Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler:Medeniyet!

Türk İslâm Medeniyeti

Mart 15, 2026 - 15:33
Mart 15, 2026 - 15:37
 1  28
Kavramların Bize Öğrettiği Şeyler:Medeniyet!

Türk İslâm medeniyeti o kadar güzel temeller üzerine binâ edilmiştir ki,her sözü çerçeveleyip duvarlara asmayı gerektirir.Bu incelikler silsilesi asırlar geçtikçe kıymeti daha da anlaşılıyor.Bu güzel ve anlamlı sözlerden biri de şudur:

"Her geceyi Kadir,her gördüğünü de Hızır bil."

Bu dünya'ya sadece midelerini doyurmak için gelmediğinin şuurunda olan mümtaz insanlar,kalp ve ruhlarını da doyurmanın devamlı Allah'ı zikrederek ve geçici dünya ni'metlerine aşırı muhabbet duymanın önüne geçmek için mutlak gerçek olan ölümü hatırlamak'tan geçtiğini çok iyi biliyorlardı."Her gece'yi Kadir bil"derken devamlı ibadet hâlinde ve nerden,ne zaman geleceği -derecesi ki bu amele göre değişir,bazen 10,bazen 70,bazen 700 derece sevaplı gün ve ameller vardır- gizli tutulan sevapların izinden git,mesajını vermektedir.Onun içindir ki;Kadir gecesi mübârek ramazan ayı'nın son on gününde gizlidir.Allahü Teâlâ'nın murâdı kulları'nın devamlı ibadet,zikir ve taat hâlinde olmalarıdır.

"Her gördüğünü Hızır bil"derken de karşındaki senin gibi et'ten,kemik'ten yaratılmıştır,Allah kendi ruhundan ona da üflemiştir.Senin ondan bir üstünlüğün söz konusu değildir.Hor ve hâkir görme hakkın yoktur!Üstünlük mal,makam ve menâsıb'dan ibaret değildir.Bir gün titreyerek Peygâmber Efendimiz'in önünde duran adama,Efendimiz şöyle demişti:

"Bir kuru ekmek yiyen kadının oğluyum.

Korkma(sakin ol),ben de senin gibi bir insanım."

Güzel ahlâk enâniyeti de ortadan kaldırır,empati kurmayı kolaylaştırır.Kral da olsa,paşa da olsa,ağa da olsa her şeyden önce bir damla nutfe'den yaratıldığını hatırlatır.

Nice cevherler yamalı giysiler içinde saklıdır.Madde'nin ön plânda tutulduğu âsrımızda,bu nasihâtlere aslında ne kadar çok ihtiyacımız var,değil mi?Takva'nın bizim yaratana karşı sorumluluklarımızı yerine getirerek,emir ve yasaklarına uymak'la elde edileceğini ne çabuk unuttuk!

Eskiler unutmadılar, bu yüzden asırlar geçmesine rağmen hem kulaklara küpe, gönüllere şifa olan nasihâtleri hem de kendileri unutulmadılar.

Yaşadılar, yaşattılar ve günümüze kadar ulaştırdılar.İncelik neydi sahi?

Kuşu ölen bir çocuğa taziye'de bulunan son peygamber güzel ahlâk ve incelik konusunda bize bir şeyler anlatmıyor mu!

Karınca'nın yuvası bozulmasın diye koca ordu'yu durdurup,yolunu değiştiren Süleyman merhamet ve incelik konusunda bize bir şeyler hatırlatmıyor mu!

Orta çağ karanlığında toprağa diri diri gömülen kız çocuklarını alıp evlerinin sultanı yapan ve "Kadınlar size Allah'ın emanetidir"diyen medeniyetin adıdır İslâm.

Hayâsıyla,ilmiyle,sadâkatiyle,sabrıyla,takvasıyla bugüne ve geleceğe ışık tutan güzel insanlar'ın nasihâtlerine kulak vermenin zamanı gelmedi mi sahi?

Ahlâk-ı hasene,yani en güzel ahlâk ve o ahlâk''ın menbaı olan Kur'an ve onun'la amel eden peygâmberler,sahabeler,evliyâlar,âlimler...

Geçmiş bir toplumun hafızasıdır.Geçmişini unutan geleceğine yön veremez.Din,dil,kültür,edebiyat,sağlık,ilim,bilim,tarih,coğrafya,felsefe,matematik konusunda bizlere rehber olan nice İslâm âlimleri vardır.Onlar her sözü ve hareketi ile insanı dünya'da da ahiret'te de sıkıntılar'dan kurtaracak formüller elde etmiş ve bizlere hazır bir şekilde sunmuşlardır.Bizlere düşen ise bu emanetlere sımsıkı sarılıp yolumuza devam etmektir.

Allah dostları "Edeb Ya Hû!"derken eline,diline,beline hâkim ol,mesajını verirken;Bu da Geçer ya Hû"diyerek herşeyin geçici olduğu bir dünya'da yaşadığımızı hatırlatır.

Türk İslâm medeniyeti ve onun temsilcileri adâlet'in,merhametin, güzel ahlâk'ın,iyiliğin,cesaretin,mücâdele'nin,sabrın,

şükrün,iktisât'ın,kanaât'in,elini eteğini dünya'dan çekmeden,gönlün devamlı Allah ile beraber olmanın yolunu öğretir.

