Geçmişin İzi

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Kasım 2025 - 00:08
17 Kasım 2025 - 00:08 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 1  49
Geçmişin İzi

Çocuk denebilecek yaşta kaybettim annemi. Benden hiçbir zaman ilgisini esirgemeyen, her banyo sonrası uzun siyah saçlarımı özenle tarayan, onlara birbirinden güzel rengarenk tokalar takan annemi. Benim sadece annem değil, koruyucu meleğimmiş. Ancak bunu öldüğünde anladım. Ben farkında değildim ama hayatımın dönüm noktası olmuştu bu olay. Sanki abim, hayatımı zehir etmek için fırsat kollamıştı. O günden sonra hayatımın geri kalanı eskisi gibi olmadı. Ne çocukluğumun geri kalanını yaşayabildim ne de genç kızlığımı. Sevdiğim adamla evlenebilmek bile bana zehir olmuştu.

Zilimizin çalmasıyla hemen kapıya doğru hareketlendim. Gıcırdayan paslı kapımızı açtığımda kalbim yerinden çıkacak sandım. Resmi kıyafetli bir polis memuru duruyordu karşımda. Hemen babama seslendim. Kapımıza gelen polis memuru dün gece bir cinayet işlendiğini söyledi bize. Teşhis için hastaneye gitmemiz gerekiyormuş. Ne olduğunu anlamayan zavallı babam telaşlı hareketlerle hazırlandı. Birlikte polis aracına binerek kafalarda soru işaretleri eşliğinde hastanenin yolunu tuttuk.

Polis memuru önde, babam ve ben arkasında hastaneye giriş yaptık. İki katlı ilçe hastanesinin alt katında bulunan morga doğru ilerledik. İçeri girdiğimizde vücutlarımızı keskin bir soğuk karşıladı. Ölümün soğuk yüzü burada kendisini hissettiriyordu.

Ortada duran masanın üzerindeki beyaz çarşafın altında bir insan cesedi olduğunu anladık. Başında duran morg görevlisi, cesedin üzerinde boylu boyunca uzanan beyaz çarşafın ucundan tutarak görevli polise izin isteyen bakışlarla baktı. Polis memuru, babam ve bana dönerek hazır mısınız diye sordu. Ne olacağını anlamayan babam başını evet anlamında salladı. Polis memuru da morg görevlisine eliyle kaldırabilirsin işareti yaptı. Beklediği izni alan morg görevlisi, ucundan tuttuğu çarşafı ağır hareketlerle kaldırınca abimin cansız yüzüyle karşılaştık. Yüzümde mimiksiz bir ifade ile gözlerimi bile kırpmadan, hayatımda ilk defa abimin yüzünekorkusuzca baktım. Benim aksime babamın dünyası yıkıldı. Tutunduğu kolumdan düşerek soğuk zeminde dizlerinin üzerine yığıldı. Babamın feryadı soğuk odada yankılanmaya başladı. Ben ise tepki bile vermeden abimin cansız yüzüne bakmaya devam ettim.

Çaresiz duyarsızlaşmanın esiri olan morg görevlis, tüm olup bitenleri duygusuz gözlerle izliyordu. Gördüğü tablo ilk değildi, son da olmayacaktı. Çünkü bu onun göreviydi. Polis memurundan aldığı onayla abimin cansız yüzünü beyaz örtüyle tekrardan kapattı.

Bıraksam saatlerce soğuk zemin üzerinde ağlayacak olan babamı, kolundan tutarak polis memurunun da yardımıyla yerdem kaldırdım. Adamcağız bitik durumdaydı. Buraya gelirken böyle bir manzara ile karşılaşacağını hiç bilmiyordu.

Koridora çıkıp uygun bir yere oturduğumuzda morgun soğuk havasından kurtulmuş olduk. Böyle durumlarda acısını yaşayan insanlarla konuşmak uygun değildi ancak görevi gereği sorulması gereken soruları vardı polis memurunun.

''Yakınınız mı''

Babam konuşacak halde olmadığından sorulara ben cevap verdi. ''Evet, abim.''

''En son ne zaman görüştünüz kendisiyle''

Kısa bir duraksamanın ardından, ''Dün sabahtı sanırım,'' dedim kendimden emin olmadan.

''Peki, dün akşam görüşmediniz mi kendisi ile?''

''O akşam eve gelmedi abim.''

''Neden gelmedi, peki?''

''Bilmiyorum.''

''Arada böyle eve gelmediği zamanlar olur muydu?''

''Evet, bazen gelmediği zamanlar olurdu. Neden gelmediğini bize hiç söylemezdi.''

Bu konu hakkında daha fazla bilgi alamayacağını anlayan polis memuru hemen konuyu değiştirdi.

''Kendisinin düşmanı ya da anlaşamadığı birileri var mıydı?''

''Bildiğim kadarıyla yoktu.''

''Şüphelendiğiniz biri veya birileri var mı?'',

Bu soruya birkaç saniye duraksamanın ardından cevapladım. ''Hayır, yok.''

Daha fazla cevap alamayacağını anlayan polis memuru, ''Abiniz,'' diyerek sözlerini sürdürdü. ''Önceki gün boğularak öldürülmüş. Kimin öldürdüğünü bilmiyoruz. Bir şeyler öğrenirseniz mutlaka bize bilgi verin.''

Babam ağlamaktan fırsat bulup araya girdi. ''Cenazemizi ne zaman teslim alabiliriz?''

''Otopsi için Adli Tıp Kurumuna gönderilecek. Rapor sonrasında üzerinden çıkan kişisel eşyalarıyla birlikte cenazenizi alabilirsiniz,'' diyen polis memuru oturduğu yerden ayağa kalktı. ''Gün içerisinde karakola gelip yazılı ifadenizi vermeyi unutmayın.''

Cevap beklemeden yanımızdan ayrıdı. Babam başını ellerinin arasına alarak ağlamaya devam etti. Benim gözlerimde ise tek bir yaş tanesi bile yoktu. Ağlasam bile benim gözlerimden dökülenler babamınki ile aynı olmayacaktı. Yalandan ağlamak bana göre değildi. Abimin ölümünde benim de parmağım var demeyi çok isterdim babama. Yapamadım...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow