EN GÜZEL AĞAÇ KİM

Mart 26, 2025 - 22:46
Nisan 15, 2025 - 19:20
 0  715
EN GÜZEL AĞAÇ KİM

EN GÜZEL AĞAÇ KİM? 

Sevimli mi sevimli Megule, her gece olduğu gibi, yepyeni bir macera hayali için, dişlerini fırçalayıp, heyecanla yatağına yattı. Heyecanlıydı çünkü, uyumanın büyümek için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Buluttan bile yumuşak yastığına sarıldı. “Yarın ne olsam , ne olsam” diye düşünürken tatlı uykusuna daldı. Her sabah olduğu gibi alarmı çaldı. Yatağında doğruldu. Kollarını iki yana açıp kocaman gerindi. Gözlerini ovaladı. Megule, “ Harika bir sabah, Bulduuum, bugün büyük bir ağaç olacağım! Peki ama ağaç neler yapar? Nasıl yaşar ? Nasıl büyür?” dedi merakla. Bunları öğrenmek ve ağaç kılığına girebilmek için, yatağından fırladı. Elini yüzünü yıkayıp, dişlerini fırçaladı. Dolabındaki yeşil renkli bütün eşyaları çıkardı. “ Bir dakika! Benim birkaç renge daha ihtiyacım olabilir. Çünkü, yeryüzünde birçok renkte ağaç var. ” diye düşündü. Ve giysilerinin arasından özenle seçim yaptı. Yeşil tişörtünün altına toprak kahverengisi şortunu giydi. Başına kiraz gibi kırmızı şapkasını taktı. Meyve desenli rengarenk çorapları ve yeşil terliklerini giyip, heyecanla aynanın karşısına geçti. Megule , “ Harikaaaa! Artık, bir ağaç gibi kocaman olmamın zamanı geldi. “ deyip koşarak mutfağa Mamiş annenin yanına gitti. Megule, “ Anneeee, anneciğim,“ diye seslendi. Mamiş anne, “Vayyyy muhteşem görünüyorsun Megulem, galiba bugün sen …” Megule’nin heyecandan bekleyecek zamanı yoktu, yerinde zıplamaya başladı. Megule , “ Bul bul bul! “ dedi. Mamiş anne gülümseyerek oğlunun ellerinden tuttu. Mamiş anne, “Sen gördüğüm en güzel ağaçsın. “ dedi. Ve oğlunun sevincini paylaşmak için onunla zıpladı. Birkaç dakika sonra nefes nefese kalıp kucaklaştılar. Megule, “ Evet anneciğim bugün yeşil salatalık, yeşil biber, kırmızı kiraz da olabilir mi kahvaltımda? “ diye sordu. Mamiş anne, Oğlunun başını sevgiyle okşadı. Eğilip gözlerine baktı. Mamiş anne, “ Tabiki, istersen ağaçlar hakkında sohbet ederiz. Eeeee madem kocaman bir ağaç olacaksın, onun neler yaptığını da bilmelisin. “ dedi. Megule masanın başında heyecanla kahvaltı tabağını bekledi. Kahvaltının, günün en önemli öğünü olduğunu bildiğinden, annesinin ona hazırladığı her şeyi afiyetle yedi. Yemeğini yerken, annesi ona ağaçlar hakkında bilmesi gereken her şeyi anlattı. Megule, en yakın arkadaşları Esoş ve Mamuş’u arayıp bugün yapacaklarını sevinçle anlattı. Annesini kocaman öpüp, zıplaya zıplaya gizli karargaha doğru gitti. Çok geçmeden Esoş geldi. O da ne ? Esoş başına bir şapka takmış, şapkanın üzerinden sarkan çeşitli meyveler, yürüdükçe sallanıyordu. Yemyeşil elbisesinin üzerinde bir sürü elma resmi vardı. Kahverengi yağmur çizmeleri inanılmaz güzeldi. GÖRSEL… Megule , “Esoş, sen ne güzel bir ağaç olmuşsun! Yürümesen gerçek ağaç zannedecektim. “ dedi gülerek. Esoş kikirdeyerek cevap verdi, Esoş, “Gerçekten beğendin mi ?” dedi. Esoş, “ Uyanır uyanmaz anneme bugün ne olacağımı anlattım. O da bana , bu güzel şapkayı tasarladı. Birlikte evdeki malzemelerden yaptık. Başını sallayarak şapkasındaki meyveleri hareketlendirdi. Megule, “ Nevo teyzem benim, ne güzel düşünmüş, çok beğendim! “ dedi sevinçle. Onlar şapkaya heyecanla bakarken, Mamuş girdi bahçeye. Megule ve Esoşun şaşkınlıktan dili tutuldu. Mamuş saçını iki kuyruk yapmış, kuyruklarına kirazlı iki büyük toka takmıştı.Yürüdükçe kirazlar hem parlıyor, hem de sallanıyordu. O da ne ? Yeşil tişortu ve yeşil şortunun altına giydiği çoraplarından da kırmızı kirazlar sarkıyordu. Kahverengi terlikleriyle, tam bir meyve ağacı olmuştu. Tüm sevimliliğiyle arkadaşlarının yanına geldi. Mamuş, “Günaydın arkadaşlar. Bugün, ben bir meyve ağacı olduğum için çok heyecanlıyım. Siz de harika olmuşsunuz.” dedikten sonra birbirlerine sarıldılar. Ve karargaha doğru gizlice hareket ettiler. Birlikte yaptıkları karargaha girince, Megule büyük bir ciddiyetle konuya girdi. Megule, “Sevgili arkadaşlar, bugün hepimiz harika ağaçlar olduk. Annem sabah bana bir sürü yeni bilgi verdi.” dedi. Esoş , “ Ben ağaçları çok seviyorum. Acaba ağaçlar benim onları sevdiğimi biliyor mu? “ dedi merakla. Megule, “ Yapılan araştırmalarda bitkilerin de bizi hissettiği bulunmuş. Ve yaprakları koparılan bitkiler ağlarlarmış.” Esoş, “ Biliyordum hissettiklerini biliyordum. Canlılara iyi davranmayı çok seviyorum. Her parka gittiğimde, koşarak ağaçlara sarılırım. Çünkü, annem ağaçların bizim için havayı temizlediğini anlattı. Düşünsenize, kirli havayı alıp bize temiz hava veriyorlarmış. Biz onlara hiç bir şey vermiyoruz, ama onlar bizim için çalışıyorlar. Onlarda bizi çok seviyorlar o zaman, değil mi? ” dedi , büyük bir ciddiyetle. Esoşun ağaçları ne kadar çok sevdiği, gözlerinden okunuyordu. Mamuş söze daldı, Mamuş, “Bunu nasıl yapıyorlar ben anlamadım! Ağaçlar, tıpkı bizim gibi nefes mi alıyorlar yani? “ diye sordu, gerçekten kafası karışmıştı. Megule, “Tabiki , bütün canlılar gibi ağaçlar da nefes alır. Ama bitkiler , yapraklarıyla solunum ve fotosentez yaparlarmış.” dedi. Mamuş, “ Fotosentez miiiiii, o da ne ? “ dedi şaşırarak. Megule, “ Hazır olun, şimdi anlatıyorum. Bu ağaçların hayatımızda neden önemli olduğunu da anlayacaksınız. Foto , ışık demek. Sentez de üretim demekmiş. Yani, fotosentez demek , ışıkla üretmek demekmiş. Bitkiler, kökleriyle topraktaki suyu çekip ,yapraklarına gönderiyorlarmış .Aynı zamanda , havadan da yapraklarının üzerinde bulunan küçük deliklerle kirli havayı çekip, bizim için tertemiz havayı gökyüzüne gönderiyorlarmış. “ Bunları anlatırken büyük bir hayranlık içerisindeydi. Esoş , “Canım ağaçlar ! Onları daha da çok seviyorum artık. Ama her geçen gün şehirler büyüyor ve ağaçlar azalıyor. Ağaçlar olmazsa, kirli hava fazlalaşır.Ve ağaçlarda yaşayan canlılar, evsiz kalır. Kuşlar yuvalarını nereye yapar? “dedi üzülerek. Mamuş, “ Annem bana bahçemizdeki büyük ağacın, toprağımızı koruduğunu söyledi. Ağaçlar olmasa topraklar kayar, seller artarmış. Kocaman kökleriyle toprağın sel suyunu çok fazla çekmesini engelliyormuş ve toprağı bir arada tutuyormuş, böylece toprak kayıp gitmiyormuş. Bu harika birşey. Canım Esoş, haklısın. Ben de çok seviyorum artık ağaçları. “ dedi tüm sevgisiyle . Megule, “Arkadaşlar sadece bu mu? Ağaçlar bize başka ne verir, bir düşünün bakalım bulabilecek misiniz?” dedİ. Esoş, “ Ben buldum, meyve!