SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 3

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

" Bekliyorum. Geleceksin." 

3 Kasım 2026 - 06:08
3 Kasım 2026 - 06:08 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  3
SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 3

Saat sekize daha vardı. Gülce salonda tek başına oturuyor, duvardaki saate bakıp duruyordu. Her tik tak, yaklaşan buluşmanın sesiydi sanki. O sırada yatak odasının kapısı açıldı. Fırat koridora çıktı. Üzerinde yolculuğun yorgunluğu vardı. Gömleğinin birkaç düğmesi açıktı. Gülce’yi görünce yüzü yumuşadı.

“Gülce…”

Gülce başını çevirdi.

Fırat yanına gelip omuzlarına dokundu.

“İyi misin?”

Gülce cevap vermeden önce gözlerini kaçırdı.

“İyiyim.”

Fırat ona biraz daha yaklaştı.

“Yorgun görünüyorsun. Bir şey mi oldu?”

“Bir şey yok.”

Fırat, cevabını sorgulamadı. Saçlarına dokundu, sonra onu kendine çekip sarıldı.

“Buradayım,” diye fısıldadı.

“Ne olursa olsun, yanındayım.”

Gülce’nin gözleri bir an kapandı. Bu kolları tanıyordu. Bu sesi, bu kokuyu, bu adamı yıllardır tanıyordu. Fırat’ın göğsüne yaslanırken aklına Safa’nın sesi geldi.

Seni özledim bile…

Gülce gözlerini açtı. Fırat onu biraz daha kendine çekti.

Gülce'nin içinden yalnızca şu geçti:

"Benim içimde düzelmeyen bir yer var Fırat. Sen bilmiyorsun." 

Fırat odasına döndüğünde Gülce yeniden koltuğuna oturdu. Saat ilerledi. Akşam karardı. Saat sekize yaklaştıkça, evin sessizliği daha ağır bir hâl aldı.

Telefon titredi. Gülce ekrana baktı. Safa. Aramayı açtı.

“Bekliyorum.”

Gülce’nin boğazı kurudu.

“Henüz çıkmadım.”

Safa kısa bir kahkaha attı.

“Çıkarsın.”

Gülce sustu.

“Gelmezsin diye düşünmedim bile,” dedi Safa.

“Bunu sen de biliyorsun.”

Gülce pencereye baktı.

“Sekiz,” dedi Safa.

“Aynı yer. Dün gece seni ilk gördüğüm kafe.”

Bir süre sessizlik oldu.

“Gelecek misin?” diye sordu.

Gülce gözlerini kapattı.

“Belki…”

Safa yine güldü.

“Geleceksin.”

Telefon kapandı. Gülce ekrana baktı. Saat 19.30'du. Yarım saat. Sadece yarım saat.

Telefonu masaya bıraktığı sırada koridordan ayak sesleri geldi. Gülce hızla ekranı kapattı.

Fırat salonun girişinde belirdi. Bu kez yorgun değildi. Koyu lacivert takım elbisesi üzerine kusursuz oturmuş, kravatını düzgünce bağlamıştı. Bileğindeki saat ışığı yakalıyor, yüzündeki tıraş sonrası ifade ona yıllar önceki hâlini hatırlatıyordu.

Gülce bir an ona baktı. Yıllar önce evlendiği adam…

Tanıdığı, güvendiği, hayatını paylaştığı adam.

Fırat gülümsedi.

“İş yemeğine gidiyorum, hayatım.”

Ceketinin düğmesini kapattı.

“Geç kalmam.”

Gülce başını hafifçe salladı. Fırat yanından geçerken parfümü Gülce’ye ulaştı. Tanıdık bir koku. Gülce derin bir nefes aldı. Fırat kapıya yöneldi. Gülce ise saatin akrebine baktı. 19.45.

Fırat kapıya yönelmeden önce durdu. Gülce’ye yaklaşıp elini yanağına götürdü.

“Görüşürüz, hayatım.”

Dokunuşunda yılların alışkanlığı vardı. Gülce’nin içindeki suçluluk bir anlığına kıpırdadı. Sonra yine sustu.

Fırat kapıyı açtı. Çıkmadan önce bir kez daha arkasına baktı. O bakışta ne şüphe vardı ne öfke. Sadece güven.

“Dönüşte bir şey ister misin?”

Gülce başını salladı.

“Hayır… Gerek yok.”

“Tamam.”

Kapı kapandı. Saat 19:50’ydi.

