KALBİMİZDEN DİLİMİZE DÖKÜLEN HİKAYELER - SUNA’M

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Sunam, bir türküden fazlasıdır. Geç kalınmış bir güvenin geri dönmeyen sevdanın adıdır.

20 Ekim 2026 - 15:07
20 Ekim 2026 - 15:07 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  2
KALBİMİZDEN DİLİMİZE DÖKÜLEN HİKAYELER - SUNA’M

SUNAM

“Şafak söktü yine, Sunam uyanmaz,

Hasret çeken gönül derde dayanmaz.

Çağırırım Sunam sesim duyulmaz,

Uyan Sunam uyan derin uykudan…”

(Türküden alıntı – Anonim)

Suna Hanım , Fahri Kayhan’ın dünyasıydı.

Fahri Bey Sevdiğini gizlemezdi ; eşini över, adını her fırsatta diline dolardı .

Suna da onu severdi.Sakin, derin ve sarsılmaz bir sevgiyle…

Onların aşkı çevrede bilinir, gıptayla anılırdı.

Kimse bu evde bir gün şüphenin kapıdan içeri gireceğini düşünmezdi.

Birlikte kurdukları hayat çevrede dillere destandı.

Aralarına bir gölge düşebileceğine kimse ihtimal vermezdi.

Ta ki o hamam günü gelene kadar…

Kadınlar, adet olduğu üzere birlikte hamama gitmişti.

Buharın, suyun ve kahkahanın arasında önemsiz sanılan bir ayrıntı, birinin gözüne takıldı.

Suna’nın sırtındaki bir ben…

Neriman hanım gördü.

Ve gördüğünü, eve döndüğünde kocasına anlattı.

Söz, ağızdan çıktıktan sonra artık kimsenin kontrolünde değildi.

Günler sonra Fahri Bey, evinin yakınındaki kahvehanede Mustafa Bey’le karşılaştı.

Aralarında eski bir gerginlik vardı.

Ama Mustafa Bey, tartışmayı başka bir yere çekti:

“Sen benimle uğraşacağına,” dedi,

“karına sahip çık. Ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”

O an…

Fahri Bey’in içinden bir şey koptu.

Nasıl olurdu?

Suna’nın sırtındaki beni bir yabancı nasıl bilebilirdi?

Eve döndüğünde susturamadı kendini.

Sordu.

Suna’ya her şeyi anlattı.

Suna Hanım şaşkındı…

İncinmiştir.

Ama sakindi.

İhanet etmediğini söyledi.

Yemin etti.

Açıkladı…

Ama şüphe, bir kere kalbe düştü mü oradan kolay kolay çıkmazdı.

Fahri Bey değişmeye başladı.

Bakışları soğudu.

Sözleri kısaldı.

Sevgi, yerini mesafeye bıraktı.

O akşam büyük bir tartışma çıktı.

Fahri Bey evden çıktı.

Geceyi dışarıda geçirdi.

Sabah döndüğünde şafak söküyordu.

Evde bir sessizlik vardı…

Ama bu sefer başka türlü.

Suna Hanım, yaşamını yitirmişti.

Şafak gerçekten de sökmüştü.

Ama o sabah, güneş hiçbir yere yetişememişti.

Yanında bir mektup vardı.

“Kusura bakmayın Beyim.

Şüphelerinizin nedenini uzun zamandır

 biliyordum.

Adımı temize çıkarmanın başka bir yolunu

bulamadım.

Şunu unutma…

Ben seni asla aldatmadım.”

Fahri Bey,

Elleri titreyerek ipi çözdü.

Ama zaman, bir kez geçince geri dönmezdi.

O an kelimeler bitti.

Gözyaşı yetmedi.

Bağlamayı eline aldı.

“Çağırırım Sunam …” dedi.

Sesi evin duvarlarında kayboldu.

Duyulmadı.

“Uyan Sunam uyan…”

Ama bazı uykulara ses yetmezdi.

O ağıt,

O sabah doğdu.

Sunam Türküsü,

Bir kadının masumiyetinin

Ve bir adamın geç kalmış pişmanlığının sesidir.

Bugün söylendiğinde,

Sadece bir ezgi duyulmaz.

Bir şüphenin nelere mal olduğunu anlatır.

Sunam, bir türküden fazlasıdır.

Geç kalınmış bir güvenin

geri dönmeyen sevdanın adıdır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.