Bu nedenle bizi biz yapan bu değerlere karşı yabancılaşmamamız,aksine hayatımızın mihenk taşları hâline getirmemiz gerekir.

Tek dişi kalmış batı her gün yeni biri ortaya çıkan envaî çeşit arsızlıklarıyla,adâletsizlik ve ahlâksızlıklarıyla boğuşup yok olmaya doğru giderken,yükselen bir güneşimiz var:Türk İslâm medeniyeti.

Ve dünya'nın umudu bu medeniyet'te!

Kıymeti kaybedilmeden anlaşılamayan nice ni'metler var.Bu ni'metlerin kıymetini bilmeliyiz ki çökmüş,kokuşmuş,bitmiş,tükenmiş nice toplumlar gibi tarihin çöplüğüne atılmayalım!

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Yazar,1985'te,hayatı gibi çetin geçen bir Şubat ayı'nda Van'ın Gevaş ilçesine bağlı Kızıltaş mahallesi'nde gözlerini dünyaya açtı. İlk ve orta okulu Gevaş ilçesinde,lise eğitimini de Van'da Yabancı dil (ingilizce) bölümü'nden mezun olarak tamamladı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümü'nden mezun olan yazar,Tasavvuf mektebi'nde çeşitli dersler aldı,farklı bölümlerden eğitim sertifikâları aldı,ancak yaşadığı hastalıklar nedeniyle eğitim hayatına uzun süre ara vermek zorunda kaldı.Zekâsıyla hayran bırakan yazar,okulun ilk haftasında 7 yaşında (1992) iki hafta yoğun bakımda kalıp hayat mücâdelesi verdiği feci bir trafik kazası geçirdi!İlk ve orta okulu ardı arkası kesilmeyen hastalıklar nedeniyle zor şartlarda bitirdi.Lise'ye hazırlandığı sırada aniden ve ömrü boyunca kendisine eşlik edecek sol kulak total işitme kaybı yaşadı,hiçbir ameliyat ve cihazın iyileştiremediği bu kayıp yüzünden 3 yıl tedavi görmek zorunda kaldı,lise eğitimine ara verdi.Duymayan kulakları yüzünden uzun yıllar süren psikolojik tedaviler gördü.Hastalığıyla barışık yaşamak istedi,ancak sosyal hayatı'nda ve eğitim hayatı'nda hiç huzur yüzü görmedi.Tüm zorluklara rağmen lise'yi bitirdikten sonra 2005'te girdiği ilk sınav'da çok sevdiği İlahiyat Fakültesini kazandı,ailesi'nin endişeleri ve maddî manevî zorluklar nedeniyle bu bölümü okuyamadı.Ailesinin hayallerini sekteye uğrattığı bu olaydan sonra özgüven eksikliği ve bunalımlar yaşadı,hastalıklar silsilesine yenileri eklendi.Kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar hem zihninde hem de bedeninde ciddi hasarlar oluşturdu,tüm zorluklara rağmen yaşama umudunu ve mücâdele ruhunu yitirmedi.Camii, mescit,dergâh,medrese ve hastane kapıları'nda şifâsını aradı durdu.Ancak alnına yazılan bir kader vardı,kaybettikleri bir daha geri gelmeyecekti. O;zorluklarla sınanan bir çocuk,hayalleri elinden alınmış bir genç olarak hafızâlara kazınacaktı. Tüm zorluklara rağmen;ayak'ta ve hayat'ta kalma mücadelesi'nden asla vaz geçmedi,en karanlık dehlizler'de bile bir ışık huzmesi aradı durdu.Şu anda inşaat sektörü'nde çalışan yazar,elinden hiç bırakmadığı kalemi'yle ilhâm olmaya devam ediyor... Zorlu bir çocukluk,gençlik, eğitim ve evlilik hayatından sonra kendini tamamen edebiyata veren yazar,kuru kalabalıklar içinde yok olup gitmektense yalnızlığa sarılmıştır.Olağanüstü yaşam mücâdelesini,acı tatlı deneyimlerini kaleme aldığı Uzun Bir Hikâye ile edebiyat dünyasına adım atan yazarın; Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenler'in Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı iki kitabı daha vardır.Sevgi,umut ve iyilik'le yazdığı eserlerle 2025'te Manevî Edebiyata Katkı Ödülü'ne lâyık görülen yazarın üzerinde çalıştığı eserler şunlardır: ~Gül ve Nâr, ~Acı Tatlı Duygularımız'ın Tercümânı Şiirler'im, ~Uzun Bir Hikâye 2:Kaderin Ördüğü Ağlar, ~Pusula. Yazar,asla pes etmediği ayak'ta ve hayat'ta kalma mücâdelesini vermeye devam etmektedir. Yazarın son sözü: "İnan-sev-çalış-başar!felsefesini benimsemiş bir yazar olarak hayalleriniz 'in peşinden koşmak'tan asla vaz geçmeyin!diyorum.Sevgi, umut ve iyilik daima yoldaşınız olsun." ~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍?