YORGANIN ALTINDAKİ NEFES

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
22 Nisan 2026 - 09:35
22 Nisan 2026 - 09:35 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 3  31
YORGANIN ALTINDAKİ NEFES

Yaylanın gecesi, insanın içine işleyen bir soğukla çökmüştü çadırların üzerine. Rüzgâr, bez kapıları hırpalarken içeride nefesler bile saklanıyordu sanki.

Mustafa, kiler olarak kullanılan daracık bölümde, üzerine örtülen kalın yorganın altında titriyordu. Islak çorapları ayaklarına yapışmış, soğuğu daha da derinlere işlemişti. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki, sanki sesi dışarıdan duyulacak diye korkuyordu.

Annesinin sesi hâlâ kulaklarındaydı:

“Ben çağırana kadar kıpırdama.”

Dışarıda askerler vardı. Her zamanki gibi gecenin içinde dolaşıyor, sorular sorup gidiyorlardı. Çadırın kapısı açıldığında Mustafa nefesini tuttu. Annesinin kırık dökük Türkçesiyle verdiği cevapları dinledi:

“İki kişiyiz… Kocam İstanbul’da… çalışıyor…”

O kadın, bir hafta önce bebeğini toprağa vermişti. Daha nedenini bile anlayamadan. Şimdi ise diğer oğlunu saklamak zorundaydı. Acısını içine gömüp dimdik durmaya çalışıyordu.

Komutan çadırın arkasına doğru yürüdüğünde, annenin yüreği ağzına geldi.

“Kiler orası… peynir var… tandır ekmeği…” diyebildi sadece.

Yorganın altındaki Mustafa, konuşulanları duymak için dikkat kesildi.

“Senin gibi yalnız bir kadın için tekin yer değil burası,” dedi ve çıktı.

Ayak sesleri uzaklaştığında çadırın içindeki sessizlik çöktü. Annesi hemen yorganı kaldırdı. Mustafa’nın yüzünü iki eli arasına aldı, sımsıkı sarıldı. O an ne korku kaldı nede keder… sadece bir annenin sevgi dolu kalbi vardı.

Gece ilerledi. Gaz lambasının ışığı titredi. Kadın, küçük radyosunu açtı. Yaylada zor çekmesine rağmen o gece Erivan’dan bir türkü ulaştı çadıra. Kürtçe bir ağıt… sanki onun içinden kopup geliyordu.

Gözyaşlarını tutamadı.

Hayat ona seçim yapmayı değil, sabretmeyi öğretmişti.

Mustafa uykusunda sayıkladı:

“Anne… babam ne zaman gelecek?”

Kadın gözlerini kapattı. Gerçeği biliyordu. Ama umut, bazen yalandan daha gerekliydi.

“Yakında… çok yakında,” dedi.

Ama o “yakın”ın ne kadar uzak olduğunu sadece kendisi biliyordu.

Sabah güneş, sanki hiçbir şey olmamış gibi doğdu. Çocuklar göle gitmek için toplandı. Mustafa da aralarındaydı. Ama önce kardeşinin mezarına uğradı.

Toprağa sarıldı.

Sessizce.

Ağlamadı. Ağlayamadı. 

Sonra koşarak diğerlerine katıldı.

Gölde su serindi. Çocuklar kayanın üzerinde oturup gülüşüyordu. Bir an her şey normal gibiydi. Sanki gece hiç yaşanmamıştı.

Ta ki Mustafa, Osman’ı göremeyene kadar.

Başını çevirdiğinde kuzeninin suyun içinde çırpındığını fark etti.

Kimse yüzme bilmiyordu.

Bir çocuk çadırlara doğru koştu. Ama zaman yoktu.

Mustafa durmadı.

Korkuyu düşünmedi. Soğuğu düşünmedi. Kendini suya bıraktı.

Kulaç attı.

Bir tane daha.

Bir tane daha…

Suyun altına daldı, Osman’ın kolunu yakaladı. Tüm gücüyle geri yüzmeye başladı. Nefesi kesildi, ciğerleri yandı ama bırakmadı. Sonunda kayaya ulaştılar.İkisi de öksürüyor, nefes almaya çalışıyordu. O an Mustafa’nın içinde bir şey değişti. Gece yorganın altında saklanan çocuk gitmişti. Yerine, daha güçlü korkusuz bir çocuk gelmişti.Osman’ın annesi çığlıklarla koşarak geldi. Oğluna sarıldı. Sonra kızdı, bağırdı, korkusunu öfkeyle sakladı.

Akşam yine yaylanın üzerine çöktü. Rüzgâr yine esti. Radyo yine aynı türküyü çaldı. Ama bu kez Mustafa yorganın altında değildi. Çadırın önünde oturuyordu. Gökyüzüne baktı. Yıldızlar aynıydı. Ama o artık aynı çocuk değildi. Ve o gece, ilk kez korkudan değil…

Büyüdüğü için titredi içi...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Özgür URTEKİN 1974 yılinda doğdum.Yazmak benim için bir yaşam biçimi.Bu güne kadar yayınlanmış "Yıllar Sonra ""Tesadüf Diye Bir Şey Yok "ve"Şehrin Karşı Kıyısı "adlı üç kitabım var.Romantik tarzda kitaplar ve şiir yazmayı çok seviyorum.Küçük yaşlardan beri okumaya olan tutkum zamanla beni yazmaya yönlendirdi.Otuz yıl maliye teşkilatına hizmet verdikten sonra geçen yıl emekli oldum.Gezmeyi ve yeni yerler görmeyi çok seviyorum.Eşim ve kızlarımla dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu düşündüğüm İstanbulda yaşıyorum.