BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR. Hiç ara vermeden yaşanan heyecanlı günlerimizi, yenileri katılarak eksilmeyen ama durmadan istikrarını sürdüren bir haraketlilikle geçiriyoruz . Herkes kendi bakışı ile haklı ve kendisi gibi olmayanı hiç düşünmeden hedef tahtasına koymaya meraklı. Ya bendensin ya da karatoprağın burası şaka tabi ki ama başlıyorlar saydırmaya. Yeterki aynı düşüncede olma bir linç başlıyor, sana her şeyi reva görebiliyorlar. İstediğimi diyebilirim. Alay edebilirim, küfredebilirim, zarar verebilirim çünkü benden olmayanın yaşama hakkı yok değil mi? Diye düşünüp davranıyorlar. Tam da böyle bir zamanın içindeyiz. Sosyal medya mantarı cinslerine göre toplamak için ideal ortam. Hepimiz hangi cins mantar olduğumuzu sergiliyebiliyoruz. Bence bu çok güzel ve değerli. İnsan zaten kendini de anlatabilmeli. Hakaret etmeden düşüncelerini yazabilmeli konuşabilmeli. Bütün beyinlerin aynı olmasını beklemek zaten beyinsizliğin göstergesidir. Her bireyin aile yapısı, geçmişi, bağları, kültürü, yaşanmışlıkları, sosyal, iş ortamı ve yaşamdan bekledikleri var tabiki faklı olacak. Buraya kadar olması gereken bu gayet normal. Sıkıntı nerede başlıyor. Kendimiz gibi düşünmeyenlere gösterdiğimiz tepkilerde başlıyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum, kendi süzgeçime göre paylaşımı ya beğeniyorum ya da beğenmeden geçiyorum. Paylaşımı yapana nutuk atmıyorum, onun fikirlerini o an yazınca değişeceğini düşünecek kadar da sığ bir idrak yapısına sahip değilim. Düşünme ve paylaşma hakkına saygı duyuyorum. Bu tür konuşmaların yüzyüze daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu hezeyanlar geçince kişiler yazılan o kırıcı sözcüklerin ardından boş yere incittikleri insanların tekrar yüzüne bakacağını da düşünmeli. Siyasetçilerde maaşlarını alıp işlerini yapıyor. Ötesi yok başka anlamlar yüklemeyin. Siyaset adamı ile Devlet adamı arasındaki ince farklar böyle zamanlarda çıkar ve tarihte bu hassas notları yazar. Bence bir kaç şeyi acilen kontrol etmeliyiz ve gerekirse vazgeçmeliyiz. 1.Sizin gibi düşünmeyenlerin düşüncelerinin yanlış olduğuna inanmaktan. 2.Sizin de yanlış düşünme ihtimalinizin olabileceğinden. 3.Demokrasinin sizin düşünceleriniz gerçekleştiğinde değil herkesin farklı düşünüp yaşadığında gerçekleşmiş olacağından. 4.Göztereceğimiz tepkilerin ahlak, etik kurallar içerisinde ve ceza gerektiren eylemlerden uzak durarak gerçekleştirilmesi gerekliliğine. 5.Konuştuğumuz alışılmış sloganların sindirilerek bilinerek algılanması ve kullanılmasından. 6.Devlete ait hiçbir kurum kuruluş ya da personele zarar verilmemesi gerektiğini 7.Kendiniz için istediğiniz anlayış ve genişliği sizin gibi düşünmeyenler içinde istememiz gerekliliğini. 8.Aynı gemide olduğumuzu ama farklılıklar içinde barış içinde yaşamamız gereklilğini. 9.Yasama, yürütme ve yargının oradaki görevliler tarafından uygulanacağını onlar dışında kimsenin böyle bir hakkı olmadığını. 10.Devletimizin hep onsekiz yaşında olduğunu ve en çok kullanılan “iktidar başka, devlet başka” söyleminin kimseyi kandıramdığını. Herkesin bun bilincinde olduğunu. Kısacası kimse aynı taraf olmak zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Yolumdaki kaldırım taşını bu ülkenin polisine, askerine vatandaşına atamazsın, kutsallara zarar veremezsin. İnsan gibi protestonu yapar gidersin. Aksi halde gözaltına alındığında ağlayamazsın. Gidip başka ülke kapılarından medet umamazsın. Bu ülkede başkalarının kurallarına göre yaşayamazsın. Yasin Pamuk

9 Nisan 2025 - 13:15
9 Nisan 2025 - 13:15 ⏱ 7 dk Okuma Süresi
 0  740
BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR

BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR.

Hiç ara vermeden yaşanan heyecanlı günlerimizi, yenileri katılarak eksilmeyen ama durmadan istikrarını sürdüren bir haraketlilikle geçiriyoruz . Herkes kendi bakışı ile haklı ve kendisi gibi olmayanı hiç düşünmeden hedef tahtasına koymaya meraklı. Ya bendensin ya da karatoprağın burası şaka tabi ki ama başlıyorlar saydırmaya. Yeterki aynı düşüncede olma bir linç başlıyor, sana her şeyi reva görebiliyorlar. İstediğimi diyebilirim. Alay edebilirim, küfredebilirim, zarar verebilirim çünkü benden olmayanın yaşama hakkı yok değil mi? Diye düşünüp davranıyorlar. Tam da böyle bir zamanın içindeyiz.

Sosyal medya mantarı cinslerine göre toplamak için ideal ortam. Hepimiz hangi cins mantar olduğumuzu sergiliyebiliyoruz. Bence bu çok güzel ve değerli. İnsan zaten kendini de anlatabilmeli. Hakaret etmeden düşüncelerini yazabilmeli konuşabilmeli. Bütün beyinlerin aynı olmasını beklemek zaten beyinsizliğin göstergesidir. Her bireyin aile yapısı, geçmişi, bağları, kültürü, yaşanmışlıkları, sosyal, iş ortamı ve yaşamdan bekledikleri var tabiki faklı olacak. Buraya kadar olması gereken bu gayet normal.

Sıkıntı nerede başlıyor. Kendimiz gibi düşünmeyenlere gösterdiğimiz tepkilerde başlıyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum, kendi süzgeçime göre paylaşımı ya beğeniyorum ya da beğenmeden geçiyorum. Paylaşımı yapana nutuk atmıyorum, onun fikirlerini o an yazınca değişeceğini düşünecek kadar da sığ bir idrak yapısına sahip değilim. Düşünme ve paylaşma hakkına saygı duyuyorum. Bu tür konuşmaların yüzyüze daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu hezeyanlar geçince kişiler yazılan o kırıcı sözcüklerin ardından boş yere incittikleri insanların tekrar yüzüne bakacağını da düşünmeli. Siyasetçilerde maaşlarını alıp işlerini yapıyor. Ötesi yok başka anlamlar yüklemeyin.

Siyaset adamı ile Devlet adamı arasındaki ince farklar böyle zamanlarda çıkar ve tarihte bu hassas notları yazar. Bence bir kaç şeyi acilen kontrol etmeliyiz ve gerekirse vazgeçmeliyiz. 

1.Sizin gibi düşünmeyenlerin düşüncelerinin yanlış olduğuna inanmaktan.

2.Sizin de yanlış düşünme ihtimalinizin olabileceğinden.

3.Demokrasinin sizin düşünceleriniz gerçekleştiğinde değil herkesin farklı düşünüp yaşadığında gerçekleşmiş olacağından.

4.Göztereceğimiz tepkilerin ahlak, etik kurallar içerisinde ve ceza gerektiren eylemlerden uzak durarak gerçekleştirilmesi gerekliliğine.

5.Konuştuğumuz alışılmış sloganların sindirilerek bilinerek algılanması ve kullanılmasından.

6.Devlete ait hiçbir kurum kuruluş ya da personele zarar verilmemesi gerektiğini

7.Kendiniz için istediğiniz anlayış ve genişliği sizin gibi düşünmeyenler içinde istememiz gerekliliğini.

