KIRAATHANEDE BİLİMSEL MİZAH VAKASI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

“Mizah formülü: İnatçı bir tabure, hassas bir mikrofon ve bir tekir kedinin mükemmel zamanlaması.”

15 Eylül 2026 - 07:19
15 Eylül 2026 - 07:19 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 0  21
KIRAATHANEDE BİLİMSEL MİZAH VAKASI

KIRAATHANEDE BİLİMSEL MİZAH              VAKASI 

Mahallenin en neşesiz kahvesi olarak bilinen "Kıraathane 58", o gün hayatının en büyük sınavına hazırlanıyordu. Kahvenin daimi müdavimi olan emekli matematik öğretmeni Hikmet Hoca, kimsenin gülmediği, fıkraların havada asılı kaldığı bu kurak ortama son vermek için iddialı bir proje geliştirmişti. Ortaya atılan iddia büyüktü.Bu kahvedekileri güldürmek imkânsızdı.

Hikmet Hoca ise: "İmkânsız sadece biraz daha fazla veri gerektirir." diyerek masaya doğaçlama bir laboratuvar kurdu.

​Masanın tam ortasında, üzerinde kablolar sarkan son derece şüpheli bir sayaç duruyordu. Sayacın hemen yanında, ses dalgalarını desibel düzeyine kadar hassasiyetle yakalayan siyah bir mikrofon yükseliyordu. Sistemin beyni ise esnafın neşesini ölçmek için tasarlanan, ecnebi mühendislerin elinden çıkma entübe bir gülme ölçer cihazıydı. Hikmet Hoca, o güne kadar kimseden tek bir tebessüm bile koparamadığı için mahallenin gurur meselesi haline gelen ahşap tabureyi, laboratuvarın en stratejik noktasına, yani inatçılığıyla meşhur Berber Nuri’nin tam altına yerleştirdi.

​Berber Nuri, kollarını göğsünde kavuşturmuş, yüzünde subay tokadı yemiş gibi ciddi bir ifadeyle tabureye tırmandı.

"Hadi bakalım hoca, deliliğin bu kadarına da pes." derken; mikrofon kablosu ceketinin düğmesine takıldı.

Hikmet Hoca: " Sakin olun Nuri Bey, sistem hassas, kahkaha desibeliniz 70'i geçerse sayaç yeşil yanacak." diyerek son ayarları yaptı.

​O sırada kahvedeki herkes, ellerinde çay bardakları, nefeslerini tutmuş bu bilimsel mizah deneyini izliyordu. Çıtırdayan sobanın sesi dışında kimseden ses çıkmıyordu. Hikmet Hoca ilk fıkrayı patlattı, Temel'in fıkrası. Sayaçta çıt yok. Nuri’nin yüz kasları betonarme bir baraj gibi dimdik duruyordu. Hoca pes etmedi. İkinci fıkra, üçüncü fıkra derken tempoyu yükseltti. Gülme ölçer üzerindeki tek bir kırmızı LED bile yanmıyordu.

​Tam o sırada, kahvenin açık bıraktığı kapısından içeriye giren mahallenin tekir kedisi Müslüm, doğrudan Berber Nuri’nin bacaklarının arasına süzüldü ve Nuri’nin yeni yağlanmış, parıl parıl parlayan deri ayakkabısına sürünmeye başladı. Kedi, tam Nuri’nin pantolon paçasına tırnaklarını geçirdiği an, Nuri can havliyle bacağını yukarı çekti. Geriye doğru dengesini kaybeden Nuri, altındaki tabureyle birlikte geriye doğru devrildi.

​Tabure kahvenin tahta zemininde fırtına gibi kayarken, Nuri havada bodoslama takla atıp kahvenin ortasındaki usta şefin tepsisine, tam çay bardaklarının kucağına düştü. Üzerine dökülen üç bardak demli çay ve kafasına geçen çay tepsisiyle birlikte Nuri, yerden kalkmaya çalışırken ayağı mikrofon standına dolandı. Mikrofon, Nuri’nin elinde yankı yaparak doğrudan genzinden çıkan boğuk bir "Miyav!" sesini bütün kahveye son ses amfiyle yaydı.

​Kahvedeki sessizlik bir saniyeliğine yerini buz gibi bir şoka bıraktı, ardından kıraathanenin camları yerinden oynadı. Hayatında ilk defa bu kadar absürt bir felaket yaşayan Berber Nuri’nin kendi çıkardığı kedi sesine bakıp sırıtmasıyla birlikte, gülme ölçerin ibresi kırmızıdan mora döndü. Sayaç arıza lambası yakarak arka arkaya bip sesleri çıkarmaya başladı.

​Kahvedeki herkes masalara vura vura, çayları üstlerine döke döke kahkahaya boğuldu. Hikmet Hoca ise elindeki deftere büyük bir ciddiyetle:

Mizah formülü: "İnatçı bir tabure, hassas bir mikrofon ve bir tekir kedinin mükemmel zamanlaması." yazdı.

               DİLEK SARIKAYA

Menajer: İlayda Can & Dilara sarıkaya 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow