SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 5

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnsanın eve dönüşü, yalnızca bir kapıdan içeri girmek değildi. Bazen biri elini tutup, “Gel,” dediğinde başlıyordu.

5 Kasım 2026 - 09:22
5 Kasım 2026 - 09:22 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  2
SAKLI GÜNAHIN GECESİ - BÖLÜM 5

Eve döndüklerinde hava kararmaya başlamıştı. Şefika Hanım daha fazla beklemedi.

“Kızım,” dedi, “Fırat’ın bilmesi gerekiyor.”

Gülce başını eğdi.

“Ben arayamam anne.”

“Aramalısın.”

“Ne diyeceğim?”

Şefika Hanım kızının omzuna elini koydu.

“Gerçeği.”

Gülce gözlerini kapattı.

“Ya kızarsa?”

“Belki kızar. Belki kırılır. Ama bunu bilmek onun hakkı.”

Gülce telefonu eline aldı. Ekrana baktı. Fırat’ın adı oradaydı. Parmağı arama tuşunun üzerinde birkaç saniye bekledi. Sonra geri çekildi. Arayamadı. Telefonu masaya bıraktı. Sessizlik çöktü. Gülce iki elini karnının üzerine koydu.

“Ne yapacağım ben?”

Cevap yoktu. Aklındaki tek soru gittikçe büyüyordu.

Ya çocuk Fırat’ın değilse?

O düşünceyi susturamıyordu. Tam o sırada kapı çaldı. Gülce yerinden sıçradı. Kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. Kapıya doğru yürüdü. Elini kapı koluna uzattı. Kapıyı açtı. Karşısında Fırat vardı. Gülce’nin gözleri doldu. Fırat şaşkınlıkla yüzüne baktı.

“Gülce?”

Gülce’nin dudakları titredi. Zihnindeki o tek cümle yeniden yükseldi:

"Ya değilse…"

Fırat kapının önünde duruyordu. Gülce, karşısındaki adama bakarken ellerini karnının üzerinde kenetledi. Öğrendiği gerçek, şimdi boğazında düğümlenmişti.

"Ya babası Fırat değilse?"

Bu düşünceyi aklından uzaklaştırmaya çalıştı ama ne kadar kaçarsa o kadar büyüyordu.

Şefika Hanım kızının yüzüne baktı. Sonra Fırat’a döndü.

“İkinizi de tebrik ederim,” dedi.

“Artık üç kişilik bir ailesiniz.”

Fırat olduğu yerde kaldı. Gözleri önce Şefika Hanım’a, sonra Gülce’ye çevrildi.

“Doğru mu?”

Gülce başını yavaşça salladı.

Fırat’ın yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi. Ardından gözleri doldu. Bir adım attı. Gülce’ye yaklaşırken sanki yanlış bir hareketle onu incitecekmiş gibi temkinliydi.

“Gülce…”

Gülce gözlerini kaçırdı.

Fırat elini uzattı ve onun elini tuttu.

“Keşke bu haberi daha güzel bir zamanda alsaydık.” demedi.

“Keşke aramızda hiçbir şey yaşanmasaydı.” demedi.

Sadece elini tuttu.

“Gidiyoruz.” dedi.

Gülce şaşkınlıkla yüzüne baktı.

“Nereye?”

“Evimize.”

Gülce’nin gözlerinden yaş süzüldü.

“Fırat, ben…”

“Şimdi değil.”

Sesi yorgundu ama kararlıydı.

“Önce eve gidelim.”

Yol boyunca ikisi de konuşmadı. Gülce başını cama yaslamış, dışarıdaki sokakları izliyordu. Binalar, insanlar, ışıklar birbirinin ardından kayıp gidiyordu. Bir ara eli yeniden karnına gitti. İçinde küçücük bir hayat vardı. Ama o hayatın babasının kim olduğunu bilmiyordu.

"Ben bu eve nasıl dönerim?"

"Fırat’ın yüzüne nasıl bakarım?"

Gülce gözlerini kapattı.

Fırat direksiyondan gözlerini ayırmadı. Parmakları direksiyonu sıkıyor, sonra gevşiyordu. Söyleyecek çok şeyi vardı belki ama hiçbirini söylemedi.

Villa göründüğünde Gülce’nin nefesi kesildi. O kapıyı bir daha açmayacağını düşünmüştü. Şimdi ise Fırat’ın yanında, titreyen adımlarla kapıya doğru yürüyordu.

“Ben bu eve dönebileceğimi hiç düşünmüyordum.” diye fısıldadı.

Fırat duydu ve Gülce’nin elini tuttu.

“Gel.”

Kapı açıldı. İçeriye önce sessizlik doldu. Her şey aynıydı. Perdeler, koltuklar, duvarlardaki tablolar…

Sanki Gülce hiç gitmemişti. Oysa Gülce aynı kadın değildi. Dizlerinin bağı çözüldü. Tam yere düşecekken Fırat onu tuttu. Gülce başını kaldırdı. Fırat eğildi ve alnına hafifçe bir öpücük kondurdu. Gülce’nin gözleri yeniden doldu.

“Fırat… Ben…”

“Hiç konuşma.”

“Ben sana…”

“Bugün değil.”

Fırat bir an sustu.

“Bu evde yeni bir güne başlayalım. Kötü şeylerle başlamayalım.”

Gülce’nin dudakları titredi. Fırat’ın boynuna sarılmak istedi ama yapamadı. Bunun için kendini hâlâ yeterince haklı görmüyordu. Sadece başını Fırat’ın göğsüne yasladı. İlk kez günlerdir rahat bir nefes aldı. O gece Gülce odasının penceresinden dışarı baktı.

Aynı ev.

Aynı oda.

Aynı adam.

Ama kendisi artık bambaşka bir yerdeydi.

Bir zamanlar her şeyi kontrol edebileceğine inanmıştı. Gücünün, güzelliğinin ve kararlarının onu her şeyden koruyacağını sanmıştı. Oysa tek bir hata, bütün o kibrin üzerine yetmişti. Gülce elini karnına koydu ve gözlerini kapattı içinde hâlâ cevaplanmamış bir soru vardı.

"Ya çocuk Fırat’ın değilse?"

Ama ilk kez başka bir şey de hissediyordu. Pişmanlık. Belki de yıllardır fark etmediği bir gerçek: İnsanın eve dönüşü, yalnızca bir kapıdan içeri girmek değildi. Bazen biri elini tutup, “Gel,” dediğinde başlıyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç Zeynep Kıvanç, 1986 Bartın Amasra doğumlu yazar ve şairdir. 3 çocuk annesi olan Kıvanç, İstanbul'da yaşamaktadır. Geçmişte elinden alınan eğitim haklarını açık öğretimden geri almak için mücadele etmekte ve eğitimi için elinden gelenin en iyisini yapmaktadır. Kıvanç'ın çeşitli sitelerde birçok edebi yazısı yayınlanmakta ve edebiyat dünyasını zenginleştirmektedir. Edebiyat dünyasına kattığı şiirleri ve yazıları ile Fikir İzleri'ne katılım sağlamaktadır. 3 adet yayınevinden çıkan eseri bulunmaktadır. Birbirinden farklı ve güzel konularla kalemini zenginleştiren Kıvanç, edebiyata duyduğu derin tutkusuyla yaşamını sürdürmektedir. Basılı olan eserleri; Mavi Elbiseli Gazze, Dört Duvar Arasındaki Beşinci Adım ve Kırık Zamanlar Günlüğü'dür