8.Aynı gemide olduğumuzu ama farklılıklar içinde barış içinde yaşamamız gereklilğini.

9.Yasama, yürütme ve yargının oradaki görevliler tarafından uygulanacağını onlar dışında kimsenin böyle bir hakkı olmadığını.

10.Devletimizin hep onsekiz yaşında olduğunu ve en çok kullanılan “iktidar başka, devlet başka” söyleminin kimseyi kandıramdığını. Herkesin bun bilincinde olduğunu.

Kısacası kimse aynı taraf olmak zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Yolumdaki kaldırım taşını bu ülkenin polisine, askerine vatandaşına atamazsın, kutsallara zarar veremezsin. İnsan gibi protestonu yapar gidersin. Aksi halde gözaltına alındığında ağlayamazsın.

 Gidip başka ülke kapılarından medet umamazsın. Bu ülkede başkalarının kurallarına göre yaşayamazsın. Yasin Pamuk

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

yasin pamuk Yasin PAMUK, Şair / Yazar. Aslen Ankara’lı olup 1972 İstanbul doğumludur. Evli iki çocuk babasıdır. İşletme yüksek lisans mezunudur. Uzun yıllar profesyonel satış, pazarlama ve yönetcilik yaptıktan sonra kendi şirketini kurmuş ve iş insanı olarak yaşamını devam ettirmektedir. Yabancı dil bilmektedir. Edebiyat haricinde firma bünyesinde birden fazla sektöre hitap eden oluşumlar mevcuttur. İthalat ve İhracat üzerine çalışmaların yürütüldüğü şirketinde, gıda ambalaj malzemeleri, Coffee The Co markasına ait kafe şubeleri, BravoRun adı altında profesyonel koşu organizasyonları yapan oluşumu, OberAjans bünyesinde sosyal medya yönetimi ve markalaşama üzerine bir ajansıda mevcuttur. Daha önce ayınlanmış bir adet romanı CASPİAN, iki adet AĞLASAM GÖZLERİME İHANET ve AŞK DİRENMEKTİR adlı şiir kitabı, Köşe yazılarından oluşan CEVAPSIZ YAZILAR adlı kitabı ile birlikte dört adet eseri mevcuttur. Farklı gazatelere köşe yazıları yazmaktadır. Merkezi Gebze’de olan Evrensel Kültür ve Sanat Derneği ve EKS yayın evi kurucu üyelerindendir. Dernek çatısı altında yada bireysel kitap fuarlarında imza günlerine ve söyleşilere katılmaktadır. Ünüversite ve liselerde kişisel gelişim ve pazarlma seminerleri vermektedir. Uzun yıllardır amatör olarak Fotografçılık ile ilgilenmektedir. Gerçekleştirmek istediği etkinliklerden birisi de gitmiş olduğu dünyanın bir çok ülkesinde ve ülkemizin değişik coğrafyalarında çektiği fotograflardan sergi açabilmektir. Uzun yol ve doğa koşularında profesyonel performasn sergilemektedir. Daha önce kurucularından olduğu atletizm derneğindeki aktif görevini bırakmıştır. Şu an hala düzenli olarak koşu ve doğa aktivitelerine katıldığı kurucusu olduğu BRAVORUN koşu grubu ile yaşamın içindeki diğer hayatı duymaya devam etmektedir. Ağırlıkla dağ, patika koşuları fazlaca cezbetmektedir. Her yıl farklı aylarda düzenlenen Uluslararası Gebze Ultra Trail, Uluslararası Gölpazarı Ultra Trail / Bilecik, Kanyon Ulubey Ultra Trail / Uşsak ve LoveRun Mudanya yol koşusu etkinliklerinin organizatörüdür. Birçok sosyal etkinliklerde yerel yönetim yada STK lar ile projelerde bulunmaktadır. Hissetmeden yaşamın koma halindeki bir bedenle aynı olduğunu, her anın hayrı bir hayata bedel teşkil ettiğini savunur. Daha yapılacak çok eylem, yaşanacak yeni anlar var. Önce kendiniz mutlu edin.