<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; SERÇİN ÇELİK</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/sercin-celik</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; SERÇİN ÇELİK</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>ANLAMLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/anlamlar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/anlamlar</guid>
<description><![CDATA[ Anlamların derinliğinde kaybolan bakışlar ve içsel bir arayış... Yürekteki soğukluğu, ruhun sessiz katmanlarını işleyen bu dizelerle baş başasınız. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6aafffa1b9374.webp" length="15282" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:48:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Y</strong><strong>üzeyinde</strong><strong> kaybolmuş bakışların,</strong></em></p>
<p><em><strong>Buz kesmiş yüreğini delerken</strong></em></p>
<p><em><strong>Anlamları bıçak gibi keskin</strong></em></p>
<p><em><strong>Ruhuna anlamlar biçerken.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Nasıl bir kayboluş ki,</strong></em></p>
<p><em><strong>Anlamından etsin.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hayatının ortasındaki</strong></em></p>
<p><em><strong>Arayışı anlamsızlaşabilsin.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>20 Eylül 2026</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİMDEN HABERSİZ</title>
<link>https://fikirizleri.com/kendimden-habersiz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kendimden-habersiz</guid>
<description><![CDATA[ Öyle ya da böyle ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202608/image_870x580_6a95e4ce407ae.webp" length="17626" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 06:34:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Öyle ya da böyle,</strong></em></p>
<p><em><strong>Bunalmış bir zihnin içinde,</strong></em></p>
<p><em><strong>Kalakaldım kendi kendime.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Kendim de istemiyor gibi,</strong></em></p>
<p><em><strong>Ne kendimi ne de beni.</strong></em></p>
<p><em><strong>Düşüncelerimi düğümlerken,</strong></em></p>
<p><em><strong>Kendimden habersiz çözdüm her şeyi.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>8 Ağustos 2026</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAŞAM ZAFERİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/yasam-zaferi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yasam-zaferi</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Umut ile yorgunluk arasında sıkışan bir ruhun sessiz sorgulaması.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202607/image_870x580_6a56a47e87a95.webp" length="18854" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 06:39:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yorulmuş mudur umudu beklerken,</strong></em></p>
<p><em><strong>Yoksa umuda yorgun mu düştü bizi inandırırken?</strong></em></p>
<p><em><strong>Nasıl bir hayat ki her şey iç içe.</strong></em></p>
<p><em><strong>Gerçekleri ortada isterken.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Bir sürgün var bakışlarında,</strong></em></p>
<p><em><strong>Gitmiş de sanki dönememiş ufkundan.</strong></em></p>
<p><em><strong>Nice neşesi battı yüzünde kızıl kızıl, </strong></em></p>
<p><em><strong>Nice hüzünleri doğdu Işıl Işıl.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Karmaşık ruh hâllerinin mücadelesi,</strong></em></p>
<p><em><strong>Gelir miydi dinginliği arayan yaşam zaferi?</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>14 TEMMUZ 2026</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÖZ TELLERİNDEN KALBİME DÜŞÜNCE</title>
<link>https://fikirizleri.com/goz-tellerinden-kalbime-dusunce</link>
<guid>https://fikirizleri.com/goz-tellerinden-kalbime-dusunce</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202606/image_870x580_6a25e247a818e.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:15:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Göz tellerinden kalbime düşünce,</strong></em></p>
<p><em><strong>Çalar şarkılar, türküler.</strong></em></p>
<p><em><strong>Sözlerini dilim içince,</strong></em></p>
<p><em><strong>Ağzımdan bir öyle bir böyle düşer.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Dolaşır yüreğim senden bana,</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünyaya haykırtır sevgiyi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hem kendime hem sana,</strong></em></p>
<p><em><strong>Ne güzel okudum seni.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>8 HAZİRAN 2026</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAYRAM ZİYARETLERİ: MEZARLIKLAR</title>
<link>https://fikirizleri.com/bayram-ziyaretleri-mezarliklar</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bayram-ziyaretleri-mezarliklar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a14bd91f2610.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 May 2026 16:23:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bayramlar herkes için mutluluk, huzur, birlik beraberlik anlamına gelmez. Aileler veya insanlar için önceki zamanlarda tam iken sonrasında kayıp vermenin acısıyla yarım kalmışlık, eksiklik hissettirir. Şehit aileleri, evladını kaybetmiş aileler, anne veya babasını kaybetmiş aileler, dedesini, ninesini, amcasını, teyzesini, arkadaşını, patili dostunu kaybetmiş insanlar için çok başkadır. Artık bayramlar, bayram değildir. Çünkü ailelerin, akrabaların bir arada olması ve mutlulukla zaman geçirmesi gereken bayramlar artık acıyı hatırlatan hatta daha çok acı veren zamanlara dönüşür.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Benim için bayramlar böyledir. Babamı kaybettikten sonra tüm bayramlar artık anlamsız. Çünkü bayram tam olmaktı, ama artık eksik, sıradan aynı zamanda babasızlığımı daha çok hatırlatan günlerdir. Babamı kaybetmeden önce çevremdekilerin kayıp verdikleri acılarından dolayı bayramı buruk mutlulukla ya da büyük mutsuzlukla geçirmeleri elbette doğal. Çünkü her insan yaşadığından pay biçer ve hayat tecrübelerine göre davranır. Elbette ben mutsuz geçiriyorum diye kimse bana göre yaşamaz. Ancak bunu yaşamayanlar, böyle acısı olduğunu bildiğiniz insanlara sanki geçilmesi, unutulması kolay bir anı ya da yaptığı bir şeyi, söylediği şeyi kendi üzerinize alıp başka yönlere çekmeyin. Çünkü o kişinin acısı ağır ve onla kendi içinde ayrı savaş veriyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ayrıca benim gibilerin ilk gideceği yer evler değil, fırsatı varsa ve mümkünse mezarlıklardır. En sevdiğini toprak altında canla başla görmeye gidip, taşıyla, toprağıyla konuşup geri dönmektir bayramlar. Ölümle yaşamı ayıran ve buluşturan çizgi olan mezarlıklar, sadece bir ölümü değil yaşanmışlıkları ve yaşanamayacakları da içinde barındırır. </strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Babamı kaybetmeden önce de sonra da çok mezarlık ziyaret etmiş, mezarlık kültürü olan biriyim. Sadece babamın ya da akrabalarımın mezarlarını değil, Edirnekapı Şehitliğini</strong></em><em><strong>, Kilyos mezarlığında arkadaşımı, çocuk mezarlarını</strong></em><em><strong> ve nicelerini bayramlarda ziyaret etmiş, ailelerle konuşmuş, şahsen acılarını görmüş biriyim.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaşları gereği zor yürüdükleri için bastonlarıyla kendilerince hızlı yürümeye çalışarak şehit oğlunun mezarına giden anne, baba; birkaç ay yaşabilip küçücük bedeniyle mezarında uyuyan evlatları için bayram ziyaretine giden anne ve baba... Onlar benim acılarını gördüğüm, konuştuğum insanlardan bazıları. </strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Kayıplar ve yaslar her zaman bizim parçamız ve her kayıp insanda mezarlıkta başka anlam taşıyacaktır. O parça eksik olsa bile anlamlıdır. Şu gerçek ki, ne kadar eksik ve tamamlanamayan hissetsek, özlesek de anılarımızda olmaları, bizimle yaşamış ve bizim onların can parçası olarak yaşamış olmamız her şeye rağmen mutluluk veren ve rahatlatandır.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Bayramlarda </strong></em><em><strong>uzakta olduğu için telefondan arayarak sevdiklerinin seslerini duyanlar ve aynı şehirde olduklarından dolayı ziyareti için eve</strong></em><em><strong> gidebilenler şanslısınız ve bunun kıymetini bilin. Ölümsüzlük olmadığı için maalesef bu durum yaşanacak ama ne kadar geç yaşanırsa o kadar güzeldir, özeldir.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYAL UÇLARINDA YÜRÜYOR</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayal-uclarinda-yuruyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayal-uclarinda-yuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Bir umudun ışığında bitiş,
Nasıl derine inebilir başlamak için? ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0d28acb13bc.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 11:39:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Bir umudun ışığında bitiş,</em></strong></p>
<p><strong><em>Nasıl derine inebilir başlamak için?</em></strong></p>
<p><strong><em>Göz ucuyla harfler dizilmiş,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ağızdan önce kalpten çıkmak için.</em></strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong><em>Hayal uçlarında yürüyor,</em></strong></p>
<p><strong><em>Gerçekle karşılaşmazsa kırılmayacak.</em></strong></p>
<p><strong><em>Emeklerine başarılar ekiyor,</em></strong></p>
<p><strong><em>Ulaşırsa kalbi solmayacak.</em></strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong><em>Yalnızlığına ödüller sundu ki,</em></strong></p>
<p><strong><em>Kalabalığa kurban gitmesin.</em></strong></p>
<p><strong><em>İnsanlardan arındırdı ki,</em></strong></p>
<p><strong><em>Kendi kirlenmesin.</em></strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong><em>20 MAYIS 2026</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PARÇA PİNÇİK</title>
<link>https://fikirizleri.com/parca-pincik</link>
<guid>https://fikirizleri.com/parca-pincik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a046d3b340ce.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 May 2026 23:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Uğultusu esmiş,</strong></em></p>
<p><em><strong>'Göz'yüzüne yakışan ince yollarına.</strong></em></p>
<p><em><strong>Çoğaldıkça tutunsa da,</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaşları zorla içirmiş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Savaşı sinmiş,</strong></em></p>
<p><em><strong>Kendini attığı uçurumlarda.</strong></em></p>
<p><em><strong>Zaferleri parça pinçik kayıplarında,</strong></em></p>
<p><em><strong>Kursağı sevinçliymiş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Ufuğa dizilmiş,</strong></em></p>
<p><em><strong>Karartılı doğan aydınlığında.</strong></em></p>
<p><em><strong>Var etmeye bir adım kala,</strong></em></p>
<p><em><strong>Sonuna gelmiş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>13 MAYIS 2026</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İYİLİK: GEREKLİLİK Mİ, ÖNCELİK Mİ, SEÇENEK Mİ?</title>
<link>https://fikirizleri.com/iyilik-gereklilik-mi-oncelik-mi-secenek-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/iyilik-gereklilik-mi-oncelik-mi-secenek-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ca1cef30021.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İyilik yapmayı ve iyi olmayı gereklilik olarak görmüyorum. İyilik ve iyi olmak gereklilik ise kötülük ve kötü olmak da yapılmaması gereken gerekliliktir. Bir şeyin varlığı gibi zıttının da olduğunu unutmamak gerekir. İkisi olmazsa ne denge sağlanır, ne ötekiden dolayı iyi ya da kötü olduğu anlaşılırdı. </strong></em></p>
<p><em><strong>Oysa insanlığın varlığından itibaren hem iyiliğe hem kötülüğe yatkın olduğuna inanıp, iyiden kötüye ve kötüden iyiye gidebileceğini biliyorum. Bu nedenle iyi veya kötü olmak kişisel, toplumsal, iş, eğitim, maddi ve manevi etik anlamda her zaman bilinçli veya bilinçsiz yapılan seçimlerdir. Bazen farkında olunmadan ve belki zorundalık hissetmeden seçilen, bazen farkında olunup ahlaken seçmesi gerektiğine inandığı ve belki kendini vicdanen rahat hissetmesi için zorunda kaldığını düşünerek seçilendir. </strong></em></p>
<p><em><strong>İyi seçimin sonu kötü, kötü seçimden dolayı iyi son gelebilir. İyilik yaptığımız kişiden karşılık bekleyerek yapmak, ne kadar iyilik barındırır? Yoksa bu beklenti olduğu için insanı ruhen kötü duruma düşüren ama yardım yaparak eylemde bulunduğu için eylem açısından bir iyilik midir? </strong></em></p>
<p><em><strong>İyiliğin öncelikli olması, bir durumda kötülüğü yapılacak sıraya konulduğunu ve duruma, olaya, kişiye göre karşı tarafın iyiliği yapmak veya yapılması olduğuna karar vererek seçimi ilk sıraya koyup öyle davranmasıdır. Aynı zamanda öncelikli hâle getirip gerçekleştirdiği iyilikten dolayı, mevcut diğer seçim olan kötülük ise gerçekleşmemiş ama gerçekleşmek üzereyken sıralanmış yerinde kalmış oldu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Seçimler, her zaman bizim seçtiğimiz ve seçimlerimizin getirdiği iyi ya da kötü sonuçlarını yaşamak ve sorumluluğunu seçerek almaktır. Hatırlatmak isterim ki, seçmediğimizin de iyi ve kötü sonuçlarını, sorumluluklarını da seçmeyerek almış oluyoruz.</strong></em></p>
