Talihsiz Kaza!

Mart 7, 2026 - 17:33
Mart 8, 2026 - 12:03
 0  20
Talihsiz Kaza!

Gece yarısı çoktan gelmiş, ay tüm ihtişamıyla şehrin üzerinde parıldarken sokak lambasının sarı ışığı, yağmurda ıslanan Arnavut kaldırımlara titrek gölgeler bırakıyordu. Şehrin bu köhne ve yalnız semtinde ayakta kalabilen eskimiş binaların pencereleri karanlığa gömülmüşken, uzaktan yaklaşan arabanın farları sadece yolu aydınlatmaya yetmişti.

Komiser Serdar, arabanın gürültülü motorunu susturarak sokağı o sessiz ve sakin haline geri çevirdi. Aracından indiğinde keskin bir soğuk kendisini karşıladı. Hafiften esen soğuk rüzgârdan korunmak için paltosunun yakasını yukarı dikti.

Gözleriyle etrafı süzdüğünde sokakta kendinden başka kimsenin olmadığını gördü. Bakışlarını bu sefer önüne, hemen ilerisindeki sokak lambasının altında devrilmiş vaziyette duran bisiklete sabitledi. Devrilen bisikletin yaklaşık beş metre kadar ilerisinde yerde boylu boyunca yatan adamı gördüğünde birden irkildi. Birkaç saniye gözlerini kırpmadan baktığında adamda herhangi bir hareket göremedi. Hızlı adımlarla yürümeye başladığında ayakkabısının topuğundan çıkan sesler sokağı inletmeye yetmişti.

Adamın yanına geldiğinde hemen eğilip incelemeye koyuldu. Başından akan koyu kanlar, Arnavut kaldırımlı taşların arasında kendine yol bularak nehir misali ilerliyordu. Kaldırım taşının kenarındaki kan lekeleri ise olayın özeti durumundaydı. Bisikletten düştüğü anda başını ilk olarak buraya vurmuş, alınan darbenin sonucunda başta oluşan derin yarık, kanların akmasına sebep olmuştu.

Bakışlarını bu kez başka tarafa, adamın karnına çevirdi. Herhangi bir soluk almanın belirtilerini göremediğinde elini adamın boğazına götürdü. Birbirine birleştirdiği iki parmağı ile çene kemiğinin hemen altına, kulak memesinin birkaç cm altındaki bölgeye ufak bir baskı uyguladığında şah damarının atmadığını fark etti. Talihsiz adam için yapılabilecek bir şey kalmamıştı. Şimdi sıra diğer aşamaya gelmişti. Yaşanan bu olay kaza mıydı yoksa cinayet mi?

Çaresizce yerinden kalkıp yavaş adımlarla ilerleyerek devrilen bisikletin yanına geldi. Bisikletin önünden arkasına her bir tarafını bakışlarıyla taradı. Her şey kusursuz gibi duruyor olsa da gözüne ilişen bir detay dikkatini çekti. Dizlerini kırarak çömeldi ve tüm dikkatini bu ayrıntıya verdi. Bisikletin arka tekerleğine giden fren tellerinden biri kopmuş vaziyetteydi. Bakışlarını hemen ön tekerleğe giden fren tellerine çevirdiğinde onların sağlam olduğunu gördü. Bakışlarını bu sefer bisikletin geldiği yöne sabitledi ancak karanlıktan bir şey göremedi. Tepelerinde yanan sokak lambası sadece dibini aydınlatmaya yetiyordu. Yavaşça olduğu yerde doğrulduktan sonra paltosunun dış cebinden ufak bir el feneri çıkararak yaktı. Karanlığı yaran ışık huzmesi bisikletin ardını aydınlatmaya başladığında yolda siyah izler gördü. Bu izler, bisikletin ani fren yaptıktan sonra lastiğinden çıkan izlerin ta kendisiydi.

Göz kararı ölçüm yaptığında bu izlerin yaklaşık olarak iki metreden fazla olduğuna kanaat getirdi. Düz yolda ilerleyen bir bisikletin ani fren yapması kafasına takılan ilk soruydu. Cevabını bulmak için tekrardan bisikletin durduğu yere geldiğinde daha detaylı incelemeye başladı. Direksiyon, oturma yeri, tekerlekler derken aradığı cevabı zincirde buldu. İlk bakışta belli olmasa da dikkatli bakılınca yerinden çıktığı belli oluyordu. Daha dikkatli baktığında ise gerçekle yüzleşmiş oldu. Yerinden çıkan zincir değil, çarkın dönmesini sağlayan demirden, iki tanesinin aşınmış olmasıydı. Paltosunun diğer cebinden çıkardığı büyüteç ile daha yakından baktığında ise zamanla oluşan doğal bir aşınma olmadığını gördü. Sivri dişleri olan testere ya da törpü marifetiyle çarkın üzeri yontularak zincirin çıkması hedeflenmişti. Sokak lambasının altında devrilmiş vaziyette duran bisiklet ise bunun bir kanıtı niteliğindeydi. Artık kendinden emindi. Her şey kusursuzca planlanmıştı. Ortada bir cinayet vardı ve bunu çözüme kavuşturması gereken de kendisiydi.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow