldı...</p>
<p>Kimilerine göre kavuşma, kimileri için yüzleşme.</p>
<p>Ama ben seni herşeye rağmen sevdim,</p>
<p>Sevmeye de devam edeceğim.</p>
<p>Cehennemde benim yüzümden yanmanı istemiyorum.</p>
<p>Ben yandım sen yanma diye!</p>
<p>Dedim ya; Keşkelerle iyikiler arasında kala kaldım.</p>
<p>Elimde değil bilmeden oldu!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UMUD&amp;apos;A SARIL!</title>
<link>https://fikirizleri.com/umuda-saril</link>
<guid>https://fikirizleri.com/umuda-saril</guid>
<description><![CDATA[ Umut ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_699ace3f1f7c7.webp" length="18242" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:38:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Umutla Diriliş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Umuda Sarıl...</p>
<p></p>
<p>Ne kaderine küs ne insanlara darıl,</p>
<p>Düştüğün her anda yeniden ayağa kalk;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Hesabın görülmeden,defterin dürülmeden,</p>
<p>İyilik yap önce kendi nefsine;</p>
<p>Gül bahçesini tal-u mar etme;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Kötülük görsen de merhametini kaybetme,</p>
<p>Allah senden razı olsun, desinler, başka bir şey ümit etme,</p>
<p>Canın yansa da kötü insan olma,kötülük etme,</p>
<p>Bugünün yarını var;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Karanlık ve aydınlık yan yana durmaz,</p>
<p>Nâr'ın mesken tuttuğu yerde nûr olmaz,</p>
<p>Hüdâ'ya kul olan ukbâ'da nedâmet duymaz,</p>
<p>Son günün olsa bile elindeki fidânı dik,</p>
<p>Ahiret'te meyve veren tohumları saç;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Günah'tan ateş'ten kaçar gibi kaç,</p>
<p>Zikir,şükür,fikir...</p>
<p>Kalıbın gibi kalbini de müzeyyen kılmaya bak;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Vaad ettiği günler yakındır Hakkın,</p>
<p>Oku,öğren,öğret...</p>
<p>Dikenli bir yoldur farzet,</p>
<p>Canın acısa da yine de sabret,</p>
<p>Birgün mutlaka bitecek bu esâret,</p>
<p>Biraz daha dayan,biraz daha cesaret ve dirâyet;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Sevgi ve iyi niyet biriktir gönlünde,</p>
<p>Doğruluk olsun kemiği olmayan dilinde,</p>
<p>Kibir,nefret,kıskançlık durmasın gönlünde,</p>
<p>Ne acılar ne hüzünler ne dert ve kahır;</p>
<p>Umuda sarıl!</p>
<p>Eleklerden geçeceksin;</p>
<p>Elmas mısın kömür müsün,</p>
<p>İmtihan yurdu kısa sürer bunu çok iyi bilesin,</p>
<p>Mal,mülk,çoluk çocuk,makam,mevkî...</p>
<p>Servet ve şöhret...</p>
<p>Fâni'ye sakın aldanmayasın,</p>
<p>Ukbâ'ya sarıl!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramlar&amp;apos;ın Bize Öğrettiği Şeyler</title>
<link>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettigi-seyler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettigi-seyler</guid>
<description><![CDATA[ Kavramlar&#039;ın Bize Öğrettiği ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_6991f6ebe4d27.webp" length="23790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 19:40:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Rahmet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zahmetsiz rahmet olmaz,derlerdi eskiler.Bir erek,bir gâye,bir emel veya hayale ulaştıran şey o uğurda çaba sarf etmektir,tabi bu sanıldığı kadar kolay bir iş değildir, bunun için gösterilen fedakârlığın içinde zahmet dediğimiz bir kavram çıkıyor ortaya.Yemeği bile çiğnemeden yiyemiyoruz mesalâ.</p>
<p>Rahmet ve zahmet arapça kelimelerden oluşur.Arapça'daki RÂ harfinin üzerine nokta getirilince ZE'ye dönüşür,yani rahmet olur sana zahmet.Rahmet insanın içini ferahlatan bir kavram iken,zahmet insanı tembelliğe, karamsarlığa düşüren bir hâl alıyor.</p>
<p>Peki, gerçekten gayet kolay bir şekilde rahmete, huzura,maddî manevî zenginliklere ulaşmak mümkün müdür!</p>
<p>Zahmetsiz üniversite okumak,meslek sahibi olmak,para kazanmak,çoluk çocuk sahibi olmak,mutlu bir yuva kurmak,ev,araba almak,birilerinin yarasına merhem sürmek,hayır ve hasenât peşinden koşmak...</p>
<p>Sabırlı,iyimser,doğru,dürüst, başarılı,imanlı,ilim ve irfân sahibi bir insan olmak için bazı eleklerden geçmemiz gerekiyor: Acılar,açlık ve yokluklar, ayrılıklar, yorgunluklar,hastalıklar birer imtihandır ve her ne kadar sabretmemiz gerekiyorsa da çoğu kez içinde rahmet barındıran bu zahmet bazen bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştırabiliyor.Bu durum da aslında imtihanın bir parçasıdır,zira eğer dünya güllük gülistanlık olsaydı,imtihanın bir anlamı kalmazdı.Buraya kadar herşey tamam.Peki neden bazen altından çıkamayacağımız hissine kapılarak isyân ediyoruz!?</p>
<p>Bir sınav kağıdı düşünün, önünüze bırakıldı ve cevaplayın,denildi.Eğer ben yapmak istemiyorum deyip kâğıdı öğretmene bomboş verirseniz,o dersin sınavında ya başarı notunuz düşer ya da o öğretmenin dersinden kalırsınız.Seçim ve sonuç size bağlı,sizin eseriniz olacaktır.Aynen bunun gibi dünya imtihanları da bir emek,gayret gerektiriyor.Emek olmadan ekmek olmaz derler ya...Birşeyler elde etmek için mutlaka bir zahmet'in olması gerekir:Sabah işe veya okula saatinde gitmek için erken uyanmak gerekir,uykunun en tatlı geldiği anlar'da üzerindeki sıcacık battaniye'yi kenara atıp uyanmak,uykulu hâlde kalkıp yüzünü yakamak...</p>
<p>Yazın bunaltıcı sıcağın altında tarla sürmek,kışın yola çıkmak için aracı geceden çalıştırmak,ateşi yakarak motorun ısınmasını beklemek...Geceleri uykusuz kalarak iş veya okul ödevlerini hazırlamak,bir toplantıya,seminer veya konferansa gitmek için dakikalarca aynanın önünde durmak,giyinmek,süslenip püslenmek'te bir çeşit zahmet'tir.Peki özellikle iyi diye tabir edilen insanlar neden daha çok zahmetlerden sonra bir yere varabiliyor?</p>
<p>Ayet'ten biliyoruz ki:"Allah hiç kimseye taşıyamacağı yük vermez."(Amenerrasulü)</p>
<p>Peki bu zahmetler silsilesinden sadece bizim gibi insanlar mı geçiyor?</p>
<p>El cevap:En büyük zahmetleri peygâmber ve dostları çekmiştir.Burdan şunu çıkarabiliriz: Demek ki Allah en çok sevdiğine en çok sıkıntılar yaşatmış.Allah sabredenlerle beraberdir müjdesi bu zahmet'in uzun sürmemeyeceğini,kendisine rahmet olarak döneceğini bildirmiştir:"Onlara tek bir söz vardır,hadi cennetime girin."Burdan şunu anlıyoruz,demekki bu imtihanlar biz insanlara eziyet ve zahmet olsun diye değil,olgunlaşıp kemâle ererek Allah'ın rızasını kazanmak ve nihayetinde sonu cennet olan bir mükâfata kavuşmak içinmiş.Bu müjdeye nâil olmak için üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmek,sabretmek,şükretmek,inançla,azimle mücadele ve mücahede etmektir.Bu güzel hasletleri kazanır koruyabilirsek eğer bizleri sonsuz bir rahmet bekliyor,demektir.İnsanlık varolduğu günden beri zahmet çekmeden bir şeyler elde edememiştir,buna peygâmberler dahil.İnsanlık olarak bize düşen zahmet'in derecesi ne olursa olsun rahmetin kapısını sürekli çalmaktır.O rahmet ise eninde sonunda bize kapısını açıp buyur diyecektir.Yeterki umut'la o rahmetin tecelligâhını unutmayalım ve izinde yürüyelim.</p>
<p>Ve yine eskiler,Bu da Geçer ya Hû!der,öyle avuturlardı kendilerini.Emin ol hiçbir şey sonsuza kadar canınızı sıkmayacak,yüreğini yaralamayacak.</p>
<p>Unutmayın,zor ve zahmetli günler insanın gerçek kalitesini ortaya çıkarır.</p>
<p>Emin olun,bu zahmetli günler de geçecek tıpkı diğerleri gibi.Az önce alıp verdiğimiz nefes gibi...</p>
<p>Ne mutlu o insana ki gülü dikeniyle sevebilsin!</p>
<p>Ne mutlu o insana ki kahrın da hoş lütfun da diyebilsin</p>
<p></p>
<p>Güzel yüreğine son bir söz: Hiçbirimiz kalıcı değiliz,ama kalıcı dertler biriktiriyoruz!.</p>
<p></p>
<p>Sevgi, iyilik ve umut'la....</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramlar&amp;apos;ın Bize Öğrettikleri</title>
<link>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettikleri</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kavramlarin-bize-ogrettikleri</guid>
<description><![CDATA[ İnzivâ ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_698890038e589.webp" length="21764" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 16:32:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Münzevî</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kavramların Bize Öğrettikleri.</p>
<p></p>
<p>Ahlâksızlığ'ın,kötülüğün,yalan'ın,sehvetin,</p>
<p>şöhretin,sahteciliğin diz boyu olduğu günümüzde size çok eskilerden beri uygulanan bir reçete'den bahsedeceğim:</p>
<p>İnzivâ,münzevî desem ne gelirdi aklınıza?</p>
<p>İnzivâ insanlardan kalben uzaklaşarak,yalnız kalmak için bir köşeye çekilmektir.Münzevî de bu eylemi gerçekleştiren kişilere verilen isimdir.En başta peygâmberimiz olmak üzere birçok peygâmber,sahabe,âlim,kuru kalabalıklar içinde kaybolmak istemeyen diğer insanlar bile hayatları'nın bir bölümünde inzivâ'ya çekilmişlerdir.</p>
<p>Kalabalıklar içinde kaybolup gitmekten korkan bu insanlar sizce haksız mıydı?</p>
<p>Günümüzde yaşanmakta olan sevgi,saygı,güven, güzel ahlâk, doğruluk, dürüstlük gibi erdemler gün be gün yok olmakta veya yok edilmektedir.</p>
<p>Medya ayağı ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler zaten aile'de ve toplum'da çok ciddi çatlaklar ve kopuşlar meydana getirmiştir.Muhabbet kavramı sanal aleme taşındığından gerçek hayat'ta adeta hayalet gibi olmuşuz; duymuyor, görmüyor,önemsemiyoruz hem etrafımızda cereyan eden olayları hem de iletişimi asla kaybetmemiz gereken insanları; çocuklarımızı,gençlerimizi,aile ve arkadaşlarımızı...Özellikle akıllı telefonların hayatın vaz geçilmez bir parçası hâline geldiği günden beri insanlar birbirine selâm,merhaba!demeyi de ancak klâvye'den,diğer yazışmalardan fırsat bulursa o da,araya bir iki kelime sıkıştırıp yazarak başarabiliyor.</p>
<p>Çoğu insan bu can sıkıcı durumdan rahatsız.</p>
<p>Bazı insanlar ise kırmamak,dökmemek,bir şeyleri dağıtmamak için uzun veya kısa süreli kendilerinin yok sayıldığı bu ortamlardan uzaklaşma gereği duymuştur.Birçok insan çareyi kumar, uyuşturucu,alkol'de ararken bu alışkanlıklardan uzak duran bazı insanlar ise imkânları nispetinde ya şehir değiştiriyor ya da eskiden âlim ve hocalarımız'ın yaptığı gibi dağları tercih ediyor,orda inzivâ'ya çekiliyor.Peki inzivâ ne kazandırıyor?</p>
<p>Birincisi tenhâ bir köşede insan daha çok tefekkür etmeye fırsat bulabiliyor:Nerden geldiğini,ne için geldiğini,nereye gittiğini...</p>
<p>Değer verdiklerinin gözler önünde nasıl kayıp gittiğini...Eski'yi,bugunü,yarını...</p>
<p>Bazı insanlar da şair ruhludur,elindeki kalemle bir şeyler karalar veya yalnızlık onu bir ozan gibi söyletir.</p>
<p>Dağ başları okjisenin bol olduğu,beyin fonksiyonları'nın daha hızlı çalıştığı yerlerdir.</p>
<p>Ayrıca biriktirdiklerini avazı çıktığı kadar bağırarak dökmek isteyen biri olarak sürekli dağları tercih etmişimdir.Her zaman olmasa da yalnızlık iyidir.Kalplerini boşaltmak için serbestçe ağlamak isteyenlerin de uğrak yeridir yüksek dağlar,çünkü sesin gür ve hür çıktığı mekânlardır.</p>
<p>Sizden zor bir şey isteyeceğim belki ama ne olur insanları sizden uzaklaşacak kadar soğutmayın kendinizden!</p>
<p>Bir süreliğine birbirimizi dinleyelim,en azından yemek sofraları'nda,çay masalarında elimizdeki telefonu kendimizden uzaklaştaıralım,inanın çok iyi bir gidişat değil bu.Geçenlerde konuştuğum yakın bir arkadaşım eşim gözlerimin rengini bile unuttu,dedi.Ya gerçekten mi?dedim."Evet öyle ki kafasını telefondan kaldıramaz,televizyon'dan çeviremez hâle geldi"deyince geldiğimiz nokta'nın ne kadar vâhim olduğunu üzülerek bir kez daha öğrenmiş oldum.</p>
<p>Tek derdimiz ekmek,su olsa keşke.Asıl mesele yalnızlık,konuşamamak,muhabbet edememek, birbirimizi dinleyememek...</p>
<p>Dinlemeden anlayamaz,anlamadan anlaşamayız.</p>
<p>Hem eskilerin sığındığı dağlardan da kilometrelerce uzak'ta beton yığınları'nın arasında yaşıyoruz.</p>
<p>Hepimizin inzivâ'ya çekilmesi imkânsız olmasa da çok zordur,onun için birbirimizi anlamaya çalışmak ve anlaşmanın yollarına başvurmak en makûlü olacaktır.</p>
<p>Yalnızlık ALLAH'a mahsustur,sevdiklerimizi yalnız bırakmayalım,bizden uzaklaşmaları'nın sebebi her neyse o marazı ortadan kaldırmak için mücâdele edelim.</p>
<p>Yazımı şu enfes dizelerle bitirmek istiyorum:</p>
<p>"Bölüşürsek,paylaşırsak tok oluruz,bölünürsek yok oluruz!."</p>
<p></p>
<p>Sevgi , umut ve iyilik'le kalın ? </p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍? </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay Zekâ Gerçekten Yapay mı!</title>
<link>https://fikirizleri.com/yapay-zeka-gercekten-yapay-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yapay-zeka-gercekten-yapay-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yapay Zekâ ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_697f213d3d685.webp" length="21616" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 12:48:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yapay zekâ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay Zekâ Gerçek'ten Yapay mı?</p>
<p></p>
<p>Artificial İntelligence,yapay zekâ!</p>
<p>Çocukluğumuz'da felâket senaryoları çizilen bir tablo vardı,daha doğrusu:Robot teknolojisi ve insanların nüfusunun,iş gücünün giderek azalacağı,robotların dünyamızı istilâ edeceği kehâneti...</p>
<p>Teknoloji'nin baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve ilerlemesi hergün yeni bir icat çıkardı karşımıza.Artık teknoloji çağı kontrol edilemez hâle geldi.Konuşan,şarkı söyleyen,yemek yapan, alışveriş listesi hazırlayabilen insansı makineler topluluğu...Bu makineler birçok işleve sahip artık;Kimi endüstriyel alanda kullanırken kimi de hayatın diğer alanlarında bu nimetten yararlanmaktadır.Ancak bazı ard niyetli insanların eline geçtiğinde toplulukları rahatsız eden,yok edebilen bir silaha dönüşüyor!Bazı insanlar hayatlarını kolaylaştırsın diye bu teknoloji'ye yönelirken,bazı insanlar da birçok insana ciddi zararlar verebiliyor malesef! Günümüzde bunun birçok örneği var ve hâlen etkisini sürdürmektedir.Asıl meselemiz robotlar değil tabiki,ancak bilim adamları robotlar üzerinde çok çalışarak hergün yeni bir şey keşfetti.İşte yapay zekâ denilen bu icâd için kimileri faydalıdır dedi kimileri de zararlı...</p>
<p>Öncellikle şunu belirtmek isterim: Teknoloji'ye karşı değilim,zira ALLAH bu teknoloji'nin üretilmesinde insana akıl ve imkân vermiştir,yani aslında bunu iyi görebilen,iyi kullanabilenler için büyük bir ni'mettir.Birçok meslek dalı'nın istifade ettiği yapay zekâ'ya istediğinizi sorabiliyor, aynısı veya çok benzeri resim çizdirebiliyor,hatta birçok alternatifi olan yapay zekâ programlarında kendi sesinizle şarkı sözleri hazırlayabiliyor,ona şarkı söyletebilyorsunuz.İnanılmaz ama gerçek sizin verdiğiniz tariflerde sayısız bilgi ve belgeler oluşturabilen bir teknoloji ve bu özellik hemen hemen tüm sosyal medya platformlarında yerini almıştır.Şiir yazmak isteyen de şarkı söylemek isteyen de resim çizmek isteyen de roman,hikâye,makale,deneme gibi edebî türlerden metin oluşturmak isteyen de yapay zekâ'ya müracaat ediyor.Yapay zekâ bu ihtiyaçlara tam karşılık veriyor mu tartışılır,ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:Yapay zekâ yapay değil!Neden sorusunun cevabı da aslında çok basit:Yapay zekâ'yı icat eden,ona argoritma'yı, koordinatları,alması vermesi gereken bilgi ve belgeleri vs belirleyen yine insanoğlu!</p>
<p>Peki,ne yapalım,kullanmayalım mı?</p>
<p>Tabiki herşeyinde bir adap,usul ve ayarı vardır.Hayatımızı kolaylaştıran bir ni'met'te olsa,çok dikkatli kullanmalıyız.Bir "Evet"nelere mal olabilir?</p>
<p>Ya da özel bir fotoğraf sizin ya da bir tanıdığınızın...</p>
<p>Uzmanlar uyarıyor:Evet'inizi kaydedip herhangi bir işlemde prosedür gereği kullanabilirler,aman dikkat!</p>
<p>Ya da bir resminizi alıp süsleyerek püsleyerek uygun olmayan görüntüler oluşturabilir,daha da ötesi bunu medyaya pazarlayabilir,mazAllah tehdit ve şantaj malzemesi hâline getirebilirler!</p>
<p>Olmaz demeyin,arkasında insan varsa herşey olabilir.Hele hele bu teknolojiyi kim icat etmişse etsin satın alanlar batılı ülkelerin çıkarlarına hizmet eden Bill Gates ve Elon Musk'ın arkası'ndaki bahçelerde türlü türlü entrikalar çeviren kimselerse çok daha dikkatli olmak zorundayız!</p>
<p>Şu gerçeği artık kimse inkâr edemez!</p>
<p>Artık ülkeler veya birbirine düşman insanlar sadece topla,tüfekle birbirilerine saldırmıyor,artık siber saldırılar,"Süper Hacker'lar"baş gösterdi.</p>
<p>Şunu kabul edelim ki, teknoloji çağında bilgi en büyük silah'tır.</p>
<p>Bilgilerin depolandığı ve gerek görülmesi halinde bir yerlere servis edildiğini asla aklımızdan çıkarmayalım!</p>
<p>Asıl ilginç olan da bilim-kurgu eserlerinde yer alan esas yapay zekâ'nın durduralamaz bir hâle geleceği öne sürülen "2035"yılı!</p>
<p>Bakalım,omür yeterse daha neler göreceğiz...</p>
<p>İşte bu gerekçeler doğrultusunda aslında yapay zekâ'nın masûm bir yapay uygulamadan ibaret olmadığı apaçık ortadadır.</p>
<p>Kullanmayın diyemiyorum ama dikkatli olun ve şu tavsiyemi acizâne kabul edin, alın,uygulayın,çok basit aslında:</p>
<p>Web siteleri'nde gördüğünüz her yapay zekâ uygulamasını tıklamayın,benim gibi yapın ve sadece birçok Android telefonun kendi özelliği olan "Gemini''kullanın,başka alternatif aramak hayatınızda karşılaşmak istemeyeceğiniz neticelere varabilir.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beni Sonsuz Karanlığa Mahkûm Etme!</title>
<link>https://fikirizleri.com/beni-sonsuz-karanliga-mahkum-etme</link>
<guid>https://fikirizleri.com/beni-sonsuz-karanliga-mahkum-etme</guid>
<description><![CDATA[ Dur,gitme! ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f5f3f16793b.webp" length="13272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 19:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Gitmek kolay değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş doğmaktan,yağmur yağmaktan,çiçekler açmaktan,kuşlar kanat çırpmaktan bile vaz geçse,</p>
<p>Sen vaz geçme benden!</p>
<p>Bu karanlık hiç bitmese de,</p>
<p>Beni bırakma!</p>
<p>Alıp verdiğim nefes sensin,</p>
<p>Biliyorsun;</p>
<p>Beni hayata bağlayan gözlerin sahibi sensin,</p>
<p>Ruhum ten kafesi'nden uçup gitmek istese de,</p>
<p>Sen benden vaz geçme!</p>
<p>Yalnız da kalsam,yine son nefese kadar savaşırım,</p>
<p>Yeter ki sen ol yanımda,</p>
<p>Tut ellerimden,</p>
<p>Ben herşeye alışırım;</p>
<p>Ne açlık dokunur bana ne sussuzluk,</p>
<p>Ne yorgunluk ne hastalık!</p>
<p>Yeter ki sen vaz geçme benden,</p>
<p>Sahra'da su neyse sen de benim için o'sun,</p>
<p>Sen gidersen dünya durur,</p>
<p>Göller kurur,umutlar çiceklerle beraber solup gider,</p>
<p>Sevgisiz,umutsuz,inançsız,yarınsız ve yarım kalırım,</p>
<p>Sen gidersen dünya bana zindan olur,</p>
<p>Ben dünya'ya hep'ten düşman kesilirim.</p>
<p>Gülüşünle hayata bağladığın beni,</p>
<p>Gidişinle öldürme ey sevgili!</p>
<p>Dur,gitme!</p>
<p>Beni bana bırakma!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toplum Neden ve Nasıl Bozulur?</title>
<link>https://fikirizleri.com/Toplum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Toplum</guid>
<description><![CDATA[ Toplum ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_6959764e3c46c.webp" length="8932" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 18:21:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Toplum Bozulma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Toplumu toplum yapan önemli parametreler vardır.Bunlar veya bunlardan herhangi biri eksik olduğunda toplum'un değiştiğini gözlemleriz:Aile,eğitim,ahlâk,kültür,ekonomi...Bir toplum'da aile bozulursa o toplum da bozulur,zira aile toplum'un meydana gelmesindeki en önemli unsurdur.Akrabalık bağıyla birbirine bağlı bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan aile bir toplum'un temelini oluşturur.Toplumu çökertmek istiyorsanız önce aile kurumunu zayıflatmanız gerekir.Tek dişi kalmış canavar,Batı'nın ezel'den beri izlediği parçala -böl ve yut politikası bu şekilde yürümektedir ve bu acımasız amaca yöneliktir.Millî ve manevî değerlerinden uzaklaştırılan her birey sırasıyla aile kurumuna,sonra da toplumu ayak'ta tutan diğer noktalara zarar vermektedir.Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji'yle akıllı telefonları elinden düşürmeyen ve internet'teki herşeye doğruluk payı biçen,izlediklerini kontrol altına alamayan,zamanının en verimli saatlerini sanal kumar ve şans oyunları oynayarak hebâ eden çocuk ve gençlerimizin ne kendilerine ne aile ve topluma bir faydası olabilir.İyi eğitilmemiş,tarih ve kültür dersi almamış bir aile'de yetişen çocuk ve gençlerimiz'in toplumun felâketini hazırladığını unutmamalıyız!Renkli ekranlarla daha cazip bir hâle gelen gâyr-ı ahlakî TV programları, yerli-yabancı dizi veya sinemaların bağımlısı veya esiri olan bir nesil bir topluma gelecek vaad edemez! Toplum farklı parametreler'den oluşur,demiştik aynen bir köprü'nün tek bir ayağı bile yıkılsa,o köprü'nün dengesi bozulur ve tamir edilmezse o köprü yavaş yavaş yıkıma ugrar.Toplum da bu şekilde değerlendirilebilir.İkincisi;eğitim.Eğitimsiz veya eğitilmemiş insan en tehlikeli insandır.Doğru malûmatlarla desteklenmeyen zihinler,kalpler yanlışı doğru;doğru'yu da yanlış bilerek absürt bir yaşam tarzı ortaya koyar.Bu yanlışlar zaman geçtikçe kalıplaşan bir inanç,gelenek hâlini alır,topluma lânse edilen bu şeyler yüzünden de bir toplum esas değerlerine ters düşen hâl ve hareketlerde bulunarak kendine özgü şeyleri kaybbeder:Dil,din,ırk,gelenek ve görenekler vs.</p>
<p>Toplum'un bozulması veya çöküş sebeplerinden biri de sosyo-ekonomik durum'dur.Zira günümüz'de de artık dünya'nın kâbul ettiği,dillendirdiği bir tehlike alârm vermektedir:Hızlı ölümler ve hızla azalan veya tüm çabalara,ısrarlara,kampanya ve desteklere rağmen artmayan nüfus!</p>
<p>Bu da ulusları tehdit eden bir unsurdur,zira sanayi devrimi'nden 80'lı,90'lı yıllara kadar gelen bolluk ve bereket küresel denklemler'in de değişmesiyle beraber yerini kıtlık,açlık,hayat pahalılığı,geçim sıkıntısı,kuraklık,sussuzluk,savaş,salgın ve hastalıklar,hızlı ölümler gibi insanın yaşam standartlarını ciddi anlamda olumsuz etkileyen şeylere bırakmış durumdadır.Eskiden 1 tarlada yetişen buğda'yla 10 çocuk yetiştirebilen insanlar vardı.Şimdi ise tarım ve hayvancılık faaliyetlerini geride bırakıp başta metropoller olmak üzere büyük şehirlere göçen insanlar oturduğu evin kirasını zor ödeyecek hâle geldi/getirildi.Ekonomik sorunlar yüzünden evlilik ve doğum oranları yarı yarıya düşmektedir.Adaletsiz gelir dağılımı insanların geleceğe dair umutlarını söndürmüş durumdadır! Boşanan gençlerin evlenenlere oranla rekor kırdığı bu vâhim tablo'da özel'de aileler genelde toplum'un kimyası'yla oynanmış,bu da beraberinde psikolojik olarak çöküntü'ye, karamsarlığa, umutsuzluk ve kaygı bozukluğu gibi hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.Peki,bir toplumu o umud vaadeden günlere nasıl döndürebiliriz!?</p>
<p>Eğitim politikasına yeni bir nefes getirilmesi gerekir.Sokaklar diplomalı işsizlerle dolup taşmamalıdır.Gelir dağılımı hakkâniyetli bir şekilde yapılmalıdır.İnsanların hayatını zorlaştıran kurum-kuruluş-esnâf,tüccar kim olursa olsun bunlar başta olmak üzere;tüm fırsatçılara ağır cezalar uygulanmalı ve denetimler arttırılmalı,denetimler adam gibi yapılmalıdır.Zira;insanların asgâri yaşam standartlarını arttırmak için devletin yaptığı yıllık zam'mın da bir faydası olmuyor.Devlet işçiye,emekçiye belli oranlarda zam yapsa da,bu gözü para hırsıyla dönmüş insanların ve sektörlerin ürünlere yaptığı zamm'ın miktarını karşılamıyor.</p>
<p>Bir diğeri;Ahlâk.</p>
<p>RTÜK caydırıcı önlemlerle,özellikle gündüz yayınlanan saçma sapan kadın programlarına yasak getirmeli,ebeveynler çocukları'nın televizyon ve internet'teki denetimi arttırmalıdır.Okullarda "Ortak Değerlere Karşı Sorumluluklarımız" dersi ilkokul çağından itibaren tüm öğrencilere verilmelidir!</p>
<p>Tarih çarpıtılarak anlatılmamalıdır.Çocuk ve gençlerin atalarına olan sevgisini,saygısını ve emanetlerine sımsıkı sarılacakları bir eğitim politikasına gidilmelidir.</p>
<p>Toplum'un düzelmesi için herkes sihirli bir değnek veya olağanüstü bir mucize bekliyor,oysa herkesin evvela evi'nin önündeki çöpü temizlemesi gerekir.</p>
<p>Netice itibariyle; maddî ve manevî olarak çökmüş bir toplum'un uzun vaade'de ayak'ta durması mümkün değildir.Tarih'te böyle toplumların birçok örneği vardır.Bu yüzden hepimizin elini taşın altına koyması gerektiğini birkez daha hatırlatmak'ta yarar görüyorum.Ve yine unutulmamalıdırki; Hepimiz bir yolculuk'tayız ve aynı gemideyiz.Bu gemi batarsa,hepimiz batarız.</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elvedâ Bile Demeden</title>
<link>https://fikirizleri.com/elveda-bile-demeden</link>
<guid>https://fikirizleri.com/elveda-bile-demeden</guid>
<description><![CDATA[ Ayrılık ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_69569f1f04957.webp" length="13568" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:23:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Bu dizeler kalbine dokunacak.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen susmak yakışır diline,</p>
<p>Gem vurman gerekir sevda seline yüreğine,</p>
<p>Bazen kenara çekilmen gerekir,</p>
<p>Bazı şeyler yakında görülmüyor, uzaktan izlemek gerekir,</p>
<p>Yakınındakiler ayrı ayrı maskelerle örtünmüş,</p>
<p>Zira kimsenin alnında ne olduğu yazmıyor!</p>
<p></p>
<p>Değer bilmeyini kendi hâline bırakmayı öğrenmelisin,</p>
<p>Senin sevgin'le yetinmeyeni hak ettiği ehline,</p>
<p>Seni senden alan serveti,şöhreti geride bırakıp Buralardan bir sabah ezanıyla,</p>
<p>Bir gece karanlığında sessizce uzaklaşmak gerekir.</p>
<p></p>
<p>Neyi çok sevdiysen o senin en ağır imtihanın oldu,</p>
<p>Uyumadın,gecelerin gözyaşlarıyla doldu,</p>
<p>Gü'lüm dediklerin diken oldu,</p>
<p>Bir bir umut çiçeklerini soldurdu.</p>
<p>Hayat işte; yaşayarak,tattırarak öğretiyor insana,</p>
<p>Bazen inât etmeden çekip gitmesini de bilmeli!</p>
<p></p>
<p>Bazı gidişlerin de bir daha dönüşü olmamalı,</p>
<p>İlk bakış gibi son vedâ'da kararlı ve içten olmalı,</p>
<p>Sevgi, umut ve iyilik tek yoldaşın olmalı,</p>
<p>Öyle bir hicret olmalı ki aranan,özlenen,beklenen sen olmalısın!</p>
<p></p>
<p>Bazı kelimeler keskin,dönüşler imkânsız olmalı,</p>
<p>Sebep olan her zaman kendini haklı;seni haksız ilân eder;</p>
<p>Ne bir özür ne pişmanlık ne de bir gönül alma!..</p>
<p>Herşey eskisi gibi olmayacak,boş vaâdlere artık kanma!</p>
<p>Bazı insanlar yüzünden dünyan yandı,hiç olmazsa ahiretini yakma!</p>
<p>Merhametin derya deniz gibi taşsa da,</p>
<p>Herkesi kendin gibi sanma!</p>
<p></p>
<p>Etrafımızı "evet"lerin kuşattığı bir zamanda,</p>
<p>Hayır!demesini de bilmeli,</p>
<p>On'suz olmaz dediklerin,sensiz yaşıyor,</p>
<p>Gitmez dedilklerin,bir bir elinden uçup gidiyor!</p>
<p>Zamanında hayır diyebilseydin,</p>
<p>Ceketini alıp çıkabilseydin,en ağır darbeyi en sevdiklerinden yemezdin!</p>
<p></p>
<p>Bak,sessiz çığlıklarını hangi biri duyuyor?</p>
<p>Sol yanındaki sızıyı kim hissediyor?</p>
<p>Omuzuna çöken başını, gözlerden akan yaşını,</p>
<p>Aklar düşmüş saçını kim görüyor?</p>
<p>İtiraf etmeliyiz artık :Yoruldun!</p>
<p>Yarınlara dair hayallerini,umutllarını,inancını elinden aldılar,</p>
<p></p>
<p>Sadece hayallerin önüne set çekmediler;</p>
<p>Kısacık bir ömürde çok ağır imtihanlarla sınandın!</p>
<p>Evet, çekilme vaktin geldi,</p>
<p>Elini, eteğini çekip buralardan ,</p>
<p>Ne var ne yok umursamadan geride bırakıp,</p>
<p>Hikâye'nin son sayfasına da son imza'yı atıp,</p>
<p>Sessiz ve usulca,</p>
<p>Gitmek gerekir...</p>
<p>Belki de bir "el-vedâ"demeye fırsat</p>
<p>bul(a)madan!...</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilir misin?</title>
<link>https://fikirizleri.com/bilir-misin-2584</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bilir-misin-2584</guid>
<description><![CDATA[ Bilir. misin ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_694ba3f432c6f.webp" length="32016" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 00:23:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Bilir misin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hançer saplanmışçasına kanıyor yüreğim,</p>
<p>Gündüz suskunları oynuyor,gece ağlıyor gözlerim.</p>
<p>Kaç mevsim geçti üzerinden hâlâ loş ışık altında pencerenin önünde yol gözlerim.</p>
<p>Anlatsam kim yazabilir kim okuyabilir;</p>
<p>Derin duygularımı;dert,keder,özlem,kırgınlıklarım ve sadece birer hayal olarak kalan birbirinden güzel umutlarımı,kim anlayacak!</p>
<p>Boşa geçen ömre mi yanayım,</p>
<p>Her seferinde aldanan ve aldatılan kalbime mi kızayım?</p>
<p>Anlatsam kim yazabilir kim dayanabilir,kim anlayabilir birkez doğup bin kere öldüğümü!?</p>
<p>Sorsanız;iyiyim...</p>
<p>Nerden bileceksiniz ki hergün çaresizce"iyi ki ölüm var!"dediğimi.</p>
<p>Sessizliğimden hiçbir şey anlamadınız,avazım çıktığı kadar bağırsam kaç para eder;</p>
<p>Anlatsam,kim yazacak kim okuyacak;</p>
<p>Ömrümce acılarla,ayrılıklarla sınandığımı!</p>
<p>Neşter vurulmuşçasına oydular sevgi,umut ve merhamet dolu yüreğimi,</p>
<p>Genç yaşta karlar yağdırdılar saçlarıma,</p>
<p>Set çektiler iyiliğe giden yollarıma,</p>
<p>Soldurdular güllerimi,</p>
<p>Küstürdüler beyaz güvercinlerimi,</p>
<p>Söndürdüler tüten ocağımı;</p>
<p>Anlatsam;Kim yazabilir kim okuyabilir kim dayanabilir...</p>
<p>Sahi yalnız ve yardımsız ayak'ta ve hayat'ta kalma mücadelesi nedir,bilir misin?</p>
<p>Nasıl olsa;ocağın tütüyor, değil mi;</p>
<p>Sevdiklerinin yüzünü görebiliyor,ellerini tutabiliyorsun;</p>
<p>Anlatsam;kim yazacak kim okuyacak kim anlayacak neler biriktirdiğimi,neler çektiğimi;</p>
<p>Uzadıkça uzayan sürgün ve gurbetlerimi...</p>
<p>Yüreğimi söküp alsaydın eline,yüreğin dayanamazdı göreceklerine,duyduklarına,</p>
<p>Onun'la atıp duran kalbimin onsuz atmıyor olduğuna.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İsrâf Konusuna Bu Minval&amp;apos;den Baktık mı Hiç?</title>
<link>https://fikirizleri.com/israf-konusuna-bu-minvalden-baktik-mi-hic</link>
<guid>https://fikirizleri.com/israf-konusuna-bu-minvalden-baktik-mi-hic</guid>
<description><![CDATA[ İsrâf ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_693c66cd24485.webp" length="27430" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 22:02:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi&#039;de İsrâf</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İsrâf Konusuna Bu Minval'den Baktık mı Hiç?</p>
<p></p>
<p>İsrâf'ın sadece maddî olarak değil manevî olarak'ta bir karşılığı olduğunu hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Zaman,su,elektrik,enerji...</p>
<p>İmam-ı Gazali'nin "Dil Belası" adlı kitabında boş konuşmak,gereksiz sözcük kullanmak'ta belalara kapı aralayan günah ve kusurlardan sayılmıştır.Örneğin dedikodu ve gıybet kemiği olmayan dil'den kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Su,elektrik ve doğalgazı hatta motorini bile fazla fazla kullanırsan,bu maddî külfet ve sıkıntı doğurur.Yemek ve ekmeği yiyebileceği kadar pişirmeyip sofralarına yığan insanların çoğu yemek ve ekmeklerini çöp kutuları'nın içine veya özensizce,dağınık bir şekilde çöp konteynırları'nın yanında bıraktıklarını görmek'te ve duymaktayız.</p>
<p>Oysa özellikle Müslüman ülkelerde bunlara daha çok dikkat edilmelidir.İsrâf çok hassas bir konudur,sadece kutsal kitabımız'da değil,diğer semâvi dinler'de de yer almıştır.Şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır:Nimet-i küfür açlık,kıtlık,yokluk ve türlü türlü felâket getirmiştir tarih boyunca bunun birçok örneğini görmek mümkündür.Evinin kıymetini bilmeyen evini,arabasının kıymetini bilmeyen arabasını,anne baba,eş ve evlatlarının kıymetini bilmeyen anne, baba, eş ve evlatlarını,sağlığın kıymetini bilmeyen psikolojik veya fiziksel sağlığını kaybeder.Ar'af suresi'nde Rabbimiz şöyle buyurmuştur:"Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz,zira Allah israf edenleri sevmez!."</p>
<p>İsrâf sadece su,elektrik,zaman,para ve sağlık'tan ibâret olmayan geniş kapsamlı bir kavram olarak'ta düşünülmelidir.</p>
<p>Sevgi manevî israfa en güzel örneklerden biridir.Aşırı dünya sevgisi kalbe ağırlık veren bir afet ve israf çeşididir.Sevilmeye değmeyen bir şeye,bir kimseye aşırı muhabbet duymak gibi.</p>
<p>Fazla merhamet maraz doğurduğu gibi aşırı sevgi de bir insanın gönlünü harap edebilir,zihnini gereksiz şeylerle meşgul ederek dağıtabilir,daha fazla karıştırabilir.Bu nedenle asıl önemli olan görev ve sorumlulukları'yla ilgilenmekten geri kalabilir.Boş şeylerle kafasını meşgul ederek en elzem olan seyleri kaçırabilir.Güya sevdiği,ölüp bittiği şeyler üzerinde düşünmekle geçirdiği o altından da kıymetli saatler de bir çeşit isrâftır.İsrâf haramdır ve her haramın da bir hesabı vardır.Allah bizleri kendisini sevmemiz ve yalnızca kendisine kulluk etmemizi emretmiştir.Sevgi Allah'ın kulunun kalbine yerleştirdiği en güzel ve en özel duygulardan biridir.Hz.Mevlanâ(kuddisse sırruhu):"Allah dışında neyi çok severseniz,Allah sizi en çok onunla imtihan eder ve bu çetin imtihanlar'da Allah'a tercih ettiklerinizi de zamanla kaybedersiniz."Sevgi varlığın özüdür, yaşama tutunma kaynağımızdır.Sevgisiz kalp ölü bir kalp'tir.Sadece insanı değil,doğayı; ağaçları,çicekleri,böcekleri,hayvanları da sevmemiz gerekir.Ancak hiçbir şeyi Allah'tan çok sevmememiz,onu gönlümüzde tabiri câizse;putlaştırmamamız gerekir.</p>
<p>İfrat ve tefrit'e kaçmadan herşeyi sevebiliriz.Ölçü ve ikâzlar net bir şekilde ortaya konulmuştur.</p>
<p>Sevgi hangi durumlarda kişiye zarar verir?</p>
<p>Zarar görmemek için ne yapmalıyım?</p>
<p>Sevgide israf, sevgiyi hak etmeyen kişilere gereğinden fazla vermek, sevgiyi değersizleştirmek ve karşılıksız bir şekilde harcamaktır; bu durum, kişiyi yıpratır, sevginin değerini düşürür ve Necip Fazıl'ın dediği gibi, "Kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli" düsturuna aykırıdır. İslam'da israf genel olarak yasaklanmış olup, sevgi bağlamında, kaynaklarınızı (duygusal enerji, zaman) değersiz şeylere harcamak olarak yorumlanabilir. </p>
<p></p>
<p>Sevgide İsrafın Belirtileri:</p>
<p>?Karşılıksız Sevgi: Tek taraflı, emeğe değmeyen ilişkilere duygusal yatırım yapmak.</p>
<p></p>
<p>?Değerini Bilmemek: Sevginizi hak etmeyen insanlara göstererek sevginin değerini düşürmek.</p>
<p></p>
<p>?Kendini Tüketmek: Sürekli fedakarlık yaparak ve üzülerek duygusal olarak tükenmek.</p>
<p>?Yanlış Kişilere Yönelmek: Sevgi dolu mesajları, jestleri ve iltifatları hak etmeyen kişilere yöneltmek.</p>
<p></p>
<p>Sevgide İsrafı Önlemek İçin Ne Yapmalıyım?</p>
<p>??Değerli Olduğunu Bil: Kendi sevginizin değerli olduğunu ve hak edenlere gösterilmesi gerektiğini unutmayın.</p>
<p></p>
<p>??Sınır Koyun: Sevginizi gösterirken belirli sınırlar belirleyin ve karşı tarafın da size aynı değeri vermesini bekleyin.</p>
<p></p>
<p>??Hak Edeni Sev: Necip Fazıl'ın dediği gibi, "Kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sev" ilkesini benimseyin.</p>
<p></p>
<p>??Kendinize Yatırım Yapın: Duygusal enerjinizi size iyi gelen, değer veren insanlara yönlendirin. </p>
<p>Kısacası, sevgide israf; hak etmeyenlere sevgi sunarak hem kendini hem de sevginin kendisini değersizleştirmektir.</p>
<p>O hâlde ne diyelim;Sevgi'de de israf'a kaçmayacağımız,sevdiğimize pişman olmadığımız güzel günlere kavuşmak niyâzıyla...</p>
<p>Sevgi,umut ve iyilik yoldaşın olsun sevgili okur.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arı&amp;apos;dan Bir Ders: Beklenmeyen Öğretmenler</title>
<link>https://fikirizleri.com/aridan-bir-ders-beklenmeyen-ogretmenler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/aridan-bir-ders-beklenmeyen-ogretmenler</guid>
<description><![CDATA[ Tefekkür ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_692ec810dcbef.webp" length="24850" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 18:48:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Arı&#039;dan Bir Ders</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Arı'dan Aldığım Ders-İçimizde Geçen Hikâyeler </p>
<p></p>
<p>30 Kasım 2025 Pazar, mevsimlerden Sonbahar. Balkanlar'da soğuk hava dalgası hâkim.Lapa lapa yağan kar yerini sağanak yağmura bırakır.</p>
<p>Isınma'nın zor olduğu kış aylarında birkaç odun parçası veya çılı çırpı'yla ateş yakıp ısınmayı çok sever inşaat işçileri,zira çalıştıkları yer ne bir kamu dairesidir ne de konteynır.Ne elektrikli soba kullanma imkânları vardır ne de klima!</p>
<p>İşte böyle bir günde etrafta çılı çırpı,kalıpçıların söktüğü kalasların kullanılamaz hâle gelmiş parçaları bir araya getirilip çakmakla yakılır,yakması bir dert ısınması başka bir dert!Burası Balkanlar'da arabayla 30 dk.gidildikten sonra ancak ulaşılabilen ve dağların,sıra sıra uzayıp giden ağaçlarla kaplı bir yerleşim yeri ve köprü inşaat sahası.</p>
<p>Yoğun çabalar sonunda odunlar alev aldı ve:"Hava güzel ne odunu ne ateşi,söndürün şunu!"diye bağıran usta'ya rağmen işçiler donma derecesine gelen ellerini ısıtmak için sırayla gidip gelmeye başladı.Ateş başı sohbetleri memleketleri'nden ve sevdiklerinden kilometrelerce uzakta yaşayan gurbetçiler için adeta bir teselli kaynağıdır.Bazen siyaset konuşulur,kendinizi ateşin etrafında değil de yuvarlak masanın etrafında onlarca politikacı'yla birlikte oturuyor hissine kapılırsınız.Bazen de din konuşulur o zaman da camii'de fetva veya vaaz veren bir imamı ve ona muhalif kişilerin lâf kalabalığı etmelerine şahitlik eder,bazen de din iman gibi hassas meselelere dair yalan yanlış bir şeyler ortaya atılınca aslan gibi kükrer,karşı koyarsınız.Bazen de isteseniz de istemeseniz de beraber çalıştığınız içki veya kumar müptelası birilerinin:"Dün orda yedik,içtik,şu haltı yedik,bu haltı yedik "diye eğlendiklerine şahit olursunuz.İşte böyle sıradan birgün yine soğuktan titreyen ellerimizi ısıtmak için ateşin etrafında birkaç kişi toplandık.Herkes konuşmaz,birileri o ateşi seyrederken tefekkür eder,sıcaklığını,yakıcılığını...O ateşi izleyenler bazen kabir azabını bazen de cehennem nârını düşünüp ibret almaya çalışır:"Elini bir dakika şu ateşin üstünde tutamayacak kadar aciz bir insan cehennem ateşine nasıl dayanır,hiç düşündünüz mü arkadaşlar!"Ali'nin niyeti abuk subuk konuşan insanları biraz olsun tefekküre davet etmek,eğer azabın şiddetini hissedebilirlerse onların içinden bir kişi dahi olsa yanlışlarından dönmelerine vesile olmaktır.Koca inşaat'ta namaz kılan, ALLAH'tan bahseden sadece iki kişiden biridir Ali.Ezelden beri ilme, âlime aşık bir üniversite mezunu olmasına rağmen kader onu inşaat işçisi olarak sınamaktadır.Ali kendini bildi bileli bir tebliğci olarak görmekte ve bunun gereğini yapmak için elinden gelen gayreti göstermektedir.Tabi anlatmak kadar anlaşılmanın da gayet derecede zor olduğu bir zamanda bunu yaparken hakaret edenler de olmuyor değildi,daha nice zorluklara göğüs germek zorundadır.Elinden geldiğince eline diline hâkim olarak ibadet,tebliğ ve mücadelesine devam ediyordu.Birgün yine ateş yaktılar.Ali yine tefekkür hâlindeydi.Toprağa dalmıştır gözleri.Kim bilir nasıl imtihanların süzgecinden geçmiş,hangi çarkların dişlerinde öğütülmüştü.Gözleri sürünerek ateşe doğru gelmeye çalışan bir arı'ya ilişti.Önce kar,akabinde de yağmur yağmıştı.İçinden şöyle geçirdi Ali:"Allah Allah!Bu mevsimde bu arının ne işi olur burda?Bu soğukta karda çoktan ölmesi gerekirdi,taktir-i ilâhi işte,yaşatan da öldüren de Allah'tır.Arı da Allah'ın bir mucizesidir.Hem de vahye konu olmuş bir hayvandır.</p>
<p></p>
<p>Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların kurdukları çardaklarda kendine göz göz kovan edin.” </p>
<p>(Nahl / 68 )</p>
<p></p>
<p>“Sonra her türlü meyve'den ye de bal yapmak üzere Rabbinin sana takip etmen için belirlediği yolları tam bir inkıyatla tut(uymak,itaat etmek)!” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Şüphesiz bunda, sistemli bir şekilde düşünen kimseler için kesin bir delil ve ibret vardır."</p>
<p> (Nahl / 69 )</p>
<p></p>
<p>İğnesi zehir balı da şifadır.Ali üzeri çamurla kaplı arı'yı elindeki odun parçası'yla ateşe yaklaştırırken,bir diğeri ayağıyla uzaklaştırmaya çalışıyordu,Ali sinirlenip karşı hamle yaptı ve bu girişimi engellemeye çalıştı:"Sen ne istiyorsun hayvandan,sana ne zararı var,baksana kanadı kırılmış bir kuş gibi çırpınıyor,onu ısıtıp iyileştirmeliyiz."</p>
<p>Ve bu üçlünün arasında şöyle bir konuşma geçiyordu:"Bak ustam,bu arı adamı soktu mu canını yakar, bunun için ölmesi lâzım."</p>
<p>:"Baksanıza arkadaşlar,can çekişiyor,acı çekiyor,bir daha uçamaz,ayaklar altında ezilip gideceğine biz ona bir iyilik yapalım,acısına son verelim."</p>
<p>:"Yok hiçbirinize katılmıyorum,bırakalım gideceği yere kadar gitsin,en azından ölümü bizim elimizden olmaz, değil mi arkadaşlar?"</p>
<p>Ali bu konuşmalardan yorulmuş olacak ki;"Yeter artık! diye haykırdı ve ekledi:"Kimse dokunmasın bu hayvana!O, Allah'ın emri ile hareket eder."</p>
<p>Elindeki odun parçalarını oturak yapıp arıyı ısınması için ateşe yaklaştırdı ve içinden:"Korkma,seni iyileştirip yeniden uçmanı sağlayacam."dedi.Biraz ısındıktan sonra canlanmaya başladı arı ve adeta:"Benim ölümüm sizin elinizden olmasın, dercesine ateşin içine attı kendini.Ali hayretle izliyordu bu tablo'yu ve adeta arı'nın verdiği mesajı anlamışcasına arkadaşlarına dönüp hüzünlü ve kızgın bir ses tonuyla konuşmaya başladı:"Arı bize bu hareketiyle ne dedi biliyor musunuz?</p>
