Bayram Sevinci

Mayıs 31, 2025 - 16:46
Haziran 1, 2025 - 18:39
 0  782
Bayram Sevinci

                         *Bayram Sevinci*

     Sevinçler vardır geçicidir, sevinçler vardır, kalıcı ve bir yönüyle nesilden nesile aktarılır.

     Evet, çoğumuz geçmişin sevinçlerini, huzurunu, bayramlarını, belki de yitirdiğimiz cenneti özlemle, hasretle, hüzünle, bir kaç damla gözyaşı ile anar…bir ah! çeker, ‘Heyhat nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler!’ der ve iç geçiririz. Ne yazık ki her geçmiş bayramın lezzeti de bir sonraki bayram da yeniden aranır ve özlenir.

     Bu eski bayramlarda ne vardı ki, hep özlenir oluyor, hep hasretle ve hüzünle yâd ediliyor. Güzellik geçmişin bayramlarında mı, bayramlara değer katan örf, âdet, ananelerde mi, insanların davranışlarında mı? 

Kesilen hayvanlar mı farklıydı, yapılan ikramlar mı? İbadet yerleri, camiler mi, kurban yerlerinin havası mı? Sahiden ‘ah o eski bayramlar’ dedirten özlem dolu ifadelerin sebebi neydi?

     Toplumları toplum yapan bir çok değer vardır. Bu değerler manzumesidir ki bireyleri, toplumları ayakta tutar. Bunlar dini değerler olabilir, kültürel değerler olabilir veya hukuk kuralları olabilir. Dörtbaşı mamur bir toplum olabilmenin yolları bu ve benzeri değerlere sahip çıkmaktan, bu mirası yiyip bitirmeden sonraki nesillere aktarmaktan geçer. Aktarılmayan, unutulan veya unutturulan her bir değer, toplumun yavaş yavaş özünden kopmasını, varoluş gayesini unutmasını, belki bir yönüyle de başka toplumlara da örnek olabilme ihtimalini ortadan kaldırır.

Her inanç toplumunun da kendine ait değerleri, kıymet verdiği günleri, kadîm gelenekleri, ritüelleri vardır. İslam dünyasının da en önemli din kaynaklı ritüeli bayramlardır. Bu, tutulan oruç sonrası, mükâfât olarak lütfedilen bir bayram olsun, veya insanın Allah'a verdiği sözü yerine getirmesi sonrası kurban bayramı olsun, değişmeyen belli ritüelleri vardır. Kurban kesmek gibi, akraba, eş dost ziyareti gibi, en güzel ikramlıkların hazırlanması gibi…

Ama bayram sevinci genelde doğaçlama ve insanın içinden gelir. Bu coşku ve sevinç çok da ritüellere bağlı olmadan ortaya çıkar. Bayram vesilesiyle Allah'ın insan içine attığı o kelimelerle tarif edilemez duygular ancak yaşanarak hissedilebilir. Kanaatimce, Adem Peygamber’den bu güne kadar değişmeyen insan duygularının, günümüz insanına kalıtsal bir miras olarak kalmasıdır. Sevinç de bu duyguların en ulvilerinden birisidir. Burada nüans, sevinç kaynaklarının varlığı, kudsiyeti, nesilden nesile aktarılması olsa gerek.

Bayramlarımız da kadîm gelenekler olarak bozulmadan bize aktarılmış ve adeta onun bir meyvesi olan sevinç dahi içimize konulmuş. Bu sevinçleri doyasıya yaşamanın yegâne şartı da toplumu ayakta tutan milli, manevi her türlü değerin capcanlı yaşatılması gerçeğidir. Bu sevinçlere yer, mekan, insanlar katkıda bulunabilir ancak asıl olan yapılan ibadetlerle insani değerlerin yüceltilmesi, toplumu toplum yapan güzel örf, adet ve geleneklerin yaşatılmasıdır…bu değerlerle insan daha fazla bir coşkuya ve içinde hiç sönmeyen sevince kapılır. Ailenin birlikteliği, insanların içtenliği, yardımlaşma, dayanışma, bütün olumsuz duygu ve düşüncelerden sıyrılıp o mutlu anın yaşanması, dedikodudan uzaklaşma, herkesin birbirini içtenlikle, güler yüzle ve samimiyetle selamlaması, küçüğün büyüğe saygısı, büyüğün küçüğe merhameti…Ve başında ‘tatlı yiyelim, tatlı konuşalım’ sadedinde hazırlanan birbirinden lezzetli ikramların hazzı v.s. bayram sevincini katlayarak artıran unsurlar.

     Evet, bayramları bayram yapan insani değerlerin yüceltilmesi, onların nesilden nesile aktarılması ve insanda var olan ve hiç bitmeyecek olan sevincin, Bayram Sevinci olarak yeniden hayat bulmasıdır. Mutluluk, huzur ve sevinç yoksa orada bayram da yoktur. Büyüğe hürmet yoksa, bir yetimin başı okşanmıyorsa, yardıma muhtaç insanlar hatırlanıp, ihtiyaçları giderilip gönülleri alınmıyorsa, orada çok da paylaşımın verdiği sevinçten, bayram sevincinden söz etmek doğru olmasa gerek.

Önemli olan, ilk yaratılıştan beri insan içinde, mayesinde var olan sevinci, ulvi değerlerle yoğurarak ve katlanmış olarak ortaya çıkarmak ve toplumsal sevinci artırarak bunları bir sonraki nesile miras bırakabilmektir.

     Eksilmesin, artsın sevincimiz, kalmasın gamımız

     Manevi değerleri üstün tutmadadır kıvancımız,

     Bize mutluluk, cennet vâdediyor inancımız,

     Birlik beraberlik içinde mübarek ola bayramımız,

                                      31.05.2025

                                   Mesut Çalışkan 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Mesut Çalışkan 1967 Kırşehir'de doğdu, ilk, orta, lise eğitimini burada geçirdi. Üniversite eğitimi için Ankara'ya taşındı. Ancak ekonomik sebeplerden dolayı üniversite eğitimini tamamlayamadan devlette memuriyet hayatına başladı. Devletin çeşitli kademelerinde çalıştı, çalışma hayatıyla beraber, üniversite eğitimine Kamu Yönetimi bölümünü okuyarak devam etti ve 30 yılın ardından sonra emekli oldu. Gençlik yıllarından beri edebiyata, şiire, resim yapmaya ilgisi olan yazar, Soma faciasıyla başlayan şiir yazma sürecini, kendi çapında devam ettirmektedir. Genelde manevi aşk ağırlıklı olmak üzere hayatın her alanında şiirler yazmaktadır ve daha çok didaktik bir üslubu tercih etmektedir. Şiirlerini genelde İnstagram hesabından, fikirizleri.com adresinden ve Fikirizleri dergisinde yayınlamaktadır. Edebiyata, dilbilgisine daha hakim olmak, daha bilinçli eserler verebilmek için Halen AÖF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde de eğitimine devam etmektedir. Birikimlerini bir kitap haline getirmeyi planlıyan yazar, "Fikir İzleri ekibiyle bunun ivme kazanmasını ümit ediyorum" diyor