ALMANYA TRENİ 3.CÜ BÖLÜM - KADERİN DÜĞÜMLENDİĞİ GÜNLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Memduh, yaşadığı hayal kırıklığının ardından bir daha gönlünü kimseye açmamaya karar vermişti. Şakire ise yarım kalan hayallerini sessizce kalbinin en derin yerine gömmüştü. İkisi de kendi yolunda yürüdüğünü sanıyordu. Oysa kader, görünmeyen ipliklerle onları yavaş yavaş birbirine yaklaştırıyordu. Bazen bir söz, bazen bir bakış, bazen de hiç beklenmeyen bir karşılaşma, insanın bütün hayatını değiştirmeye yeterdi.

27 Temmuz 2026 - 13:22
27 Temmuz 2026 - 13:22 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 16  77
ALMANYA TRENİ 3.CÜ BÖLÜM - KADERİN DÜĞÜMLENDİĞİ GÜNLER

ALMANYA TRENİ 3.CÜ BÖLÜM - KADERİN DÜĞÜMLENDİĞİ GÜNLER

Ablası Selime yıllar önce Memduhların köyüne gelin gittiğinde, herkes onun bu uzak köyde zorlanacağını düşünmüştü. Fakat Selime kısa sürede çalışkanlığı, güler yüzü ve becerisiyle herkesin sevgisini kazanmıştı. Artık köyde sözü dinlenen, sevilen bir gelindi.

Memduh'un nişanının bozulmasının üzerinden çok geçmemişti. Köyde günlerce bu olay konuşulmuş, herkes kendi bildiğince yorum yapmıştı. En çok da Memduh'un annesi üzülmüştü.

Bir gün tandır başında ekmek yapan Selime'ye içini döktü.

"Bir daha köyden kıza niyetlenmem. Kızların hepsi bir değil ama... işte yandık bir kere."

Selime, elindeki ekmeği çevirdi. Hafifçe gülümsedi.

"Teyze.... Benim bir bacım var. Öyle her kıza benzemez. Akıllıdır, eli beceriklidir, sözü yerindedir. Dik durur ama kimsenin hakkını da yemez."

Memduh'un annesi merakla sordu.

"Bacın ha? Nasıl biridir?"

"Delikanlı kızdır. Eğri iş görmez. Haksızlığa boyun eğmez."

Bu sözler Memduh'un annesinin aklında kaldı. Ama asıl kararını değiştirecek olan, birkaç hafta sonra Çukurova'nın sıcağında yaşanacak bir olay olacaktı.

Çukurova güneşi tepeden kavururken herkes pamuk tarlasında çalışıyordu. Şakire de diğer işçiler gibi çömelmiş, sessizce çapasını vuruyordu. Alnından akan ter gözlerine kadar iniyor, ama o durmadan çalışıyordu.

Bir süre sonra yan tarafta çalışan bir adamın hile yaptığını fark etti. Adam kendi sırasını eksik bırakıyor, Şakire'nin önüne daha fazla iş yüklüyordu.

Şakire başını kaldırdı.

"Amca... Böyle olmaz. Arıkları bozuyorsun."

Adam aldırmadı.

"Sen işine bak."

Şakire bir kez daha uyardı.

"Herkes eşit çalışacak."

Adam alay ederek güldü.

"Sana mı soracağım?"

Şakire ayağa kalktı.

"Ben seni güzelce uyardım."

Adam yine güldü.

"Hadi bakalım..."

Bir anda elindeki mecrefeyi kaldırdı. Önce dizinin yanına vurdu. Adam sendeledi. Ardından ikinci darbeyle arığın içine yuvarlandı.

Tarlada çalışan herkes olduğu yerde kaldı.

Ardından sesler yükselmeye başladı.

"Vay arkadaş!"

"Helal olsun!"

"O kız tek başına adamı yere serdi!"

Olay kısa sürede bütün köye yayıldı.

Tam karşı tarlada çalışanlardan biri de Memduh'un annesiydi. Yanında Selime vardı.

Kalabalığa bakıp şaşkınlıkla sordu.

"Kim bu kız?"

