KAPLUMBAĞALAR VE BİR İSTİKLÂL GAZİSİ /SUCU MEVLÜT

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bu vatan kolay kazanılmadı.

3 Mart 2026 - 16:30
3 Mart 2026 - 16:30 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 8  77

KAPLUMBAĞALAR VE BİR İSTİKLÂL GAZİSİ
SUCU MEVLÜT
Tarih çoğu zaman büyük komutanların adını yazar.
Ama bir milletin kaderinde, ismi bilinmeyen nice insanın da payı vardır.
Benim dedem de onlardan biriydi.
Köyde ona “Sucu Mevlüt” derlermiş. Çünkü toprağın altındaki suyu bulur, tulumba kurar, susuz yerlere su çıkarırmış. İnsanlar onun yaptığı tulumbadan su çekerken hayır duası edermiş.
Ne yazık ki ben onu hiç görmedim.
Ben iki yaşındayken vefat etmiş.
Ama annemin anlattığı hatıralarda yaşayan bir hikâyesi var.
Memleketin en zor günlerinde, Kurtuluş Savaşı sırasında dedem de cepheye gidenlerden biri olmuş. Gün gelmiş, savaşın içinde esir düşmüş.
Esaret günleri ağırmış.
Her sabah eline bir çuval verirlermiş. Çuvalın içinde elli kaplumbağa olurmuş. Gün boyunca bu kaplumbağaları otlatması istenirmiş. Akşam olduğunda ise hepsini eksiksiz geri getirmesi gerekiyormuş.
Bir tane bile eksik olsa ceza hazırmış.
Ayaklarının altına tuz basarlarmış. Tuz yaraya değdiğinde acı daha da artarmış. Ama dedem sabretmiş.
Bir gün yine kaplumbağaları götürürken uzaktan bir kadın onu görmüş. Kadın sessizce işaret etmiş. Kaplumbağaları ters çevirmesini söylüyormuş.
Dedem o gün kaplumbağaları sırt üstü çevirmiş. Böylece kaplumbağalar kaçamamış. Akşam olduğunda hepsini eksiksiz götürmüş.
O günden sonra aynı yöntemi kullanmış.
Ama savaşın zorluğu yalnız esaret değilmiş. Açlık da büyük bir sınavmış.
Bir gün yiyecek hiçbir şey bulamamışlar. Atların dışkısında sindirilmemiş buğday taneleri varmış. Dedem ve yanındaki askerler o taneleri tek tek ayıklayıp yemiş.
Bugün 12 Mart, İstiklâl Marşı’nın kabul edildiği gün.
Bu anlamlı günde sadece büyük kahramanları değil, ismi bilinmeyen nice gaziyi de hatırlamak gerekir.
Benim dedem Sucu Mevlüt de onlardan biriydi.
Onu hiç görmedim.
Ama onun yaşadığı zorlukları düşündükçe şunu hissediyorum:
Bu vatan kolay kazanılmadı.
??
GAZİ TORUNU
AYŞE KÜÇÜKIŞIK

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.