<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Bünyamin Çoban</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/bunyamin-coban</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Bünyamin Çoban</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>HASRET YÜKLÜ GÜZEL</title>
<link>https://fikirizleri.com/hasret-yuklu-guzel</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hasret-yuklu-guzel</guid>
<description><![CDATA[ Ya seni yazmalıyım ya da hiçbir şeyi…  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a761d27e09b7.webp" length="21692" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:02:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HASRET YÜKLÜ GÜZEL </p>
<p>Üslûbum, usulüm... </p>
<p>Satırlarda arayıp bulamadığım sevdam.</p>
<p>Hayalinin peşinde hayal olduğum.</p>
<p>Bir sonsuzluk ülkesinde,</p>
<p>Şehrinin sokaklarında dolandığım.</p>
<p>Terk edilmiş bir ağustos sıcağında, </p>
<p>Yağmurlu sokaklarında Ocak ayının, </p>
<p>Öperken dudağından karlı bir şubat günü, </p>
<p>Nisanda saçlarına düşünce o sonsuz aşk... </p>
<p>Güzelliğine ifade bulamadığım, </p>
<p>Muhteşem bakışlım.</p>
<p></p>
<p>Adaklar adadım;</p>
<p>Bir can koydum ortaya, </p>
<p>Seni bir an görebilmek adına. </p>
<p>Sen bakma benim böyle olduğuma, </p>
<p>Ağladığıma...</p>
<p>Gizli gözyaşlarım hep seni görebilmek adına.</p>
<p>Gölgende saklı kaldı gözyaşım. </p>
<p>Ve bir seher yıkıldı mezar taşım. </p>
<p>Düşlerim çalındı sonra çaşıtlar pazarında </p>
<p>Ve günden güne eridim, hayalinin nazarında.</p>
<p>Hepsi sana hasretimden, </p>
<p>Senin bana adadığın hasretinden… </p>
<p>Ve bir haber gelmedi yıllar yılı hasretler denizinden.</p>
<p>Ey hasret kokulu, hasret yüklü güzel, </p>
<p>Bilmiyorum;</p>
<p>Ya sen insanüstüsün </p>
<p>Ya da insan bu kadar üstün. </p>
<p>Ve/fakat sen, hiçbir üslupla anlatılamayacak kadar güzelsin. </p>
<p>Ey hasret yüklü güzel, </p>
<p>Bana bu hasreti yükleyen güzel.</p>
<p>Üslûbumun damlası güzel.</p>
<p>Kalemi her tutuşumda elimde çizgiler titriyor. </p>
<p>Ya seni yazmalıyım ya da hiçbir şeyi… </p>
<p>Ya seni sevmeli</p>
<p>Ya da sevmek de neymiş?</p>
<p>Ya seninle yaşamak </p>
<p>Ya da ölmek, sonuna kadar bu hayatı.</p>
<p>“Kara sevdanın ateş denizine düştüm </p>
<p>Ve son çare diye,</p>
<p>Sevgilinin uzattığı mumdan dala sarıldım.</p>
<p>Ellerim yandı, yüreğim tutuştu;</p>
<p>Çok ağladım. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HACEL OBASI</title>
<link>https://fikirizleri.com/hacel-obasi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hacel-obasi</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu’nun hüzünlü ve sitem dolu ezgilerinden biri olan Hacel Obası&#039;nın hikayesi. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a49307b6ee58.webp" length="70350" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 20:55:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HACEL OBASI</p>
<p>Anadolu’nun hüzünlü ve sitem dolu ezgilerinden biri olan Hacel Obası (asıl adıyla Hacı Ali Obası), Sivas’ın Şarkışla yöresine ait, kavuşamayan iki kalbin ve bir hayal kırıklığının hikâyesidir.</p>
<p>​Söylenene göre "Hacı Ali Obası", zamanla ağızdan ağıza dolaşarak "Hacel Obası" hâlini almıştır. Türkünün arkasında yatan hikâye, rivayete göre şöyledir:</p>
<p>​Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Sivas Şarkışla'da Mustafa adında yoksul ama gururlu bir delikanlı ile obanın/köyün varlıklı ailelerinden birinin kızı olan Ayşe yaşamaktadır. Ayşe, güzelliği ve alımıyla yöredeki tüm gençlerin dikkatini çeken, adeta erişilmez bir kızdır. Ancak onun gönlü Mustafa’dadır. İki genç birbirlerine sevdalanır ve uzun süre gizli gizli buluşarak büyük bir aşk yaşarlar, birbirlerine söz verirler.</p>
<p>​Ancak bir gün köye dışarıdan bir talip gelir. Okumuş, üniformasını giymiş bir subay (bazı anlatılarda Teğmen Nazım veya askeri okul öğrencisi Nevzat olarak geçer). Dönemin şartlarında asker olmak, şehirde yaşamak ve "devlet memuru" statüsüne sahip olmak büyük bir zenginlik ve itibar göstergesidir. Subayın ayağındaki parlak askeri botlar (potinler) ve sunduğu şehir hayatı imkânı, hem Ayşe’nin ailesinin hem de Ayşe'nin aklını çeler.</p>
<p>​Ayşe, Mustafa’ya verdiği söze rağmen ya ailesinin baskısıyla ya da statü ve lüks bir hayat cazibesine kapılarak bu evliliği kabul eder. Mustafa ise hiç beklemediği bu darbeyle sarsılır. Sevdiği kadının kendisini bir çift "potin" ve rütbe uğruna terk etmesini gururuna yediremez. İçindeki derin kırgınlığı, öfkeyi ve sitemi sazının tellerine dökerek o meşhur dizeleri söyler.</p>
<p>​Türküde geçen neredeyse her kelime, aslında Mustafa'nın Ayşe'ye ve onun seçimine duyduğu öfkenin tasviridir:</p>
<p>​"Hacel obasını engin mi sandın / Ayağında potini var, zengin mi sandın"</p>
<p>Mustafa burada doğrudan rakibine ve Ayşe'nin yanılmasına sitem eder. "Ayağına askeri bot giydi diye onu hemen zengin ve ulaşılamaz mı sandın?" diyerek tepki gösterir.</p>
<p>​"Merdivenden tıkır mıkır inişin / Çığıştıyor altın ile gümüşün / Önce söz verip de sonra dönüşün"</p>
<p>Burada Ayşe’nin gelin giderken taktığı altınların, takıların sesine (çığıştırmak/ses çıkarmak) gönderme yapılırken, en can yakıcı kısım "Önce söz verip de sonra dönüşün" dizesiyle yüzüne vurulur.</p>
<p>​Mustafa'nın aşk acısı ve bu büyük sitemi, hiçbir zaman unutulmamış ve dille de bir çığlığa dönüşecek olan bu güzel türküyle günümüze kadar ulaşmıştır.</p>
<p>Türküde, edebî açıdan cımbızlanması gereken; "her olur olmazı dengin mi sandın" cümlesidir. Ama son cümlede sitemler birden unutulur ve aşk hasretinin o an acısı duyulur: "Ay da geçti göremedim yâr seni." Burada tek duygu, sevgiliyi özlemektir. Sevgili elin olmuşken, onu göremeyişin katlanılmaz hasreti... </p>
<p></p>
<p>Suya gider bir incecik yolu var</p>
<p>Sıktırmış kemeri ince beli var</p>
<p>Söylerim söylemez datlı dili var</p>
<p>Ay da geçti göremedim yâr seni</p>
<p></p>
<p>Suya gider helkeleri doldurur</p>
<p>Kınalı ellerin suya daldırır</p>
<p>O yârin sevdası beni öldürür</p>
<p>Ay da geçti göremedim yâr seni</p>
<p></p>
<p>Tiren gelir acı acı seslenir</p>
<p>Yağmur yağar çit entere ıslanır</p>
<p>Zalım anan duyar sana herslenir</p>
<p>Ay da geçti göremedim yâr seni</p>
<p></p>
<p>Tatlı diller, ince beller ve diğer söyleyişler; nasıl da güzel Karacaoğlan geleneğini yansıtıyor. ("Karacaoğlan geleneği" benim adlandırmam bu arada. Sebeplerini belki sonra anlarız.) </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAR TANELERİNDE AŞK</title>
<link>https://fikirizleri.com/kar-tanelerinde-ask</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kar-tanelerinde-ask</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a2c92ebccc4d.webp" length="63158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:01:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KAR TANELERİNDE AŞK</p>
<p>Birlikte dokunacaktık kar tanelerine,</p>
<p>Avuçlarımızı açıp gökyüzüne,</p>
<p>Her dokunuşta yeniden âşık olacaktık.</p>
<p>Gözlerimin yabancısı olmayan gözlerin,</p>
<p>Gözlerimde eriyecekti kar taneleri gibi.</p>
<p>Yudumlarken çayımızı, </p>
<p>Sıcak avuçlarımızın içinden, </p>
<p>Omuzlarımız birbirine değecekti.</p>
<p>Ve sesinle ısınacaktı,</p>
<p>En zemheri havalar bile. </p>
<p>Güzel ve en özel sözlerle seslenip, </p>
<p>Gülümseyecektik öyle. </p>
<p>Mucizeler yaşanacaktı,</p>
<p>Hani bilirsin ya işte;</p>
<p>Kışta bir bahar, yazda tatlı bir serinlik... </p>
<p>Kuşlar ötecekti çalıdan çalıya uçarken, </p>
<p>Bir kaç damla düşecekti sonra çadırımıza,</p>
<p>Birlikte oluşumuzun sevincini haykıracaktı her şey... </p>
<p>Sokulacaktım yine en yakınına,</p>
<p>Hani bir gün;</p>
<p>Bir şehrin yağmurunda,</p>
<p>Elinde şemsiyenle gelivermiştin. </p>
<p>O gün yine biz, </p>
<p>Kahvelerimizi yudumlamışız gibi,</p>
<p>Her şey dün gibi...</p>
<p>Sesin ve sen yanımdayken henüz,</p>
<p>Çok ağlamamışken ben daha... </p>
<p>...</p>
<p>Ve bir kar yağıyor,</p>
<p>Sabahın alaca karanlığında. </p>
<p>Sensizli bir hayatın bütün hatıralarına, </p>
<p>Her kar tanesine dokunduğumda,</p>
<p>Yeniden âşık oluyorum sana...</p>
<p></p>
<p>Hayıflanıp yokluğuna,</p>
<p>Şarkılar söylüyorum; </p>
<p>"Bahçede yeşil çınar..."</p>
<p>Dalları kırık dökük, </p>
<p>Gövdesi darma perişan... </p>
<p>Ve o an;</p>
<p>Bir kar tanesi dokunuşunda, </p>
<p>Dudakların dudaklarıma değiyor;</p>
<p>Dudakların dudaklarımda eriyor.</p>
<p>Tanıyorum ben bu sıcaklığı, </p>
<p>Aynalar bizi seyrediyor sessizce,</p>
<p>Sessiz bir aşk dilince...</p>
<p>Adını fısıldayıp gözlerimi yumuyorum,</p>
<p>Ellerin ellerimde...</p>
<p>Ellerin yüreğimde, </p>
<p>Her an nefes alıyor,</p>
<p>Terk edilmiş bir aşkın emaneti, </p>
<p>Omuzlarımda -durmadan- büyüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR TEPE VARDI</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-tepe-vardi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-tepe-vardi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a1ab1a0216d2.webp" length="123252" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 12:57:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR TEPE VARDI</p>
<p>Beş Şehir, Altıncı Şehir, Yedinci Kasaba... Bunların kitap/eser ismi olduğunu bilirsiniz belki. Edebiyata dair şeyler evet; ve o yönüyle de vaktiyle okuduk, inceledik, kıyasladık, ettik. </p>
<p>Altıncı Şehir, Beş Şehir'den daha iyisini yazma iddiasıdır. İsmi lazım değil yazarı da öyle olduğunu söylerdi. Yedinci Kasaba, memleketim olan Biga'yı anlatır. Üslup öyle olmaz, böyle olur gibisidir. Yeri gelmişken, Beş Şehir'i yazanın kaleminden çıkıp Yunan miti kokan "Bursa'da Zaman" şiirine; şiir öyle yazılmaz, böyle yazılır diyerekten "Biga'da Zaman" şiiri, yirmi yıl kadar önce; heceli, teknik özellikli yönleriyle kalemimce yazılmış bir şiirdir. </p>
<p>Şehirleri anlatan bu eserler, yazarlarının sevgi, bilgi, ilgi dünyalarına dair şeyler. Ben bu yönlü ve kendimce bakışlı, gönlümce sevişli bir şey yazsam ne yazardım diye düşününce aklıma gelip kalbime düşen bir şehir değil ama bir tepe oldu. Onunla ilgili yer yer zaten çok şey yazdım ama bir bütün olarak nesirde hiç kaleme almadım. Başlığı, onunla ilgili bir yazımda da cümle olarak geçen "Bir Tepe Vardı" olurdu ve çok da yakışırdı. ("Bir tepe vardı, üzerinde sarı çiğdemler açan...") Evet, çünkü o vardı, ama artık yoktu. Hem büyük usta "Bahaeddin Özkişi'ye de bir selâm vermiş olurduk. Bilirsiniz belki, ustanın eserlerinden birinin adı, "Bir Çınar Vardı." </p>
<p>O tepenin adı, Baba Tepesi. Yöre halkı söyleyişince, Boba Tepesi... Onun dört bir yanında hayatım geçti ve belki de kuzey batısı eteklerinde birgün sonlanacak! Yine bir yazımda "Boba Tepesi benim çocukluğumdu" diye söylediğim bir cümle aklıma geldi. Yeri gelirse ne gibi cümleler kurduğumuza yine bakarız. Son yazdığım ve önemli nispette, hayatımı konu edinmiş roman Bıçak Sırtı'nda, yazmış olduğum çocuk kitabı Macera Takımı Hazine Avında / Pırnal Dede'nin Sırrı'nda da Boba Tepesi hep var. İlk nerede var derseniz, lise ilk yıllarımda Baba Tepesi diye bir şiir yazmıştım. Üniversiteli yıllarda Garipçe'yi yazıp da büyük bir dergide yayınlanıp ayın yazısı seçilmesiyle Sanatçı Osman Öztunç'un kendi Garipçe'sini bestelemesi ve bir karşılaşmamızda "Garipçe'nin yazarı sen misin!" şaşkınlıklı bir muhabbetin doğması gibi, Baba Tepesi şiirini yazmamla da "ben bunu nasıl düşünemedim" diyen bir halk ozanınca "Boba Tepesi Destanı" elli kıta olarak kaleme alındı. Destanda yer yer benim şiirimdeki dizelerin de kullanılması, edebi anlamda, o dönem bir çocuk şair olarak beni onurlandırıp mutlu etmişti. </p>
<p>Aklıma gelmişken, henüz sohbetimizin ilerlemediği ve bana "adamım" demediği dönemde, Âşık Sefai hocayı da Turan'a Uzanan Yol şiirimle şaşırtmıştım. Moliere'in Cimri'si üzerine de biraz laflanmış olan o gece, liseli bir delikanlının o şiiri yazabileceğine inanmakta aklı epey zorlanmıştı Zaten edebiyatçı kişiliğim hep şaşırttı. Lise edebiyat öğretmenim İclal Hoca da kompozisyon sınavlarında, gözünün önünde yazmama rağmen onları benim yazdığıma inanmakta zorlanıyor ve "bu sefer Bünyamin'in kompozisyon notuyla edebiyat dersinden geçmesine izin vermeyeceğim" diyordu. (O dönem, işin bilgi kısmıyla pek aram yoktu. İyi ki yokmuş; yalan yanlış, öyle böyle hazırlanmış o edebiyat kitapları ve tuhaf müfredat işleri...) Ama yine başka bir sınıftayken edebiyat öğretmenimiz Semra Hoca'nın sınav kağıdında bir soruya verdiğim cevabı okumasıyla bütün sınıfa beni alkışlatması büyük utandırmıştı. </p>
<p>Biz, Baba Tepesi'nden uzaklaşmayalım, zaten ne zaman ki uzaklaştık, hayat bizim olmaktan çıktı. "Baba Tepesi, benim çocukluğumdu" deyip başlayalım öyleyse. </p>
<p>Baba Tepesi'nin bir kilometre kadar kuzeyinde olan Kayapınar Köyü'nde doğdum, hemen güney ucundaki, çok eskiden adı Hamidiye olan Ağaköy'de büğüdüm. Anne ve babamın Kayapınar köyünün tek ilkokul öğretmenleri olarak çok sevilmelerince ben de köyün çok sevileni oldum. Onlar o küçük köyde öyle dostluklar, ahpaplıklar kurmuşlardı ki şu yaşımda hâlen onlara olan sevgiyi gördükçe şaşırırım. </p>
<p>Ben iki buçuk yaşıma gelene kadar orada kalmışız. Her evin çocuğu olmakla birlikte benimle bire bir ilgilenen rahmetli Helvacı Dedem'in (köy düğünlerinde helva satardı ve ben ona helvacı dede derdim, o da beni öz torunu gibi severdi. Eşek kadar olunca bile onu görünce helvacı dede diye seslenir, koşup sarılırdım.) kızı Havva Anne oldu. Kâh kucağında, kâh parmağını tutup gezermişiz birlikte. Köyün çeşmesine birlikte su almaya gidermişiz. Karnımı doyururken, yudumları uçan bir kelebek gibi yapar, "tebelek gelmiş gelmiş; hooop" deyip bana yedirirmiş. Şu yaşımda hâlen beni o çocuk görüp "Bünyaminiiim" diyerek sarılıp öpmeleri, sevginin karşısında zamanın ne kadar aciz kaldığını gösteren bir delil gibi. </p>
<p>Köyde en yakın ve hayatta ilk oyunlar oynağım arkadaşımsa Vedat. Zaten onların evin bir çocuğu da bendim. Ben Vedat'a çocuk diliyle Datti diyorum, o bana Münik... Yani dilimiz o kadar dönüyor. Şimdi ise hâlen aynı şekilde hitap ediyoruz birbirimize. </p>
<p>Bizim buraların geleneği olmasa da belki şaka ve bir çeşit sevgi ifadesi yollu bir beşik kertmem bile varmış köyde! Mutlu Abi'yi ise bir çocuk sevgisiyle çok sevdiğimi hatırlıyorum. Annemin âret kardeşleri, babamın av arkadaşları; hepsi bir muhabbet harmalı... Bir de sırtı kambur, eli tesbihli, benim çocuk yüreğimde çokça ilgi ve sevgi uyandıran, mekânı cennet olsun, bir abi/amca vardı. Mütebessim ifadesi her zaman gözümün önüne gelir. </p>
<p>İşte, Baba Tepesi'nin hemen kuzeyinde böylece başlamışım ben yaşamaya. Sonrasında bizimkiler, birkaç yıl, Yenice'nin bir dağ köyü olan Doma'da görev yapmışlar. Orada uçurumdan yuvarlanmışım ve hayâl meyal o sahneyi hatırlıyorum. Dudak kıyımdaki küçük dikiş izi oradan kalma bir hatıradır. Sonra, dört yaşımdayken, Ağaköy'e gelerek yine sokulmuşuz Baba Tepesi'nin yamacına. Ağaköy'e geldiğimiz ilk yıllarda ve o yaşta Çanakkale asfaltını bölüp, yürüyerek Kayapınar'a kaçarmışım. İki köy arası iki üç kilometre kadar. Bir defasında, Kayapınar'a epey yaklaştığımda mobiletli bir amcaya yakalandığımı hatırlıyorum. Beni arkasına bindirip geri götürmüştü. </p>
<p>Boba Tepesi'ne hatırladığım ilk gidişim, babam ve komşu oğlu Harun'la mantar toplamak için oldu. Zaten sonrasında Boba Tepesi'nin o yumuk çayır mantarlarını yıllarca topladım. </p>