<p>Arı dedi ki:"Hiç birinizin benim yüzümden ateşte yanmasını istemiyorum.Siz de kendi kendinizi yakmayın!"</p>
<p>Arı bile bizim yanmamamız için kendini feda etti,peki bunu ona vahyeden ALLAH (celle celalluhu) kulunu yakmak ister mi hiç!?"</p>
<p>"Gelin hep beraber tövbe edelim hata ve günahlarımıza ve ALLAH'a dönelim.Allaha dönelim ki ateş azabına düçâr olmayalım!"</p>
<p>Ali o gün bir arı'dan çok büyük bir ders almıştı.Zaten kâinata ibret nazarıyla bakmayı bilenler için nice nice ibretler,dersler,nasihâtler yok muydu!?</p>
<p>Her sabah doğan güneşten, yağan yağmurdan,yerdeki karınca'dan,semâdaki kuşa varıncaya kadar alacağımız çok dersler vardır.Bize düşen ise bu ders kitabını açıp okumak,iyice anlamak ve anladıklarımızla amel etmektir.</p>
<p>Unutmayın:</p>
<p>Allah için bir saatlik tefekkür bin yıllık nâfile ibadet'ten üstündür.Zira herşey akletmek,derk etmek ile başlar.</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍? </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aldanma Hâlime</title>
<link>https://fikirizleri.com/aldanma-halime</link>
<guid>https://fikirizleri.com/aldanma-halime</guid>
<description><![CDATA[ Aldananlar ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_6929d4dfc0b5f.webp" length="13002" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 19:59:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Aldanma Hâlime</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>ALDANMA</strong></span>!</p>
<p></p>
<p>Aldanmayın derin suskunluğuma,</p>
<p>Taşmaya hazır bir sel gibi doldum,</p>
<p>Göz pınarlarım akmak için bahane arıyor,</p>
<p>Bakmayın güldüğüme,zoraki tebessümüme,</p>
<p>Ne de olsa şahit değilsiniz,dünüme,bugünüme,</p>
<p>Bir kez doğup bin kez öldüğüme!</p>
<p></p>
<p>Aldanmayın deli küheylan gibi koştuğuma,coştuğuma,</p>
<p>Dokunsan dağılacak bir cam parçası gibi kalbim,</p>
<p>Yüreğim delik deşik,viraneye dönmüş ve paramparça.</p>
<p>Sevgi,güven,umut,aşk,muhabbet...</p>
<p>Ne varsa aldılar benden yavaş yavaş,parça parça!</p>
<p></p>
<p>Feryadım çıktı arşa,bazı gözler görmediği gibi kulaklar da duymadı,</p>
<p>Herşey taklitti;</p>
<p>Biri öbüründen beter hâller,</p>
<p>Sevgiler kiralık,duygular satılık...</p>
<p>Evdeki hesap çarşıdakine hiç uymadı,</p>
<p>Gece karanlıktı,gözler hiç uyumadı,</p>
<p>Ortada bir enkâz ve ceset kaldı,</p>
<p>Ruh ten kafesini çoktan terk etti!.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEN YOKTUN</title>
<link>https://fikirizleri.com/sen-yoktun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sen-yoktun</guid>
<description><![CDATA[ Şiir Yüreklere ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_69205b599163c.webp" length="25270" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 14:55:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Şiir Yürekli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SEN YOKTUN!</p>
<p></p>
<p>Ne ağlayacak bir omuz bulabildim sen'den sonra,</p>
<p>Ne de biraz da olsa sevincimi paylaşacak bir suret,</p>
<p>Her duyguyu tek başıma yasadım,her zorluğa bir başıma göğüs gerdim;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Uzun ve kapkaranlık geceler'de hayallerimi ve umutlarımı yastık;dûalarımı yorgan yaptım,sıkı sıkıya örttüm üstüme;</p>
<p>Elimde tespih,yastığımı ıslatan göz yaşlarıyla sabahladım;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Yine dayanamadım,nefes dahi alamadım,attım kendimi dışarıya,</p>
<p>Uzun uzun yürüdüm elele yürüdüğümüz kaldırımlar'da,</p>
<p>Maziye derin derin daldım,senden küçük'te olsa bir iz aradım durdum bu caddelerde,sokaklarda;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Avutmakla geçiyor günler,nasılsın diyenlere,</p>
<p>"İyiyim "deyip geçiştiriyorum,</p>
<p>Oysa nasıl iyi olabilir ki hayat;</p>
<p>Ne saatlerin ne de dakikaların önemi kaldı;</p>
<p>Sen yoksun!</p>
<p>Yine sensiz oturdum yer sofrasına,</p>
<p>Besmeley'le de başlasam,yine boğazıma dizildi lokmalar,sen gelince aklıma!</p>
<p>Tıpkı sevdiğin gibi cezve'de yaptım kahveleri aldım balkona,</p>
<p>Hayalini aldım karşıma,her yudumda acısı yüreğime de dokundu!</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Oysa ne güzel gülerdin,öyle ki güller açardı gül yüzünde.</p>
<p>Ömrüme ömür katardı o bir çift göz,</p>
<p>Beni alır götürürdü uzaklara ağzından çıkan tek bir söz...</p>
<p>"Seni seviyorum"...ve eklerdin:"İlk günkü gibi".</p>
<p>Cenneti andıran o gözlerde kaybolur giderdim,</p>
<p>Şimdi o umut saçan gözlere,o tatlı sözlere hasret geçiyor günler;</p>
<p>Sen yoksun!</p>
<p>Hayallerimizi gerçekleştirdim biliyor musun;</p>
<p>Bahçeli bir ev,balkonunda yuvarlak bir masa, üstünde en sevdiğin gül,yasemin,papatya,beyaz zambaklar...</p>
<p>Masraftan kaçınmadım donattım sofrayı en sevdiğin çiçeklerle,</p>
<p>Bahçesi'nde domates,biber,yeşil soğan,patates,dereotu,maydanoz,reyhân...</p>
<p>Yemyeşil ağaçların gölgesinde herşey tam ben yarım kaldım;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Artık erkenden çalan alarmın da bir önemi yok,</p>
<p>"Yine geç kaldın,işten atarım"diyen patronun da,</p>
<p>Hastane köşeleri'nde sabahladığım doktorlar'ın da,</p>
<p>Sana iyi görünmek için aldığım parfümlerin ilaçların da!</p>
<p>Yemeğin sanki hiç tuzu yokmuş gibi,</p>
<p>İçtiğim çay şifa değil zehir!</p>
<p>Biliyorum artık gitme vakti,</p>
<p>Sensiz yaşanmaz bu şehir!</p>
<p>Ölünceye kadar senin hayalinle yaşadım;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>En sonunda;</p>
<p>Seninle kendimi bulduğum o anda,</p>
<p>Gidenler kervânına sen de katıldın bir anda!</p>
<p>Ne kal ne de git demeye müktedir değildim,</p>
<p>Tek bir kelime edemedim,yine susturdun!</p>
<p>Çaresizce arkandan bakakaldım,kapının dibinde yığılıp kaldım,</p>
<p>Zelzele'ye tutulmuş gibi yüreğimden sarsıldım;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p>Bu şehir acı veriyor...</p>
<p>Her adımda senden hatıralar...</p>
<p>Bu şehir kimine roman kimine şiir...</p>
<p>Bu şehir kimine bal kimine zehir!</p>
<p>Nerdesin bilmiyorum ama,</p>
<p>Ben ben'de değilim,ruhum tenimden ayrılalı çok oldu,</p>
<p>Nerden</p>
<p> bileceksiniz ki;</p>
<p>Sen yoktun!</p>
<p></p>
<p>~Abdulaziz ADAKAN </p>
<p>Şiir yüreklilere bin selâm!</p>
<p></p>
<p></p>
<p>.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Senin adın Öğretmen.</title>
<link>https://fikirizleri.com/senin-adin-ogretmen</link>
<guid>https://fikirizleri.com/senin-adin-ogretmen</guid>
<description><![CDATA[ Öğretmen Öğreten ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202511/image_870x580_6917196ff0ba6.webp" length="24792" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 15:01:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Senin adın öğretmen!</p>
<p>Yıllarca okudun,okuttun;</p>
<p>Ne öğrendin,ne öğrettin?</p>
<p>Alfabe,çarpım tablosu...</p>
<p>Ya ahlâk bilgisi...</p>
<p>Ne alemde çocukların dinle,imanla ilgisi?</p>
<p></p>
<p>Öğretmen...</p>
<p>Ne kutsal bir görev,</p>
<p>Geri durma ilim ve irfân ile öğren,öğret sev,sevdir,</p>
<p>Çantan'daki yük gönlüne de ağır gelir.</p>
<p></p>
<p>Senin adın öğretmen...</p>
<p>Bir nesil seninle şekillenir,</p>
<p>Bazen bir anne baba,bazen bir abi abla şefkati...</p>
<p>Seninle ufuklar aşılır ilim deryasına yelkenler açılır.</p>
<p></p>
<p>Senin adın öğretmen...</p>
<p>Çok oku,çok yaşa,örnek ol.</p>
<p>Talebe yol bilsin,iz bilsin,kendini bilsin,</p>
<p>Doğru yolu öğrensin,doğru yolda yürüsün,</p>
<p>Ne sağ ne sol,</p>
<p>Bazen bir sığınak bazen bir dayanak.</p>
<p></p>
<p>Senin adın öğretmen,</p>
<p>Bataklık'ta bile gül yetiştirebilirsin,</p>
<p>Tatlı dilin, güler yüzün, vakârlı duruşun örnek olsun,umut olsun...</p>
<p>Korku değil sevgi saçsın gözlerin,</p>
<p>Bir soran bir daha sorsun.</p>
<p></p>
<p>Senin adın öğretmen...</p>
<p>Yeni nesil senin eserin,</p>
<p>Senin adın öğretmen,</p>
<p>Yolun uzun ve çetrefilli,olsun,</p>
<p>Sabır ve sebât senin mesleğin.</p>
<p></p>
<p>Bazen bir arkadaş,bazen bir sırdaş,</p>
<p>Bazen ağlanacak bir omuz,</p>
<p>Bazen hakkı hukuku haykıran sert bakışlı bir tebliğçi,</p>
<p>En güzel rehber sensin.</p>
<p></p>
<p>Senin adın öğretmen,</p>
<p>Olgun bir başak gibi tevâzuyla yürümelisin,</p>
<p>Geçtiğin yollar güzel anılar bıraksın,</p>
<p>Senin adın öğretmen,</p>
<p>Cehalet karanlığı ilim güneşiyle aydınlansın!"</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PUSULA</title>
<link>https://fikirizleri.com/pusula</link>
<guid>https://fikirizleri.com/pusula</guid>
<description><![CDATA[ Pusula ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68df9255243e1.webp" length="17090" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 12:08:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Pusula</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Pusula sadece bir metal parçası mıydı?</p>
<p>Kıble'yi gösteren bir saat'ten mi ibaretti yoksa derin bir anlam mı yüklüydü bu kelime'de!Okul dönüşü güneşin parlattığı bir şey gördüm yerde,eğilip aldım,ilk kez böyle bir şey görmüştüm,kapalı bir kutu gibiydi,biraz zorlayıp yanındaki düğmesine de basıp açtığımda tuhaf oklar gördüm üzerinde, heyecanla dedeme götürdüm,dedem derin bir âlim fakir bir mollaydı,bunun bir pusula olduğunu söyledi.Torunum,bu;yönümüzü gösteren bir saattir.Ok işaretinin gösterdiği yön ise kıblemizdir,biz namaza duracağımız zaman kıble'yi bu aletle tayin ederiz.Mâneviyat ehli olan dedem şöyle devam etti:"Yerin altında da olsak üstünde de bize doğru yönü gösteren bir pusula vardır.Manevî olarak'ta doğru kararlar verebilmemiz,iyiyle kötüyü,doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmemiz için göğüs kafesimize vicdân denen bir pusula yerleştirilmiştir.Akıl ve kalp süzgecinden geçen duygular kalp denen terazi'de tartıldıktan sonra meydana gelen kararların son merciî vicdandır.Vicdanın gösterdiği yön manevî pusulamızdır.Biz bu dünya'ya imtihan için gönderildik.Bu imtihan sahasında birçok şey çıkacak karşımıza ve biz bunların hangisinin hayır hangisinin şer, hangisinin iyi hangisinin kötü, hangisinin faydalı hangisinin zararlı olduğunu vicdân denen pusula sayesinde öğrenip ona göre hareket edeceğiz.</p>
<p>Nasıl ki,bozuk bir pusula doğru yönü gösteremezse,bozuk bir kalp'te insanı doğru yola sevkedemez.Bu demir parçasının bir küçük vidası bile düşse tamir ederiz.Pili bitse yeni bir pille değiştiririz,toz toprak,kir pas içinde kalsa onu siler,temizleriz ki işlevini devam ettirebilsin.</p>
<p>Vicdân denen pusula da gerekli bakımı görmezse,manevî takviyelerle beslenmezse körelir,çürür ve zamanla manevî ölümü gerçekleşir.Manen ölen bir kalp artık şeytan'ın mekânı olduğu için yönünü kaybeder,günden güne kötüleşir,doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayıramaz hâle gelir.Rotasını kaybeden gemi sağa sola savrulur durur,tâ ki bir fırtınaya yakalanıp alabora olana kadar."</p>
<p>Yaşım küçüktü belki ama rahmetli dedemin söylediğinden o kadar çok etkilenmiştim ki artık bir mushaf gibi üzerimde taşımaya başladım bu; yük'te hafif,mana'da ağır mı ağır olan metal parçasını...</p>
<p>Hayatım boyunca doğruyu,doğru yolu bulmak,doğru kararlar alabilmek için bu pusula'yı manevî bir emanet ve rehber olarak korudum..."</p>
<p></p>
<p>Yeni roman,PUSULA'nın giriş bölümü'nden.</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nasıl Güleyim?</title>
<link>https://fikirizleri.com/nasil-guleyim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/nasil-guleyim</guid>
<description><![CDATA[ Gülmek bizim neyimize ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68cd822bba40d.webp" length="18420" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 19:21:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Nasıl Güleyim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaralıdır sözlerim,çok ağırdır,</p>
<p>Yıllardır feryad-u figanımı duymayanlar ya kör ya sağırdır.</p>
<p>Acı,dert,hüzün ve hasret'ten başka bir şey biriktirnedi ki garip yüreğim,</p>
<p>Herkesin bir sebebi var gülmeye,kahkaha atmaya,</p>
<p>Ben neye nasıl niçin güleyim!?</p>
<p>Dostlar vefasız,yıllar acımasız,yollar amansız, ayrılıklar olmuş zamansız...</p>
<p>Yüzüme gülmeyen dünya'ya ben nasıl güleyim!?</p>
<p>Yüzüme gülmeyen dünya'ya ben nasıl güleyim!?</p>
<p>Güvendiğim dağlara kar yağmış,</p>
<p>Elimi attığım dallar bir bir kopmuş,</p>
<p>Umutla beslediğim güllerim de solmuş,</p>
<p>Ömrümün yazı bitmiş güzü gelmiş,</p>
<p>Saç ağarmış,bel bükülmüş,</p>
<p>Gözlerime ağlar örülmüş...</p>
<p>Ocağım tütmez olmuş,yuvam talan olmuş,</p>
<p>Yalan dünya'ya nasıl bel bağlayayım!?</p>
<p>Yalan dünya'dan nasıl medet umayım!?</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Bir Hikâye</title>
<link>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye</link>
<guid>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye</guid>
<description><![CDATA[ Öykü ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_679e0cb29bef4.jpg" length="62115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 20:42:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Uzun Bir Hikâye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"İftiralar,havada uçuşan hakaretler ve Son mesaj/son mektup!</p>
<p></p>
<p>Bir daha ne yüzümü göreceksin,ne sesimi duyacaksın ne tek bir mesajımı alacaksın!"</p>
<p></p>
<p>Mahkemeler suçlular içindir,Alinin tek suçu ise Ayşe'yi deliler gibi sevmek ve ona inanmaktı!"</p>
<p></p>
<p>Sevgi'nin bedelini en ağır şekilde ödemişti şimdi sıra nefretin bedelindeydi.Sevgisini bastırmak hatta tamamen yok etmek için nefret duymalıydı,kendisine yapılan hadsiz hudutsuz zulüm ve baskıların altına imza atanlara!."</p>
<p></p>
<p>Mahkeme salonunda ve çıkışta tek bir kelime söylemedi Ali.Sadece acınacak durumlarına birkaç saniye bakarak elindeki boşanma evrağıyla birlikte hızlıca merdivenlerden inip gözden kayboldu dertli dertli dinlediği Kürtçe şarkı eşliğinde:"Doktor Ez Nexaşım"Doktor ben yaralıyım!diyordu şarkı sözlerinde.</p>
<p></p>
<p>Bu;Ali'nin hayatında aldığı ilk darbe değildi,son da olmayacaktı ama binbir parçaya bölünen kalbini en çok acıtan imtihanıydı bu!..."</p>
<p></p>
<p>?UZUN BİR HİKÂYE-GERÇEK BİR HAYAT HİKÂYESİ </p>
<p></p>
<p>Yazan: Abdulaziz ADAKAN ✍? </p>
<p></p>
<p>Yazan: Abdulaziz ADAKAN ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlık olsun!</title>
<link>https://fikirizleri.com/saglik-olsun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/saglik-olsun</guid>
<description><![CDATA[ Saglık Esenlik Huzur Mutluluk Başarı ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b0278d55e3d.webp" length="29190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 12:58:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık Kanunî Sultan Süleyman Hazretleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,</p>
<p>Olmaya devlet cihan'da bir nefes sıhhat gibi"</p>
<p></p>
<p>Kıymetini kaybettikten sonra anlayabildiğimiz ama anlayana kadar iş işten geçmiş olan ne çok ni'met var Rabbimiz'in biz kullarına bahşettiği.Bunlardan en önemlisi hiç şüphesiz sağlık,sıhhat,afiyet ve esenlik'tir.Dikkat ettiniz mi;selâm verirken bile birbirimize"sağlık ve esenlik"üzerine olsun diye duâ ediyoruz.Zira sağlık olmadan hayatımızı idâme edemeyiz.Gün geliyor ağzımızdaki lokma'yı çiğneyecek takati kendimizde bulamayacak kadar aciz kalıyoruz.Etrafımızda görüp ibret almamız,sağlığımız için şükretmemiz gereken o kadar insan ve ağır tablolar varki,hangi birine atıf'ta bulunup Rabbimize hakkıyla şükredelim.Sayılamayacak kadar hastalık çeşidi var.Doğuştan veya sonradan bir kaza sonucu meydana gelen ve bazen ömür boyu ilaca mahkûm eden nice nice hastalıklar...</p>
<p>En basitinden en zoruna kadar hastalık ağır bir imtihandır,grip ve soğuk algınlığı bile insanı inletiyor hasta yatağında hele bir de bağışıklık sistemi zayıf düşmüşse vay o hasta'nın hâline!</p>
<p>Günümüzde yaygın olan mide,bağırsak,kan,göğüs kanseri gibi hastalıklar...Şeker,tansiyon, kolesterol diye devam eder.Bu hastalıklar tabi ki hayatın olağan akışında karşımıza çıkan ve muzdarip olduğumuz rahatsızlıklara örnek teşkil eder.</p>
<p>Ehl-i vicdân hekim ve doktorlar hastalığa yakalanmadan sağlıklı kalabilmesi tavsiye eder:"Düzenli uyku,dengeli beslenme,düzenli spor ve egzersizler...Stresli ve sıkıntılı ortamlardan ve durumlardan uzak durmak,zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderici hobiler,uğraşlar..."</p>
<p>Malesef ülke olarak bizler bu saydığımız sağlık konularının 1/3 üç'te birine bile uymuyoruz.Sigara içme alışkanlığından tutun da-ki bu basit bir durum değil ilerleyen zamanlarda aniden kalp krizi,damarların tıkanması,mide, akciğer kanseri vs gibi ciddi ve bazen insanların ayaklarının kesilmesine yol açan acı sonuçlar doğurabilir- alkol kullanımı gibi kötü alışkanlıkların her ne kadar önüne geçmeye yönelik çalışmalar gerekli mercîler ve duyarlı insanlardan tarafından yapılsa da bu durum karşısında yetersiz kalındığı da acı bir gerçek olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>Binaenâleyh;Emanet bir can taşıyoruz ve kabzedilinceye kadar bizler bu can'dan sorumluyuz.Sağlığımıza mümkün mertebe dikkat etmeli,düzenli kontrölleri aksatmamalı,yediğimiz içtiğimiz gıdalara dikkat etmeli,her ne kadar ambalajlı ürünlerden vaz gecemezsek'te etin,süt ve süt ürünleri'nin doğal olanını tercih etmeliyiz.Sağlık konusu şaka'ya gelmez!Sağlıksız bir birey sağlıksız bir aileyi,sağlıksız bir aile sağlıksız bir toplumu doğurur.İlaç lobisinin istediği kıvamdayız:ne tam sağlıklı ne de tam hasta,vasât...Bizleri sağlıksız gıdalarla önce hasta ediyorlar,sonra da zehirden farksız ilaçlara bağımlı hâle getiriyorlar.Zira bunlarla ilgili bilgi ve belge oldukça fazla ancak nasılki bir bilim adamı kansere karşı ilaç bulduğunu açıkladığı için evinde öldürüldüyse,bu bilgi ve belgeleri de aynı akıbete uğramasınlar diye gizli tutuyorlar!</p>
<p>Bizim evvela bireysel olarak bu oyunlara gelmemeye gayret göstermemiz gerekiyor.Bilinçlenmeli ve sevdiklerimizi bu noktada uyarmalıyız.</p>
<p>Unutmayın: Sağlıklı nesil ;sağlıklı toplum;sağlıklı toplumda her alan'da başarı getirir.</p>
<p></p>
<p>Sağlıkla kalın!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal Afetlerin Doğal Olmayan Sebepleri</title>
<link>https://fikirizleri.com/Yang%C4%B1n</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Yang%C4%B1n</guid>
<description><![CDATA[ Yangın ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_68699d0c4a754.webp" length="24046" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 21:57:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Afet Yangın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal Afet'in Doğal Olmayan Sebepleri</p>
<p>Ülkemiz doğal güzellikleri ve çok çeşitli bitki örtüsü ile süslenmiş eşsiz bir cennet'tir.Ormanlar bu güzelliği tamamlayan önemli unsurlardandır.Sadece insanlara değil,hayvanlara da ev sahipliği yapmaktadır.Ağaçlar'da yaşayan daha adını bile telâffuz edemediğimiz o kadar çok kuş ve kelebek türleri... Sürüngenler,çiçekler ve böcekler...Her yıl tekrar eden orman yangınları sadece ağaçları yakmıyor,ciğerlerimizi de dağlıyor.Çoğu kez hanelere de ateş düşüren bu afet sadece bir kıvılcım'la meydana geliyor,yağış düşme oranı'nın da giderek azalması'yla ve rüzgâr'ın da etkisi'yle birlikte çapı ve dağıldığı noktalar giderek büyüyor,karşı konulmaz,söndürelemez vaziyete dönüşüyor.</p>
<p>Yetkililer ve duyarlı sivil toplum kuruluşları her ne kadar toplumu bu maddî manevî zararlara karşı uyarsa da malesef yine bir şekilde kendini tekrar ederek tüm ülke'nin ağzı'nın tadını kaçırmaya devam etmektedir.İşte bugünler'de de tekerrür eden koca bir yangından söz ediyoruz.Hektârlık ormanları yakıp kül eden bir yangın...</p>
<p>Ve yüreğimizi burkan sahneler'le karşı karşıya kalmamıza sebebiyet veren ihmâller zinciri...Bu yangın'da da gördük ki;ne şimseğ'in çakması ne yıldırım düşmesi... Bilinçsiz ve şuursuz hareket eden insanlar yüzünden sadece fiziksel ve zihinsel olarak çökmüyor,ekonomik olarak'ta ciddi kayıplar'la yüzleşmek zorunda kalıyoruz.Birileri bilinçli olarak kundaklama girişimi'nde bulunuyor,bir diğeri mangâl yapacak diye piknik alanlarını çöp yığınları ile dolduruyor,şişeleri sağa sola savuruyor...Oysa;ilkokul talebesi bile güneş'in dik açıyla yeryüzünü inanılmaz derecede ısıttığı öğle vakitlerinde bir camı koca bir alev topuna dönüştürebildigini biliyor!Ama vatandaş tüm ikâz levhâlarına ve uyarılara rağmen rahatlık'la cam ve plâstik şişeleri sağa sola fırlatabiliyor!Gelişi güzel kullandığımız alanlar...Yol'dan geçerken sigara izmaritlerini cam'dan dışarı atan şoförler, Piknik sahası'nda geri'ye kalan ateşi tam olarak söndürmeyen kural tanımaz vatandaşlar,bağ'ında bahçesi'nde tarlası'nda yabancı otları yok etmek için ateşe veren çiftçiler...İmâr'a kapalı alanları sırf müteahhitlere sunmak için bilerek-kasten arazilere havai fişek veya torpil atan gözü ve gönlü para'ya pula aç insanlar...</p>
