<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Yakup Köstekçi</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/yakupkostekciofficial</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; Yakup Köstekçi</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Okumaya Nereden Başlayalım Ve Neler Okuyalım?</title>
<link>https://fikirizleri.com/okumaya-nereden-baslayalim-ve-neler-okuyalim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/okumaya-nereden-baslayalim-ve-neler-okuyalim</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Nereden okumaya başlayalım ve neler okuyalım?&quot; soruları etrafında biçimlenen, okuma alışkanlığı ve kitap seçimi üzerine samimi bir değerlendirme ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202610/image_870x580_6abe111b75604.webp" length="63420" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:10:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yakup Köstekçi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Son zamanlarda kitaplarda olsun mektuplarda olsun her tarafta karşıma çıkan iki önemli soruyu sizlere de sormak isterim: <strong>Okumaya nereden başlayalım ve neler okuyalım?</strong></span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Aslında bu iki soru sadece bizim gazetemiz için değil, okumaya heves eden herkes için ortak bir soru. Çünkü bazen insan okumak istiyor ama nereden okumaya başlayacağını bir türlü karara bağlayamıyor. Evet, insan bazen okumaya heves ediyor ama nereden ve nasıl başlayacağını dahi bilemiyor. Bazen bir kitapçıya uğruyorsun; onlarca kitap arasında hangi kitabı alıp okumaya başlayacağın konusunda kararsız kalıyorsun.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki okumaya başlamak için kendimize çok büyük hedefler koymaya gerek yok. İlk günden illa yüz sayfa kitap okuyacağım demek yerine; günde on veya on beş sayfa, yahut yarım saat kitap okuyacağım diyebiliriz. Çünkü asıl önemli olan şey çok okumak değil, okumayı hayatımızın bir parçası hâline getirebilmektir.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Doğan Cüceloğlu'nun insanın kendisini geliştirmesi ve yaşamını anlamlandırması üzerine yaptığı çalışmaların da bize hatırlattığı önemli bir gerçek var: İnsan, kendini geliştirmeye ve öğrenmeye devam ettiği sürece değişir. Okumak da bu değişimin en güçlü yollarından biridir.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Peki, neler okuyalım?</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Bunun tek bir cevabı yok. Çünkü herkesin ilgisi, merakı ve hayat tecrübesi farklı. Bir insan roman okumaktan hoşlanabilir; bir başkası tarih kitaplarından, bir diğeri felsefeden veya şiirden keyif alabilir. Bu nedenle okumaya başlarken ilk yapmamız gereken şey, kendimizi tanımaktır.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Kendinize şu soruyu sorun: “Ben neyi merak ediyorum?”</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​İnsan ilişkilerine merakınız varsa psikoloji, geçmiş tarihe merakınız varsa tarih, hayatın anlamına merakınız varsa felsefe, başka insanların hayat hikâyelerine merakınız varsa roman okuyun. Eğer duygularınızı anlamak ve onlara yön vermek isterseniz de şiir okuyabilirsiniz.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Burada önemli nokta, bir günde yüklenip yüz sayfa, iki yüz sayfa okuma çalışması yapmamaktır.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Hiç kitap okuma alışkanlığımız yoksa günde on sayfadan başlayabilirsiniz.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​On sayfa gözünüze küçük görünebilir fakat her gün düzenli bir şekilde okursak çok faydasını göreceğinizden eminim. Burada önemli olan bir günde çok okumak değil, kitap okumayı hayatımızın bir parçası hâline getirebilmektir.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Başka bir önemli husus ise seçtiğimiz kitaplardır.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Her popüler kitap bize uygun olmayabilir. Bir kitabın çok okunması, çok satması veya herkes tarafından okunması o kitabın bize uygun olacağı anlamına gelmez. Çünkü o kitabın bizim ruh hâlimize iyi gelmeyeceği ne malum? Belki de sevmeyeceğiz. Yani herkes okuyor diye bizim de okuma zorunluluğumuz yoktur.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Bazen bir kitabı birkaç sayfa okur ve çabucak sıkılırız; bu durum genelde okurlarımdan aldığım soruların başında geliyor. Peki, bize hitap etmeyen yani anlamadığımız bir eseri gerçekten okumalı mıyız? Hayır, tabii ki de. Çünkü bize hitap etmeyen bir kitabı okumamalıyız. Kitap okumak bir yarış değildir ve her kitabı okuma zorunluluğumuz da yoktur.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Okuduğumuz bir cümlenin günlerce hatta aylarca aklımızda kalması, bir düşüncemizi değiştirmesi ve bize hiç düşünmediğimiz bir konu hakkında sorular sordurması bir kazanımdır.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Ben bu yazıyı hazırlarken üzerinde durduğum isimlerden biri Doğan Cüceloğlu oldu. Çünkü Doğan Cüceloğlu’nun insanın kendini geliştirmesi üzerine koyduğu çalışmalar, yıllar önce benim bakış açımı da değiştirmişti… Çünkü insan yalnızca dış dünyayı değil, kendisini de okumalıdır. Ne düşündüğünü, niçin bu şekilde davranışlar sergilediğini ve hayattan beklentisinin ne olduğunu anlamaya çalışmalıdır.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​İşte tam da bu noktada kitaplar insana rehber olmuştur. Fakat sadece kitap alarak okur olunmaz. Evimizde kitapların bulunması çok güzel bir şey; fakat onları alıp okumadan öylece süs gibi bırakmakla okur olunmaz.</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Bugün belki de en büyük zaman kaybımız diyebileceğimiz bir soru soralım: Bizler bilgi hazinesi olan kitaplar dururken neden kitap okumuyoruz?</span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">​Bugün televizyon karşısında saatlerce oturup o programdan o programa atlıyoruz. Sosyal medyada birkaç saniye içerisinde yüzlerce içerik görüyoruz. Bir videodan çıkıp başka bir video izliyoruz. Fakat çoğu zaman şunu kendine hiç sordun mu: "O izlediğimiz programı anlatmaya kalksak kaç saniyesini anlatabiliriz?" İşte kitap okumayan bir birey bunu 5 saniye anlatır; kitap okuyan ise size özet hâlinde 2 saate yakın, hatta daha da fazlasını anlatır. <br><br><br><br><br><br style="mso-special-character: line-break;"><!-- [if !supportLineBreakNewLine]--><br style="mso-special-character: line-break;"><!--[endif]--><o:p></o:p></span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><br><br style="mso-special-character: line-break;"><!-- [if !supportLineBreakNewLine]--><br style="mso-special-character: line-break;"><!--[endif]--></span></i><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><o:p></o:p></span></i></p>
<p><span><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"><span style="mso-spacerun: yes;"></span></span></i></span><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 16.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"><br><br style="mso-special-character: line-break;"><br style="mso-special-character: line-break;"></span></i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekranda Ne İzliyoruz, Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?</title>
<link>https://fikirizleri.com/ekranda-ne-izliyoruz-cocuklarimiza-ne-birakiyoruz</link>
<guid>https://fikirizleri.com/ekranda-ne-izliyoruz-cocuklarimiza-ne-birakiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde çocukların zihinsel ve kültürel dünyasını büyük oranda ekranlar şekillendirirken, asıl belirleyici unsur teknolojinin kendisinden ziyade o ekranların neyle doldurulduğudur. Çocukların gördüklerini taklit ederek kanıksadığı bu düzende, kendi tarihimizi, edebiyatımızı ve insani değerlerimizi yeterince aktaramadığımızda oluşan boşluğu başkalarının ürettiği içerikler doldurmaktadır. Bu durum ailelerden medya yapımcılarına ve sanatçılara kadar herkese ortak bir sorumluluk yüklemektedir; çocukları yalnızca kısıtlamak yerine onlarla diyalog kurmalı, kendi kültürümüzü sevdiren kaliteli alternatifler sunmalı ve edebiyat ile düşünce dünyamızın kıymetli isimlerine sahip çıkarak gençleri sadece tüketen değil, üreten bireyler olmaya teşvik etmeliyiz. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202609/image_870x580_6aa6a952b800f.webp" length="17098" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 09:48:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yakup Köstekçi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?</strong></span></p>