<p>Dört beş yaşlarındayım, güneş doğmadan uyanıp Boba Tepesi'ne çıktık. Babam yanına eskiden kullanılan pazar çantalatından almıştı. Tepenin Ağaköy'e bakan yamaçlarında dolaştığımızı hatırlıyorum. O gün ne çok mantar toplamıştık. Bunu ilk kez yaşayan bir çocuk olaraksa olağanüstü şeyler başarmıştık. </p>
<p>Beyaz mantarı ilk duyuşum, anneannemin beni "ak mantarım" diye sevmesi, ilk buluşumsa o gündü. Tabii yolu öğrenen ben durur muyum? Bir süre sonra tek başıma, gizlice gittim mantar toplamaya. Elimde mantar poşetimle tepenin Kayapınar, ve çaprazındaki Geyikkırı köylerine bakan yamaçlarında dokaşırken kaybolduğumu fark ettim. Hava kararmaya başlamış ve Ağaköy'ün hangi yönde kaldığını şaşırtmıştım. Buldum tabii sonra ama Boba Tepesi benim ilk kayboluşumdu. </p>
<p>Yine o yaşlarda, tabiatı keşfetmem Boba Tepesi'nde başladı. Boba Tepesi, koca bir kâinat, ben içerisinde onu tanımaya çalışan bir noktaydım. O uçsuz bucaksız kâinattayken, bir gün bana cihanın dar geleceğini bilmiyordum henüz. </p>
<p>En tepesinde ulu meşeler, meşelerin altında dede mezarı diye bilinen bir mezar yeri vardı. Ortada bir mezar yoktu ama dedenin orada olduğunu, her sonbaharda üzerinde yüzlercesi açan sarı çiğdemlerden bilirdik. "Bir tepe vardı, üzerinde sarı çiğdemler açan ve onlar nasıl da seni anlatırdı" demiştik, sarıçiğdemleri yazdığımız bir mensurede. (Şu anda cümleleri, dilimdeki âh'la birlikte zihnimden akıp gidiyor.) Neyse, ulu meşelerin hemen önünde babamın arıları vardı. Yanında beni çantası gibi gezdiren babam, "sen oyalan" deyip arılara bakmaya koyulurdu. Bazen bir gölgeye oturup, börtü böceği izlerdim. En ilginç olanlar, bokböcekleriydi. O bilye gibi yuvarlak şeyleri, üzerinde yürüye yürüye yuvarlayıp giderlerdi. Ve tabii kuşlar... Serçe sürüleri, meşelerin dallarına konan sapsarı renkli sarıasmalar... Armut dallarında görünen ürkek üveyikler... Ama favorim, adını yıllarca sadece yöresel ismiyle bildiğim harman horozu. Gerçi serçeler de yıllarca saçak kuşu olarak kaldı muhayyilemde. Tıpkı, kırlangıcın hacıkuşu olması gibi. Ama hatırı kırılmasın şimdi, bir de çalıdan çalıya uçuşan adı karatavuk olup bizim karabakkal dediğimiz var. Hay Allâh, göçle gelen arıkuşlarını da unuttum. İyisi mi Boba Tepesi'nin kuşları bahsini, hüthüt veya ibibik denince daha bir bilinen harman horozu ile bitirelim. Yazmış olduğum çocuk kitabında da Macera Takımı'na Boba Tepesinde yolu gösteren bir hüthüt oluyor. Hadi, bahsini etmişken çocuk kitabından Boba Tepesi'ni bir terennüm edelim: "Dede Tepesi kendi yazını yaşıyordu. Otları sararmış, dikenleri kurumuş, yolları tozlanmıştı. Armut ağaçlarının dallarındaki meyveler lezzet yarışındaydı. Tozlu yola konan bir çift ibibik kuşu, sıcağın keyfini çıkarıyordu. Vaktiyle Süleyman Peygamber'e yol göstermiş olmanın vakur duruşlarıyla, şanını arttıran ibiklerini indirip kaldırıyordu. Ağustos böcekleri, karıncaların çalışkanlığına aldırış etmeden en güzel şarkılarını söylüyordu. Toprak, çayır mantarlarıyla süslenmek için sonbaharı bekliyor, ilkbaharda açan hıdrellez çiçeklerinden arılar bal toplamış, evlerinde yorgunluklarını atıyordu. Kır tavşanları, çalılıkların içindeki yuvalarında gündüz uykusuna yatmıştı. Kaynaktan beslenen su birikintisinin yanındaki armut ağacının dalına konmuş bir üveyik, bütün güzelliğiyle etrafı izliyordu. Dede Tepesi elle dokunulacak kadar canlıydı ve daha birçok duyguyu okşuyordu."</p>
<p>Canım Boba Tepesi! Küçük bir çocuğun kocaman evi gibiydi. Yaz başında açan hıdrellez kamçılarının üzerinden onlara dokunmadan atlamaya çalışırdım. Elimde bir sopa falan varsa, Battal Gazi olurdum. Sonra armutlar... Yüzlerce belki de binlerce armut ağacı... Onlar oraya ne zaman dikildi, kaç medeniyet gördü bilmiyorum. Alyanak armudu derdik. Olağanüstü lezzetliydi. Ben ağaçlarda bir maymun gibiydim. O günlerden otuz kırk yıl kadar sonra şöyle demişim bir mensurede:</p>
<p>"Sahi, açtı mı sarı çiğdemler?</p>
<p>Papatyalar gülümsüyor mu yine?</p>
<p>Sarıasmalar konuyor mu meşenin dallarına? </p>
<p>Üveyikler suya iniyor mu?</p>
<p>Mantar topluyor mu çocuklar? </p>
<p>İbibikler oynaşıyor mu tozlu yolda?</p>
<p>Al yanak armutları oldu mu şimdiden?</p>
<p>Geçti mi hıdrellez kamçılarının çiçekleri?</p>
<p>... "</p>
<p>Lise zamanlı gençlik yıllarımda babamın taksisiyle tepeye çıkardım. (Aaa evet, birgün yanımda sevdiğimle, Boba Tepesi'nde birlikte mantar toplamayı, gülüşüp koşuşturmayı düşlediğim o zamanlar...) Arabayı dört yol ağzı denen yere çekerdim. Günbatımı, arabadan izlenecekse en güzel yer orasıydı. Göktepe, Geyikkırı ovalarını ayağıma seren günbatımlı yerim. Adını artık hatırlamadığım bir radyo kanalı keşfetmiştim. Sanat müziği / mûsikî repertuarım, önemli ölçüde orada temellendi. Artık ben, kocaman aşkların adamıydım ve Boba Tepesi, benim en büyük sırdaşımdı. </p>
<p>Öyle oralıydım ki tıpkı meşelerin altında yatan dede gibi, beni de bir gün doğduğum köye bakan tepeye gömseler diye düşünürdüm. Benim de sarıçiğdemlerim olur muydu ki! </p>
<p>Geyikkırı köyüne bakan yamaçta, büyükçe bir meşe vardı. O benim ağacımdı. Gölgesinde oturur, önümdeki kocaman ovayı saatlerce seyrederdim.</p>
<p>Üniversite hazırlık zamanıydı. Evden uzak kalmamı gerektiren ömrümün acınmasız yıllarından biriydi. Sözel derslerini kendi sesimle doksanlık kasetlere okumuştum. Kalem piliyle çalışan volkmenimle ben yine Boba Tepesi'ndeydim.</p>
<p>Ben hep oradaydım. Sonra hayat başka türlü oldu, ben başka türlü oldum. Şehirler, ülkeler, insanlar ve anlatması çok zor olan sonrası... </p>
<p>Benim artık orada olamadığım bir zamanda, devlet aklı, Boba Tepesi'ne üniversiteyi konduruverdi. Şöyle şeyler demişiz, bütün sırları fısıldadığımız Bıçak Sırtı'nda:</p>
<p>"Bobatepesi’ne üniversite kurulduğunda hatıralarına da çoktan el koydular. Meraların önemini, ne denli korunması gerektiğini coğrafya kitaplarında tekrarlamaktan usanmayan devlet aklı, bölgenin en muntazam, bir o kadar kültürel değer taşıyan merasına üniversiteyi konduruvermişti. Üniversiteyle yerleşim yerini birbirinden ayıran ana yolda yitip giden taze canlara da eğitim şehidi falan dense o aklın bir</p>
<p>eseri olarak ne isabetli olurdu.</p>
<p>Tek Meşe’nin gölgesinde günbatımını izleyip sigarasını içen bir delikanlı yoktu artık..."</p>
<p>Kimlik göstererek girmenin gerekli olduğu kapıdan bir defa girdim. O da bir öğretim görevlisiyle özel bir görüşme yapmak içindi." Boba Tepesi'nde büyüyen o çocuğu bilmiyorlardı, bilemezlerdi. Karşılarındaki Bünyamin Bey diye biriydi! Durdukları yerde, küçük bir çocuğun kocaman kâinatını, bir gencin umutlarını, hayallerini, ve yarınlarımın gözyaşını bıraktığımı bilmiyorlardı. Hem bele kadar karda... Neyse... Sonra kuşlar, benim kim olduğumu anladı. Onlarsa sanki keyfekeder gelmişim gibi, memnuniyet dolu bir ifadeyle; "yine bekleriz Bünyamin Bey" dediler. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CANIM SEVGİLİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/canim-sevgilim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/canim-sevgilim</guid>
<description><![CDATA[ Sokağında gezerken karşıma çıkıveren
Ruh ikizim, fikir sancım, inancım… ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0daf4cc5739.webp" length="48220" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 13:52:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>CANIM SEVGİLİM</p>
<p>Çocuksu gönlüme usulca sokulan,</p>
<p>Düşlerimin güzel yüzü, </p>
<p>Kalbimin boy aynası,</p>
<p>Ruhumun en tatlı huzuru,</p>
<p>Varlığımın kalan yarısı…</p>
<p>Ben seni sevmenin ertesinde yine severken,</p>
<p>Sakalımda parmaklarının tatlı kokusu…</p>
<p>Dudağımda senden kalma son sıcaklık…</p>
<p></p>
<p>Sokağında gezerken karşıma çıkıveren</p>
<p>Ruh ikizim, fikir sancım, inancım…</p>
<p>Bakışımı sarhoş eden yâr…</p>
<p>Tenimde mahmur bir uyanış.</p>
<p>En tatlı yanlarımı kuşatan fevkaladelik.</p>
<p></p>
<p>Bir çay bahçesinde çay yudumladığım,</p>
<p>Damağımdaki son lezzetim.</p>
<p>Elim dokunurken tenine,</p>
<p>Kusursuzluğun damağımda eriyen telvesi…</p>
<p>Nefesime aşk katan aşkcağızım.</p>
<p></p>
<p>Gönlümün ilk ve son sahibiyken sen… </p>
<p>Dudaklarımın o gizli şarkısı.</p>
<p>Kıskandırırcasına bütün mısraları…</p>
<p>Ve masamıza gelirken kahveler, </p>
<p>Gözlerinde öldüğüm muhteşem bakışlım.</p>
<p></p>
<p>Öylesine bakıvermişken sana,</p>
<p>Bakışında yok olduğum.</p>
<p>Sahiplenen seven bakışında, </p>
<p>Elimden tutan sevgilim.</p>
<p>Ve ruhuma tenini mühürlediğim;</p>
<p>Biriciğim benim.</p>
<p>Parmak aralarında oynaşırken parmaklarım,</p>
<p>Omzuna baş koyduğum.</p>
<p>Dizinde huzur bulduğum.</p>
<p>Ruhumun ve gönlümün mâbedi…</p>
<p>Muhabbetim.</p>
<p>Âşık olduğum.</p>
<p>Vurulduğum…</p>
<p></p>
<p>Hadi nefesime nefesini kat!</p>
<p>Ve yine sen dirilt beni.</p>
<p>Fevkaladelik sadece senden,</p>
<p>Aynada oynaşan bir gölge. </p>
<p>Dudağından öylece öpüverdiğim,</p>
<p>Canım sevgilim.  </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SAHİLDE</title>
<link>https://fikirizleri.com/sahilde</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sahilde</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f7748333452.webp" length="41434" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 19:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SAHİLDE</p>
<p>Yıldızların dansına kapıldık sanki, </p>
<p>Islak sahilde dalgalar okşarken kumları... </p>
<p>Kafamızda çakırkeyf düşler, </p>
<p>İçimizde gizli saklı bir serserilik, </p>
<p>Bir iki kadeh sonrası, biraz sevgi öncesi</p>
<p>İçimizde kayıp giden yıldızlar... </p>
<p>Dalgaların sesleri oynaşık, </p>
<p>Düşümüzdeki şarkıyı söylüyor, </p>
<p>Tatlı bir rüzgar okşarken tenleri. </p>
<p>Hafif bir meltem, taze deniz kokusu, </p>
<p>Yakamozların bize eşlik eden dansı, </p>
<p>Yıldızlar suya değdi değecek... </p>
<p>Çadırımızda asılı bir fener, </p>
<p>Yerde dağınık minderler... </p>
<p>Bir sahil ateşi</p>
<p>Ve çıtırtısı odunların</p>
<p>Kuşların uzaktan tatlı ötüşleri, </p>
<p>Geceye saklı kaçamak öpüşleri... </p>
<p>Sarmaşdolaş bir gece, </p>
<p>Tükenmeyen hevesler... </p>
<p>Sesler ve biz... </p>
<p>O sahilde, </p>
<p>Biraz ıslak, çokça kuru, </p>
<p>Aşkla dolu</p>
<p>... </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR SİNCAP GÖRDÜM SANKİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-sincap-gordum-sanki</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-sincap-gordum-sanki</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e5215273bb9.webp" length="54048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:44:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR SİNCAP GÖRDÜM SANKİ</p>
<p>Meşeli bir yolda, </p>
<p>Neşeli bir çocuğun anılarının olduğu, </p>
<p>Küçük mavi çiçekli bir köyde, </p>
<p>Bir sincap gördüm sanki. </p>
<p>Tedirgin, ürkek, çok da sevimli, </p>
<p>Telaşlı, şaşkın koştururken öyle, </p>
<p>Ortasında havuz olan o köyde</p>
<p>Bir sincap gördüm ben. </p>
<p>Kırlangıçların uçuştuğu, </p>
<p>Serçelerin çılgınca ötüştüğü, </p>
<p>Bir vakit geyiklerin seviştiği, </p>
<p>Sarı çiğdemlerin açıştığı, </p>
<p>İşte o küçük köyde</p>
<p>Bir sincap sevdim ben. </p>
<p>Gizlice giderken üst yoldan, </p>
<p>Birden dikiliverdi karşıma. </p>
<p>Heyecanlı gibi baktı bana, </p>
<p>Bekler gibiydi yolumu, </p>
<p>Hiç "geleceğim" dememiştim ki ona, </p>
<p>Usulca sokuldu ama yanıma. </p>
<p>Sonra, kızıl gerdanında nefesim kaldı. </p>
<p>Bunları yalnız yaşadım diye</p>
<p>Başka şeylere hevesim kaldı. </p>
<p>Olsaydı dedim şimdi o yanımda, </p>
<p>Birlikte sevseydik sincabı, </p>
<p>Neşeli o küçük çocukla, </p>
<p>Oynasaydık en güzel oyunları... </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR MANTARI KOKLAMAK SENİNLE</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-mantari-koklamak-seninle</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-mantari-koklamak-seninle</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69d9fab9982ed.webp" length="75388" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:41:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>BİR MANTARI KOKLAMAK SENİNLE</p>
<p>Bir mantarı koklamak seninle</p>
<p>Sihirli bir hayale dokunmak gibi.</p>
<p>Adımlarken orman patikalarını, </p>
<p>Çıtırdarken çam yaprakları ayaklarımızda, </p>
<p>Neşeli sesinin yankısı, </p>
<p>Çam ağaçlarının arasında.</p>
<p>Çeşme başında, </p>
<p>Avucumdan su içerken sen</p>
<p>Bir orman güneşinde </p>
<p>Ve gülümserken öyle,</p>
<p>Gözlerinin parlayan ışığı.</p>
<p>Bir piknik sepeti </p>
<p>Küçük bir kilim...</p>
<p></p>
<p>Köy domatesi ve üzüm…</p>
<p>Dumanı tüten semaverde</p>
<p>Bir demlik çay</p>
<p>Yudumlarken çayımızı,</p>
<p>Cıvıldayan kuş sesleri…</p>
<p>Birkaç yağmur damlası</p>
<p>Dilimizde eski şarkılar </p>
<p>Boşvermişiz her şeyi.</p>
<p>Serseri bir aşk,</p>
<p>Ağaca dolanmış sarmaşıklar,</p>
<p>Sarmaş dolaş duygular. </p>
<p>Odun ateşinde ısınma telaşımız </p>
<p>Öyle sigaramızı yakmışız </p>
<p>Derenin tatlı şırıltısı </p>
<p>Üzerinde çınar yaprakları </p>
<p>Biraz sonbahar </p>
<p>Ama çokça sen...</p>
<p>Ve biz;</p>
<p>"İyi ki" dediğimiz...</p>
<p>Ve bir mantarı koklamak seninle</p>
<p>Sihirli bir ormanda,</p>
<p>Sihirli bir hayale dokunmak gibi</p>
<p>Müphem ve memnu yerlere</p>
<p>Usulca sokulmak gibi... </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DELİCE</title>
<link>https://fikirizleri.com/delice</link>
<guid>https://fikirizleri.com/delice</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69c7e57021eff.webp" length="10416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 17:28:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>DELİCE </p>
<p>Yapraktan bir çınar düştüğünde, </p>
<p>Eylül gelince gözlerine, </p>
<p>O sokakta başlayınca aşk mevsimi, </p>
<p>Elinden içerken kahvelerimizi,</p>
<p>Ve titrerken öyle ellerin</p>
<p>Kulağıma yine o sözleri fısılda</p>
<p>Her gece ayrılık uykusuna uzandığımda </p>
<p>Ve geceyi yırtan bir kukumav sesinde </p>
<p>Yanımda sen uyuyorsun sandığımda. </p>
<p>Öyle sarıldığımda, </p>
<p>Tenin parmak uçlarımda </p>
<p>Uyandığımda. </p>
<p>Kokunla sarhoş olup</p>
<p>Gözümü açtığımda, </p>
<p>Uyurken seyrederken seni, </p>
<p>Bir meleği seyre dalmış gibi.</p>
<p>Usulca gülümserken yanında,</p>
<p>Yanağında buselenirken dudağım usulca</p>
<p>Uyandırmaktan korkunca</p>
<p>Burnun burnuma değince </p>
<p>Nefesim ayaklarında</p>
<p>Parmak aralarında</p>
<p>Dolaşırken öyle</p>
<p>Delice</p>
<p>Serserice</p>
<p>Hep sev beni.  </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“BİR ÇOCUK SEVDİM”İ YAZIŞIMLA İLGİLİ KÜÇÜK İTİRAFLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-cocuk-sevdimi-yazisimla-ilgili-kucuk-itiraflar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-cocuk-sevdimi-yazisimla-ilgili-kucuk-itiraflar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_6960ba97ab4d0.webp" length="26956" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 11:22:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>“BİR ÇOCUK SEVDİM”İ YAZIŞIMLA İLGİLİ KÜÇÜK İTİRAFLAR</p>
<p>Tahayyülümde saklayıp kaleme almak için ertelediğim bir yazıydı o. Bir gün o yazıyı yazmaya karar verdim. Fakat onu yazmak benim için ateşten bir gömlekti. Hakkını veremem diye içten içe korkuyordum. Sadece benim için değil, kendi nezdinde de çok kıymetliydi yazacağım şey. Masumiyetin, saflığın, güzelliğin, tebessümün, aşkın, daha birçok güzel şeyin temsil kimliğini taşıyordu.</p>
<p>Onu yazabilmek için; hatırı sayılır uzak bir geçmişin duygusunu, havasını, iklimini olduğu gibi yansıtmam gerekiyordu, bense korkuyordum...</p>