<p>Ateş düştüğü yeri yakar!</p>
<p>Canımız yanıyor,zira oksijen deposu ve birçok canlı'ya yaşam olanağı tanıyan ağaçlarımız,ormanlarımız gözümüz'ün önündeki ihmâller ve kuralları hiçe sayan şuursuz insanlar yüzünden cayır cayır yanıp kül oluyor!</p>
<p>Peki,bu elim olay'da bizler'in sorumlulukları nelerdir?</p>
<p>Birincisi; piknik alanlarını amacı dışında hor kullanmayacak,piknik alanlarını çer-çöp'le doldurmayacağız,piknik alanları'nda işimiz bitince çöplerimizi gelişigüzel savurmayıp çöp için ayrılan konteyner'lara atacağız.</p>
<p>İkincisi; Birbirimizi çekinmeden-korkmadan-usanmadan yeşil alan ve ormanlara zarar vermeyecek şekilde kullanma yönünde teşvikler'de bulunacağız,uyarmaya devam edeceğiz,gerekirse müdahele edeceğiz </p>
<p>Üçüncüsü; Caydırıcı cezalar getireceğiz.Zira herhangi bir canlı'yı öldürmek'ten hiçbir farkı yok,bir ağacı bile yakmanın!</p>
<p>Bir fidan'ın tomurcuk vermesi,neşv-ü nemâ bulması uzun bir emek ve zaman gerektirir.Önemli olan milyonlarca fidan dikmek değil,onları koruyabilmektir.Bizler kendi topraklarımızı iç ve dış tehlikelere karşı korumak'la mükellefiz.Buna göre hareket etmeli,bu kırmızı çizgi çerçevesi'nde hayatımıza çeki düzen vermeliyiz.Acaba bize verilen bu ni'metler hiç alınmayacakmış gibi mi düşünüyoruz da bu kadar hor kullanıyoruz!?</p>
<p>Rabbimiz ayet-i kerime'de şöyle buyurmaktadır:"</p>
<p></p>
<p><em><strong>"Ve onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur! </strong></em></p>
<p><em><strong>O her birinin (İnsanın) önünden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allâh'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onlar'ın durumlarını değiştirmez. Allâh bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur."</strong></em></p>
<p>(Ra'd suresi,11.ayet)</p>
<p>Kendimizi ve hatalarımızı düzeltmeye yerleri ve gökleri titreten günah ve hatalarımıza tevbe-istigfâr ederek başlamalı ve ümmet'in sağlık,selâmet ve düzelmesi için bol bol duâ etmeli,sadâka vermeliyiz . Şüphesiz sonunda döneceğimiz,yaptıklarımız'ın veya yapmadıklarımız'ın hesabını vereceğimiz Allahü Teâlâ'ya sırtımızı döndükçe bu musibetler'in ardı arkası kesilmeyecektir .</p>
<p>Bir ağac'ın yok olması bir insanın yok olması'yla eşdeğerdir, lütfen bu hassas konu'da duyarlı olalım.</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zalimler İçin Yaşasın Cehennem !</title>
<link>https://fikirizleri.com/zalimler-icin-yasasin-cehennem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/zalimler-icin-yasasin-cehennem</guid>
<description><![CDATA[ Zalim Cehennem Ceza ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_688dfcf8e9f37.webp" length="39662" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 14:58:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Zulüm Zalim Cehennem Ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM</p>
<p></p>
<p>Ağlama çocuk sil gözyaşlarını</p>
<p>Allah alacak elbet intikamını</p>
<p>Zannetme bu kan yerde kalır</p>
<p>Rabbimin gazabı elbet yakın</p>
<p>Ey mazlum hakkını helal et</p>
<p>Günde 5 vakit altıncısı cenaze</p>
<p>Korkakların sonu olmaktır kepaze</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem</p>
<p></p>
<p>Bir gün gelir, haksızlık düşer,</p>
<p>Mazlumlar kalkar, zaferle gülümser,</p>
<p>İyilik her daim kötülüğü ezer,</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem!</p>
<p>Rüzgar hüzünlü Kanatlar kırık</p>
<p>Denizler öfkeli Dağlarda çığlık</p>
<p>Ateş kalbe umut, satırda merhem</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem</p>
<p></p>
<p>Mazlumları öldüren herkes zalim</p>
<p>Çocuklara kıyanların hepsi zalim</p>
<p>Dini ve de ırkı hiç fark etmez</p>
<p>Kim olursa olsun cehenneme tabii</p>
<p>Hepsi zebani, savaşlara tabii</p>
<p>Bizim gibileri ise barışlara Talip</p>
<p>İki yüzlü meydanları dijital bir katil</p>
<p>Ölen çocukların bütün bedenleri şahit</p>
<p>Alimlerin gölgesi düşer toprağa,</p>
<p>Bir türlü anlaşamadı insanlık ve doğa</p>
<p>Fırtınaları bile sessiz kılar bir dua,</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem!</p>
<p></p>
<p>Yana yana piştik kahse kahse</p>
<p>Parça parça öldük pare pare</p>
<p>Mazlumun gözyaşı alev alev</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem!</p>
<p>Küfür tek millettir Kaçarlar Cennetten</p>
<p>Mahkeme-i Kübra bizi fazla bekletmez</p>
<p>Çekecek elbet bütün çektirenler</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem</p>
<p></p>
<p>Zulme uğruyorsun ama sakın merak etme Allah var Allah ey zalimler unutmayın güçlü olan değil Allahla olan kazanır</p>
<p>Âllah ile</p>
<p>Bir gün gelir, haksızlık düşer,</p>
<p>Mazlumlar kalkar, zaferle gülümser,</p>
<p>İyilik her daim kötülüğü ezer,</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem!</p>
<p>Rüzgar hüzünlü Kanatlar kırık</p>
<p>Denizler öfkeli Dağlarda çığlık</p>
<p>Ateş kalbe umut, satırda merhem</p>
<p></p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem</p>
<p>Dini, ırkı fark etmez</p>
<p>Çoluk çocuğu öldüren bütün</p>
<p>Zalimler için yaşasın cehennem!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Medya&amp;apos;da Engellemek veya Engellenmek Nasıl Bir Duygu?</title>
<link>https://fikirizleri.com/sosyal-medyada-engellemek-veya-engellenmek-nasil-bir-duygu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sosyal-medyada-engellemek-veya-engellenmek-nasil-bir-duygu</guid>
<description><![CDATA[ Engellenmek sosyal medya sanal alem ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_687598bb75193.webp" length="24890" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Jul 2025 03:00:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Engellenmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"BLOCKED ON SOCIAL MEDIA BY SOMEONE "</p>
<p></p>
<p>Engellemek ya da engellenmek...</p>
<p>Her ikisi de kulağa kötü gelen,yüreğe sızı veren kavramlardan.Sadece fiziksel hayat'ta değil sanal âlem'de de meydana gelen bu tatsız durum insanın canını yakar niteliktedir.Ayrılığ'ın büyüğü küçüğü olmaz,derler.Çoğu zaman yerli yersiz tartışmalar'ın,yanlış anlaşılmaların bir neticesi olsa da,bazen iki sıkı arkadaşın,dostun bazen menfaat ve beklentileri uyuşmayan,bu yüzden birbirlerine yabancı duruma gelmiş iki sevgili'nin kişisel tercihi sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır,mesafe koymak,daha doğrusu iletişimi engellemek.Bu bazen kendini,onur ve haysiyetini korumak bazen de karşı tarafa ceza vermek amacı taşıyan bir tutumdur.</p>
<p>Her halükarda en acısı nedir,biliyor musunuz?Belki çoğu ilişkiler ayları yılları bulan bu dostluklar,sevgi,sohbet ve muhabbet vesilesiyle birbirine alışmış,can-ciğer olmuş hâle geldikten sonra bireysel ve kitlesel kopuşların meydana gelmesidir.Bir bina'yı dikmek aylar yıllar sürerken,onu yıkmak bir anlık'tır.Farz-ı misâl sizi tatlı tatlı tırmalayarak sabaha uyandıran,işten gelirken şimşek hızıyla kapıda karşılayan, yüzünüzü güldüren,günün yorgunluğunu üzerinizden alan,sevginizi arttıran bir kedi'yi veya köpeği aylar veya yıllar sonra ortaya aniden çıkan bir yaygın hastalık yüzünden elinizden alıyor,evinizden uzaklaştırıyorlar.Ne kadar zor bir durum değil mi!?Kedi ve köpeği olanlar bu durumu çok iyi bilirler.Neden zor,diyoruz,oysa alternatif yok mu:Yani bir hayvansever birden çok kedi besleyebilir,sevebilir,şart mı illa şu olacak bu olacak demek?Pati ismini verdigi kedisini kaybeden birine dünyanın kedilerini getirin yine de Pati'nin sevgisini,sıcaklığını veremez,yerini dolduramaz,çünkü sevgi'den daha ağır bir imtihandır bir şeylere alışmak!</p>
<p>İşte bu Pati örneğinde olduğu gibi bizim de,birilerinin de yerini kolay kolay doldur(a)mayacağı dostları,sevgilileri,eş, dost,akrabaları,kurulması yılları bulan ilişkileri vardır.Bunların kaybı tarif edil(e)mez,ancak şu kadarını söyleyebiliriz: ''Ayrılık ile ölümü tartmışlar,ayrılık ölüm'den bir dirhem fazla gelmiş."</p>
<p>Bizim de ömrümüz boyunca yediğimiz kısa veya uzun vadede engellerimiz olmadı mı bu hayat'ta?Kimi zaman eşimizden,kimi zaman dost ve akrabamızdan,kimi zaman evlilik yolunda ilerlediğimiz sevgilimizden,nişanlımızdan...</p>
<p>Onun için yılların en acı tecrübesiyle her zaman diyoruzki; beyler, bayanlar:"Alışmak sevmek'ten daha zordur,sevin,sevginizi gösterin,haykırın,zira sevmek ve sevilmek en güzel duygudur.Bu duygu insanı daima diri tutar, umutlarına,hayallerine,geleceğine ışık tutar,renk katar.Ancak aşırı gidip sevdiğiniz biri sanki hiç sizden ayrılmayacakmış gibi yaşama'ya alıştırmayın kendinizi.Ne kadar çok seversek,ani bir ayrılık'ta yasayacağımız hayalkırıklığı ve hüzün de o nispet'te ağır olur, öyle ki bazı durumlarda travma etkisi oluşturur,hastanelik eder,HafizanAllah!</p>
<p>Hayatımızı kolaylaştırmak için baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojinin günlük hayatımıza kattığı birçok özelliğe sahip cep telefonları'yla bütünleşmiş durumdayız adeta.Birçok işimizi,iletişimimizi bu sayede gerçekleştiriyoruz,artık 21.yüzyıl tuşsuz bir talefonla sadece "alo" deme özelliği'yle kısıtlı basit bir zaman dilimi değil!Bunlarla imtihanımız da başlı başına bir sorun ve konu.Ancak alışmak veya bağımlı olmaktan söz etmişken bu konuya da kısaca değinmeden geçmek istemem:Daha kaç gün önce önce Whatsapp'ta sonra da Instagram'da saatler süren bir kesinti meydana geldi.O zaman kendime şunu söylediğimi hatırlıyorum:Ne kadar da alışmışım şu sosyal medyada vakit geçirmeye, birkaç saat bağlantı kesildi diye adeta kıyameti koparacak hâle büründüm.İşte alışmak dediğimiz şey tam'da bu aslında.Bir insana,bir hayvana,bir eşyaya alışmak dünya'nın en zor işi bu olsa gerek.Çünkü sanki bir gün yokolup gitmeyecekmiş gibi seviyor ve sahipleniyoruz,doğal olarak'ta bunların yokluğu tarifsiz derin acılar, sancılar bırakıyor hayatımızda.</p>
<p>WhatsApp, Youtube, Instagram, Facebook,X gibi platformlarla adeta sıkı fıkı birer arkadaş olduk.Gerçek hayat'tan kopuk sanal bir âlem!</p>
<p>Bunlardan herhangi birinden engel almamış kimse yoktur aramızda diye düşünüyorum.Ne kadar acı verse de hak edenlerin yanında bu ızdırap verici,insanın gönlünü hüzne boğan,gözlerini yol'da bırakan durumu hak etmeyenler de vardır.Bir insan,grup veya kanal neden engellenir?</p>
<p>Yaptığımız gözlemler şunları ortaya çıkardı:</p>
<p>1.Eğitim Kültür Çatışması</p>
<p>2.Din,Dil ve Irk Farklılığı </p>
<p>3.Nabza Göre Şerbet Sunmayan Kişi veya Sayfalar </p>
<p>4.Saygı-Sevgi Çizgisini Sapan Diyaloglar,Mesajlar</p>
<p>5.En Ufak Bir Öfkeyle Tarafların Klavyelerinden Dökülen Onur Kırıcı Sözler.</p>
<p></p>
<p>Bunlardan müstesnâ bazı insanlar vardır ki yeri ve şahsı bambaşka bir özellik ve güzellik katar girdiği ortamda.Özellikle bu tip insanları hayatımızdaki önyargılarımıza kurban etmemeliyiz,onları diğer kötü niyetli insanlardan ayırt etmek,ayırmak için dinlemeye ve anlamaya ihtiyacımız vardır.Sevdiklerimizi üzmeyelim.Onların sizin bir selâmınız'a,merhabanıza,bir mesajınıza, içten gelen bir duanıza muhtaç ve hasret olduklarını aklımızdan çıkarmayalım.</p>
<p>Sevdiklerinize ömür boyu sarılın,onları ne terk edin ne engelleyin ne de yokluğunuz'la imtihan ve terbiye edin.</p>
<p>Dünya çok kısa bir seferde,bizler bu seferde sadece birer yolcuyuz.Küsmeye küstürmeye,nefret etmeye,nefret ettirmeye hiç gerek yok! inanın.Bavulumuzu alıp gittiğimizde iyi hatıralar bırakmaya çalışalım.</p>
<p></p>
<p>~Abdulaziz ADAKAN ✍? </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DOĞAL AFETLERİN DOĞAL OLMAYAN SEBEPLERİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/dogal-afetlerin-dogal-olmayan-sebepleri</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dogal-afetlerin-dogal-olmayan-sebepleri</guid>
<description><![CDATA[ Yangın ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_686d53f70019a.webp" length="36696" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 20:23:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Afet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal Afet'in Doğal Olmayan Sebepleri</p>
<p></p>
<p>Ülkemiz doğal güzellikleri ve çok çeşitli bitki örtüsü ile süslenmiş eşsiz bir cennet'tir.Ormanlar bu güzelliği tamamlayan önemli unsurlardandır.Sadece insanlara değil,hayvanlara da ev sahipliği yapmaktadır.Ağaçlar'da yaşayan daha adını bile telâffuz edemediğimiz o kadar çok kuş ve kelebek türleri... Sürüngenler,uçan memeli hayvanlar, çiçekler ve böcekler...Her yıl tekrar eden orman yangınları sadece ağaçları yakmıyor,ciğerlerimizi de dağlıyor.Çoğu kez hanelere de ateş düşüren bu afet sadece bir kıvılcım'la meydana geliyor,yağış düşme oranı'nın da giderek azalması'yla ve rüzgâr'ın da etkisi'yle birlikte çapı ve dağıldığı noktalar giderek büyüyor,karşı konulmaz,söndürelemez vaziyete dönüşüyor.</p>
<p>Yetkililer ve duyarlı sivil toplum kuruluşları her ne kadar toplumu bu maddî manevî zararlara karşı uyarsa da malesef yine bir şekilde kendini tekrar ederek tüm ülke'nin ağzı'nın tadını kaçırmaya devam etmektedir.İşte bugünler'de de tekerrür eden koca bir yangından söz ediyoruz.Hektârlık ormanları yakıp kül eden bir yangın...</p>
<p>Ve yüreğimizi burkan sahneler'le karşı karşıya kalmamıza sebebiyet veren ihmâller zinciri...Bu yangın'da da gördük ki;ne şimseğ'in çakması ne yıldırım düşmesi... Bilinçsiz ve şuursuz hareket eden insanlar yüzünden sadece fiziksel ve zihinsel olarak çökmüyor,ekonomik olarak'ta ciddi kayıplar'la yüzleşmek zorunda kalıyoruz.Birileri bilinçli olarak kundaklama girişimi'nde bulunuyor,bir diğeri mangâl yapacak diye piknik alanlarını çöp yığınları ile dolduruyor,şişeleri sağa sola savuruyor...Oysa;ilkokul talebesi bile güneş'in dik açıyla yeryüzünü inanılmaz derecede ısıttığı öğle vakitlerinde bir camı koca bir alev topuna dönüştürebildigini biliyor!Ama vatandaş tüm ikâz levhâlarına ve uyarılara rağmen rahatlık'la cam ve plâstik şişeleri sağa sola fırlatabiliyor!Gelişi güzel kullandığımız alanlar'ın:Yol'dan geçerken sigara izmaritlerini cam'dan dışarı atan şoförler, Piknik sahası'nda geri'ye kalan ateşi tam olarak söndürmeyen kural tanımaz vatandaşlar,bağ'ında bahçesi'nde tarlası'nda yabancı otları yok etmek için ateşe veren çiftçiler...İmâr'a kapalı alanları sırf müteahhitlere sunmak için bilerek-kasten arazilere havai fişek fırlatan gözü ve gönlü para'ya pula aç insanlar...</p>
<p>Ateş düştüğü yeri yakar!</p>
<p>Canımız yanıyor,zira oksijen deposu ve birçok canlı'ya yaşam olanağı tanıyan ağaçlarımız,ormanlarımız gözümüz'ün önündeki ihmâller ve kuralları hiçe sayan şuursuz insanlar yüzünden cayır cayır yanıp kül oluyor!</p>
<p>Peki,bu elim olay'da bizler'in sorumlulukları nelerdir?</p>
<p>Birincisi; piknik alanlarını amacı dışında hor kullanmayacak,piknik alanlarını çer-çöp'le doldurmayacağız,piknik alanları'nda işimiz bitince çöplerimizi gelişigüzel savurmayıp çöp için ayrılan konteyner'lara atacağız.</p>
<p>İkincisi; Birbirimizi çekinmeden-korkmadan-usanmadan yeşil alan ve ormanlara zarar vermeyecek şekilde kullanma yönünde teşvikler'de bulunacağız,uyarmaya devam edeceğiz,gerekirse müdahele edeceğiz </p>
<p>Üçüncüsü; Caydırıcı cezalar getireceğiz.Zira herhangi bir canlı'yı öldürmek'ten hiçbir farkı yok,bir ağacı bile yakmanın!</p>
<p>Bir fidan'ın tomurcuk vermesi,neşv-ü nemâ bulması uzun bir emek ve zaman gerektirir.Önemli olan milyonlarca fidan dikmek değil,onları koruyabilmektir.Bizler kendi topraklarımızı iç ve dış tehlikelere karşı korumak'la mükellefiz.Buna göre hareket etmeli,bu kırmızı çizgi çerçevesi'nde hayatımıza çeki düzen vermeliyiz.Acaba bize verilen bu ni'metler hiç alınmayacakmış gibi mi düşünüyoruz da bu kadar hor kullanıyoruz!?</p>
<p>Rabbimiz ayet-i kerime'de şöyle buyurmaktadır:"</p>
<p></p>
<p>"Ve onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur! O her birinin (İnsanın) önünden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allâh'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onlar'ın durumlarını değiştirmez. Allâh bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur."</p>
<p>(Ra'd suresi,11.ayet)</p>
<p>Kendimizi ve hatamızı düzeltmeye yerleri ve gökleri titreten günah ve hatalarımıza tevbe-istigfâr ederek başlamalı ve ümmet'in sağlık,selâmet ve düzelmesi için bol bol duâ etmeli,sadâka vermeliyiz . Şüphesiz sonunda döneceğimiz,yaptıklarımız'ın veya yapmadıklarımız'ın hesabını vereceğimiz Allahü Teâlâ'ya sırtımızı döndükçe bu musibetler'in ardı arkası kesilmeyecektir .</p>
<p>Bir ağac'ın yok olması bir insanın yok olması'yla eşdeğerdir, lütfen bu hassas konu'da duyarlı olalım.</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anla&amp;Bu Şiir Sana</title>
<link>https://fikirizleri.com/anla-bu-siir-sana</link>
<guid>https://fikirizleri.com/anla-bu-siir-sana</guid>
<description><![CDATA[ Sevda Ateşten Gömlek ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_6860555aa6359.webp" length="12244" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Jun 2025 23:50:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevda Ateşten Gömlek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anla-Bu Şiir Sana</p>
<p>Utangaç bir çocuk gibi sana olan duygularımı içime atıyorum, ıstırap verse de,anlatamıyorum;dile gelmesi gereken çok şey var oysa,ama sen anla istiyorum...</p>
<p>Sen gör istiyorum sana hayran hayran bakan gözlerim'deki ışığı,parıltı'yı,umudu...</p>
<p>Sen anla istiyorum her merhaba degişi'nin,selâm verişi'nin kalbim'de filizlendirdiği sevgi tomurcuklarını.</p>
<p>Kızaran çehrem'den,titreyen dizlerim'den sen anla,sen anla sana âşık,sana meftun,sana hayran kor ateşe dönen bu garip yüreğimi.</p>
<p>Dile gelmek'ten korkan duygularımı yaşayarak anlatıyorum sana bari bunu anlasana!</p>
<p>Bazen bir çiçeği imtinâ ile okşamam'dan anla sevgi ve merhametimi bazen de bir karınca'yı ezmemek için yolumu değiştirmem'den...</p>
<p>Benimki herkes gibi sonunda kursak'ta kalan basit bir heves değil,</p>
<p>Benim dava'm asil bir direniş,umut'la bekleyiş...</p>
<p>Birgün farkedersin belki,</p>
<p>Ve o zaman anlarsın beni yaşatan bir nefes olduğunu.</p>
<p>O zaman anlayacaksın tüm zorluklara rağmen nasıl dimdik ayak'ta durduğumu,kalbim'in kalbine kördüğüm gibi bağlı olduğunu,hâlâ sana niçin koştuğumu...</p>
<p>İşte o zaman vay be diyeceksin,</p>
<p>Anlayacaksın duâ'nın,mücadele'nin,sabrın ve sevgi'nin gücünü.</p>
<p>Öyle ;</p>
<p>Ben anlatamıyor olsam da sen anla işte.</p>
<p>Ümit çiçeklerimiz solmadan,</p>
<p>Yollarımız ayrılmadan sen anla!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>
<p>28 Haziran 2025 C.tesi, 23:30</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazar&amp;apos;ız</title>
<link>https://fikirizleri.com/yazariz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yazariz</guid>
<description><![CDATA[ Yazı&#039;ya meftun ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68493d3d48c9a.webp" length="13484" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 11:26:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yazı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen toprağa bakarız, bazen gökyüzüne dalarız. Bazen kısa bazen uzun yollar yolculuklar...</p>
<p>Bazen bir kuş'un cıvıltısı'nda bazen bülbül'ün zikri'nde,</p>
<p>Bazen kuru bir ağaç'ta,bazen tomurcuk veren bir çiçek'te ilhâm ararız.</p>
<p>Bazen hicran sızısı kaplar tüm bedenimizi bazen vuslât bekler umut'la yol gözleriz.</p>
<p>Güneş toprağı ısıtırken,</p>
<p>Yağmur rahmeti'yle süzülerek inerken yeryüzüne derin duygular sarar tüm benliğimizi.</p>
<p>İşte o an dile gelir, duygular,sevinçler,umutlar, özlemler ve hüzünler ve o an biz dolarız taşarız, sözcükler'in kuyusunu kazarız, yazarız çünkü biz <em>Yazar'ız</em>.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sorarlarsa beni sana...</title>
<link>https://fikirizleri.com/sorarlarsa-beni-sana</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sorarlarsa-beni-sana</guid>
<description><![CDATA[ Vedâ ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68467faac4175.webp" length="7696" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 09:34:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Vedâ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birgün sorarlarsa beni de sana,</p>
<p>Anlatırken sakın ağlama!</p>
<p>Mecnûn'un biriydi göç etti dersin.</p>
<p>Dinmeyen acılarını sahte gülüşler'in arkasına saklardı,dersin.</p>
<p></p>
<p>Birgün sorarlarsa beni de sana,</p>
<p>Anlatırken sakın ağlama;</p>
<p>O çok sevdi,ama yüzü hiç gülmedi dersin.</p>
<p></p>
<p>Sevgi,umut ve iyilik dolu yüreği,</p>
<p>Hep kırıldı,incindi,incitildi dersin.</p>
<p>Üzmemek için çok üzüldü,üzüldükçe garip yüreği daha da yoruldu dersin.</p>
<p></p>
<p>Sorarlarsa bir gün beni de sana,</p>
<p>Bir gün aç bir gün tok yattı,kimsenin ruhu duymadı dersin,</p>
<p>Ama hiçbir zaman şekva etmedi de;</p>
<p>Bu da geçer ya hû derdi,dersin.</p>
<p></p>
<p>Bir gün sorarlarsa beni de sana ,</p>
<p>Anlatırken sakın ha ağlama,</p>
<p>O çok sevdi,ama gülmedi dersin.</p>
<p>Burda gülmeyen yüzü gülsün diye öldü dersin.</p>
<p></p>
<p>Sevda'dan,sevgi'den yana hep eksik kaldı,</p>
<p>Aldandı,aldatıldı,yanıldı,yandı...</p>
<p>Hayatı,hayalleri ve umutları ahirete kaldı dersin.</p>
<p></p>
<p>O çok bekledi,ama beklenen gelmedi ve garip yüreğine değmedi dersin.</p>
<p>Beklenen gelmedi,garip yüreğine değmedi,dersin!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Âşk Olsun</title>
<link>https://fikirizleri.com/ask-olsun</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ask-olsun</guid>
<description><![CDATA[ Sevgi umut ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_683f9e1044409.webp" length="16840" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 04:18:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen kalem'in mürekkebi'nde,bazen kağıd'a dökülen mısralar'da saklı sana olan hasret'im.</p>
<p>Bu sefer imkânsız'ın peşindeyim hayaller'im beni de aştı,</p>
<p>Sevda'm coşkun bir sel oldu,akıntı'ya kürek çeker oldum.</p>
<p>Gerçek ve hayal birbirine karıştı,</p>
<p>Yarınlara dair umutlar'ım benliğimi de aştı.</p>
<p>Öyle saf,öyle berrak,öyle ince bir dokunuştu ki, nâkış nâkış işlenen,</p>
<p>Adım adım bu karşılaşma'da kader sanki ağlarını daha evvel örmüştü,</p>
<p>Beni bu hâle getiren mavi gözlü bir bakıştı.</p>
<p>Biri gelir,seni sen eder;biri gelir,seni senden eder,</p>
<p>ustam demiş,tembihlemişti.</p>
<p>Biri de gelir gönlüne taht kurar,bayrağını orda diker demişti,</p>
<p>Sevda da bir nevî rızıklanmakmış,</p>
<p>El-Vedûd bu ism-i şerifleri'yle kulları'nın gönlüne tecelli etmiş,</p>
<p>Evlat!</p>
<p>Kendinden bilme işi, biliyorum deme bir şeyi;seven O,sevdiren O, sevindirecek O'dur.</p>
<p>Leyla'dan Mevla'ya giden yol'un adı âşktır;</p>
<p>Uzun ve çetin imtihânlar âşk ile başlar,aşk ile aşılır.</p>
<p>Sevmedim,sevmiyorum,sevmeyeceğim,diyene vallahi de billahi de saşılır.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşeren Ümitler</title>
<link>https://fikirizleri.com/Mavi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Mavi</guid>
<description><![CDATA[ Yeşeren Ümitler ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6837b029d3ee7.webp" length="34638" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 29 May 2025 03:58:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Yeşeren Ümitler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz mavisi gözleri'nde saklıymış cennet'im</p>
<p>Sıcacık bir tebessümüne yüreğim'in esir olduğu,</p>
<p>Nerden,nasıl çıktın böyle karşıma,</p>
<p>Tam'da yalnızlığa alışmışken;sevgi ve umudumu yeniden yeşerten.</p>
<p></p>
<p>Adımı bile unuttum;adını sayıklar oldum, herşeyim sen oldun;</p>
<p>Ekmeğim,aşım,gece'm gündüz'üm,bugün'üm,yarın'ım...</p>
<p>Hasret kokan türküler mırıldanır oldu saz'ım,söz'üm.</p>
<p></p>
<p>Gök mavisi gözleri'nde kaybolduğum,</p>
<p>Senin'le dağıldı yüreğim'deki kara ve sisli bulutlar,</p>
<p>Senin'le açıldı yeniden yollar,bembeyaz sayfalar...</p>
<p>Senin'le güler oldu ağlayama'ya doyan gözler'im.</p>
<p></p>
<p>İkinci bahar dedikleri bu muydu yoksa ey sevgili!</p>
<p>Sabır ve duâ'yla aşılan yokuşlar'ın en güzel hediyesi miydin bana yüce Yaradan'dan?</p>
<p>Cennet bakışlı,gül yüzlü,ömrüme ömür,canıma can katan sevgili!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍? </p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ENGEL OLMAYALIM!..</title>
<link>https://fikirizleri.com/Engel</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Engel</guid>
<description><![CDATA[ Özel yetenekli insanlar ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_683559fedb7eb.webp" length="16954" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 27 May 2025 09:25:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Engelsiz yaşam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kimi</strong> doğuştan kimi ise sonradan hiç birimizin arzu etmeyeceği durumlar'la karşı karşı'ya kalmışlardır. Gözleri görmeyenleri "<em>âmâ</em>" veya kaba tabir'le kör; kulakları işitmeyenleri sağır; eli-ayağı tutmayanları topal;beynin'de rahatsızlık duyanları veya hasar oluşanları ise zihinsel engelli veya deli diye nitelendiriyoruz ve malesef bizler gibi etten kemikten yaratılan bu "özel insanları "kırmaktan, üzmekten, haklarını gasp etmek'ten geri durmayan insanlar hâline geldik!</p>
<p><strong><em>Empati</em></strong> yapmayı tamamen unuttuk, "tamamen" diyorum açık ve net bir şekilde,çünkü toplum olarak bugün yaşadığımız birçok problemin altında bu kaçınılmaz gerçek var.</p>
<p>Size birşey soracağım: Mertçe cevap verin bana,hiç kendinizi-bir an olsun-o engelli diye dışladığınız (özel)insanları'n yerine koydunuz mu ya da sevdikleriniz'den herhangi birini?..</p>
<p>Şimdi biraz düşünelim ya da matematiksel tabiriyle; beyin fırtınası yapalım, ne dersiniz!?</p>
<p>Merak etmeyin tâ doğuma kadar gidecek değilim.Yarın sabah uyandınız ve gözleriniz hiçbir şey görmüyor, her yer kapkaranlık... Doktor kör olduğunuzu söyledi. Ne yapardınız?</p>
<p>Aniden işitme kaybı yaşadınız, doktor size bir veya her iki kulağın artık sağır, deseydi ne yapardınız!?</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın; niyetim rencide etmek değil;sadece bunlar üzerine sizi düşünmeye sevk ediyorum.Çook insan var,akşam yatağına sapasağlam uzanıpta sabaha sakat uyanan. Hafizan Allah, ya siz de o kendinizden değilmiş gibi muamele ettiğiniz (özel) insanlar gibi herhangi bir sakatlıkla imtihan edilseydiniz ve bugün onlara yapılan eziyet ve zulm'ün aynısı size de yapılsaydı üzülmez,kırılmaz mıydınız?</p>
<p>Doğduğunuza doğacağınıza pişman etseydiler...Hoşunuza gider miydi?</p>
<p>Hem o dışladığınız (özel) insanlar sizden daha çok hayata sarılıyor ve nice nice başarılara imza atıyor: Bir bakıyorsunuz yüzme şampiyonu bir bakıyorsunuz okçuluk, resim, heykel,</p>
<p>futbol, hentbol, voleybol, koşu müsabakaları,santranç,tenis, basketbol... Gibi alanlar'da madalya, altın madalya, bronz ve diğer kupaları alıyor, göğsümüzü kabartıyorlar!</p>
<p>Hatta içleri'nde öğretmen, şair, ressam, veya yazar olanlar da var... Bizim bu (özel)yeteneklere sahip insanımızı desteklememiz, eli'nden tutmamız, yolunu açmamız gerekirken; engel teşkil eden durumlar'la boğuşmalarına sebebiyet veriyoruz. Oysa onlar kendi kaderlerini kendi çizmedi. Kendileri için yapılan ve sınırı belirlenen sarı noktalar'da görme engelliler yürümesi gerekirken; başkaları yürüyor.Toplu taşıma araçları'nda onlar için ayrılan bölüme sapasağlam olan biri rahatlıkla ve fütûrsuzca oturabiliyor... Affedersiniz; hastane vs. yerlerde sadece onlara mahsus yerleri düşünmeden kullanabiliyoruz. Daha da ileri giderek ve saygısızca görmeyen, duymayan insanlarla bazen jest ve mimik'le bazen de sesli bir şekilde dalga geçebiliyoruz!</p>
<p>Gerçi bizler evimiz'in önündeki bir kediye bir tas yemeği ve suyu çok gören insanlarız. Nerde kaldıki insana biraz sevgi biraz saygı ve merhamet!.. Ne ara böyle bir topluma dönüştük: Olaylara duyarsız, insanlara ve hayvanlara karşı zalim...</p>
<p>Hangi kitap'ta yazıyor... Çünkü ben 4 büyük semavî din'in kitapları'nın hiçbirinde eziyete, zulme, haksızlığa, cahilliğe teşvik eden ibâreler görmedim. Hele ki son Din'in son Kutsal Kitabında asla böyle bir ayet görmedim. Kur'an düşünme'ye, iyiliğe, sevgi'ye, merhamete, duyarlılığa ve güzel ahlâk'a teşvik eder. Aranız'da iyiliği ve selâmı yayın der. Pekiyi o zaman biz neyle amel ediyoruz? Neye göre önyargı'da bulunup hemen hüküm veriyoruz!?</p>
<p>Önümüzde toplumsal bir gerçek varken; bizleri münferit davranmaya, ben eksenli düşünmeye sevk eden nedir?</p>
<p></p>
<p>Biz bu engelleri aşmadıkça asıl engelin bizler olduğunu ve bizden kaynaklandığını kavramadıkça toplumsal bir huzur ve denge sağlayamayacağız.</p>
<p></p>
<p>Zaten yeterince zor olan hayatlarını daha da zorlaştırmamak adına bu yazıyı dikkat'le okumanızı ve paylaşmanızı istirhâm ediyorum.</p>
<p></p>
<p>Ve yazımı şu hâdis-i şerif'le bitirmek istiyorum:</p>
<p><strong><em>"Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.</em></strong></p>
<p><strong>Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız."</strong></p>
<p>Hazret-i MUHAMMED (sav)</p>
<p></p>
<p>Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına da yapmayınız.</p>
<p></p>
<p>Sevgi, umut ve iyilik'le...</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazar ✍? </p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nefsimize ve Neslimize Karşı Sorumluyuz!</title>
<link>https://fikirizleri.com/nefsimize-ve-neslimize-karsi-sorumluyuz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/nefsimize-ve-neslimize-karsi-sorumluyuz</guid>
<description><![CDATA[ Nesil ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682e8c3b6568d.webp" length="14140" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 22 May 2025 05:31:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Nesil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nefsimize ve neslimize karşı sorumluyuz.</p>
<p></p>
<p>Bizler müslüman'ız Elhamdülillah ve biliyoruz ki ins u cin Allahü Teâlâ'ya kulluk etmek için yaratılmıştır.Biz müslüman olarak diğer inançlara sahip toplumlar'dan daha uyanık daha akıllı daha çalışkan ve bilinçli olmalıyız.Bizler nefsini Allah için Allah'ın kullarına feda eden;nefsi nefsi nefsi değil " ümmeti ümmeti ümmeti"diyen bir peygamber'in (aleyhissalâtü vesselam)ümmetiyiz.Nefsimiz'den fedakârlık etmeden ne kendimize ne de diğer kardeşlerimize faydalı olabiliriz.Kendisine faydalı ol(a)mayan bireyler'in nesillerini de ihyâ ve irşâd etmeleri mümkün değildir.Nefislerimiz bilhassâ şu içinden geçtiğimiz zaman dilimleri'nde birer azgın canavara dönüşmüştür: uyku'ya eğlence ve oyuna doymayan bir robot gibi hayatını sadece yeme içme gezme tozma gibi faaliyetler'le dar bir kalıb'a sıkıştırma'ya çalışan insanlar'ın bir ferdi bir aile'yi veya toplumu inşâ ve ihyâ etmeleri imkansızdır.Nefislerine ve nesillerine söz geçiremeyen insanlar'ın varlıklarını sürdürmesi beklenemez,böyle bir ortam'da refah'tan ,huzur'dan, adaletten vesaire söz edilemez.Her şey iyi birer rol model olmak'la bağlantılıdır:Sigara içen bir ana baba'nın:" oğlum kızım sigara kötü bir şey onu sakın içme "demesi'nin ne etkisi olabilir ?Alkol tüketen ana baba'nın evladına :"Alkol haramdır ,içme demesi'nin ne gibi bir faydası olabilir ki!?Ev ortamı'nda, iş ortamı'nda, mahalle'de vesaire yerler'de bel'den aşağı sözler kullanan bireyler'in küfürlerine maruz kalan çocuklar'ın ,gençlerimiz'in ruhen ,kalben, zihnen sağlıklı olmalarını ,kendisine ailesine ve topluma faydalı bir nesil olmasını nasıl bekleyebiliriz ki !? Allahü Teâlâ Zariyat suresi'nin 55 .ayeti'nde:" Sen öğüt verip hatırlat çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir" buyurmaktadır.Bizler de bu ayeti duyan tebriğçiler olarak üzerimize aldığımız bu vazife'den dolayı Allah rızası için ve O'nun emrine ittiba etmek maksadı'yla hepinize ulaştırma'yı gaye edindik. Rabbimiz bu nokta'da bizi daha bilinçli hâle getirsin ve ümmeti muhammed'in birer ferdi olan sizlere ve hizmetlerinize amâde eylesin inşAllah.Geleceğimiz, yarınlarımız ,umutlarımız olan çocuklarımıza maddi manevi tüm güzellikleri anlatmak ,aktarmak ve onları Kur'an ve Sünnet gibi manevi ilaçlar'la aşılamamız gerekir.Bu doğrultu'da her şeyden önce onları anne karnı'ndan tutun çocukluk evresini yaşadığı döneme kadar ve dahi sonrası'nda helal ve temiz olan gıdalar'la yedirmeli içirmeliyiz . Sonra 7 yaşına geldiği'nde kız ya da erkek evlatlarımıza namazı öğretmeliyiz, 10 yaşı'nda ise bunu artık emretmeliyiz fennî ilimler'in yanında Kur'an ilmi'yle de tanıştırmak ,kaynaştırmak zorundayız. Çocuklarımıza iyi birer örnek olmak için gayret göstermeliyiz, özellikle Elif Bâ'dan itibaren namaz'da okunan kısa sureleri gerekirse defalarca okumak sureti'yle öğretmeli onlara ezberletmeliyiz, abdest alırken namaz kılarken onlar'ın da bizi seyretmesini sağlamalıyız .Abdest'ten namaza, namaz'dan dua'nın nasıl yapıldığına kadar Rabbimiz'in öğret ve hatırlat buyurduğu her şeyi çocuklarımıza öğretmek bizim en önemli ,en aslî görevimizdir .Çocuğun eline 3 beş kuruş sıkıştırıp başı'ndan salmak değildir ana baba olmak :her odaya birer tablet telefon ve bilgisayar koyarak onları savaş oyunlarına, chat programlarına mahkum etmek ,sanal alem'in sahte dostluklarına ,çirkinliklerine teslim etmek hiç değildir.Toplum'un çekirdeği aile ;aile'nin çekirdeği de çocuklardır. Günümüz toplumu'nda bir tablo çizecek olursak esrarı'ndan tutun kumarına kadar içki kullanan çocuklar'ın yaş ortalamaları 9'a kadar inmiştir. Hırsızlık ,yalan talan ,adam öldürme ya da yaralama gibi suçlar'ın yaş ortalamaları da maalesef bu şekildedir. Şunları sormamız gerekiyor kendimize: Bu çocuklar'ın derdi neydi? Bu çocuklar'ın dermanı kimdeydi ?Bu çocuklar şimdi nerede?</p>
<p></p>
<p>Çocukluklarını yaşama'dan bu dünya'dan göçenler'in yanında ;organ mafyaları'nın ,kapkaç çeteleri'nin, kumarbazlar'ın ,mafya babaları'nın, eline düşenler ,-af buyurun- pavyon ,gazino,meyhane köşelerine düşenler , sokaklar'da bir lokma ekmek için dilenenler ve başlarını sokacak bir damı olmayanlar, terör'ün onun ,bunun eline düşüp dağa kaçanlar, hapishane, akıl hastanesi veya mezar'da olanlar ,eğitim hayatları yarı'da kalan çocuk ya da gençleri kimler neden ve nasıl bu hale getirdi!?Suçlu kim :Kanunlar mı insanlar mı zaman mı kader mi ?Kendimizi kandırmayalım kıymetli kardeşlerim ,değerli büyüklerim ,tedbirini almadığımız bir şeyin sorumlusu olarak kaderi tenkit edemeyiz, bu kader'in sahibine saygısızlık ve iftira olur. Kader mefhumu nasıldır bilir misiniz ?</p>
<p>Siz hayallerini kurduğunuz gayenize Allah'ın size bahşettiği akıl ve cüzî irade ile ulaşmak için çalışır çabalar tedbirlerinizi alır ve ondan sonra tevekkül edersiniz ,tüm çabalarınıza rağmen o ideallerinize vâsıl olamazsanız ,işte o zaman "bu benim kaderim de yoktu "dersiniz, kenara çekilirsiniz ve emr'in başım,gözüm üstüne dersiniz ,ancak biz herşey'de olduğu gibi deve'yi bağlama'dan tevekkül etme'nin kolaylığına kaçtık: çocuklarımız gençlerimiz konusu'nda da suy'un akışına bırakmayı tercih ettik. Şunu da özellikle ifade etmem gerekir:Tabii ki elleri öpülesi anne babalar da var, kendi zamanları'nda da öldük'ten sonra da arkaları'ndan rahmet okutan anne babaları tenzih ediyorum ,fakat toplum'un genel portresi bu şekildedir. İnsan eli'yle yapılan kanunlar'ın yaptırım gücü olmadığını artık çok daha iyi görmekteyiz. Bu yüzden Allah'ın kanunlarına: 114 sure ve 6666 küsür ayetine teslim olma'dan ,nefs'in ve nesl'in terbiyesi'nden söz edemeyiz.Kardeşlerim ,kıymetli dostlarım büyüklerim!</p>
<p> Evlatlar'ın anne baba üzeri'ndeki hakları'ndan birisi de ona güzel isim vermesidir: Ali ,Ömer ,Ahmet ,Mehmet;Ayşe, Fatma ...Maşallah ne güzel isimler. Çok güzel isimler'le hitap ettiğimiz ve edilmesini istediğimiz çocuklarımıza sahip çıkmak ,onlara isimleri kadar güzel bir gelecek, ortam hazırlamalıyız.Bunun için fabrikatör olmak gerekmiyor. Tabii ki müslüma'nın zengin olması'nda hiçbir sakınca yoktur ,yeter ki bu zenginlik Allah'ı unutturmasın ! Bizim burada bahsettiğimiz asıl zenginlik ahlâk-ı hasenedir ,yani güzel ahlâktır . Güzel ahlâk insanı takva sahibi yapar ,muttaki olan bir birey Allah emrettiği için çocuklarına da Allah'ın birer emaneti olarak bakar ve bu emanete gerektiği gibi sahip çıkmaya çalışır. Bu yüzden ;her şey'de olduğu gibi çocuklarımızı terbiye ederken de yetiştirir'ken de güzel ahlâk ve takva'ya ulaştıran kaynağa yani , Kur-an'a başvurmalıyız.Yazımı Al-i imran suresi 104'üncü ayeti'yle bitirmek istiyorum.Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:" Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülük'ten men eden bir topluluk bulunsun."</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVGİ...</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevgi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevgi</guid>
<description><![CDATA[ Sevgi ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682bf27f228ae.webp" length="20236" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 20 May 2025 06:10:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi Sevgili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgi, sevgi'nin değerini ve gücünü bilen için lütuftur,izzet'tir,ikrâmdır.</p>
<p>Sevgi,emektir...</p>
<p>Sevgi direniştir...</p>
<p>Sevgi sabırdır,bekleyiştir,</p>
<p>Sevgi sevdiği'nin boyası'yla boyanmaktır,</p>
<p>Sevgi sevgili'ye giden yollar'da ,</p>
<p>Ayağına dikenler bile batsa;</p>
<p>Ah! etmemektir.</p>
<p>Sevgili'nin yolu'nda cefa'yı sefa bilmektir,</p>
<p>Sevgi,umut'tur...</p>
<p>Sevgi'yle çicekler açar, sevgi'yle arılar bal yapar.</p>
<p>Sevgi'yle çalışır yer'deki küçük karınca,</p>
<p>Sevgi'yle yavruları'nın yuvasını yapar semâ'daki kuşlar...</p>
<p>Sevgi varlık sebebi,hayat'ın özü.</p>
<p>Sevgi inanmaktır...</p>
<p>Mecnun sevgi'yle aştı kızgın çölleri,</p>
<p>Ferhat sevgi'yle deldi sert kayaları,dağları...</p>
<p>Örümcek sevgi'yle ördü ağları,</p>
<p>Sevgi'yle aşıldı Sevgili'ye giden yollar...</p>
<p>Sevgi İbrahimce tevekkül,</p>
<p>Sevgi Hacervâri bir umut,</p>
<p>Sevgi İsmailce bir adanış ve teslimiyet...</p>
<p>Sevgi kötülükleri bertaraf eden mucizevî bir iksir,</p>
<p>Sevgi saadet'in kaynağı,başarı'nın anahtarı...</p>
<p>Sevgi'yle zikreder döner aşıklar,</p>
<p>Sevgi'yle gelir umutlar,güzel yarınlar...</p>
<p>Sevgi'yle coşar dalgalar,</p>
<p>Sevgi'yle koşar kahraman atlılar!</p>
<p>Sevgi'dir Feth-i Mubin'in kapısını açan,</p>
<p>Sevgi'dir dört bir yana umut ışığı saçan,</p>
<p>Sevgi'dir dil'deki kelâmı döken,el'deki kaleme yön veren...</p>
<p>Sevgi'dir gönül'den gönüle köprüler kuran,</p>
<p>Sevgi'dir kalplere nûr ve sürûr veren,</p>
<p>Sevgi'dir çorak topraklara hayat veren,</p>
<p>Sevgi'yle yağar yeryüzüne rahmet damlaları,</p>
<p>Sevgi'yle biter otlar,çicekler,ağaçlar...</p>
<p>Ölü gibidir sevgisiz kalpler!</p>
<p>Sevgi O'nun için ağlamak O'nun için gülmektir,</p>
<p>Kalplere can suyu sevgidir.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAREKETE GEÇ!</title>
<link>https://fikirizleri.com/Eylem</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Eylem</guid>
<description><![CDATA[ Hareket Hayaller ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682bc8a03902f.webp" length="13686" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 20 May 2025 03:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Fikir Eylem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Fikirler 'in eyleme dönüşme vakti gelmedi mi?</p>
<p>Hayaller hedefe giden yol'da en önemli tetikleyici unsurdur.Abartmamak şartıyla hayallerinizi canlı ve yüksek tutun.Size verilen nefesler'in sınırlı olduğunu,hayat'ın insana aynı fırsatı tekrar tekrar vermeyeceğini,ancak bir ağac'ın yaşken eğilebileceği hakikâtini unutmadan ideallerinize emin adımlar'la ilerleyin.Siz bu dünya'da eşref-i mahlûk olarak özel bir yere sahip ve özel programlar'la donatılmış <em>kâinat'taki en güzel ve şerefli mahlûksunuz.</em></p>
<p>Hayal ve hedeflerinizi de buna göre ayarlamanız gerekir.Güzel şeyleri hayal etmek suç değil günah hiç değil.Peki,bizi karamsarlığa,tembelliğe iten nedir!?</p>
<p>Hem kendi iç dünyamız'daki parametreleri keşfedecek,ortaya çıkaracak hem de harekete geçirecek adımları atmamız'ın önünde hiçbir <em>engel yok!</em></p>
<p>Hem kendimizi motive edecek hem de başka insanları da motive edecek,cesaretlendirecek faydalı çalışmalar ve paylaşımlar'la onlar'ın da hayallerine giden yol'da ivme kazanmalarını sağlayacak çalışmalara ön ayak olmalıyız ki;hayallere giden yol'daki bu kara toz bulutları dağılsın,yerine hedefine sevgi'yle,umut'la,daha bir irade ve cesaret'le koşan bireyler yetişsin!</p>
<p>Yazma eylemimiz 'in bir önemli sebebi de bir nevî bu amaca hizmet olsun.</p>
<p>Binaenâleyh;ne kendi hayallerimiz'den ne de başkaları'nın da çalışarak,inanarak hedeflerine ulaşabileceklerini hatırlatmak'tan, vaz geçmedikleri takdirde;uzun veya kısa vade'de gerçekleşecek olan hayalleri'nin sevincini yaşadıkları'nda ve "iyi ki hayallerim'den ve onlar için mücadele etmek'ten vaz geçmemişim!"diyecekleri günün de mutlaka geleceğini onlara söylemek'ten usanmayalım. </p>
<p></p>