Selime gururla gülümsedi.

"Benim sana anlattığım bacım... Şakire."

Memduh'un annesi uzun uzun baktı.

"Maşallah... Yüreği de var, bileği de... İşte bana böyle gelin gerek."

Selime hafifçe gülümsedi.

"Demiştim."

Aradan birkaç gün geçti.

İki aile gelenek gereği birbirlerini uzaktan görmek için buluştu.

Memduh sessizce ayakta duruyordu. Çalışmaktan nasır tutmuş ellerini arkasında birleştirmiş, gözlerini yere indirmişti.

Şakire bir an baktı.

Sonra ablasına eğildi.

"Abla... Bu su kabağı yapılı oğlanı kim alacak? Ben almam."

Selime gülmemek için kendini zor tuttu.

"Kızım... İyi çocuktur."

Ama Şakire'nin gönlü henüz ikna olmamıştı.

Akşam olduğunda evde yemek sessizlik içinde yenildi.

Bir ara babası kaşığını bıraktı.

"Kızım..."

Şakire başını kaldırdı.

"Memduh'un işi gücü var. Mesleği var. Eline ekmek yakışıyor."

Bir an durdu.

"Ben seni ona veriyorum."

Şakire'nin içi buz kesti.

Konuşamadı.

İtiraz edemedi.

Sessizce başını eğdi.

O gece kaderi onun yerine başkaları tarafından yazılmıştı.

Birkaç gün sonra Memduh, dükkânındaki mumlu ipler bitince kasabaya indi.

İşini bitirip köye dönerken yolu Şakire'nin evinin önünden geçti.

İçeriden kızların neşeli sesleri geliyordu.

Tam geçecekti ki bir kız seslendi.

"Memduh abi! Dantel ipi getirdin mi?"

Bir diğeri ekledi.

"Şakire abla için..."

Memduh gülümsedi.

"Getirdim."

Kızlar sevinçle kapıya koştular.

Tam o sırada Şakire göründü.

Güneş yüzünü aydınlatıyor, uzun örgüsü omuzlarından aşağı usulca uzanıyordu.

Memduh, onu ilk kez gerçekten görüyormuş gibi kaldı.

Şakire yaklaşarak,

"Külfet olduysa almasaydınız." dedi.

"Estağfurullah."

Memduh'un sesi her zamankinden daha yumuşaktı.

"İşinize yararsa ben mutlu olurum."

Kızlar ipleri alıp içeri koşunca ikisi birkaç saniye yalnız kaldılar.

Rüzgâr hafifçe esti.

Şakire'nin örgüsünden ayrılan birkaç tel Memduh'un koluna dokundu.

İncecik bir dokunuştu.

Ama Memduh'un yüreğinde yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralamaya yetmişti.

Şakire de onun gözlerindeki kırgınlığı fark etti.

İçinden,

"Bu adamın yüreğinde bir şey kırılmış... Ama hâlâ sıcak."

diye geçirdi.

İkisi de hiçbir şey söylemeden yollarına devam ettiler.

Ama o gün, farkına varmadan hayatlarının en önemli sayfası açılmıştı.

Günler geçtikçe karşılaşmaları arttı.

Memduh her kasaba dönüşünde kızlara iplik, düğme, boncuk getiriyor; Şakire ise artık onun ayak seslerini uzaktan tanıyordu.

Bir akşamüstü cesaretini topladı.

"Şakire..."

Genç kız sessizce döndü.

"Seni isteyeceğim... Eğer sen de uygun görürsen."

Şakire utançla başını eğdi.

"Anneniz haber salmış zaten."

İlk günkü isteksizliği kalmamıştı.

Kalbi yavaş yavaş yumuşuyordu.

O gece iki evde de lambalar geç söndü.

Biri yıllar sonra yeniden umut etmeye başlamıştı.

Diğeri ise kaderin sandığından bambaşka bir yol hazırladığını ilk kez hissediyordu.

Henüz ikisi de bilmiyordu...

Bu umut dolu günlerin ardından, onları doğdukları topraklardan binlerce kilometre uzağa götürecek yolculuk çok yakında başlayacaktı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.