GÜZELLİK DAYATMASI MI, IRKÇILIĞI MI?

Şubat 5, 2026 - 06:46
Nisan 10, 2026 - 17:01
 0  37
GÜZELLİK DAYATMASI MI, IRKÇILIĞI MI?

Gözümüze hitap edenlerin gönlümüze hitap edişleri bazılarımız için aynı, bazılarımız için farklıdır. İçeride ve içinde olanların değil dışarıda ve dışında olanların, birileri tarafından bu hiyerarşinin en tepesinde var olmak, kalmak, alt etmek uğruna savaşılan güzellik/yakışıklılık durumu var. Medya, sağlık, kozmetik sektörleri ataerkil üzerinden yıllarca kadınlara güzellik dayatmasını yapıyor. Ama artık bu rekabete erkekleri de dahil ettiler. Güzellik üzerinden kurulmuş hiyerarşinin en tepesine daha fazla insanları da getirterek kendi benliklerini, özdeğer ve özgüvenlerini, doğallığını dış dünyasından içe doğru seçenek veriyormuş gibi yapıp dışarıdan dışlarının beğenilmemesi korkusuyla kendi iradeleriyle seçim yaptıklarını düşündürtüyorlar. Sektörleri ayakta tuttuğu için de aslında dayatmalarından doğmuş olan görsel figürlerinden maddi kazançlarını kazanmaya devam etmektedirler. Elbette farkında olanlar yine bu güzellik algısının getirdiği göz zevklerine hitap edilişinin verdiği hazla dışlarıyla tamamlanmış olmayı tercih ediyorlar. Hiç bitmeyecek olan kimin botoksu daha iyi, kimin estetiği ya da kusurlarını kapatan makyajla daha çok güzellik katmış kaygısı ve bunlarla alt etme yarışıyla, dışarıda görünmek, bilinmek istenilen algıyla yaşıyorlar. Yoksa algının can alıcı güzelliğiyle mi var oluyorlar? 

Bir yandan maddi kazanç getirmedikleri için "bakımsız, çirkin" diye kategorize edilmiş, desteklenmemiş, hiyerarşinin altında kalmış kendileri gibi olanlara güzellik ırkçılığı yapıyorlar. Doğallıklarını tercih ettiklerinden sektörlerin dikkate değer almadığı ve saygı duymadığı toplumun bir kesimi...

Biz insanların bedenen ve ruhen kusursuz olmamız mümkün değildir. Kusurlarımızla yaşayan ve öğrenen varlıklarız. Özellikle bedenen kusursuz olmaya çabalanması, hissedilen eksikliğe maddi ve manevi kendini adayarak, böyle nedenlerden dolayı kendini değiştirmeye çalışması ürkütücü ve acı durumdur. Beni kabul etmeyen düzeni, ben neden kabul edeyim? Oysa kusurlu olmanın verdiği samimiyeti ve rahatlığı, kendini ve seni kabul edenleri bilmenin, en önemlisi kendi varlığınla olduğun gibi görülmenin huzuru ne güzel.

Dış güzelliğin zorunluluk ya da lütuf gibi sunulduğu dünyada katılanlar dayatmayla, katılmayanlar ırkçılıkla hayatta kalıyorlar. Üzücü olan, iki tarafın karşı karşıya getirildiği ve düzene dahil olmak istemeyenlerin bile dahil edildiği bu düzen.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

SERÇİN ÇELİK 13 Aralık 1987 yılında Kayseri'de doğup, İstanbul'da yaşayan bir Artvinliyim. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı, İstanbul Aydın Üniversitesi Pedagojik Formasyon Eğitimi aldıktan sonra öğretmenlik yaptım. İkinci üniversitemi felsefe üzerine okumaktayım. İstanbul Havalimanı'nda farklı birimlerde çalıştım. Alfabesiz, Çağsızım, Deniz Kabuğu Yüzemez edebiyatta yer alan şiir kitaplarımdır. Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği tarafından yapılan 2026 Edebiyat Ödülleri'nde Edebiyata Yükselen Kalem Ödülü'nü aldım. Hem çocuklara hem yetişkinlere yazdığım eserlerimle antolojilerde yer aldım. Çocukluğumdan beri yazmaya başlayıp şiir, deneme, aforizma, öykü gibi farklı türlerde eserlerim vardır.