Her Şey Zamanında Güzeldir

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Saat ve zaman kavramı, hayatı disiplinli, dengeli ve anlamlı bir şekilde sürdürmenin temelini oluşturur. Telafisi imkânsız olan zamanın ve sağlığın değerini bilerek günü çalışma, dinlenme ve kişisel gelişime adilce bölmek hem maddi hem de manevi sağlığın anahtarıdır. Her şeyin muayyen bir vakti olduğunu unutmadan, ertelemeden ve farkındalıkla yaşamak pişmanlığın önüne geçecek en büyük kazançtır.

13 Eylül 2026 - 10:16
13 Eylül 2026 - 10:16 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  37
Her Şey Zamanında Güzeldir

Saat kavramı yere ve zamana göre değişiklik arz eder. Daha ilk çağlardan itibaren birçok iş saate göre belirlenirdi. Saat demek düzen, disiplin ve planlı yaşam demektir.

​Saat ile birlikte anlam taşıyan dakika, saniye veya salise de büyük önem taşımaktadır. Bazen çabuk geçmesini arzu ederiz bazen de hiç bitmesin isteriz. Bir hastanın yaşam mücadelesi ameliyat masasındaki hayati önem taşıyan saniyelere bağlıdır. Bir insan sevdiğine veya sevdiği bir şeye kavuşacağı için akrep ve yelkovanın birbiriyle yarışmasını ister âdeta. Saatler o kadar hızlı ilerlesin ki umduğuna kavuşsun. Bazen de insan dakikaların hatta saniyelerin bile geçmesini istemez. Örneğin vatanından, toprağından, anadan, yardan ayrılacağını bilen biri o anın gelmesini hiç istemez. Oysaki doğanın kanunu bu; iyi veya kötü o saat tik tak sesleriyle işlemeye devam edecek. Bu işleyiş kimileri için ıstırap olurken kimileri için de sevinç, sürur kaynağı olacaktır. Saat kavramı asırlardır önemini koruyan bir unsurdur. İşe veya okula gideceğimiz zamandan hayır ve şer günlerde insanoğlu belli bir saat dilimini baz alır. İslam Peygamberi sıhhatle birlikte boş vaktin de faydalı işlerde değerlendirilmesini teşvik ve tavsiye etmiştir:

​"Sağlığınızın ve boş vaktinizin kıymetini biliniz. Zira sağlık hastalık gelmeden, boş vakitte işler üst üste gelmeden anlaşılmaz, kıymeti tam olarak bilinmez." buyurmuştur.

​Sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da zamanı taksim eden dinimiz, 24 saati dilimlere ayırmıştır. 8 saat çalışma, 8 saat uyku, 8 saati de ailesiyle, sevdikleriyle beraber vakit geçirerek, spor yaparak veya herhangi bir hobiyle uğraşarak geçirilmesi gereken değerli zamanlardır.

​Hem maddi hem de manevi sağlığımız bu saate göre hareket etmeye bağlıdır.

​"Ağaç yaşken eğilir." buyuran atalarımız da her şeyin vaktinde olması gerektiğini vurgulamaktadır. İnsanoğlunun en büyük hatası sağlığının, boş vakitlerinin kıymetini tam olarak anlayamamasıdır. Bir ömür boş işlerle kendisine verilen saatleri heba ederek harcayan bizler, hem dünya hem de ahiret sermayesi olan en elzem şeyleri kaçırabiliyoruz. Ve unutulmamalıdır ki dün geri gelmiyor! Bu yüzden anın kıymetini bilerek yaşamaya gayret etmeliyiz. Birkaç saniye veya dakika nefes alıp vermek için servet harcayan insanlar gördüm. Doktoru tarafından 3 ay, 6 ay ömrü kaldığını duyan ve bunu bir ganimet gibi gören genç-yaşlı hastalar gördüm. Ölümü bile önümüzden bir tabut geçmeden aklının ucundan geçirmeyen özellikle genç nesillerin kumar masalarında, içki sofralarında, varoşlarda, sokak aralarında uyuşturucu maddeler tüketerek, internet kafelerde, bilgisayar başında, telefonlarda saatlerce hareketsiz oturarak heba ettiği bu zamandan korkmamak ve endişe duymamak elde değil!

​Saat kavramının içini örneklerle doldurmak mümkündür ancak dikkat çekmek istediğim konu; planlı, programlı, yerinde ve zamanında yapılan veya yapılmayan şeylerin getirisi götürüsüdür. Maddi ve manevi hastalıkların da bu hastalıkların şifası da her şeyi zamanında yapmaktır.

​Bu konuyla ilgili güzel bir söz vardır: "Bugünün işini yarına bırakma!"

​Askerlik zamanında güzeldir. Evlilik zamanında güzeldir. Okumak zamanında güzeldir. Uyumak veya uyanmak zamanında güzeldir. Hatta sevmenin de kızmanın da bir zamanı vardır. Mesela zamanında gelmeyen özrün veya pişmanlığın faydası yoktur. Zamanında ödenmeyen borcun, vaktinde kılınmayan namazın bir anlamı olmadığı gibi. Şakanın da gerçeğin de bir zamanı vardır. Dünyanın her neresine giderseniz gidin saat kavramı sizi çepeçevre kuşatmıştır. Falan saat, filan saat...

​Futbol maçlarından en sevdiğimiz dizilere kadar her şeyin bir saati vardır.

​Yaşamın da ölümün de muayyen bir saati vardır ve bu saat bugüne kadar hiç şaşmamıştır. Ölüm vakti gelince onu ne bir salise geriye ne de ileriye çekebilirsiniz. Aslında saat kavramının hayatımıza girmesinin en önemli sebebi her an Yaradan'ın huzuruna çıkacakmış gibi hayatımızı planlı bir şekilde sürdürmektir.

​Etrafımızda da görüldüğü üzere ruhumuz can kafesinden ayrıldıktan sonra pişmanlığın hiçbir faydası yoktur.

​Makul düşünebilen insanlar için zamanında hareket etmek hayati bir meseledir.

​Zamanını en verimli şekilde kullanabilenlerden olmayı tercih ve temenni edelim. 

~Şiir Yürekli Roman Yazarı ✍🏻 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."