ALMANYA TRENİ 42. BÖLÜM – BEYAZ TOPRAKLA KUNDAKLANAN CAN

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Ve o küçücük bebek, beyaz toprağın içine sarılan kundakta hayata merhaba demişti.

15 Eylül 2026 - 18:52
15 Eylül 2026 - 18:52 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  45
ALMANYA TRENİ 42. BÖLÜM – BEYAZ TOPRAKLA KUNDAKLANAN CAN

42. BÖLÜM – BEYAZ TOPRAKLA KUNDAKLANAN CAN

Şakire’nin köy hayatında yaşadığı günler, yalnızca kendi ailesinin geçimiyle verdiği mücadeleden ibaret değildi.

Köyde kadınlar birbirlerinin derdine de koşardı.

Birinin işi zorlaştığında yardım edilir…

Birinin hastası olduğunda başına gidilir…

Bir kadının doğum zamanı geldiğinde ise yanında mutlaka başka kadınlar bulunurdu.

Şakire de böyle zamanlarda elinden geldiğince yardım ederdi.

Bir gün köydeki kadınlardan biri dağdan geliyordu.

Kadın yolda sancılanmıştı.

Sancıları giderek sıklaşmış, yürümekte zorlanmaya başlamıştı.

Evin önüne kadar geldiğinde artık dayanacak hâli kalmamıştı.

Şakire durumu fark eder etmez kadının yanına koştu.

Kadıncağızın doğumu başlamıştı.

Şakire hemen onu içeri aldı.

O zamanlar doğum için hastaneye gitmek her zaman mümkün değildi.

Köyün kadınları, bildikleriyle birbirlerine yardımcı olurlardı.

Şakire de o gün kadının başından ayrılmadı.

Bir yandan onu sakinleştirmeye çalışıyor, bir yandan da doğuma hazırlık yapıyordu.

Bir süre sonra…

Yeni bir can dünyaya geldi.

Küçücük bir bebek…

Daha gözlerini yeni açmıştı.

Annesinin kucağına verildiğinde odanın içinde başka bir sessizlik oluştu.

O sessizlikte yalnızca bebeğin sesi vardı.

Şakire yorgundu.

Ama yüzünde bir rahatlama vardı.

Anne de bebeğine sarılmıştı.

Şimdi sıra bebeği kundaklamaya gelmişti.

O zamanlar köylerde yeni doğan bebeklerin kundaklanmasında beyaz toprak kullanılırdı.

Beyaz toprak önceden hazırlanırdı.

Kundak bezinin içine, bebeğin altına gelecek şekilde konulurdu.

İnsanlar bunun bebeğe iyi geldiğine inanırlardı.

Beyaz toprak, bebeğin altını kuru tutmaya yardımcı olurdu.

Böylece bebeklerin kolay kolay hastalanmayacağı düşünülürdü.

Şakire de o gün bebeği beyaz toprakla hazırlanan kundakla sardı.

Bebeği dikkatlice yerleştirdi.

Bezini güzelce sardı.

Minicik bedeni kundakta iyice korunaklı hâle geldi.

Kadın bebeğine bakarken gözleri doldu.

Şakire de ona bakıp içinden şükretti.

Bir can daha dünyaya gelmişti.

O yıllarda insanların elinde bugünkü imkânlar yoktu.

Ama kadınların birbirlerine olan dayanışması vardı.

Bir annenin doğum sancısı başladığında, diğer kadınlar onun yanında olurdu.

Ne yapılacağını bilen, bilmeyene öğretirdi.

Birinin elinden gelen, diğerinin işine yarardı.

Şakire’nin hayatında da böyle çok gün yaşanmıştı.

Kendi evinin derdi başından aşkınken bile başkasının yardımına koşmuştu.

Çünkü köy hayatında insanlar birbirlerinin acısını da sevincini de paylaşırdı.

O gün de Şakire’nin evinin önünde, hayatın en büyük mucizelerinden biri yaşanmıştı.

Dağdan sancılar içinde gelen bir kadın…

Şakire’nin yardımı…

Ve sonunda dünyaya gelen küçücük bir bebek…

Bebeğin beyaz toprakla hazırlanan kundak içindeki hâli…

Bunların hepsi o günün hatırası olarak kaldı.

Belki yıllar sonra beyaz toprak artık kullanılmayacaktı.

Belki doğumlar hastanelerde yapılacaktı.

Belki çocuklar bambaşka şartlarda büyüyecekti.

Ama Şakire’nin yaşadığı o gün, köyün eski hayatından bir parça olarak hafızalarda kalacaktı.

Çünkü o gün Şakire yalnızca bir kadına yardım etmemişti.

Yeni doğmuş bir canın dünyaya gelişine eşlik etmişti.

Ve o küçücük bebek, beyaz toprağın içine sarılan kundakta hayata merhaba demişti.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.