<p>​Bazen televizyon, bilgisayar veya telefon başında saatlerce vakit geçiriyoruz. Ne izlediğimizi düşünmeden dahi vakit kaybediyoruz. Bir dizi bitiyor, başka bir program başlıyor. Bunun sonunda televizyon başından kalkıp telefona bakıyoruz ya da bilgisayar başına geçiyoruz. Peki, kendimize hiç şu soruyu sorduğumuz oluyor mu: "Biz ne izliyoruz?" Ve bütün bunlar, çocuklarımızın zihninde nasıl bir dünya oluşturuyor?</p>
<p>​Elbette ben bu yazıyı televizyonu veya sinema ortamını kötülemek amacıyla yazmış değilim. Çok güzel yapımlar, eğitici programlar, belgeseller ve insanın ufkunu genişletecek içerikler de var şüphesiz. Mesele ekranın kendisi değil; asıl mesele o ekranı ne ile doldurduğumuzdur.</p>
<p>​Çünkü bugün ekran, birçok çocuğumuzun hayatında büyük bir yere ve öneme sahip. Bugün maalesef bir çocuk; ailesinden çok ya televizyon ya bilgisayar ya da telefon başında vaktini harcıyor. Böyle olunca da ekran başında gördüğü insanlar, karakterler veya hikâyeler onun dünyasını şekillendiriyor.</p>
<p>​Çocuğun kimi kahraman olarak gördüğü de çok daha önemli. Çünkü çocuk sadece izlemiyor; gördüğünü öğreniyor, gördüğünü taklit ediyor ve zamanla da yaptıklarını normal bir şeymiş gibi algılıyor.</p>
<p>​Burada kendimize dürüst bir soru sormamızda fayda var: Biz kendi değerlerimizi, kendi kültürümüzü, kendi tarihimizdeki önemli kişileri çocuklarımıza ne kadar anlatabiliyoruz?</p>
<p>​Dünyanın farklı ülkeleri kendi hikâyelerini sinemayla veya dijital ortamda anlatıyor. Kendi kahramanlarını çocukların karşısına çıkarıyor. Kendi kültürlerini tanıtıyor ve gelecek nesillere de aktarıyor. Bizim ise anlatacak o kadar çok hikâyemiz, o kadar çok değerimiz var ki... Ama biz maalesef bunun bilincinde değiliz.</p>
<p>​Tarihimizde büyük fedakârlıklar yapmış nice insanlar var. Edebiyat tarihimizde birbirinden değerli yazarlarımız, şairlerimiz var. Düşünce dünyamızda insanlara yol gösterecek büyük isimler var. Fakat biz bunları çocuklarımızın karşısına yeterince çıkarabiliyor muyuz?</p>
<p>​Bence asıl mevzu burada başlıyor.</p>
<p>​Bir çocuğa "Bunu oku ya da bunu izle" demek çoğu zaman yeterli değildir; çünkü boş bırakılan bir şeyi bir başka şey doldurur. Eğer biz çocuklarımıza kaliteli içerikler sunmazsak onların dünyasını başkalarının ürettiği içerikler şekillendirecektir.</p>
<p>​Bu nedenle aileler olarak hepimize büyük sorumluluk düşüyor. "Çocuklarımız ne izliyor, ne okuyor, kimleri takip ediyor?" diye zaman zaman bakmak gerekir. Ama bunu sadece yasaklayarak değil, onlar ile konuşarak yapmak gerekir. Çünkü bir çocuğa bir şeyi anlatmanın en güzel yolu onu anlamaya çalışmaktır.</p>
<p>​Aynı sorumluluk yapımcılara, senaristlere, sanatçılarımıza ve medyaya da düşüyor. Bizim toplumumuzu, kültürümüzü ve ortak değerlerimizi anlatan kaliteli yapımlara ihtiyacımız var. Gençlerin sadece tüketen değil, üreten insanlar olmasını istiyorsak onlara ilham verecek örnekleri de çoğaltmalıyız.</p>
<p>​Ve ben burada bazı isimlere özellikle yer vermek istiyorum.</p>
<p>​Hayati İnanç gibi kültürümüzü ve edebiyatımızı gençlere sevdirmeye çalışan, Ebubekir Sifil gibi düşünce dünyasında önemli çalışmalar ortaya koyan, Ömer Karaoğlu gibi yıllardır müziğiyle insanlara ulaşan, Dursun Ali Erzincanlı gibi şiir ve naatlarıyla gönüllere dokunan isimler var. Edebiyatımızda Nurullah Genç, İbrahim Tenekeci ve Ahmet Murat gibi çok kıymetli şair ve yazarlarımız bulunuyor.</p>
<p>​Mesele bu isimlerin çok güzel yazması ya da okuması değil; asıl mesele, gerçekten değer veriyorsak onların ürettiklerine de sahip çıkmaktır. Okumalı, dinlemeli, izlemeli, paylaşmalı ve gençlerin örnek alacağı bir nesil inşa edebilmeliyiz.</p>