<p>En nihayetinde; kalemi elime alıp şiirsel olduğunu düşündüğüm bir üslupla:</p>
<p>“O günebakan sarısı yazları ve bir zaman geyiklerin aşkla dolaştığı kırların meşe ağaçlarında üveyik oynaşları...</p>
<p>Kuşların akşam dönüşleri, çeşme başları...</p>
<p>Cami meydanında kırlangıç uçuşları...</p>
<p>Bir çocuk sevdim; ince uzun parmakları, haşarı dalgalı saçları...”</p>
<p>Şeklinde küçük bir giriş yazdım. Sonrasında kalemimi, zihnimin ve gönlümün kurduğu cümlelere sadece yetiştirmeye çalıştım. İçimde ona dair birikmiş gizli cümlelerle, ben farkında olmadan gönül denilen şey zaten çoktan yazmış yazacağını. Çünkü biz onunla olan sohbetlerimizde ve biraz da benim hayallerimde orada ve o zamanda; onunla, işte o sevdiğim çocukla defalarca buluşmuştuk.</p>
<p>Onunla çiçek topladık, onunla oyunlar oynadık, beraber ağladık, birlikte güldük. Soğuk kış gecelerinde evlerine misafir oldum. Maşınga üzerinde birlikte ekmek kızarttık. Akşam saatlerinde yağmaya başlayan lapa lapa kar tanelerinin sokak lambasında dans edişlerini pencereden birlikte izledik. Birlikte kardanadam yaptık da o, bana benzediğini söyleyip kardanadamcağızımıza “Bünyamin” adını koyuverdi. Bahçedeki sarı çiğdemleri, kimse üzerlerine basmasın diye birlikte koruduk. Parmaklarımız kararıncaya kadar ayçekirdeği yedik yaz sonlarında. Kuşları sevdik, kuşlara isimler koyduk. Mutluluğumuzla onlardan daha yükseklere uçtuk. Kırlarda dolaşıp sepetimize altı pembe mantarlardan topladık...</p>
<p>Ona her bakışımda, ona olan hayranlığım gözlerimde ışıyarak kendini ele veriyordu. O an gözlerim sanki daha yeşil oluyordu. O çocuğu işte ben defalarca büyüttüm. O kadar çok şey yaşadık ki onunla, bir ömre sığdırılamazdı hiç. Yaşadığımız yaşattığımız her tekrar ve her başka şey, güzellikte yarışıp duruyordu. Onunla birlikte aldığım her nefes bile birbirinden güzeldi. Çünkü o çok güzeldi; görünüşü ayrı, her huyu başka başka güzeldi. Ve ona şımarmak da çok yakışıyordu.</p>
<p>Onu yazdığım o yazının bir yerinde biraz da ona olan sevgimin de verdiği haklı bir cesaretle şöyle şeyler de dedim:</p>
<p>“Olması gerektiği, kendisine de yakışır nispette yaramaz ve ince ruhluydu. Kendine münhasır huyları, kocaman bir düş dünyası vardı. Bahar sonu yaz başı zamanlarında açan küçük mavi çiçekleri, o zaman henüz çiçeklerden daha güzel olduğunu bilmediği çiçekler gibi küçük dudaklarıyla öperdi. O an çiçekler kokulanır, daha bir güzel olurlardı.</p>
<p>Bir çocuk sevdim, sanki masallardan çıkıp da gelmişti.” (Sonraları bir de Küçük Mavi Çiçekler diye bir şiircik yazdım.)</p>
<p>Yazarların bazı eserlerini sevişleri gibi Bir Çocuk Sevdim’i ben çok sevdim. Bir Çocuk Sevdim’i roman olarak da kaleme almayı isterdim ama olmazdı işte. “Çünkü” ile başlayan sebepleri vardı yazamayacak oluşumun. Hayat başka olsaydı yazardım çılgınca. Ama sevdiği her şeyi zaten seviyor olsam da o seviyor diye daha çok sevdim ben. Onunla aynı şeyleri sevmeyi seviyordum. Öylesi çok da güzeldi hem.</p>
<p>Ben o çocuğu yine çok seveyim, siz değerli okurlar da bu yazıyla birlikte onu sevişimi çok sevin.</p>
<p>“Bir çocuk sevdim, sanki masallardan çıkıp da gelmişti.”</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN SENİ ÇOK SEVDİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/ben-seni-cok-sevdim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ben-seni-cok-sevdim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202601/image_870x580_69577e1eab110.webp" length="20058" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:18:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BEN SENİ ÇOK SEVDİM</p>
<p>Her güzel şey için kelimelerden hep’i sevdim. </p>
<p>Birlikte seçtik biz kelimelerimizi. </p>
<p>Yan yana koyunca nasıl da sana benziyor diye, </p>
<p>Ben hep’i hep sevdim, </p>
<p>Seni öyle sevdiğim gibi. </p>
<p>Ama ben seni hep severken, </p>
<p>Hep’le birlikte çok sevdim. </p>
<p>Yine de yetişemiyordum, bazen de yetemiyordum seni sevmeye. </p>
<p>Ellerine sarhoşken, </p>
<p>Bakışın denk geliyordu;</p>
<p>Kalbimi oraya koşuyordum. </p>
<p>Bakışında aklımı yitirdim derken, </p>
<p>Dudak kıvrımın ateşten bir tebessüm bırakıveriyordu içime. </p>
<p>Ve bir de gönlümün şu dağınık coğrafyasına. </p>
<p>Ellerine, bakışına, bal dudağına yetişmeye çalışırken gönlüm, </p>
<p>Elime dokunuveriyordu ipek teninde açmış bir ben. </p>
<p>En nadide isimler yakıştırırken benlerine, </p>
<p>Saçlarından bir rüzgar esiyordu senli hayallerime.</p>
<p>İçinde sen olmayan hayal mi olur hiç? </p>
<p>Hep senli, çok sevmeli hayallerdi benimkisi. </p>
<p></p>
<p>Seni daha mutlu edeyim diye, zihnim aklını kaybedecek gibiydi sanki. </p>
<p>Küçük şeylerle de mutlu oluyor sevgilim diyordum. </p>
<p>Çikolatadan oyuncak mı çıkıyor aşk mı bilmiyordum. </p>
<p>Ben seni çok sevdim. </p>
<p>Sevişimi hiçbir benzetmeyle anlatamayacak kadar çok... </p>
<p>Sana sofralar kuruyordum düşlerimde. </p>
<p>Dizimde uyutuyordum, saçların ellerimde. </p>
<p>Üşüyen ayaklarına ılık sular döküyordum gümüş ibriklerle. </p>
<p>Çiçekli bahçeler, meyveli ağaçlar büyütüyordum sana. </p>
<p>Sobayı yakıp, üzerinde kestane pişiriyordum. </p>
<p>Sen seversin diye ay çekirdeği sürüyordum fırına. </p>
<p>Ben seni çok seviyordum. </p>
<p>Her türlü benzetmeden uzak, her aşktan daha çok. </p>
<p>Sesin kıskandırırken şiirleri, </p>
<p>Yürüyüşün, mücella çehreni;</p>
<p>Ele verip ve sana olan çaresizliğimi</p>
<p>Varlığın, gündüzümü gecemi... </p>
<p>Ben seni çok sevdim. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KURDA SENFONİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/kurda-senfoni</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kurda-senfoni</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_693bd8170015e.webp" length="24530" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 11:54:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>MAZLUM KURT</p>
<p>-Kurda senfoni-</p>
<p>Sırrı gönüllere vurdun</p>
<p>Olmaz yerlerde durdun</p>
<p>Ötüken’dir senin yurdun</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Sordum seni gecelerden</p>
<p>Aksakallı kocalardan</p>
<p>Tatmadığım acılardan</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Mezar mı sana bu dağlar</p>
<p>Meyve vermez oldu bağlar</p>
<p>Giden gitti hani sağlar</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Dedem Kürşad’ın yüreği</p>
<p>Sultan Yavuz’un bileği</p>
<p>Âşık Yunus’un dileği</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Yusuf’un düştüğü kuyu</p>
<p>Sevda pınarının suyu</p>
<p>Deli dervişlerin huyu</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bilge Kağan’ın sözünde</p>
<p>Doğuya bakan yüzünde</p>
<p>Alperenlik var özünde</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Felek âhını mı aldı</p>
<p>Ömrü zamandan mı çaldı</p>
<p>Senden başkası mı kaldı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Buğday düştü saman kaldı</p>
<p>Âhir bitti zaman kaldı</p>
<p>Gül soldu hâzân kaldı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Gök yelelerin buz tutmuş</p>
<p>Ne dendiyse yemiş yutmuş</p>
<p>Seni böyle kim uyutmuş</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Damarında Oğuz kanı</p>
<p>Durağın Muhammet yanı</p>
<p>Adak kıldım tatlı canı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Cennete giden beş binin</p>
<p>Şerefin namusun dinin</p>
<p>Çakallarla doldu inin</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bağların meyve verdi mi</p>
<p>Hakan yayını gerdi mi</p>
<p>Goncagüllerin derdi mi</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Feryâtlarımız kusur mu</p>
<p>Bu kalleşler hep kısır mı</p>
<p>Geleceğin günler sır mı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Hasret koydular bahara</p>
<p>Şimdi yanıyor Buhara</p>
<p>Müslüman Türkün bu yara</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Kan kurumadı akıyor</p>
<p>Yine şimşekler çakıyor</p>
<p>Gâvur gülerek bakıyor</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Akıl mı kaldı kafada</p>
<p>Bak yıktılar bir defada</p>
<p>Gönüller zevk û sefada</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Söz söyler dilimden oldum</p>
<p>Hak söyler ilimden oldum</p>
<p>Töremden ilimden oldum</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Garip bir milletim şimdi</p>
<p>Türkistan da yetim şimdi</p>
<p>Gebertmek niyetim şimdi</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Sevene Bağdat sorulmaz</p>
<p>Seven sevmekten yorulmaz</p>
<p>Kızmaz gücenmez darılmaz</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Arayan elbet bulur</p>
<p>Olan olur ölen ölür</p>
<p>İl gider de töre kalır</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Sinemi sitem çürüttü</p>
<p>Bu dertler beni eritti</p>
<p>Zalim bize neler etti</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bülbül güle garip öter</p>
<p>Ocağımda yangın tüter</p>
<p>Bu derdimiz ne gün biter</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bu yerlere küsüm şimdi</p>
<p>Burada mahpusum şimdi</p>
<p>Bunlar da kâbusum şimdi</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Kalmadı bizim neşemiz</p>
<p>Yıkıldı ulu meşemiz</p>
<p>Bu yüzdendir endişemiz</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Altaylar’ın ışığıdın</p>
<p>Ölmezlerin döşeğidin</p>
<p>Gönüllerin eşiğidin</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Erenlerin yâdı vardı</p>
<p>Bozkurtların adı vardı</p>
<p>Bilsen nasıl tadı vardı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Kimi aşık kimi deli</p>
<p>Bu muydu aşkın bedeli</p>
<p>Esmez oldu seher yeli</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Çoğu gider azı kalır</p>
<p>Söz gider de yazı kalır</p>
<p>Bunların da izi kalır</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Neden yarı yolda kaldık</p>
<p>Gaflet uykusuna daldık</p>
<p>Boş kuyuya kova saldık</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Üstümüze bir sis çöktü</p>
<p>Bu gariplik belim büktü</p>
<p>Kafir devlet-i âli’yi yıktı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Çiğnediler töreleri</p>
<p>Kuruttular dereleri</p>
<p>Daha bilsen nereleri</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Kökü kestiler dallandık</p>
<p>Hep sürgünlere yollandık</p>
<p>Darağacında sallandık</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bak çamur kapladı gölü</p>
<p>Bedeni sağ ruhu ölü</p>
<p>Bunlar hepsi kahpe dölü</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Yastadır Dedem Korkut</p>
<p>Ha ebu-cehil ha nemrut</p>
<p>Diktiler başımıza bir put</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bitirdiler Türk soyunu</p>
<p>Canlı yüzdüler koyunu</p>
<p>Allah bozar bu oyunu</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Dilimizde sözden olduk</p>
<p>Ocaktaki közden olduk</p>
<p>Galiba biz özden olduk</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Nazlı gelini sattılar</p>
<p>Türlü batağa attılar</p>
<p>Hele bak neler eltiler</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Fitne soktular araya</p>
<p>Hep tuz bastılar yaraya</p>
<p>Damat girdiler saraya</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Dönüyor zalimin çarkı</p>
<p>Kalmadı Moskoftan farkı</p>
<p>Giydiler domuzdan kürkü</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Akar Tuna’nın gözyaşı</p>
<p>Bu kesilen Türkün başı</p>
<p>Adsız kaldı mezar taşı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Meyve sabırla çürüdü</p>
<p>Üstüme zulüm yürüdü</p>
<p>Gözümü de kin bürüdü</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Hakkı olanlar kan kustu</p>
<p>Herkes bir kenara pustu</p>
<p>Derman bile derde küstü</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Kim getirdi bu illeti</p>
<p>Yıktılar kutlu milleti</p>
<p>Kalbe soktular zilleti</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Göze uyku girmez oldu</p>
<p>Yâr halimi sormaz oldu</p>
<p>Yaralarımı sarmaz oldu</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Güllerimizi kuruttuk</p>
<p>Ne dendiyse yedik yuttuk</p>
<p>Malazgirt Mohaç unuttuk</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Bekleriz geldim demeni</p>
<p>Bırak Veysel’e Yemen’i</p>
<p>Göster artık şu kömeni</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Fatih’in kılıcında mı</p>
<p>Kafdağı’nın ucunda mı</p>
<p>Fakirin orucunda mı</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Çobanoğlu durmaz bekler</p>
<p>Boşa gitmesin emekler</p>
<p>Kudurdu zalim köpekler</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p>Mavi göğü yarıp da gel</p>
<p>Yaraları sarıp da gel</p>
<p>Ol Rasül’e varıp da gel</p>
<p>Neredesin ey mazlum kurt</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DUR DİNLE SEVGİLİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/dur-dinle-sevgilim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dur-dinle-sevgilim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_6932a2f74e4a9.webp" length="15306" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 12:17:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>DUR DİNLE SEVGİLİM</p>
<p>Ama çok iyi... </p>
<p>Siz n'aptınız böyle şimdi? </p>
<p>Hani insanı sarhoş eden şarkılar vardır. Ya da beni öyledir, bilmiyorum. Çok azdır onlar. Onları onlar yapan şey, kalitedir şüphesiz ama aynı zamanda hikâyesidir de. </p>
<p>Bundan uzun yıllar önce Ferdi Tayfur kasetleri dinlemeye başladığım ilk zamanlar... Her şarkının keşfi bir hazine bulmak gibi... Ya da yeni bir kasete ulaşmak, yeni bir kıtanın keşfedilmesi kadar heyacan ve merak uyandırıcı... </p>
<p>Orta üçte başladığım bir serüven bu. İlk aşkım kişisinin de dinlediği için midir bilmiyorum fakat çevremde müthiş bir Ferdi kitlesi var... Ama bundan otuz yıl kadar önce "Ben Ferdi dinliyorum diye dinliyor o" dediğini de işitmiştim onun. Ve ben onunkiler kadar güzel bakan bir çift mavi göz bu yaşıma kadar görmedim. Bundan sonra da görmeyeceğimi biliyorum. (Yani o her şeyi söyleyebilir bir mahiyette tezahür etmişti acemi âşıklığımda, ömrümün yeni yetme çağlarında. Ve fakat... (İşte burası sırra teslim.)</p>
<p>Sevilenle aynı şeyleri dinliyor olmak da pek değerli olsa gerektir ayrıca. Tabii o zamanlar böyle cümleler kuramazdım. Aşk vardı ama cümleleri henüz yoktu ve sonraya ertelenmişti. Neyse ki aşk(ın) şarkıları vardı. Demek istediklerimizi bizim yerimize söyleyen güzel şeylerdi onlar. </p>
<p>Orta okuldan lise yıllarına transfer ettiğimiz bir Ferdi Tayfur dinleyiciliği akıp gidiyordu hayatımızda. O zamanlarda tanıdığım/bildiğim tek berber olan köy berberinde (berber ismel) Ferdi kasetleri üst üste diziliydi. Kasetçalardan gelen sesin dediğine göre çeşmenin başına bir güzel iniyoyordu saçlarımız kesilirken. Aynanın köşesindeki kartpostalla göz gözeydik aynı zamanda. Ama saçımız mı kesilirdi, kalp ameliyatından mı çıkıyorduk bilmiyorum. </p>
<p>Nereye girsek, hangi dükkana uğrasak fani dünyada huzuru kalmayan fakat yüzü gülen insanlar vardı ve her nisan yağmurunda yine ıslanıyorduk. </p>
<p>Lise zamanları köyden kasabaya gidip geldiğimiz minibüste çalan şarkıları siz düşünün. Her gecenin sabahında başımız dönüyor ve onu bir türlü getirmiyordu kısa kalan geceler... Ha tabii bir de "sanma sana dönerim" diyorduk kendisinden hiç gidemediğimize. </p>
<p>Ama panayır zamanı... Yani panayırın kendisi... Hususi, harcamak için para biriktirdiğimiz o üç günlük panayır zamanı... Sokaklarında mezdeke denilen müziğe katlandığımız... Dondurma maraş usulü... Çakılar kara saplı ve en korsanından Ferdi kasartleri... </p>
<p>Lise ilk yıllarının bir panayırında tezgahta üst üste duran kasetlerden biri Ferdi'nin Postacılar kasetiydi. Postacılar şarkısı, 1972 yılında kırkbeşlik plakta okunmuş ilk defa. Kasetteki şarlıların hepsi plaktan aktarım. İşte bu kasette beni çarpan, sarsan, döven, silkeleyip atan şarkı "Dur Dinle Sevgilim" oldu. Şimdiki ifademle, sarhoş eden -az sayıdaki- şarkılardan biri. Şarkı 1973 yılıdaki on ikinci kırk beşlik plaktan. Plaktaki diğer şarkının ise Kır Çiçekleri olduğunu bilgi olarak aktaralım sevdiklerimize. ?</p>
<p>O zamanlardan otuz yıl kadar sonra, yani geçenlerde, gecenin leyli bir saatinde, sisten göz gözü görmeyen bir yolda Biga'dan Karacabey'e doğru gidiyorum. Çok zaman yaptığım gibi telefonumdan youtube'yi açmış, bluetooth (blutut) bağlantısıyla arabamın teybinden bir şeyler dinliyorum. Karşıma "Dur Dinle Sevgilim" çıktı. Dedim, tamam dinleyeyim. Herhalde benim bildiğim olan Dur Dinle Sevgilim'dir bu. Sonunda da Al cover yazıyor. (Sanırım yapay zeka yapımı fakat ben işin orasında hiç değilim.) Dinledim. Acayip bir şey! Sesi verdim/açtım sonuna kadar. Neredeyse yoldaki sis bile dağılıp sevgilisine gidecek! Yani dostlar, muhteşem bir şey dinledim ve yine sarhoş oldum. </p>
<p>Panayırda korsan kaset alınan zamanlardan blututlu, yapay zekalı zamanlara sevda yüklü bir yolculuk ama o hikaye hep aynı. Duygu yine aynı duygu. Belki de artık, sevmenin ne olduğunu daha iyi bildiğimizden ya da kalabalık cümlelerle ifade edebildiğimizden dolayı daha da fazlası... Ne diyelim ki; nihâyetinde yok hiç aşktan ötesi. </p>
<p>Siz değerli dostlardan, bir de bu bilgiler ışığında şarkıyı dinleminizi rica ederek, şarkının sözlerini bırakıp sözümü noktalayaacağım. Ama ben sussam bile, bu suskunluğumu sen "dur dinle sevgilim!"</p>
<p>Bir de bu şarknın büyük bir senfoni orkestrası ile söylenmesi gereklidir ve umarım yapılır. Müzik kalitesi Beethoven Amca'yı kahredecek kadar yüksek. </p>
<p>Yine sözlerdeki basit söyleyişin gücü bu şarkıda kendini gösteriyor. (İyi şairler iyi anlar bu dediğimi fakat basit söyleyebilmek için çok zorlu yollar geçmek gerek; -yani- aşk kadar olmasa da...) </p>
<p>Bir de şarkıyı dinleyip de bu yazıyı yazdığımdan mıdır başka bir sebepten midir sarhoş hâlim bilmesem de; bu hâl ile yazı yazmak, neredeyse her kelimeyi sonrasında düzeltmeyi gerektirdi. Tabii bir de parmaklarım sevgili parmağı gibi öyle ince değil, ekrana değince bir hayli alan kaplıyor. Neyse, şimdi sen; </p>
<p>DUR DİNLE SEVGİLİM</p>
<p>Dur dinle sevgilim, bir çift sözüm var</p>
<p>Şu yalan dünyayı etme bana dar</p>
<p>Gözler gördü, gönlüm sevdi neyleyim</p>
<p>Söyle, bunda benim ne günahım var. </p>
<p></p>
<p>Bana acı sözler deme, darılmayalım</p>
<p>Sonra pişman oluruz bak ayrılmayalım</p>
<p>Dil yarası derin olur, çare bulunmaz</p>
<p>Bir de derman derman diye kahrolmayalım</p>
<p></p>
<p>Kaderime boyun eğdim, sen ne diyorsun</p>
<p>Tanrım seni bana yazmış, inanmıyorsun</p>
<p>Bir biz miyiz dünyada sefil âşıklar</p>
<p>Benim bu hâlimi neden beğenmiyorsun</p>
<p></p>
<p>Önceleri bana ümit vermiştin</p>
<p>Şimdi neden böyle birden değiştin</p>
<p>Mecnun Leylâ'sını, Kerem Aslı'yı</p>
<p>Ben de seni onlar gibi, candan sevmiştim</p>
<p></p>
<p>Bana acı sözler deme, darılmayalım</p>
<p>Sonra pişman oluruz bak ayrılmayalım</p>
<p>Dil yarası derin olur, çare bulunmaz</p>
<p>Bir de derman derman diye kahrolmayalım</p>
<p></p>
<p>Dönüşü olmayan bir yola gidiyorum</p>
<p>Son defa gel göreyim, çırpınıyorum</p>
<p>Sen canımdan bir parçasın, söküp atamam</p>
<p>Sen yanımda olmayınca ölemiyorum. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MUHİBBÎ&amp;apos;YE KÜÇÜK BİR NAZİRE</title>
<link>https://fikirizleri.com/muhibbiye-kucuk-bir-nazire</link>
<guid>https://fikirizleri.com/muhibbiye-kucuk-bir-nazire</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_6904d689de5da.webp" length="25692" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 18:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>MUHİBBÎ’YE KÜÇÜK BİR NAZİRE-II</p>
<p>Muhabbetim</p>
<p>Neşem </p>
<p>Hüznüm</p>
<p>Gözyaşımın naif ruhu</p>
<p>Gözyaşım.</p>
<p>Gölgemin biricik sahibi</p>
<p>Ervahım...</p>
<p>Benim zamanlar üstü sultanım.</p>
<p>Bakışı ecelim</p>
<p>Ecel bakışlım </p>
<p>Gülüşüne canımı adadığım</p>
<p>Sesinde huzur bulduğum</p>
<p>Mavim</p>
<p>Yeşilim </p>
<p>İpek teninde ezberim.</p>
<p>Şiirim</p>
<p>Elleri şifam</p>
<p>Parmakları sihirlim </p>
<p>Sesinden şarkılar dinlediğim</p>
<p>Sarılıp ağladığım</p>
<p>Sarılıp güldüğüm</p>
<p>Sarılıp öptüğüm</p>
<p>Sarılıp öldüğüm</p>
<p>Solmayan gülüm.</p>
<p>Cennetim</p>
<p>Sekiz kapım</p>
<p>Hurileri kıskandıran kadınım.</p>
<p>Ayağını öptüğüm</p>
<p>Yanağına konduğum</p>
<p>Saçlarında gezdiğim</p>
<p>Ezberim</p>
<p>Duam</p>
<p>Kabulüm</p>
<p>Masumluğum</p>
<p>Çocukluğum </p>
<p>Adamlığım</p>
<p>Adandığım </p>
<p>Aynım</p>
<p>Aynam</p>
<p>Taayyünüm</p>
<p>En güzel yanım</p>
<p>Her yanım</p>
<p>Yangınım</p>
<p>Suyum</p>
<p>Huyum</p>
<p>Zikrim</p>
<p>Dersim</p>
<p>Derdim</p>
<p>Şifam</p>
<p>Tohumum</p>
<p>Ağacım</p>
<p>Sohbetim</p>
<p>Sarı çiğdemim</p>
<p>Çayım, kahvem, </p>
<p>Sigaram ve dumanım.</p>
<p>Yarınım</p>
<p>Bugünüm</p>
<p>Dünüm</p>
<p>Dünyam</p>
<p>Mahşerim</p>
<p>Âhiretim</p>
<p>Hesabım </p>
<p>Sorgum</p>
<p>Cevabım</p>
<p>Sevabım </p>
<p>Nur-u aynım</p>
<p>Nur bakışlım</p>
<p>Nur yüzlü sultanım.</p>
<p>Kaşına dokunduğum</p>
<p>Burnunu sevdiğim</p>
<p>Kirpiğinin ağına hapsolduğum </p>
<p>Muntazamım.</p>
<p>Bahtım</p>
<p>Ahdım </p>
<p>Yalvarışım</p>
<p>Yakarışım </p>
<p>Sahibim</p>
<p>Efendim</p>
<p>Sevgilim</p>
<p>Biriciğim</p>
<p>Aşktan öte duygum</p>
<p>Adının bir harfine dünyalar yakacağım</p>
<p>Amentüm.</p>
<p>Ve inşirahım </p>
<p>Sırrım</p>
<p>Sıratım</p>
<p>Mezar taşım</p>
<p>Toprağım </p>
<p>Bir ağaç gölgesinde,</p>
<p>Dizine yattığım.</p>
<p>Beklediğim</p>
<p>Kavuştuğum</p>
<p>Uzak düştüğüm </p>
<p>Özlemim </p>
<p>Hasretim</p>
<p>Yanan ciğerim</p>
<p>Kıyamadığım</p>
<p>Küsemediğim</p>
<p>Sevmelere doyamadığım</p>
<p>Aşk pınarım.</p>
<p>Sualim</p>
<p>Cevabım</p>
<p>Memleketim</p>
<p>Vatanım</p>
<p>Andım </p>
<p>Kanadım</p>
<p>Dizlerimin bağı</p>
<p>Yolculuğum</p>
<p>Yolum </p>
<p>Varışım</p>
<p>Şehrine uyandığım</p>
<p>Bekleyişim</p>
<p>Gelişim</p>
<p>Gülüşüm</p>
<p>Sarılışım</p>
<p>Ruhum</p>
<p>Canım </p>
<p>Nefesim</p>
<p>Her şeyim</p>
<p>Her şeyim</p>
<p>Her şeyim </p>
<p>Kaderden öte kaderim</p>
<p>Tevekkülüm</p>
<p>Şükrüm</p>
<p>Nasibim</p>
<p>Nasibim</p>
<p>Nasibim…</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SAKLI BİR ZAMANDA AŞK</title>
<link>https://fikirizleri.com/sakli-bir-zamanda-ask</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sakli-bir-zamanda-ask</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fb3123942c9.webp" length="16912" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:56:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SAKLI BİR ZAMANDA AŞK</p>
<p>Ne kadar da yaklaştık birbirimize</p>
<p>Nasıl da sokuluverdik usulca</p>
<p>Tenin tenime değecek kadar...</p>
<p>Heyecan titrerken dudaklarında</p>
<p>Aşkı solurken nefesin</p>
<p>Sıcacık bir sahiplenmenin kollarında</p>
<p>Her şeyi boş verip teslim oluvermiş gibi</p>
<p>Ellerin avuçlarımda...</p>
<p>Parmakların dolandı parmaklarıma</p>
<p>Yanağında pembe bir ürperti...</p>
<p>Gözlerinde aşk büyüsü</p>
<p>Boş vermiş gibi her şeyi...</p>
<p>Ne kadar da yaklaştık birbirimize</p>
<p>Nasıl da sokuluverdik usulca</p>
<p>Gündüz geceye soyundu,</p>
<p>Gece gündüze...</p>
<p>Dudaklarında aşkın sırrı okundu,</p>
<p>Sessizce...</p>
<p>Ne kadar da yaklaştık birbirimize</p>
<p>Nasıl da sokuluverdik usulca</p>
<p>Tenin tenime değecek kadar...</p>
<p>Heyecan titrerken dudaklarında</p>
<p>Kalbimde oynar bedenin</p>
<p>Yağmur en güzel şarkısını söylerken ikimize.</p>
<p>Camda kırılgan bir beste</p>
<p>Mumun çekingen ışığı...</p>
<p>Gözlerinde tebessüm,</p>
<p>Usulca bir yakarış,</p>
<p>Ürkek bir ürperti,</p>
<p>Teninde saklı benin</p>
<p>İçimde üşür ateşin</p>
<p>Nefesin ruhumu okşar</p>
<p>Ne kadar da yaklaştık birbirimize...</p>
<p>Nasıl da mutlu olduk delice</p>
<p>Ulaşılmaz zirvelerde deliliğin en güzelince...</p>
<p>Sevgilim, ikiyim, her şeyim...</p>
<p>Sonsuzluğum, sınırsızlığım,</p>
<p>Sabırsızlığım...</p>
<p>Ne kadar da yaklaştık birbirimize</p>
<p>Nasıl da sokuluverdik usulca.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YÂR DEDİ DİYE</title>
<link>https://fikirizleri.com/yar-dedi-diye</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yar-dedi-diye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e8b37190ea8.webp" length="20708" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:19:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>YÂR DEDİ DİYE</p>
<p>Tek kanatlı bir kuşun seyrinde uyandım ve yandım;</p>
<p>Gönlümün derinliklerini seyrederken  yârin gözbebeklerinde.</p>
<p>Seher yıldızına dost oldum,</p>
<p>Bir seher vakti yâr rüyama girdi diye.  </p>
<p>Ve başka uyku yüzü görmedim,</p>
<p>Bir daha yâri görürüm diye. </p>
<p>Hayal ötesi bir beklentinin solan yanlarını tattım ve yârin gönül pazarında gönlümü sattım,</p>
<p>yâr sevdasının sunduğu müphem bir manzaraya. </p>
<p>Ve kendi manzaramın çürüyen kölesi oldum,</p>
<p>Yâr “çürü” dedi diye. </p>
<p>Deryalarda susuz kaldım ve çöllere su olup aktım,</p>
<p>Bir ümit yâr açar diye.</p>
<p>Yâr bana açar diye.</p>
<p>Ve bir ömür soldum “yâr” diye diye.</p>
<p>“Yâr” diye diye…</p>
<p>Yâr bana dedi diye.</p>
<p>“Vur kazmayı Ferhat, ömür gitti yâr kaldı.”</p>
<p>Yâr sevdasıyla yeni yeni ümitler edindim,</p>
<p>Sonra yâr aşkıyla bütün ümitlerimi yitirdim.  </p>
<p></p>
<p>Gözlerimin içine baktı,</p>
<p>Kaçırdım gözlerimi;</p>
<p>Bakamadım.</p>
<p>Gözleri çok güzeldi.</p>
<p>Bakışı inanılmaz şey.</p>
<p>Hele bir de gülünce,</p>
<p>Dudak kıyısında bir cennet kıvrımı.</p>
<p>Bakışım kaçıyordu başka yerlere.</p>
<p>Galiba biraz da utanıyordum.</p>
<p>Bakışım güzelliğinden ürküyordu.</p>
<p>... </p>
<p>O yâr gitti, </p>
<p>Ömrüm bitti. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RÜYA MIYDI?</title>
<link>https://fikirizleri.com/ruya-miydi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ruya-miydi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e442daace7f.webp" length="37256" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 01:30:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>RÜYA MIYDI? </p>
<p>Ruhu yorgun şarkılara eşlik ediyor, gönlü bir yangından arta kalan külleri eşeliyordu. Biliyordu, küllerin altı cehennemdi. Bir yangının külünü yeniden yakmasını istiyordu o gün ondan. </p>
<p>Herhangi bir yıl ama soğuk bir gündü. Merdivenden aşağı inip sağdaki odaya geçtiler. Biraz dağınık, biraz eski... Aşka çeken bir havası vardı odanın. </p>
<p>Sarıldılar. İkisi de seviyordu birbirine sarılmayı. Sarılmak gizli bir anlaşma gibiydi onlar için. Söyleyemediliklerini, sustuklarını konuşuvermek gibiydi. Özlemdi, yeni/eski ve çok birikmiş. </p>
<p>Kar birikintilerinin süslediği yolda karşılamştı onu. Adamın onu nasıl beklediğini bilir gibi giyinmiş, her zamanki kendi gibi gelmişti. Evinin herhangi bir odasında, herhangi bir gün karşılaşabileceği gibiydi. </p>
<p>Kadının karşıdan gelişini izledi. Her adımı bir mucizeyi yakın ediyordu. Her adımda biraz daha onun oluyordu. </p>
<p>Yirmi küsür yıl gecikmiş bir kucaklaşmanın ardından kahve yapmaya koyuldu. Ellerine takıldı gözleri. Elleri nasıl da yakışıyordu kahve yapmaya ve henüz daha bilinmeyen çok şeye. </p>
<p>Âşık olmak istiyordu ona. Belki oluyordu. Belki o gün tam olarak olmuştu. Âşık olmalıydı adam, bir başkasına olamayacağını biliyordu. Sadece o yapabilirdi bunu. Buğulu bakan gözleri ezbere biliyordu bu işi. O gün gözlerine çok yakından baktı. </p>
<p>O gün, başka şeyler de oldu! </p>
<p>Kadının gidişinden bir süre sonra, adamın telefonuna bir mesaj geldi: Rüya mıydı? Ve sonra adam uykudan uyandı. </p>
<p>Sanki, yüzünün öpülesi bir yerinde küçük bir ben vardı. Beyaz tenli, güzel bakışlı, gönül yakışlıydı. Tam bir kalp belâsıydı. Hep öyle olmalıydı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR SEVGİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-sevgi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-sevgi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202510/image_870x580_68df8feb07c25.webp" length="41316" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 11:57:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR SEVGİ</p>
<p>Sevda gemisi, rotasını otuz yıl öncenin iklimine döndü. </p>
<p>Ufukta bir çift göz göründü, güzelliği ile yıkıp geçen... </p>
<p>Bir düş bu sadece; o yangının şimdi külleri bile söndü.</p>
<p>Dün dündü… Dört yıl sonra bugündü.</p>
<p></p>
<p>Gözlerinde buğulu bir dâvet…</p>
<p>Sana kanat çırpışı acemi bir kuşun</p>
<p>Rüzgârın kanadı aşktan, </p>
<p>Mumdan gemilerle sana dönüyorum, </p>
<p>Ateş denizleri çaresiz…</p>
<p>Sımsıcak bir dokunuş,</p>
<p>Ötelerden bakan.</p>
<p>Aşka çağıran güzel gözlü yârdan.</p>
<p></p>
<p>Sensizlikte(n) üşüyen sevgiye sığındım. </p>
<p>Yaralarını sardım ayrılığın, yokluğunu teselli ettim, </p>
<p>bakışını düşündüm. </p>
<p>Siyahbeyaz bir fotoğraf içinde poz vermiş gibi yaşadım hayatı. </p>
<p>Aşkar’a binmiş bir aşk yolcusu değildim hiçbir zaman, sana doğru gelen.</p>
<p>Çağırsan gelirdim imkânsızlıklar ülkesinden.</p>
<p>Tahayyülün bittiği yerde senin çizgin başlar ve o çizgi sonsuzlukla yarışırdı. </p>
<p>Yeşil kubbe altında gümüş renkli bir aşkı yaşamaktı aşk denilen şey seninle. </p>
<p>Sevgilisi sen olan bir aşktı beklediğim sadece. </p>
<p>Dört yıl önce bugündü, o günden dört yıl sonra bugün. </p>
<p>O iki gün arası sadece ayrılık, sadece yokluğun, </p>
<p>Sadece sen…</p>
<p>On dört yıl sonra bugündü. </p>
<p>On üç yıl önce dündü. </p>
<p>Dün dünde kalmadı ki hiç. </p>
<p>Bugünsüz bir mâziyim.</p>
<p>Günlerden pazartesi; bu, seni ilk özleyişim, hani yirmi dokuz yıl önce başlayan… </p>
<p>Boş ver zaman sensin, mâzi benim. </p>
<p>Sonu doksan altı olan bir sene ve ilk kez sevda yüklü bakışın…  </p>
<p>Seni yeşil elbiseli sahil perisine benzetişim, </p>
<p>Bir Akdeniz melteminde sahiplenişim, sevişim... </p>
<p>Şimdi iki bin dokuz… </p>
<p>Ağrı'da karlı, soğuk bir gecede aklımda seni demliyorum. </p>
<p>Ve o bakışında tutsak kalan ben, emanet bıraktığın bir aşk… </p>
<p>Emaneti hep korudum ve bir iki bin on sekiz sabahında ayrılığa meydan okudum. </p>
<p>Kadere, nasibe, kısmete yüreğimle dokundum.</p>
<p>Tanıdım aşkın en büyük katilini ılık bir eylül gününde.</p>
<p>Doksan altıya daha kaç yıl var? </p>
<p>Yoksa bir doksan üç sabahında mıyız?</p>
<p>Ve günlerden pazartesi mi?  </p>
<p>Gözümü açtığımda göreceğim yer Bsba Tepesi mi?</p>
<p>Hayır, iki bin yirmi hiç yaşanmadı!</p>
<p>Haziran olmadı hiç!</p>
<p>Hiçbir zaman gelmedi ağustos! </p>
<p>O şeytan bakışlı mayıs uğramadı benim sokağıma!</p>
<p>Çeşmeli bir sokağın soğuğunda, o karlı kışta;</p>
<p>bir çift buğulu gözde yanıp sönen bir umuttu</p>
<p>aşkın son perşembesi. </p>
<p>Hani o çeşmeli sokakta düşlenesi, </p>
<p>Yudumlarken kahvemizi gülüşlenesi, </p>
<p>Ellerin ellerimde, adım titrerken dilinde, </p>
<p>Fısıldarken kulağıma o söylediklerini sen, </p>
<p>Saçlarının kokusunda sarhoşken ben;</p>
<p>Karşılaşıverdiğim beninde</p>
<p>Ve bir rüya mıydı denilesi... </p>
<p>O büyülü, o muhteşem kokulu ten;</p>
<p>Karlı bir kış günü, sonsuz öpülesi. </p>
<p>Ama işte sonra, yani senden sonrası, </p>
<p>Hep acemi sevişleri, </p>
<p>Sevimsiz kadın gülüşleri... </p>
