SESSİZLİĞİN KIYISINDA

Nisan 14, 2025 - 21:27
 0  721
SESSİZLİĞİN KIYISINDA

Sessizliğin Yankısında

Bazen bir insanı değil, bir zaman dilimini özler insan. Bir gülüşün içinde saklanan baharı, bir suskunlukta gizlenen fırtınayı… Her şey susar, dünya döner, kalabalıklar konuşur ama sen durursun. İçinde büyüyen o tanımsız duygu, adını koyamadığın bir karanlık gibi, adım adım sarar her yanını. İşte orada başlar hasret… Ne bir şehre ne bir yüze; bir hâle, bir hisse duyulan yakıcı bir özlemdir bu. Gecenin ortasında usulca gelen bir ismin, içini paramparça eden yankısı. Sanki kalbinin kıyısında oturmuş, geçmişinle bugünün birbirine karıştığı bir iç savaşa tanıklık edersin.Hasret, sadece bir bekleyiş değil, aynı zamanda yitirilenin yankısıdır. Her şey yerli yerindeyken bile eksik hissedersin. Çünkü o “bir şey” gitmiştir. Ve onunla birlikte, senin de bir parçan. Bu eksiklik, zamanla bir özleme dönüşür. Kalbinin içinden usulca geçen, ama her adımı sarsan bir nehir gibi akar özlem. Gözlerin dolmadan ağlayamamak, söylemeden anlatamamak gibidir. Adı anıldığında susmak, unutulmasın diye yazmak… Özlem, en çok da susarken konuşur. Bir bakışta, bir sokakta, bir şarkının en kırık yerinde kendini belli eder. Ve sen, her defasında yeniden başa dönersin. Bir film gibi değil, bir yara gibi iz bırakır içinde.Sonra acı gelir… Çünkü özlemek, hasretin devamıdır; ama acı, hepsinin sonucu. Acı; yaşadığını kanıtlayan, ama her solukta içini ezen bir duygudur. Kimine göre dayanılacak bir yük, kimine göre yaşamın ta kendisi. Oysa acı, çoğu zaman anlatılamaz. Kelimeler kifayetsiz, gözyaşları yetersiz kalır. Acı, sadece suskunluğun bir başka biçimidir. Ve insan, en çok acırken susar. Çünkü anlatmak, yeniden yaşamak gibidir. Ve bazı acılar, hatırlanmaya bile kıyılamayacak kadar derindir.Tam bu noktada doğar ihtiras. Yaralanmış duyguların, paramparça umutların içinden filizlenir. Kimi zaman aşk olur, kimi zaman bir kavga. Ama hep bir arayıştır ihtiras. Gözleri karartır, kalbi hızlandırır, düşünceyi darmadağın eder. İnsanı ileriye sürüklerken geride bıraktığı yıkımı görmezden gelir. Ama o da bir nefestir. Kimi zaman bir kişinin gözlerinde, kimi zaman bir ideolojinin tohumlarında… İhtiras, insanın içindeki en canlı ateştir. Yaksa da, yaşatır.Ve sonra… her şeyden sonra… bir boşluk kalır. İnsanın kendine kaldığı o an: inziva. Ne kalabalıklarda bir yerin vardır artık, ne de sessizlikte bir sığınak. İnziva, sadece yalnızlık değildir; inziva, insanın kendi içine gömülmesidir. Her şeyin sustuğu, geçmişin ağırlıkla çöktüğü o mekânsız zaman. Kalp, hâlâ atar; ama yankılanan sadece sessizliktir. Ve o sessizlikte insan, kendiyle yüzleşir. Acılarıyla, tutkularıyla, kırık dökük sevdalarıyla…İnziva bir kaçış değil, kabul ediştir. Bir kapanış değil, başka bir başlangıcın sessiz ifadesi. İnsan, sonunda hep kendine döner. Ne kadar uzağa giderse gitsin, en uzak mesafe yine kendi içine yürüyüştür. Hasretle başlayan yolculuk, özlemle derinleşir, acıyla biçimlenir, ihtirasla yanar… Ve nihayetinde, inzivayla tamamlanır.

Çünkü bazı hikâyeler, hiç anlatılmasa da yaşanır. Ve bazı duygular, sadece suskunlukta yankılanır.

—DEVRAN SÜRGÜT—

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Devran sürgüt Şair ve Yazar - Devran Sürgüt Edebiyat dünyasında “Devran Sürgüt” mahlasıyla tanınan bir şair ve yazar olarak, kalemimle insan ruhunun karmaşıklığını ve toplumsal meselelerin derinliklerini anlatmayı amaçlıyorum. İlk romanım “Ölümün İzinde”, hayatın karanlık ve gizemli yüzlerini sorgularken, şiir kitabım “Yalancı Güller”, aşkın, acının ve hüzünlü bir özlemin izlerini taşıyor. Şiirlerimde ve yazılarımda, bireysel duygularla toplumsal gerçeklikleri harmanlayarak okuyucularımın kalbine dokunmayı hedefliyorum. Her mısra, her kelime, benim için bir yolculuk ve bir direniştir. “Devran Sürgüt”, sadece bir mahlas değil, aynı zamanda hayatı anlatma ve dönüştürme çabamın bir yansımasıdır.