<p>​Çünkü sevdiğini söylemek kolaydır; söylersin, olur biter. Ama asıl mesele onun yaptığını yapabilmektir.</p>
<p>​Bugün çocuklarımızın elinde telefon var ama yarın kitap da olabilir. Ya da dergi, kamera, ne bileyim mikrofon da olabilir. Ve bunları sağlayabilmek biraz da bizim elimizde, öyle değil mi?</p>
<p>​Ben çocuklarımızın dünyasında kendi tarihimizin, edebiyatımızın, kültürümüzün ve değerlerimizin daha fazla yer almasını istiyorum. Bunun için de önce ekranlara, sonra kendimize bakmamız gerektiğine inanıyorum.</p>
<p>​Çünkü çocuklarımızın ne izleyeceği sadece onların meselesi değildir. Onların ne izleyeceği, biraz da bizim onlara sunduklarımızla ilgilidir.</p>
<p>​Ve belki de bugün hem kendimize hem çocuklara hem de çevremize sormamız gereken o soruyu bir kez daha tekrarlayalım:</p>
<p>​<span style="font-size: 12pt;"><strong><em>“Ekranlarda Ne İzliyoruz? Çocuklarımıza Ne Bırakıyoruz?</em>”</strong></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zil Artık Ders İçin Değil, Vicdanlar İçin Çalıyor</title>
<link>https://fikirizleri.com/zil-artik-ders-icin-degil-vicdanlar-icin-caliyor</link>
<guid>https://fikirizleri.com/zil-artik-ders-icin-degil-vicdanlar-icin-caliyor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202604/image_870x580_69e00888e4254.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 00:53:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yakup Köstekçi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%;">Bizim olduğumuz zamanlarda okul zili çaldığında herkesin aklına ders zili gelirdi. Teneffüs ne zaman bitecek de biz ders başına geçeceğiz... Zil sadece bir düzenin sesiydi…<br><br>Ama maalesef ki bu zil artık aynı anlamı taşımıyor<br><br>Son zamanlarda okullar ile duyulan olaylar, yaşanan gerginlikler ve güven duygusu da haddinden fazla azaldı. Okul dediğimiz yer, aslında insanın en güven duyduğu yer olmalıdır. Okul dediğimiz yer saygının ve saygının en yüksek yeri olmalıdır. Ama maalesef ki eğitim de geldiğimiz noktada bunu göremiyoruz.<br><br>Günümüz gerçekten de değişti. İnsanların birbirine sevgisi, saygısı ve en çok da bakış açısı değişti. Sabır azaldı, sevgi bitti. Eskiden bir öğretmen sınıfa girdiği zaman bir sessizlik olurdu herkes nerede nasıl konuşacağını, nerede nasıl davranacağını bilirdi. Bu sadece korkudan değil, saygıdandı.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Öğretmen sadece ders anlatan biri değil, ailemizden biri olurdu kimi zaman.<br><br>Bugün ise saygıdan eser yok ve insan işte bu duruma gerçekten de çok üzülüyor. Öğretmene olan bakış açışı değiştikçe, eğitimin değeri de değişiyor. Çünkü öğretmenlerimiz bugün kıymet görmezse eğitim de zarar görür.<br><br>Çocuklar gördüğünü öğrenir. Evde, sokak da, çevrede ne görürse onu öğrenir.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Saygı varsa saygı, sevgi varsa sevgi… İlgisizlik varsa ilgisiz büyür.<br><br>Bu noktada hepimizin sevdiği bir oyuncu olan rahmetli Münir Özkul’un Hababam sınıfında söylediği çok güzel bir sözü vardır onu sizlerle paylaşmak isterim;<br></span></i><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">“ İlkokul sıralarında çocuklarınızın eğitimiyle ne kadar ilgilendiniz? Onlarla arkadaş olup, onları anlamaya dertlerine, sorunlarına ortak ve yardımcı olmaya çalıştınız mı? Gerek öğretmenlerine, gerekse sizlere yani ana babalarına hatta memleketlerine faydalı birer insan olarak yetişmeleri için ne yaptınız? Görev ve sorumluluklarını kendilerine hatırlattınız mı? Bir çocuk eline çanta verip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş para koyup okul köşesine atılmakla eğitilmez. Bu yüzden benim kanımca tembel çocuk, hatalı çocuk, suçlu çocuk yoktur. Hatalı ana baba vardır…”<br><br></span></i></b><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Bugün yaşanan birçok şey, belki de bu sözün içinde saklıdır. Oysaki okul sadece bilgi birikimi verilen bir yer değildir. Okulda aynı zamanda insan olmayı öğrenirsin. Saygının, sevginin ve empati duygusunun büyüdüğü yerin adıdır okul…<br><br>Evet, bugün zil çalıyor… Ama artık sadece ders için değil;<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Bize kocaman bir soru yönlendiriyor…<br><br>Bir nerde ve neyi yanlış yaptık?<br>Ve o eksik, bence bilgiden önce vicdandır…<o:p></o:p></span></i></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yakup Köstekçi Yaşadıklarımı Anlatamadım</title>
