Ekranda Ne İzliyoruz, Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Günümüzde çocukların zihinsel ve kültürel dünyasını büyük oranda ekranlar şekillendirirken, asıl belirleyici unsur teknolojinin kendisinden ziyade o ekranların neyle doldurulduğudur. Çocukların gördüklerini taklit ederek kanıksadığı bu düzende, kendi tarihimizi, edebiyatımızı ve insani değerlerimizi yeterince aktaramadığımızda oluşan boşluğu başkalarının ürettiği içerikler doldurmaktadır. Bu durum ailelerden medya yapımcılarına ve sanatçılara kadar herkese ortak bir sorumluluk yüklemektedir; çocukları yalnızca kısıtlamak yerine onlarla diyalog kurmalı, kendi kültürümüzü sevdiren kaliteli alternatifler sunmalı ve edebiyat ile düşünce dünyamızın kıymetli isimlerine sahip çıkarak gençleri sadece tüketen değil, üreten bireyler olmaya teşvik etmeliyiz.

14 Eylül 2026 - 09:48
14 Eylül 2026 - 09:48 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  23
Ekranda Ne İzliyoruz, Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?

Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?

​Bazen televizyon, bilgisayar veya telefon başında saatlerce vakit geçiriyoruz. Ne izlediğimizi düşünmeden dahi vakit kaybediyoruz. Bir dizi bitiyor, başka bir program başlıyor. Bunun sonunda televizyon başından kalkıp telefona bakıyoruz ya da bilgisayar başına geçiyoruz. Peki, kendimize hiç şu soruyu sorduğumuz oluyor mu: "Biz ne izliyoruz?" Ve bütün bunlar, çocuklarımızın zihninde nasıl bir dünya oluşturuyor?

​Elbette ben bu yazıyı televizyonu veya sinema ortamını kötülemek amacıyla yazmış değilim. Çok güzel yapımlar, eğitici programlar, belgeseller ve insanın ufkunu genişletecek içerikler de var şüphesiz. Mesele ekranın kendisi değil; asıl mesele o ekranı ne ile doldurduğumuzdur.

​Çünkü bugün ekran, birçok çocuğumuzun hayatında büyük bir yere ve öneme sahip. Bugün maalesef bir çocuk; ailesinden çok ya televizyon ya bilgisayar ya da telefon başında vaktini harcıyor. Böyle olunca da ekran başında gördüğü insanlar, karakterler veya hikâyeler onun dünyasını şekillendiriyor.

​Çocuğun kimi kahraman olarak gördüğü de çok daha önemli. Çünkü çocuk sadece izlemiyor; gördüğünü öğreniyor, gördüğünü taklit ediyor ve zamanla da yaptıklarını normal bir şeymiş gibi algılıyor.

​Burada kendimize dürüst bir soru sormamızda fayda var: Biz kendi değerlerimizi, kendi kültürümüzü, kendi tarihimizdeki önemli kişileri çocuklarımıza ne kadar anlatabiliyoruz?

​Dünyanın farklı ülkeleri kendi hikâyelerini sinemayla veya dijital ortamda anlatıyor. Kendi kahramanlarını çocukların karşısına çıkarıyor. Kendi kültürlerini tanıtıyor ve gelecek nesillere de aktarıyor. Bizim ise anlatacak o kadar çok hikâyemiz, o kadar çok değerimiz var ki... Ama biz maalesef bunun bilincinde değiliz.

​Tarihimizde büyük fedakârlıklar yapmış nice insanlar var. Edebiyat tarihimizde birbirinden değerli yazarlarımız, şairlerimiz var. Düşünce dünyamızda insanlara yol gösterecek büyük isimler var. Fakat biz bunları çocuklarımızın karşısına yeterince çıkarabiliyor muyuz?

​Bence asıl mevzu burada başlıyor.

​Bir çocuğa "Bunu oku ya da bunu izle" demek çoğu zaman yeterli değildir; çünkü boş bırakılan bir şeyi bir başka şey doldurur. Eğer biz çocuklarımıza kaliteli içerikler sunmazsak onların dünyasını başkalarının ürettiği içerikler şekillendirecektir.

​Bu nedenle aileler olarak hepimize büyük sorumluluk düşüyor. "Çocuklarımız ne izliyor, ne okuyor, kimleri takip ediyor?" diye zaman zaman bakmak gerekir. Ama bunu sadece yasaklayarak değil, onlar ile konuşarak yapmak gerekir. Çünkü bir çocuğa bir şeyi anlatmanın en güzel yolu onu anlamaya çalışmaktır.

​Aynı sorumluluk yapımcılara, senaristlere, sanatçılarımıza ve medyaya da düşüyor. Bizim toplumumuzu, kültürümüzü ve ortak değerlerimizi anlatan kaliteli yapımlara ihtiyacımız var. Gençlerin sadece tüketen değil, üreten insanlar olmasını istiyorsak onlara ilham verecek örnekleri de çoğaltmalıyız.

​Ve ben burada bazı isimlere özellikle yer vermek istiyorum.

​Hayati İnanç gibi kültürümüzü ve edebiyatımızı gençlere sevdirmeye çalışan, Ebubekir Sifil gibi düşünce dünyasında önemli çalışmalar ortaya koyan, Ömer Karaoğlu gibi yıllardır müziğiyle insanlara ulaşan, Dursun Ali Erzincanlı gibi şiir ve naatlarıyla gönüllere dokunan isimler var. Edebiyatımızda Nurullah Genç, İbrahim Tenekeci ve Ahmet Murat gibi çok kıymetli şair ve yazarlarımız bulunuyor.

​Mesele bu isimlerin çok güzel yazması ya da okuması değil; asıl mesele, gerçekten değer veriyorsak onların ürettiklerine de sahip çıkmaktır. Okumalı, dinlemeli, izlemeli, paylaşmalı ve gençlerin örnek alacağı bir nesil inşa edebilmeliyiz.

​Çünkü sevdiğini söylemek kolaydır; söylersin, olur biter. Ama asıl mesele onun yaptığını yapabilmektir.

​Bugün çocuklarımızın elinde telefon var ama yarın kitap da olabilir. Ya da dergi, kamera, ne bileyim mikrofon da olabilir. Ve bunları sağlayabilmek biraz da bizim elimizde, öyle değil mi?

​Ben çocuklarımızın dünyasında kendi tarihimizin, edebiyatımızın, kültürümüzün ve değerlerimizin daha fazla yer almasını istiyorum. Bunun için de önce ekranlara, sonra kendimize bakmamız gerektiğine inanıyorum.

​Çünkü çocuklarımızın ne izleyeceği sadece onların meselesi değildir. Onların ne izleyeceği, biraz da bizim onlara sunduklarımızla ilgilidir.

​Ve belki de bugün hem kendimize hem çocuklara hem de çevremize sormamız gereken o soruyu bir kez daha tekrarlayalım:

​“Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?”

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Yakup Köstekçi Şair | Yazar | Düşünür Gündeme dair yazılar, hayata dair sözler, kitaplarımdan şiirler ve alıntılar paylaşırım. Patnos Haber Gazetesi Köşe Yazarı Erciş Atakan Çelik kültür merkezi personeli