17 EKİM DÜNYA YOKSULLUKLA MÜCADELE GÜNÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Çünkü insanlık, en çok da kimsenin geride bırakılmadığı yerde büyür.

17 Ekim 2026 - 12:21
17 Ekim 2026 - 12:21 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  4
17 EKİM DÜNYA YOKSULLUKLA MÜCADELE GÜNÜ

Yoksulluğun Gölgesinde Kalan Hayatlar

17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü

Ayşe Küçükışık

Yoksulluk, yalnızca boş bir cüzdan ya da eksik bir sofra değildir. Bazen bir çocuğun alamadığı kitaptır, bazen okul yolunda yarım kalan hayal, bazen de bir annenin evladına hissettirmemek için içine attığı çaresizliktir.

Dünyanın bir yanında sofralar taşarken diğer yanında bir lokma ekmeğe hasret kalan insanlar var. Kimi temiz suya ulaşamıyor, kimi başını sokacak güvenli bir ev bulamıyor, kimi de sırf imkânsızlıklar yüzünden eğitiminden, sağlığından ve hayallerinden vazgeçmek zorunda kalıyor.

Oysa insanın en temel ihtiyacı, insanca yaşayabilmektir.

Bir baba düşünün… Çocuğunun istediği bir oyuncağı alamadığı için başını öne eğen. Bir anne düşünün… Sofradaki son lokmayı evladına uzatıp kendisinin tok olduğunu söyleyen. Bir çocuk düşünün… Arkadaşlarıyla aynı sırada otururken onların sahip olduklarına uzaktan bakan.

Bu insanların ihtiyacı acınmak değil; anlaşılmak, desteklenmek ve insanca yaşayabilecekleri fırsatlara sahip olmaktır.

Yoksullukla mücadele, yalnızca yardım paketleri dağıtmakla sınırlı kalmamalıdır. Her çocuğun eğitim alabileceği, her insanın sağlık hizmetlerine erişebileceği, herkesin emeğinin karşılığını alabildiği ve hiç kimsenin temel ihtiyaçlarından mahrum kalmadığı bir yaşam için çalışmak gerekir.

Elbette bir kap yemek paylaşmak, bir öğrencinin eğitimine destek olmak, kullanılabilir eşyaları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak çok değerlidir. Ancak asıl hedefimiz, insanların başkalarının yardımına muhtaç kalmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri koşulları oluşturmak olmalıdır.

Çünkü yoksulluğun olmadığı bir dünya, yalnızca daha zengin değil; daha adil, daha vicdanlı ve daha insani bir dünya olacaktır.

17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'nde kendimize şu soruyu soralım:

Bir insanın hayatını kolaylaştırmak için ne yapabiliriz?

Belki birimizin yapacağı küçük bir iyilik, bir başkasının karanlığında ışık olabilir. Ama hep birlikte atacağımız adımlar, o karanlığın bir daha yaşanmaması için yeni yollar açabilir.

Yoksulluğu görmezden gelmeyelim. İnsanları yoksulluklarıyla yargılamayalım. Herkes için daha eşit, daha umutlu ve daha yaşanabilir bir dünya için el ele verelim.

Çünkü insanlık, en çok da kimsenin geride bırakılmadığı yerde büyür.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.