<p>Kim tutabilir ki yerini, dudak kıvrımındaki aşk iklimini... </p>
<p>Sahi açtı mı bizim çiçekler?</p>
<p>Papatyalar gülümsüyor mu yine?</p>
<p>Sarıasmalar konuyor mu meşenin dallarına? </p>
<p>Üveyikler suya iniyor mu?</p>
<p>Mantar topluyor mu çocuklar? </p>
<p>İbibikler oynaşıyor mu tozlu yolda?</p>
<p>Al yanak armutları oldu mu şimdiden?</p>
<p>Geçti mi hıdrellez kamçılarının çiçekleri?</p>
<p>Peki ya sen nasılsın?</p>
<p>Çemberindeki gül oyalar okşuyor mu beyaz tenini? </p>
<p>Parmaklarına ürkek kelebekler konuyor mu?</p>
<p>Ve gözlerin öyle, öyle güzel mi yine?</p>
<p></p>
<p>Ben senden sonra çok yoruldum canımın cânı</p>
<p>Elinden içtiğim o kahvede bıraktım bütün heyecanı, </p>
<p>Hani o biraz izbe, çokça sen kokulu yerde... </p>
<p>Neyse, her neyse; canımın cânânı</p>
<p>Dün dündü, o günden yirmi dokuz yıl sonra bugün. </p>
<p>Ama sen, ömrüme gelen en güzel iklimlerde </p>
<p>Sen hep işte; hep öyle... </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİCRAN YARASI</title>
<link>https://fikirizleri.com/hicran-yarasi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hicran-yarasi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68dad001ddb12.webp" length="15162" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 21:29:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HİCRAN YARASI</p>
<p>Beni böyle hicranlara boğan,</p>
<p>Beni böyle eden,</p>
<p>Ve şu sebebim;</p>
<p>Gönlümde açtığın ve kanattığın hicran yarası.</p>
<p>Ne fırtınalar gördüm,</p>
<p>Ne rüzgârlarda savruldum,</p>
<p>Aşkın kor ateşinde kavruldum.</p>
<p>Görmedim böylesi çileyi,</p>
<p>Tatmadım böyle ızdırabı</p>
<p>Sen yaşattın en olunmaz zamanlarda en onulmaz sevdayı.</p>
<p>Ve başıma saldın bunca belayı.</p>
<p>Bana cehennemi yaşattın.</p>
<p>Cehennemim oldun, kendinde yaktın beni</p>
<p>Ve bırakmadın kendimde beni.</p>
<p>Aynalara baktıkça seni görüyorum karşımda ve yoluyorum saçlarını bir bir zamanın.</p>
<p>Dönüyorum çarkında yalnızlığın, başımı taşlara vura vura.</p>
<p>Sonra duruluyorum birden,</p>
<p>Belki de acır diye başın.</p>
<p>Ve ağlıyorum düşte gördüğüm hayaline.</p>
<p>Hayaline dokunmak geliyor içimden.</p>
<p>Nasıl geliyorsa geliyor işte.</p>
<p>Fakat korkuyorum, ürperiyorum, utanıyorum</p>
<p>ve tutamıyorum ellerimle, sığdıramıyorum yüreğime şu masum sevdayı.</p>
<p>Korkuyorum, incitirim diye hayalini.  </p>
<p>Gölgeler kâbusum oluyor, ürküyorum izlerine basmaktan.</p>
<p>Gönlümde tuhaf duygular besliyorum sana karşı</p>
<p>ve tuhaflaşıyorum garip duyguların eşiğinde.</p>
<p>Sensizliği soluyorum ıssız gecelerde</p>
<p>ve ıssızlaşıyorum hayalinin gölgesinde.</p>
<p>Sevdan boğuyor gönlümü ve yaşatıyor bir o kadar.</p>
<p>Sonra sırrın dağlara çekiyor beni.</p>
<p>Sonu gelmez yollara itiyor.</p>
<p>Sürüklüyor sensizliğin ikliminde, yalnızlığın kollarında, hayalinden çok uzaklarda.</p>
<p>Ve rüzgârlar esiyor aşkın ateşten denizinde.</p>
<p>Eriyor mum kanatlı gönül gemisi.</p>
<p>Her şey tersine dönüyor bir anda</p>
<p>Ve yeniden çiziliyor kader çizgisi.</p>
<p>Ve ben istemiyorum başka gönül bağını.</p>
<p>İnanmıyorum senden başka yâr olduğuna.</p>
<p>Sen bakma benim böyle olduğuma, çok ağladığıma…</p>
<p>Böyle yaşarken ve geçerken bu diyardan, </p>
<p>Seni sevmek yetiyor bana.  </p>
<p>Söylesinler neyleyim artık kavuşmayı ben! </p>
<p>Dedim ya seni sevmek yetiyor bana!</p>
<p>Açtığın hicran yarası gönlümde durmadan kanasa da</p>
<p>Yetiyor bana!</p>
<p></p>
<p>Aşka yetiyor da</p>
<p>Âşık hasretinden eriyor.</p>
<p>Yâr…</p>
<p>Gözlerim seni arıyor. </p>
<p>Dudağından zehrini içtiğimden beri aşkın,</p>
<p>Kulağımdan gitmiyor sesin.</p>
<p>Kalbimde adım adım yürüyüşün…</p>
<p>Seni izleyip her adımında sarhoş olan ben…</p>
<p>Kalbim perşembesiz bir sabahta;</p>
<p>Paramparça,</p>
<p>Kırık dökük…</p>
<p>Sahipsiz bir sokak kedisi kadar,</p>
<p>Bilirsin işte o kadar eceline yakın. </p>
<p>İnşirah nefeslim,</p>
<p>Gonca gül dalım,</p>
<p>Ahım,</p>
<p>Dinmeyen gözyaşım</p>
<p>Ve her şeyim...</p>
<p>Neredesin sen?</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KELEBELİK</title>
<link>https://fikirizleri.com/kelebelik</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kelebelik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d6541bf0dfe.webp" length="39062" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 11:53:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KELEBELİK</p>
<p>Sen kelebelik de, ben kebelek... </p>
<p>Bütün kelebekler uçsun sonsuza dek. </p>
<p>Çayırlara çıkalım, sayısız papatyalı çayırlara... </p>
<p>Çayır rüzgarı okşasın yanaklarımızı. </p>
<p>Beyaz kelebekler dans etsin boşlukta. </p>
<p>İpince gövdeleri üzerinde sarhoş gibi sallansın gelincikler. </p>
<p>Seyre dalalım sarmaş dolaş onları. </p>
<p>Sırtımızı verip yere, tutuşup el ele; bulutlara şekiller yakıştıralım. </p>
<p>İsim koyalım bulut amcalara. </p>
<p>Bazısı pazara çıkmış teyze olsun meselâ. </p>
<p>Bizim kadar mutlu çocuklar, oyunlar oynasın gökyüzünde</p>
<p>Küçücük mavi çiçekler de olsun ama </p>
<p>Taç yapayım saçlarına, o en güzel papatyalardan. </p>
<p>Çimenlerin adedince öpeyim tatlı yanaklarından. </p>
<p>Bal damlarken güzel dudaklarından... </p>
<p>Kelebeklere de isimler koyalım. </p>
<p>Koyduğumuz isimlere gülelim delice. </p>
<p>Karnımıza ağrılar saplansın gülerken. </p>
<p>Sonra o kelebekler içimizde uçuşsun. </p>
<p>Aşk konuşsun, sarhoş dudaklarımızdan. </p>
<p>Gözlerimiz sevişsin çılgınca, aşkça, hoyratça... </p>
<p>Oyunlar oynarken yorulunca, başını göğsüme yasla. </p>
<p>Şarkılar söyleyeyim, şiirler okuyayım sana. </p>
<p>Elin elimde olsun ille ama</p>
<p>Hiç bırakma, hayatın en güzel anı o olsun. </p>
<p>Ellerini öpüp koklarken, bizimle bütün zaman dursun.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAKIŞIN</title>
<link>https://fikirizleri.com/bakisin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bakisin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68cd4a58989ca.webp" length="15836" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 15:20:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BAKIŞIN</p>
<p>Bakışında bir gece…</p>
<p>Bakışında sabah çiği</p>
<p>Bakışın…</p>
<p>Öyle yakışın suları.</p>
<p>Haykıran bir gül,</p>
<p>Gülümseyen papatya...</p>
<p>Deniz melteminde, </p>
<p>Bir emanet</p>
<p>Kalbe bırakılan.</p>
<p>Bakışın perşembe.</p>
<p>Bakışın öyle işte.</p>
<p>Sevmek…</p>
<p>Ve yeniden</p>
<p>Görmesen de</p>
<p>Yıllarca</p>
<p>Yollarca</p>
<p>Ayrı zamanlarca...</p>
<p>Bir parkta,</p>
<p>Yağmurlu bir hava öncesi</p>
<p>Geç gelen kahve kokusu…</p>
<p>Güzel bir çay yudumunda,</p>
<p>Sana bakışımda,</p>
<p>İlk sarılışımda,</p>
<p>Ama öyle güzel… </p>
<p>Öyle belâ işte! </p>
<p>Bakışın…</p>
<p>Derelerce gönle akışın.</p>
<p>Bir salı sabahı,</p>
<p>Aşkın bir ânı</p>
<p>Dokunur gibi…</p>
<p>Konuşur gibi…</p>
<p>Bir pazartesi,</p>
<p>Susarcasına</p>
<p>Fısıldarcasına</p>
<p>Sayıklarcasına</p>
<p>Aşktan sebep, </p>
<p>Aşka niyet,</p>
<p>Öyle bakışın.</p>
<p></p>
<p>Soğuk bir kış günü...</p>
<p>Kışların en güzeli yaşanırken gözlerinde, </p>
<p>Zaman sende donmuşken, </p>
<p>O sokakta bir olmuşken, </p>
<p>Sokulmuşken teninin kuytularına, </p>
<p>İlk kez kokunu duyarken, </p>
<p>İlk kez ıslanırken dudaklarım sağanağında </p>
<p>Rüya mıydı deyişin giderken sen. </p>
<p>Senin için biriktirdiğim rüyaları bilsen</p>
<p>Hayretin aşka düşerdi. </p>
<p>Tüm yaşanmamışlıklarınla geldim.</p>
<p>Yıllar yılı biriktirip ben…</p>
<p>Çivisini çakarken hayal evimizin </p>
<p>Senin olmaya,</p>
<p>Yanıma almaya geldim</p>
<p>Diyecekken daha...</p>
<p>Başımın belası</p>
<p>Neyse işte!</p>
<p>Kalbimin, </p>
<p>Biricik aynası.</p>
<p>Gördüğüm son rüyam.</p>
<p>Sonsuzluğum...</p>
<p>Sonsuz susuzluğum. </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MÂZİNİN YORGUN GÜNAHLARI</title>
<link>https://fikirizleri.com/mazinin-yorgun-gunahlari</link>
<guid>https://fikirizleri.com/mazinin-yorgun-gunahlari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202509/image_870x580_68c325700b8db.webp" length="64718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 22:40:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>MAZİNİN YORGUN GÜNAHLARI</p>
<p>Dipsizliğin dibine gönül sofrası</p>
<p>serenlerin hergiz ölmeyeceği bir kutlu sevda yaşıyorum</p>
<p>ve alışıyorum gün geçtikçe yeşilin maviye düşmanlığına. Ansızın iniveren yağmurlarda yalnızlığı soluyorum</p>
<p>yârin hasretini yâr sanmanın tuhaflığıyla.</p>
<p>Yeni yeni duâlar öğreniyorum</p>
<p>ve unutulmuşlara duâlar gönderiyorum</p>
<p>nemli gurbet akşamlarından.</p>
<p>Bin pişman dolaşıyorum mazinin günah koridorlarında.</p>
<p>Aşka düşüp divaneleşiyorum,</p>
<p>konuşuyorum yârin emanet bıraktığı perişanlığımla.</p>
<p>Ve solgun fotoğraflara yansıyor yüzüm,</p>
<p>muhayyel sevdaların aynasından.</p>
<p>Dönüyorum geriye,</p>
<p>yârin yalan gerçeğinin hülyasından</p>
<p>ve varıyorum yine yârin yalan gerçeğinin hülyasına.</p>
<p>Kabir yalnızlığını sevdanın bedeli olarak görüyorum</p>
<p>hiç görmediğim, yârin gözlerinde.</p>
<p>Ve her gün ölüyorum,</p>
<p>yârin elleriyle kazdığım mezarlarda.</p>
<p>Günden güne çoğalıyor yanımda;</p>
<p>tanımadığım mezar uyuyanları.</p>
<p>Ara yere bir çocuk sıkıştırılıyor;</p>
<p>Saf ve masum,</p>
<p>Hiç âşık olmamış henüz.</p>
<p>Belli ki alışık değil böyle uyumaya.</p>
<p>Yan yana olmayı hayal ettiğim yâr de</p>
<p>daha göçmemiş.</p>
<p>Çoktan ele karıştığını söylüyor,</p>
<p>bir sabah geliveren iki melek.</p>
<p>Ve ben her gün ölüyorum,</p>
<p>Yârin elleriyle kazdığı o mezarlarda</p>
<p>Parmaklarının ucunda bir (g)iz arıyorum</p>
<p>Kayboluyorum gözlerinin buğusunda.</p>
<p>Gönlümün sahipsiz kalan o kara sevdasında…</p>
<p>Sonra çiçekler açıyor kimi lale kimi gül kimi…</p>
<p>Hepsi yâr renginde.</p>
<p>Ve eski sevda nakışları işliyorum azap yüzlü gecelere.</p>
<p>Yârin nazını yüklenip sırtıma,</p>
<p>düşüyorum -hâlâ- yârin gölgesine âşina yollara.</p>
<p>Çaresiz gönüllerin ve bîçare gönlümün</p>
<p>ilk ve son çaresini seyrediyorum,</p>
<p>seher vaktinde ay ışığında umuda doğru.</p>
<p>Yârin gönlündeki sızıya inat,</p>
<p>isyan kokan duâlarda râzı olmayan gönüllerin</p>
<p>buhran kapısı aralanıyor</p>
<p>ve aşklar satılıyor âşıklar pazarında.</p>
<p>Sanki bir ben biliyorum âşıkların ölmeyeceğini,</p>
<p>gittikleri yerden dönmeyeceğini</p>
<p>ve sanki bir ben yalnızıyım</p>
<p>şu alemin ve yalnızlığa mahkûm günahkârı.</p>
<p>Solgun fotoğraflara yansıyor yüzüm,</p>
<p>gizli günahların açığa çıktığı yerden.</p>
<p>Başını öne eğmiş sevdalar ağlıyor düşlerimde,</p>
<p>Masum bir hüzün belirirken gülüşlerimde.</p>
<p>Tövbelerim bile günahkâr!</p>
<p>Bir kız sanki uzaklara doğru bakıyor</p>
<p>Başını yaslamış masaya,</p>
<p>Gözlerinde masmavi bulutlar…</p>
<p>O ağladıkça birikiyor içime gözyaşları.</p>
<p>Yârin, başını omzuma yasladığı o gün düşüyor gönlüme.</p>
<p>Elim yanağında, teniyle sarhoş...</p>
<p>Bir çiçek koparıyorum yerden, temmuz sıcağında pespembe açmış.</p>
<p>Yârin elinde öyle mutlu, öyle güzel.</p>
<p>Sonra bakıyorum yanımdaki kimsesizliğe,</p>
<p>Karşımda yayılan ıpıssız ovaya...</p>
<p>Bir zaman birlikte seyrettiğimiz manzara ağır bir hüzün kokusu yayıyor etrafa.</p>
<p>Biliyorum; aşktan öncesi yok, aşk bitince her şey ziyan.</p>
<p>Âh şimdi anlıyorum/anlayabiliyorum:</p>
<p>Mazinin uzaklığını ve/fakat günahların tazeliğini.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TATLI KÜÇÜK OYUNLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/tatli-kucuk-oyunlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/tatli-kucuk-oyunlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68aeb787dbe01.webp" length="13894" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 10:45:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, öykü, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>TATLI KÜÇÜK OYUNLAR</p>
<p>Bir Şarabı Yudumlar Gibi</p>
<p>O, merdivenlerden aşağı doğru inerken, o gün yaşanmasını çok istediği şeyler olsa da neler yaşanacağını henüz bilmiyordu. Yaşanacaklarla ilgili teslim bir tavrı vardı ona karşı. Tahammülü zorlayan zor bir teslimiyetti bu. Bilmediği bir şey daha vardı; sonrasında ruhunu sarsacak, aklından çıkaramayacak kadar çok özleyecekti onu. </p>
<p>Dokunuşlarıyla benzersiz hisler uyandırıyordu. Ona dokunduğunda sihirli bir şeyler oluyordu. Saçlarını okşadıkça; dalga dalga rayihalar yayılıyor, ellerine aşk bulaşıyordu. Tıpkı kalbi gibi; bedenini, ruhunu da teslim etmek istiyordu ona. Her şeyiyle onun olmak, sadece onun olmak, geçmişiyle geleceğiyle, şimdiye kadar aldığı bütün nefesler ve şimdiden sonra alacağı her nefes onun olsun istiyordu. Adanmak böyle bir şey miydi? Ondan önce yaşadığı her şey için, onsuz mutlu zamanları olabildiği için kahroluyordu. Çünkü o, sevilmekten fazlasını hak ediyordu. Başını göğsüne yaslayıp, uzun uzun kalbinin sesini dinlemek istiyordu. </p>
<p>O gün kalabilseydi biraz daha yanında, saçlarının arasına dolanıp düğümleyecekti sırrını ona. "Gözlerini açmama oyunu" oynayacaklardı. Büyük bir heyecan ve eğlence sarmalında sarhoş olacaklardı. Sonra usul usul ayaklarını sevecek, derin derin soluyacaklardı o havayı. Dışarıda yağan kar hızını artıracak, soba daha bir kızıl yanacaktı ikisine. Bir şarabı yudumlar gibi akacaktı zaman parmak aralarından, bir şarabı yudumlar gibi içecekti onu. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARA SOKAĞIN HEMEN YANIBAŞINDA SARHOŞ KALPLER DURAĞINDA</title>
<link>https://fikirizleri.com/ara-sokagin-hemen-yanibasinda-sarhos-kalpler-duraginda</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ara-sokagin-hemen-yanibasinda-sarhos-kalpler-duraginda</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202508/image_870x580_68a4bfc5de052.webp" length="68668" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 21:23:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ARA SOKAĞIN HEMEN YANIBAŞINDA</p>
<p>SARHOŞ KALPLER DURAĞINDA</p>
<p>Serseri saatlerde</p>
<p>Serseri duygular</p>
<p>Mutluluğa koşarken</p>
<p>Buluşmanın heyecanı</p>
<p>Gözlerken yolunu </p>
<p>Sarhoş kalpler durağında </p>
<p>Unutulmaya yakın</p>
<p>En akıldan çıkmayan zamanda </p>
<p>Kavuşmaya dursa da</p>
<p>Sarsam da öyle </p>
<p>Parmak uçlarımın sarhoşluğu</p>
<p>Tütün kokan loş odada</p>
<p>Çay demini alırken</p>
<p>Geçmek bilmeyen zamanda</p>
<p>Seyrederken yüzünü </p>
<p>Heyecan sarmalı dudaklarında</p>
<p>Büyülü parmaklarında </p>
<p>Kalbimin belasına</p>
<p>Gizliden...</p>
<p>Bilirsin aslında</p>
<p>Bir ara sokağın yanıbaşında</p>
<p>Gözlerimde titrerken bakışı</p>
<p>Ve öperken usulca </p>
<p>Kalbinin sonsuz telaşında </p>
<p>Parmaklarım kaşlarında</p>
<p>Deli oyunların sıcaklığı</p>
<p>Ayak uçlarında</p>
<p>Biraz nemli, çokça titrek</p>
<p>Düşlere dokunuş, </p>
<p>Aynada gülen yüzler </p>
<p>Yakışan bir manzara</p>
<p>Rüyalara telaşsız sokuluş</p>
<p>Ayaklarında... </p>
<p>Bir eli avucumda</p>
<p>Unutulmuş sanki öylece</p>
<p>O saatleri bekler gibi heyecanlı</p>
<p>Elimde kıskıvrak</p>
<p>Saçları sarmaş dolaş</p>
<p>Her teli ürpertici</p>
<p>Kokusu hayaller ülkesi</p>
<p>Nefesi düşler âlemi</p>
<p>Bir masal gibi</p>
<p>Yaşıdığımız her şey</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GELİNCİK</title>
<link>https://fikirizleri.com/gelincik</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gelincik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_686d665fac5b3.webp" length="17238" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 21:42:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>GELİNCİK</p>
<p>Yaban kırların yalnızlığına açan gelinciğim.</p>
<p>Çiçeklerin en naifi, ömrü kısam…</p>
<p>Uzun ince belin direnirken katil rüzgârlara,</p>
<p>başında taşıdığı sevdanın yüküyle kırmızılar giyenim.</p>
<p>Yalnızlığımın, kimsesizliğimin kader ortağı…</p>
<p>Aşkından renk renk, desen desen giyinen</p>
<p>kelebeklerin kâbesi.</p>
<p>Tırtılı kelebek eden.</p>
<p>Sahipsiz kalan sevdaların mâbedi.</p>
<p>Üşüyen teninde hüzün taşıyan dilber.</p>
<p>Aşkın yorgunu,</p>
<p>Gelincik...</p>
<p>Taşıdığı sırlardan aşk filizlenen kır yalnızı.</p>
<p>Ağlama yalnızlığına.</p>
<p>Sen ıssızlarda olmasaydın gülü değil,</p>
<p>bülbüle seni yâr ederlerdi.</p>
<p>Kalın, dikenli gövdesine tutunsun o, güllerin.</p>
<p>Senin ince belin nasıl taşırdı bülbülü?</p>
<p>Adalet bu dünyanın mülkü değil ki.</p>
<p>Senin hakkını ancak seni yaratan bilir.</p>
<p>Sevdası mahşere saklım.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>Seni soldururlar,</p>
<p>Ne hâlini bilirler ne dilinden konuşurlar.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>Anlamazlar niye açtığını.</p>
<p>Sevdasızlar niyetini yorar insanın.</p>
<p>Yâre gülüşünü soldururlar.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>Kıymet bilmez bunlar, seni öldürürler.</p>
<p>Sana sevdalı kelebekler,</p>
<p>ömrün kısa diye erken ölürler.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>Bırak bu dünya lalelere sümbüllere</p>
<p>karanfillere kalsın.</p>
<p>Bırak kirlenmiş aşklar,</p>
<p>kokusunu âşikâr edenlerin olsun.</p>
<p>Sırrı sevda bilenim.</p>
<p>Yârden aldığı kokuyu sır edenim.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>Bahçıvanı Mevlâ olmayan gül ne bilsin seni.</p>
<p>Kul elinde şekillenen güzelliğiyle övünsün.</p>
<p>Seni görünce aşkın kokusu içime düştü,</p>
<p>Ve Boba Tepesi’nde kırmızı bir gelincik açtı.</p>
<p>Gelincik açma!</p>
<p>“İnnema’n-nisa şakâyıku’r-ical”</p>
<p>Sen benim gelinciğimsin.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EOS&amp;apos;A (ŞAFAK TANRIÇASI&amp;apos;NA)</title>
<link>https://fikirizleri.com/eosa-safak-tanricasina</link>
<guid>https://fikirizleri.com/eosa-safak-tanricasina</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202507/image_870x580_6865987ba49f5.webp" length="12538" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 23:37:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>EOS'A... </p>
<p>(ŞAFAK TANRIÇASI'NA...) </p>
<p>Gözlerinde tanıdık, tatlı, eski bir bakış;</p>
<p>Davetkâr ışıklarla süslü. </p>
<p>Haylaz, yaramaz tebessümünde</p>
<p>Serseri duygular... </p>
<p>Beyaz teninde pembe haz, </p>
<p>Sereserpe, haylaz... </p>
<p>Kokusu bilinmez sırlarla dolu. </p>
<p>Saçlarının süzülüşünü ezberler ay, </p>
<p>Gizli bir seyre dalmışça onu;</p>
<p>Baktıkça büyüyor ışığı. </p>
<p>Büyülü teninden şarkılar söylüyor rüzgâr, </p>
<p>Dokunmak için dudaklarına. </p>
<p>Telaş ve heves yüklü... </p>
<p>Hatıranla hatırlanıyor, </p>
<p>En sarhoş düşler. </p>
<p>Hayalleri süsülüyor, </p>
<p>O çağıran gülüşler. </p>
<p>Rüyalarda yeniden yazılınca, </p>
<p>En sıcak en aykırı sevişler, </p>
<p>Kapanıyor perdeler. </p>
<p>Mumun alevi ürkünce güzelliğinden, </p>
<p>Aydınlatır gecenin bütün şehvetini. </p>
<p>Sesi, aklımı çalıyor. </p>
<p>Yeşile çalıyor aynadaki bakışlar. </p>
<p>Hayallerime dokunuyor elleri. </p>
<p>Bakışına teslim her zerre. </p>
<p>Gözlerimde büyüyor bütün şâhaneliği. </p>
<p>Saat telaşlı bir kısrak sanki. </p>
<p>Sigara dumanı yükseliyor, </p>
<p>Sarmaş dolaş bedenlerden;</p>
<p>Zaman süzülerek akıyor, </p>
<p>Düşler sırılsıklam... </p>
<p>Dönüyor dünya delice, </p>
<p>Nefesi karışınca nefesime. </p>
<p>Bir kahve kokusu, </p>
<p>Loş odada avare dolaşıyor. </p>
<p>Kadehler sarhoşken titreyen o eller, </p>
<p>Mutlu tebessümler, </p>
<p>Yaramaz kelimeler, </p>
<p>Sıcacık yanaklar, </p>
<p>Demli bir sohbet havasında, </p>
<p>İyi ki dedirten duygular. </p>
<p>Yüksek dozda sataşmalar, sevişmeler... </p>
<p>Sadece ikimiz arasında;</p>
<p>En memnu kendinden geçişler, </p>
<p>Ellerinin arasında tükenişler.. </p>
<p>Serseri ve sırılsıklam, </p>
<p>Yıllar süren bekleyişler. </p>
<p></p>
<p>Aynalar, suretlerle oynaşır. </p>
<p>Belki kar yağar şehrin çatılarına </p>
<p>Yollar beyaza bürünür... </p>
<p>... </p>
<p>Eos;</p>
<p>Şafak vaktinin parlayan güneşi, </p>
<p>Eos;</p>
<p>Hatıralarda bulunmaz eşi, </p>
<p>Eos;</p>
<p>Bir şafak vakti bana gel. </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BIÇAK SIRTI (Roman Bölüm)</title>
<link>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-boelum-1339</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-boelum-1339</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_685d6d9dced63.webp" length="19872" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 18:56:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Roman, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gün güneş ellerin olmuş, karanlık ona kalmıştı; yer yurt yabancıların olmuş, o gurbete sürülmüştü. Ne hicret ne ricat, sadece sürgündü; sonu gelmeyen bir sürgün… Ait olduğu topraklar, o eski yerler değildi. Bir zamanların ezber bozan adamı, ezberlerini hafızasında korumaya çalışırken ait olduğunu sandığı gönüller, istilacıları çoktan kabul etmiş; genel kabul görmüş hayatın ezberleriyle yaşamayı seçmişti. Unutulmuştu unutmadıklarınca… Sanki öyleydi sanki karanlık devam edecekti yeni bir güneş doğana kadar(!) Gölgedekilerin buna bir itirazı yoktu ama gölgedekiler karanlığı kolluyordu sessizce.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HOŞÇAKAL (Vedam)</title>
<link>https://fikirizleri.com/hoscakal-vedam</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hoscakal-vedam</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_685bb1417dd73.webp" length="42950" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 11:20:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, aşk, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HOŞÇAKAL </p>
<p>(Vedam)</p>
<p>Bir kalbe fazlasındır bazen, </p>
<p>Bazen eksik kalırsın bir kalp için. </p>
<p>Ritmi yorulur aşkın, </p>
<p>Henüz yaşanmadan yeterince, </p>
<p>Yarım kalan sevişlerin, </p>
<p>Hatıralarını da unutursun. </p>
<p>Unutursun;</p>
<p>Rastladığın bir benin, </p>
<p>Gizlice dokunuşunu, </p>
<p>Ya da bir bakışın, </p>
<p>Ruhunu teslim alışını </p>
<p>Unutursun işte;</p>
<p>Kavuşmak için çıktığın o yolda</p>
<p>Yapayalnız kalınca</p>
<p>Öyle unutursun...</p>
<p>Nasılca sevdiğini,</p>
<p>Biriktirdiğin mucizeleri, </p>
<p>Yaşanmak için bekleyen güzellikleri, </p>
<p>Aşkın teslim aldığı nefeste</p>
<p>Yastıklara sarılır unutursun. </p>
<p></p>
<p>Hoşçakala hazırlanır mevsim. </p>
<p>Seviştiğin günler geçer. </p>
<p>Herkes yaşarken kendi yazını, </p>
<p>Henüz ezberlemeden ayaklarını, </p>
<p>Oynanmamış oyunlarını</p>
<p>Cebine koyar gidersin. </p>
<p>Vazgeçilmekten yana</p>
<p>Vazgeçmeye yakın</p>
<p>Bakarsın yorgun aynalara. </p>
<p>Teslim olup bir hoşçakala, </p>
<p>"Eyvallah" der gidersin.</p>
<p></p>
<p>Hoşçakal umut, </p>
<p>Hoşçakal vazgeçilmeyen, </p>
<p>Hoşçakal sonsuzluk, </p>
<p>Hoşçakal sevgilim. </p>
<p>Hoşçakal. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BIÇAK SIRTI (Roman Bölüm)</title>
<link>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-boelum</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-boelum</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_6859bb7be06f0.webp" length="48014" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 23:40:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu romanı yazmanın ne(ler) getirip neleri götürebileceğini bilmiyordu henüz ya da ortaya nasıl bir şey çıkacağını ama sanki bugüne inat bir niyetle hatıraları canlı tutma gayreti kendini gizliden hissettiriyordu. Belki hatıraları yaşatmak değildi sadece derdi; bir şey söylemek istiyordu ya da çok şey, güç yetirebildiği kadar… Ve belki de bir dua olacaktı, bir yakarış; ben biliyorum diyecekti kader senaryosunu yazan kudrete. Bildiğini biliyordu O şüphesiz ve/fakat söylemek başka bir şeydi O’na; söyleyince kıymeti kalmasa da bazı şeylerin! Biz’i biz’e anlatmak, nedense çaresizliğe demir atmış, çare olmasa da mecbur bırakmıştı işte. Bu mecburiyet; gün gelecek, belki bizi bizden edecek, kimsesiz bir kimliksizliğe itecekti. Geriye kalan; hayalkırıklığı, hüsran, küstürülmüşlük ve bir enkaza dair her şeydi. Ihlamur ve çınarın gölgesindeki değer ölçüsü, gölgesin(d)e duranın değeri kadardı. Bulanmıştı sular, kararmıştı deniz; puslu havayı seven kurtlar ortalarda görünmüyor, başka iklimlere göç ettikleri söyleniyordu. Bülbülün sır bestesi, neredeyse fısıldanmak üzereydi ve kader, hayatın herhangi bir yerinde hükmünü sürüyordu yine sessizce. Hatıralar bugüne düşmanlığıyla geleceğe göz kırpıyordu sanki. Yirmi beş yıl beklemiş gibi yapıyorlardı. Önceleri; on üç yıl beklemiş gibi de yapmışlardı! Zamanı şaşırtıyorlardı. Bir şehir otogarında yeni uyanmış gibi oluyordu insan ya da bir Akdeniz sahilinde âşık olmaya hazırlanıyordu yeşil elbiseli bir deniz perisine. Gözlerini açıyordu ansızın çeşmeli bir sokağın yanıbaşında. Kahve kokusu karışıyordu küçük ellerine bakarken hayallerine. Gözleri, gerdanındaki mercan kolyeye takılıyordu; gözlerine kapılmadan önce ve çok önce; kırlangıçlar uçuşuyordu havuz başında. Suya her süzülüşlerinde sonsuzluğa yayılan halkalar oluşuyor, ıssız kalan sokaklarda genç kızlar gülüşüyordu. Düşleriyle dokunuyordu, gülüşleriyle… Dudak kenarına iliştirdiği gülüşleriyle… Hatıralar her zaman güçlüydü ve biz gölgesinden kurtulamıyorduk onların. Aslında kendisinden… İç sesi tam olarak bunu ifade etmeye çalışıyor ya da ifadeden kaçıyordu. Kaçtığı çok şey vardı kaçamadığı! Küllendi dediği yangınlar, yeniden alevlenmek için bakışını kolluyordu birilerinin. Birileri yıllar sonra tekrar ama bu defa başka türlü bakmaya hazırlanırken o, geçmişin bütün sırlarını açığa çıkmaya davet ediyordu.</p>
<p>Neden yapıyordu bunu, ne gereği vardı; bilmiyordu. Sırrı ortaya dökecekti satır aralarına gizleyerek. Böyle bir hayat karşısında sırrın hükmü mü kalmıştı; bilen bilsindi bilmesi gerekeni. “Etme” diyen bir Celâleddin’in yanına gitmiyordu her günün sabahı. “Gitme” diyen yoktu; “gel” diyen hiç olmamıştı. “Gölgeler kâbusum oluyor, korkuyorum izlerine basmaktan” demiyordu, o adam değildi. Zaten gölgesine ilişmekten ürkeceği bir varlık da yoktu artık. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BIÇAK SIRTI (Roman Giriş)</title>
<link>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-giris</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bicak-sirti-roman-giris</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68569123ec2f5.webp" length="40196" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 14:02:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>BIÇAK SIRTI (Giriş Bölümü) </p>
<p>Satırbaşları yorgun, manzara küflüydü…</p>
<p>Dağınık heceler, cümle içlerinde kelimeye bürünüp ifade kazanmıyordu. Cümleyle düşünen bir adamın kelimesiz kalışı, tuhaflığı kışkırtmak için yeterli olsa da tuhaf değildi aslında. Belki sadece yakışıksızdı ve bu ayıbı sahiplenecek cüret, manzaradan yoksundu. Yoksunluk, varlığı tanıyana ağır bir yüktü şüphesiz ve/fakat omuzlarında yoksunluktan daha ağır yükler gezdiriyordu. Sevda yüklü kervanların tozlu yoluydu hükmünü yitirmiş ve hüküm çoktan verilmişti. Kalem fısıltısından duyulan altı harfli bir aşkın tükenişi bile bu kadar elem taşımıyordu. Çocukluğundaki isimler kadar sıcak ve sanki yakındı hatıralar. Hatıralarla yaşıyor gibi yapıyordu hayat denen serüveni… O, hatıralarına değil, hatıraları ona sahip çıkıyordu. İhanetsiz sadece onlar vardı. Ve insanlar çok yalancıydı. </p>
<p>Fakat yine de onu tanıyordu. Yıllar sonra gelecek olanı… Ve her nasip vaktine esirdi. Esaretse günden güne kendini daha da büyütüyordu.</p>
<p>Acınacak bir hâldeydi. Kendi hayallerinden ürküyordu. Birgün bir sohbet meclisinde biri onunla ilgili “siz onun kim olduğunu biliyor musunuz” dedi. Sonra gülümsedi. Bu gülümseyiş, kimsenin bilmediği (sanki/belki/gibi/birileri dışında) bir şeyi mi işaret etti yoksa onu alaya almamıydı, anlaşılamadı. Anlaşılmayı reddettiğini yıllar önce söylemişti. “Beni anladığınızda her şeyi anlamış olacaksınız ama beni anlamayasınız” demişti. Kime, ne zaman söylemişti, muhatabı kimdi kurduğu cümlelerin? </p>
<p>Zaman çizgisini şaşmış, atı alan Üsküdar’ı aşmıştı. Yıllardır düşte gördüğü sevgili, çoktan ele karışmıştı. Aşamadığı şeyler vardı. Zamana hapsolduğu söylenti olsa da bu söylenti ona yakışıyordu. Fakat hayat inadına yakışmıyordu. Doksan yedinin yaz ayları gibiydi. Öyle tahmin edilebilirdi. Sonrasına bakıldığında öyle tahmin edilmeliydi! Hapsoluş denilen şey... Bir bakış, bir bakışa adanış, bir bakıştan beklenesi şeyler... Bir bakıştan umut devşirilen bir ömür, bir ömürlük kaybedişe denkti. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SENİN ESERİN</title>
<link>https://fikirizleri.com/senin-eserin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/senin-eserin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68495b69abb40.webp" length="8988" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 13:34:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SENİN ESERİN </p>
<p>Sen böyle içimdeki en derin, en ulvî girdapların ve yaşattığın onca metcezirin puslu bir manzarasıyken; hasretine hasret kalışım, öyle dağınık bırakılışım, akan suları sen sanışım, içtikçe seni içişim ve içtikçe kendimden geçişim senin eserin.  </p>
<p>Çocuksu bir inanışla aldanışım, bütün yollar bitmişken her başlanan yola geri dönüşüm, kor alevken sönüşüm ve gönlüme düşürdüğün karda yanışım senin eserin.</p>
<p>Güzellik şahikasını bulduysam sende, seni sevdiysem ve ben böyle olduysam, yarınsız kaldıysam senin eserin.</p>
<p>Közde kavrulan duygular kül olup savrulunca </p>
<p>gönül rüzgârında, döküldüler bir bir aşkın deryasına. Ve deryalarda paramparça oluşum </p>
<p>senin eserin.  </p>
<p>Ruhumdan bir parça koparıp sana verdiysem, bir ömür adadıysam ve işte böyle olduysam, gölgende solduysam senin eserin.</p>
<p>Ben sen olduysam, sende beni bulduysam, ölmeden öldüysem senin eserin.</p>
<p>Daha neler var eserin. Saymakla bitmez eserin. Her eserden bin eser; doğuşu senin eserin.  </p>
<p>Eserinle övün.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR ÇOCUK SEVDİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-cocuk-sevdim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-cocuk-sevdim</guid>
<description><![CDATA[ Hatıra, sevgi, edebiyat ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202506/image_870x580_68440b0125b0d.webp" length="45884" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 Jun 2025 12:50:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR ÇOCUK SEVDİM</p>
<p>O günebakan sarısı yazları ve bir zaman geyiklerin aşkla dolaştığı kırların meşe ağaçlarında üveyik oynaşları... </p>
<p>Kuşların akşam dönüşleri, çeşme başları... </p>
<p>Cami meydanında kırlangıç uçuşları... </p>
<p>Bir çocuk sevdim; ince uzun parmakları, haşarı dalgalı saçları... </p>
<p>Yaşadığı yerde bir zaman ceylanlar koşuşturdu diye midir bilmem ama ceylan bakışlıydı. Belki de onun dünyaya gelişi, çok kardeşli bir ailenin son çocuğu olarak gecikmeli ve biraz da mucizemsi olduğundan her noktasına kalemle çizgi çizgi şiirsel anlamlar katarak olağanüstü yaratıldı. </p>
<p>İşte ben o çocuğu tanıdım. </p>