Gülce bir süre yerinden kalkamadı. Fırat’ın son bakışı hâlâ gözlerinin önündeydi. O bakışta yıllar vardı. Birlikte geçirilen günler, alışkanlıklar, suskunluklar…

Belki de Gülce’nin görmek istemediği bir soru.

Elini göğsüne koydu. Kalbi hızla çarpıyordu. Az önce karar verdiğini sanmıştı. Şimdi ise tek bir düşünce vardı:

Gitme.

Saat 19:55.

Gülce ayağa kalktı. Birkaç adım attı. Durdu. Paltoyu alıp çıkması gerekiyordu. Saçını düzeltecek, kapıyı açacak ve Safa'nın yanına gidecekti. Ama ayakları ilerlemiyordu. Fırat’ın gömleği geldi aklına. Evden çıkarkenki hâli…

Kapının aralığından dönüp ona son kez bakışı…

Gülce yutkundu.

“Niye böyle yapıyorum?” diye fısıldadı.

Cevap gelmedi.

Saat 20:00.

Telefon titredi. Ekranda tek bir mesaj vardı: "Bekliyorum." 

Gülce mesaja uzun süre baktı. Sonra telefonu yavaşça masaya bıraktı. Paltosuna uzanmadı. Kapıya gitmedi.

“Ben yapamam,” dedi kendi kendine. “Gidemem.”

İlk kez bir kararın peşinden sürüklenmiyordu. Bir kararı kendisi veriyordu. Tam o sırada telefon yeniden çaldı. Safa.

Gülce birkaç saniye ekrana baktı. Sonra açtı. Safa'nın sesi sakindi.

“Bu akşam gelmedin.”

Gülce sustu.

“Ama bir gün mutlaka geleceksin.”

Gülce’nin gözleri kapıya kaydı. Safa devam etti:

“Kaçıyorsun ama kaçtığın şey ben değilim. Kendinsin.”

Gülce’nin yüzü gerildi.

Bu kez sustuğu yerden cevap verdi:

“Belki de kendimden kaçmayı bırakıyorum.”

Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.

Safa'nın sesi yeniden duyuldu.

“Aramızdaki şey bitmedi.”

Gülce gözlerini kapattı. Fırat’ın son bakışı yine geldi aklına.

“Belki,” dedi.

“Ama bu akşam gelmedim.”

Safa sustu.

Gülce devam etti:

“Çünkü yanlış kapının önünde durmak istemedim.”

Uzun bir sessizlik oldu.

“Göreceğiz,” dedi Safa.

Telefon kapandı. Gülce telefonu elinden bıraktı ve koltuğa oturdu. Ev hâlâ sessizdi. Ama bu kez sessizlik ağır gelmiyordu. Gülce ilk defa, sustuklarının arasından kendi sesini duyuyordu.

"Ben böyle bir kadınım." 

Bir süre sonra başını kaldırdı.

"Ama böyle olmak zorunda değilim." 

Ertesi sabah Gülce çoktan uyanmıştı. Gece boyunca gözlerini bir kez bile doğru dürüst kapatamamıştı. Perdelerin arasından süzülen ilk ışık odanın duvarlarına vururken tavana baktı. Geceden geriye kalan tek şey, zihninde dönüp duran birkaç cümleydi.

" Bekliyorum. Geleceksin." 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç Zeynep Kıvanç, 1986 Bartın Amasra doğumlu yazar ve şairdir. Geçmişte elinden alınan eğitim haklarını açık öğretimden geri almak için mücadele etmekte ve eğitimi için elinden gelenin en iyisini yapmaktadır. Bir dönem dadılık yaparak bir kız ve bir erkek çocuğunun sorumluluğunu üstlenmiştir. Şimdilerde çalışmayan Kıvanç, çeşitli sitelerde birçok edebi yazısı yayınlanmakta ve edebiyat dünyasını zenginleştirmektedir. 3 farklı yayınevinden çıkan ve 4 tane de e-kitap olarak yayınladığı toplam 7 eseri bulunmaktadır. Edebiyat dünyasına kattığı şiirleri ve yazıları ile Fikir İzleri'ne katılım sağlamaktadır. Birbirinden farklı ve güzel konularla kalemini zenginleştiren Kıvanç, edebiyata duyduğu derin tutkusuyla yaşamını sürdürmektedir. Basılı olan eserleri; Mavi Elbiseli Gazze, Dört Duvar Arasındaki Beşinci Adım ve Kırık Zamanlar Günlüğü'dür. Yazmaya duyduğu derin merakla e-kitap olarak yayınladığı eserleri de Bipolar Gülüşler, Kalemden Secdeye, Sessizce Sevdiğim ve Karanlıkta Açan Gül'dür.