<link>https://fikirizleri.com/yakup-koestekci-yasadiklarimi-anlatamadim</link>
<guid>https://fikirizleri.com/yakup-koestekci-yasadiklarimi-anlatamadim</guid>
<description><![CDATA[ Merhaba sevgili arkadaşlar yeni şiirim sizlerle iyi seyirler. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202502/image_870x580_679f610e09e32.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 16:57:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yakup Köstekçi</dc:creator>
<media:keywords>Hasret, ayrılık, hayat acısı.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Bir zamanlar sevdalanmıştım birine,<br>Bir sabah gözlerimi açtım bir de ne göreyim ;<br>Bir mektup vardı başucumda,<br>Sadece elveda yazıyordu…<br>Ne arkasından bir iz ne de bir umut bırakmıştı,<br>Dayanamam nefesim kesilir sandım,<br>Üzerime dağlar, üzerime fırtınalar yıkıldı,<br>Sonra günlerden bir gün baktım ki her şeyi unutmuşum…<br><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Herkes yolunu çizmiş ve herkes hayatını çizmiş ilerliyordu.<br>O geçmez sandığım her şey geçmişti,<br>Öyle korktuğum gibi de olmadı ha,<br>Ne yer yerinden oynadı ne de dünya başıma yıkıldı,<br>Bir şekilde hayatta kaldım ve mücadele ettim…<b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="color: red;"><br></span></b><br>Sonra sevmem dediğim insanları da sevdim,<br>O enkazı yeniden oluşturdum,<br>Gidenin arkasından sadece bir kova su döktüm,<br>Ne nefesim kesildi ne de düştüğüm ile kaldım,<br>Her aldığım darbede biraz daha güçlendim.<br>Gidenin sadece kendi isteğiyle gittiğini<br><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir Kez daha öğrenmiş oldum,<br>Benden bir şey eksilmedi aslında<br><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>insanın aslında kendini aşk denen şey yüzünde <br>kandırılıp arkasından vurulduğunu öğrendim.<br>Acı hayat bana bir şekilde hayatta kalmayı öğretti…<br>Ve ben ağlaya ağlaya hayatta kalmayı öğrendim.<br><br>Hayat aslında insana çok şey öğretiyormuş,<br>Ben bunu fark ettim,<br>Yıllar ilerledikçe bir çok şeyi daha öğrendim,<br>Güvenmemeyi,<br>Kimsenin vazgeçilmez olmadığını,<br>Aşkın bir yalan olduğunu,<br>Hayat bana bunu bir kez daha acı içinde gözler önüne serdi.<br><br>Zaman geri gelmiyor dostum,<br>Ne aşk ne de sevdaya yenik düşme,<br>Zaman ne yaralarına bakmak için müsaade eder <br>ne de yaralandın mı? Diye sorgu sual eder…<br>Hayat sana acılarını sorgulamak için mola vermez,<br>Kum gibidir hayat tane tane her şeyi geriden getirir.<br><br>Benim bu hayattaki en büyük yanlışım <br>en büyük hatam nerede oldu bilir misin?<br>En büyük hatam da yanlışım da zamana karşı yarışmak oldu…<br>O hatayı yapıp çok da pişman oldum...<br><br>Yani kısaca hayat bana şunu öğretti;<br>İnsan ne gidenle azalır,<br>Ne de gelenle çoğalır,<br>İnsan acılarıyla ve yaşadıklarıyla akıllanır,<br>İnsana en büyük terbiyeyi de acıları verir,<br>Sular akar yolunu bulur,<br>zaman da gider,<br>Ne kayalar ne de tozu kalır,<br>İnsana sadece yaşadıkları ve acıları kalır…<br><br>Yakup Köstekçi<br><br style="mso-special-character: line-break;"><!-- [if !supportLineBreakNewLine]--><br style="mso-special-character: line-break;"><!--[endif]--><o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><o:p> </o:p></span></i></p>
<p><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri','sans-serif'; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"><br><br><br style="mso-special-character: line-break;"><!-- [if !supportLineBreakNewLine]--><br style="mso-special-character: line-break;"><!--[endif]--></span></i></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>