<p>Yaramaz gülüşlü, davudi sesli, ince telli saçlıydı ve onun bir kedisi vardı! O zamanın çocukları, mantar evli küçük mavi yaratıkları çok seyrettiğinden midir bilmem; kedisinin adı, kediye de yakışır şekilde Azman'dı. Çok vakit sonra, hatıralarından hikayeler paylaştığı gece sohbetlerinden birinde; küçükken Azman'ın sırtına bindiğinden bahsedecek, karşısındaki de o sahneyi hayalinde canlandırmakta epey zorlanacaktı. Bir de ablasının sırtına bırakma hikayesi var ki anlatan o olunca gülmekten karın ağrıtacak cinstendi. </p>
<p>Şükür ki ben o çocuğu tanıdım. </p>
<p>Olması gerektiği, kendisine de yakışır nispette yaramaz ve ince ruhluydu. Kendine münhasır huyları, kocaman bir düş dünyası vardı. Bahar sonu yaz başı zamanlarında açan küçük mavi çiçekleri, o zaman henüz çiçeklerden daha güzel olduğunu bilmediği çiçekler gibi küçük dudaklarıyla öperdi. O an çiçekler kokulanır, daha bir güzel olurlardı. </p>
<p>Bir çocuk sevdim, sanki masallardan çıkıp da gelmişti. </p>
<p>O güzel zamanlarda, köyün ovasına çokça günebakan ekilirdi. O çok severdi ayçekirdeklerini çiğ yemeyi. Yerken ince parmakları kararırdı. Bir keresinde görüp dayanamamış, yiyivermişti tarlanın birinden de, sonra anneciği haber verip helallik istemişti tarla sahibinden, Âh, bilmiyordu ki o, tarlalar feda edilecek kadar herkesçe sevilesi olduğunu. </p>
<p>Ben o çocuğu tanıyıp sevdim. </p>
<p>Yaşadığı yerler, o orada diye güzeldi; o var diye anlamlıydı. İnce uzun parmaklıydı da teyzesi ona 'kartpostal elli kızım" derdi. Sonra kışın evlerde maşınga yanardı. O severdi sokaktan eve girdiğinde arkasını dönüp ısınmayı. O öyle ısınınca hem zaten kar da yağardı! Onun olduğu yerde kar yağdığında bile mevsim hep bahardı. </p>
<p>Bir çocuk sevdim, adı kadar güzeldi. </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAYRAMLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/bayramlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bayramlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6839c901bfe7c.webp" length="21504" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 May 2025 18:05:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>BAYRAMLAR</p>
<p>Bayram geldi geliyor yine</p>
<p>Ve ben korkuyorum içten içe. </p>
<p>Amansız kederlerin uğrak zamanı oldu bayramlar. </p>
<p>Ömürlük keder bırakıp gittiler. </p>
<p>Ne zaman bir umut beslesem bayram gününe, </p>
<p>Umutlarım çürüdü. </p>
<p>Ben o bayramların enkazındayım </p>
<p>Yıkık dökük darma dağınık... </p>
<p>Perişan yazıldı adım takvimlere, </p>
<p>Sevemem artık ben bayramları. </p>
<p>Bir bayram sonrası kaybettim</p>
<p>En temiz hatıraları. </p>
<p>Seven yanım; âh benim tertemiz seven yanım. </p>
<p>Şehrimize küstüm, memlekete darıldım. </p>
<p>Yâr sızladı göğsümde inceden inceye, </p>
<p>Yaş olup aktı gözümden;</p>
<p>Bir daha geri dönmemesiye. </p>
<p>Gecelerce sayıkladım, </p>
<p>Haykırışlarla, ağlayışlarla uyandım. </p>
<p>Kaç gece uyku görmedim. </p>
<p>Ölümü çağırdım ama gelmedi. </p>
<p>Titredim yorganlara sarılı. </p>
<p>Ben eski bir hatırayım şimdi; </p>
<p>Günün birinde unutulup gidecek. </p>
<p>Yaşanası biri değilim o aşk ikliminde. </p>
<p>Bayramlar boynumu büktü, dalımı kırdı. </p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KIRIK KAHVE FİNCANI</title>
<link>https://fikirizleri.com/kirik-kahve-fincani</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kirik-kahve-fincani</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6830b43293336.webp" length="15876" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 May 2025 20:46:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KIRIK KAHVE FİNCANI</p>
<p>Desenler…</p>
<p>Şekiller içerisinde şekillenen aşk…</p>
<p>Bir koku bir duman ve bir kahve,</p>
<p>Hatırı kırk yıl önce başlayan.</p>
<p>Fincanda resmin,</p>
<p>Hünerli ellerde çizilmiş.</p>
<p>Seni anlatma gayretinde.</p>
<p>Güzelliğini…</p>
<p>Bakışındaki buğulu pencereyi…</p>
<p>Kırık kahve fincanından sızan aşk.</p>
<p>Kekremsi bir yudum…</p>
<p>Damağımda yokluğunun acısı,</p>
<p>Şekersiz.</p>
<p>Fallara meydan kalmamış;</p>
<p>Yokluğun kısmete teslim!</p>
<p>Kader öyle söylemiş.</p>
<p>Bir kahve…</p>
<p>Kahvenin fincana isyanı…</p>
<p>Gönülsüz bir teslimiyet…</p>
<p>Sensizliği içerken yudum yudum</p>
<p>Kırılan fincan,</p>
<p>Sızan aşk,</p>
<p>Sızan sen,</p>
<p>Hicran…</p>
<p>Kan, kahve ve o koku…</p>
<p>İsimsiz bir mezar taşı.</p>
<p>Duasız bir yığma toprak.</p>
<p>Kırık bir kahve fincanı,</p>
<p>Üzerinde resmin </p>
<p>Bakışı gönül inciten.</p>
<p>Telveler yine imkansızı söylüyor,</p>
<p>Ruhum sızlıyor.</p>
<p>Bir çınarın gölgesi…</p>
<p>Renk renk laleler açmış.</p>
<p>Sümbüller koklanma telaşında.</p>
<p>Gelincikler küskün.</p>
<p>Yapay bir derenin şırıltısı…</p>
<p>Yapay sevgililer banklara oturmuş.</p>
<p>Yapay sevişlerin şarkısını mırıldanıyor.</p>
<p>Sahte bir tebessümün dudak kenarı…</p>
<p>Tenindeki ben hüzünle seğiriyor.</p>
<p>“Mış” gibi yaşanan sevdalar…</p>
<p>Masamda kahvem soğuyor,</p>
<p>Seni düşünürken.</p>
<p>Eski zamanların tanığı bir kuş,</p>
<p>Ağacın incecik dalında,</p>
<p>Düştü düşecek.</p>
<p>Ötmeyi çoktan unutmuş.</p>
<p>Ve o kırık kahve fincanı…</p>
<p>Duman duman kokun.</p>
<p>Damağımda acı bir tat…</p>
<p>Üşüyor ellerin.</p>
<p>Avucumda fincan,</p>
<p>Üzerinde resmin;</p>
<p>Kokusu sen,</p>
<p>Hatırı sen.</p>
<p>Kaç kırk yılımız var seninle!</p>
<p>Kaç çınar yaprağı şahit…</p>
<p>Bir şehrin sokaklarına dökülen</p>
<p>Kaç kar tanesi?</p>
<p>Ve o duvarlar…</p>
<p>Tekrar seyreder mi bizi,</p>
<p>Birgün sen hazırlarken kahvemizi?</p>
<p>Hani benim seni izlediğim gibi.</p>
<p>Ve yan dönüp de bakışın,</p>
<p>Adımı seslenişin</p>
<p>Hâlâ durur mu aynalarda </p>
<p>Kendini izlerken o sonsuzlukta?</p>
<p>Sigara dumanında</p>
<p>İçerken aynı anda</p>
<p>Sarmaş dolaş olmuş</p>
<p>Sarhoş bir odada</p>
<p>Ruhlarımız, kalbimiz</p>
<p>Birgün yine içeceğimiz</p>
<p>Şekersiz kahvemiz.</p>
<p>Kırık kahve fincanı</p>
<p>Üzerinde resmin</p>
<p>Dudağımda ismin</p>
<p>Ve hep taze kalan hatıralar...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVGİLİCİĞİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevgilicigim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevgilicigim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682b8042e70ed.webp" length="28308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 May 2025 22:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>SEVGİLİCİĞİM</p>
<p>Sevgiliciğim, </p>
<p>Biriciğim, </p>
<p>Hesapsız sevdiğim, </p>
<p>Gelinciğim.</p>
<p>Gözleri cennet çiçeğim.</p>
<p>Kalbimde sızım,</p>
<p>Alnımda yazım, </p>
<p>Dilimde ezberim. </p>
<p>Sevmeye yetinemediğim, </p>
<p>Varlığına doyamadığım;</p>
<p>Sevabım, tövbem, duam…</p>
<p>Ve her şeyim.</p>
<p>Birlikte yolculuk ettiğim, </p>
<p>Kar tanelerinde sevdiğim, </p>
<p>Aşkını yudumladığım, </p>
<p>Ab-ı hayatım.</p>
<p>Gönül verdiğim,</p>
<p>Ömrüm dediğim;</p>
<p>Kaderim, cilvem…</p>
<p>Gönül sarayımda sultanım.</p>
<p>Gülüm, papatyam, karanfilim... </p>
<p>Benim eşsiz çiçeğim. </p>
<p>Akşam sefam, </p>
<p>Sabah kahvem, </p>
<p>Gündüz hayâlim, </p>
<p>Gece düşüm. </p>
<p>Kahve gözlüm, </p>
<p>Billur seslim, </p>
<p>Rayiha nefeslim... </p>
<p>Ellerine vurulduğum, </p>
<p>Parmağına dolandığım, </p>
<p>Bir şehrin yollarında, </p>
<p>El el yürüdüğüm... </p>
<p>Çay yudumladığım, </p>
<p>Sigara dumanladığım </p>
<p>Beline sarıldığım, </p>
<p>Benine dokunduğum, </p>
<p>Aynalarda gördüğüm, </p>
<p>Yanağından öptüğüm;</p>
<p>Hasretim, sevdiğim, </p>
<p>İşvesine, cilvesine</p>
<p>Hiç doyamadığım;</p>
<p>Sevdikçe sevdiğim, </p>
<p>Sonsuzca sevdiğim... </p>
<p>Baharında memleketimin;</p>
<p>İğde çiçeği kokusunda</p>
<p>Gelişini gözlediğim, </p>
<p>Çokça özlediğim;</p>
<p>Hasretim, </p>
<p>Sevgilim, </p>
<p>Sevgiliciğim, </p>
<p>Biriciğim... </p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR ŞİİR KADAR GÜZELDİ KADIN</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-siir-kadar-guzeldi-kadin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-siir-kadar-guzeldi-kadin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_682495446aaf5.webp" length="53938" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 May 2025 16:11:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, Şiir, Edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR ŞİİR KADAR GÜZELDİ KADIN</p>
<p>Bir şiir kadar güzeldi kadın,</p>
<p>Şiirleri kıskandıran.</p>
<p>Şiir gibi saçları vardı,</p>
<p>Her teli aşk kokan.</p>
<p>Yarınsız bırakan bakışları,</p>
<p>Düşlerimi okşuyordu.</p>
<p>Ahu gibi bakıyordu.</p>
<p>Biliyorum,</p>
<p>Nefesi şiir kokuyordu.</p>
<p>Dudağı pınardı çöllerde.</p>
<p>Gözleri bin bir ecel…</p>
<p>Şiir esen gecelerde</p>
<p>Ezberlediğim kadındı.</p>
<p>Kıyısında bir uçurumun,</p>
<p>Aşkı bıraktığımdı.</p>
<p>İçilesi dudakları,</p>
<p>Şiir rengindeydi.</p>
<p>Şiirce dokunuyordu parmakları.</p>
<p>Okşuyordu karanlık geceyi.</p>
<p>Teninde ürpertili bir heyecan…</p>
<p>Omzunda şiirden kelebek…</p>
<p>Gözlerinde efsunlu vadiler…</p>
<p>Ruhumda ağır yarası,</p>
<p>Pembeleşen yanakları,</p>
<p>Öpülmeyi beklerken</p>
<p>Teninde beni titrerken</p>
<p>Kalbi avucumda</p>
<p>Tomur güller arasında</p>
<p>Bir şiir kadar güzeldi kadın.</p>
<p>Şiirleri kıskandıran.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR DAĞ EVİNDE AKŞAMÜSTÜ</title>
<link>https://fikirizleri.com/bir-dag-evinde-aksamustu</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bir-dag-evinde-aksamustu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_681cb19c94b00.webp" length="35414" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 May 2025 16:29:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR DAĞ EVİNDE AKŞAMÜSTÜ</p>
<p>Bir dağ evinde akşamüstü,</p>
<p>Geceye yaklaşırken vakit</p>
<p>Ufukta akşamın kızılca renkleri...</p>
<p>Dalların arasında sonbahar,</p>
<p>Yerde sarı sarı yapraklar</p>
<p>Oynaşırken tatlı bir esintide</p>
<p>Saçlarının rengine boyanan</p>
<p>En güzel kokular.</p>
<p>Heyecanlı bir bakış,</p>
<p>Ürkek bir sincap kadar</p>
<p>Akşamın ilk dokunuşu</p>
<p>Sakince yanarken odunlar</p>
<p>Isınan tahtaların kokusu…</p>
<p>Ocakta ağır ağır dans eden ateş,</p>
<p>İçimizde sabırsız bir telaş,</p>
<p>Gölgelerin izleri duvarlarda,</p>
<p>Âşık ve sarmaş dolaş</p>
<p>Teslimiyeti bile teslim alan</p>
<p>Sihirli eller, büyülü parmaklar…</p>
<p>Mutluluğa bulanmış şuh bir eda…</p>
<p>Yerde serili bir yaygı</p>
<p>Eski zamanlardan...</p>
<p>Dağınık minderler,</p>
<p>Yatak, yastık ve yorgan...</p>
<p>Usulca kalbini teslim alan</p>
<p>Bir buse,</p>
<p>Sıcak ve sevgiye bulanmış dudaklardan</p>
<p>Aşk kokan bir nefes</p>
<p>Pencereden sızan ayın on dördü</p>
<p>Yanağına değmek için gelmiş</p>
<p>Çok uzak yollardan.</p>
<p>Yıllarca bekleyen bir aşk</p>
<p>Eski bir şarap gibi sarhoş bırakan…</p>
<p>Gönlüne başını yaslamış</p>
<p>Kalbinin atışlarında ömrün huzuru</p>
<p>Uzanmışsın öylece…</p>
<p>Saçlarını okşayan parmak uçlarında,</p>
<p>Bıraktığın eşsiz koku</p>
<p>Ve sen...</p>
<p>Bir dağ evinde akşamüstü</p>
<p>Bir ömür boyu sevilirken...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SOKAĞIN ETEKLİSİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/sokagin-eteklisi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sokagin-eteklisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_681b3d46f002f.webp" length="7038" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 May 2025 14:01:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, öykü, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>SOKAĞIN ETEKLİSİ</p>
<p>Zaten yok kiydi ki o! Öyle biri, hiç olmamıştı. Kar yağmamış, kuş ötmemiş, ellerine ayrı âşık olunmamış, dudaklarından tadılmamış, buğulu kahve gözlerde kaybolunmamış, el ele yürünmemiş, sohbet edilmemiş... Sonra yaşanmamıştı. Hangi sonra? Hangisi olacak, tabii ki ondan sonrası. Doksanlı yıllarda değil miyiz ve yarın onu görmeyecek mi? Acaba görebilecek mi? Kimi? Nasıl kimi? Sokağın eteklisini; evet onu... Hayatı büsbütün yalanlaştırıp tek gerçek olarak kendisini bırakanı... O çok güzel. Onu sadece güzellikle ifade edemezsin, o sevilen... Her güzel sevilmez ki. Onu sadece sevmekle sevemezsin. O, o işte, ifadeden soyunmuş, tanımsız şey; yani sokağın eteklisi diyorum, çok güzel. Üstelik yaşı ön sekiz gibi bile değil. Sanki on beşinde. Öyle çocuksu işte. Dün yine istemeye gelmişler. Gitmez ki o hiç kimseye. Nasıl sevildiğinin yeterince farkında… Ah o isteyenler, elleri bomboş dönsün kapıdan. Ama şu üniversite sınavı bir geçsin de konuşmaz mı onunla. Zaten ‘benimle konuş’ der gibi bakmamış mıydı onu son gördüğü o düğünde? Hem de bakışını kaçırmadan ne güzel bakmıştı; aşk ne büyük cesaret vermişti ona, ‘beni sev’ diye ferman buyururcasına bakmıştı. Onun bakışı dünyanın beşinci mevsimi ve ne/en güzel mevsimiydi. Her nazarı yeni bir davetti. Ama o son bakışı en cömert olanıydı. İşte o düğünde sergilediği... Hem, yanındaki arkadaşı bile anlamıştı o bakıştaki niyeti. Bir demet karanfildi sokağın eteklisi ya da sümbüldü en güzel kokulusundan ve/fakat onun yaşadığı yerlerde sarıçiğdemler açardı. Akasya kumrusunun türküsünü ıhlamur dalındaki bülbül noktalardı. Hele şu üniversite sınavı bir geçsin... Zaten şunun şurasında birkaç ay kalmadı mı? Bekle beni güzel kız, aşka çeyrek kaldı. Önce haber gönderip ağzını ararım ama ne gerek var, çıkar karşısına kendim söylerim ‘seni düşünüyorum’ derim. Anlamazdan gelir önce ‘nasıl’ der ‘bilirsin işte’ derim ‘sevmek gibi; bir insan, birini sevince düşünür ya öyle işte’ derim ‘sen de beni düşünür müsün’ derim. Önce bir duraksar, bir bakışına canımı vereceğim o gözleriyle yüzüme bakar, belki yarı mahcup belki sevinçli bir sesle ‘düşünürüm tabii’ der...</p>
<p>Bir bayram günü çamlıktan koruya kadar yürürüz onunla. Ya da meşelikte göz kırpıp gizlice koruda buluşuruz. Ama ille de çınar altında bir aşk, hem de ıhlamur kokulu. Sonra duyulur âşıklığımız. Dedikodularına katarlar bizi ve fazlasıyla yakıştırırlar. İstemeye geliriz seni, nişanımız olur ve ardından düğün... Kendi düğünümüzde göz göze geliriz. Yakından bakarım gözlerine. Seninle dünya turuna çıkmak, heveslerin son sınırıdır belki de. Fotoğraf karelerine yansır mutluluğumuz. Belki yüklü dönersin, son gittiğimiz ülkeden; belki bir kızımız ya da oğlumuz olur. Ah, seninle bir anın tahayyülü bile sarhoş dolaştırıyor adamı. Ve ben seni... </p>
<p>Sokağın eteklisinin son bakışıyla yorgun gözleri uykuya daldı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖYLE BİR ZAMANDA GELDİN Kİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/oyle-bir-zamanda-geldin-ki</link>
<guid>https://fikirizleri.com/oyle-bir-zamanda-geldin-ki</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6819b5376b145.webp" length="20332" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 05 May 2025 13:03:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ÖYLE BİR ZAMANDA GELDİN Kİ</p>
<p>Öyle bir zamanda geldin ki vazgeçmek mümkün değil.</p>
<p>Öyle bir zamanda geldin ki sevmemek ömre ihanet. </p>
<p>Öyle bir zamanda geldin ki... </p>
<p>Aslında değişen bir şey olmazdı hiç;</p>
<p>Ne zaman gelsen, vazgeçmenin mümkün olamayacağı bir zaman olurdu. </p>
<p>Ama işte öyle bir zamanda geldin ki sen;</p>
<p>eylül ay değil, ömrü baştan başlatan bir mevsim oldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İKİ KİŞİNİN SIRRI AŞKSA...</title>
<link>https://fikirizleri.com/iki-kisinin-sirri-asksa</link>
