KÜLLER ARASINDA KALAN TÜRKÜLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazı yaralar tamamen kapanmaz. Ve bazı günler, hafızanın en sessiz köşesinde yaşamaya devam eder.

2 Temmuz 2026 - 02:40
2 Temmuz 2026 - 02:40 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  61
KÜLLER ARASINDA KALAN TÜRKÜLER

KÜLLER ARASINDA KALAN TÜRKÜLER 

Bazı günler vardır; takvim yapraklarından kopup gitmez. Yıllar geçer, mevsimler değişir, şehirlerin sokakları yenilenir ama o günler hafızanın bir köşesinde olduğu gibi kalır. 2 Temmuz 1993 de böyle bir gündür.

Sivas'ın sıcak bir yaz gününde yükselen alevler yalnızca bir binayı sarmadı. O alevler, insanların yüreğine de düştü. Bir otelin pencerelerinden yükselen dumanla birlikte türküler, şiirler, umutlar ve yarım kalmış hayatlar da gökyüzüne karıştı.

O gün orada bulunanlar yalnızca isimlerden ibaret değildi. Her birinin bir hikâyesi vardı. Yazılmayı bekleyen şiirleri, söylenmeyi bekleyen türküleri, kurulacak hayalleri vardı. Kimisi bir annenin evladıydı, kimisi bir çocuğun babası, kimisi dostlarının kahkahasında yaşayan bir arkadaştı. Hayatın içinden insanlardı. Ve bir gün, hiç hak etmedikleri bir şekilde aramızdan koparıldılar.

Aradan geçen yıllar acıyı silmedi. Çünkü bazı acılar unutulmak için değil, hatırlanmak için vardır. İnsan bazen bir türkü duyduğunda, bazen eski bir fotoğrafa baktığında, bazen de temmuz sıcağında esen rüzgârın içinde o günün hüznünü yeniden hisseder.

Madımak'ı anmak, yalnızca geçmişe dönüp üzülmek değildir. Aynı zamanda insan olmanın sorumluluğunu hatırlamaktır. Farklı düşüncelerin, farklı inançların, farklı seslerin bir arada yaşayabildiği bir dünyanın ne kadar kıymetli olduğunu bilmektir. Çünkü insanlık ancak birbirini anlamaya çalıştığında büyür; öfkeyle değil, vicdanla yol aldığında güçlenir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, küller arasında kalan yalnızca bir bina değildir. Küller arasında kalan türküler, şiirler, dostluklar ve yarım bırakılmış hayatlar vardır. Ama aynı zamanda unutulmaması gereken bir ders de vardır: İnsan hayatı her şeyden değerlidir.

Yıllar geçse de bazı isimler unutulmaz. Bazı yaralar tamamen kapanmaz. Ve bazı günler, hafızanın en sessiz köşesinde yaşamaya devam eder.

2 Temmuz'un hüznü, kaybedilen canların hatırası ve geride kalanların gözyaşıyla birlikte hâlâ yaşıyor. Onları saygıyla anarken, dileğimiz aynı olsun:

Bir daha hiçbir türkü yarım kalmasın. Bir daha hiçbir şiir ateşle susturulmasın. Bir daha hiçbir insan, düşüncesi ya da kimliği yüzünden hayattan koparılmasın.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.