aşk eski bir yalan

Ocak 20, 2026 - 17:17
 0  35
aşk eski bir yalan

Kamuran Akkor söylüyor: Aşk eski bir yalan.
Biz de hemen ‘haklı’ diyoruz. Çünkü şarkılar haklıdır, özellikle de eskiler. Eskiler hep haklıdır zaten; aşkta, edebiyatta, terbiyede ve en çok da baklava açmada.

Peki “Aşk gerçekten eski bir yalan mı? Yoksa bir yeni birer yalancı mıyız?” 

Bugün aşk, nesli tükenmekte olan canlılar listesine girmek üzere. Varlığından herkes haberdar ama yakından temas eden pek yok. Görmüş olan var ama kimse yakından temas ettiğini iddia edemiyor. Daha çok anlatılan, efsanesi dolaşan, fotoğrafı paylaşılan ama canlısı görülmeyen bir duygu gibi. Pandalar kadar nadir, unicornlar kadar mitsel. 

Hepimizin ekran süresi en az dört saat. Bir başkasının ne yediğini, ne giydiğini, kiminle ayrıldığını, kime imalı story attığını biliyoruz. Ama Instagram’dan biriyle tanışma fikri ortaya atıldığında cümle aynı:
Yok ya, güvenemem.


Bir kafede oturuyoruz. Karşı masadan biri bakıyor. Tatlı tatlı. Eskiden bu bakışa “başlangıç” denirdi. Şimdi iç monolog devreye giriyor:
Kesin sadece dış görünüşümü beğendi, olmaz.
Aşk, henüz kurulmamış cümlelerden yargılanıyor. Tanışmadan elenen insanlar çağındayız.

Bir arkadaş “Seni biriyle tanıştıralım” diyor.
Beyin alarm veriyor: “Görücü usulü!”
Modernliğimiz sorgulanmasın diye, aslında ihtiyacımız olan şeye mesafeli duruyoruz. Tükürdüğümüzü yalamamak adına, susuz kalmayı tercih eden gururlu bir kalabalığız.

Birine bırakın âşık olmayı, tanışamıyoruz bile. Tanışmak artık başlı başına bir performans. CV’si güçlü olacak, travmaları yönetilebilir olacak, mesaj saatleri tutarlı olacak. Herkes seçici, herkes yorgun, herkes meşgul. Ama kimse gerçekten mutlu değil.

Sonra Yeşilçam’ı açıyoruz. Bir bakışla başlayan aşklar, bir yanlış anlamayla dağılan ama mutlaka kavuşan hikâyeler… Ardından 90’lar Hollywood’u geliyor: mektuplar, tesadüfler, yağmur altında edilen itiraflar. Ekrana bakıp iç geçiriyoruz:
Ben bu devrin insanı değilim.

Devrin insanı değiliz belki ama devrin konforuna fazlasıyla alışığız. Hepimiz huzur istiyoruz. Hepimiz hayatımıza tanık olacak bir yol arkadaşı arıyoruz. Ama hiçbirimiz bunun için risk almak istemiyoruz. Çünkü risk, hayal kırıklığı demek. Yanlış kişiyi sevmek demek. Bir süre aptal gibi hissetmek demek.

Biz ise aptal gibi hissetmeyi hiç sevmiyoruz. Filtreli hayatlarımızda pürüz istemiyoruz. Aşkın ise filtresi yok. Yakından bakıldığında kusurlu, uzaktan bakıldığında efsane.

Belki de aşk eski bir yalan değildir.
Belki aşk hâlâ oradadır ama biz ona eski cesaretlerle bakamıyoruzdur.
Belki aşk ölmedi; sadece biz onu zahmetli bulduk.

Ve böylece aşk, bizim çağımızda gerçekten “eski bir yalan”a dönüşüyor.
Çünkü inanmadığımız hiçbir şey yeni kalamaz.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı