Olamayışların Yorgunluğu

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
20 Ocak 2026 - 01:13
20 Ocak 2026 - 01:13 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  37
Olamayışların Yorgunluğu

Beni hep bu yersizlik hâlleri mahvetti. Kendi kendimi oyalayışım, sürekli “sonra, daha sonra, bir gün daha mutlu olacağım” diye kendimi kandırmam… İşte asıl beni tüketen buydu. Anla artık: Daha sonra çok daha mutlu olmayacak; her gün, azala azala tükeneceksin. Dünya denen zehir şarabından sana içirecekler. Her sabah yüzünü, boğazına düğümlenen heveslerinle yıkayacak; her akşam yoğurda ekmek niyetine olamayışlarını katık edeceksin. Hayat yolunda yürürken dikenlere çiçekten giysiler örmüşüm meğerse. Bilemedim… Diken, kaç kat giydirirsen giydir, dikendir. Bastığın anda canını yakmaya hazırdır. Ayaklarımın kanadığını, ağrının sızısını fark edememişim. Diken dilli insanların sözlerinin, ta bağrıma saplandığını da fark edememişim. Sözlerle fırlatılan o dikenleri hep kendi kusurum sanmışım; sahiplenmişim, içselleştirmişim. Evet, büyüyemedim ben. Her yıl bedenim ve aklım ilerlerken, yüreğimi onlara uyduramamışım. Yaşımın üzerimde eğrilen ağırlığını, kalbime pompalamışım yıllarca. Şu olamayışları, bundan sonra asla olmayacakları, beklediklerimi, kalp sızılarımı, hayal kırıklıklarımı, kursağımda kalan tüm kelimeleri bir benimseyebilsem… İşte o zaman, çocuk kalbim anlar: Artık hiçbir şey beni daha fazla üzemez. Çünkü insan acıdan değil; olamayışları oldurmaya çalışmaktan, kırgınlıkları ve kızgınlıkları “sonraki sevinç”le doldurmaya çalışmaktan yorulurmuş. İnsan, en çok da kendi çocuk kalbinden ve kendinden yorulurmuş.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Elif Hanne Çocukluğundan beri bulduğu her satıra tutunan, İnsanlardan nefesi daraldıkça kalem ve defterlerine sığınan, iç seslerin izini süren naçizane bir kalem.