LEVİRAT EVLİLİĞİ: Kişinin Yengesiyle Evlenmesi

KİŞİNİN YENGESİYLE EVLENMESİ

Nisan 14, 2025 - 15:24
Nisan 15, 2025 - 19:37
 0  803

1. LEVİRAT EVLİLİĞİ: Kişinin Yengesiyle Evlenmesi

Kimi gelenekler vardır, artık yaşanmasa da düşününce insanın içinde bir şeyleri titreten, geçmişin tozlu raflarından çıkıp günümüzü sorgulatan. Bugün böyle bir gelenekten bahsetmek istiyorum: levirat evliliği.

Belki adını ilk kez duyuyorsunuz. Belki de bir hikâyede, bir roman sayfasında ya da büyüklerinizin anlattığı eski bir öyküde kulağınıza çalındı. Kısaca söylemek gerekirse, levirat evliliği, çocuksuz ölen bir adamın dul karısının, onun erkek kardeşiyle evlendirilmesi. Düşünün… Kocanızı kaybediyorsunuz ve bir anda eşinizin kardeşiyle evlilik gündeme geliyor. Ya da kardeşinizi kaybediyorsunuz ve onun karısıyla evlenmeniz isteniyor. Soğuk geliyor, değil mi? Ama binlerce yıl boyunca, bu uygulama pek çok kültürde doğal bir çözüm olarak görüldü.

Bu gelenek, kutsal kitaplarda bile yer bulmuş. Tevrat’ın Tesniye bölümünde, soyun devamı için böyle bir evliliğin gerekli olduğuna inanılır. Ama mesele sadece soy değil. Malın, toprağın, adın ailede kalması istenir. Kadın ise çoğu zaman sadece “devamı sağlayacak bir figür” gibi görülür. Onun isteği, duygusu, acısı… çoğu zaman kimsenin umurunda değildir.

Bu satırları yazarken düşünüyorum: Bu bir fedakârlık mıydı? Yoksa bir mecburiyet mi? Ailenin, toplumun, dinin, geleneğin omuzlara yüklediği sessiz bir sorumluluk mu?

İşin bir de siyaset ve iktidar tarafı var. İngiltere tarihinin en çok konuşulan figürlerinden biri olan VIII. Henry, ağabeyinin dul eşi Aragonlu Catherine ile evlendiğinde, işler fena karıştı. Papa bu evliliği geçersiz saymak istemedi, Henry ise boşanmakta ısrar etti. Sonunda İngiltere Katolik Kilisesi’nden ayrıldı ve kendi kilisesini kurdu. Bir nevi levirat evliliği, koskoca bir reformun başlangıcına dönüştü.

Bugün böyle bir evlilik bize uzak geliyor olabilir. Modern hukuk, bireysel haklar, kadınların özgürlüğü… Evet, birçok şey değişti. Ama hâlâ bazı coğrafyalarda “çocuklar yetim kalmasın”, “ev dışarıya gitmesin” gibi gerekçelerle, bu tarz evlilikler yaşanabiliyor. Üstelik o evliliklerde en çok susanlar, yine kadınlar oluyor.

Ve belki de bu yüzden, bu yazı sadece bir eski gelenekten değil; aynı zamanda bugünün sessiz sorularından biriyle bitmeli:

Bir gelenek, gerçekten bittiğinde mi yok olur, yoksa artık sorgulanabildiğinde mi?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Muhsin Işık Şair ve yazarım. İki tane şiir ve iki tane de basılmış roman kitabım vardır. Instagram kullanıcı adım @muhsinn.73 ‘tür