BABAMIN CEKETİ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Ne zamandır oradaydı. Kendimi bildim bileli kapının sağındaki meşe rengi askılıkta. Yıllardır evden çıkarken askıdan alıp sırtına bir çırpıda telaşla giydiğin o baba ceketi. Kaldırmadım askıdan, yine aynı yerinde, belki gelip yine giyersin diye.

18 Aralık 2025 - 19:01
18 Aralık 2025 - 19:01 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  134
BABAMIN CEKETİ

BABAMIN CEKETİ

 Ne zamandır oradaydı. Kendimi bildim bileli kapının sağındaki meşe rengi askılıkta. Yıllardır evden çıkarken askıdan alıp sırtına bir çırpıda telaşla giydiğin o baba ceketi. Kaldırmadım askıdan, yine aynı yerinde, belki gelip yine giyersin diye. 

  İnanmak zordu telaşlı ceketin yerinden kımıldamayışına.

  Esir alınmış gibi, zamanın o noktada donması gibi boynu bükük öylece kalakalmıştı işte askıdaki ceket.  

  Çayı demledim, kahvaltımı hazırladım, sonradan farkettim ki evde ekmek yoktu. Balkondan başımı uzattım, hava serindi, “ben geldim” der gibi fısıldayan sonbahar rüzgarını yüzümde hissettim. Gözüm askıdaki cekete ilişti. Acaba dedim içimden, giysem mi? Kararsız bir hamle ile cekete doğru uzandım, yapamadım. Kafamın içindeki sesleri susturmaya çalıştım. Özlemiştim… Eve ekmek ve gazete getiren o ceketi özlemiştim. Niye olmasın diyerek, bunun aynı zamanda imkansız olduğu düşüncesini çürütme isteği ile dolup taşarak ceketi hızlıca giyip evden çıktım.

   Yola adımımı attığım andan itibaren kendimi çok tuhaf hissettim. Adımlarım mı hızlanmıştı? Adeta koşarcasına yürümeye başladım, acelem neydi?  Fırına doğru yürürken, karşıdan beyaz saçlı, ince uzun elinde market poşeti olan bir adamcağızın bana doğru gülümseyerek geldiğini gördüm. Yanımdan geçerken “Günaydın” demesi erafıma bir tur bakmama sebep oldu. Bana mı demişti? Öyle gözüküyordu. Yarım ağızla günaydın dedim cılız çıkan titrek sesimle. Tanıdığımı sanmıyordum ama emin de olamadım. Her gün görüştüğüm bir dost, arkadaş kadar canlı ve kararlı çıkmıştı ağzından günaydın sözcüğü. Düşünceli düşünceli fırına girdim, ekmeğimi alırken omzumda bir el hissettim. “Günaydın”, kısık bir sesle  “günaydın” dedim çekinerek. “Bugün hava baya serin olmuş”. -“Eeee  evet öyle olmuş, kış geliyor” diyebildim. Fırından çıktığımda kafam iyice karışmıştı. Bu adamların yaklaşımları beni çok şaşırtmıştı neler oluyordu?. Babam yaşındaki adamlar, beni nereden tanıyor olabilirlerdi. Bir dakika ne dedim ben? Babam yaşındaki adamlar mı? Yoo olamaz! Hayır imkansız! Nasıl olabilir?

   Telaşla gazete almak için evin karşısındaki bakkala girdim, Saffet abi bana doğru dönüp gazetenin parasını alırken, nasılsın arkadaşım? Dedi. “Senin çocuk mezun olmuş eve dönmüş haydi hayırlısı çok sevindim.” Dedi. “Benim çocuk mu? Evet ,şimdi iş bakıyor “ diye çıkıverdi ağzımdan. Gazetemi de alıp caddeden geçerken bana bir aracın yol verdiğini gördüm, sürücü bana el salladı. Ben de sağ elimi kaldırıp zoraki bir gülümseme  ile karşılık verdim. Onu da tanımıyordum.

    Nefes nefese binaya girdim, kafam allak bullaktı. Aklıma bir şey geliyordu ama nasıl olabilirdi bu? Ter basmıştı, bu ceket ne sıcak tutuyormuş dedim asansörün kapısını açarken. Asansöre binerken aynadaki yansımama takıldı gözüm, hayretler içerisinde aynaya bakakaldım.

    Babamın yüzü…

   Üzerinde onun ceketi ve elinde ekmek ve gazetesiyle tam karşımdaydı. Elim ayağım çözüldü, dokunsan ağlayacaktım…Şimdi anlıyordum olanları. Babamın 50 yıl aynı semtte yaşadığı arkadaşlarının çokluğunu, sebepsiz baba telaşımı, omzumda hissettiğim baba yükünü…Onu “baba” yapan ne varsa hepsini şimdi daha iyi anlıyordum. Elimi aynaya doğru uzattım ,dokunmak istedim , ayna karardı, ortam sıcak bir hava dalgası ile birlikte sislendi, kaybolup gitti.

   Gözlerimi açtım. Boncuk boncuk terlemiştim. Kalbim yerinden çıkacaktı. Askılığa doğru yürüdüm, ceketi aldım giydim, göz pınarlarımdaki baskıyı serbest bıraktım. Bıraktım senle olan en güzel anılarımı baba ceketinin üzerine.

  “Oğlun seni çok özledi baba”  cümlesini,  dilinden dökmeye çalışarak…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow