ALPER'İN ODASINDAKİ GİZLİ ORMAN

Aralık 18, 2025 - 14:15
Aralık 19, 2025 - 09:07
 0  46
ALPER'İN ODASINDAKİ GİZLİ ORMAN

Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu ve mahallenin çocukları bahçede kardan adam festivali yapıyordu. Alper ise yatağında, burnu kızarmış ve battaniyesine sarılmış bir şekilde camdan dışarıyı izliyordu. Ateşi düştüğü için kendini biraz daha iyi hissediyordu ama can sıkıntısı, boğaz ağrısından bile daha kötüydü.

“Anne,” diye seslendi Alper güçsüzce. “Dışarı çıkamaz mıyım? Odama sığamıyorum artık.”

Annesi elinde bir tepsiyle içeri girdi. Tepside bir kase çorba değil, bir yığın eski karton kutu, renkli kağıtlar, yapıştırıcı ve boya kalemleri vardı.

“Eğer dışarı çıkamıyorsak,” dedi annesi gülümseyerek, “dışarıyı buraya getiririz. Unutma Alper, nerede olduğumuzun bir önemi yoktur; hayal gücümüz ve sevdiğimiz insanlar yanımızdaysa her yer bir oyun alanıdır.”

Birlikte çalışmaya başladılar. Alper önce kartonlardan büyük ağaç gövdeleri kesti, annesi ise onlara yeşil el işi kağıtlarından kocaman yapraklar yaptı. Alper boyalarıyla ağaçların üzerine gizli kapılar çizdi.

Birkaç saat içinde Alper’in odası, bir yatak odasından çok **”Kağıttan Bir Orman”**a dönüşmüştü. Annesi yatağın üzerine bir battaniye gererek bir çadır kurdu. Alper yastıkların arasına uzanıp annesinin ona ormanda geçen masallar anlatışını dinledi.

Alper o an bir şeyi fark etti:

Dışarıda kar topu oynamıyordu ama annesiyle daha önce hiç bu kadar uzun sohbet etmemişti.

Halsizdi ama hayallerini kağıtlara dökmek ona kendini güçlü hissettirmişti.

En önemlisi; annesinin sıcak gülümsemesi, en kalın battaniyeden bile daha çok ısıtıyordu içini...

Akşam olup babası eve geldiğinde, Alper onu kapıda değil, “ormanının” derinliklerinde karşıladı. Annesi Alper’in saçlarını okşarken kulağına fısıldadı:

“Gördün mü tatlım? Mutluluk bir mekan değil, bir hismiş. Biz bir arada olduğumuz sürece, bir oda bile koca bir dünyaya dönüşebilir.”

Alper o gece huzurla uykuya daldı. Artık biliyordu ki; hasta da olsa, evde de kalsa, sevdikleri yanındayken sıkılmak imkansızdı.

Tuğba Akın

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...