Aşkın Meşru Günü

Şubat 14, 2026 - 20:40
 0  36
Aşkın Meşru Günü

Sevgililer günü, sevgilisi olana ayrı, olmayana ayrı derttir. Takvimde sadece bir gün kaplar ama zihinde bir hafta sürer, kredi kartında ise bir ay.

Hayatında biri varsa plan yapman gerekir. Yoksa plan yapmadığını açıklaman gerekir. Sevgilin varsa: “Ne yapıyoruz?” sorusu başlar. Yoksa: “Bugün kendimi şımartıyorum” açıklaması başlar.

Gün içinde çevreme baktım, biraz gözlem yaptım: İki aydır aynı evde birbirini görmemek için odalar arası saklambaç oynayan arkadaşım, eşine maaşının yarısıyla hediye almış. O parayla birlikte terapiye gitmiş olsalardı, muhtemelen bugün gerçekten mutlu olacaklardı. Ama terapi romantik değildir. Kutusu yoktur. Kurdelesi yoktur. Cazip gelmez.

Çarşıdaki esnaf abilerim ise daha sade bir matematik yapıyordu: Bir çiçek, yanına kuru pasta, işler iyiyse benzinlikten peluş ayı.

Mutluydular. Çünkü bugün sevmenin meşru olduğu gündü. 

Garip bir toplumuz: 13 Şubat’ta hediye alsan şüphelenilir, 15 Şubat’ta yemeğe çıkarsan “ne oldu?” diye sorulur, ama 14 Şubat’ta kutlamazsan suçlu olursun. Aşkın vergi günü gibi tek tarihe bağlanması tuhaf değil mi?

İlişkiler hakkında konuşmayı seviyorum. İlişkim olmadığı için de rahat konuşuyorum. Teorisyen rahatlığı diyelim. Sahaya çıkmadan yorum yapan futbol yorumcusu gibiyim.

Ve ilk yorumum da şu: İnsanlar sevmekte cimri ama telafi etmekte çok cömertler. Sevgi kelimeleri günlük hayatta küfürlerden daha az kullanılıyor. Ama kavga büyüyünce romantik paragraf yazılıyor. Hepimizin cebinde aynı şeyler var: Çocukluk kırgınlıkları, aile alışkanlıkları, para kaygısı, gelecek korkusu… Ve günün sonunda tek istediğimiz şey basit: Şefkatli bir sarılma… Fakat sarılma bedava olduğu için kimseye inandırıcı gelmiyor. Onun yerine daha güvenli olanı seçiyoruz: Hediye. Sanki aşk ölçülebilir olmak zorundaymış gibi: gramla, paketle, rezervasyonla…

Piyasada aşkın kullanım kılavuzu da var artık: Çift kupası, Çift bornozu, Çift pijaması, Çift filtresi, Çift tatili, Çift menüsü... Bunları satın almak için paraya değil sevgiliye ihtiyacınız var.

Sevgiyle aşkı, ilişkiyle sahipliği, hediyeyle zorunluluğu birbirine karıştırıyoruz. Kıskanırken doğaçlama yapıyoruz, Sevgi ilan ederken ise alıntı kullanıyoruz.

Bu yüzden naçizane önerim: Özgün olun.

Kavga ederken reels’lardan esinlenmiyorsanız, severken de esinlenmeyin. Sevginiz algoritmaya göre değil, karakterinize göre olsun.

Çünkü mesele bu günü doğru kutlamak değil.
Mesele doğru kişiyi, doğru biçimde bir ömür sevebilmek.

Aşkın en pahalı hali satın alınan değil, tekrar edilenidir. Her gün yapılan küçük şeyler, yılda bir yapılan büyük şeylerden daha romantiktir.

Sonuçta sevgili sizin, ömür sizin.

Bu arada 14 Şubat Dünya Öykü gününüz kutlu olsun…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı