<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; yasin pamuk</title>
<link>https://fikirizleri.com/rss/author/yasin-pamuk</link>
<description>Yazarlar &amp;amp; Paylaşım Platformu &amp; yasin pamuk</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Bu web sitesinin telif hakları © Fikir İzleri &amp;apos;ne (veya belirtilen kişiler hak sahibi olanlara) aittir ve ilgili mülkiyet, telif hakkı, ticari marka, kültür sanat, patent veya diğer kanunlar kapsamında korunmaktadır. © 2025 Fikir İzleri — Tüm hakları saklıdır. | Her Kalem Bir Söz, Her Fikir Bir İz Bırakır</dc:rights>

<item>
<title>Semina Coşkun Kimdir?</title>
<link>https://fikirizleri.com/semina-coskun-kimdir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/semina-coskun-kimdir</guid>
<description><![CDATA[ Henüz yayımlanmamış üç romanı bulunan Coşkun, Fikir İzleri platformunda ve kişisel blogunda yayımladığı kısa hikâyelerinde gotik anlatım, paranormal korku ve karanlık atmosfer unsurlarını işliyor. Eserlerinde korku ve gerilim türlerinin farklı anlatım olanaklarını değerlendiren yazar, edebî üretimini farklı platformlarda sürdürmeye devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202610/image_870x580_6adfaf752ff29.webp" length="7020" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 22:08:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>yasin pamuk</dc:creator>
<media:keywords>Trafik, karmaşa, kaos</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1 data-pm-slice="1 1 []"><span>Semina Coşkun: Korku ve Gerilim Edebiyatından Senaristliğe Uzanan Bir Yolculuk</span></h1>
<p><strong><span>Yazar ve senarist Semina Coşkun, korku, gerilim ve polisiye türlerindeki eserleriyle edebiyat çalışmalarını sürdürürken sinema ve müzik alanlarında da üretmeye devam ediyor.</span></strong></p>
<p><span>1997 yılında İstanbul’da dünyaya gelen yazar ve senarist Semina Coşkun, eğitim hayatını İstanbul’da tamamladı. 2019 yılında başladığı yazarlık çalışmalarını aralıksız sürdüren Coşkun, özellikle korku, gerilim ve polisiye türlerine odaklanıyor.</span></p>
<h2><span>Gece Terörü üçlemesiyle karanlık anlatılara odaklanıyor</span></h2>
<p><span>İnternet üzerinden okurlarla buluşturduğu eserleri arasında </span><strong><span>“Gece Terörü” üçlemesi</span></strong><span> önemli bir yer tutuyor. “Kan Vaftiz”, “Kendine Terapi” ve “Aden’in Rüyası” adlı eserlerden oluşan üçlemenin yanı sıra Coşkun’un “Ölüler ve Diriler” adlı eseri de bulunuyor. Yazar, üzerinde çalışmayı sürdürdüğü “Son Mürid” adlı romanını da internet üzerinden okurlarıyla paylaşıyor.</span></p>
<p><span>Henüz yayımlanmamış üç romanı bulunan Coşkun, Fikir İzleri platformunda ve kişisel blogunda yayımladığı kısa hikâyelerinde gotik anlatım, paranormal korku ve karanlık atmosfer unsurlarını işliyor. Eserlerinde korku ve gerilim türlerinin farklı anlatım olanaklarını değerlendiren yazar, edebî üretimini farklı platformlarda sürdürmeye devam ediyor.</span></p>
<h2><span>Senaryo çalışmalarında da üretken bir dönem</span></h2>
<p><span>Yazarlığın yanı sıra senaryo alanında da çalışmalar yürüten Semina Coşkun, son iki yıl içerisinde uzun metrajlı filmler ve mini diziler için toplam 20 senaryo kaleme aldı. Bu çalışmalarıyla edebiyat alanındaki üretimini görsel anlatı dünyasına da taşıyan Coşkun, farklı formatlarda hikâyeler oluşturmayı sürdürüyor.</span></p>
<p><span>Coşkun’un yazılı çalışmaları yalnızca kurmaca eserlerle sınırlı değil. “Hücum”, “Güzel İnsanlar”, “Kiraz Kuşu”, “Biz”, “Ediphane”, “Düşünce Kalesi” ve “Altın Sırma” dergilerinde çok sayıda makale ve deneme yazısı yayımlandı. Bu çalışmalar, yazarın farklı konularda kaleme aldığı metinlerle yazılı üretim alanını çeşitlendirdiğini gösteriyor.</span></p>
<h2><span>Edebiyatın yanında müzikle de ilgileniyor</span></h2>
<p><span>Sanatın farklı dallarına ilgi duyan Coşkun, müzik alanında da çalışmalar gerçekleştiriyor. Kendi bestelerini oluşturan sanatçı, eserlerini YouTube ve çeşitli müzik platformları aracılığıyla dinleyicilerle buluşturuyor. Ayrıca amatör olarak keman çalıyor.</span></p>
<p><span>Yazarlık, senaristlik ve müzik çalışmalarını bir arada sürdüren Semina Coşkun, farklı sanat dallarındaki üretimleriyle yaratıcı çalışmalarına devam ediyor. Edebiyat ve görsel anlatı alanındaki projelerinin yanı sıra müzikle kurduğu ilişki de sanat çalışmalarının önemli bir parçasını oluşturuyor.</span></p>
<p><strong><span>Korku, gerilim ve polisiye türlerindeki eserlerini senaryo çalışmaları ve müzik üretimiyle bir arada sürdüren Semina Coşkun, farklı anlatım biçimlerinde yeni çalışmalar ortaya koymayı hedefliyor.</span></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR</title>
<link>https://fikirizleri.com/butun-beyinlerin-ayni-olmasini-beklemek-beyinsizliktir</link>
<guid>https://fikirizleri.com/butun-beyinlerin-ayni-olmasini-beklemek-beyinsizliktir</guid>
<description><![CDATA[ BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR.

Hiç ara vermeden yaşanan heyecanlı günlerimizi, yenileri katılarak eksilmeyen ama durmadan istikrarını sürdüren bir haraketlilikle geçiriyoruz . Herkes kendi bakışı ile haklı ve kendisi gibi olmayanı hiç düşünmeden hedef tahtasına koymaya meraklı. Ya bendensin ya da karatoprağın burası şaka tabi ki ama başlıyorlar saydırmaya. Yeterki aynı düşüncede olma bir linç başlıyor, sana her şeyi reva görebiliyorlar. İstediğimi diyebilirim. Alay edebilirim, küfredebilirim, zarar verebilirim çünkü benden olmayanın yaşama hakkı yok değil mi?  Diye düşünüp davranıyorlar. Tam da böyle bir zamanın içindeyiz. 

Sosyal medya mantarı cinslerine göre toplamak için ideal ortam. Hepimiz hangi cins mantar olduğumuzu sergiliyebiliyoruz. Bence bu çok güzel ve değerli. İnsan zaten kendini de anlatabilmeli. Hakaret etmeden düşüncelerini yazabilmeli konuşabilmeli. Bütün beyinlerin aynı olmasını beklemek zaten beyinsizliğin göstergesidir.  Her bireyin aile yapısı, geçmişi, bağları, kültürü, yaşanmışlıkları, sosyal, iş ortamı ve yaşamdan bekledikleri var tabiki faklı olacak. Buraya kadar olması gereken bu gayet normal. 

Sıkıntı nerede başlıyor. Kendimiz gibi düşünmeyenlere gösterdiğimiz tepkilerde başlıyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum, kendi süzgeçime göre paylaşımı ya beğeniyorum ya da beğenmeden geçiyorum. Paylaşımı yapana nutuk atmıyorum, onun fikirlerini o an yazınca değişeceğini düşünecek kadar da sığ bir idrak  yapısına sahip değilim. Düşünme ve paylaşma hakkına saygı duyuyorum. Bu tür konuşmaların yüzyüze daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu hezeyanlar geçince kişiler yazılan o kırıcı sözcüklerin ardından boş yere incittikleri insanların tekrar yüzüne bakacağını da düşünmeli. Siyasetçilerde maaşlarını alıp işlerini yapıyor. Ötesi yok başka anlamlar yüklemeyin. 
Siyaset adamı ile Devlet adamı arasındaki ince farklar böyle zamanlarda çıkar ve tarihte bu hassas notları yazar.

Bence bir kaç şeyi acilen kontrol etmeliyiz ve gerekirse vazgeçmeliyiz. 
1.Sizin gibi düşünmeyenlerin düşüncelerinin yanlış olduğuna inanmaktan.
2.Sizin de yanlış düşünme ihtimalinizin olabileceğinden.
3.Demokrasinin sizin düşünceleriniz gerçekleştiğinde değil herkesin farklı düşünüp yaşadığında gerçekleşmiş olacağından.
4.Göztereceğimiz tepkilerin ahlak, etik kurallar içerisinde ve ceza gerektiren eylemlerden uzak durarak gerçekleştirilmesi gerekliliğine.
5.Konuştuğumuz alışılmış sloganların sindirilerek bilinerek algılanması ve kullanılmasından.
6.Devlete ait hiçbir kurum kuruluş ya da personele zarar verilmemesi gerektiğini
7.Kendiniz için istediğiniz anlayış ve genişliği sizin gibi düşünmeyenler içinde istememiz gerekliliğini. 
8.Aynı gemide olduğumuzu ama farklılıklar içinde barış içinde yaşamamız gereklilğini.
9.Yasama, yürütme ve yargının oradaki görevliler tarafından uygulanacağını onlar dışında kimsenin böyle bir hakkı olmadığını.
10.Devletimizin hep onsekiz yaşında olduğunu ve en çok kullanılan “iktidar başka, devlet başka” söyleminin kimseyi kandıramdığını. Herkesin bun bilincinde olduğunu.

Kısacası kimse aynı taraf olmak zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Yolumdaki kaldırım taşını bu ülkenin polisine, askerine vatandaşına atamazsın, kutsallara zarar veremezsin. İnsan gibi protestonu yapar gidersin. Aksi halde gözaltına alındığında ağlayamazsın.  Gidip başka ülke kapılarından medet umamazsın. Bu ülkede başkalarının kurallarına göre yaşayamazsın. 

Yasin Pamuk ]]></description>
<enclosure url="http://fikirizleri.com/uploads/images/202504/image_870x580_67f6477054dbc.webp" length="16184" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 13:15:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>yasin pamuk</dc:creator>
<media:keywords>farklılık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BÜTÜN BEYİNLERİN AYNI OLMASINI BEKLEMEK BEYİNSİZLİKTİR.</p>
<p>Hiç ara vermeden yaşanan heyecanlı günlerimizi, yenileri katılarak eksilmeyen ama durmadan istikrarını sürdüren bir haraketlilikle geçiriyoruz . Herkes kendi bakışı ile haklı ve kendisi gibi olmayanı hiç düşünmeden hedef tahtasına koymaya meraklı. Ya bendensin ya da karatoprağın burası şaka tabi ki ama başlıyorlar saydırmaya. Yeterki aynı düşüncede olma bir linç başlıyor, sana her şeyi reva görebiliyorlar. İstediğimi diyebilirim. Alay edebilirim, küfredebilirim, zarar verebilirim çünkü benden olmayanın yaşama hakkı yok değil mi? Diye düşünüp davranıyorlar. Tam da böyle bir zamanın içindeyiz.</p>
<p>Sosyal medya mantarı cinslerine göre toplamak için ideal ortam. Hepimiz hangi cins mantar olduğumuzu sergiliyebiliyoruz. Bence bu çok güzel ve değerli. İnsan zaten kendini de anlatabilmeli. Hakaret etmeden düşüncelerini yazabilmeli konuşabilmeli. Bütün beyinlerin aynı olmasını beklemek zaten beyinsizliğin göstergesidir. Her bireyin aile yapısı, geçmişi, bağları, kültürü, yaşanmışlıkları, sosyal, iş ortamı ve yaşamdan bekledikleri var tabiki faklı olacak. Buraya kadar olması gereken bu gayet normal.</p>
<p>Sıkıntı nerede başlıyor. Kendimiz gibi düşünmeyenlere gösterdiğimiz tepkilerde başlıyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum, kendi süzgeçime göre paylaşımı ya beğeniyorum ya da beğenmeden geçiyorum. Paylaşımı yapana nutuk atmıyorum, onun fikirlerini o an yazınca değişeceğini düşünecek kadar da sığ bir idrak yapısına sahip değilim. Düşünme ve paylaşma hakkına saygı duyuyorum. Bu tür konuşmaların yüzyüze daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu hezeyanlar geçince kişiler yazılan o kırıcı sözcüklerin ardından boş yere incittikleri insanların tekrar yüzüne bakacağını da düşünmeli. Siyasetçilerde maaşlarını alıp işlerini yapıyor. Ötesi yok başka anlamlar yüklemeyin.</p>
<p>Siyaset adamı ile Devlet adamı arasındaki ince farklar böyle zamanlarda çıkar ve tarihte bu hassas notları yazar. Bence bir kaç şeyi acilen kontrol etmeliyiz ve gerekirse vazgeçmeliyiz. </p>
<p>1.Sizin gibi düşünmeyenlerin düşüncelerinin yanlış olduğuna inanmaktan.</p>
<p>2.Sizin de yanlış düşünme ihtimalinizin olabileceğinden.</p>
<p>3.Demokrasinin sizin düşünceleriniz gerçekleştiğinde değil herkesin farklı düşünüp yaşadığında gerçekleşmiş olacağından.</p>
<p>4.Göztereceğimiz tepkilerin ahlak, etik kurallar içerisinde ve ceza gerektiren eylemlerden uzak durarak gerçekleştirilmesi gerekliliğine.</p>
<p>5.Konuştuğumuz alışılmış sloganların sindirilerek bilinerek algılanması ve kullanılmasından.</p>
<p>6.Devlete ait hiçbir kurum kuruluş ya da personele zarar verilmemesi gerektiğini</p>
<p>7.Kendiniz için istediğiniz anlayış ve genişliği sizin gibi düşünmeyenler içinde istememiz gerekliliğini.</p>
<p>8.Aynı gemide olduğumuzu ama farklılıklar içinde barış içinde yaşamamız gereklilğini.</p>
<p>9.Yasama, yürütme ve yargının oradaki görevliler tarafından uygulanacağını onlar dışında kimsenin böyle bir hakkı olmadığını.</p>
<p>10.Devletimizin hep onsekiz yaşında olduğunu ve en çok kullanılan “iktidar başka, devlet başka” söyleminin kimseyi kandıramdığını. Herkesin bun bilincinde olduğunu.</p>
<p>Kısacası kimse aynı taraf olmak zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Yolumdaki kaldırım taşını bu ülkenin polisine, askerine vatandaşına atamazsın, kutsallara zarar veremezsin. İnsan gibi protestonu yapar gidersin. Aksi halde gözaltına alındığında ağlayamazsın.</p>
<p> Gidip başka ülke kapılarından medet umamazsın. Bu ülkede başkalarının kurallarına göre yaşayamazsın. Yasin Pamuk</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>