<guid>https://fikirizleri.com/iki-kisinin-sirri-asksa</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202505/image_870x580_6817996adb9cd.webp" length="129844" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 04 May 2025 19:45:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, deneme, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>İKİ KİŞİNİN SIRRI AŞKSA... </p>
<p>Bir teselliye, bir teslimiyete, sıcak bir açıklamaya ihtiyacı vardı fakat en çok da sıcaklığın kendisine… Ilık bir bahar gününde ihtiyar bir çınarın sahiplenen dalları altında çok özlenen biriyle karşılıklı içilen çayın, bardak tutan heyecanlı parmakların yanında insanın yüreğini de ısıtan sıcaklığına ihtiyacı vardı. Özlenen biri, özel ve biraz da tanımsız olmalıydı. Hani çok sevdiğimiz ve o sevginin adını koyamadığımız, kendini sevdirişiyle insanı arafta bırakan, arkadaş mı yoksa bir sevgili mi olduğuna karar veremediğimiz, kaybetmekten korktuğumuz, göz göze konuşurken gözlerinin içi parlayan, o konuşurken dişlerine kadar dikkat edip hayran olduğumuz, heyecanlandığı anlarda ellerini açarak göğsüne bastıran, teslim alan, hayran bırakan, akıl tutulması, gönül kapılması; ne varsa yaşatan, hayat veren, neşe katan biri… Sevilmemesi gerektiğine inanılmış; öyle inandırılmış, ayıplanmış, yaftalanmış, engellenmiş, yasaklanmış; ne kadar çok sevdiğimizi bırakın ona söyleyebilmeyi, kendimize bile itirafı çılgınlık olan, kavuşma tahayyülü mahşer şartlarına ertelense de pek mümkün görünmeyen, zorların zoru, “napayım, sevdim işte” diyecek kadar bile kıvırma payı bırakmayan biri… Ve çayın sıcaklığı ellerle birlikte insanın içini de ısıtmalı ve belki sadece arkadaş olarak kalınmalı ya da hep öyle bilinmeliydi. İki kişinin sırrı aşksa eğer karşılıklı içilen çay, insanın içini de ısıtır, o aşkı da yaşatırdı. Ve aşk, aşk olduktan sonra daha bir sürü küçük ayrıntılarda gizliden gizliye sürdürülür; küçük sanılan o şeyler aslında âşıklar için küçük şeyler sayılmazdı. Bir teselliye, bir teslimiyete, sıcak bir açıklamaya ihtiyacı vardı fakat en çok da sıcaklığın kendisine… Yalancı güneşin sıcaklığına bile razıydı. Bir ahmakıslatan yağmurunda ıslandığını anlamadan üşüyen bedenini sobalı bir evin sıcaklığına teslim edip, eski bir minderin üzerine yatıvermesini teklif eden annemsi bir sahiplenmeye ihtiyacı vardı. O eski fakat ev kokan minderin üzerinde dünyanın en güzel uykusuna uzandığında rüya görmesine gerek yoktu. Rüya gibi bir hayatı yaşayanların teselliyle ne işi olabilirdi? Kibirden arınmış ya da kibri ömrüne sokmamış insanların içerisinde hırkalanmak, aşk ehlinin sofrasında tuza ekmek banmak istiyordu. Tüketmişti zirveleri. Katillik sanatından bir adım ötesi ya cinnet ya da cennetti. Aşkı mı arıyordu yoksa aşk mı onu arıyordu bilemedi. Zaten düşünmedi. Upuzun yolculuğunun en yabancı durağını tanımaya çalışıyordu sadece. Ateş denizinde yüzmeye kararlı mumdan bir gemi olmak değildi derdi; yorgundu ve yalnızca sığınacak bir liman arıyordu. “Gözlerimden dışarıya bakan kim?” diyecek durumda da değildi henüz ama yol, gidebilirse oraya çıkacak gibiydi ve orası cinnetten sağ çıkanların dinlence yeri olmalıydı. Hayatındaki en keskin virajın yolla falan bir ilgisi yoktu. Yol, sadece gitmek içindi. Varmak içinse nasibi tayin edene zamanında biraz naz yapmış olmak, ya da onun, nazına ihtiyaç duymayacağı biri olmak gerekiyordu ki küçük ve çaresiz bir çalıkuşunun kendisine kardan yuva yapmaya yeltenmesi kadar çılgınlık işiydi. O, çılgınlığı severdi ve her zaman sevmişti. Yaşarsa çılgınca yaşamalı, ölürse… Sıradan bir ölüm yakışmaz bazılarına… Bazılarına ise ölümün kendisi… Bazıları yaşamak için vardır sadece; ölmek için değil. Bazılarıysa sevilmek için… O, aşka fırsatı olmamış bir aşk kadınıydı. Tıpkı bakire bir fahişe gibi!   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KÜÇÜK MAVİ ÇİÇEKLER</title>
<link>https://fikirizleri.com/kucuk-mavi-cicekler</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kucuk-mavi-cicekler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_68122cf57ec67.webp" length="40184" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 17:00:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>KÜÇÜK MAVİ ÇİÇEKLER</p>
<p>Küçük mavi çiçekler, </p>
<p>Tatlı bir dokunuş bekler, </p>
<p>İnce parmaklarının ucundan. </p>
<p></p>
<p>Tedirgin ve ürkek, </p>
<p>Biraz serseri, çokça âşık, </p>
<p>Hep sana mavi hep sana açık</p>
<p>Küçük mavi çiçekler, </p>
<p>Kahve gözlerinin ışığında</p>
<p>Mavilendikçe mavilenir. </p>
<p></p>
<p>Mavi, bir aşktır;</p>
<p>Maziden gelen. </p>
<p>Küçük mavi çiçekler, </p>
<p>Tatlı bir dokunuş bekler, </p>
<p>Kalemle çizilmiş dudaklarından. </p>
<p></p>
<p>Serilir ayaklarına, </p>
<p>Belki dokunmak için parmaklarına. </p>
<p>Sen onları seversin, </p>
<p>Çiçekler sana âşık. </p>
<p>Bir esinti yayılır, </p>
<p>Saçlarının arasından;</p>
<p>Okşar bütün yeşilliği, </p>
<p>Mavilenir her yer;</p>
<p>Tatlı bir koku sarar, </p>
<p>Biga'nın bütün ovalarını. </p>
<p></p>
<p>Küçük mavi çiçekler, </p>
<p>Tatlı bir dokunuş bekler;</p>
<p>Koklarken sen onları, </p>
<p>Fındık burnunun ucundan. </p>
<p></p>
<p>Küçük mavi çiçekler, </p>
<p>Senin için mavidir. </p>
<p>Seni görmek için açar, </p>
<p>Bütün çiçekler gibi. </p>
<p>Bir öpücük beklerler, </p>
<p>Küçük bir kızın </p>
<p>Tatlı dudaklarından. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞİMDİ SEN GİDİYORSUN YA</title>
<link>https://fikirizleri.com/simdi-sen-gidiyorsun-ya</link>
<guid>https://fikirizleri.com/simdi-sen-gidiyorsun-ya</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_680e599d0fc8f.webp" length="28466" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2025 19:22:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ŞİMDİ SEN GİDİYORSUN YA</p>
<p>"Şimdi sen gidiyorsun ya</p>
<p>Herkes sana benzeyecek." </p>
<p></p>
<p>Önce sensin sanacağım ilk bakışta, </p>
<p>Sonra "o değilmiş" diyeceğim</p>
<p>Gördüğüm her yabancıya </p>
<p>Ve kırık bir kalbin buğusuna, </p>
<p>Adını yazacağım</p>
<p>Usulca.</p>
<p></p>
<p>Hani sen gitmiştin ya bir vakit, </p>
<p>Bir ömür sana muhtaç olacağımı bilerek. </p>
<p>Ben ne zaman yerine koymaya çalışsam birini, </p>
<p>Yabancılık çekeceğim gizliden gizliye. </p>
<p>Daha da çok özletecek seni, </p>
<p>Kapımı çalan her yabancı.</p>
<p></p>
<p>Hani sen gideceksin ya öyle birden bire, </p>
<p>Hiç beklenmeyen bir anda ölüvermek gibi. </p>
<p>O an kıyametler kopacak, </p>
<p>Sinemi çürütüp hasretin, </p>
<p>Yıllar sürecek sensizlik matemi;</p>
<p>Bir sonsuzluk arzusunda, </p>
<p>Eriyecek göklerin gözbebekleri.</p>
<p></p>
<p>Yıllar yıllar sonra gidişinin ardından, </p>
<p>Bir kuzu melemesi duyarsan acı acı, </p>
<p>Yüreğinde duyup sesimi, </p>
<p>Hiç unutma yüreğimi nasıl incittiğini.</p>
<p>Hiç unutma...</p>
<p></p>
<p>Hiç gelmedin ya aslında sen hani, </p>
<p>Olmadın ya ömrümün herhangi bir anında, </p>
<p>Demini almamış bir çayın damaktaki tadında;</p>
<p>Rüya kadar bile gerçek değildi ya varlığın, </p>
<p>Gönül aynama yansımadı hani yüzün, </p>
<p>Gözlerim gözlerine hiç bakmadı öyle, </p>
<p>Parmakların değmedi tenimden yüreğime... </p>
<p>Öyle işte...</p>
<p></p>
<p>"Şimdi sen gidiyorsun ya</p>
<p>Herkes sana benzeyecek."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HOŞ GELDİN KADINIM BENİM</title>
<link>https://fikirizleri.com/hos-geldin-kadinim-benin</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hos-geldin-kadinim-benin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_680b83cbb1671.webp" length="30732" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 15:47:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>HOŞ GELDİN KADINIM BENİM</p>
<p>Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin. </p>
<p>Yıllar yılı yollarını gözledim. </p>
<p>Bir ömrü sen gelirsin diye geçirdim. </p>
<p>Gözlerinde bahar, teninde cennet, ellerinde mutluluk getirdin. </p>
<p>Hoş geldin kadınım benim, hoşgeldin. </p>
<p></p>
<p>Aylardan eylül, aşklardan şubat, sevmelerden bahar getirdin. </p>
<p>Ürkek bir ceylan gibi sokuldun gönlüme. </p>
<p>Parmaklarınla dokundun yüreğime. </p>
<p>Bakışınla silindi bütün hafızam. </p>
<p>Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin. </p>
<p></p>
<p>Çiçekler büyüttüm sana; taşlardan kolye yaptım. </p>
<p>Kuşların adını ezberledim, gün gelir de konuşuruz diye. </p>
<p>Soba sıcağını sevdim, günebakan tarlalarında dolaştım. </p>
<p>Küçük bir ev yaptım, bahçesine meyveler ektim. </p>
<p>Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin. </p>
<p></p>
<p>Ayaklarını yıkamak için gümüş bir ibrik aldım. </p>
<p>Yollarına sereyim diye güller kuruttum. </p>
<p>Mumlar biriktirdim, ipek elbiseler diktirdim, </p>
<p>Kadife teninde hayat bulsunlar diye. </p>
<p>Hoşgeldin kadınım benim, hoşgeldin. </p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVİLMEK ZAMANI</title>
<link>https://fikirizleri.com/sevilmek-zamani</link>
<guid>https://fikirizleri.com/sevilmek-zamani</guid>
<description><![CDATA[ şiir, edebiyat, aşk ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f5707c9a5ee.webp" length="27760" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 21:53:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SEVİLMEK ZAMANI</p>
<p>"Al Fadimem, Bal Fadimem türküsüne onun adını uyarlayıp çokça sevdiğim zamanlara... "</p>
<p></p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi, </p>
<p>Bahar bahanesi bir sıcaklıkta, </p>
<p>Sevgilimin parmak uçlarında </p>
<p>Dans eden o rengârenk kelebekler... </p>
<p>Gözlerinde buğulu bir kahverengi</p>
<p>Biraz yorgun, çokça âşık </p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi. </p>
<p></p>
<p>Ama çok ama delice. </p>
<p>"O kadar çok seviyorum ki" ile başlayan sarhoş cümleler</p>
<p>Ve hiç bitmeyen o çılgın "iyi ki"ler... </p>
<p>Şarkıların daha anlamlı olduğu, </p>
<p>Burnu fındık, ağzı kahve fincanı olasıca sevgili... </p>
<p>Şiirlerin kalbe dokunduğu... </p>
<p>Ne zaman bir yaşamak düşünsem, </p>
<p>Sus deyip hep onunla başlayan</p>
<p>Ama hiç bitmeyen</p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi. </p>
<p></p>
<p>Sarılınca öylece kalsak bir ömür boyu, </p>
<p>Dedirten o muhteşem duygu</p>
<p>Gülüşü, sesi, bakışı, elimde eli... </p>
<p>Saçları ve kadife teni, </p>
<p>Teninde aklı baştan alan beni</p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi. </p>
<p></p>
<p>Sadece o söyleyince anlamını buluveren</p>
<p>Aşkım, sevgilim, bitanem deyişleri</p>
<p>Konuşurken, ama çaktırmadan</p>
<p>Hayranlıkla izlediğim dişleri, </p>
<p>Of, ama o gülüşleri </p>
<p>Gece sohbetleri, sabah tebessümleri... </p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi. </p>
<p></p>
<p>Sanki karlı bir günde buluşuvermiş gibi, </p>
<p>Dudağından usulca öpüvermiş gibi, </p>
<p>Bir ömür sarılıvermiş gibi, </p>
<p>Çokça sevilivemiş gibi, </p>
<p>Hep sevilecekmiş gibi, </p>
<p>Sevilmek zamanı şimdi. </p>
<p></p>
<p>Ah sevgilim, canım sevgilim... </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN SENİ ÇOK...</title>
<link>https://fikirizleri.com/ben-seni-cok</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ben-seni-cok</guid>
<description><![CDATA[ edebiyat, deneme, aşk ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67ebe3955ae81.webp" length="88702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 16:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, deneme, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>BEN SENİ ÇOK...</p>
<p>Ben seni çok...</p>
<p>Ben seni çoktan daha çok... Ama öyle böyle değil, acayip çok...</p>
<p>Birgün yine böyle ömürden cımbızla seçilecek bir gün... Zaten sorsalar; onunla geçen günlerin mi, diğer yaşadığın ömür mü diye; ya biz bir kez görmüş olmanın ölmeye değer olduğu bir aşkla sahiplenmişiz de bakmayın işte. “Seven ne yapmaz demişiz de” ama işte fırsat vermemiş sevdiceğimiz ki yapalım edelim onu mutlu edebilmek için her bir şeyi... Çok çılgın bir seviş olmuş bizimkisi... Haa, zamane aşkları gibi mesaj yolu beklerken gözümüz telefon ekranında akşamı da etmişiz, akşamdan sabahı da... Öyle zamanlar olmuş ki yazdığım mesaja cevap gelecek diye bir hafta, iki hafta, hafta üstüne hafta... derken anlamışız anlamamız gereken şeyleri...</p>
<p>Ne diyorduk; ömürden cımbızlanası bir gün; ne yapıp ettiğimiz çok da önemli değil; çünkü ne yapsan derin anlamlar kazanıyor, hatıralara kazınıyor; kanırta kanırta hem de... O yanımda ve eli elimde... Bense rüyada mıyım, cennette miyim, şapşal bir hâlde miyim, ayık mıyım, sarhoş muyum... Bildiğim tek şey, o an dünyadaki tek mutlu adam benim. Başkalarının mutluluğu benimkinin yanında çok sahte ve sönük kalır... İşte çokları bilmez; deliler gibi özlemenin ardından bakışların birbirine dokunmasını.</p>
<p>Kaldırımda yürüyor öyle; ama bana doğru... Sanki ben de ona doğru gidiyor gibiyim. Giyinmiş, süslenmiş etmiş; hepsi benim için. Ama öyle bir yürüyor ki vallahi tuğla gibi bir divan yazar koyardım ortaya da yine eksik kalırdı. Fuzûlî’yi şairliğe küstürür, Cemal Süreya’yı yeni baştan âşık ettirirdim birilerine. Şimdi ben ömrümce o yürüyüşü görebilseydim, cennetin varlığı anlamını yitirirdi sonra. Ondan kısmet olmadı diye de düşünüyorum bazen!</p>
<p>El ele de yürüdük birkaç defa ama bakın bu aramızda sır kalsın. Sarıldığımızı hiç demem. Zaten henüz sarılmanın vermiş olduğu duyguyu yazabilecek bir üsluba erişemedim. Ve sanırım erişilmez bir lisan gerekli bunun için.</p>
<p>Bakışı mı dedi birileri? Oraya hiç girmeyelim be! Ben onun bana bakıyor olmasının yaşattığı duyguyu, bana baktığı anda bakışlarımla ona anlatmaya çalıştım da her defasında gözlerim titredi.</p>
<p>Kaşların kemandır, kirpiğin oktur / Vallahi sevgilim böyle bir aşk yoktur.</p>
<p>İşte ben seni çok... Çoktan daha çok... Acayip manyak/çılgınca çok...</p>
<p>Eskiye rağbetten, geçmişe duyulan özlemden ibaret olamayacak kadardı benim aşkımız. “Seviyorum ulaaan! “ diye de bağırdım ya la, dağ bayır. Ama bağırttırıyordu zalim beyâ, taa ki içimin şu derin sessizliğine teslim olana kadar.</p>
<p>Canım her şeyim... Her şeyimlerin bile eksik kalacağı kadar çok çok sevdiğim... Ben seni...</p>
<p>Öyle işte.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LACİVERT KAZAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/lacivert-kazak-733</link>
<guid>https://fikirizleri.com/lacivert-kazak-733</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202503/image_870x580_67e3fbf0e52ca.webp" length="68048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Mar 2025 10:20:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bünyamin Çoban</dc:creator>
<media:keywords>Yazar şiir, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>LACİVERT KAZAK<br>Elleri kartpostal, kazağı lacivert, gözleri kahve... <br>Teni kadifemsi, burnu şirin, dudakları ateş... </p>
<p>Otuz yıl önceydi ama hatırlıyorum; lacivert bir kazak; içinde aşk, içinde sen, içinde biz... <br>Hiç unutmadım ki aslında. <br>Aslında ben seni sevmeye daha o zaman başlamışım; anlamamışım. <br>Dalgalı saçların, buğulu kahve bakışların<br>ve o ince, kalem gibi parmaklarına şiirler<br>yazacakmışım... <br>Sana çok âşık olacakmışım. <br>Otuz yıl önceydi ama hatırlıyorum;<br>O lacivert kazağın yerinde olmak istediğimi. <br>Ben seni sevmeye o zaman başlamışım;<br>Otuz yıl sonra körkütük âşık olacağımı hiç bilmeden... <br>Otuz yıl sonra, yüzündeki her çizginin benim bütün dünyam olacağından habersiz<br>Sevmişim işte ben seni.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>