<p><em><strong>İyi olmanın gereklilik olması mı yoksa seçim olması mı vicdanen doğrudur?</strong></em></p>
<p><em><strong>Şu gerçek ki; iyilik gereklilik, öncelik ve seçim şeklinde olarak herkes farklı yoldan iyilik yapsa bile, iyilik ve kötülük seçim olandır. Çünkü zorundalık olduğunu düşünmek de bir zorundalıktan dolayı seçimdir. Yani </strong></em><em><strong>her türlü, hangi niyetle ve ne beklentiyle yapılsa her şey de olduğu gibi seçim olduğunu düşünüyorum. </strong></em></p>
<p><em><strong>Peki size göre hangisidir?</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KUŞAKLARIN ANATOMİSİ: Y, Z, A</title>
<link>https://fikirizleri.com/kusaklarin-anatomisi-y-z-a</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kusaklarin-anatomisi-y-z-a</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69f33a6eae091.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 14:10:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Y, Z ve A kuşakları art arda olsa da teknolojik, sosyolojik, sosyo-ekonomik açılardan farklı yetiştirildiklerinden dolayı her kuşak arasında 100 yıllık bir dönem varmış gibi keskin bir durum ortaya çıkıyor. Öncelikle her kuşağın kendi içinde, dönemindeki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, birbirlerini aynı ve zıt anlamda etkilediklerini düşünüyorum. Çünkü her kuşak ne kadar bir öncekilerin devamı ya da sonrakilerin başı gibi görünse de, dönemlerinin iyi ve kötü dinamiğiyle kendine özgü olmasını da dikkat çekerek aslında iyi, kötü aileleri barındırdığı kadar iyi, kötü yetişmiş çocukları da barındırıyor. Bazı önemli ve değerli konuların evrensel olduğunu ve her zaman öyle kalması gerektiğini belirterek bu üç kuşağın, olumlu taraflarından ziyade olumsuz taraflarından bahsedeceğim.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Ben Y kuşağından olarak şunu net şekilde diyebilirim ki, </strong></em><em><strong>çoğunlukla iyi ve kötü ailelerde aynı cümleleri duyduk, aynı tavırları gördük. "Senin için saçımı süpürge ettim.", "Elalemin çocuğu yaptı, sen neden yapamadın?", "Elalem ne der?", "Seni doğuracağıma taş doğursaydım." gibi buna benzer bir sürü durumlar ve cinsiyetçi söylemler yaşandı. Bu sözlerle özgüvensiz, özdeğersiz, özyetersiz ve başkalarından sevilmeyi, onaylanmayı bekleyen ağırlıklı bir kuşak büyümüş; kimi bunu değiştirmeyi başarmış, kimi başaramamış olarak yetişkin hayatımıza devam ediyoruz.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Yaşadığım dönemle birlikte öğretmenlik yaptığım yıllarımın Z kuşağına denk gelmesi birtakım gözlemler yapabilmem ve farklı ailelerden, farklı karakterlerdeki çocukları tanımam için iyi fırsattı. Z kuşağı, hem benim hem de daha önceki kuşaklardan alışagelmiş bazı tavırları, zihniyetleri kıran ve bunu başardığı için de çok eleştirilen bir kuşaktı. Bir nevi 'günah keçisi' ilan edilmiş kuşakta diyebilirim. Aynı zamanda X kuşağı ebeveynlerinden özgüvensiz ve özdeğersiz yetişmiş olan bazı anne, babaların kendileri gibi olmaması, bunun cefasını çocukluğunda ve yetişkinliğinde çekmemesi için Z kuşağı çocuklarına özgüven, özdeğerlik ve özyeterlik aşılamaya çalışırken bu durumu öyle kamçılamışlar ki, çocuklukları ve ergenlikleri patavatsızlığa doğru evrilmiştir. Özgüven ile patavatsızlık arasında gidip gelen bir kuşak olan Z, ailelerin de bu duruma isteyerek ayak uydurması insanların sınır konusunu daha çok gündeme getirip, düşündürtmüştür. Çünkü Y kuşağı baskılanmış ve büyüklere duyulan saygı, çocuklara duyulan saygıyla eşdeğer olmadığı için sessizlikle sınırları ihlal edilmiş olarak, Z kuşağında bunu yaşatmamak adına biraz ileriye gidilerek bu durum aşılmış ama yine sınırların ihlali oluşmuştur. Yani Y kuşağı sessizlikle, susturularak sınırları ihlal edilerken, Z kuşağı ise zıttıyla büyütülen patavatsızlıkla sınırları ihlal edilmiş kuşaktır.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>X ve Y kuşağından doğan kuşak A yani diğer adıyla Alfa kuşağıdır. X, Y kuşaklarının cinsiyetçiliğin, ataerkilliğin fazla olduğu ve özgüvensiz, özdeğersiz ağırlıklı zamanda büyüdüklerini hatırlatarak; A kuşağını ona göre yetiştirdiklerini, kendilerinde kıramadığı sert, acı döngüleri çocukları üzerinde kırmış, ancak iyi ve kötüyü öğretmeden sadece çocuğun birey olduğu üzerinde durarak ve seçimleri çocuğa bırakarak, özgüvenden ziyade yine sınırları aşılmış ve bu yüzden başkalarının da sınırlarını aşan kuşaktır. Maalesef kendi kuşağı tarafından zorbalanan aynı zamanda kendi kuşağını zorbalayandır. Akran zorbalığı her zaman vardı fakat en üst seviyede yaşayan A kuşağıdır. Zorbalık katlanarak artan, kendi kuşağından katil potansiyeli ağırlıklı ve yine kendi kuşağında kurban verilecek duruma gelindiğini, ayrıca bu acı duruma hukuken, ailelerin, toplumun ve bizim geleceğimiz olduğu için öncelikli görülmesi ve bu durumlara hem kendi kuşağı hem sonraki kuşakların bu acı olayları, durumları yaşamaması adına acilen el atılması gerektiğini düşünüyorum. Sorunlu aile sorunlu çocuk yetiştirir, sorunlu çocuk yetişkin olup kendini düzeltemez ya da bunu istemezse çocuklarını da öyle yetiştirir ve bu döngü olarak başka üzücü durumlarda gelecek kuşaklarda hep ortaya çıkar.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Derinlemesine olmasa bile önemli, kilit noktalara değinerek, yetiştirilme tarzları ve yetiştirmek istenilen tarzların arasındaki kuşak farkını, çatışmasını, kuşakların kendisini ve önceki, sonraki kuşakların nasıl etkilediklerinden bahsettim. Umuyorum ki, hem ülkemizde hem de dünyamızda bu ve buna benzer olan sorunlar bitirilir, bitirilemesi bile en aza indirilebilir.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİMSE DEĞİLİM KENDİM DIŞINDA</title>
<link>https://fikirizleri.com/kimse-degilim-kendim-disinda</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kimse-degilim-kendim-disinda</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69eafca5d46cd.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 13:14:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kimse değilim kendim dışında,</strong></em></p>
<p><em><strong>Başkasında bulunamıyorum.</strong></em></p>
<p><em><strong>Uyumsuzluk dolu aklımda,</strong></em></p>
<p><em><strong>Benden habersiz yaşıyorum.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Üşümekten korkan ruhumda,</strong></em></p>
<p><em><strong>Yakarak yüzleşiyorum.</strong></em></p>
<p><em><strong>Geçmiş vaktin çok sonrasında,</strong></em></p>
<p><em><strong>Geç kalmışlıktan saklanıyorum.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Yaşanmışlığa toprak attığımda,</strong></em></p>
<p><em><strong>Önceki halimden bitiveriyorum.</strong></em></p>