<p>Paylaşma'yı seven insanlar başka insanlar'ın da birşeyler başardıklarını görmek'ten mutlu olur,sevinç duyarlar.</p>
<p></p>
<p>Başka sineler'in de hayallerine kavuşma'nın sevinci'yle coştuğu başarılara şahit ve ortak olmak dileği'yle tüm şair ve yazar arkadaşlarımı en kalbî duygularım'la selamlıyor,insanlar'ın gönülleri'nde tomurcuk açacak güzellikler'in altına imza atacakları eserler'le dolu bir hayat diliyorum.</p>
<p>Başarı daima sizin'le olsun.</p>
<p></p>
<p>Esenlikle kalın!</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı</p>
<p>Abdulaziz  ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gurbet...</title>
<link>https://fikirizleri.com/Gurbet</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Gurbet</guid>
<description><![CDATA[ Gurbet ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6827432da0bd5.webp" length="8480" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 16 May 2025 16:54:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Hasret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gurbet'te yalnızlık nedir,bilir misin?</p>
<p>Bir tas çorba'ya,karşılıklı bir fincan kahve içmeye,iki lâf'ın belini kırma'ya hasret kalma'yı...</p>
<p></p>
<p>Gurbet'te hastalık nedir, bilir misin?</p>
<p>Revir'le hastane arasında mekik dokuma'yı...</p>
<p>İlaçları,kan kokusunu,serumları...</p>
<p>Acı acı çalan siren sesleri,uykusuz geceleri...</p>
<p></p>
<p>Gurbet'te yalnızlık nedir bilir misin?</p>
<p>Bir yüze,söze,bir merhaba'ya hasret yaşama'ya çalışma'yı,</p>
<p>Sahi;hayatı'nda kaç kez ranza'ndan hıçkırıklar'la uyandın!?</p>
<p>Yastığını sıcak gözyaşları'yla ıslattın.</p>
<p></p>
<p>Gurbet'te yaşamak var ya;dar bir kabir'de yaşamak gibi;</p>
<p>Karanlık dehlizler'de boğulmak gibidir,</p>
<p>Memleket sevdas'ıyla şafakları sayarsın!</p>
<p>Yetimlik,öksüzlük,özlem,gariplik, ayrılık nedir tam da orda anlarsın.</p>
<p></p>
<p>En iyi dostun kağıt kalem olur ,</p>
<p>En çok'ta acı ve hasret mısralar dökülür,</p>
<p>Bazen duvarlar'la konuşur,bazen duvarları yumruklarsın,</p>
<p>Bazen de bir kuş olup kanat çırpmak,gökyüzü'nde süzülerek uzaklaşıp kaybolmak istersin.</p>
<p></p>
<p>Kaç kez ana'nın,baba'nın,gardaş'ın,yar'in kokusu burnunu sızlattı,ciğerini dağladı,</p>
<p>Kaç kez ücra bir köşe'de yığılıp dertli dertli ağıtlar yaktın?</p>
<p>Her çalan telefona titreyerek ve "acaba,yoksa..." diyerek el uzatma'yı bilir misin sen!</p>
<p></p>
<p>Gurbet'te yalnızlık nedir bilir misin?</p>
<p>Yığınlar içinde kaybolmayı,</p>
<p>Yabancı sokaklar'da tanıdık bir yüz aramayı...</p>
<p></p>
<p>Söküğünü kendin dikersin,</p>
<p>Yaranı da kendin sararsın,</p>
<p>Bir gül misali sararıp solarsın,</p>
<p>Gerçekleşmeyecek hülyalara dalarsın,</p>
<p>Hayal ve umut kırıntıları'yla kalakalırsın.</p>
<p></p>
<p>Ayrılık ateşi dört bir yanını sarar,yüreğini kavurdukça kavurur,gün gelir de"iyi ki ölüm var dedirtir"gurbet.</p>
<p></p>
<p>Gurbet...</p>
<p>Gurbet nedir bilir misin sen!?</p>
<p>Fersah fersah mesafeler açtığın içim'deki sensin!</p>
<p></p>
<p>~<em>Şiir Yürekli Roman Yazarı </em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başarmak için İlk Adımı Sen Atmalısın!</title>
<link>https://fikirizleri.com/Motivasyon</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Motivasyon</guid>
<description><![CDATA[ Başarı tesadüf değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6825154435c2a.webp" length="16708" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 15 May 2025 01:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Motivasyon</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Düştüğ'ün yerden kalkmasını da bileceksin.Düşmek veya yenilgi...Bunlar da hayatımız'ın bir parçasını teşkil ediyor.Hayat acımasız,insanlar ise hayat'tan daha acımasız! Düşene bir darbe bir darbe daha vurulan bir dünya'da ayak'ta ve hayat'ta kalmak için başarma'ya <em>çalışmalıyız.Başarı'nın</em> önünde sayısız engeller vardır,ancak hiçbir zafere çiçekli yol'dan gidilmez.Tarih yenilgi yenilgi büyüyen ve nihayeti'nde zafere ulaşan insanlar'la doludur.Her başarılı insan'ın bir plân,programı;her başarısız insan'ın da mutlaka bir bahanesi vardır.Niyetlendiğin bir işe başlamak'tan korkma,zira başlamak bitirme'nin yarısıdır.Tut ki başaramadın,dünya'nın sonu değil ki.</p>
<p>Bazen şu gerçeği ıskalıyoruz:Bizler bu evren'de bir sınav'dan geçiyoruz.Bizim görevimiz çalışmaktır,sınav'ın sonucunu belirleyecek olan o sınavı yapa'nın kendisidir.Tabi bu;okul'da girdiğimiz sınavlar'dan bambaşka bir öneme hâiz.Ancak bu örnek'ten de yola çıkacak olursak;hiç mümkün müdür ki;ilkokul'dan üniversite'ye kadar girdiğimiz tüm dersler'den 100 üzeri'nden yüz alalım veya tüm sınıfları pekiyi ile geçelim?Mümkün değil zira hiçbirimiz'in ne kabiliyetleri ne de zekâsı dört dörtlük'tür.Başarmak kadar başaramamak'ta imtihan edildiğimiz bir husustur.Kaybetmek'ten korkmayın,tecrübe sahibi olursunuz, kayıplarınız'dan ders alırsınız ve bu sizi yeni sınavlar'da daha dayanıklı ve güçlü kılar, kolay kolay pes etmeme'yi,direnme'yi,bir gün başaracağınıza inanarak çalışma'yı sağlar.Bir işinizi kaybedip yeni bir işe girmeniz bir kayıp değil kazanımdır, çünkü eski işiniz'de deneyim kazanmış,yeni işinize de o deneyimler'le başlamışsınızdır.Başarısızlığ'ın önemli sebepleri'nden biri de olumsuz düşünceler ve yaklaşımlar'la kendini gerçekleştiren kehânet dediğimiz durum...Peki nedir bu:"Kendi kendini gerçekleştiren kehânet?"Siz;yapamam,edemem,ya olmazsa,ya kaybedersem,ya düşer'de kalkamazsam,ya şöyle olursa ya böyle olursa" diyerek daha başlamadığınız,bir şey için bilinç altına olumsuzluklar yükleyerek bırakın yola çıkmayı,bir adım bile atamaz hâle gelirsiniz.</p>
<p>Sürekli tekrar ettiğiniz ve hafızanız'da yer edinen şeyler kalıcı iz bırakır ve hangi duygu ve düşünce ağır gelirse,onu kabul eder,ona göre vücud'u kontrol eder.Örneğin;sürekli ben yorgunum,ben yapamam,ben hastayım,diyen insanlar'ın-gerçek'te öyle olmasa da-zaman'la hasta olduklarına,yorgun düştüklerine şahit olmuşuzdur.</p>
<p>Dedelerimiz hep derdi:"Akıllı birine kırk gün deli dersen,o kırkıncı güne varmadan deli olur."Demekki,biz başarmak ve önümüze hangi engel çıkarsa çıksın aşmak için olumlu düşüneceğiz,beynimize de bu doğrultu'da komut vereceğiz:</p>
<p>Ben yapabilirim,ben yapacağım...</p>
<p>Ben kendime güveniyorum...</p>
<p>Ben sağlıklıyım...</p>
<p>Ben çalışkanım...</p>
<p>Ben zekiyim...</p>
<p>Ben birkez yıkılmak'la kaybeden biri değilim...gibi sözleri alışkanlık hâline getirmemiz gerekiyor.Bu sözleri inanarak söylemeyi rutin hâle getirirsen,yaşayacağın başarı ile güzelliklere sen bile inanamayacaksın. </p>
<p>Başarma'nın en önemli kuralı:Başaracağına inanmak, sevgi'yle çalışmaktır.İnanmak ve çalışmak bir kuş'un her iki kanadı gibidir,biri olma'dan diğeri'nin önemi kalmaz,çünkü bu hâle gelmiş bir kuş uçamaz!</p>
<p></p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN </p>
<p>Dipnot:Bu bir motivasyon yazısıdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yürüyeceğiz Zafere Doğru</title>
<link>https://fikirizleri.com/yuruyecegiz-zafere-dogru</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yuruyecegiz-zafere-dogru</guid>
<description><![CDATA[ Zafer ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_680abf386f9d9.webp" length="31528" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 01:48:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Zafere Doğru...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>YÜRÜYECEKSİN!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Yürüyeceksin ki,</p>
<p>Ali'ler,Ahmetler,Mehmetler</p>
<p>Ayşeler,Fatmalar ardında yürüsün.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Kol'un kanad'ın bile kırılsa,</p>
<p>Etrafında hiçkimsecikler kalmazsa,</p>
<p>Ardına bakmayarak,gerekirse sen tek başına bir ordu olacaksın.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Yürüyeceksin ki,</p>
<p>Şanlı ecdadın bayrağı yerlere düşmesin,</p>
<p>Rüyan'da o kutlu müjdecin secdelere varan alnından öpsün. </p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Kâh gülecek kâh gizli gizli ağlayacaksın.</p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Yenilgi yenilgi zafere koşacaksın.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Sitemkâr diline gem vuracaksın, </p>
<p>Tebessüm yüzünde hüzün gönlünde kalacak,</p>
<p>Kimseler bilmeyecek...</p>
<p>Dost'tan başka!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>ALLAH için Rasulullah için,din için iman için...</p>
<p>Yürüyeceksin mukadesat'ın için!</p>
<p>Bilki ey nefis!</p>
<p>Bugün'ün işini yarına bırakırsan,</p>
<p>Kaybedersin!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Dikenler de batsa,taşta değse ayağına,</p>
<p>Kan-revân içinde de kalsan,</p>
<p>Eş dost akraba bile düşman olsa,dağlar dikilse önünde, </p>
<p>Yürüyeceksin!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Hak yolunda koşacak koştukça coşacaksın, </p>
<p>Koşamazsan yürüyecek,yürüyemezsen sürüneceksin Hakk'a giden bu kutlu yolda,</p>
<p>Unutma; </p>
<p>Yol'un sonuna gelmişken dönenler kaybedenlerdir.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Çoğu insan'ın yaptığı gibi oyuna eğlenceye kaptırmadan,</p>
<p>Hakikatleri unutmadan,ilmek ilmek işleyeceksin gönlüne.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Yol uzun,zaman kısa,sen yorgun...</p>
<p>Olabilir;</p>
<p>Yorulacaksın,maharetli bir usta'nın elinde yoğrulacaksın,</p>
<p>İlimsiz azık olmaz,</p>
<p>İlmin tacı edeptir,hayâ ve güzel ahlâk...</p>
<p>İlimsiz amel olmaz bunu da bileceksin!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Bir elinde kitap bir elinde kalem,</p>
<p>Umrunda bile olmayacak ne demiş elalem,</p>
<p>Uykusuz geceler'in,suskun günler'in olacak. </p>
<p>Hayırsa konuşacak,şerse sukûta bürüneceksin!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Ki sen Peygamber ümmetisin:</p>
<p>Açlıkta,varlık'ta yokluk'ta,ayrılık'ta,hastalık'ta senin için!</p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Gözyaşları'nın şahidi seccadeler'in olacak,</p>
<p>Eller'in dua için semaya kalkacak,</p>
<p>Umutlar,umutlar bir bir tükenir sanırken,yeni kapılar açılacak El Fettah olan'ın dergâhı'nda...</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Davan kor ateş gibi yakacak yüreğini,</p>
<p>Yusuf gibi kör kuyulara atacaklar,</p>
<p>Eyyub gibi sabrın'la sınayacaklar.</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Karanlıkları aşmak,aydınlığa vuslat için,</p>
<p>Ardında güzel hatıratlar bırakmak için, </p>
<p>Hayır dua almak,gönüller yapmak için,</p>
<p>Yürüyecek...</p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Kazanmak için,</p>
<p>Yolun sonuna kadar...</p>
<p>Durmadan,yürüyeceksin!</p>
<p>Ne diyordu ayet'te :"Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Meclis'in dostlar meclisi...</p>
<p>Yoldaş'ın salih ve sadıklar,şakir ve zakirler...</p>
<p>Sen,sen Dua ile yürüyeceksin...</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Yaşadıkça,sana emanet güller,soldurmayacaksın.</p>
<p>Ölüm gelince dostu emanet;düşmanı havâle edeceksin yüceler Yücesine.</p>
<p>Zira O emanetleri asla zayi etmez!</p>
<p>O intikam alanların en hayırlısıdır!</p>
<p></p>
<p>Yürüyeceksin...</p>
<p>Sen bir köle değil,aziz bir kulsun, </p>
<p>Davan büyük,yolun uzun,ömrün kısa...</p>
<p>Rabbim yolunu da akıbetini de hayırlı kılsın.</p>
<p>Rabbim yolunu da akıbetini de hayırlı kılsın!.</p>
<p></p>
<p>Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p>Abdulaziz Adakan</p>
<p></p>
<p>   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yarınlar&amp;apos;ın Umudu</title>
<link>https://fikirizleri.com/Umut</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Umut</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_680ab963beed5.webp" length="30514" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 01:22:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Umut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir umudu olmalı insan'ın hayata sarılacak,</p>
<p>Bir eseri olmalı insan'ın geride geride güzel hatıralar bırakacak.</p>
<p>Bir dostu olmalı insan'ın hekimler'den önce o yarasını saracak,</p>
<p>Bir derdi olmalı insan'ın uğruna tüm benliği'yle savaşacak.</p>
<p>Bir baş göz sadakası olmalı insan'ın rahmet ve duâ'yla anılacak,</p>
<p>Bir sözü ,sazı ,izi olmalı insan'ın ukbâ'da neşvü nemâ bulacak.</p>
<p>Bir özü, yaşantısı,duruşu olmalı insan'ın ölümüne düşmanı bile ağlayacak.</p>
<p>Bir sevdası,cefası,vefası olacak insan'ın Rabbi'nin rızasına erecek,rahmetine kavuşacak!.</p>
<p></p>
<p>Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p>Abdulaziz ADAKAN</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramlar ve Yüklediğimiz Anlamlar&amp;2</title>
<link>https://fikirizleri.com/Kvr</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Kvr</guid>
<description><![CDATA[ Kavram Anlam ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67fc03119e5a9.webp" length="28906" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:45:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Kavramlar Anlam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Devrim nedir?</p>
<p>Devrim'in de iyisi kötüsü var mıdır?</p>
<p>Hangisi yararlı hangisi zararlıdır!?</p>
<p></p>
<p>Devrim iki türlüdür:</p>
<p>1.si haksızlığa karşı yapılır, ikincisi ise Hakk'a ve hakikâte karşı yapılır.(Neuzubillah!)</p>
<p>1.devrim İslâmî ve insanî çizgi'de aşırıya kaçmadan;hakkı hak bilip ona yaklaşmak,bâtılı ise bâtıl bilip uzaklaşmak adına atılan ve sınırları belirlenmiş adımlardan ibaret'tir.</p>
<p>(Bu adımlar,Kur-an'da ayetler'le sabittir.)</p>
<p>Bu devrim türü'nde haksız yere cana kıymak,can yakmak, başkası'nın malına,nâmusuna el uzatmak yoktur!</p>
<p>Cazip ve makûl olan devrim budur,akla ve vicdana da uygundur.</p>
<p>2.si ise Dinî mubin-i İslam'ı ve onun kutsallarını yok etmek,bu dine mâl olmuş değerleri hiçe sayarak müslümanlar'ın o değerlerden uzaklaşmalarını sağlayarak:</p>
<p>Allah(cc)'ın varlığı ve eşsiz bir ilâh olduğunu,peygâmberlerini,kitaplarını vs yok sayma'nın insanı daha mutlu ve huzurlu hâle getireceğini savunan ve bu bâtıl ve küfre götüren düşünceyi ön plânda tutan Ateizm, Deizm,Satanizm, Modernizm, Materyalizm,Darwinizm,Siyonizm gibi akımlar'ın baş çektiği çeşitli anlayışlardır.</p>
<p>Bu akımlara hergün ismi ve filli tamamen akla ve mantığa aykırı olanlar da ekleniyor,malesef.</p>
<p>Örneğin;kedi kesip kanını içmek gibi vahşet durumlarla karşımıza çıkan satanistler gibi...</p>
<p>Dini bayramlar'da kesilen hayvanlar için 'çağdışılık' diyen bu gruplar,baş örtüsü,sakal bırakmak,cüppe giyip sarık takmak,hatta namaz kılmayı bile 'yobazlık' olarak nitelendirecek gayr-ı vicdanî ve ahlâkî değerlendirme ve bir takım eylemler'den de geri durmuyor.</p>
<p>Oysa 21.yüzyıl gösteriyor ki;ne baş'taki örtü ne de bırakılan sakal ve başa sarılan sarık gelişmeye, başarılı olmaya,din'e diyanet'e,vatana,millete,devlete,ana baba'ya faydalı olma'nın;asker,polis,öğretmen,hâkim,bilim adamı,astronot,politikacı,gazeteci,doktor vb meslekler'in önünde engel teşkil etmiyor,bilâkis;değerlerine bağlı yaşayan bireyler'in güzel ahlâklı,eğitimli, gelişim ve teknoloji'ye daha açık,ilim ve irfân sahibi birer insan olmalarına vesile oluyor ve bu yönde onları motive ederek destekliyor!</p>
<p>Tübitak,Teknofest gibi daha sayamadığım birçok ulusal ve uluslararası yarışmalar'da bu yobaz! diye topluma lanse edilen mütedeyyin insanlar, farklı platformlar'da birincilik elde ediyor, göğsümüzü kabartan madalyalar,kupalar kazanıyor,ülkemiz'in kaderini değiştirecek,dünya'da saygın bir yere getirecek icatlar'la geleceğimize ve tarihe damga vuracak başarılara imza atıyorlar.</p>
<p>Ve bu güzellikleri,gururu bize yaşatan insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi aynen saldırılarına devam ediyorlar!</p>
<p>Ya mahalle baskısı adı verilen fiiller'le,çirkin ithâm ve uygulamalar'la gerek sosyal hayat'ta gerek sosyal medya platformları'nda inançları'ndan ve inandıkları gibi yaşamaktan alıkoyuluyorlar ya da canlarına ve mallarına kastediliyor ve bunu yapanlar da kendini "çağdaş ve modern olarak"tanımlıyor!</p>
<p>"İzm"ile biten ve tek ilâh inancına karşı geliştirilen bu akımlara karşı tek ilâh anlayışını benimseyen:</p>
<p>Allah'ın emrettiği şekilde yaşamaya gayret eden insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi bugün de saldırmaya ve yıldırma politikasını yürütmeye devam ediyorlar!</p>
<p>Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Hak ile bâtıl savaşı'nın kıyamete kadar süreceğini biliyoruz ve imtihan gereği herşeyin dört dörtlük olmasını da beklemiyoruz,ancak elimiz'deki imkânlar'la,edindiğimiz ilim, irfân ve ahlâkî çizgi'de bu dünya ve ahiretimizi tehlikeye düşürecek düşünce ve teşebbüsleri geri püskürtmek;kendi nefis ve neslimiz'le birlikte tüm inananları korumak ve uyuyanları uyandırmak hem fitrî hem insanî hem de vicdanî bir sorumluluktur.</p>
<p>Binaenâleyh,bu anlayışla haksız ithâm ve uygulamalara karşı duruyor,hangi alan'da icraatimiz olursa olsun bu çizgi'de yürümeye; Herşeyden önce iman etmiş bir Müslüman olarak görevimizi ifâ etmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Tabi bunu yaparken'de o haksız uygulama ve vicdani ve ahlâkî olmayan eleştirilere bizler de maruz kalabiliyoruz.</p>
<p>Ama şu da unutulmamalıdır ki;bu hazımsızlık ve eleştiriler bizi daha çok güçlendiriyor,ne kadar doğru bir yol çizdiğimizi gösteriyor ve inancımızı biraz daha pekiştirerek kararlılıkla yolumuza devam etmemiz'de bize ivme kazandırıyor.</p>
<p>Hz.Peygâmber(sav):"Bir zulüm, haksızlık gördüğünüzde onu ya elinizle ya dilinizle engellemeye çalışın,bunu da yapamazsanız,kalben buğzedin,(yani gönlünüz'ün buna razı olmadığını gösterin.) buyurur.</p>
<p>Aynı şekilde;</p>
<p>Hz.Ali(r.anh):"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."buyuruyor.</p>
<p>Müslüman mahallesi'nde salyangoz satmaya çalışan sapık ve sapkın akımlar'la bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da akıl ve vicdanımız'ın rehberliği'nde mücadele ve mücâhede etmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu kirli,çirkin, mesnetsiz, gayr-ı vicdanî ve ahlâkî akım ve düşüncelerden uzak tutmaya vesile olacak adımlar atmaya;farklı platformlar'da bu gaye ve gayretlerimize yönelik bir takım çalışmalar yürütmeye eskiye nazaran daha bilinçli ve kuvvetli bir şekilde devam edeceğiz!</p>
<p></p>
<p>Devrim dediğimiz inşâ ve ihyâ etme işidir,yakmak,yıkmak,parçalamak,bölmek gibi şeylere hizmet eden devrim ise din başta olmak üzere tüm kutsalları,mukeddâsatı ve mâneviyatı yok etmek için meydana gelen bir düşüncedir.</p>
<p>İsimleri farklı ideolojilere hizmet etmek adına ya aileleri tarafından verilen ya da sonradan isimlerini bu amaca hizmet etmek için bilinçli bir şekilde değiştiren ve kullanan bu insan-cık-lar'ın İslam'a ve müslüman kimliğine verdiği zararı hiçkimse vermedi,veremezdi!</p>
<p></p>
<p>Ey kendini devrimci sanan kâfir,müşrik, münâfık ve fâsık!</p>
<p>Sana devriminin ne olduğunu birkaç örnekle ankarmaya çalışayım.</p>
<p>Öyle bir devrim geldi ki,tüm putları yerle bir etti,kız çocuklarını diri diri toprağa gömülmek'ten kurtardı.O karanlığı izâle eden nûr'la birlikte tüm putçuklar yere serildi,dünya ve ahiret saadeti'nin kaynağı olan o nûr gönülleri yeniden birleştirerek ensâr ve muhaciri kardeş yaptı...</p>
<p>O devrimki;Kardeş kanı dökmeyi yasakladı.O devrimki;İlk evrensel kadın beyânnamesini ilân etti ve "kadınlar size Allah'ın emanetidir."diyerek kadın'ın izzet ve onurunu ön plân'da tuttu.</p>
<p>O devrimki;Mekke'yi Mükerreme'yi müşrikler'den temizleyerek müslümanların İzzet ve onurunu ayaklar altında ezilmekten kurtardı.</p>
<p>O Nûr(sav)bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlattı, Yaptığı atılımlar'la Cahiliye dönemini kapatıp Asr-ı Saadet devrini açtı.Bedir,Uhud,Hendek gibi savaşlar'la İslam'ın İzzettini korumaya ve dünya'nın dört bir yanına İlâ-yi kelimetullah davasını duyurmaya başladı,işte gerçek inkılâp veya devrim buna denir.Ve en büyük devrimci de Hz.Peygamber Edendimiz'dir (sav).</p>
<p></p>
<p>Ben senin taptığ'ın sahte ilâhlara ve ideolojilere tapmadım,tapmam da!</p>
<p>Sen de benim taptığım ilâhıma tapıcı değilsin(Kur'an,Kâfirun suresi).</p>
<p>(Lâ ilahe illallah,ALLAH'tan başka ilâh ve mabûd yoktur.) diyerek haykırdığım Allah'ım vardır,O(cc) ezelî ve ebedîdir.Nice firavunu yok etmiştir.</p>
<p>Ben asr'ın firavunları'nın ve saçma sapan akımlar'ın değil;kendisine düşman olan ve savaş açan firavunları ve akımları yerleyeksân eden Allah'ın kuluyum.Elbetteki,dinimi, imanımı,mukâddesatımı herşeyden üstün tutacak ve ona göre yaşamaya gayret edeceğim.</p>
<p>Neden şaşıyorsunki bu hâlime?</p>
<p>Ben Müslümanım Elhamdülillah!</p>
<p>Müslüman gibi yaşayacağıma da söz verdim Rabbim'e.</p>
<p>Ve son olarak;</p>
<p></p>
<p>Peygamberim'in(sav):"Onlar,lâ ilahe illallah"deyinceye kadar onlar'la savaşmak'la emrolundum."buyurduğu bir dava'nın savunucusu ve neferiyim!</p>
<p></p>
<p> Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramlar Üzerinde Oynanan Oyunlar!..</title>
<link>https://fikirizleri.com/kavramlar-uzerinde-oynanan-oyunlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kavramlar-uzerinde-oynanan-oyunlar</guid>
<description><![CDATA[ Devrim ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67fc03119e5a9.webp" length="28906" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 21:35:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Devrim Yobaz Gerici İslâm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Devrim iki türlüdür:1.si haksızlığa karşı yapılır, ikincisi ise Hakk'a ve hakikâte karşı yapılır.(Neûzubillah!)</p>
<p>1.devrim İslâmî ve insanî çizgi'de aşırıya kaçmadan,hakkı hak bilip ona yaklaşmak,bâtılı ise bâtıl bilip uzaklaşmak adına atılan ve sınırları belirlenmiş adımlardır.(Bu adımlar,Kur-an'da ayetler'le sabittir.)</p>
<p>Bu devrim türü'nde haksız yere cana kıymak,can yakmak, başkası'nın malına,nâmusuna el uzatmak yoktur!Cazip ve makûl olan devrim budur,akla ve vicdana da uygundur.</p>
<p>2.si ise Dinî mubin-i İslam'ı ve onun kutsallarını yok etmek,bu dine mâl olmuş değerleri hiçe sayarak müslümanlar'ın o değerlerden uzaklaşmalarını sağlayarak:Allah(cc)'ın varlığı ve eşsiz bir ilâh olduğunu,peygâmberlerini,kitaplarını vs yok sayma'nın insanı daha mutlu ve huzurlu hâle getireceğini savunan ve bu bâtıl ve küfre hizmet eden düşünceyi ön plânda tutan Ateizm, Deizm,Satanizm, Modernizm,Metaryalizm,Darwinizm,Siyonizm gibi akımlar'ın baş çektiği anlayışlardır.</p>
<p>Bu akımlara hergün ismi ve filli tamamen akla ve mantığa aykırı olanlar da ekleniyor,malesef.</p>
<p>Örneğin;kedi kesip kanını içmek gibi...</p>
<p>Dini bayramlar'da kesilen hayvanlar için 'çağdışılık' diyen bu gruplar,baş örtüsü,sakal bırakmak,cüppe giyip sarık takmak,hatta namaz kılmayı bile 'yobazlık' olarak nitelendirecek gayr-ı vicdanî ve ahlâkî değerlendirme ve bir takım eylemler'den de geri durmuyor.</p>
<p>Oysa 21.yüzyıl gösteriyor ki;ne baş'taki örtü ne de bırakılan sakal ve başa sarılan sarık gelişmeye, başarılı olmaya,din'e diyanet'e,vatana,millete,devlete,ana baba'ya faydalı olma'nın;asker,polis,öğretmen,hâkim,bilim adamı,astronot,politikacı,gazeteci,doktor vb meslekler'in önünde engel teşkil etmiyor,bilâkis;değerlerine bağlı yaşayan bireyler'in güzel ahlâklı,eğitimli, gelişim ve teknoloji'ye açık,ilim ve irfân sahibi birer insan olmalarına vesile oluyor ve bu yönde onları motive ederek destekliyor!</p>
<p>Tübitak,Teknofest gibi daha sayamadığım birçok ulusal ve uluslararası yarışmalar'da bu yobaz! diye topluma lanse edilen mütedeyyin insanlar, farklı platformlar'da birincilik elde ediyor, göğsümüzü kabartan madalyalar,kupalar kazanıyor.</p>
<p>Ve bu güzellikleri,gururu bize yaşatan insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi aynı çizgi'de saldırılarına devam ediyorlar!</p>
<p>Ya mahalle baskısı adı verilen fiiller'le,çirkin ithâm ve uygulamalar'la gerek sosyal hayat'ta gerek sosyal medya platformları'nda inançları'ndan ve inandıkları gibi yaşamaktan alıkoyuluyorlar ya da canlarına ve mallarına kastediliyor ve bunu yapanlar da kendini "çağdaş ve modern olarak"tanımlıyor!</p>
<p>"İzm"ile biten ve tek ilâh inancına karşı geliştirilen bu akımlara karşı tek ilâh anlayışını benimseyen:Allah'ın emrettiği şekilde yaşamaya gayret eden insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi bugün de saldırmaya ve yıldırma politikası yürütmeye devam ediyorlar!</p>
<p>Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Hak ile bâtıl savaşı'nın kıyamete kadar süreceğini biliyoruz ve imtihan gereği herşeyin dört dörtlük olmasını da beklemiyoruz,ancak elimiz'deki imkânlar'la,edindiğimiz ilim, irfân ve ahlâkî çizgi'de bu dünya ve ahiretimizi tehlikeye düşürecek düşünce ve teşebbüsleri geri püskürtmek,kendi nefis ve neslimiz'le birlikte tüm inananları korumak ve uyuyanları uyandırmak hem fitrî hem insanî hem de vicdanî bir sorumluluktur.</p>
<p>Binaenâleyh,bu anlayışla haksız ithâm ve uygulamalara karşı duruyor,hangi alan'da icraatimiz olursa olsun bu çizgi'de yürümeye; Herşeyden önce iman etmiş bir Müslüman olarak görevimizi ifâ etmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Tabi bunu yaparken'de o haksız uygulama ve vicdani ve ahlâkî olmayan eleştirilere maruz kalabiliyoruz.</p>
<p>Ama şu da unutulmamalıdır ki;bu hazımsızlık ve eleştiriler bizi daha çok güçlendiriyor,ne kadar doğru bir yol çizdiğimizi ve inancımızı biraz daha pekiştirerek kararlılıkla yolumuza devam etmemize ivme kazandırıyor.</p>
<p>Hz.Peygâmber(sav):"Bir zulüm, haksızlık gördüğünüzde onu ya elinizle ya dilinizle engellemeye çalışın,bunu da yapamazsanız,kalben buğzedin,(yani gönlünüz'ün buna razı olmadığını gösterin.) buyurur.</p>
<p>Aynı şekilde;</p>
<p>Hz.Ali(r.anh):"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."buyuruyor.</p>
<p>Müslüman mahallesi'nde salyangoz satmaya çalışan sapık ve sapkın alımlar'la bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da akıl ve vicdanımız'ın rehberliği'nde mücadele ve mücahede etmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu kirli,çirkin, mesnetsiz, gayr-ı vicdanî ve ahlâkî akım ve düşüncelerden uzak tutmaya vesile olacak adımlar atmaya,farklı platformlar'da bu gaye ve gayretlerimize yönelik bir takım çalışmalar yürütmeye eskiye nazaran daha bilinçli ve kuvvetli bir şekilde devam edeceğiz!</p>
<p></p>
<p>Devrim dediğimiz inşâ ve ihyâ etme işidir,yakmak,yıkmak,parçalamak,bölmek gibi şeylere hizmet eden devrim ise din başta olmak üzere tüm kutsalları,mukeddasatı ve mâneviyatı yok etmek için meydana gelen bir düşüncedir.</p>
<p>İsimleri farklı ideolojilere hizmet etmek adına ya aileleri tarafından verilen ya da sonradan isimlerini bu amaca hizmet etmek için değiştiren ve kullanan bu insan-cık-lar'ın İslam'a ve müslüman kimliğine verdiği zararı hiçkimse veremezdi!</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ey kendini devrimci sanan kâfir,müşrik, münâfık ve fâsık!</p>
<p>Ben senin taptığın sahte ilâhlara ve ideolojilere tapmadım,tapmam da!</p>
<p>Sen de benim taptığım ilâhıma tapıcı değilsin(Kur'an,Kâfirun suresi).</p>
<p>(Lâ ilahe illallah,ALLAH'tan başka ilâh ve mabûd yoktur.) diyerek haykırdığım Allah'ım vardır,O(cc) ezelî ve ebedîdir.Nice firavunu yok etmiştir.</p>
<p>Ben asr'ın firavunları'nın ve saçma sapan akımlar'ın değil;kendisine düşman olan ve savaş açan firavunları ve akımları yerleyeksân eden Allah'ın kuluyum.Elbetteki,dinimi, imanımı,mukâddesatımı herşeyden üstün tutacak ve ona göre yaşamaya gayret edeceğim.</p>
<p>Neden şaşırıyorsunki bu hâlimize?</p>
<p>Ben Müslümanım Elhamdülillah!</p>
<p>Ve son olarak;</p>
<p>Peygamberim'in(sav):"Onlar,lâ ilahe illallah"deyinceye kadar onlar'la savaşmak'la emrolundum."buyurduğu bir dava'nın savunucusu ve neferiyim!</p>
<p></p>
<p> Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevda Yükümüz Ağırdır Bizim</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevda-yukumuz-agirdir-bizim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevda-yukumuz-agirdir-bizim</guid>
<description><![CDATA[ Sevda Yükü ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f5f3f16793b.webp" length="13272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 07:14:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğimi bıraktım avuçlarına,</p>
<p>İstersen tut ellerim'den sonsuza dek,sımsıkı sarıl bana,</p>
<p>İstersen nime nime et,yak,savur küllerimi sağa sola.</p>
<p></p>
<p>Geçmiş yaralarım'la,hayal ve umutlarım'la seveceksen sev,</p>
<p>Bir hevesse asla demir atma limanıma!</p>
<p>Yaradanadır kulluğum,ahdimdir,köle olmam kullarına,</p>
<p>Sevgi,merhamet doludur yüreğim,O'nun için yaşar,sever,coşarım.</p>
<p></p>
<p>Han değilki gelen giden konsun,ancak bir kişiye açılır,bir kişiye kapanır deli yüreğim.</p>
<p>Düşmana ne hacet...</p>
<p>Şeytan,nefis,hepsi bir birinden zalim ve necis!</p>
<p>Gönüllere dokunmaktır,dost olmaktır,dost kalmaktır,tek emelim!</p>
<p>Üç günlük dünya'da ahiret tarlasına iyilik ve güzellik ekerim .</p>
<p></p>
<p>Bazen deli dalgalar gibi coşar bazen bir küheylân gibi koşarım,</p>
<p>Bir bakarsın güler bir bakarsın ağıtlar yakar, ağlarım.</p>
<p>Uzun sürmez kin ve nefret'im, düşmanadır kâhr'ım</p>
<p>İnanç,merhamet,sevgi ve umut tek sermaye'm ve ahiret servetim.</p>
<p></p>
<p>Acılar'la,ayrılıklar'la çepeçevre sarsa da kader'im,</p>
<p>Cilvesidir derim,Kaderime küsmem,sövmem de;</p>
<p>Allah derim,Allah kerim!</p>
<p>Sıla'ya hasretle geçti sürgün yıllar'ım,hicret'im,gurbet'im.</p>
<p>Hak yol'dan dönmem,ben serdengeçtim,</p>
<p>Bir çay içimlik dünya'da boş durmak yok,</p>
<p>Uyku'ya hasret gözler'le,bitâp düşmüş beden'le durmadan yürüdüm yürürüm,</p>
<p>İnsanlar'dan medet ummadım,ummam,</p>
<p>Yaralarımı iyileşsin diye ben kanattım yine ben sararım.</p>
<p></p>
<p>Benim'le aynı çizgi'de yürümeye varsan,gel kapım dost kapısı, her zaman açık menfaâtsiz gelene...</p>
<p>Sıkılınca ya da yorulunca kaderime terk etmeyene,</p>
<p>Cana can katan bakışlarını eksik etmeyeceksen,</p>
<p>Dünyalık başını döndürmeyecek,aşkımızı öldürmeyecekse,</p>
<p>Aramıza kara-kediler girmeyecekse;</p>
<p>Gel,birlikte yürüyelim sonsuz bir hayata, birlikte kanat çırpalım...</p>
<p></p>
<p>Düştüğüm de olmuştur,düştüğüm gibi yerden kalkmasını da bilirim,</p>
<p>Benim sevdam da yüküm kadar ağırdır,</p>
<p>Yürüdüğüm hakikâtlere,söylediğim sözlere çoğu göz kör, çoğu kulak sağırdır!.</p>
<p></p>
<p>Biliyor musun ey sevgili!</p>
<p>Yıllar sonra yeniden;</p>
<p>Yine aldandım,bir çift göze,iki güzel söze kandım.</p>
<p>Sen biz olmayı değil sen olmayı seçtin;</p>
<p>Ben bıraktığın yerdeyim,aynı ben...</p>
<p></p>
<p>Edebi edepsiz'e,ilmi cahil'e,vicdânı zalim'e,sadakâti hâine,</p>
<p>Mütevâziliği kibirli'ye,ubudiyeti sapkına bakarak öğrendim,</p>
<p>Sensiz yaşamayı da seninle öğrendim,</p>
<p>Sensiz,sessiz ve sedâsız;</p>
<p>Gidiyorum işte...</p>
<p>Ne zaman bilteceğini bilemediğim bu yolda;</p>
<p>Yürümeye devam ediyorum</p>
<p>...</p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı~</p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aslında Büyük Bir Duâdır,İyiliktir,Selâm!</title>
<link>https://fikirizleri.com/aslinda-buyuk-bir-duadiriyiliktirselam</link>
<guid>https://fikirizleri.com/aslinda-buyuk-bir-duadiriyiliktirselam</guid>
<description><![CDATA[ Selâm ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67dfeff078641.webp" length="20364" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 23 Mar 2025 14:28:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Duâ</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük bir menkibeyle sizleri selamlamak isterim,</p>
<p>Değerli Fikir İzleri ailesi.</p>
<p>Şöyle ki;</p>
<p></p>
<p>Bir derviş nehr'in kenarından geçmektedir.Bir imdât sesi duyar,boğulmak üzere olan bir adama:"Selamün aleyküm!"diyerek ve ordan tebessüm ederek hızla uzaklaşır.</p>
<p>Bunun üzerine genç öfke'yle ona söylenmeye başlar:"Sakalından utan be adam,el veya bir dal uzatıp çekip kurtarsaydın ya beni!."Nehr'in akıntısıyla suya batıp çıkan bu genç herhalde sonum geldi diyerek,daha ağır küfürler savurur:"Senin gibi âlim'in Allah..."</p>
<p>Derviş uzaklaşıp yok olunca da bir dal kopar ağaçtan ve boğulmak üzere olan gence doğru sürüklenir,genç o dala tutunarak kıyıya ulaşır, böylece boğulmaktan kurtulur.</p>
<p></p>
<p>Dervişler Allah'ın nazlı kullarıdır ve bilirlerki;</p>
<p>Allah (cc)istemezse;Kûn,yani "ol!"emrini vermezse bir yaprak bile kıpırdamaz dalında.</p>
<p></p>
<p>Derviş aslında bu sözüyle adama hem bir ders vermiş hem de yardım etmiştir,oysa bunu bilmeyen adam ona hakaretler savurmuştur.</p>
<p></p>
<p>Derviş yoldan gelirken bir dalın koptuğunu farketmiş ve yoluna devam etmiştir.Gaybı bilemezse de kopan bu dalın da yerine gideceğine iman etmiştir.Çünkü o bilmektedir ki; İzni olmadıkça, hikmetsiz ve sebepsiz bir dal bile düşmez ağacından!</p>
<p></p>
<p>Elhâsıl;</p>
<p>Selâm bir güzel duâdır.Selam,Allah'ın en güzel isimlerindendir.Selam esenlik ve selamettir.</p>
<p>Selâm vermek sünnet,almak ise farzdır.</p>
<p>"Aranızda selamı yayın."diyerek bizleri iyiliğe, güzelliğe,dostluğa,kardeşliğe, dua'ya davet eden İki Cihan Güneşi'nin(sallallahu aleyhi vesselem) emaneti ve en güzel hitap şekillerinden biridir.</p>
<p></p>
<p>Dipnot:</p>
<p>Biz derviş değiliz,binaenâleyh,imdât dileyenlere fiziksel müdahale'de mümkün mertebe ivedikle ve sağduyu'yla hareket etmeliyiz.</p>
<p>İyiliğe bir tatlı dokunuş.</p>
<p>Yazar Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Usta&amp;apos;m | Geç Kalmış Bir Mektup</title>
<link>https://fikirizleri.com/ustam-gec-kalmis-bir-mektup</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ustam-gec-kalmis-bir-mektup</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67d5ca5f14233.webp" length="8156" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 02:17:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Usta'm |Geç Kalmış Bir Mektup</p>
<p></p>
<p>Nasırlı ellerini,uykusuz gözlerini hatırlarım,</p>
<p>Seherlerde duâ ve yakarışlarını,sicim sicim gözden akan yaşlarını...</p>
<p></p>
<p>Ben okuyamadım,siz okuyun diye çırpınışlarını,zalim dünya'ya ve insanlara baş kaldırışını,meydan okuyuşunu hatırlarım Ustam!</p>
<p></p>
<p>Saçlarına düşen akları,mütebessim çehreni,seni parmakla gösteren çevreni tanırım,Ustam.</p>
<p></p>
<p>Karanlık ruhlara rağmen ışık saçmanı,ellerini açıp duâ etmeni,sabrı kalbine bir ok gibi saplamanı bilirim be Usta.</p>
<p></p>
<p>Dostunu da düşmanını da iyi tanı evlat deyişini,dosta güven,düşmana korku salan endamını,duruşunu,yürüyüşünü bilirim Ustam..</p>
<p></p>
<p>Yalnızlığını yalnızken de Allahı unutmayışını,varlık'ta da yokluk'ta da sabır ve kanaatini bilirim Ustam.</p>
<p></p>
<p>Dünya'da da ahiret'te de şahidim Ustam;</p>
<p>Yoksula dağıttın,yetime hoşgörü gösterdin,gece gündüz Allah için koşturdun,aile ve akrabaların rezilü rüsvây olmasın diye omuzlarına haddinden fazla yük yükledin.</p>
<p></p>
<p>Ben ölümü senin gidişinle tanıdım,</p>
<p>Kaybetmeden anlaşılmayan bir cevherdin,geçte olsa anladım.</p>
<p></p>
<p>Dua'dan başka ne gelir elden deyip kenara çekilmedin,sadaka-yi cariyye defterini hep açık tuttun,önce Allah rızası sonra senin adınla yoksulu yedirdim,yolcuya su verdim.</p>
<p></p>
<p>Bana bıraktıklarını emanet belledim,emanete ihaneti kendime ölüm kabul ettim.</p>
<p>Hatıraların ve sözlerin dün gibi aklımda,karşımda bir rehber ve öğüt gibi duruyor.</p>
<p></p>
<p>İyi bir kaptan,mahir bir satranç ustasıydın,</p>
<p>Rakiplerin yenilmeyi bile severdi senin elinden,</p>
<p>Tatlı dilli güler yüzlü Ustam!</p>
<p></p>
<p>Ve bir hüzün çöktü gönlümüze bir güz mevsiminde,</p>
<p>En çok muhtaçken sesine,soluğuna,önderliğine,</p>
<p>Sessiz sedasız uçup gittin,hasretini çektiğin gerçek yurduna.</p>
<p></p>
<p>Şimdi senin bıraktığın yolda yürüyorum ve anlıyorum neden,niçin,nasılı...</p>
<p>Öğütlerin,son sözlerin serlevha gibi yanı başımda eski bir fotoğrafınla birlikte. </p>
<p></p>
<p>Niye saklayayım ki,</p>
<p>Çoğu kez o fotoğrafa bakıp ağlıyorum,</p>
<p>Bir rüya gibi geçen günlerimize ve hatıralarımıza...</p>
<p></p>
<p>Dedim ya Ustam;</p>
<p>Dün sen bugün yarın ben,</p>
<p>Ömür ve ölüm ortak noktamız,</p>
<p>Tevekkül ve teslimiyet dayanağımız.</p>
<p>Kısacık ömürden sonra hayırlı ve imanlı ölüm Allah'tan tek niyazımız. </p>
<p></p>
<p>Uğruna gurbet ve eziyet çektiğimiz o kutlu günde,kevser başında,Resulullahın dizinde buluşmak ümidiyle çarpıyor kalbimiz,</p>
<p>Kabrin pürnûr,mekânın cennet olsun Ustam!</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN |2013</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Usta&amp;apos;m|Geç Kalmış Bir Mektup</title>
<link>https://fikirizleri.com/ustamgec-kalmis-bir-mektup</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ustamgec-kalmis-bir-mektup</guid>
<description><![CDATA[ Bu şiir 2009&#039;un Aralık ayında kaybettiğim merhum babama yazılmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67d5ca5f14233.webp" length="8156" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 15 Mar 2025 21:46:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Baba özlem minnet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">Usta'm |</span>Geç Kalmış Bir Mektup</p>
<p></p>
<p>Nasırlı ellerini,uykusuz gözlerini hatırlarım,</p>
<p>Seherlerde duâ ve yakarışlarını,sicim sicim gözden akan yaşlarını...</p>
<p></p>
<p>Ben okuyamadım,siz okuyun diye çırpınışlarını,zalim dünya'ya ve insanlara baş kaldırışını,meydan okuyuşunu hatırlarım Ustam!</p>
<p></p>
<p>Saçlarına düşen akları,mütebessim çehreni,seni parmakla gösteren çevreni tanırım,Ustam.</p>
<p></p>
<p>Karanlık ruhlara rağmen ışık saçmanı,ellerini açıp duâ etmeni,sabrı kalbine bir ok gibi saplamanı bilirim be Usta.</p>
<p></p>
<p>Dostunu da düşmanını da iyi tanı evlat deyişini,dosta güven,düşmana korku salan endamını,duruşunu,yürüyüşünü bilirim Ustam..</p>
<p></p>
<p>Yalnızlığını yalnızken de Allahı unutmayışını,varlık'ta da yokluk'ta da sabır ve kanaatini bilirim Ustam.</p>
<p></p>
<p>Dünya'da da ahiret'te de şahidim Ustam;</p>
<p>Yoksula dağıttın,yetime hoşgörü gösterdin,gece gündüz Allah için koşturdun,aile ve akrabaların rezilü rüsvây olmasın diye omuzlarına haddinden fazla yük yükledin.</p>
<p></p>
<p>Ben ölümü senin gidişinle tanıdım,</p>
<p>Kaybetmeden anlaşılmayan bir cevherdin,geçte olsa anladım.</p>
<p></p>
<p>Dua'dan başka ne gelir elden deyip kenara çekilmedin,sadaka-yi cariyye defterini hep açık tuttun,önce Allah rızası sonra senin adınla yoksulu yedirdim,yolcuya su verdim.</p>
<p></p>
<p>Bana bıraktıklarını emanet belledim,emanete ihaneti kendime ölüm kabul ettim.</p>
<p>Hatıraların ve sözlerin dün gibi aklımda,karşımda bir rehber ve öğüt gibi duruyor.</p>
<p></p>
<p>İyi bir kaptan,mahir bir satranç ustasıydın,</p>
<p>Rakiplerin yenilmeyi bile severdi senin elinden,</p>
<p>Tatlı dilli güler yüzlü Ustam!</p>
<p></p>
<p>Ve bir hüzün çöktü gönlümüze bir güz mevsiminde,</p>
<p>En çok muhtaçken sesine,soluğuna,önderliğine,</p>
<p>Sessiz sedasız uçup gittin,hasretini çektiğin gerçek yurduna.</p>
<p></p>
<p>Şimdi senin bıraktığın yolda yürüyorum ve anlıyorum neden,niçin,nasılı...</p>
<p>Öğütlerin,son sözlerin serlevha gibi yanı başımda eski bir fotoğrafınla birlikte. </p>
<p></p>
<p>Niye saklayayım ki,</p>
<p>Çoğu kez o fotoğrafa bakıp ağlıyorum,</p>
<p>Bir rüya gibi geçen günlerimize ve hatıralarımıza...</p>
<p></p>
<p>Dedim ya Ustam;</p>
<p>Dün sen bugün yarın ben,</p>
<p>Ömür ve ölüm ortak noktamız,</p>
<p>Tevekkül ve teslimiyet dayanağımız.</p>
<p>Kısacık ömürden sonra hayırlı ve imanlı ölüm Allah'tan tek niyazımız. </p>
<p></p>
<p>Uğruna gurbet ve eziyet çektiğimiz o kutlu günde,kevser başında,Resulullahın dizinde buluşmak ümidiyle çarpıyor kalbimiz,</p>
<p>Kabrin pürnûr,mekânın cennet olsun Ustam!</p>
<p></p>
<p>Abdulaziz ADAKAN | 2013</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayalleri&amp;apos;nin Peşi&amp;apos;nden Koş/Hikâye</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayallerinin-pesinden-koshikaye</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayallerinin-pesinden-koshikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67cce5d8456fb.webp" length="25664" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 03:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi Umut Azim Kararlılık Mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ESER: HAYALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞ</p>
<p></p>
<p>TÜR : HİKAYE</p>
<p></p>
<p>Yazar : ABDULAZİZ ADAKAN</p>
<p></p>
<p>SAYFA : 70</p>
<p></p>
<p>Ebat : 13,5/19,5</p>
<p></p>
<p>İlk Baskı Yılı : 2025</p>
<p></p>
<p>Baskı Sayısı : 1. Basım</p>
<p></p>
<p>Dil : Türkçe</p>
<p></p>
<p>Yazar, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinin Kızıltaş Mahallesi’nde doğmuş ve eğitim hayatını burada başlatmıştır. İlk ve ortaokulu Gevaş’ta tamamladıktan sonra Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi’nden Yabancı Dil İngilizce Bölümü’nden mezun olmuş, ardından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü bitirmiştir. Yazar, edebiyat dünyasına “Uzun Bir Hikâye” adlı gerçek bir hayat hikayesiyle adım atmıştır. İkinci Eser’inde ise gerçek hayat ile hayal dünyasını harmanlayarak okuyucularına azim, iyiliğin gücünü, kararlılık, sevgi ve inancın önemini vurgulamaktadır.</p>
<p></p>
<p>Yazar, insanların zor ve imkânsız görünen durumlarda bile nasıl başarıya ulaşabileceğini ve hayallerinden asla vazgeçmemeleri gerektiğini anlatmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Bu eseriyle okuyuculara “Hayallerinin Peşinden Koş” mesajını iletmektedir. Keyifli okumalar dileriz!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Efkâr Bastı Garip Yüreğime/Sevme</title>
<link>https://fikirizleri.com/efkar-basti-garip-yuregimesevme</link>
<guid>https://fikirizleri.com/efkar-basti-garip-yuregimesevme</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67ccb9c957254.webp" length="26982" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 00:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sevme...</em></p>
<p><em>İyi günde kötü günde namus sözünden sonra,</em></p>
<p><em>Zor günde sırtını döneceksen, yüzüme kapıyı çarpıp gideceksen;</em></p>
<p><em>Sevme!</em></p>
<p><em>Yıllarca alıştırdıktan sonra yokluğun'la İmtihan edeceksen;</em></p>
<p><em>Sevme!</em></p>
<p><em>Arkanda boynu bükük,gözü yaşlı bir ben bırakacaksan,</em></p>
<p><em>Sevme!</em></p>
<p><em>Ciğeri beş para etmez insanlar uğruna harcayıp,azıcık bir dünyalık için beni sevgimi,güvenimi,umudumu beş para edeceksen;en saf,en temiz en,masum duygularımı su-i istimâl edeceksen;</em></p>
<p><em>İstemem, varsın o da eksik olsun,</em></p>
<p><em>Gelme de,</em></p>
<p><em>Sevme de!</em></p>
<p><em>Güya;seninle tebessüm eden yüzüme gülüp arkamdan alavere dalevere çevireceksen;</em></p>
<p><em>Günahtır yazıktır,demir değil taş değil garip yüreğim,</em></p>
<p><em>Umut verme;</em></p>
<p><em>Sevme!</em></p>
<p><em>Binlerce kez çok seviyorum diyen bene" seninki de takıntı"diyerek"ille de sen"...derken ışıl ışıl parlayan bu gözleri görmeyecek kadar körsen,verilen onca yıla emeğe nankörsen;</em></p>
<p><em>Gelme,</em></p>
<p><em>Girme hayatıma;</em></p>
<p><em>Sevme!</em></p>
<p><em>Beni nerde görsen yolunu değiştir,kesişmesin kaderimiz,</em></p>
<p><em>Alıştırma...</em></p>
<p><em>Sesine,nefesine,yüzüne...</em></p>
<p><em>Ben sevsem de sen sevme!</em></p>
<p><em>Ben...ben deliler gibi özlesem de ;</em></p>
<p><em>Gelme!</em></p>
<p><em>Beni ben olduğum için sevmeyeceksen,değer vermeyeceksen,beni benden edeceksen,</em></p>
<p><em>Uykusuzluk'tan şişen gözlerimi görmeyeceksen,</em></p>
<p><em>Gelme,</em></p>
<p><em>Görme,</em></p>
<p><em>Sevme!.</em></p>
<p></p>
<p><strong>Abdulaziz ADAKAN </strong></p>
<p>~<span style="text-decoration: underline;">Şiir Yürekli Roman Yazarı </span></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller ve Hayatlar</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayaller-ve-hayatlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayaller-ve-hayatlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67ca32b8175b3.webp" length="14886" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 02:48:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hayaller'im dört duvar arasına sıkışmıştı,</em></p>
<p><em>Soğuk ve karanlık bir oda...</em></p>
<p><em>Parlak fikirler,iyi niyetler,bitmeyen imtihanlar ve imkânsızlıklar...</em></p>
<p><em>Gelip 30'una dayanmıştı yaş,</em></p>
<p><em>Hayırlı bir iş,eş ve aş...</em></p>
<p><em>Bir hayal,bir kaza,bir kader...</em></p>
<p><em>Bir keder...her şeye yeterdi yeter!</em></p>
<p><em>Aradığımız küçücük bir mutluluk tablosu;</em></p>
<p><em>Bir küçük ev;kapısı,penceresi,küçük bir bahçesi,</em></p>
<p><em>Seherler'de Hakkı zikreden bülbüller ve birkaç çocuk sesi...</em></p>
<p><em>Olmadı veya oldurmadı,</em></p>
<p><em>Yoluma koyuldu hep engeller ve mütemadiyen bozulan dengeler,</em></p>
<p><em>Her patika'da taş üstüne taş,adeta kazık çakılmış yüksek duvarlar...</em></p>
<p><em>Çocukluk hayallerim vardı,sonra gençlik:</em></p>
<p><em>Öyle saf,öyle temiz,öyle masum...</em></p>
<p><em>Çocukluk aşkımızla evlenecek,saadete erecektim,</em></p>
<p><em>Gözyaşlarını silecek:"Anne ağlama,doktor olacak bitmeyen ağrılarını,sızılarını tedavi edeceğim."diyen özgüveni zirvede bir çocukluk dönemi,</em></p>
<p><em>Olmadı,olmuyor...</em></p>
<p><em>Ne öğretmen ne doktor...</em></p>
<p><em>Kul'un hesabı hep yarım yamalak kalıyor,</em></p>
<p><em>Umut kırıntıları'yla hayat'ta kalma mücadelesi'nden öğrendiğim;</em></p>
<p><em>Ağzında kuş tutsan,</em></p>
<p><em>"Ol!"demedikçe olmuyor,</em></p>
<p><em>Yüreği'mdeki bu yangına sön emri gelmedikçe,</em></p>
<p><em>Okyanuslar taşsa üstüme sönmüyor...</em></p>
<p><em>Herşeye rağmen; Hayalleri'nin peşi'nden koşan ve bu ideal'le yüreği kıpır kıpır coşan bir can taşıyor bu beden,</em></p>
<p><em>Giden veya gidenler gitti;</em></p>
<p><em>Sorma ey dost;</em></p>
<p><em>Neden,niçin ve nasılı...</em></p>
<p><em>Adeta bir kader tahtası boynumuza asılı.</em></p>
<p><em>Hayaller'in peşi'nden yaş kırk'a dayandı,</em></p>
<p><em>Bu beden,bu zihin,bu yürek çok bile dayandı...</em></p>
<p><em>Kar düşmüş saçlar,yüzde çizgiler,ufacık bir gayret...</em></p>
<p><em>Kalpte zikir elde tespih dilde şükür ve duâ...</em></p>
<p><em>Hayaller ukbâ'da tamamlanmak için hep yarım kaldı</em></p>
<p><em>...</em></p>
<p></p>
<p><em>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rahmet Mevsimi ve Kutsal Emanet</title>
<link>https://fikirizleri.com/Rahmet-bereket</link>
<guid>https://fikirizleri.com/Rahmet-bereket</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67c8fda36f64c.webp" length="49770" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 04:45:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Rahmet Mevsimi ve Kutsal Emanet </p>
<p>İnsan sosyal ve aklı'nın erdiği her şeyden sorumlu bir varlıktır.</p>
<p>Dağlar'ın bile kabul etmediği bir emaneti taşıma sözü verdi Kâinatın Sahibine ezelde.Bu söz üzerine Yüce Yaratıcı verilen sözleri kimlerin tutup tutmayacağını sınamak ve bunun neticeleri'nin de bizzat kulları'nın da farkına varmasını istemiştir.</p>
<p>Dağlar'ın bile taşımaktan kaçındığı bu emanet hem dünya hem de ahiret saadeti'nin menbaıdır.Ancak bu saadete eren ya da erecek olanlar sadece ubudiyet sınavına çalışanlar/nasiplilerdir,zira insanlar'ın çoğu gaflet ve dalalet içerisinde bocalayıp durmakta, imtihanlar'dan şikâyet etmekte,kadere küfreder derecesinde hakaret etmekte ve nihayetinde bu sınavı kaybetmekte veya bu sınavı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.</p>
<p>Biz bu dünya'da bile birine söz verdiğimizde yerine getir(e)mediğimiz zamanlar'da küçük veya büyük cezalara maruz kalıyoruz,eninde sonunda hesabını ödüyoruz.İlahi adalet'in bir kısmı dünyada tecelli etse de asıl önemli kısmı ahiret'te görülür ya ceza veya mükâfat olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>Bazı zaman dilimleri tam da nedâmet duymanın,yeni başlangıçlar'ın habercisidir.Bu habercilerden biri de ömrümüzün provası olan Ramazan-ı Şerif'tir.Bu ayı kıymetlendiren birçok özellik ve güzellik vardır, bunların en önemlisi Kadir gecesi indirilen Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'dir.Allah(cc)bu gece'ye ayetlerinde yer vermiş ve bu gece için bin aydan daha hayırlıdır buyurmuştur.</p>
<p>Maddî ve manevî arınma yenilenme,eksikliklerimizi tamamlama ve fazlalıklarımızdan kurtulmak için çok önemli bir fırsattır Ramazan!</p>
<p>Rahmet ve bereket mevsimi'nden gecmekteyiz ve hızlıca geçen ve telafisi belki de bir daha mümkün olmayacak bu ayı değerlendirelim,iyilik ve güzelliklerle dopdolu geçirmeye niyet ve gayret edelim.</p>
<p>Geçici dünya hevesleri;servet, şöhret uğruna terk ettiğimiz,unuttuğumuz veya sadece mevlid ve taziyelerde dokunduğumuz hayat kitabımıza yeniden sarılalım, sarılalım ki yaralarımıza merhem olsun;zihinlerimize güç, gönüllererimize nûr,bedenlerimize de şifa olsun.</p>
<p>Bu ağır emanet'in çetin hesabı gelmeden sahip çıkalım ona.</p>
<p>Hem beşeri ve imtihanı yaratan hem de soruları hazırlayan,ciddi bir şekilde çalışmamızı,dünyada da ahiret'te de mahçup olmamamızı isteyen yüce kudret bizden bunu istiyor.</p>
<p>Bu mübârek günlerin bizleri bu kutsal emanete/emanetlere daha fazla yaklaştırmasını, ahiret'te de sefaatçimiz olmasını ve kurtuluşa erenlere dahil etmesini O'ndan(cc)niyâz ediyorum.</p>
<p>Hayırlı ve bol kazançlı Ramazanlar.</p>
<p></p>
<p>Selâm ve duâ ile...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİZMET ERİYİM BEN</title>
<link>https://fikirizleri.com/hizmet-eriyim-ben</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hizmet-eriyim-ben</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67b5d41e499aa.webp" length="26468" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Feb 2025 15:55:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Taş atana gül uzatırım,</p>
<p>Her zorluk'ta bir kolaylık olduğuna inanırım.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Yolum O'nun yolu,durmak nedir bilmem,</p>
<p>Sevgi ve muhabbet'tir meşreb'im benim.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>O'na doğru,bu kutlu gaye ve gayret yolu'nda;</p>
<p>Hakâret etmişler,çelme takmışlar kimin umrunda!</p>
<p>Hizmet nedir bilir misin?</p>
<p>Bir yetimin saçını okşamak,</p>
<p>Bir teyze'nin koluna girip karşıdan karşıya geçirmek,</p>
<p>Bir yaşlı amca'nın elindeki ağır poşetleri taşımak,</p>
<p>Ağlayan bir yüreğin yüzünde tebessüm meydana getirmek...</p>
<p>Bir açı doyurmak,bir garibi giydirmek...</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Hizmet nedir bilir misin sen?</p>
<p>Bugün O'nun için ne yapabilirim diye kafa yormak,</p>
<p>Bazen aç bazen sussuz bazen yalnız bazen uykusuz...</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Ukbâ'ya uzanan bu kutlu yol'da ve mahsül tarlası'nda,</p>
<p>Rahmetle,hayırla anılacak bir iz,bir söz,bir eser,</p>
<p>Başak verecek tohumlar ekmektir tek gaye'm,</p>
<p>Duâ ve ibadet, işte budur tek gücüm,dayanağım ve sermaye'm.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Tatlı yorgunluklarım hatıralarım da var benim,</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Tökezleyip yeniden ayağa kalkarım ben.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Bir kere kaybetsem,bin kere koşarım,</p>
<p>Geri dönmek,vaz geçmek yoktur kitabı'mda.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Kanadım yok,melek değilim,</p>
<p>Yarına çıkmaya yoktur sened'im,</p>
<p>Dosta dost olurum,düşmanadır nefretim.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Baki bir âlem ve huzur için gençliğimi O'nun için harcarım.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Zulme baş kaldırır,mazluma kucak açarım.</p>
<p>Hizmet eriyim ben,</p>
<p>Sarmaşık gibi her tarafa rahmet,iyilik,güzellik,sevgi ve umut yayılsın isterim.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya&amp;apos;dan ukbâ&amp;apos;ya bir miras</title>
<link>https://fikirizleri.com/dunyadan-ukbaya-bir-miras</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dunyadan-ukbaya-bir-miras</guid>
<description><![CDATA[ Bir söz,bir fikir,bir iz... ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a119627087a.jpg" length="56335" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 10:59:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Ukbâ&#039;ya...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gidiyoruz koşar adım,</em></p>
<p><em>Sen bu dünyayı baki mi sandın.</em></p>
<p><em>Bugün yarın deyip elzem olan her şeyi ıskaladın,</em></p>
<p><em>Olmazlar için yandın da yandın, sen bu dünyayı baki mi sandın!?</em></p>
<p></p>
<p><em>Gidiyoruz koşar adım,</em></p>
<p><em>Yol uzun, ömür kısa, yarım kalan işler ise çok,</em></p>
<p><em>İster yerinde dur, ister sürün, yürü veya koş,</em></p>
<p><em>Zaman ve mekân saklı olsa da hakikat bir, tecelli bir, ecel bir...</em></p>
<p></p>
<p><em>Gidiyoruz koşar adım,</em></p>
<p><em>İyisi mi sana duâ edecek bir dost bul,</em></p>
<p><em>Karanlık ruhlar sarmış dört bir yanı,</em></p>
<p><em>Sen ışık ol, Şems gibi bir gönle gir.</em></p>
<p><em>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şiir</title>
<link>https://fikirizleri.com/siir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/siir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_67a119627087a.jpg" length="56335" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Feb 2025 22:35:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords>Bir Gönle Görmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gidiyoruz koşar adım,</p>
<p>Sen bu dünya'yı bâki mi sandın.</p>
<p>Bugün yarın deyip elzem olan herşeyi ıskaladın,</p>
<p>Olmazlar için yandın da yandın,sen bu dünya'yı bâki mi sandın!?</p>
<p></p>
<p>Gidiyoruz koşar adım ,</p>
<p>Yol uzun,ömür kısa,yarım kalan işler ise çok,</p>
<p>İster yerinde dur,ister sürün,yürü veya koş,</p>
<p>Zaman ve mekân saklı olsa da hakikat bir, tecelli bir,ecel bir...</p>
<p></p>
<p>Gidiyoruz koşar adım,</p>
<p>İyisi mi sana duâ edecek bir dost bul,</p>
<p>Karanlık ruhlar sarmış dört bir yanı,</p>
<p>Sen ışık ol,Şems gibi bir gönle gir, umut ol.</p>
<p></p>
<p>~Şiir Yürekli Roman Yazarı </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Bir Hikâye /Roman</title>
<link>https://fikirizleri.com/https%3Amstyayincilik.commagazaromanuzun-bir-hikaye</link>
<guid>https://fikirizleri.com/https%3Amstyayincilik.commagazaromanuzun-bir-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_679db8ee01596.jpg" length="62115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Feb 2025 15:06:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>UZUN BİR HİKAYE/ROMAN/GERÇEK BİR HAYAT HİKÂYESİ </p>
<p>Yazarımız, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesine bağlı Kızıltaş Mahallesi’nde, soğuk bir Şubat günü dünyaya gelmiştir. İlk ve ortaokulu aynı ilçede bitiren yazar, ortaokuldan mezun olduktan sonra yaşadığı total işitme kaybı nedeniyle eğitimine dört yıl ara vermek zorunda kalmıştır. Ancak azmi sayesinde Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi’nin yabancı dil (İngilizce) bölümünden yüksek bir puanla mezun olmuştur.</p>
<p></p>
<p>İlahiyat Fakültesi’ni çok istemesine rağmen maddi ve manevi sebeplerden dolayı eğitimine devam edememiştir. Yıllar sonra, yakın çevresinin teşvikleriyle, 2013 yılında Turizm Rehberliği bölümünden mezun olmuştur. Evlilik nedeniyle bu alanda çalışamasa da çeşitli sertifikalar alarak özel sektörde çalışmaya devam etmiştir.</p>
<p></p>
<p>“Biraz Şair Biraz Yazar” olarak kendini tanımlayan yazar, yılların birikimi olan ilk romanıyla edebiyat dünyasına adım atmıştır.</p>
<p></p>
<p>Roman, zorluklarla dolu bir yolculuğa çıkan genç bir adamın hikayesini anlatıyor. Başkarakterin, hayatın sunduğu zorluklarla mücadele ederken güçlenip direndiğine ve bu süreçte nasıl bilge bir insana dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz. Aşkın ve hizmetin getirdiği tatmin duygusu ona rehberlik ederken, karşılaştığı çileler onu daha da güçlendirmiştir.</p>
<p></p>
<p>Bu hikaye, okuyucuyu derin bir düşünceye sevk ederken,</p>
<p>ilhâm verici bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p>İşte 24 yılın ilk meyvesi: “Uzun Bir Hikâye”.</p>
<p></p>
<p>ESER: UZUN BİR HİKAYE</p>
<p>TÜR : ROMAN</p>
<p>Yazar : ABDULAZİZ ADAKAN</p>
<p>SAYFA : 152</p>
<p>Ebat : 13,5/19,5</p>
<p>İlk Baskı Yılı : 2025</p>
<p>Baskı Sayısı : 1. Baskı</p>
<p></p>
<p>Dil : Türkçe</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UZUN BİR HİKÂYE ROMAN</title>
<link>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye-roman</link>
<guid>https://fikirizleri.com/uzun-bir-hikaye-roman</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://i.pinimg.com/736x/2d/fa/de/2dfade56a195b20d2f8f849b1ffd3630.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Feb 2025 04:52:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yâr...</title>
<link>https://fikirizleri.com/yar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://i.pinimg.com/736x/06/51/8c/06518c1e103119ab1c507df7d450e534.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jan 2025 19:52:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kavramlar ve Yüklediğimiz Manalar</title>
<link>https://fikirizleri.com/kavramlar-ve-yukledigimiz-manalar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kavramlar-ve-yukledigimiz-manalar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://i.pinimg.com/736x/bb/fe/a1/bbfea1c3151cfedd9dc709a5a4545712.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jan 2025 14:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Abdulaziz ADAKAN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>Kavramlar ve Yüklediğimiz Manalar...</p>
<p>Bazı şeyler basit bir kavramdan ötedir.Onlar sadece bir cismi ifade etmezler,onların bir de mana boyutu vardır.Verdikleri anlamlı mesajları vardır.Bu kavramlar bazen bir taş olur bazen de bir ahşap...</p>
<p></p>
<p>Tespih...</p>
<p>Kimi'nin mahalle kabadayısı gibi elinde sağa sola salladığı, parmakları arasında tur döndürdüğü ve volta attığı;kimi'nin de zikir çekmek için kullandığı tespihi ecdâdımız Estağfurullah çekmek ve genellikle,Namazlar'dan sonra çekilen;SubhanAllah, Elhamdülillah,Lâ ilahe illallah ve Allahû Ekber'den oluşan tesbihatı ve sabır çekmek için kullanıyordu.Tespih'e herkes farklı bir anlam yükleyebilir,benim ise dikkatimi celbeden,dikkatinizi çekmek istediğim husus;ip gibi sıraya dizilmiş bu zincir halkasını birbirine bağlı duruma getiren imame.İmame başı genellikle topuz iğnesi gibidir ve tespih tanelerini bu parça bir arada tutar.Bir aile'yi de evin reisi olan baba bir arada tutar.Kim ne derse desin,o gitti miydi,tüm bireyler zaman'la tespih taneleri gibi sağa sola dağılır!</p>
<p>Bir okulu; müdür bir arada tutar.Bir sınıfı da öğretmen...Bir dergâhı mürşit,bir orduyu komutan...Bir ülke'yi kral veya padişah...</p>
<p>Bir sürü'yü çoban veya onun sadık köpeği...</p>
<p>Hele bir de mutasavvıflar için bunlardan öte, tespih'in apayrı bir özelliği, güzelliği ve seyru sülûk'te ayrı bir izi vardır.Ra'd suresi 28.ayet'ten yola çıkarak;Kalplerin ancak Allah'ı zikretmekle mütmain olacağını bilen Allah dostları tevbeden sonra müritlerine verdikleri vird denilen günlük dersleri(ilk başlayanlar'a günde 5 bin defa ALLAH ALLAH ALLAH ile başlar,ve bu peyderpey arttırılak en son nefs-i mütmaine denilen safha'ya,mütmain olmuş,sakinleşmiş,durulmuş kıvama ulaşana kadar devam eder.ALLAH zikri'yle iyice dolan ve coşan kalp,son nefeste söylememiz elzem olan Lâ ilahe illallah'a döner,zira Peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuştur:"İlk sözü ve son sözü Lâ ilahe illallah olan cennete girer."İşte bu saadet-i dâreyn,yani iki cihan saadeti'nin menbaı olan bu zikirleri 99'lü tespih'le yaptırırlar mürşid-i kâmiller,yani nefisleri kemâle ermiş:Allah'ı daha iyi bilen ve Allah'a bizden daha yakın olan Rabbanî alimler,Allah dostları). </p>
<p>Değerli okuyucularım,Namaz kılın veya kılmayın,size küçücük bir tavsiyem var: Birgün boyunca elinize bir tespih alın ve akşama kadar Allah Allah Allah...deyin.Bunu yaparken'de diliniz damağınızda olsun, bunun gayesi sadece dille söylemek değil,Beytullah,yani Allah'ın evi olan kalbi de Allah dedirtmeye alıştırmaktır.Kalb'in zamanla Allah demekle elde ettiği manevî lezzet,tabir-i câizse,hakiki bir kavanoz bal'ın tadına vardıktan sonra bir daha o bal'dan vaz geçememek,mütemadiyen o bal'ı istemek,devamlı o tad'ı almak istemektir.Kalp bir çocuk gibidir,ona ne verseniz büyüdüğünde,sekarât-ı mevt denilen son nefes'te onu söyler.İyisi mi;Bir derviş gibi,bir yolcu gibi dünyalık'tan da el etek çekmeden ama dünyalığı da kalbimize yerleştirmeden,eli işte gönlü Yar'da ve ahiret'te olarak daima Allah Allah Allah diyelim...Bir Hak dostu dünya ahiret dengesini ve sevgi'nin dozunu şu enfes cümlelerle bize nakleder:"Paranız cebiniz'de,mobilyanız eviniz'de olsun,ama sakın bunları kalbinize yerleştirmeyin,</p>
<p>Çünkü kalp Allah'ın evidir."</p>
<p>Tespih'le ilgili yılları bulan, anlattıkça anlatasım gelen hatıralarım var.Her sözcüğe bir makale bile yazılır.Tespih'le bağımız'la ilgili külliyat bile yazılır,ancak buna ne kalem yeter ne defter ne de zaman...</p>
<p>İyisini yaşayan bilir,o hâlde alayım tespihi elime,elim kalbimin üzerinde,dil damağa yapışık,dünya gözü kapalı,kalp gözü açık:Allah Allah Allah demeye...</p>
<p>Tespihler zamanla değişebilir ancak kalpler yerinde duruyor ve kan pompalamaya devam ediyor.O hâlde onu beslemeliyiz.Ekili bir fidan gibi yeni doğan bir bebek gibi güzellikle,iyilikle, sevgi'yle,şefkatle,muhabbetle yetiştirmeye bakalım zira kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mütmain olur vesselam.</p>
<p>Abdulaziz ADAKAN </p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>