Öykü

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Saatinin üzerindeki rakamlarda hiç bitmeyecekmiş gibi zamana dağılarak sonsuzluğa uzanıyor.

3 Temmuz 2026 - 11:48
3 Temmuz 2026 - 11:48 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  77
Öykü

                            AĞLADIM SADECE AĞLADIM

    Ağladım, sadece ağladım...

Sessizce, usulca aktı yaşlar yanaklarımdan, çenemden göğsüme…

  Hasretinle yüzleşmekten ne kadar kaçınsam da, unutmuş gibi yapsam da, olmadığın gerçeği tokat gibi çarpıyor suratıma.

  Gözlerimde yağmur yüklü kara bulutlar, kalbimde kurşun ağırlığı, dilimde zuhur edemeyen kelimeler, boğazımda yumru, nefesim tıkandı, çekmecenin dağınıklığında parlayan gümüş rengi saatin.

  Lacivert zemin üzerindeki akrep, yelkovan kalbin gibi durmuş 20:35. Senin gözlerinle görünmeyince vazgeçmiş zamanı kovalamaktan.

  Elime aldım, yere yığılırcasına oturdum; omuzlarım çöktü, tüm bedenim uyuştu, 'Ağladım, sadece ağladım’... Zaman neydi, ben kimdim? Çenemden sızan yaşlara engel olmadan sadece nefes alıp, hayatta kalmaya çalışarak ağladım…

  Kaza anında kalbinle birlikte duran, anlamını yitiren, durmuş zamanı gösteren saatinin, çatlamış camına bakarak ağladım.

  Dünya yıkılsın, yıldızlar dağılsın, kıyamet kopsun, güneş salmasın sıcaklığını, yer yarılsın umurumda değil!

  Şimdi hepsi içimde! Depremler, afet, kasırga yüreğimde; yıllarca sevginle sarıp, açtırdığın gül goncaların tarumar.

  Nereye baksam virane yıkıntılar altında kalmış mazimiz.

  Saatini takan ellerin artık yok; yetişilecek randevular, verilen sözler, dost sohbetleri, iş görüşmeleri, gelecek hayalleri…

  Karavan kiralayıp Akdeniz sahillerinde yapacağımız tatil planları... Gün batımında mangalı yakacaktın, sen denizde yüzerken ben balıkları hazırlayıp sevdiğin roka, soğan salatasını yapacaktım. Ağustos böceklerinin yaygarasında güneşin batışını seyrederek yemeğimizi yiyecektik; inceden Vivaldi eşlik edecekti sohbetimize…

  Hıçkırıklarla sarsıldım parmaklarım gevşedi; saatin yere düştü benden uzaklaştı tıpkı senin gibi.

  Mezarın düştü aklıma, şu an orada olsam; buz mavisi mermerin soğukluğunda bedeninin kalıntılarının varlığıyla avunsam, belki bir nebze olsun diner sızım.

  İçimde bıraktığın yangının kavuruyor her bir zerremi; yerde duran saatinde tenini, sesini, bakışını, kokunu duyumsuyorum.

  Daimi hissiyatım ‘Özlem’.

 Saatinin üzerindeki rakamlarda hiç bitmeyecekmiş gibi zamana dağılarak sonsuzluğa uzanıyor.

                                Ağlıyorum sadece ağlıyorum…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

ŞULE BECER Yazar Ressam Şair Köşe Yazarı / Ege Üniversitesi Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans TV Programcısı