“ dedi heyecanla. Mamuş, “ Hem de, en sevdiğimiz meyveleri bizim için üretirler. Canım ağaçlar, “ dedi sevgiyle kendini sarmaladı. Megule, “ Evet sizi akıllı bıdıklar. Dersinize çok iyi çalışmışsınız. İnsanlar bu meyveleri satarak para da kazanırlar. “dedi . Esoş, “Annem bazı ağaçların otuz, bazılarının da beş bin yıla kadar yaşayabileceğini söyledi. Dünyanın en yaşlı ağacı bizden çoook uzak bir ülkedeymiş. Kulaklarınıza inanabiliyor musunuz? “ dedi ve, şaşkınlıkla ellerini havaya kaldırdı. Megule, “Arkadaşlar şimdi ağaçların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyorum. “ dedi . O anda dışarıdan onlara seslenen birini duydular. Dikkatle dinlediler. Megule, “Bu Semroş teyze, gizlice dışarı çıkalım, bakalım ne istiyormuş?” dediler ve gizlice karargahtan ayrıldılar. Semroş teyze, “ Merhaba sevgili çocuklar . Harika görünüyorsunuz! Siz hayatımda gördüğüm en güzel ağaçlarsınız!” dedi. Çocuklar çok mutlu olmuşlardı. Semroş teyze elinde kocaman bir paketle gelmişti. Çocuklar heyecanla paketin içinde ne olduğunu sordular. Semroş teyze elindeki büyük paketi dikkatlice yere bıraktı. Ve çocuklara keyifle cevap verdi. Semroş teyze, “ Sevgili çocuklar bugün size kendi bebek fidanlarınızı hediye edeceğim. Onları bahçenin en güzel yerine kendi ellerinizle ekeceksiniz. Sonrada toprağa tutunabilmeleri içinde ilk can suyunu kendi ellerinizle dökeceksiniz. Onlara istediğiniz ismi verebilirsiniz. Dünyamızı güzelleştirmek bizim öncelikli görevimiz olmalı. Anlaştık mı?” dedi. Megule, Esoş ve Mamuş sevinç ve heyecandan yerlerinde duramıyorlardı. Semroş teyze fidanları ekmeleri için çocuklarla birlikte üç çukur kazdı. Ve fidanları yanyana dikkatlice ektiler. Bahçedeki çeşmeden sırayla su taşıyıp kendi fidanlarının dibine döktüler. Öyle güzel görünüyorlardı ki, dayanamayıp fidanlara sarıldılar. Hepsi çok mutlu olmuştu. Kim bilir bu fidanlar büyüyünce kimlere yuva olacaktı? Hepsi koşarak bu anlamlı hediyeyi getiren Semroş teyzelerini kucakladılar. Semroş teyze de onlara sevgiyle sarıldı. O sırada, Mamiş anne evden seslendi. Öğlen yemeği vakti gelmiş olmalıydı. Mamiş anne, “ Çocuklar acıkmadınız mı hala? Gelin, bakın size yaprak sarma ve meyveli kek pişirdim. Kocaman olmak istiyorsanız hepsini bitirmelisiniz. Yoksa gücünüz kaybolur. Çocuklar dikkatle Mamiş anneyi dinlediler. Mamuş, “ Neee yaprak sarması mı? bayılırım.“ dedi. Esoş, “Ya meyveli keke ne dersiniz?“ dedi iştahla . Semroş teyze, “Hadi bakalım çocuklar ellerimizi yüzümüzü güzelce yıkayıp masanın başına geçelim. Siz yemeğinizi yerken biz de kahvelerimizi içeriz. “ dedi . Çocuklar heyecanla eve girdiler. Tüm görevlerini yerine getirip masanın başına oturdular. O sırada Megule pencereyi açıp diğer tüm çocuklara seslendi. Megule, “ Sevgili arkadaşlar , bugün bizimle birlikte ağaç olduğunuz için teşekkür ederiz .Sizde bizim gibi fidanlar ekip, dünyamıza ve gelecekteki çocuklara güzel bir dünya bırakabilirsiniz. Doğayı sevin ve onu koruyun. Annelerinizi üzmeyin, yemeklerinizi bitirin ve uyumaya gittiğinizde her sabah için yeni hayaller kurun. Çünkü,her yeni gün, harika sürprizlerle doludur, bunu sakın unutmayın.” dedi ve pencereyi kapatıp arkadaşlarının yanına döndü. Mamiş annenin hazırladığı yemekleri keyifle yerken şen kahkahalar içinde sohbete daldılar. 2. ATÖLYE ETKİNLİĞİ -Bir ağaç olsan hangi ağaç olurdun neden? -Ağaçlar nasıl davranır bana gösterir misin? -Sence ağaçlar yan yanayken neler konuşur? -Ağaçlar nasıl nefes alır ? -Kocaman bir meyve ağacı olsan hangi renklere ihtiyacın olur bana anlatır mısın?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Selma Demir 28 Temmuz 1978 yılında İstanbulda doğdu. 1993 yılında Balkan Sanat Tiyatrosunda oyunculuk eğitimine başladı. 1993-1996 yılları arasinda birçok oyunda rol aldı. 1997 Yılında Evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu. Eğitim hayatına 2008 yılında Anadolu Üniversi Sosyal Bilimler fakütletisinde devam etti. 2016 yılında Türkiye Bosna Sancak Derneği Kadın Kollarına dahil oldu. Buradaki görevine aktif olarak devam etmektedir Uzun zamandır amatör yağlı boya çalışmalarının devamı eğitimi için ilk adımı 2017 yılında Nepentheat art studio yağlı boya resim atölyesinde attı. Hala aktif olarak resim çalışmalarına devam etmekedir. 2019 yılında Altınbaş Üniversitesi LUSET COHEN FINS, yaratıcı yazarlık atöylesinde 1 Yıl süren ‘yazma teknikleri’ üzerine eğitim aldı. 2020-2021yılları arasında Bilginet Akademi NLP ‘beyin sinir dili programlama pratisyenlik ve master sertifika programlarını tamamladı. 2022 yılında İstanbul sinema akademisinde senaryo yazım teknikleri eğitim programını tamamladı. 2022 yılında yağlı boya çalışmalarını ilk kez sergilediği Nişantaşı Galeri Apollon bağlantı temalı karma resim sergisi sanaçları arasında dahil oldu. Aynı yıl içerisinde LUNA GRANADE ART galeride ‘bir kadının penceresinden ‘karma resim sergisinde, kadını anlatan eserleriyle, katılımcı sanatçı oldu. 2023 Esenyurt üniversitesinde ‘sürekli eğitim merkezi, yaratıcı drama eğitmenliği programını tamamladı. 2024 yılı- Minoa perada, Akgün Akova nın ‘yazmanın binbir yolu atölyesinde 2. dönemine devam etmektedir. ilk romanı olan ‘Denizin kıyısında engel-siz ve Megulenin maceraları cocuk hikaye serisini kitaplarını yazdı. Şuan derlemeleri devam eden şiir kitabı üzerinde çalışmaktadır. Halen görev yaptığı Türkiye Bosna Sancak Derneğine, yaratıcı drama eğitimlerinde eğitmen olarak çalışmalarına devam etmektedir. Hedefleri Balkan Sanat festivallerinin baslangicini burada yapmak.