SIRADAN BİR DÖNGÜYÜ KIRMAK: İNSANIN CESARETLE İMTİHANI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

​"Cesaret hiç korkmamak değil, eleştirilme ihtimalinin ortasında bile 'Ben de buradayım!' diyebilme gücüdür.". Hayatı kıyıda izlemek yerine dalgalarla yüzmeyi seçenlere dair içsel bir yazı.

27 Temmuz 2026 - 13:45
27 Temmuz 2026 - 13:45 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  35
SIRADAN BİR DÖNGÜYÜ KIRMAK: İNSANIN CESARETLE İMTİHANI

Hayat, biz denizin kıyısında beklerken bitmek bilmeyen dalgalar gibidir; cesaret ise boğulma pahasına kıyıda beklemek yerine o dalgalara karşı attığımız kulaçlardır. Bir şeylere cesaret etmek, hayatı sıradan bir döngüden çıkarıp ona derinlik ve anlam katan insani dürtülerimizdendir. Peki bizler ne yapıyoruz? Hâlâ kıyıda dalganın dinmesini mi bekliyoruz, yoksa dalgalara karşı kulaç atmaya başladık mı?

​İnsanın nelere karşı cesaretli davranması gerekir? Her yaptığımız iş, her davranışımız cesaret gerektirir mi, yoksa cesaret duygusu insan için hayati önem taşıyan konularla mı alakalıdır? Belki de cesaret, her gün devasa dağları devirmek değil; zihnimizdeki o görünmez bariyerleri aşabilme becerisidir. Bazen dış dünyadaki fırtınalardan ziyade, kendi içimizdeki "Yapamazsın!" fısıltılarına karşı durabilmektir.

​Kendi adıma bir cevap vermem gerekirse; çocukluğumdan beri kafamda hikâyeler dolaşıp dururdu. İzlediğim dizi ya da filmde beğenmediğim sahneleri "Böyle daha güzel olurdu." diyerek kafamda farklı oynatırdım. Fakat ne zaman kafamdakileri yazmak istesem "Ya kimse beğenmezse, ya dalga geçerlerse?" şeklinde düşüncelere kapılarak kendi cesaretimi kendim kırardım. Belli bir yaştan sonra da "Ya kimse beğenmezse?" düşüncesi yerini "En azından denedim." diyebilmeye bıraktı.

​Kendi zihnimdeki o fırtınalı denizden ilk kulacı atmam, tam olarak bu zihinsel dönüşümle başladı. Anladım ki cesaret; hiç korkmamak ya da kusursuz olmak değilmiş. Aksine, belirsizliğin ve eleştirilme ihtimalinin ortasında bile "Ben de buradayım!" diyebilme gücüymüş. İlk kelimelerimi kâğıda döktüğümde dalgalar durmadı ama ben yüzmeyi öğrenmeye başladım.

​Aslında insan, hayatın her anında büyük kahramanlıklar sergilemek zorunda değildir. Her adımımız, her kararımız büyük bir cesaret gerektirmez. Ancak hayatımıza derinlik katan o kritik yol ayrımlarında, yani bir hayalin peşinden gitmek, bir yanlışa "Dur!" demek, incinme pahasına sevmek ya da sadece kendi doğrumuzun arkasında durabilmek için cesarete muhtacız. Cesaret, tam da bu hayati konularda sıradan bir varoluş ile dolu dolu yaşanmış bir hayat arasındaki çizgiyi belirler.

​Peki, şimdi dönüp kendimize tekrar soralım: Hayatın kıyısında durup fırtınanın dinmesini bekleyerek günlerin geçişini mi izleyeceğiz, yoksa başımıza gelebileceklerden korkmadan o dalgalara doğru kulaç mı atacağız? Çünkü hayat; kıyıda güvenlik içinde bekleyenleri değil, ıslanmayı ve mücadele etmeyi göze alarak o denize atlayanları hatırlar.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burcu Parlak 05.01.1992 doğumluyum, evliyim ve yaklaşık bir yıldır yazarım. Artık cesaretsizlik yok, kafamdakileri ortaya dökme zamanı...