<p><em><strong>Umudun yükünü aldığımda,</strong></em></p>
<p><em><strong>Zaferimden vuruluyorum. </strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>24 NİSAN 2026</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BULMAK, OLMAK, KALMAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/bulmak-olmak-kalmak-3125</link>
<guid>https://fikirizleri.com/bulmak-olmak-kalmak-3125</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69d821df54151.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Onca şeye rağmen önce kendini bulmak, bütün savaşlara ve barışlara rağmen kendin olmak, galibiyette ve mağlubiyette her zaman kendin kalmak.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Kendine kavuşursan ve orada kalmayı başarırsan, eğer olduysan, olmak istediğin kendin mi, istemediğin başka bir halin mi? Gönüllü kalıyor musun yüreğinde kendi kendine? Mecburen yüz göz olmak mı görmek istemediğin o haline? Ne kadar çok ulaşılması gereken sen ve ne kadar çok uzak durulması gereken sen var. Ararken kendini bulmak, bulduktan sonra olmayı başarmak, en zor ve en güzeli de dünya savaşında kendin kalmak, kendinde kalmak. Kalmayı başararak kendi iç huzurunu, doğallığını, seni sen yapanda zafer kazanmak.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİKENDEN GÜL ÇIKMAZ</title>
<link>https://fikirizleri.com/dikenden-gul-cikmaz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dikenden-gul-cikmaz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e2bc81bea4c.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 02:10:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Benim polisiye merakım 12 yaşımda başladı ve katillere değil, polislere özenirdim. Kötülük yapmış birini tutuklama düşüncesi toplumdan temizlemek gibi gelirdi. 14-15 yaşlarımda ilgim korku, gerilim ve psikoloji türlerinde olan filmlere, kitaplara yöneldi. Çete ve silah gibi şiddet içeren bilgisayar oyunlarını çocukluk ve ergenlik dönemlerimde çoğu kez oynadım. Kült dizi olan ve çok izlenen Kurtlar Vadisi ben 15 yaşımdayken ekranlara çıkmıştı. Dizide anlatılan derin devlet, mafya ve arka planda olan bilgiler, durumlar, verilen mesajlar ilgimi çekiyordu. Diziyi izleyerek büyüdüm diyebilirim. 20'li yaşlarımda birkaç kez Deep Web ve buna benzer sitelere girdim. Suç, polisiye, korku, psikoloji türlerini 20 yılı aşkındır izleyen ve okuyan biri olarak şimdi 38 yaşımda bugünlere geldim.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Peki ben neden onca izlediğim, okuduğum şeylerin etkisinde kalmadım?</strong></em></p>
<p><em><strong>İlk başta söyleyebileceğim genetik aktarımla büyük sorun yaratacak ve beni saldırgan, şiddetli biri yapacak bir psikolojik durumumun olmamasıdır. Eğer olsaydı, ailem mutlaka tedbirlerini alırlardı. Başka söyleyebileceğim önemli husus ise, annemle babam isteyerek ve severek anne - babalığı seçtiler. Bu duruma hazır olduklarını bile bile kendi ortamlarına benle kardeşimi dahil ederek, hayat şartlarına göre kız-erkek ayrımı yapmadan ve kuralları, iyi ve kötüyü hem anlatarak hem de kendileri öyle davranarak büyüttüler. Şımarıklık ya da yaramazlıkta sadece yüksek sesle bize kızarlardı. Anne terliği, tokat, kemer gibi dayak olmayan bir ailede büyümüş olmam da etkilidir. Başka önemli bir durum olarak hayvan ve doğayla iç içe büyütülüp, kendim dışında başka varlıkların olduklarını görerek, anlayarak beni empatik yapmasıdır. Ailemle dertleşebilen ve önemli şeyleri güvenerek anlatan bir evlattım. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ben hep okulda ortalama öğrenciydim. Mükemmel değildim ama kendimce iyi olmaya çalışan ve öyle normali olan biriydim. Eğitim, havacılık ve farklı sektörlerde en kritik bilgilerin sızdırılma ihtimali olan, kayıp ve buluntu eşya biriminde maddi, değerli eşyaların olduğu ve buna benzer çok farklı alanlarda çalışmış; hiç yüz kızartıcı, kaba tabirle ayak kaydırma gibi durumlarda yer almadığımı ve böyle hırslarımın olmadığını, aksine başarıdan önce insanın kaliteli ve vicdanlı, onurlu olması gerektiğine inanan biri olduğumu belirtmek isterim. Üstelik iş yerlerinde ben de mobbinge birkaç kez uğramış biriyim. </strong></em></p>
<p><em><strong>Peki ben bunları neden anlattım?</strong></em></p>
<p><em><strong>Toplumun mihenk taşı olan aile kurumunun maalesef dağınık, parçalanmış ve sevgisiz, saygısız büyütülmüş insanların, marifet gibi evlendiren aileleri, hırslarından dolayı sadece başarı ve not, puan odaklı yetiştirdikleri evlatlarının "her yol mübahtır" zihniyetiyle utanılması gereken durumları övünerek sırf zirveye çıktıkları için normalleştirerek hem kendi kuşağımda hem de şimdiki kuşakta ve maalesef devamı gelmekte olan kuşaklarda da yaşamaya devam edecek olmamızdır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Elbette mükemmel anne ve baba, mükemmel evlat yoktur. </strong></em><em><strong>Kusurlarımızla, hatalarımızla varız. Ama hata vardır, hata vardır. Her insan aynı şartlarda olmuyor ve olamaz da. Her çocuk anne babalı büyümüyor. Her anne veya baba eşiyle çocuk büyütemiyor. Bu durumlar hata, utanç değildir. Anne ve babası ile aile ortamında yetişmiş bir çocuk vicdansız olabildiği gibi, tek ebeveynle yetişmiş bir çocuk vicdanlı olduğu örnekleri de çevremizde vardır. Ama şu gerçektir ki, hem anne hem babadan alınan tutarlı ve doğru yaklaşımlar, öncelikle anne babanın kendisinin dikkatli ve iyi insan olmaya çalışması kendilerini ve evlatlarını etkiledikleri kadar toplum için de çok önemlidir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Az önce 20 yılı aşkındır suç, korku, gerilim ve psikoloji gibi türlerle ilgilendiğimden bahsettiğimi hatırlatarak bazı çocukların katillere ve suçlulara hayranlık duymaları ve kendilerini onlar gibi güçlü olduğunu düşündükleri yerlerde olmak için örnek aldıklarını, maalesef ülkemizde ve dünyada çok kez görüp okudum. Bazı aileler sorunlu gördükleri ya da sorun olabileceğini düşündükleri çocuklarını fark edip tedbir alırken, bazıları sorunlu yani kendilerini empatik yetiştirememiş ve egolu olan ailelerin ya da sorunsuz olsa da sırf çocuk sahibi oldukları için sanki mertebe sahibiymişçesine ilahlaştırdıkları çocuklarını yetiştirmelerinden dolayı önce ve en çok kendileri zararlı, sonra toplumu zararlı hale getiriyorlar. Sonuç olarak çocuklar ya sorunlu ailelerine benziyor ya da sorunlu zihniyetlerine dönüşerek kuralsız, saygısız ve empatiden yoksun yetişkin olduklarında da arkadaşlıkta, komşulukta, evlilikte, meslekte böyle yaşarak ve kendilerine böyle hak görerek devam ediyorlar. </strong></em></p>
<p><em><strong>Çünkü dikenden gül çıkmaz, diken çıkar.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNGÖRMÜŞ ZARAFET</title>
<link>https://fikirizleri.com/gungormus-zarafet</link>
<guid>https://fikirizleri.com/gungormus-zarafet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69d4370a91fcb.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 01:35:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Deler deşen seslerinin,</strong></em></p>
<p><em><strong>İçi doldurulmuş gerçeklerin,</strong></em></p>
<p><em><strong>Gülüşünde dik heybeti.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Buluşur susunca iki dudağın,</strong></em></p>
<p><em><strong>İçinden büyür çığlığın,</strong></em></p>
<p><em><strong>Yıkılmanın getirdiği zaferi,</strong></em></p>
<p><em><strong>Güngörmüş zarafeti.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Eğer görülen olmazsa gözün,</strong></em></p>
<p><em><strong>Gönlündekiyle nasıl gözükürsün?</strong></em></p>
<p><em><strong>Avuçlarının içine gömdüğün,</strong></em></p>
<p><em><strong>Parça parça mı sönsün?</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Aklından bir oraya, bir buraya.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yolların sonu çıkmış yıllara.</strong></em></p>
<p><em><strong>Tutabilsen kendin kendini,</strong></em></p>
<p><em><strong>Geçmişine terk etti şimdi.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>Yıkılmadan gelir mi zaferin?</strong></em></p>
<p><em><strong>Nereden bu güngörmüş zarafetin?</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p><em><strong>7 Nisan 2026</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANLAYA&amp;quot;BİLMEK&amp;quot;</title>
<link>https://fikirizleri.com/anlayabilmek</link>
<guid>https://fikirizleri.com/anlayabilmek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ca18b9e1f77.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:14:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Biliyorsun.</strong></em></p>
<p><em><strong>Olayı, durumu, kişiyi, hislerini, düşüncelerini sana anlattığı için biliyorsun. Bildiğin için anlayabildiğini düşünüyorsun, anladığına çok inanıyorsun. Halbuki bilmek demek, anlayışın barınmadığı bilmektir. Onun sesini duyarak, gözlerine bakarak, anlattığı ve gösterdiği kadarını biliyorsun. Görünür yaptıklarını bildiğin için saklandıklarını anlayamıyorsun. Yani sen anlamadan biliyorsun. Öyle ki anlamayı da anlamanın ne anlama geldiğini de bilmiyorsun. Bilmenin anlayışlı olabilmesi için önce "anlamak" gerekir. Anlayışla bilinenler, içtenlikle olduğundan "anlayarak" bilmektir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bilmek, anlamak için tek başına anlamsız. Çünkü anlamak bile anlamla olur. Anlamayı bilen görebilir, duyabilir, hissedebilir, sevebilir. </strong></em><em><strong>Peki bilen kişi, hangisini anlayarak bilir?</strong></em></p>
<p><em><strong>Yoksa sen bilmenin kendisine güvendiğinden yeteri kadar anlayabildiğini mi düşünüyorsun ya da inanıyorsun?</strong></em></p>
<p><em><strong>Belki sen, sadece bilmeyi anlayış gerektirmediğinden dolayı bunu bilerek tercih ediyorsun. Belki de sadece bilmek isteyerek, bilmenin getireceği anlamaya çalışmaktan hatta anlamaktan korkuyor, sorumluluğundan kaçıyorsun.</strong></em></p>
<p><em><strong>Evet, biliyorsun.</strong></em></p>
<p><em><strong>Ama bildiğin kadar anlayabiliyor musun?</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAZMAK: KONUŞMADAN VE DUYULMADAN ANLATMAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/yazmak-konusmadan-ve-duyulmadan-anlatmak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yazmak-konusmadan-ve-duyulmadan-anlatmak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b169e2396.webp" length="48634" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 02:58:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Edebiyat, kulağa hitap etmesinden dolayı işitsel sanatlardan olsa da bana göre işitsel olduğu kadar da görseldir. Çünkü tiyatroyu yazarak canlı izleten, masalları zihnimizde canlandırarak sinemaya dönüştüren sanattır. En güzel yanı, anlatmak istediğini konuşup dinletmek değil okutup iç veya dış sesten dinletmektir.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Kelimelerin sesi olmakta değil sesin kalemi olmak mesele. Konuşmaya mecali olmayanların, konuşarak anlatmaktan usananların ya da konuşulmanın kulaklara dahi ulaşmadığını düşünenlerin; kelimelerin gücünü seslerde değil kalemden çıkan harf görselinin kalıcığına inanarak, insanların okuduğu kendi seslerinden kalplerine ulaşacağını bilmektir edebiyat. Üstelik okunmadıkça muhatap olmuyorsun ve olunmuyorsun.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Özellikle belirtmek isterim ki, biz konuşmacı, sunucu ya da kürsüde insanlara  anlatmak zorunda olduğumuz alanda değiliz. Edebiyat yapmak, okuma ve konuşma üzerine dinlenilmesi gerek olsa bile sadece yazdığımız eseri konuşarak kısa bilgiler veya eserimize dair sorulara cevaplar veririz. Eserde anlatılanı anlamak, yazarı veya anlatmak istediğini anlamak için öncelikle sadece kulağımıza hitap eden o</strong></em><em><strong>kumak ve konuşmak üzerine edebiyatı varsayalım, o halde yazı olmadan neyi okuyup, konuşacağız ve neyi anlatacağız?</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>İşte bu yüzden konuşarak değil yazarak anlatmayı seviyorum. Konuşunca dinlemiyorlar ya da anlamıyorlar ama yazınca okumadıkları sürece benim duygu ve düşüncelerime ulaşamıyor, ne anlattığımı bilmiyorlar. Bilmeleri için de dinlemelerinden önce okumaları gerekir. Yazdığımı, yazarak anlattığım için konuşarak anlatma zorunluluğum yok. Yazmak yoksa edebiyatın ilk evresi ve ilk bağı da olmaz. Sonra okunup iç sesten veya okutup dış sesten duyarak bağ kurar, anlamlandırır, kendilerinden parçalar buldururuz.</strong></em></p>
<p><em><strong>Ayrıca edebiyat sadece işitsel olsaydı, görme engellilerin duyarak edebiyata dahil oldukları gibi duyma engellilerin kelimeleri gözleriyle okuyup hayatı ve duyguları anlamak, kendilerini edebiyat sanatına dahil etmek olmazdı. Üstelik ellerle, gözlerle, kulaklarla tekrar tekrar okunarak eserimizle hatırlanmış ve yazdığımız için biz de hatıra kalmış oluyoruz. </strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Yazmanın görsel, işitsel </strong></em><em><strong>olduğuna değinip bu yazımda konuşmadan ve duyulmadan kalplere ulaşmayı diliyorum.</strong></em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MERAK EDİYORUZ AMA NEYİ VE NEDEN?</title>
<link>https://fikirizleri.com/merak-ediyoruz-ama-neyi-ve-neden</link>
<guid>https://fikirizleri.com/merak-ediyoruz-ama-neyi-ve-neden</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b1c116fe8.webp" length="50136" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 04:17:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Merak etmek, doğduğumuzdan itibaren var olan duygularımızdandır. İnsan her şeyi merak edebilir; geleceğini, ailesini, çocuğunu, arkadaşını, kendi hakkındaki düşünceleri, seçimlerinin sonuçları gibi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bizler neyi ve neden merak ediyoruz? Toplumumuzda ve dünya genelinde merak etme duygusu maalesef insanların hayatlarını yargılamak, öğrenip kıyaslama yapmak veya özelini bilmek gibi hadsizlik üzerinedir. İnsanların kiminle oldukları, bekarlara evlilik, evlilere çocuklar veya insanların arkadaşları hakkında sırf merakını gidermek için sormak, ısrarla konuşmaya çalışmak saygısızlıktır. Ayrıca merak etme duygusunu kötüye, kalitesizliğe kullanmaktır. Elbette sevdiğimiz kişileri merak ederek hallerini sormak, önemsemek ve yanlarında olmaktan bahsetmiyorum. Birini merak etmek ile merakla had bilmemeyi ayırt edememek, iyilik kisvesi altında karşı taraf sormadığı ve danışmadığı halde tavsiyeler vermek, kişinin kendi düşüncelerini ve yargılarını karşısındakine empoze etmenin bir yoludur. Toplumun bazı kesimi hayat tecrübelerinden ve doğruluğuna inandığı zihniyetlerinden dolayı kendilerini karar mercii veya danışılması gereken kişiler olduğuna inanarak hayatın üst mertebesindenmiş gibi davranıyorlar. H</strong></em><em><strong>er insanın öğrenme yolu, tecrübeyi yaşaması ve yaşadıklarından sonuç çıkarması başkadır, bu durum kişinin kendisini ilgilendirir. Çünkü bu, yalnızca kişinin kendini merak etmesi ve kendini düşünüp tartması gereken durumdur.</strong></em></p>
<p><em><strong>Ayrıca kıskançlıktan merak edildiğini düşünen bazıları, insanlara mesafe koymak yerine nispetle davranışlar sergileyerek kendilerini komik ve küçük düşürücü hâle getiriyorlar. Bu tarz davranışları en çok meslek, statü, eğitim, para ve evlilik alanlarında görüyorum. Kaliteli insanlar kendilerinden ödün vermeden sadece hayatlarına odaklanmalarıyla cevap vermiş olurken, kalitesiz insanlarsa hep merak edildiklerini ve merak edenlerin tavırlarını da merak ederek, başkalarının meraklarına</strong></em><em><strong> göre hayatlarına devam ediyorlar.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kendimizle yola çıkarak sanattan, bilimden, spordan, yaşamaktan ve duygulardan </strong></em><em><strong>öğrenmeye, bilmeye, keşfetmeye, gelişmeye meraklı olmak varken; yalnızca insanları meraktan dolayı öğrenip hakkındaki birtakım bilgilere </strong></em><em><strong>ulaşmak, hayatları üzerinden fütursuzca keşfetmek, kişinin kendini aşağıya çekerek kendine yaptığı büyük kötülüktür.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HANGİ SENARYO, NEDEN UYARLAMA?</title>
<link>https://fikirizleri.com/hangi-senaryo-neden-uyarlama</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hangi-senaryo-neden-uyarlama</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b210200c8.webp" length="27630" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 02:05:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Dizi/film ve oyun izleyicisi olarak son yıllarda hem kısır döngüye girilen hem de fikir üretilen senaryolar üzerinde dikkatinizi çekmek istiyorum. Biliyorsunuz ki film sanat, dizi medya ve oyun dijital sektörlerindedir. Elbette üç farklı alanda birbirlerinden uyarlamalar yapılmıştır ve yapılmaya devam edecektir. 2000'li yıllardan sonra yaratıcı senaryoların dizi/filmlerde azaldığı ve kısır döngüye girdiğini, oyunlarda ise arttığını düşünüyorum. Oyunlardan dizi/filmlere olan uyarlamalar, dizi/filmlerden oyunlara olan uyarlamalardan fazladır. Popülerlikten dolayı ticari boyutundan bahsetmeyeceğim. Çünkü beni daha çok rahatsız eden ve düşündüren senaryo bulamamak veya yaratıcılığın değiştiği ve merkezî olduğu alandır. </strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Bu üç alanı sıkı takip eden bir izleyici olarak diyebilirim ki, kendine özgü üretkenlikleri ve görsel doyumları var. Bir senaryo yazılırken oluşturulan karakterler ve olay örgüsü kadar seçildiği sektörde duyguları, izleme ve anlatma keyfiyle birlikte o alanın içeriğiyle uyumlu hâle getirilmesi önemli ve etkileyicidir. Oyun için yazılan ve hazırlanan senaryo şartları ile film için şartlar farklıdır. İkisinde de gerçek oyuncular olduğu gibi sadece oyun için yapay zekayla karakterler oluşturulup da hazırlanabilir. Dizi için yazılmış bir senaryo, oyun için uymayabilir veya dizi gibi taşıyamıyabilir. Çünkü içeriğin çıkış yapacağı sektörle nasıl uyumlu olduğu çok önemlidir. Ayrıca gözlemlediğimden dolayı dizi ve filmlerde günümüzde olan tekrarlanmalar arttı. Tahmin edilebilir sonlar, karakterler fazlalaştı. Bu kısır döngüde bazen yardım çağrısı gibi ya başka alanlardan (edebiyat), ya da oyunlardan hikaye uyarlamaları yapılarak sinema ve TV'de izlettiriliyor. Neden uyarlamalar veya kendi aralarındaki bu senaryolar dayanışması artmaya başladı? Mesela roman yazabilen birinin kitabı yani orijinali kalbimde etkileyici ve duygu dolu kalmışken neden bir de sinemada, dizide, oyunda başka versiyonlarını göreyim? Zaten ilk olan en güzeli ve anlamlı, üretken ve amacı edebiyat değil midir? Oyun için yazılan senaryo neden sinemada? Orijinalinden çıkmış hikayeler neden başka alanda tekrar izlenilsin? Film için yazılabilecek yaratıcı fikirler ve insanlar yok mu, azaldı mı? Üstelik başka bir sorunu da getiriyor: uyarlamayla emeği başka versiyonda kullanmak, alışkanlığa çevirmek, belki de sömürmek.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Eğer böyle devam ederse azalan ve kısır döngüye girmiş bir alan kendini tekrarlamaktan gerileyecek ve günümüzde artması gereken izlenebilirliği ve hayatı, duyguları yansıtabilirliği bitecek. </strong></em><em><strong>Oyunlarda ise hikayelerin yaratıcılığı hem anlamlı, hem de görsel ve ruhsal doyuruculuğu artarak gelecek vadetmeye devam ediyor. Üstelik aynı zamanlarda aynı yaratıcılık seviyede olmayan bu üç sektörde, biri eksilirken diğeri artıyor.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Size sormak istiyorum. Hangi senaryo tercih edilmeli, neden uyarlama </strong></em><em><strong>olmalı ve uyarlamaya gerek var mıdır?</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>S&amp;quot;ÖZ&amp;quot; 2</title>
<link>https://fikirizleri.com/soz-2</link>
<guid>https://fikirizleri.com/soz-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b2b1815d8.webp" length="47216" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 02:29:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>● Kulak zevkin yokmuş. Söylediklerimi anlamadın, hissetmedin.</strong></em></p>
<p><em><strong>● Öfke gibi sevgi de bir anlık olsaydı keşke.</strong></em></p>
<p><em><strong>● Kendimi buldukça, kendimde sıkışıyorum.</strong></em></p>
<p><em><strong>● Yaşadığım acılardan dolayı gelecekte en kötüleri gelmesin diye elimdekilerle yetiniyorum. </strong></em></p>
<p><em><strong>● Kendini sevmeyen insan, başkasından sevilmeyi i</strong></em><em><strong>steyerek</strong></em><em><strong> kişinin sevgisini kullanır. Bu, manevi menfaat üzerine kurulu "Ben kendimi sevemiyorum, benim yerime sen sev." ilişkisidir.</strong></em></p>
<p><em><strong>● Acının muhatabı kimse onun ahları, kalp kırıklıkları ve gözyaşları tutar.</strong></em></p>
<p><em><strong>● Aileden birini kaybetmek demek, iki taraftasınız demektir. Çünkü bir yanınız ölümde bir yanınız hayatta kalmıştır. </strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİMDEN KORKARIM</title>
<link>https://fikirizleri.com/kendimden-korkarim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kendimden-korkarim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b2f9e5fb5.webp" length="25072" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 19:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kendimden çok korkarım. Kendimi görmek istemediğim yerlerde görmek, kendime yakıştırmadığım şeylerde bulunmaktan kaçarım. A veya B zihniyetine sahipken, farklı duygularla geçmişimi tecrübelerle bırakırken ve geleceğe değişimimle giderken, oradan oraya yollarımı değiştirsem bile kendime hesap veremeyeceğim bir şeyi hayatım boyunca taşımak istemem. Öyle hatırlanmaktan daha korkunç ve utanç olan kendimi bu şekilde bilerek, öyle hatırlayarak ölmek.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜZELLİK DAYATMASI MI, IRKÇILIĞI MI?</title>
<link>https://fikirizleri.com/guzellik-algisi-mi-irkciligi-mi</link>
<guid>https://fikirizleri.com/guzellik-algisi-mi-irkciligi-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b35d38ffc.webp" length="17372" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 06:46:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Gözümüze hitap edenlerin gönlümüze hitap edişleri bazılarımız için aynı, bazılarımız için farklıdır. İçeride ve içinde olanların değil dışarıda ve dışında olanların, birileri tarafından bu hiyerarşinin en tepesinde var olmak, kalmak, alt etmek uğruna savaşılan güzellik/yakışıklılık durumu var. Medya, sağlık, kozmetik sektörleri ataerkil üzerinden yıllarca kadınlara güzellik dayatmasını yapıyor. Ama artık bu rekabete erkekleri de dahil ettiler. Güzellik üzerinden kurulmuş hiyerarşinin en tepesine daha fazla insanları da getirterek kendi benliklerini, özdeğer ve özgüvenlerini, doğallığını dış dünyasından içe doğru seçenek veriyormuş gibi yapıp dışarıdan dışlarının beğenilmemesi korkusuyla kendi iradeleriyle seçim yaptıklarını düşündürtüyorlar. Sektörleri ayakta tuttuğu için de aslında dayatmalarından doğmuş olan görsel figürlerinden maddi kazançlarını kazanmaya devam etmektedirler. Elbette farkında olanlar yine bu güzellik algısının getirdiği göz zevklerine hitap edilişinin verdiği hazla dışlarıyla tamamlanmış olmayı tercih ediyorlar. Hiç bitmeyecek olan kimin botoksu daha iyi, kimin estetiği ya da kusurlarını kapatan makyajla daha çok güzellik katmış kaygısı ve bunlarla alt etme yarışıyla, dışarıda görünmek, bilinmek istenilen algıyla yaşıyorlar. Yoksa algının can alıcı güzelliğiyle mi var oluyorlar? </strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Bir yandan maddi kazanç getirmedikleri için "bakımsız, çirkin" diye kategorize edilmiş, desteklenmemiş, hiyerarşinin altında kalmış kendileri gibi olanlara güzellik ırkçılığı yapıyorlar. Doğallıklarını tercih ettiklerinden sektörlerin dikkate değer almadığı ve saygı duymadığı toplumun bir kesimi...</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong>Biz insanların bedenen ve ruhen kusursuz olmamız mümkün değildir. Kusurlarımızla yaşayan ve öğrenen varlıklarız. Özellikle bedenen kusursuz olmaya çabalanması, hissedilen eksikliğe maddi ve manevi kendini adayarak, böyle nedenlerden dolayı kendini değiştirmeye çalışması ürkütücü ve acı durumdur. Beni kabul etmeyen düzeni, ben neden kabul edeyim? Oysa kusurlu olmanın verdiği samimiyeti ve rahatlığı, kendini ve seni kabul edenleri bilmenin, en önemlisi kendi varlığınla olduğun gibi görülmenin huzuru ne güzel.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dış güzelliğin zorunluluk ya da lütuf gibi sunulduğu dünyada katılanlar dayatmayla, katılmayanlar ırkçılıkla hayatta kalıyorlar. Üzücü olan, iki tarafın karşı karşıya getirildiği ve düzene dahil olmak istemeyenlerin bile dahil edildiği bu düzen.</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SELAM DURUYOR</title>
<link>https://fikirizleri.com/selam-duruyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/selam-duruyor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b3a0552be.webp" length="55672" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 21:06:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bir kere çıktı mı, istemiyor durmayı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kimse, hiç kimse duramaz karşısında kalmayı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Türk'ün çekilen bayramla doğuşudur. </strong></em></p>
<p><em><strong>Çırpılması güven ve huzurdur.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hiç dinlenmiyor, rüzgarsız da esiyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kefen bayrak olmuş, selam duruyor. </strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>1 Ekim 2024</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİ İÇİMDE NE KADAR KALIP, KENDİMİ BULABİLİRİM?</title>
<link>https://fikirizleri.com/kendi-icimde-ne-kadar-kalip-kendimi-bulabilirim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/kendi-icimde-ne-kadar-kalip-kendimi-bulabilirim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b3e621ccb.webp" length="48596" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 19:19:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İnsanlardan ya da herhangi bir şeyden kaçmak olumlu ve olumsuz bana kendimi kazandırır mı? Kendi içimde ne kadar kalıp, kendimi bulabilirim? Ne kadar kendimi tecrübe edip, arayışımı tamamlayabilirim? Bilmiyorum...</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Kaçsam da belki bir yerden sonra insanlarla da kendimi tamamlayabilirim. Çünkü kendi karakterim dışında, kendi hayatım dışında çevremde iyi ve kötü insanları görerek aslında hayata olan düşüncelerimi de belirliyorum. Kendimde olan yerimi de...</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>S&amp;quot;ÖZ&amp;quot;</title>
<link>https://fikirizleri.com/soz-2568</link>
<guid>https://fikirizleri.com/soz-2568</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b469684ae.webp" length="52600" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 22:39:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>● Her bulunana varılmıyor. Bulmanın savaşı başka, varmanın savaşı başka.</p>
<p>● Bazen dikeninden güle değmez.</p>
<p>● Bir kez kazanacağın şeyin savaşını çok kez kaybederek verirsin.</p>
<p>● İnsanın, insan olamaması ne kadar ilginç. Kendi türü olamıyor.</p>
<p>● Kendi dünyamda bensizim.</p>
<p>● Olduğumu düşündüklerim, hissettiklerim, yaşadıklarım beni ben yapmıyor muydu acaba? Olmadıklarımda mı vardım yoksa?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAŞKASININ ELİNDEN ALMAK</title>
<link>https://fikirizleri.com/baskasinin-elinden-almak</link>
<guid>https://fikirizleri.com/baskasinin-elinden-almak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_69f9b4d6b3d0f.webp" length="46256" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 17:42:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumun çoğunluğu kendinin sahip olduğu şeyleri değil, başkalarının elindekilerine göz dikip almayı haz, mutluluk ve başarı olarak görüyor. İnsanın işini elinden almak, evliliği elinden almak, sevgilisini almak, başarısını almak, parasını almak, sevgisini almak, güvenini almak, can almak... Rekabetçilik adı altında düşmanlığı, kötülüğü seven, destekleyen, hatta kendilerini ezerek ama karşısındakilerini düşmanca yücelten ve sahip olduklarını ellerinden almayı hak gören toplum var. Hep başkası odaklı ama bir yandan başkasından nefret etmeye devam eden bir toplum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DOSTUM PATİ</title>
<link>https://fikirizleri.com/dostum-pati</link>
<guid>https://fikirizleri.com/dostum-pati</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202512/image_870x580_6949ee19a0e62.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 02:56:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="0" data-end="28">Miyav miyav duydum uzaktan,</p>
<p data-start="30" data-end="61">Yanına gidince sevdim başından.</p>
<p data-start="63" data-end="95">Çok sevimli sarı kedi durmadan,</p>
<p data-start="97" data-end="126">Patileriyle sarıldı kolumdan.</p>
<p data-start="134" data-end="157">Hey kedi, sevimli kedi!</p>
<p data-start="159" data-end="187">Karnın aç mı, su vereyim mi?</p>
<p data-start="189" data-end="222">Verdiğim mamalardan doyur mideni.</p>
<p data-start="224" data-end="246">Suyunu iç dostum pati.</p>
<p data-start="251" data-end="264" data-is-last-node="" data-is-only-node="">28 Mayıs 2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HER TECRÜBE AYNI GÜCÜ VERMİYOR</title>
<link>https://fikirizleri.com/her-tecrube-ayni-gucu-vermiyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/her-tecrube-ayni-gucu-vermiyor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202605/image_870x580_6a0469f8203a0.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 01:04:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong>Bir süre sonra baktım ki, inandıklarım ya da umutlandıklarım hayal ettiğim gibi gitmiyordu. Bazı şanssızlıklarla, bazı olumsuzluklarla karşılaşıyordum. Hayat bana dersini verse de her tecrübe aynı gücü vermiyordu. Bazı tecrübeler, umutsuzluğu getirir. İnanmazlığı getirir. Uzak kalmayı getirir. Artık çok umutlanacak bir şey yaşadığımda, dersimi aldım, buraya kadarmış, demek ki nasibim bu kadarmış diyerek kendimi geri çekiyorum. Bu durumda ben olumsuzluklar üzerinde düşünen ve buna inanan birine dönüşüyorum. Artık tedbirli umutlanıp, tedbirli inanmaya başlıyorum. Bu davranışımın doğru olmadığının farkındayım. Hayat bana bir şey yaşatıyorsa bir şeyi sonuna kadar savunuyorsam, o duyguyu sonuna kadar yaşıyorsam, aslında sonraki zamanda da sonuna kadar gitmem gerekir. Yani o duyguyu, o hevesi, yine aynı şekilde sonuna kadar götürmem gerekir. Ama yaşanmışlıklarımdan bunlar kırıldığı için yarım yamalak yapmaya başlıyorum. Bu yarım yamalak duygularım ve düşüncelerim beni daha çok yorup, umutsuzluğa itiyor. Çünkü hiçbir şeyi tam yapamıyorum. Tam yapmaya da korkuyorum. Bu yüzden de ikilemde kalmış oluyorum. Duygularımla tedbirli davranarak sonuna kadar güvenemez, sonuna kadar kapıyı açamaz oluyorum. Yaşadıklarımdan çoğu şeyi öğrenmişim, ama aynı güç bende kalmamış. Evet! yaşamışım, görmüşüm, öğrenmişim, belki tam öğrenememişim,  belki oralarda bile yarım kalmışım, ama o heves artık yok.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: rgb(255, 255, 255);"><em><strong>Hevesi yaşarken bile yarım yaşıyorum. Kapıyı açarken bile yarım açıyorum. Severken bile yarım seviyorum. Çünkü hep şüphe var. Şüphe, belirsizlik olduğu için tahammülsüzlüğü de içinde barındırıyor. Şöyle söylerse giderim, böyle olursa yapamam gibi... Bu durum bazen kişiye ya da kendine zarar veriyorsa bir yerden sonra bırakmak doğru karardır. Burada da öngöremediğimiz için yine yanılma payımız olabiliyor. Benim gibi sonuna kadar giden insanlar bir zamandan sonra yarım düşünmeye, yarım hissetmeye başlıyor. Bir yere kadar inanıp, bir yerden sonra inanmayı bırakıp yarım yani tedbirli inanmaya başlıyor. Her şeyde böyle oluyor ve bunu sınırlı yaşıyor. </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: rgb(255, 255, 255);"><em><strong></strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: rgb(255, 255, 255);"><em><strong>Kendimizi duygularla, yaşanmışlıklarla sınırlandırınca adı tecrübeler oluyor. Bu tecrübelerden bir kapıyı sonuna kadar da açsak, yarım da açsak aynı güç kendimizde bulunmuyor. Çünkü hem gücümüz değişti, hem de kendimiz. </strong></em><em><strong>Bir şeyi yarım bitirmek, sonuna kadar bitirmekten kötü olduğu için bedeli budur. Böyle bedeller tecrübenin güçsüzlüğünü doğurur.</strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATIN ŞANS VERDİĞİ CEZA</title>
<link>https://fikirizleri.com/hayatin-sans-verdigi-ceza</link>
<guid>https://fikirizleri.com/hayatin-sans-verdigi-ceza</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a22c3c40d13.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 02:00:00 +0200</pubDate>
<dc:creator>SERÇİN ÇELİK</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Dipsizliğin yüzeyinde boğulmuş, </strong></em></p>
<p><em><strong>Gözlerin susamışlığında,</strong></em></p>
<p><em><strong>Akmamakta direniyor hoyratça.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Bir çırpıda ölecekken,</strong></em></p>
<p><em><strong>Hayatın şans verdiği ceza.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>22 Kasım 2025</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>